İREM GÜL/ Türkiye, dünya ticaret haritası üzerindeki kadim köprü rolünü, yüksek teknoloji, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik vizyonuyla yeniden tanımlıyor. Günümüzde lojistik, sadece bir tır filosunu yönetmenin veya bir yükü yerine ulaştırmanın çok ötesine geçerek; verinin yükten daha hızlı hareket ettiği, operasyonda karşılaşılan yüzlerce sorunun saniyeler içinde analiz edilip çözüldüğü ve risklerin öngörüyle yönetildiği uçtan uca bir "planlama mühendisliği" ekosistemine evriliyor.
Sektörün önde gelen temsilcilerine göre Türkiye; beş saatlik uçuş mesafesinde bir çap çizildiğinde Asya, Avrupa ve Afrika kıtasındaki 1,6 milyar insanın yaşadığı, 50 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip olan 67 ülkenin merkezinde yer alıyor. Ülkemiz bu eşsiz coğrafi potansiyelini, dijital zekâ ile birleştirerek küresel ticaretin ana mimarlarından biri olma yolunda ilerliyor. Artık küresel rekabet sadece coğrafi konumla değil; hız, veri yönetimi ve en önemlisi doğru karar alma kabiliyetiyle kazanılıyor. Uzun yıllar boyunca sezgilerle yönetilen bu sektör, yapay zeka ve dijital teknolojilerle birlikte bu yapısını güncelleyerek yerini; veriye dayalı, öngörülebilir ve ölçülebilir bir modele taşıdı. Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantaj doğru planlama ve güçlü lojistik altyapı ile desteklendiğinde, ülkemizi Orto Koridor'un merkezinde konumlandırabilecek büyük bir potansiyel barındırıyor.
TÜRKİYE DÜNYA LOJİSTİK PAZARINDAN YÜZDE 2.5 PAY ALIYOR
Turizmden sonra döviz kazandıran ikinci büyük hizmet ihracat kalemi olan lojistik sektörü, 2025 yılında Türkiye'nin toplam 100 milyar doların üzerindeki hizmet ihracatının yüzde 40'a yakınını karşıladı. Bu oran her geçen yıl daha da artıyor. Türkiye lojistik hizmet ihracatında yüzde 2.5 pay ve 40 milyar dolar ciro ile dünyada onuncu sırada yer alıyor.
Lojistik sektöründeki en radikal değişim ise operasyonel süreçlerin geleneksel "reaktif" yapıdan, yani bir sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm üreten anlayıştan; riskleri ve ihtiyaçları önceden öngörebilen "prediktif" (öngörücü) bir modele taşınması oldu. Yapay zeka ve dijital teknolojiler lojistik sektöründe operasyonel süreçleri hızlandıran araçlardan öte, lojistiğin doğasını kökten şekillendiren temel güçler haline geldi. Sektör temsilcileri, bu dönüşümü sadece teknolojik bir araç değil, bir "düşünme biçimi" olarak tanımlıyor. Örneğin, gümrük süreçlerinde hayati önem taşıyan GTİP tespitini saniyeler içinde ve yüksek doğrulukla gerçekleştiren patentli yapay zekâ çözümleri, bu yeni dönemin en somut örneklerinden biri. Dijitalleşme sayesinde; mevzuatı hiyerarşik mantıkla analiz eden karar merkezleri, vergi ve maliyet kalemlerini simüle eden finansal öngörü araçları ve beyannameleri tescil öncesinde denetleyerek, riskleri minimize eden sistemler devreye girmekte. Bu teknolojik derinleşme, lojistiği sadece bir taşıma faaliyeti olmaktan çıkartıp, veriyle yönetilen stratejik bir karar destek mekanizmasına dönüştürüyor.
Küresel arenadaki bu amansız yarışın bir diğer vazgeçilmez standardı ise "Sürdürülebilirlik ve Yeşil Lojistik" vizyonu olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile birlikte rekabetin rengi değişiyor; artık sadece fiyat değil, müşteriye sağlanan "karbon avantajı" ön plana çıkıyor. Karbon ayak izini ölçebilen, azaltan ve bunu şeffaf bir şekilde raporlayabilen lojistik şirketleri, özellikle Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlıyor. Karayolu bağımlılığını azaltan intermodal taşımacılık çözümleri, yeşil lojistik uygulamaları, Türk lojistik sektörünün küresel standartlardaki yerini sağlamlaştırıyor.
