190 ülkede ebeveyn izni uçurumu: Anneler 196 gün, babalar 25 gün ücretli ebeveyn iznine sahip
29 Ekim Uluslararası Bakım ve Destek Günü kapsamında, BM Kadın Birimi (UN Women) ile Dünya Bankası Grubunun Women, Business and the Law programı, 190 ülkenin ebeveynlik politikaları ve çocuk bakım sistemlerini inceleyen ortak bir politika notu yayınladı. Politika notu, ücretli ebeveyn izinleri, çocuk bakım hizmetleri ve bunların uygulanmasında süregelen boşlukları ortaya koyarken, aileleri destekleyecek ve bakım sorumluluklarının daha eşit paylaşılmasını sağlayacak reform önerileri sunuyor.
Babalar bakım sorumluluğunu paylaşmak istiyor, ancak bunun için zamana ve desteğe ihtiyaç duyuyor.
Erkekleri ve oğlan çocuklarını eşitliğin savunucuları olarak güçlendirmek için çalışan uluslararası bir araştırma ve savunuculuk kuruluşu olan Equimundo'nun 2026 yılında 16 ülkede 8.000 ebeveyn ve bakım verenle gerçekleştirdiği araştırmaya göre, her 10 babadan 9'u çocuklarına ve sevdiklerine bakım vermenin hayatlarının en keyifli yönlerinden biri olduğunu söylüyor.
Babaların yüzde 89'u evde yaptıkları bakım işine, ücretli işleri kadar değer verdiklerini belirtiyor.
Ancak yüzde 87'si ihtiyaç duydukları desteğin tamamını alamadıklarını, yüzde 83'ü ise işverenlerinin esnek çalışma olanağı tanımadığını ifade ediyor.
Araştırmaya katılan babaların yaklaşık üçte ikisi, kamu bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması için vergilerin artırılmasını destekleyeceğini belirtiyor.
Annelere ve babalara sunulan ücretli ebeveyn izni süreleri arasında çarpıcı bir eşitsizlik bulunuyor.
190 ülkede anneler, ortalama olarak babalara kıyasla yaklaşık sekiz kat daha fazla ücretli izin hakkına sahip: anneler için 196 takvim günü, babalar için ise 25 gün.
Ülkelerin üçte birinden fazlasında (66) babaların ücretli izin hakkı yasal olarak bulunmuyor.
Ücretli babalık izni sağlayan 124 ülkenin yarısında izin süresi iki haftadan daha kısa.
İncelenen ülkeler arasında yalnızca dört tanesi anneler ve babalar arasındaki izin süresinde eşitliğe yaklaşabilmiş durumda.
Ebeveynlik izinlerindeki bu eşitsizlik, bakımın kadınların sorumluluğu olduğu yönündeki beklentiyi güçlendiriyor.
Kadınlar ve kız çocukları bugün hâlâ erkeklere kıyasla ücretsiz bakım ve ev işlerine günde 2,5 kat daha fazla zaman ayırıyor.
Ebeveyn izinlerindeki eşitsizlik ve toplumsal cinsiyet normları, bakım yükünün uzun vadede de eşit olmayan şekilde paylaşılmasına neden oluyor ve kadınların iş gücüne katılımını sınırlandırıyor.
"Ebeveynlik açığının" kapatılması kadınlar, çocuklar ve babalar için fayda sağlar.
Babaların ebeveyn izni kullanması, annelerin gelirlerinin artması ve özel sektörde kadın istihdamının yükselmesiyle ilişkilendiriliyor.
Babaların çocuklarının bakımına aktif ve duyarlı biçimde katılımı, çocukların gelişimi, öğrenmesi ve refahı üzerinde olumlu etkiler yaratıyor.
Çocuk bakımına daha fazla katılan babaların ruh sağlığının, yaşam memnuniyetinin, partnerleriyle ilişkilerinin ve çocuklarıyla kurdukları bağın daha güçlü olduğu görülüyor.
Bu olumlu etkiler yalnızca bebeklik dönemiyle sınırlı kalmıyor, uzun yıllar devam edebiliyor.
Açığı kapatmak, annelerin iznini azaltmak değil, her iki ebeveyni de daha güçlü desteklemek anlamına geliyor.
61 ülkede annelere sağlanan ücretli izin süresi, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) asgari 14 haftalık standardının altında kalıyor.
6 ülkede anneler için hiçbir ücretli izin güvencesi bulunmuyor.
Doğum izni, kadınların doğum sonrası iyileşmesini ve bebek sağlığını koruduğu için güvence altına alınmalı.
Çözüm, annelere yönelik korumaları sürdürürken babalar için de ebeveyn izinlerini yaygınlaştırmaktan geçiyor.
Tüm yeni ebeveynlerin yeterli ücret karşılığı izin kullanabilmesi; annelere yönelik ücretli izinlerin en az ILO standartlarını karşılaması ve babalar için devredilemez, özel olarak ayrılmış ücretli izin haklarının sağlanması gerekiyor. Bu yaklaşım hem bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını hem de kadınların iş gücüne katılımını destekliyor.
İzin hakları yalnızca kağıt üzerinde değil, erişilebilir, güvenceli ve toplumsal olarak desteklenir olmalı.
