Online müzayede sanat pazarını büyüttü
MERVE YILMAZ GERGİN / Eskiden müzayede evleri yalnızca alışveriş yapılan yerler değildi. Takım elbiseli koleksiyonerler ön sıralarda yer alır, müzayedecinin "Satıyorum… artıran var mı?…Sattım!" sözü o ana tanıklık edenler için unutulmaz bir deneyim olurdu. Küçük bir baş hareketi ya da bir el kaldırma, fiyatı bir anda yukarı taşırdı. Eseri yerinde görmek, dokusunu hissetmek, hatta hikayesini dinlemek kararın önemli bir parçasıydı. Zamanla bu düzen değişmeye başladı. Pandemiyle birlikte ise müzayedeler hızla online ortama taşındı. Bugün aynı ses, bu kez ekran başında yankılanıyor. Farklı şehirlerden, hatta ülkelerden bağlanan katılımcıların ekranlarında yaşanıyor. Teklifler saniyeler içinde veriliyor, rekabet dijital platformlarda yaşanıyor. Haliyle fiziksel deneyimin yerini ekranın alması, güven, şeffaflık ve doğru değerleme konularını daha kritik hale getiriyor. Mars Mezat Kurucusu Mehmet Ünal'a göre, bu hızlı değişim her zaman sağlıklı ilerlemiyor. Piyasaya yeni giren ve yeterli deneyime sahip olmayan aktörlerin hatalı uygulamaları hem yatırımcıyı yanıltıyor hem de sektörün güvenilirliğini zedeliyor. Ünal, sanatın doğru yönlendirme ile güçlü bir yatırım aracı olabileceğini vurgulayarak, bilinçsiz alımların çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlandığını belirtiyor. Arthill Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kocabaş ise işin daha çok arka planına dikkat çekiyor. Müzayedelerin belirli kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini vurgulayan Kocabaş, gerekli ekspertiz ve denetim süreçlerinden geçmeyen satışların sektöre zarar verdiğini ifade ediyor. Nefs Müzayede Kurucusu Hakan Moğultay da Türkiye'de sanat piyasasının son yıllardaki büyümesine rağmen en önemli sorunlarından birinin maliyet yapısı olduğunu, özellikle yüzde 20 seviyesindeki KDV oranının sektörde ciddi bir yük oluşturduğunu belirtiyor. Moğultay, bu durumun hem alıcıyı hem de müzayede evlerini zorladığını, hatta haksız rekabete yol açtığını ifade ediyor.
GENÇ SANATÇILARA İLGİ ARTIYOR
Müzayede piyasasında son yıllarda dikkat çeken bir hareketlilik söz konusu. Ancak bu hareketliliğin her zaman sağlıklı bir büyümeye işaret etmediği belirtiliyor. Özellikle son dönemde şeffaflık, etik ve doğru fiyatlama konularında soru işaretleri artmış durumda. Mars Mezat Kurucusu Mehmet Ünal, piyasaya yeni giren ve yeterli deneyime sahip olmayan aktörlerin yanlış uygulamalarının sektöre zarar verdiğini ifade ediyor. Koleksiyoner profilinde de değişim gözlemleniyor. Yeni nesil alıcılar, daha az bilinen ancak potansiyeli yüksek sanatçılara yönelirken, klasik ustalar da bu ilgiyi karşılamak adına yeni teknikler denemeye başlıyor. Üç boyutlu eserlere olan talebin arttığı, ancak bu alandaki üretimin henüz yeterli seviyeye ulaşmadığı belirtiliyor. Genç sanatçılara yönelik ilginin artmasında eğitim kurumlarındaki dönüşümün etkili olduğu, ressam olan Hakan Esmer gibi isimlerin bu süreçte önemli rol oynadığı ifade ediliyor. Açık artırmalarda fiyatı belirleyen unsurlar arasında eserin özgünlüğü, teknik başarısı, doğru fiyatlama yapılmış olması, müzayede evinin iyi bir referans olması ve sanatçının üretkenliği gibi faktörler fiyatı yukarı taşıyan özellikler arasında gösteriliyor. Piyasada en yüksek fiyatlı satışlar genellikle belirli sanatçılar etrafında yoğunlaşıyor. Devrim Erbil, Ergin İnan, Burhan Doğançay, Nuri Abaç, Yalçın Gökçebağ ve Nuri İyem gibi isimler halen en değerli imzalar arasında yer alıyor. Özellikle 1980–2000 yılları arasındaki üretimlerin koleksiyonerler tarafından zirve dönem olarak görüldüğü ifade ediliyor.
