Türk savunma sanayinin muhteşem gücü

Savunma sanayinde dünyanın merakla izlediği SAHA 2026, Türkiye’yi bir kez daha gururlandırdı. Sektörün dünya ölçeğinde devleri arasında parmakla gösterilen Aselsan’dan Roketsan’a, TEİ’den Tusaş’a Türk savunma sanayi markaları, yeni geliştirdikleri üstün teknolojilerini 75 ülkeden gelen 150 binden fazla ziyaretçiye tanıttı. Bu büyük organizasyon Türk şirketlerin 8 milyar dolarlık ihracat bağlantısıyla sona erdi…
21.05.2026 10:30 GÜNCELLEME : 22.05.2026 00:01

Türk savunma sanayisinin geldiği son noktayı gözler önüne seren SAHA 2026, 150 binden fazla ziyaretçi, 75'i aşkın ülke delegasyonu ve yaklaşık 8 milyar dolarlık yurt dışı ihracat sözleşmesiyle tamamlandı. Aselsan'dan Roketsan'a, TEİ'den Tusaş'a savunma sanayinde destan yazan Türk devlerinin gövde gösterisi yaptığı fuar, Türkiye'nin yalnızca bölgesinde değil, tüm dünyada gıpta ile bakılan bir güce evrildiğini açıkça ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da fuar için yaptığı açıklamalarda bu konunun özellikle altını çizdi. Erdoğan, "Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır" dedi.

"TÜRK SAVUNMA SANAYİ, DİKKATLE İZLENEN BİR EKOSİSTEM HALİNE GELDİ"


İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın açılışında fuara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara katılan ziyaretçileri selamladı. Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, 120 ülkeden 1700'den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.
Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "1300'ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa'nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500'ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikayesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum."
Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500'ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır."
Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız." diye konuştu.

ZIRHLI ARAÇLARIN EN ÖNEMLİ PAYDAŞI

Altan Hidrolik Mühendislik Sanayi ve Ticaret AŞ İş Geliştirme ve Pazarlama Müdürü Kaan Altan, Altan CTIS'in, zırhlı ve taktik kara araçlarında lastik basınçlarının seyir halinde otomatik kontrol edilmesini ve operasyonel koşullara göre ayarlanmasını sağlayan kritik bir araç alt sistemi olduğunu söyledi. Sisteme ilişkin bilgi veren Altan, "Türkiye'de tasarım ve üretim hakları tamamen yerli ve özgün olan ilk ve tek patentli CTIS çözümüdür. Altan CTIS, değişen arazi koşullarına anlık adaptasyon, lastik kaçağı durumunda otomatik basınç kompanzasyonu, yakıt verimliliğinin artırılması, lastik ömrünün uzatılması ve aracın operasyonel hazırlık seviyesinin yükseltilmesi gibi doğrudan taktik ve lojistik avantajlar sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.

"AR-1071 MALAZGİRT"

ARCA Savunma Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Terlemez ise "AR-1071 Malazgirt" roketi ile sahada askerlerin aynı şartlarda daha hafif harp başlığı ile atış yapabileceğine dikkati çekti. Ürettikleri roket tapalarına ilişkin bilgi veren Terlemez, "Bugüne kadar bu ürünleri, yabancı ülkelerden ithal ederdik, devlet büyüklerimizin çalışmalarıyla bunların seri üretimini sağlamış olduk. Türkiye'de, artık dünyaya tapa ihracatı yapacak kadar büyük bir tesis var." dedi.

DÜNYAYA YÖN VEREN KÜRESEL TEKNOLOJİ MARKASI

ASELSAN CEO'su Ahmet Akyol ise, SAHA 2026'nın şirketin küresel marka yolculuğunun en önemli yapıtaşı olduğuna dikkat çekti. SAHA'da ASELSAN'ın ihracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli ortaklıklara imza atıldığını belirten Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü:

"SAHA, Türkiye'nin savunma sanayiinde ve ileri teknolojide geldiği noktanın dünyaya ilan edildiği önemli bir platform oldu. Burada gerçekleştirdiğimiz lansmanlarla milli mühendisliğin gücünün küresel rekabetteki iddiasını ortaya koyduk. ASELSAN olarak hedefimiz artık seri üretim kabiliyetimizle küresel ligde oyun kurucu olarak standartları belirlemek. SAHA, bu açıdan ASELSAN'ın küresel teknoloji markası olma yolculuğunda sıçrama tahtası niteliğini taşıdı. Fuar, aynı zamanda ASELSAN'ın gittikçe güçlenen seri üretim kaslarıyla dünyaya yön veren bir marka haline gelmesini hızlandırıyor. Gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri ve lansmanlar ihracatta yeni pazarların kapısını araladı. Fuar, ASELSAN mühendisliğinin gücünü küresel vitrine taşımak ve rekabet gücünü üst lige çıkarmak için stratejik bir fırsat yarattı."