Türk lojistik şirketleri, bu büyük vizyonu gerçekleştirmek adına sadece yurt içinde değil, Avrupa'dan ABD'ye, Orta Asya'dan Afrika'ya geniş bir coğrafyada milyarlarca liralık dev yatırımlara imza atıyor. 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan bu yatırım planları; operasyonel kapasite artışının ötesinde, doğrudan yurt dışı yapılanmaları, teknoloji ihracatı ve stratejik şirket satın almalarıyla destekleniyor. Özellikle e-ihracat ve büyük hacimli ürün lojistiği gibi uzmanlık isteyen alanlarda derinleşen şirketler, Türkiye'yi yüklerin sadece geçtiği değil, toplandığı ve işlendiği gerçek bir "lojistik üs" konumuna taşıyor.
AŞILMASI GEREKEN SORUNLAR VAR
Ancak bu parlak geleceğin önünde aşılması gereken bazı yapısal zorluklar da bulunuyor. Sektör temsilcileri; artan operasyonel maliyetler, uzayan ödeme vadeleri, sürücülerin vize alırken karşılaştığı Schengen kısıtlamaları ve Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi gibi konuların, küresel rekabet gücünü tam kapasiteyle kullanabilmek adına hızla çözüme kavuşturulması gerektiğine dikkat çekiyor. Lojistiğin sadece fiziksel bir kapasite artışıyla değil; teknoloji, sürdürülebilirlik ve nitelikli insan kaynağını aynı stratejik çerçevede yönetebilme becerisiyle kalıcı bir güç haline geleceği vurgulanıyor.
Sonuç olarak, bugün ekonominin görünmeyen ama en hayati yaşam damarı olan lojistik sektöründe, üretimden tüketime uzanan her halkada yaratılan verimlilik doğrudan toplumsal refaha katkı sağlıyor. Geleceğin lojistik dünyasında kazananlar; sahip oldukları filonun büyüklüğüyle değil, veriyi ne kadar akıllı kullandıkları, finansal süreçleri operasyona ne oranda entegre edebildikleri ve dijital dönüşümü ne ölçüde içselleştirdikleriyle belirlenecek. Türkiye'nin lojistik liderleri, "hızlı karar alma ve çeviklik" yeteneklerini teknolojik altyapıyla birleştirerek, sadece bugünün yüklerini değil, geleceğin ticaret standartlarını da taşımaya hazır. Lojistik dünyasının nabzını tutan bu özel dosyada, sektörün dev isimlerinin teknoloji, yatırım ve sürdürülebilirlik odağındaki yeni yol haritalarını mercek altına alıyoruz.
"GELECEK DİJİTALLEŞME VE YEŞİL MUTABAKATTA"
Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, Türkiye'nin stratejik coğrafi konumunu ve artan dış ticaret hacmini bölgesel bir aktarma merkezi potansiyeli olarak değerlendiriyor. Türkel'e göre sektörün küresel rekabet gücünü artırması için intermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve veri yönetimi ile sürdürülebilir lojistiğe eş zamanlı odaklanılması gerekiyor. Türkel, karayolu bağımlılığının azaltılması, demiryolu ve denizyolu entegrasyonu sayesinde maliyetlerin düşeceğini ve karbon salımının azalacağını belirtiyor. Dijital altyapının rota optimizasyonu, kapasite planlaması ve gerçek zamanlı izlenebilirlikte kritik rol oynadığını vurgulayan Türkel, yeşil mutabakat kriterlerine uyum sağlayan firmaların ticari avantaj elde edeceğini ekliyor.
Türkel, Sürat Lojistik olarak yatırımlarını kısa vadeli ihtiyaçlar yerine uzun vadeli vizyon doğrultusunda planladıklarını söylüyor. 2025 yılında operasyon kabiliyetini genişletirken dijital omurgayı kurduklarını dile getiren Türkel, depo yatırımları, dökme yük elleçleme sistemleri ve yüksek hacimli ürün lojistiğinde kapasiteyi artırdıklarını belirtiyor. Soğuk zincir taşımacılığında söz sahibi olduklarını dile getiren Türkel, ERP sistemleri ve ileri seviye araç takip çözümleriyle operasyonları entegre ettiklerini anlatıyor. Türkel, 2026 ve sonrası için yatırım stratejilerini; operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa'da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik eksenlerinde şekillendirdiklerini söylüyor.