ERKEN YATIRIM YAPAN KAZANIR
Mehmet Ünal, bir zamanlar orta gelir grubuna hitap eden sanatçıların eserlerinin bugün çok yüksek fiyatlara satılabildiğini söylüyor. Örneğin, Nuri Abaç imzalı bir eser için günümüzde milyonlu rakamlar telaffuz ediliyor. Dijital sanat ve NFT alanında yaşanan hızlı yükselişin ardından belirgin bir durgunluk dikkat çekiyor. Kolay çoğaltılabilirlik avantajının zamanla dezavantaja dönüştüğü, etik sorunların arttığı ve piyasanın güven kaybı yaşadığı belirtiliyor. Bu alanda erken dönemde yatırım yapanların kazanç sağladığını belirten Ünal, sonradan girenlerin ise zarar edebildiğini dile getiriyor. Pandemi sonrası yükselişe geçen online müzayedelerin payı artmış olsa da son dönemde galerilerin yeniden güç kazandığı gözlemleniyor. Fiziksel galerilerin sanatçılar için önemli bir referans alanı oluşturduğu ve ikinci el piyasayı beslediğini ifade ediliyor. Bu durumun sektör açısından olumlu bir denge yarattığı değerlendiriliyor. Ünal'a göre, önümüzdeki beş yıl içinde sanat piyasasında büyüme beklenirken, daha uzun vadede bu büyümenin sürdürülebilirliği konusunda bazı soru işaretleri bulunuyor. Ünal da sanat eserine talebin artmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve entelektüel bir altyapı gerektirdiğine dikkat çekiyor. Ünal, evinde eski eşyası, antikası olan kişilerin köklü firmalara başvurmasını tavsiye ediyor ve en doğru yönlendirmeyi, sektörde en çok deneyime sahip olan kişilerin yapacağını söylüyor. Ünal, "İlan sitelerindeki astronomik rakamlara kanıp hayal dünyasına kendilerini kaptırmasınlar" diye de uyarıda bulunuyor.
"DONANIMLI KURUMLAR TERCİH EDİLMELİ"
Arthill Müzecilik Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kocabaş'a göre koleksiyoner ve sanatseverlerin, eser aldıkları müzayedelerin yönetmeliğine ve kanunlara uygun yapıldığından emin olmaları gerekiyor. Satışa sunulan eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili müzeler tarafından kontrol edilerek piyasaya çıkarılmasının önemine dikkat çekiliyor. Ayrıca ruhsat sahibi, ehil, yeterli bilgi ve donanıma sahip kişi ve kurumların tercih edilmesi gerekiyor. Kocabaş, açık artırma sırasında bir eserin fiyatını yukarı taşıyan en önemli faktörlerin nadirlik ve provenans olduğunu belirtiyor. Türk Hat ve Resim Sanatı'nın her zaman popüler olduğunu ifade eden Kocabaş, Osmanlı sanat eserleri ve diğer alanlarda piyasanın koleksiyoner eğilimlerine göre değiştiğini söylüyor. Bir dönem tombak eserler, bir dönem Tophane işleri, bir dönem ise cep saatleri öne çıkıyor. Arthill'de ise Osmanlı sultanlarına ait ünik eserler ve saraya yapılmış özel eserler, özellikle altın murassa yani değerli taşlarla bezenmiş parçalar rekor kırıyor. Kocabaş'a göre büyük üstatların eserleri her zaman en değerli. Hat sanatında Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Kazasker Mustafa İzzet; klasik resimde Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Hoca Ali Rıza; modern sanatta Fahrelnissa Zeid, Burhan Doğançay, Fikret Mualla gibi isimlerin öne çıktığı belirtiliyor. Osmanlı sanat eserlerinde ise sultani ve saray işi eserler ile erken dönem eserlerin en yüksek fiyatlara ulaşıyor. Ayrıca İznik seramikleri ve Bursa çatmaları da her zaman popüler. Kocabaş konuşmasına, eser sahiplerinin ellerindeki eserlerle ilgili detaylı bilgi ve fotoğrafları e-mail veya whatsapp yoluyla iletmelerinin en pratik yöntem olduğunu ekliyor. Ön değerleme sonrasında ilgi alanlarına giren eserlerin ulaştırılmasının organize edildiğini söyleyen Ünal, ekspertiz ve değerleme sürecinin ardından ise müzayedelerde sergilenerek yeni koleksiyonerlerle buluşturulduğunu belirtiyor.