ASELSAN, fuar boyunca Mavi Vatan'ın Yeni Vurucu Güçleri, ÇELİKKUBBE'ye Yeni Yetenekler ve Hava Taarruzunda Oyun Değiştirecek Sistemler Lansmanı yaptı. Bu kapsamda Türkiye'nin ilk Kamikaze OSA'sı KILIÇ ile TUFAN Kamikaze İDA, ILGAR 3-LT Muhabere Elektronik Harp Sistemi, KORAL AD Hava Savunma Elektronik Harp Sistemi, MİĞFER Öz Savunma FPV Önleme Sistemi, GÖKALP Otonom Kinetik Dron İmha Sistemi, GÖKBERK 10 Lazer Silah Sistemi, EJDERHA 210 Yüksek Güçlü Mikrodalga Silah Sistemi, FULMAR 500A ile TOLUN'un üç farklı varyasyonu SAHA'da yer aldı.

ASELSAN, SAHA'da oyun değiştirici teknolojilerin gücüyle savunma sanayiinin küresel aktörleriyle yeni iş birliklerine de kapı araladı. ASELSAN ile Endonezyalı PT REPUBLIK arasında İnsansız Deniz Araçları Faydalı Yükleri ve Görev Kritik Haberleşme Sistemleri Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN ile Umman savunma sanayi şirketi Sinan Advanced Industries arasında da ortak girişim kurulmasına yönelik sözleşme imza töreni gerçekleşti. SAHA 2026'da Savunma Sanayii Başkanlığı ile ülkemizin gücüne güç katacak yeni sözleşmelere de imza atıldı.

Bu kapsamda Hava Savunma Sistemleri İlave Seri Üretim, İnsansız Savaş Uçağı Alt Sistemler Tedarik, Elektro Optik Sistemleri İlave Tedarik, Erken İhbar Radarları, Yakın Yörünge Uyduları ve Askeri 5G, Kriptolu Emniyet Telsiz Muhabere Sistemi Yaygınlaştırma ve Yapay Zeka Destekli Jandarma KGYS Sözleşmeleri imzalandı. Bu sözleşme ile; ASELSAN Nanotech, Eskişehir'de faaliyetlerine başlayacak. Böylece ÇELİKKUBBE kapsamındaki füze sistemlerinde kullanılan seramik radomların yerli ve milli imkânlarla, daha yüksek kapasite ve kalite standartlarında üretilmesi sağlanacak.

ASPİLSAN ENERJİ, ÇITAYI YÜKSELTTİ

ASPİLSAN Enerji tarafından geliştirilen silisyum/grafit kompozit anot tabanlı A35 hücresi, gelecek nesil malzeme teknolojisi sayesinde daha yüksek enerji yoğunluğu sunuyor. Önceki nesil hücrelere kıyasla sağladığı iyileşme ile farklı kullanım alanlarında daha yüksek kapasiteli çözümler vadediyor.

Farklı iklim ve saha koşullarına uyum sağlayacak şekilde tasarlanan A35, düşük sıcaklıklarda dahi performansını koruyabilen yapısıyla öne çıkıyor. Bu özellikleriyle savunma sanayi, mobilite ve zorlu saha uygulamalarında etkin bir çözüm olarak konumlanıyor.

ASPİLSAN Enerji'nin kalite ve güvenlik odaklı yaklaşımıyla geliştirilen A35, uluslararası standartlara uygun yapısıyla küresel pazarlara açılmaya hazırlanıyor. Başta ABD olmak üzere farklı coğrafyalarda rekabetçi bir ürün olarak konumlandırılması hedefleniyor. ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir, A35 ürünü hakkında yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Geliştirdiğimiz A35 hücresi, ASPİLSAN Enerji'nin batarya teknolojilerinde ulaştığı ileri seviyenin önemli bir göstergesidir. İlk kez SAHA 2026'da tanıtacağımız bu ürün ile hem ülkemizin teknoloji üretme kabiliyetine katkı sağlıyor hem de küresel pazarlarda daha güçlü bir oyuncu olma hedefimizi pekiştiriyoruz. Yenilikçi hücre teknolojilerimizle, yüksek performanslı ve güvenilir enerji çözümleri sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz."