AVRUPA'YA YÜZDE 96 ZAMANINDA TESLİMAT
DHL Express Türkiye Genel Müdürü Volkan Demiroğlu ise, ağır ve zaman hassasiyeti yüksek gönderilerde müşterilerin; hızlı, güvenilir ve öngörülebilir çözümler aradığını, bu kalıcı talebin pandemi ve artan jeopolitik risklerle daha da belirginleştiğini belirtiyor. DHL Express'in kendi hava ağı, uzman gümrükleme ve kapıdan kapıya entegre yapısıyla ağır gönderileri zamanında teslim ederek pazarda ayrıştığını söyleyen Demiroğlu, KOBİ'lerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmak için Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) iş birliğiyle ihracatçıya danışmanlık ve avantajlı erişim desteği sağladıklarını ekliyor. Demiroğlu, Avrupa'ya yönelik Kapıdan Kapıya Uluslararası Hızlı Karayolu Taşımacılığı (DDI) hizmetini devreye aldıklarını belirtiyor. Demiroğlu, DDI ile Avrupa'nın 30'dan fazla ülkesine yüzde 96 zamanında teslimat performansı sunarak müşterilere güvenilir ve esnek çözümler sağladıklarını söylüyor.
Lojistikte veri bilimi, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve robotik süreç otomasyonunun hızla yaygınlaştığını ifade eden Demiroğlu, büyük verinin anlamlandırılması ve veri temelli karar destek sistemlerinin geliştirilmesinin sektörde rekabet avantajı sağlayacağını vurguluyor. DHL Express Türkiye olarak yapay zekâ uygulamalarını operasyonel verimliliği artırmak, iş modellerini geliştirmek ve müşterilere mükemmel deneyim sunmak için süreçlere entegre ettiklerini belirten Demiroğlu, süreç otomasyonları ve hızlı karar destek sistemleri ile müşterilere anlık çözüm üreten uygulamaları hayata geçirdiklerini vurguluyor.
Billur BARLIN / Solmaz CEO'su
"Rekabet artık algoritma kapasitesiyle ölçülüyor"
Türkiye'nin lojistik alanındaki avantajı artık yalnızca coğrafi konumuyla sınırlı değil. Küresel ticarette rekabet; veriyi üretme, analiz etme ve karar hızına dönüştürme kapasitesiyle şekilleniyor. Lojistik, fiziksel bir taşıma faaliyetinden çıkarak veriyle yönetilen bir karar mühendisliği alanına dönüşüyor.
Solmaz CEO'su Billur Barlın, bu dönüşümü şu sözlerle tanımlıyor: "Lojistik artık yalnızca taşıma değil; veriyle yönetilen stratejik bir karar alanı. Türkiye'nin gücü coğrafyasında değil, ticaret verisini doğru okuyabilme kapasitesinde."
Kurulduğu günden bu yana risk yönetimini merkeze alan Solmaz, kendini klasik bir lojistik şirketi olarak değil, veri temelli risk mühendisliği ve tedarik zinciri planlaması yapan bir ticaret çözüm ortağı olarak konumluyor. Barlın'a göre tedarik zinciri, uçtan uca planlama mühendisliği gerektiren bir sistem: "Uluslararası ticareti fiziksel bir operasyon değil; öngörülebilir ve ölçülebilir bir karar sistemi olarak ele alıyoruz."
Şirket, 2018 yılında dijital stratejisini yapay zekâ ve makine öğrenmesi odağına taşıdı. Patentli çözümü Solmaz Genius, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) tespitini saniyeler içinde ve yüksek doğruluk oranıyla gerçekleştiriyor. Yapay zekâ operasyonlara hız kazandırırken riskleri minimize ediyor ve karar alma süreçlerini güçlendiriyor.
Teknoloji alanındaki faaliyetler POP ve Solmaz Genius üzerinden yürütülürken, 2025 yılında geliştirilen Beyond Customs platformu gümrük süreçlerini hız, doğruluk ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda yönetmek üzere tasarlandı. Ancak hedef yalnızca operasyonel verimlilik değil. Barlın, platformun vizyonunu şöyle özetliyor: "Amacımız süreçleri hızlandırmak değil; dış ticarette karar alma kültürünü veri temelli bir zemine taşımak."