"SANAT PİYASASI BÜYÜYECEK"
Nefs Müzayede Kurucusu Hakan Moğultay da sanat ve koleksiyon dünyasına ilişkin değerlendirmelerinde herkesin koleksiyon hikâyesinin farklı olduğunu vurguluyor. Sanata yatırım yapılması gerektiğini belirten Moğultay, ister yatırım ister prestij amacıyla başlanmış olsun, her iki durumda da zamanla maddi bir karşılık elde edilebileceğini söylüyor.
Türkiye'de sanat eserlerine olan ilgi antikadan çok çağdaş eserlere yönelmiş durumda. Bunun nedeni ise yaşam alanlarının küçülmesi ve minimalist yaşam tarzının yaygınlaşması. Bu değişim, sanat eseri tercihlerine de doğrudan yansıyor. Sanata yatırım için başlangıç seviyesi için belirli bir yatırım tutarı bulunmuyor. Bunun tamamen kişinin gelirine bağlı olduğunu söyleyen Moğultay, sanata ilgi duyanlara bol bol müze gezmelerini ve gözlerini eğitmelerini tavsiye ediyor. Çok ucuz eserler konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Moğultay, eserlerin mutlaka araştırılması, ekspertiz raporunun istenmesi ve fatura alınmasının önemine dikkat çekiyor. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde sanat piyasasının büyüyeceğini öngören Moğultay, yurtdışı seyahatlerin artması ve sosyal medya sayesinde insanların sanata olan ilgisinin hızla yükseldiğini belirtiyor. Türkiye'de önemli sanatçıların en değerli eserlerinin genellikle koleksiyonlarda bulunduğunu söyleyen Moğultay, piyasada nitelikli eser sayısının sınırlı olduğunu, bu nedenle yatırımcıların genç sanatçılara yöneldiğini ifade ediyor. En yüksek fiyatlı sanatçılar arasında Osman Hamdi Bey başta olmak üzere, Neşet Günal, Fahrelnissa Zeid, Cihat Burak, Nejat Devrim ve Mehmet Güleryüz gibi isimlerin eserlerinin yüksek rakamlara satılıyor.
"KDV HAKSIZ REKABET YARATIYOR"
Müzayedeciliği, iki kişi arasındaki alışverişe aracılık etmek olarak tanımlayan Moğultay, mevcut KDV uygulamasının sektörde haksız rekabet yarattığını savunuyor. Yüzde 20'lik KDV oranının yüksek olduğunu ifade eden Moğultay, bu durumun hem alıcıyı hem de piyasayı olumsuz etkilediğini belirtiyor ve bu konuda da Maliye ve Kültür Bakanlığı'na başvurular yaptıklarını dile getiriyor. Günümüzde müzayedelerin büyük çoğunluğu online olarak gerçekleştiriliyor. Moğultay, buna rağmen sanat eserlerinin mutlaka yerinde görülmesini tavsiye ediyor. Eser satmak isteyenlere de önerilerde bulunan Moğultay, güvenilir ve köklü müzayede evleriyle çalışılması gerektiğini, eserin orijinalliğinin ve geçmişinin (provenansının) mutlaka araştırılması gerektiğini belirtiyor.