"AVRUPA'NIN EN BÜYÜK SANAYİ KÜMELENMESİ"

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Bayraktar KIZILELMA'nın ilk uçuşunu 2022 aralıkta yaptığını, o günden bu yana sürekli uçuş testleri gerçekleştirildiğini belirterek, "Şu anda seri imalata başladık. Bu sene içerisinde ilk seri teslimatları gerçekleştirmeyi hedefliyoruz" dedi. SAHA İstanbul'un 2015 yılında 27 üyeyle kurulduğunu hatırlatan Bayraktar, bugün ortaya çıkan tablonun Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümünü net biçimde gösterdiğini şöyle anlattı:
"SAHA İstanbul'un en önemli amacı, Türkiye'de bundan 25 yıl önce başlayan savunma ve havacılık sektöründeki millileşme sürecinin, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna özellikle özel sektörün katılımıyla güçlü bir ekosistem kurulması düşüncesiyle yola çıktığı bir yapı olmasıydı. 27 üyeyle kurulan bir sivil toplum kuruluşu aslında. Savunma, havacılık ve uzay konularını kapsayacak şekilde faaliyetlerine başladı ve 2015'ten bu yana Türkiye'de son 25 yıldaki savunma alanındaki ivmeyle birlikte gerçekten güçlü bir ekosistem kurulmuş oldu. 2002 yılında Türkiye'de en fazla 20 civarında savunma sanayi firması varken, bugün itibarıyla 2026'da 3 binden fazla savunmaya hizmet eden firma olduğundan artık bahsediyoruz. İhracatımız savunma alanında 250 milyon dolarken, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları geçti, bu sene de 13 milyar dolar hedefi var. Her yıl reel anlamda yüzde 20 seviyesinde büyüyen bir sektör."
SAHA İstanbul'un yalnızca üye sayısıyla değil, oluşturduğu nitelikli ekosistemle büyüdüğünü vurgulayan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"27 üyeyle başlayan süreç bugün 1300'ü aşkın üyeye ulaştı. Burada önemli olan üye sayısı da değil aslında. Biz burada nitelikli savunma ekosistemini güçlendirecek bir yapıyı kurma hedefiyle hareket ettik. 30'u aşkın üniversite SAHA bünyesinde yer aldı. Avrupa'nın en büyük sanayi kümelenmesi haline geldi. Ve bugün SAHA 2026'da bunun sonuçlarını görüyoruz. İlk fuarımız 10 bin metrekareydi. Şu an fuar 100 bin metrekare alana yerleşik. Bu fuarda stant almak için sırada olan 200 firma vardı Türkiye'den, daha da büyük olabilirdi. Ürünlerdeki derinlik, çeşitlilik açısından Türkiye gerçekten çok farklı bir noktaya geldi."