"Lojistikte rekabet artık kilometreyle değil, algoritma kalitesiyle ölçülüyor" diyen Barlın, modüllerin bağımsız yazılım araçları değil, ticaretin karar mimarisini oluşturan entegre yapı taşları olduğunu vurguluyor. Sparky operasyonel rehberlik sağlarken, Genius analitik karar merkezi işlevi görüyor. Duty Master finansal simülasyon altyapısı sunarken, CheckMate beyanname süreçlerinde önleyici risk denetimi gerçekleştiriyor. Beyond Customs, Customs Control Tower yaklaşımıyla tüm süreçleri entegre biçimde yönetmek üzere kurgulanmış bir karar destek mimarisi sunuyor.
Önümüzdeki beş yılın lojistik sektöründe kararların sezgiyle değil veriyle verildiği bir dönem olacağını belirten Barlın, "Geleceğin lojistiği taşıma kapasitesiyle değil, veri kapasitesiyle ölçülecek" diyor. Bu doğrultuda teknoloji yatırımları destekleyici bir unsur değil, doğrudan büyüme stratejisinin merkezinde yer alıyor. Solmaz İnovasyon Merkezi, şirketin Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarının ana üssü konumunda.
Barlın'a göre Türk lojistik firmalarının küresel rekabette fark yaratabilmesi için ölçekten önce veri mimarisine yatırım yapması gerekiyor. "Geleceğin rekabeti fiyat üzerinden değil, öngörü kalitesi üzerinden şekillenecek."
Küresel ticarette fark yaratan artık hız değil; veriyle yön verilen stratejik karar gücü. Solmaz'ın hedefi ise teknoloji ve sürdürülebilirliği bir avantaj olmaktan çıkarıp sektör standardı haline getirmek.
Fatih KÖSE / Yükal Kurucu Ortağı
"Teknolojiye yatırım yapanlar kazanacak"
Lojistik yalnızca "taşıma" değil; üretimden tüketime uzanan, ekonominin görünmeyen en kritik omurgasıdır. Bu alandaki her verimlilik doğrudan ülke ekonomisine katkı sağlar. Artık farkı daha çok taşıyanlar değil; akıllı planlayan, veriyi doğru kullanan ve teknolojiyi merkeze alanlar yaratacak. Küresel rekabet için hacimden çok verimlilik, dijitalleşme ve finansal entegrasyon konuşulmalı. Uçtan uca dijital izlenebilirlik, anlık kapasite ve maliyet yönetimi temel şart haline geldi. Boş kilometreyi azaltan, yakıt ve zamanı verimli kullanan sürdürülebilir çözümler ise hem çevresel hem ekonomik avantaj sağlıyor. Mikro KOBİ'lerin finansmana erişimini kolaylaştıran modeller de sektörün ölçeklenmesinde belirleyici olacak. Uzun yıllar sezgilerle yönetilen lojistik sektörü, yapay zeka ve dijital teknolojilerle veriye dayalı, öngörülebilir ve ölçülebilir bir yapıya dönüşüyor. Rota optimizasyonu, talep tahmini, fiyatlama ve kapasite yönetiminde yapay zeka artık ayrıcalık değil, standart olacak. Ancak bunun için şirketlerin veri üretmesi, dijital altyapı kurması ve süreçlerini şeffaflaştırması şart. Gelecekte ayakta kalanlar teknolojiye yatırım yapanlar olacak. B2B abonelik modelimize ek olarak yakında devreye alacağımız YÜKAL Business paketiyle; garantörlük, emtia sigortası ve navlun finansmanı hizmetleri sunacağız. Ayrıca ölçeklenebilir yazılım mimarisi, veri analitiği ve dashboard altyapılarına ciddi yatırımlar yapıyoruz.
