Hızlı büyüyen bir pazar: Deniz kolajeni

Deniz kolajeni, cilt bakımından eklem sağlığına kadar birçok alanda fayda sunan yenilikçi bir ürün olarak hızla popülerleşiyor. Bu yeni trend, doğal ve etkili bir yaşlanma karşıtı çözüm arayanlar için heyecan verici. Hem üretici firmalar hem de tüketiciler için bir kazan-kazan fırsatı sunan ürün; tablet, kapsül, sıvı ve toz şeklinde satışa sunuluyor...
30.11.2023 13:47 GÜNCELLEME : 30.11.2023 13:47

PARA HABER/ MERVE YILMAZ GERGİN Kolajenler vücudumuzdaki proteinlerin çoğunluğunu oluşturuyor. Cildin elastikiyetini ve sıkılığını korumaya, kemiklerin güçlü kalmasına ve eklemlerin sağlıklı çalışmasına yardımcı olan bir protein olarak bilinse de iç organlarımız, damarlar, bağırsaklar dahil birçok doku ve organda da bolca bulunuyor. Vücudumuz, ihtiyacı olan kolajeni besinlerden aldığı amino asitlerden üretme yeteneğine sahip. Ancak yaş aldıkça vücudun doğal kolajen üretimi azalmaya başlar. Bu nedenle, vücudumuzu içerden desteklemek için kolajen içeren besinler veya kolajen takviyelerine ihtiyaç duyuluyor. Son zamanlarda adı sıkça duyulan deniz kolajeni de denizlerin zengin kaynaklarından elde edilen mucizevi bir bileşim ve sağlık dünyasında büyük bir heyecan uyandırıyor. Üretici ve satışını gerçekleştiren firmaların perspektifinden bakıldığında, deniz kolajeni cilt yenilenmesinden eklem rahatlığına kadar bir dizi fayda sunuyor. Denizlerin derinliklerinden elde edilen deniz kolajeni, sadece sağlık ve güzellik dünyasında değil, aynı zamanda ekonomik arenada da büyük bir etki yaratıyor. Bu yenilikçi bileşim, sadece kullanıcıların gençliklerini ve sağlıklarını desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda sağlık sektöründe de büyük bir çığır açıyor. Ürün birçok avantajla öne çıkarken, aynı zamanda ekonomik bir büyüme trendi de oluşturuyor. Deniz kolajeni, hem üretici firmalar hem de tüketiciler için bir kazan-kazan fırsatı sunarak ekonominin bir parçası haline geliyor. Ürünün satış fiyatları 399 ile bin 299 lira arasında formlarına göre değişkenlik gösteriyor.

