Yan sanayide Avrupa lideriyiz

Yaklaşık 3.500 firmanın faaliyet gösterdiği ayakkabı yan sanayinde, Türkiye üretim kapasitesiyle Avrupa lideri. Bu yıl 1.2 milyar dolar ihracat hedefleyen sektör, tasarım ve kalitede İtalya ile yarışıyor…
13.04.2026 13:12 GÜNCELLEME : 15.04.2026 00:01

ÖZBEY MEN/ Ayakkabı sektörü son dönemde sıkıntılı günlerden geçti. Artan maliyetlerle baş edemeyen kimi firma konkordato ilan etti. Kimisi ise el değiştirdi. Buna rağmen birçok firma bu zorlu dönemde ayakta kalmayı başardı. Ayakkabı ana sanayinin hızla toparlanıp yeniden büyüme trendine girmesinde kuşkusuz arkasındaki yan sanayi gücünün büyük payı var. Nitekim rakamlar da bunu gösteriyor. Türkiye'de ayakkabı yan sanayinde irili ufaklı yaklaşık 3.500 firma faaliyet gösteriyor. Sektörün kalbi İstanbul (özellikle İkitelli ve Merter) olsa da; İzmir, Gaziantep, Konya ve Adana da önemli üretim merkezleri olarak öne çıkıyor. Doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağlayan ayakkabı yan sanayi, ana sanayi ile birleştiğinde devasa bir ekosistem oluşturuyor.

Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sait Salıcı, bugün 500'e yakın aktif üyelerinin olduğunu belirtiyor. Üretim kapasitesi, teknolojik altyapı ve ihracat hacmi açısından bakıldığında sektörün yaklaşık yüzde 80'ini temsil etiklerini söyleyen Salıcı, Türkiye'nin en büyük yan sanayi üreticilerinin neredeyse tamamının dernek çatısı altında faaliyet gösterdiğini ifade ediyor. Sektör olarak bir ayakkabının derisi hariç geri kalan tüm bileşenlerini; yani taban, ökçe, kalıp, aksesuar, tekstil astar, kimyasallar ve frekans baskı ürünlerinin tamamını ürettiklerini kaydeden Salıcı, "Bir ayakkabıda yaklaşık 36 farklı yan sanayi ürünü bulunur. Sektör olarak bu çeşitliliğin tamamını karşılayabilecek kapasiteye sahibiz. Türkiye özellikle taban teknolojileri ve kalıp tasarımı konusunda dünyada bir marka haline geldi. Ayakkabı yan sanayinde Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise sayılı üretim merkezlerinden biriyiz. İtalya'nın ardından tasarım ve kalite dengesinde ikinci sırada yer alıyoruz. Uzak Doğu'ya göre daha kaliteli, Avrupa'ya göre ise daha esnek ve rekabetçi bir yapımız var" diyor.

Sektörü geleceğe taşıyacak en önemli konulardan biri olan sürdürülebilirlik alanında büyük aşama kat ettiklerinin altını çizen Salıcı, sözlerine şöyle devam ediyor: "Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde sektörümüz büyük bir dönüşüm içinde. Geri dönüştürülmüş TPU ve kauçuk tabanlar, su bazlı yapıştırıcılar ve bitkisel tabaklanmış ürünler üzerinde yoğunlaşıyoruz. Bu süreçte eğitimin öneminin farkındayız; bu nedenle TASEV bünyesinde kurduğumuz Akademi ile sektörümüzün bu yeni döneme adaptasyonu için gerekli eğitimleri planlıyor ve bunları uyguluyoruz."

KOLOMBİYA VE MEKSİKA'YA İHRACAT YAPIYOR

Sektörün en köklü şirketlerinden biri olan Ege Taban Sanayi, 1966 yılında Gaziantep'te kurulmuş. Kendisine ait birçok markası var. Bunlardan Egeva ve Evart ile EVA ayakkabı dış tabanı üretimi, Componex ile EVA granül üretimi ve toptan satışı yaparken, Mousse markası ile de terlik ve nihai ürün üretimi yapıp, bunları e-ticaret üzerinden perakende olarak satıyor. Ege Taban İhracat Sorumlusu ve şirket ortağı Selim Barlık, yerli ve yabancı birçok markaya üretim yaptıklarını belirtiyor. Barlık'ın verdiği bilgilere göre şirketin üretim yaptığı firmalar arasında Kemal Tanca, Divarese, Network, Beymen Club, Hotiç, Lufian, LCW, FLO gibi yerli perakende zincirleri ile Zara, Geox, Alexander Smith, Ambitious, Artezano gibi yabancı markalar bulunuyor. İç piyasanın yanı sıra ihracata da büyük önem verdiklerinin altını çizen Barlık, yoğun olarak ihracat yaptıkları ülkeleri Rusya, Portekiz, İtalya, Fas, İran ve Mısır şeklinde sıralıyor. Bunun yanında Malezya, Hindistan gibi ülkelerde de müşterilerinin olduğunu vurgulayan Barlık, son dönemde özellikle Amerika kıtasına da odaklandıklarını dile getiriyor. Şu anda Latin Amerika'da Kolombiya ve Meksika'ya ihracatlarının olduğunu aktaran Barlık, "Son yıllarda yaşanan sektör daralması firmamızın bazı departmanlarını olumsuz etkilese de dünyanın göstermiş olduğu konjonktüre ayak uydurarak yeni düzenleri öngörüp, yatırım ve üretimleri bu yeni ticari düzene göre şekillendirmek hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz" diyor.