Onur TALAY / Talay Logistics CEO'su
"2026'da 1 milyar TL'lik yatırım planlıyoruz"
Önümüzdeki yıllarda lojistik sektörünün odaklanması gereken üç temel alan sürdürülebilirlik, çeviklik ve "lojistik üs" olma vizyonu olarak öne çıkıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile birlikte rekabet, artık fiyatın yanında müşteriye sağlanan "karbon avantajı" üzerinden şekillenecek. Pandemi ve jeopolitik krizlerde Türk şirketlerini öne çıkaran hızlı karar alma ve esnek hareket kabiliyeti korunmalı. Türkiye, yalnızca transit değil; yükün depolandığı, işlendiği ve yönetildiği bir merkez olmalı. "Yakından tedarik" eğilimi bu rolü güçlendirirken rekabet küresel ölçekte ele alınmalı. Benzer taşıma modellerinde farkı; nitelikli insan kaynağı, güçlü ekipman ve teknoloji yaratıyor. Dijital altyapı ve Ar-Ge yatırımları şart. Dijitalleşme ve sürdürülebilirliği hızlandıran firmalar, geleceğin tedarik zincirinde stratejik konum kazanacak. Yapay zekâ tabanlı sistemlerimiz hava durumu ve trafik verilerini analiz ederek en verimli rotaları belirliyor, öngörülebilirlik sağlıyor.
2025'te 850 milyon TL yatırım yaparak Türkiye ve Avrupa'da ekipman ve depo yatırımlarına öncelik verdik, Tunus'ta şirket kurduk ve çalışan sayımızı bine çıkardık. 2026'da 1 milyar TL yatırım planlıyoruz. Erenköy Gümrüğü'ne bağlı 12 bin metrekare antrepoyu devreye alacağız. Türkiye'nin yanı sıra Fransa, Romanya ve Bulgaristan'da çekici yatırımlarımız sürecek. İngiltere'de Davies Turner ve Belçika'da Transuniverse ile iş birliklerimize ek olarak Almanya-Avusturya-İsviçre hattında yeni bir parsiyel ağ ortaklığı hedefliyoruz. Kazakistan ve ABD yatırımları gündemimizde; yurt içi ve yurt dışı satın almalar sürebilir. Ayrıca beş yıl içinde filomuzdaki elektrikli çekici sayısını üç katına çıkarmayı planlıyoruz.
Damla ALIŞAN / Alışan Lojistik CEO'su
"Sektör yapısal ve nitelikli dönüşüme odaklanmalı"
Türk lojistik sektörünün küresel rekabet gücünü artırabilmesi için kapasite artışından çok, yapısal ve nitelikli dönüşüme odaklanması gerekiyor. Rekabet artık hızdan çok öngörüye, maliyetten çok verimliliğe, hacimden çok katma değere dayanıyor. Öncelikle sektörün dijitalleşme ve yapay zeka destekli operasyonlara daha güçlü yatırım yapması gerekiyor. Lojistik artık reaktif değil, prediktif bir yapıya evriliyor. Yapay zeka algoritmalarıyla desteklenen rota optimizasyonu, talep tahmini ve gerçek zamanlı izlenebilirlik; küresel rekabetin temel unsurları haline geliyor. Verinin, yükten daha hızlı hareket ettiği bir döneme giriyoruz. Ayrıca entegre ve uçtan uca hizmet modelleri kritik önem taşıyor. Depolama, taşıma, gümrük ve katma değerli servisleri tek noktadan, şeffaf ve izlenebilir şekilde sunabilen yapılar Türkiye'nin küresel konumunu güçlendirecek. Ayrıca sürdürülebilirlik ve yeşil lojistik uygulamaları, özellikle Avrupa pazarında önemli bir avantaj sağlıyor. Karbon ayak izini ölçen ve raporlayan şirketler öne çıkıyor. Son olarak intermodal taşımacılık, altyapı ve hub yatırımları ile nitelikli insan kaynağına yapılacak yatırımlar, Türkiye'nin coğrafi avantajını kalıcı bir rekabet üstünlüğüne dönüştürecek.
Taner HOROZ / Horoz Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı
"Yapay zekâ ve dijital teknolojiler karar alma sürecini dönüştürüyor"
Türk lojistik sektörünün küresel rekabet gücünü artırması için entegre hizmet yapılarının güçlendirilmesi, dijital dönüşümün derinleştirilmesi ve hedef pazarlarda depo ve dağıtım ağlarının yaygınlaştırılması öncelikli alanlar olarak öne çıkıyor. Lojistik artık depolama, gümrükleme, katma değerli hizmetler, e-ticaret ve e-ihracat çözümlerini kapsayan uçtan uca bir yapı gerektiriyor. Özellikle e-ihracat ve büyük hacimli ürün lojistiği gibi uzmanlık gerektiren alanlarda derinleşmek kalıcı rekabet avantajı sağlarken, dijitalleşme ve veri odaklı operasyon yönetimi bu yapının sürdürülebilirliğini destekliyor. Küresel pazarlarda kalıcılık için hedef ülkelerde fiziksel varlık göstermek de kritik önem taşıyor. Yurt dışı depo ve dağıtım ağları, ihracatçılara hız ve esneklik kazandırırken lojistik şirketlerini stratejik iş ortağı konumuna taşıyor.