Babalar yasal olarak izin hakkına sahip olsalar bile, iş güvencesi kaygıları, gelir kaybı korkusu veya işyerindeki ve toplumdaki beklentiler nedeniyle bu haklarını kullanamayabiliyor.
Yeterli gelir desteği, iş güvencesi, basit başvuru süreçleri ve kişiye özel, devredilemez izin hakları bu izinleri daha kullanılabilir hale getirebilir.
Reformlar, bakımın yalnızca kadınların işi olduğu ya da izin kullanmanın işe bağlılığın düşük olduğu anlamına geldiği yönündeki kalıp yargıları dönüştürmelidir.
Babaların izin haklarını tam olarak kullanmalarını teşvik eden uygulamalar ve toplumsal cinsiyet kalıplarını sorgulayan kampanyalar bakımın daha eşit paylaşılmasına katkı sağlayabilir.
Bakımın paylaşılması, ebeveyn izninin ötesinde destek mekanizmaları gerektiriyor.
Çocuk bakım hizmetleri, ebeveyn izni ile iş gücüne sürdürülebilir katılım arasında kritik bir köprü oluşturuyor.
Özellikle üç yaş altındaki çocuklar için uygun maliyetli ve nitelikli bakım hizmetlerine erişimin sınırlı olması, kadınların iş gücüne katılımının önündeki en önemli ve yeterince ele alınmayan engellerden biri olmaya devam ediyor.
Birçok ülkede aileler parçalı ve kayıt dışı bakım çözümlerine başvurmak zorunda kalıyor. Bu durum annelerin işe girmesini, işte kalmasını ve kariyerlerinde ilerlemesini zorlaştırıyor.
Ülkelerin 44'ünde üç yaş altı çocuklara yönelik kurumsal bakım hizmetlerini düzenleyen herhangi bir yasal çerçeve bulunmuyor.
Bakım sorumlulukları çoğu zaman yalnızca çocuklarla sınırlı değil; yaşlı yakınlar, engelli bireyler ve diğer aile üyelerinin bakımı da aileler tarafından üstleniliyor.
Ebeveyn izinleri ile çocuk bakım hizmetleri kesintisiz bir bakım sistemi olarak tasarlanmalıdır. İzin süresi sona erdiğinde uygun maliyetli ve kaliteli bakım hizmetlerine erişim sağlanmalı; bakımda boşluk oluşması önlenmeli ve ebeveynlerin ücretli işe dönüşü desteklenmelidir.
Hükümetler özellikle üç yaş altındaki çocuklar için, kırsal ve hizmet yetersizliği bulunan bölgelerde, engelli çocuklar ve özel bakım ihtiyacı olan çocuklar için erişilebilir ve kaliteli bakım hizmetlerini yaygınlaştırmalıdır. Hizmet saatleri vardiyalı ve kayıt dışı çalışan ebeveynlerin ihtiyaçlarına da uygun olmalıdır.
Equimundo'nun 2023 araştırmasına göre katılımcıların yaklaşık dörtte biri aynı anda hem çocuklara hem de yaşlı bireylere bakım verdiğini belirtmiştir.
Bakımın daha adil paylaşılması için hükümetler, işverenler ve erkekler birlikte harekete geçmelidir.
Hükümetler ücretli ebeveyn izinlerini genişletmeli, annelik haklarını korumalı, babalar için özel izinler sağlamalı ve kapsam dışında kalan çalışanları da sisteme dahil etmelidir.
Uygun maliyetli ve kaliteli bakım hizmetlerine yatırım yapılmalıdır.
İşverenler, çalışanların kariyerlerinde olumsuz sonuçlarla karşılaşmadan izin kullanabilmelerini sağlamalıdır.
Erkekler ev içi işler ve bakım sorumluluklarındaki paylarını üstlenmelidir.
Kalıcı değişim; dönüştürücü bakım sistemlerinin kurulmasını ve bakımın yalnızca kadınların ve kız çocuklarının görevi olduğu yönündeki ayrımcı toplumsal normların değiştirilmesini gerektirir. Bakım, haneler içinde ve aileler, topluluklar ile devlet arasında paylaşılan ortak bir sorumluluk olarak görülmelidir.
Bakım Ekonomisi Neden Çağımızın En Dönüştürücü Yatırımlarından Biri?
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) Türkiye Ülke Ofisi, 29 Ekim Uluslararası Bakım ve Destek Günü vesilesiyle "Bakım Ekonomisi Neden Çağımızın En Dönüştürücü Yatırımlarından Biri? İşte 5 Neden" başlıklı yeni bir rapor yayınladı. Bakım ekonomisinin temel kavramlarını tanıtan yayın, bakıma yatırım yapmanın toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletmenin, insana yakışır işler yaratmanın, sosyal korumayı güçlendirmenin ve toplumların dayanıklılığını artırmanın en etkili yollarından biri olduğunu ortaya koyan kanıtlar sunuyor. Temel veriler ve istatistiklerden hareketle yayın, erişilebilir, ekonomik ve kaliteli bakım sistemlerinin bireyler, topluluklar ve ekonomiler için neden faydalı olduğunu beş temel gerekçe üzerinden ele alıyor.