Sektördeki önemli sorunların başında tahsilat ve uzayan vadelerin geldiğini belirten Barlık, bunun yanında baskılanan kurun da sıkıntı yarattığını söylüyor. Barlık, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: "Ana hammaddelerin birçoğunu döviz üzerinden alıyoruz. Satışlarımızın TL bazlı ve vadeli olması karlılık oranını ciddi anlamda etkiliyor. Bu da hem üretimi hem de ürün geliştirmemizi zorluyor. Ülke bazında döviz kurlarının düşük kalması sebebiyle ihracat tarafındaki rekabetimiz ciddi oranda olumsuz etkileniyor. Aynı zamanda Türkiye'deki ithalat oranının artması da yerli üreticilerin pazar paylarını etkileyerek sektör geneline sekte vuruyor. Bu yüzden döviz kurlarının serbest bırakılması, ithalat ürünlerine (nihai üründe olduğu gibi) yan sanayi için de ek vergilendirme getirilerek yerli üretimin desteklenmesi, yapılacak ihracatlarda devlet teşviklerinin arttırılması ve optimize edilmesi gerekiyor. Ayakkabı yan sanayi sektörü son yıllarda daralmaya gitse de alınacak önlemler ile bu sorunların çözülmesi mümkün. Türkiye, dünya piyasaları için güçlü üretim gücü olan ülkeler arasında yer alıyor. Bu sektörde de dünya ticaretinde önemli rol oynuyoruz. Bu gücün kaybedilmemesi için tüm sektörler adına üreticiye destek sağlanmalı."

ŞANLIURFA'DA AYAKKABI FABRİKASI KURDU

Cevahir Deri, 90 yılı geride bırakan Türkiye'nin en eski tabakhanelerinden. 1935 yılından bu yana Bolu ve İstanbul'daki tesislerinde büyükbaş deri üretimi yapan şirketin su geçirmez ürünleri yerli ve yabancı birçok ayakkabı üreticisi tarafından kullanılıyor. 4'üncü kuşağın yönetimde olduğu firma, tabakhane olarak Türkiye'nin en büyük 3 firmasından biri konumunda. Firma ayrıca 3 yıl önce Şanlıurfa'da devletin sağladığı yatırım ve istihdam teşvikleriyle Napa ismiyle bir de ayakkabı fabrikası kurdu. Cevahir Deri şirket ortağı Z. Serkan Cevahircioğlu, itfaiyeciler için yanmaz derilerden antibakteriyel ve su geçirmeyip hava geçiren derilere yeni teknolojiyle çeşitli özelliklerde deri üretimi yaptıklarını belirtiyor.

Ürettikleri derinin yüzde 40'ını ihraç ettiklerini söyleyen Cevahircioğlu, tedarikçisi oldukları firmaları şöyle sıralıyor: Wolverine (Cat, Harley) Greyder, Lacoste, Skechers, New Balance, Mulberry, Manc, Haix, Lowa, Puma. Burberry ve Armani ile görüşme halinde olduklarını da belirten Cevahircioğlu, yabancı müşterileri arasında askeriyeye bot üreten Alman ve İtalyan şirketlerin olduğunu vurguluyor. Türkiye'deki ayakkabı ve çanta üreticilerine de deri tedariki sağladıklarını ifade eden Cevahircioğlu, "Avrupa'daki üreticiler ne yazık ki üretimlerini Doğu Avrupa ve Uzakdoğu'ya kaydırıyorlar. Bu yüzden pazarımızı genişletmek zorundayız. Orta vadede ABD pazarına daha fazla ağırlık vermeyi planlıyoruz" diyor.

Ayakkabı sektöründe üst üste yaşanan konkordatolara da değinen Cevahircioğlu, şu açıklamaları yapıyor: "Konkordatolar piyasaya güven açısından çok büyük zarar veriyor. Bu yüzden bizim de ciddi olarak maddi ve üretim kayıplarımız oldu. Markaların deri tüketimi her geçen gün azalmakta. Ayrıca vadelerin uzun olması da sektörü zorluyor. Bu yılın ikinci yarısına kadar negatif havanın devam edeceğini öngörüyoruz. Yine beklenmedik konkordato ve iflasların yaşanabileceğini düşünmekteyiz. Bölgemizdeki savaşın gidişatı da üretici ve tüketici güven endeksini olumsuz etkilemekte. Enflasyonda olumlu bir gelişme olursa Ağustos ayından sonra piyasanın biraz daha olumlu olmasını bekleyebiliriz."