"KÜRESEL SAVAŞ PİYASAYI ETKİLİYOR"
Müzayede ve sanat yatırımı piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İrdem Art Antique Kurucusu Ramazan İrdem, Türkiye'de piyasanın son yıllarda büyük değişim geçirdiğini söylüyor. İrdem, özellikle pandemi sonrası online müzayedelerin etkisinin ciddi şekilde arttığını belirtirken, piyasada kara para aklama iddialarının da sıkça gündeme geldiğini ifade ediyor. Sanat yatırımında en önemli unsurun hikayesi olan eserler olduğunu vurgulayan İrdem, tablo, saat, madalya ve kılıç gibi geçmişi, hikayesi ve tarihi olan objelerin yatırımcı açısından her zaman daha değerli olacağını belirtiyor. Küresel savaş endişeleri ve ekonomik korkuların piyasayı doğrudan etkilediğini de belirten İrdem, bu gelişmelerin piyasayı olumsuz etkilediğini vurguluyor.
İrdem'e göre özellikle Osmanlı dönemi eserler uluslararası piyasada daha fazla karşılık buluyor. Osman Hamdi Bey ve İbrahim Çallı gibi isimlerin dünya çapında ilgi gördüklerini vurgulayan İrdem, koleksiyonerlere ellerindeki eserleri koruma altına almalarını ve düzenli bakımlarını yapmalarını öneriyor. Gerçek bir müzayede evi kurmanın ciddi bir sermaye gerektirdiğine işaret eden İrdem, bu maliyetin 1 milyon dolar ile 50 milyon dolar arasında değişebileceğini söylüyor. Sektöre giriş konusunda da uyarılarda bulunan İrdem, Türkiye'de çoğu kişinin önce koleksiyoner olarak başladığını, ardından müzayede evine dönüştüğünü belirtiyor. Son 10 yılda çıraklıktan yetişen isimlerin azaldığını da söyleyen İrdem, "Artık genellikle sermaye gücü olan kişiler sektöre giriyor. Bilginiz yoksa bu işe asla girmeyin" diyor.
BÜYÜK SIÇRAMA YAŞAYACAK
Tepe Art Project Kurucusu Yaşar Tepe ise sanat piyasasının son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, günümüzde 200 milyon doların üzerinde bir hacme ulaşan sektörün her geçen gün büyüdüğünü söylüyor. Tepe'ye göre sanat eserleri geçmişte daha çok prestij amacıyla satın alınıyordu. 2000'li yıllardan sonra ise yatırım aracı olarak görülmeye başlandı. Özellikle 2020 sonrası artan enflasyon ve müzayede sayılarındaki yükselişle birlikte insanlar eser alıp satarak kar edebileceklerini gördüler. Bu da sanatı alternatif yatırım araçlarından biri haline getirdi. Müzayedecilik anlayışı da son yıllarda önemli ölçüde değişti. Eskiden büyük otellerin balo salonlarında gerçekleştirilen organizasyonlar, pandemi ve dijitalleşme süreciyle birlikte online platformlara taşındı. Böylece sanat satışları daha ulaşılabilir hale gelirken, online müzayedelerin payı yükselmiş oldu. Sanat koleksiyonculuğundaki dönüşüme değinen Tepe, geçmişte antika eşya koleksiyonlarının ön planda olduğunu ancak günümüzde çağdaş ve modern sanat eserlerine yönelimin arttığını belirtiyor. Akademik kariyeri olan ve belirli bir yaş seviyesine ulaşmış sanatçıların hala daha fazla ilgi gördüğünü ifade eden Tepe, genç sanatçılara yatırım yapan yeni bir kitlenin de oluştuğunun altını çiziyor. Sanat yatırımı yapmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Tepe, geleceği olan ve henüz fiyatları tam anlamıyla yükselmemiş sanatçıların takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye sanat piyasasının geleceğinden oldukça umutlu olduğunu belirten Tepe, Türkiye'de sanat piyasasının henüz emekleme aşamasında olduğunu ifade ediyor. Tepe, "Bugün sanat galerisi olmaz denilen yerlerde bile galeriler göreceğiz" diyor. Tepe Art Project'in büyüme hikayesinde güven unsurunun belirleyici olduğunu vurgulayarak, genellikle tavsiye üzerine büyüyen bir yapıda olduklarını, az reklam yapıp çok iş ürettiklerini söylüyor.