BÜYÜYEN PAZAR

Zade Vital, ürünlerini ABD ve 20'den fazla ülkeye sunuyor. Tüm ürünler Zade Vital Ar-Ge Merkezleri ve Üretim Tesisleri'nde, uluslararası GMP (Good Manufacturing Practices) standartlarında üretiliyor. Ürünleri Türkiye genelinde 18 bini aşkın eczanede, doktor, eczacı ve diyetisyen danışmanlığında tüketiciyle buluşturduklarının altını çizen Zade Vital CEO'su Dr. Mevlüt Büyükhelvacıgil, üretim tesislerinde 145 farklı ürün ve 558 farklı form üretme yetkinliğine sahip olduklarını belirtiyor. Büyükhelvacıgil, Türkiye pazarında 10 farklı kategoride 54 farklı ürün ve 62 formla güvenilir ürünler sunduklarını sözlerine ekliyor. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Türkiye İlaç Sektörü 2022 Raporu'na göre; Covid-19 pandemi süreciyle birlikte 2020 yılından itibaren hızla büyüyen pazar, 2022 yılında kutuda yüzde 22.6 artarak 98 milyon kutuya, değerde yüzde 95 artarak 7,45 milyar TL'ye ulaşmış durumda. Bu pazarın kutu bazında yüzde 72'sini, vitamin ve gıda takviyesi gibi ürünler oluşturuyor. Büyükhelvacıgil, Zade Vital olarak, 2023 yılını çoklu kategori yönetimi yapan ilk 10 marka içinde yer alarak bitirmeyi hedeflediklerini de söylüyor. Kolajen kullanımının tüm dünyada her geçen gün arttığına dikkat çeken Helvacıgil, balık kaynaklı kolajenlerin daha fazla Tip 1 kolajen içerdiğini söyleyerek, cilt desteği olarak balık kaynaklı kolajenlerin kullanılması gerektiğine vurgu yapıyor. Yapılan çalışmalara göre düzenli kolajen kullanımının yalnızca ciltte değil, vücudun birçok bölgesinde de olumlu etkileri var. Zade Vital, patentli içeriklerle formülize edilen Zade Vital Marine Kolajen serisini Kuzey Atlantik'in temiz sularından açık denizlerde ve doğal ortamda yetişen morina, mezgit, yaldızlı pisibalığı balıklardan (wild fish) elde ederek balık kolajeni Collactive™ içeriği ile tüketiciyle buluşturuyor. Helvacıgil, dünyadaki güzellik trendlerine bakıldığında kolajen ürünlerinin de pazarı büyüttüğünü söyleyerek, "Genç nüfus oranının yüksek olduğu ülkemizde de kolajen pazarının daha da büyüyeceğini tahmin ediyor ve buna göre adımlarımızı planlıyoruz" diyor. Firma, marina kolajen serisinde kapsül ve toz şase olmak üzere iki formda satış gerçekleştiriyor. Marine Kolajen 40 Kapsül ürünün fiyatı 499 lira, Marine Kolajen 28 saşe toz form ürünün ise bin 299 lira. Tüketicilerden olumlu geri dönüş aldıkları belirten Helvacıgil, "Kullandığımız hammadde ile yapılan çalışmalarda, katılımcıların yüzde 88'inde cilt kırışıklıklarında azalma sağladığı görülmüş durumda. Klinik çalışmalar, kolajen takviyesinin ilk etkilerinin 28 günlük kullanımın sonunda görülmeye başlanacağını ortaya koyuyor. Düzenli kullanımda ise cilt kızarıklarının ve koyu leke görümünün hafiflemesinde aktif bir rol oynayan etkili içerik; cildin nem seviyesine ve pürüzsüzlüğüne de katkı sağlıyor. Zengin içeriğinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde saç ve tırnak sağlığını da olumlu yönde etkiliyor" diyor. Ayrıca, Zade Vital Marine Kolajen ürünlerinin alerjen, GMO ve pestisit içermediğine dikkat çeken Helvacıgil, "Mikrobiyolojik ve ağır metal kontrolü yapılan ürünlerimizin üretiminde solvent de kullanılmıyor. Kapsül formumuzda mor havuç ile renklendirilen bitkisel kapsüller kullanıyoruz" diyor.

ÜRETİM İÇİN YATIRIMLAR BAŞLADI

Kolajenin birçok farklı hayvandan elde edilebileceğini söyleyen Supra Protein Yönetici Ortağı Kenan Bayar da genellikle en yaygın kaynakların sığır ve balık olduğunu kaydediyor. Bu hayvanlardan elde edilen deri, kıkırdak ve kemiklerindeki kolajen çeşitli işlemlerle saflaştırılarak kolajen proteinleri elde ediliyor. Marine Collagen'in (Deniz kolajeni) deniz canlılarından elde edilen kolajen türü olduğu bilgisini veren Bayar, kolajenin genellikle küçük ve orta büyüklükteki balıklardan elde edildiğini, istisnalara göre de Uzak Doğu'da köpek balığı kıkırdağından da üretildiğini söylüyor. Balık kaynaklı deniz kolajeni, tip 1 kolajen olarak biliniyor. Cilt ve kemiklerimizde en çok bulunan kolajen tipinin bu olduğunu da iddia eden Bayar, deniz kolajeninin cilt ve kemik sağlığı için faydalı olduğunu sözlerine ekliyor. "Kolajen takviyeleri vegan beslenmeye uygun değildir" diyen Bayar, ancak deniz kolajeninin balık kaynaklı olduğu için pesketeryan beslenme ile uyumlu olduğunu, bu nedenle balık tüketen kişiler için de iyi bir alternatif olacağı yönünde görüşünü paylaşıyor. Dezavantajı ise balık kolejnin üretimi daha zor ve maliyetli. Bu nedenle fiyatları genellikle diğer kolajenlere oranla daha yüksek. Kolajen takviyeleri konusunda uzmanlaşmış bir marka olduklarını iddia eden Bayar, ürün portföylerinin büyük bir kısmının kolajen takviyelerinden oluştuğu bilgisini de veriyor. Supra Protein'de her ihtiyaca yönelik hazırlanmış 11 farklı ürün mevcut. Ürün geliştirme ve inovasyon konusunda sürekli çalışmalar yürüttüklerinin de altını çizen Bayar, yakın gelecekte yeni kolajen takviyelerini de portföylerine ekleyeceklerinin altını çiziyor.