Sait SALICI / Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı

"Temel sorunumuz nitelikli iş gücü eksikliği"

Üretimimizin yaklaşık yüzde 40-50'si doğrudan veya dolaylı (bitmiş ürün içinde) ihracata gidiyor. Ana pazarlarımız; Rusya, İtalya, Almanya, İspanya ve Orta Doğu ülkeleri. Hedefimizde ise pazar payımızı artırmak istediğimiz Kuzey Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri var. 2025 yılı, küresel daralmaya rağmen yan sanayimiz için dirençli bir yıl oldu ve ihracatımız yaklaşık 1 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşti. 2024'e göre yatay bir seyir izlesek de katma değerli ürün artışı yaşadık. 2026 yılı hedefimiz, yüksek teknolojili üretimle bu rakamı 1.2 milyar dolar bandına çekmektir. Ana sanayideki nakit akış sorunları ve konkordatolar, yan sanayiciyi bir nevi "finansör" durumuna düşürdü. Tahsilat süreçlerimiz uzadı ve bu durum KOBİ ölçeğindeki firmalarımızı zorladı. Ancak bu süreç, sektörde daha sağlıklı, kurumsal ve risk yönetimini iyi yapan firmaların öne çıkmasına neden olan bir "doğal seleksiyonu" da beraberinde getirdi. Sektörümüzün karşı karşıya olduğu temel sorunların başında, üretimin devamlılığı için hayati önem taşıyan nitelikli iş gücü eksikliği gelmektedir; teknik personel bulmakta her geçen gün daha fazla zorlanıyoruz. Bununla birlikte, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artışın küresel pazardaki rekabet gücümüzü baskılaması ve yüksek faiz ortamında yatırım yapmak ya da işletme sermayesini korumak için ihtiyaç duyulan finansa erişim zorlukları, firmalarımızı en çok zorlayan diğer başlıca konular arasında yer alıyor. 2026 yılından itibaren Avrupa pazarında beklenen canlanma ile birlikte sektörün tekrar vites büyüteceğini öngörüyoruz. Gelecek, "Dijital ve Yeşil" üretimde. Biz de geleneksel üretim tarzını, Endüstri 4.0 ile birleştirmek zorundayız. Türkiye, global markaların "yakın coğrafyadan tedarik" stratejisinde en güçlü oyuncu olmaya devam edecektir.

Tolga DENİZEL / TEK-OR Plastik Sanayi ve Ticaret AŞ Genel Direktörü

"Konkordatolar sektörde güven erozyonuna neden olmakta"

1981 yılından beri ayakkabı iç taban üretimi yapıyoruz. Ayağımızın temas ettiği ayakkabı içindeki iç tabanı; eva, farklı yoğunluktaki pu (poliüretan) süngerler, active carbon içeren- iletkenlik ve nefes alan recycle pu süngerler, hafızalı yoğun pu süngerlerden üretiliyor. Bizler tüm bu malzemelerden iç taban üretimi yapmaktayız. Bir ayakkabının iç tabanının rahatlığı ayak sağlığında ciddi farklar yaratır. Üretimimizin yüzde 65'ini ihraç ediyoruz. Geri kalanı ise iç piyasada özellikle iş güvenliği ve emniyeti ayakkabıları üreten firmalara sağlıyoruz. Ağırlıklı olarak Ukrayna, Polonya, Çekya, Romanya ve Yunanistan'a çalışıyoruz. Hedefimizde Almanya ve İtalya da var. Yerel müşterilerimiz arasında Greyder, Flo, YDS, Mekap gibi firmalar yer alıyor. Bununla birlikte New Balance, Base gibi yabancı firmalara da üretim yapıyoruz. Hali hazırda çalışmış olduğumuz birkaç firma ne yazık ki konkordato ilan etti. Finansal açıdan bizleri biraz zorlayan bir durum olsa da, asıl önemlisi ayakkabı ve yan sanayi piyasasında hissedilir bir tedirginliğe yol açtı. Konkordatolar her ne kadar yasal süreçler olsa da, yan sanayi ve ayakkabı üreticileri arasında güven erozyonuna neden olmakta. Sorunlarımızın başında nitelikli eleman ve iş gücü sıkıntısı geliyor. Bununla beraber ithalattaki uzun bürokratik süreçler, yüksek gümrük vergisi maliyetleri de bizi yoruyor. Piyasaların ve firmaların nakit sıkıntısı ve krediye ulaşım zorluğu son yıllarda üreticilerimizi ve bizleri oldukça zorluyor. Döviz kurunun düşüklüğü ve en ufak olayda kırılganlığı bizim gibi üreticilerin Avrupa'daki rekabet şansını azaltıyor. Uzakdoğu ve özellikle Çin malı ürünlerin fiyat baskısı ne yazık ki rekabet gücümüzü düşürüyor. Çin'in pandeminden sonra tekrar açılması ve pazara agresif bir fiyat politikasıyla girmesi sonucu elimizdeki bazı işler tekrar Çin'e yönelmiş oldu. Yapmış olduğumuz makine ve kapasite yatırımları da günün sonunda başarısız olmuş oldu. Bundan sonra ucuzdan daha çok nitelikli, özellikli, niş ve butik işler yaparak devamlılığımızı koruyabileceğimizi düşünüyorum.

BİZE ULAŞIN