POKEMON KARTLARINA İLGİ YOĞUN
Yaklaşık 10 yıldır profesyonel olarak antika ve sanat danışmanlığı yaptığını belirten Antikacı ve Sanat Ekspertizi Hamza Demirkapu, alım satımın yanı sıra danışmanlık ve ekspertiz hizmetleriyle de ilgilendiklerini söylüyor. Ekip arkadaşlarıyla birlikte bilirkişilik çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Demirkapu, kurumlara danışmanlık verdiklerini ve ev ziyaretleri gerçekleştirerek eser incelemelerinde bulunduklarını aktarıyor. Türkiye'de en çok ilgi gören koleksiyon ve antika kategorilerinin zaman içerisinde önemli değişimler gösterdiğini belirten Demirkapu, sektörün trendlerinin sürekli yenilendiğini söylüyor. Pandemi sonrasında koleksiyonculuk dünyasında yeni bir alanın dikkat çekici şekilde büyüdüğünün altını çizen Demirkapu, bu çerçevede imzalı forma ürünlerine olan ilginin önemli ölçüde arttığını söylüyor. Antika denildiğinde genellikle 100 yılı doldurmuş eserlerin akla geldiğini hatırlatan Demirkapu, günümüzde daha yakın dönemlere ait objelerin de ciddi koleksiyon değeri taşıyabildiğini vurguluyor. Bugünün genç koleksiyonerlerinin klasik dekoratif eşyalardan çok popüler kültür ürünlerine yöneldiğini söyleyen Demirkapu, bu değişimin sektörde yeni pazarlar oluşturduğunu ifade ediyor. Örneğin 30'lu yaşlardaki koleksiyonerlerin klasik bir avize almak yerine Pokemon kartları gibi farklı alanları tercih ettiklerini kaydeden Demirkapu, Türkiye'de son yıllarda bu alana yönelik yeni mağazaların açıldığına işaret ediyor. Günümüzde en çok ilgi gören koleksiyon alanlarına da değinen Demirkapu, imzalı kitapların, plakların, modern resimlerin, pop art eserlerin ve tasarımcı imzalı vintage mobilyaların öne çıktığını belirtiyor. Antika koleksiyonculuğuna yeni başlayanların yaptığı hatalara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hamza Demirkapu, aslında bu durumu hata olarak görmediğini söylüyor. Antikacılığın belirli bir okulunun olmadığını vurgulayan Demirkapu, "Bu merak ya aileden gelir ya da kişinin kendi ilgisiyle gelişir. İnsanlar antika pazarlarını gezer, belirli alanlarda koleksiyon yapmaya başlar. Yıllar sonra bazı alımlarını yanlış bulabilirler ancak bu bir hata değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır" diyor.