Yapay zekâ ve dijital teknolojiler, yalnızca operasyonel verimliliği değil karar alma süreçlerini ve iş modellerini de dönüştürüyor. Önümüzdeki dönemde şirketleri ayrıştıracak unsur, bu teknolojileri destek aracı olarak değil, işin merkezine yerleştirebilmek olacak. Gerçek zamanlı veri analitiği; operasyonları daha şeffaf, izlenebilir ve ölçülebilir hale getiriyor. Horoz Lojistik olarak yatırımlarımızı kapasite artışının ötesinde; sürdürülebilir büyüme, operasyonel verimlilik ve küresel rekabet odağında ele alıyoruz. Depo altyapısı, dijitalleşme ve katma değerli hizmetlere odaklanırken; yurt içinde kapasitemizi güçlendiriyor, özellikle Avrupa başta olmak üzere hedef pazarlarda depo ve dağıtım ağımızı genişletiyoruz. Veri temelli, ölçeklenebilir bir operasyon yapısı kurarken istihdamı da stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyoruz.
Şerife TAŞDEMİR / CDA Lojistik Yönetim Kurulu Üyesi
"Lojistik veriyle yönetilen bir yapı haline evriliyor"
Lojistik sektörünün küresel rekabet gücünü artırması için Türkiye odaklı taşımaların ötesine geçip Avrupa–Türkiye hattı dışında Avrupa ile Kazakistan ve Gürcistan arasındaki taşımada da aktif rol alması gerekiyor. Türk lojistik sektörü insan kaynağı, uzmanlık ve ekipman açısından bu kapasiteye sahip. Avrupa–Asya hattındaki köprü rolünün güçlenmesi için transit yük yönetimi ve katma değerli depolamaya odaklanılmalı; demir yolu altyapısı, lojistik merkezler, antrepolar, gümrüklerde dijitalleşme ve liman–üretim merkezi demir yolu bağlantıları geliştirilmeli. Ayrıca sürücülerin Schengen vizesi süreçlerinde yaşadığı sorunların çözülmesi ve AB ile Gümrük Birliği'nin güncel ihtiyaçlara göre revize edilmesi sektör açısından kritik. Yapay zekâ ve dijitalleşme; rota optimizasyonundan talep tahminine, otonom depo yönetiminden gerçek zamanlı yük takibine kadar tüm süreçleri dönüştürüyor. Yakın gelecekte lojistik, bir data doğrultusunda operasyonu yönetme işi haline de gelecek. Bu nedenle şirketlerin teknoloji altyapılarını güçlendirmesi ve operasyonel verileri anlamlı iç görülere dönüştürmesi gerekiyor.
CDA Lojistik olarak operasyonel kapasitemizi artırmak amacıyla çekici ve ekipman yatırımları gerçekleştirdik. İstanbul Anadolu Yakası'nda Tuzla ve Sultanbeyli'de antrepo ve serbest depolama hizmeti sunuyor; Tuzla'daki modern tesisimizde transit yüklerin depolanması ve gümrüklenmesinde kapasitemizi büyütüyoruz. 2026'da Avrupa Yakası'nda yeni tesisimizi devreye almayı planlıyoruz. Öte yandan uluslararası taşıma maliyetlerindeki artış ve uzayan ödeme vadeleri, tahsilat risklerini büyütüyor. Yoğun rekabet ortamında kimse bu vadelere itiraz edemiyor ve risk lojistik şirketinin üzerinde kalıyor ve sektörün en önemli yapısal sorunlarından biri olarak öne çıkıyor.
