MERVE YILMAZ GERGİN/ Çok değil üç dört yıl önceye kadar latte, yalnızca kahve ile sütün yumuşak uyumundan ibaretti. Üzerindeki ince köpük ile kalp, çiçek gibi desenlerle süslenirdi. Üçüncü nesil kahvecilikle birlikte çekirdeğin hikayesi, demleme teknikleri ve mekan deneyimi konuşulmaya başlandı. Bugün ise sektör yeni bir evreye geçti. Gelişen teknolojilerle beraber latte art, klasik çizgilerin ötesine geçerek fotoğrafların, desenlerin, logoların, kişisel mesajların işlendiği bir sanat formuna dönüştü. Bugün kahve fincanları sadece bir içecek sunmuyor. Duyguları, anıları, bazen de kırgınlıkları taşıyor. Öyle ki, üzerine basılan bir fotoğraf, küsleri barıştırabiliyor.
Kafe işletmecilerinin verdiği bilgilere göre, dijital baskı teknolojileriyle desteklenen bu uygulama, müşteri trafiğini artırırken, satışlara da doğrudan katkı sağlıyor. Sosyal medyanın da tetiklediği bu dönüşüm, kahveyi sadece içilen bir ürün olmaktan çıkartıp paylaşılabilir bir içerik haline getirirken, girişimciler için de henüz doygunluğa ulaşmamış yeni bir pazarın kapısını aralıyor.
GÖRSEL BİR DENEYİM SATILIYOR
Latte art espresso bazlı kahveler üzerine süt köpüğü ile yapılan desen oluşturma sanatı. Dünyada bir süredir oldukça popüler. Ülkemizde ise son üç dört yıldır yükselişte. Artık sadece kahve değil, 'görsel deneyim' satılıyor. Numa Cafe Kurucusu Burcu Aktaş, bu deneyime önem verdiklerini, latte art ile bu lezzeti görsel şölene çevirdiklerini belirtiyor. Numa Cafe'de başlangıçta bu işe kahve konseptiyle başlamış. Şimdilerde ise kahvaltı tabakları ve doyumluk snack menü seçenekleri de yerini almış. Kurucu Aktaş'a göre en çok satan ürün kahve ve tatlı. Kahvede en çok latte ve americano talep görüyor.
Aktaş, klasik latte art yapabilmek için kesinlikle eğitimin şart olduğunu, sonrasında pratik ve el becerisi ile yapılabileceğini aktarıyor. Türkiye'ye bambaşka bir art deneyimi getirdiklerinin altını çizen Aktaş, sadece kahve art için tasarlanmış, renkli ya da renksiz akla gelebilecek her şeyi çizen ve yazan bir makine kullandıklarını belirtiyor. Bu makine ile fotoğraf basılabiliyor. Ayrıca patili dostlarla basılan fotoğraflarda çok tercih edilenler arasında. Yine favori takım logolarına da çok rağbet ediliyor. Numa Cafe'de standart bir latte'nin fiyatı 320 lira. Süt ve şurup seçimleri ile fiyat değişebiliyor. Ancak art için ücret alınmıyor. Bu uygulamalar müşteri ilgisini çekiyor. Fotoğraflar çekilip paylaşımlar yapılıyor. Aktaş, bu paylaşımların latte art'ı deneyimlemek isteyenleri doğrudan getirdiğini söyleyerek artık sadece kahve değil deneyim satıldığını konuşmasına ekliyor. Numa Cafe'de günlük satışlarda latte art'ın payı yüzde 40. Bu ürünlerin hemen hemen hepsi de art ile satın alınıyor. Art için yapılan çizimler, yazılar, yaş, cinsiyet ya da meslek ayırmıyor. Kadın müşteriler çiçek, kelebek, kalp vs. seviyorsa erkek müşteriler de sevdikleri futbolcuların fotoğraflarını, tuttukları takımları ya da yaptıkları spora dair baskılar isteyebiliyorlar. Özel günlerde, doğum günlerinde yine isim ve tebrik mesajları yazdırabiliyorlar. Latte art'ın geçici bir trend olduğunu düşünmediğini de ifade eden Aktaş, aksine bunun kahve kültürünün bir parçası haline geldiğini vurguluyor. Aktaş, "Son dönemlerde dijital teknolojilerle desteklenmesiyle birlikte klasik latte art bambaşka bir boyuta taşındı. Yani özünde kalıcı ve kendini sürekli yenileyen bir trend diyebiliriz. Yeni bir girişimci latte art odaklı bir kafe açsa bile sadece latte art odaklı başarı getirmez. Doğru konsept, iyi kahve, kaliteli deneyim ile olur" diyor.