"KALİTELİ ÜRÜN ALIN"
Koleksiyon oluştururken kaliteye odaklanılması gerektiğini belirten Demirkapu, konuşmasına şu tavsiyeleri ekliyor: "On tane eksik veya kusurlu ürün almak yerine bir tane tam ve kaliteli ürün almak daha doğru bir tercih olacaktır. Aynı şekilde isimsiz ressamların çok sayıda eserini toplamak yerine, bilinen bir sanatçının tek bir eserine sahip olmak daha değerlidir" diyor. Koleksiyoncuların zaman zaman eserlerine duygusal bağ kurduklarını ifade eden Demirkapu, insanların çoğu zaman satın aldıkları eserleri hiçbir zaman satmayacaklarını düşündüklerini ancak hayatın farklı dönemlerinde bunun değişebildiğini söylüyor. Maddi ihtiyaçlar, değişen ilgi alanları veya farklı koleksiyon alanlarına yönelmenin satış kararlarını etkileyebildiğini belirten Demirkapu, bu nedenle alım aşamasında dikkatli davranılması gerektiğini vurguluyor. Antika piyasasında sıkça dile getirilen "Her şey çok pahalı" söylemine de farklı bir açıdan yaklaşan Demirkapu, bu görüşe katılmadığını ifade ediyor. Konuşmasında, "Aslında her şey pahalı değil. Sorun çoğu zaman birçok şeyi yeterince tanımıyor ve bilmiyor olmamız" değerlendirmesinde bulunuyor. Sektör içinde sıkça tartışılan dijital müzayedelerin salon müzayedelerinin yerini alıp almayacağı konusuna da değinen Demirkapu, eski kuşak koleksiyonerlerin bu görüşe mesafeli yaklaştığını ancak kendisinin farklı düşündüğünü belirtiyor. "Z kuşağının tüketim alışkanlıkları tamamen farklı. Yemek siparişlerini online veriyorlar, alışverişlerini internet üzerinden yapıyorlar. Aynı durum antikacılık için de geçerli. Salon müzayedelerindeki atmosfer ve rekabet duygusu önemli olsa da insanlar artık evlerinde, hatta pijamalarıyla otururken eser satın alabiliyor" diyor. İlk kez sanat yatırımı yapacak kişilere çeşitli tavsiyelerde bulunan Demirkapu, müze ziyaretlerinin önemine dikkat çekiyor. İnsanların öncelikle ilgi duydukları alanları belirlemeleri gerektiğini söyleyen Demirkapu, deneyimli koleksiyonerlerle görüşülmesini, galerilerin ve antikacıların gezilmesini, kitaplar okunmasını ve sürekli araştırma yapılmasını öneriyor. "Bu süreç aslında insanın kendisine yaptığı bir yatırımdır" diyen Demirkapu, bilgi birikiminin koleksiyonculuğun en önemli parçası olduğunu vurguluyor.
"ESKİ DEYİP ÇÖPE ATILMAMALI"
Türkiye'de sanat yatırımı yapan kitlenin de değişmeye başladığını belirten Demirkapu, sanat denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca resim geldiğini ancak müşteri profilinin çok daha çeşitli olduğunu söylüyor. Demirkapu, "Müşterilerim arasında memur emeklileri, öğretmen emeklileri ve farklı meslek gruplarından insanlar bulunuyor. Türkiye'nin önemli Osmanlı kadın fotoğrafı koleksiyonlarından birine sahip olan bir memur emeklisi müşterim var. Tekstil koleksiyonu oluşturan bir öğretmen emeklisi müşterim de bulunuyor. Ortak noktaları ise büyük emek vermiş olmaları" diyor. Koleksiyonculuk denildiğinde insanların aklına genellikle milyon dolarlık eserlerin geldiğini söyleyen Demirkapu, gerçekte her gelir grubundan insanın bir şeyler topladığını vurguluyor. Evlerinde eski eşya bulunan kişilerin en sık yaptığı hatalara da değinen Demirkapu, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi gerektiğini söylüyor. "Örneğin bir berjer koltuğun piyasa değeri 5 bin TL bile olmayabilir. Ancak çevresinden '300 bin TL'den aşağı verme' gibi tavsiyeler alabiliyorlar. Oysa bu tür değerlendirmeler uzmanlık gerektirir" diyor. Bu noktada antikacılar ve sanat danışmanlarının önemli bir rol üstlendiğini belirten Demirkapu, insanların eski eşyalarını çöpe atmadan veya değersiz olduklarını düşünmeden önce mutlaka uzman görüşü almaları gerektiğini ifade ediyor. Konuşmasının sonunda evlerde farkında olunmadan çok değerli eserlerin bulunabileceğine dikkat çeken Demirkapu, resimlerden hat yazılarına, teneke oyuncaklardan kol saatlerine, kalemlerden çakmaklara, plaklardan Osmanlı dönemine ait objelere kadar birçok eşyanın ciddi koleksiyon değeri taşıyabileceğini belirtiyor. Demirkapu, "İnsanlar bazen önemsiz gördükleri plak koleksiyonlarını çöpe atarken aslında çok değerli eserleri elden çıkarabiliyor. Bu nedenle eski eşyalar konusunda acele karar verilmemeli ve mutlaka uzman görüşüne başvurulmalı" diye konuşuyor.
