“Hantavirüs’ün sigorta sektörüne etkisi göz ardı edilmemeli”

GİRİŞ TARİHİ: 15.05.2026 GİRİŞ TARİHİ: 14:16 SON GÜNCELLEME: 15.05.2026 14:16
COVID-19’un hava yoluyla ve toplum içinde hızlı yayılabilen bir virüs olduğunu belirten Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Özakıncı, bu nedenle küresel kapanmalara, seyahat yasaklarına, tedarik zinciri kırılmalarına ve yaygın ekonomik durgunluğa neden olduğunu hatırlattı.
ÖZBEY MEN/ Son dönemde gündeme gelen hantavirüs vakaları, özellikle COVID-19 tecrübesi sonrasında doğal olarak "yeni bir pandemi riski" endişesine yol açtı. Ancak mevcut bilimsel değerlendirmeler, hantavirüsün COVID-19 benzeri geniş çaplı ve hızlı yayılan bir pandemi yaratma ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü, çok ülkeli gemi bağlantılı son vakalarda küresel toplum için riski düşük olarak değerlendirdi. Hantavirüs'ün temel olarak enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas yoluyla bulaştığı açıklandı. İnsandan insana nadir olarak bulaşıyor. Bu yönüyle hantavirüs, COVID-19'dan önemli ölçüde ayrışıyor.

COVID-19'un hava yoluyla ve toplum içinde hızlı yayılabilen bir virüs olduğunu belirten Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Özakıncı, bu nedenle küresel kapanmalara, seyahat yasaklarına, tedarik zinciri kırılmalarına ve yaygın ekonomik durgunluğa neden olduğunu hatırlattı. Hantavirüste bulaş dinamiğinin daha sınırlı, vaka kümelerinin daha izlenebilir ve kontrol önlemlerinin daha kolay olduğunu ifade eden Özakıncı, Bu nedenle mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün "yüksek ölüm oranlı ancak düşük yayılım potansiyelli" bir sağlık riski olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. CDC de Andes virüsünün insandan insana bulaşabilen tek hantavirüs türü olduğunu ifade eden Özakıncı, bunun da nadir ve yakın temas gerektirdiğini belirtti.

"YALNIZCA TIBBİ YAYILIM İHTİMALİYLE DEĞERLENDİRİLEMEZ"

Bununla birlikte sigorta sektörü açısından konunun yalnızca tıbbi yayılım ihtimaliyle değerlendirilemeyeceğini söyleyen Özakıncı, "COVID-19 döneminde görüldüğü üzere, bir salgının ekonomik etkisi çoğu zaman hastalığın kendisinden daha geniş sonuçlar doğurabiliyor. İş durması, seyahat iptalleri, etkinlik iptalleri, liman ve sınır kısıtlamaları, tedarik zinciri aksaklıkları, sağlık giderleri ve sorumluluk talepleri sigorta piyasasının birçok branşını doğrudan etkileyebilir. OECD, COVID-19 döneminde iş durması zararlarının büyük bölümünün poliçe sahipleri üzerinde kaldığını; çünkü çoğu iş durması teminatının fiziksel hasar şartına bağlı olduğunu veya salgın/virüs kaynaklı kayıpları açıkça teminat dışı olarak belirtmiştir" dedi.

Hantavirüsün daha geniş bir salgına dönüşmesi halinde ilk etkilenecek branşlardan birinin sağlık sigortaları olacağına işaret eden Özakıncı, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortalarında tanı, tedavi, yoğun bakım ve hastane yatış giderleri poliçe özel şartlarına göre gündeme gelebilir. Ancak salgın hastalık, pandemi, karantina, kamu otoritesi kararı veya yurtdışı tedavi hükümleri poliçeden poliçeye farklılık gösterebilir. Bu nedenle sigortalıların mevcut sağlık poliçelerinde "salgın hastalık", "pandemi", "bulaşıcı hastalık" ve "resmi makam kararları" başlıklarının ayrıca incelenmesi gerekir.

İkinci önemli alan iş durması ve kâr kaybı sigortalarıdır. COVID-19 deneyimi, fiziksel hasar gerçekleşmeden yalnızca salgın nedeniyle işletmenin kapanmasının çoğu klasik yangın ve kâr kaybı poliçesinde otomatik olarak teminat altına girmediğini göstermiştir. Eğer hantavirüs nedeniyle bir işletme kapatılır, tesis karantinaya alınır veya faaliyetler kamu otoritesi kararıyla durdurulursa, teminatın çalışması için poliçede açık bir "bulaşıcı hastalık", "non-damage business interruption" veya "civil authority" teminatı bulunması gerekir. Aksi halde sigortalı ile sigortacı arasında ciddi teminat uyuşmazlıkları yaşanabilir."

ÖN PLANA ÇIKABİLECEK TEMİNATLAR

Seyahat sigortaları ve denizcilik/taşımacılık sigortalarının da bu tür olaylardan etkilenebildiğini belirten Özakıncı, son vakaların bir gemi seyahatiyle bağlantılı olmasının, cruise, yolcu taşımacılığı, liman operasyonları ve uluslararası tahliye süreçlerinde riskin ne kadar karmaşık hale gelebileceğini gösterdiğini vurguladı. Özakıncı, "Seyahat iptali, tıbbi tahliye, karantina giderleri, konaklama uzaması, repatriasyon ve acil sağlık desteği gibi teminatlar bu senaryoda ön plana çıkar. Ancak yine poliçelerde salgın ve pandemi istisnalarının bulunup bulunmadığı belirleyici olacaktır. Sorumluluk sigortaları açısından ise işveren sorumluluk, genel sorumluluk, otelcilik, turizm, sağlık kuruluşları ve taşıyıcı sorumluluk poliçeleri gündeme gelebilir. Bir işletmenin gerekli hijyen, izolasyon, bilgilendirme veya risk yönetimi tedbirlerini almadığı iddiası ile tazminat talepleri oluşabilir. Ancak bu taleplerde illiyet bağı, kusur, mevzuata uygunluk ve poliçe istisnaları kritik rol oynar" diye konuştu.

Reasürans tarafında ise böyle bir gelişmenin, özellikle kümülasyon ve katastrofik sağlık riski değerlendirmelerini yeniden gündeme getirebileceğini belirten Özakıncı, sözlerine şöyle devam etti: "COVID-19 sonrasında reasürörler salgın, pandemi, bulaşıcı hastalık ve kamu otoritesi kaynaklı iş durması risklerine karşı çok daha seçici hale gelmiştir. Bu nedenle yeni poliçelerde daha net pandemi istisnaları, alt limitler, bekleme süreleri, coğrafi sınırlamalar ve özel şartlar görülmesi beklenebilir. Sonuç olarak, mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün COVID-19 benzeri bir pandemi yaratma ihtimali düşük görünmektedir. Ancak sigorta sektörü açısından düşük ihtimal, etkisiz risk anlamına gelmez. Özellikle turizm, denizcilik, sağlık, iş durması ve sorumluluk branşlarında poliçe wording'lerinin dikkatle incelenmesi, salgın/pandemi istisnalarının netleştirilmesi ve sigortalılara kapsam konusunda şeffaf bilgilendirme yapılması gerekir. COVID-19'un en önemli dersi, salgın riskinin yalnızca sağlık problemi değil, aynı zamanda teminat netliği, reasürans kapasitesi ve sektör güvenilirliği açısından stratejik bir sigorta riski olduğudur."

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.