ZANAAT VE TEKNOLOJİ BİR ARADA
Latte art, aslında sütün kahveyle buluştuğu estetik bir sunum biçimi olarak ortaya çıkıyor. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle artık yalnızca bir içecek değil aynı zamanda görsel bir şölene dönüşmüş durumda. Coffe'n Craft Kurucusu Gökay Yürür'ün ifadesine göre yola çıkış motivasyonu, yalnızca kahve sunulan bir mekan değil, misafirlere içilebilir sanat deneyimi yaşatmak olmuş. İlk etapta nitelikli kahve pastacılık ürünlerine odaklanan kafe, zamanla konseptini geliştirmiş. Yürür, şimdilerde Amerika'da fuarda gördüğü makineyi Türkiye'ye getirip müşterilere özel deneyim sunuyor.
Coffe'n Craft, bugün 3D baskı teknolojisiyle kişiye özel sunumlar yapan bir deneyim noktasına dönüşmüş durumda. Latte art'ın yalnızca estetik bir dokunuş olmadığını söyleyen Yürür, bu sürecin ciddi bir eğitim ve pratik gerektirdiğini vurguluyor. El becerisi, baristanın imzası olarak öne çıkarken, teknolojik destekle bu sanat daha ileri seviyeye taşınıyor. Hazırlanan kahvenin üzerine milimetrik ve hatasız görseller basılabiliyor. Böylece zanaat ve teknoloji bir arada oluyor. Yürür'e göre müşteriler en çok kişiselleştirilmiş tasarımlara ilgi gösteriyor. Telefonlarındaki fotoğrafları, tuttukları takımın logosunu ya da anlık ruh hallerini yansıtan görselleri kahve üzerinde görmek istiyorlar. Burada da latte art uygulaması için ekstra bir ücret talep edilmiyor. Bu uygulamanın hem müşteri trafiğini artırdığını hem de ürünün algılanan değerini yükselttiğini ifade eden Yürür, dolaylı olarak bunun karlılığa da olumlu yansıdığını dile getiriyor. Satılan her 10 sütlü kahveden yedi tanesi mutlaka görsel bir dokunuşla talep ediliyor. Özellikle hafta sonları bu oran çok daha yukarılara çıkıyor. İlgi gösteren müşteri kitlesi oldukça geniş. Bu konuda gençlerin ve sosyal medya içerik üreticilerinin başı çektiğini belirten Yürür, bu ürünlere turist ve ailelerin de yoğun ilgi gösterdiğini söylüyor. Yürür, tekrar ziyaret oranındaki artışın yalnızca görsellikten kaynaklanmadığını özellikle vurguluyor. Görsellik ilk adımı oluştururken, lezzet ise kalıcı hale getiriliyor. Yürür, bu alana girmek isteyenlere ise şu sözlerle sesleniyor: "Kahve çekirdeğinin kalitesine yatırım yapmak, sosyal medyayı etkin kullanmak ve doğru lokasyon seçimi yapmak sizi her zaman bir adım öteye taşır."