Hüseyin KOCABAŞ / Arthill Müzecilik Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı
"Müzayedeler tüzüğe ve yönetmeliğe göre yapılmalı"
Eskiden daha çok prestij için yapılan alımlar ve oluşan koleksiyonlar günümüzde daha çok yatırıma dönük oluyor. Alıcılar arasında maalesef hızlı geri dönüşü olan bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Çabuk vazgeçmelerine veya kısa sürede alımı bırakmalarına, küsmelerine mal oluyor. Kuşkusuz müzeleştirme amacıyla toplanan koleksiyonlar, bilinçli ve prestij için yapılan alımlar da devam ediyor. Bu tip alımlar da kendiliğinden kazançlı bir yatırıma dönüşüyor zaman içinde. Sanat eserleri yatırım aracı olarak düşünülebilir. Sanat yatırımcısının ilk yapması gereken "al-kazan" şeklindeki pazarlama taktiklerinden uzak durması ve sanat eserine yapılan yatırımın garantili ama daha uzun vadeli olduğunu bilmesidir. Doğru eser alımı (provenans, nitelik ve nicelik, fiyat) koleksiyon stratejisi, sabır ve dayanma gücü, doğru pazar ve doğru zamanda satış… bu süreçlere uyulup sadık kalınırsa, sanatı ciddi ve doğru bir yatırım aracı olarak değerlendirmek kesinlikle gerekir. Türkiye'de müzayedecilik sektöründe pandemi sonrası bir patlama yaşandı, adı müzayede de olsa yapılan işler komisyonculuktan fazlası değil maalesef. Saygın müzayede firmalarını tenzih ederek söylüyorum. Müzayedelerde gerekli ekspertiz çalışması ve araştırma yapılmadan, belli bir eser skalası gözetilmeden toplanılan eserler satışa çıkarılıyor. Her işte ehil kişi olmanız beklenir, branşınıza göre eğitiminiz, sertifikanız ve bilgi birikiminizin olması gerekir, ama müzayedecilik nedense böyle ilerlemiyor. Müzayedeler tüzüğe ve yönetmeliğe göre yapılmalı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan ve ilgili müzelerden gelinerek, eserler üzerinde incelemelerin yapılması, onayların alınması, gerekirse eserlerin tescil edilmesi, belgelenmesi sertifika edilmesi ve daha pek çok prosedürün titizlikle uygulanması gerekir.
En çok değer kazanan sanatçılar
Osman Hamdi Bey
Fikret Mualla
Burhan Doğançay
Devrim Erbil
Abidin Dino
Erol Akyavaş
Ergin İnan
Nuri Abaç
Yalçın Gökçebağ
Nuri İyem
Şeyh Hamdullah
Hafız Osman
Kazasker Mustafa İzzet
Fahrelnissa Zeid
Neşet Günal
Cihat Burak
Nejat Devrim
Mehmet Güleryüz
Yeni başlayan koleksiyonerlere tavsiyeler:
Güvenilir galeri, tanınmış müzayede evi, belgeli eser ve oturmuş sanatçı profili daha düşük riskli başlangıç olarak görülüyor.
Eser alırken dikkat edilmesi gereken unsurlar;
Provenans (Eser Geçmişi)
Bir eserin geçmiş sahipleri, sergilendiği yerler ve satış geçmişi büyük önem taşır.
Orijinallik ve Sertifika
Eserin özgün olduğunun belgelenmesi kritik öneme sahip.
Sanatçının Kariyeri ve Görünürlüğü
Bir sanatçının piyasa değeri yalnızca popülerliğe bağlı değildir.
Eserin Kondisyonu
Eserin fiziksel durumu fiyatı doğrudan etkiler.
Arz ve Nadirlik
Piyasada çok fazla bulunan eserler genellikle daha düşük değer artışı gösterir.
Müzayede Geçmişi ve Fiyat İstikrarı
Sanatçının geçmiş satış performansı incelenmeli.
Duygusal Bağ Faktörü