Deniz kolajenin, dünya genelinde yıllık yaklaşık 800 milyon dolarlık bir pazarı temsil ettiği bilgisini de paylaşan Bayar, 2030 yılına gelindiğinde bu pazarın 1,5 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü hatırlatıyor. Türkiye'de 'marine collagen' olarak bilinen deniz kolajeninin oldukça yeni bir ürün kategorisi olmasına rağmen büyük potansiyele sahip olduğunu belirten Bayar, "Şu an için istediğimiz düzeye ulaşmış değil, ancak tüm satışlarımız içerisinde yüzde 20'ye varan bir paya sahip. Bu pazar payının, tüketicilerin farkındalığı artıkça ve ürünü daha iyi tanıdıkça daha da yükselmesini öngörüyoruz" diyor. Türkiye'de balık kolajeni hammaddesi üretmek için yatırımların yapılmaya başlandığını da söyleyen Bayar, Kore ve Fransa kaynaklı ithal balık kolajeni hammaddesi kullanırken artık yavaş yavaş yerli üreticilerle çalışmaya başladıklarının da bilgisini paylaşıyor. Supra Protein'de ürün fiyatı 399-599 lira arasında değişiyor. Bayar, son olarak kolajenin vücudumuzda 20'li yaşların ortalarından itibaren azalmaya başladığını söyleyerek, "Gözlemlerimize göre, insanlar genellikle 30 yaşından sonra kolajen takviyesi almaya başlıyorlar" diyor.

"GÜVENİLİR BİR MARKADAN ALINMALI"

Arkopharma'nın Gıda Takviyesi alanında Fransa'da birinci, Avrupa genelinde ise ikinci büyük firma olduğunu iddia eden Arkopharma Türkiye Genel Müdürü Pınar Akçam ise "Firmamız burada, fitoterapi alanında yüzde 40 pazar payına ulaşırken, gıda takviyeleri genelinde ise yüzde 13'lük pazar payına sahip" diyor. Aktif olarak yaklaşık 800 farklı ürün üreten ve satan firma, saç ürünleri, bitki kapsülleri, cilt ve güneş gıda takviyeleri, bağışıklık ürünleri, multivitaminler ve arı sütü gibi ürün grupları bulunuyor. Genel Müdür Akçam, Arkopharma Forderm Collagen ürünlerinin insan kemik ve cildinde bulunan kolajen ile yüzde 100 uyuştuğunu belirterek, yüzde 97'den fazla protein içerdiği bilgisini veriyor. Ürünlerde doğal ortamda balıkçılar tarafından yakalanan deniz balıkları ve çiftlik balıklarının kombinasyonu kullanılıyor. Ürünün henüz yeterince tanınmadığı görüşünü de savunan Akçam, Arkopharma'nın kolajenlerini tüketiciye tanıtmak için büyük çaba sarf ettiklerinin de altını çiziyor. Ürünün şu an satış fiyatı bin 900 lira. 10 günlük bir kür olarak satılıyor. Deniz kolajeni alırken güvenilir bir markadan alınmasına ve patentli kolajen kaynağı olmasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Akçam, "Bu ürün için önerdiğimiz başlangıç yaşları 25-30 yaş arasındadır. Cildin kolajen sentezlemesi 25-28 yaşından sonra genel olarak düşüşe geçmektedir. Bu yaşlardan itibaren bu sentez desteklenirse uzun süre daha genç bir cilde sahip olmak ve korumak mümkün olacaktır. Daha öncesinde kolajen sentezi zaten vücutta yüksek olduğu için çok gerekli bulmuyor ve önermiyoruz" diyor.