Habip ERGENÇ / PARBOT Robotik Barista Sistemleri Kurucusu
"Dönüşümün erken oyuncularından biriyiz"
PARBOT'u bir kahve markasından çok, "deneyim teknolojisi" olarak konumlandırıyoruz. Kahveyi sadece bir içecek olmaktan çıkarıp kişiselleştirilebilir bir deneyime dönüştürüyoruz. 2025 yılında İstanbul'da faaliyetlerimize başladık. Yüksek mekatronik mühendisi kimliğimin de etkisiyle robotik, otomasyon ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren bir yapıyı hayal ettik. Amacımız kahve sektörüne teknoloji odaklı yeni bir bakış açısı kazandırmak. PARBOT tamamen otomatik çalışan bir robotik kahve sistemidir. Kullanıcı siparişini ekrandan veya QR üzerinden verir, kahve robotik sistem tarafından hazırlanır ve ardından seçilen görsel, özel baskı teknolojisiyle kahvenin üzerine işlenir. Tüm süreç temassız ve yüksek hijyen standartlarında kahve türüne göre 2-3 dakika arasında gerçekleşir. Her latte art dan sonra süt pitcher'ı robot tarafından otomatik yıkanır, durulanır ve bir sonraki sipariş için hazır duruma geçer. Tüm bunlar müşterinin önünde gerçekleşir. Sosyal medya bizim için en güçlü büyüme kanallarından biri. Kullanıcılar deneyimi paylaşmak istiyor ve bu da organik olarak yeni müşteri getiriyor. Özellikle fotoğraflı kahveler ciddi bir viral etki oluşturuyor. Biz bunu geçici bir trend olarak değil, kalıcı bir dönüşüm olarak görüyoruz. Tüketici davranışları hız, hijyen ve kişiselleştirme yönünde değişiyor ve bu model tam olarak bu üç ihtiyacı karşılıyor. En çok tercih edilen latte artlar selfie'ler ve çift fotoğrafları oluyor. Bunun dışında marka logoları, özel gün mesajları ve eğlenceli yazılar da oldukça popüler. Hatta birbirine küsmüş çiftlerin bu deneyim sayesinde barıştığına bile şahit olduk. Bu modeli global ölçekte büyütmeyi hedefliyoruz. Kahve artık sadece içilen bir ürün olmaktan çıkıp, deneyim ve paylaşım odaklı bir alana evriliyor. Kişiselleştirme ve teknoloji bu dönüşümün merkezinde olacak. Biz de bu dönüşümün erken oyuncularından biri olarak konumlanıyoruz.
Niyazi ÇOŞKUNSOY / Coffex Fuarı Kurucusu
"Sosyal medya talebi artırıyor"
Latte art'ın kökeni 1980'lere, özellikle ABD'nin Seattle şehrine uzanır. David Schomer'in öncülüğünde gelişen bu teknik, zamanla kahve dünyasında bir zanaatkârlık imzasına dönüşmüştür. Latte art yapmak için profesyonel bir eğitim şart değildir, ancak doğru teknikleri öğrenmek süreci hızlandırır. Son dönemde Coffex Fuarı kapsamında düzenlediğimiz latte art workshop'lar da bunu deneyimleme imkanımız oldu. Katılımcılar kısa süre içinde temel desenleri uygulamaya başlayabiliyor. Bu da latte art'ın tamamen sonradan öğrenilebilen bir beceri olabileceğini bizlere gösteriyor. Sosyal medya etkisi talebi artırmaya devam ediyor. Instagram ve TikTok gibi platformlar latte art'ın popülerleşmesinde büyük rol oynadı. Artık kahve sadece içilen bir ürün değil, aynı zamanda görsel bir deneyim haline geldi. Herkes öğrendiği farklı yöntemleri ve teknikleri takipçileriyle paylaşarak bir topluluk oluşturuyor. Latte art artık geçici bir trend olmaktan çıkmış durumda. Üçüncü nesil kahveciliğin temel unsurlarından biri haline geldi. Ancak burada önemli bir nokta var. Latte art tek başına yeterli değil. Tüketici artık hem kaliteli kahve hem de deneyim bekliyor. Latte art odaklı bir kafe doğru kurgulanırsa başarılı olabilir. Ancak sürdürülebilir başarı için ürün kalitesi, mekân deneyimi ve marka hikâyesi de güçlü olmalıdır.