Erol ERKAN / Pasifik Eurasia Yönetim Kurulu Başkan Vekili
"Orta Koridor'da bölgesel lideriz"
Türkiye, stratejik konumuyla lojistikte büyük avantaja sahip ve son yıllardaki yatırımlarla da güçlü bir oyuncu haline geldi. Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kafkasya arasında köprü konumunda olması; dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun çevresinden geçmesi; dört buçuk saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar nüfus ve trilyonlarca dolarlık pazara erişimi; yaklaşık sekiz bin km kıyı şeridi ve Karadeniz–Akdeniz geçişinin kontrol noktası olması bu gücü pekiştiriyor. İstanbul Havalimanı'nın Avrupa'nın en büyük hava kargo merkezlerinden biri olması, Avrupa'ya kara ve demiryoluyla doğrudan bağlanması, Orta Koridor (Çin–Orta Asya–Türkiye–Avrupa) projesinin merkezinde yer alması da lojistik sektörü açısından çok önemli. E-ticaretin büyümesiyle büyük firmaların yatırımları da arttı ve sektör ulaştığı büyüklük ile bölgesel bir lojistik üs olma yolunda hızla ilerliyor. Türk lojistik firmaları bölgesel olarak güçlü, küresel ölçekte ise orta-üst seviyede ve hızla yükseliyor. 2026–2030 dönemi kritik olup Orta Koridor'un büyümesi, dijital/yeşil yatırımlar ve konsolidasyon başarıyla ilerlerse bazı Türk firmalar global ilk 20–30'a girebilir. Pasifik Eurasia olarak Orta Koridor'da yüzde 90'nın üstünde pazar payıyla bölgesel lider, küreselde ise yükselen oyuncu kategorisindeyiz.
Türkiye, 2026'da mal ihracatını 302 milyar dolar, hizmet ihracatını 140 milyar dolara çıkarmayı ve 60 ülkeye ulaşmayı hedefliyor. Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya gibi yeni pazarlar, coğrafi çeşitlilik ve bağımlılığı azaltma stratejisinin parçası. Ticaret Bakanlığı'nın 2026'da sağlamayı planladığı yaklaşık 45 milyar TL'lik destekle ihracat kapasitesi ve finansmanın güçlendireceğine inanıyoruz. Pasifik Eurasia olarak Bakü–Tiflis–Kars Demiryolu hattında taşımaların yüzde 95'ini üstlenerek Orta Koridor'un ana oyuncusu haline geldik. Şirketimiz, 2025 üçüncü çeyrekte 1,8 milyar TL ciroya ulaştı; bu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 71 büyüme anlamına geliyor. Yatırımlarımızla birlikte taşıma hacmi ve cironun artacağını söyleyebiliriz.
Enes AKÇA / Akca Lojistik Genel Müdür
"Trilyonlarca dolarlık ticaret hacmine sahip 67 ülkenin merkezindeyiz"
Türkiye, lojistik altyapısı, operasyonel kabiliyeti ve coğrafi konumuyla küresel ölçekte güçlü bir potansiyele sahip. Ülkemiz, beş saatlik uçuş mesafesinde 1,6 milyar insanın yaşadığı, 50 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip 67 ülkenin merkezinde yer alıyor. Sektörün küresel rekabet gücünü artıracak başlıkların; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yapay zeka entegrasyonu olacağını düşünüyorum. Sektörümüz, turizmden sonra döviz kazandıran ikinci büyük hizmet ihracatı kalemi. 2025'te Türkiye'nin 100 milyar doları aşan hizmet ihracatının yaklaşık yüzde 40'ı lojistikten geliyor ve çevreci, teknoloji destekli operasyonlarla bu katkının daha da güçleneceğini öngörüyoruz.
Yatırım planlarımız arasında fiziksel kapasite artışı ve operasyonu güçlendiren teknoloji yatırımları yer alıyor. Önümüzdeki süreçte ülke genelindeki depolama alanlarımızı genişletmeyi hedefliyoruz. Bu bölgede depo sayımızı artırarak kapasitemizi güçlendirmeyi planlıyoruz. İç Anadolu ve Ege'de nakliye, depolama ve mikro dağıtım faaliyetlerini geliştirerek yatay büyümemizi sürdürmeyi amaçlıyoruz. Akca Teknoloji çatısı altında yazılım ve donanım geliştiriyor, üretimden teslimata uzanan süreçleri otonom sistemlerle dönüştürmeyi hedefliyoruz.