"Kullanmadan önce uzmana danışılmalı"

Doç. Dr. Aslı TATLIPARMAK / Medicana Ataköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı

Deniz kolajeni, cildin elastikiyetini artırma, kırışıklıkları azaltma ve eklem sağlığını destekleme gibi iddialarla öne çıkan bir üründür. Ancak, her bireyin cilt ve sağlık durumu farklıdır. Deniz kolajeni kullanmadan önce, kişisel ihtiyaçları değerlendirmek ve bir dermatoloji uzmanına danışmak önemlidir. Balık kolajeni, özellikle cilt, saç, tırnak ve eklemler için yüksek kalitede protein ve kolajen sağlar. Ayrıca, bağışıklık sistemi ve sindirim sağlığına da katkıda bulunabilir. Ancak, balık alerjisi olan bireylerin dikkatli olması önemlidir. Balık veya deniz ürünleri alerjisi olanlar, özellikle balık kolajeni ürünlerini kullanırken dikkatli olmalıdır. Ayrıca, hamileler, emziren anneler ve belirli sağlık sorunları olanlar için de doktora danışmak önemlidir. Bilinçsiz kullanım, alerjik reaksiyonlara ve sindirim sorunlarına neden olabilir. Kolajen üretimi yaşla birlikte azalır, ancak her birey için ideal yaş farklıdır. Genellikle, 30 yaş civarında ciltteki kolajen üretimi azalmaya başlar. Ancak, bireysel ihtiyaçlar ve yaşam tarzı, kolajen takviyesine başlama zamanını belirler. Genelde, erken yaşlardan itibaren sağlıklı bir beslenme düzeni ve yaşam tarzı benimsenmelidir. Unutmayın, herkesin cilt yapısı ve sağlık durumu farklıdır. Kolajen takviyesi düşünüldüğünde, bir sağlık profesyoneliyle konuşmak ve kişisel ihtiyaçları değerlendirmek en sağlıklı yaklaşımdır.

"Ağır metal analizi yapılmış olmasına dikkat edilmeli

Supra Protein Yönetici Ortağı Kenan Bayar, deniz kolajeni alırken ilk olarak hangi tür balıklardan üretildiğine dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Bayar'a göre üründeki kolajenin ağır metal analizi yapılmış olmasına da dikkat edilmeli. İkinci olarak, güvenilir bir markanın ürünü olduğundan emin olmak gerekiyor. Bunun için de ürün yorumları okunabilir, markanın geçmişi araştırılabilir. Son olarak, ürünün içeriğini kontrol etmenin önemli olduğuna dikkat çeken Bayar, "Kolajen dışında hangi bileşenlerin bulunduğunu anlamak önemlidir. Bazı ürünler, kolajenin etkisini artırmaya yardımcı olan vitaminler ve mineraller içerebilir, diğerleri ise saf formda olabilir" diyor.

"30 yaş altından itibaren kolajen kullanımı başlıyor"

Zade Vital CEO'su Dr. Mevlüt Büyükhelvacıgil, ülkemizde kolajen kullanımının 20'li yaşların sonundan itibaren başladığını gözlemlediklerini söyleyerek,

"30 yaş altı, hafif cilt problemleri, hafif koyu leke görünümü olan, henüz elastikiyetini kaybetmemiş cilde sahip kişilere daha düşük dozlarda kapsül kullanımı önerilebilir. Kış ayları, güneşe maruziyet gibi durumlarda; 30 yaş üzeri, hafif cilt kuruluğu, pigmentasyon başlangıcı görülen, ince çizgilenmelerin başladığı cilde sahip kişiler ise toz saşe kullanabilir. Kuru ve canlılığını kaybetmiş, derin çizgilere ve koyu pigmentasyonlara sahip ciltlerde, saşe kullanımı etkili sonuçlar verebilir" diyor.

BİZE ULAŞIN