8 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

SAHA 2026'nın özellikle büyük firmalarla KOBİ'leri aynı ekosistem içinde konumlandırmasına dikkat çeken Haluk Bayraktar, "Burada şöyle bir mantık var. Ana yüklenici firmalarla onların tedarikçi ekosistemini birbirlerine yakın konumluyoruz. Ana koridorlarımız var. Yeşil Hat boyunca ana firmalar, Turkuaz Hat boyunca onların tedarikçileri yer alıyor. Bir ziyaretçi geldiği zaman ana firmayı değil, bütün ekosistemi görmüş oluyor. Bu bizim için çok önemli." dedi.
Fuara Türkiye'nin yanı sıra uluslararası katılımcıların da büyük ilgi gösterdiğini ifade eden Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu: "SAHA 2026'ya Avrupa'dan, Amerika'dan, Asya'dan, Orta Doğu'dan, Afrika'dan çok yoğun katılım vardı. Özellikle yurt dışı heyetlerinden çok büyük övgüler aldık. Bu sefer artık çok açık bir şekilde Türkiye'nin savunma sanayisinde geldiği seviyenin farklı görüldüğünü fark ettim. Hatta şöyle deniyor, coğrafyamıza baktığınız zaman Çin'den sonra batıya doğru geldiğinizde en derinlemesine, en güçlü ekosistem artık Türkiye'de kurulmuş durumda. Bu da bizler için gurur verici. Bu sene fuara Avrupa ve Amerika kıtasından daha yoğun bir ilgi vardı. 17 panel düzenledik, uzayla ilgili 4 panel daha yapıldı. NATO İnovasyon Fonu'nun en üst düzey yöneticileri geldi. Kanada'dan bakan yardımcısı katıldı. Avrupa'dan bakan seviyesinde katılımcılar vardı. Türkiye'nin NATO ülkeleriyle savunma alanındaki iş birliği süreçlerinin artırılması yönünde yoğun faaliyetler yürütülüyor. Özellikle Avrupa'da savunma sanayisi fonlarının kurulmaya başladığını görüyoruz. Daha önce savunma sanayisine yatırım yapmak istemeyen fonlar şimdi bu alana yöneliyor."
Fuarda oluşan ekonomik büyüklüğe de işaret eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
" Geçtiğimiz SAHA fuarında toplam 6,3 milyar dolarlık sözleşmeye imza atılmıştı 2024 yılında. 6,3 milyar doların 4,2'si ihracat odaklıydı. Bu sene sahada 8 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi imzalandı. Bu muazzam bir başarı. Özellikle burada ARCA firmasına özel yer vermek gerekiyor. 8 milyar dolarlık sözleşmenin 4,3 milyar doları ARCA firmasının imzaladığı sözleşmeler. Yine Baykar olarak da KIZILELMA'nın ilk ihracat sözleşmesini imzaladık. Bu da tarihi öneme sahip."
Fuarda sergilenen sistemlerin önemli bölümünün konsept aşamasını geçmiş, sahada kendini kanıtlamış ürünlerden oluştuğunu vurgulayan Bayraktar, "Biz SAHA olarak prototip aşamasındaki ürünlerden ziyade sahada kendini ispatlamış ürünlere önem veriyoruz. Örneğin, Baykar'da gördüğünüz platformların tamamı uçuş testlerini gerçekleştirmiş, uçan platformlar. Firmalarımızın sahaya çıkan ürünlerle burada yer almasını tercih ediyoruz" diye konuştu.
Motor teknolojilerinde de önemli bir aşamaya gelindiğini anlatan Bayraktar, şöyle konuştu: "Bayraktar TB-3'ün turbo dizel motoru TEİ tarafından geliştiriliyor. Bayraktar TB2'nin motorunu ilk yıllarda yurt dışından alıyorduk, şimdi o motoru yerli yapıyoruz. Seri üretim hattını kuruyoruz, yılda binlerce üreteceğiz. Motorumuzu test ettik, kalifiye ettik. Yine turbofan motorların da hem TEI bünyesinde çalışmaları sürüyor hem Baykar olarak biz kendi öz kaynaklarımızla motor geliştirme faaliyetleri yürütüyoruz. Tabii ki kat edecek yolumuz var ama biz bunu yapabileceğimizi biliyoruz. Artık o özgüvene sahibiz."
KIZILELMA'nın Endonezya ile imzalanan ilk ihracat sözleşmesine ilişkin de bilgi veren Bayraktar, şöyle konuştu: "Endonezya, yaklaşık 1 yıldır bu sözleşmeyi imzalamak istiyordu. Biz biraz daha ürün tüm test aşamalarından geçsin, ilk teslimatlar ülkemizde yapılsın diye bekletiyorduk. Şimdi ilk 12 adetlik Bayraktar KIZILELMA ihracat sözleşmesini imzaladık. İlk teslimatların 2028 yılında başlamasını hedefliyoruz."

YAPAY ZEKA ODAKLI TEKNOLOJİYE SAHİP

BİTES Genel Müdürü Yıldırım Azizoğlu ise, geliştirdikleri her teknolojiyi sahada karşılığı olan ve ölçülebilir fayda üreten çözümlere dönüştürmeyi temel öncelik olarak gördüklerini belirtti. Yapay zeka, savunma sistemleri, simülasyon ve aviyonik sistemler alanlarındaki kabiliyetleriyle kullanıcıya sadece bir ürün değil, entegre bir operasyonel güç sunduklarını vurgulayan Azizoğlu, şunları kaydetti:
"SAHA 2026, savunma sanayimizin geldiği noktayı ortaya koyan ve uluslararası işbirliklerini güçlendiren çok önemli bir platform. Bu organizasyonda sergilediğimiz çözümlerle, BİTES'in yapay zeka odaklı teknoloji yaklaşımını ve sahada sonuç üreten sistem geliştirme vizyonunu bir kez daha ortaya koymaktan büyük memnuniyet duyuyoruz."

SİSTEM GÜVENLİĞİNİN TEMEL UNSURU

Gersan Elektrik Tic. ve San. AŞ Genel Müdür Yardımcısı Güven Yılmaz da enerjinin artık sadece bir kaynak olmaktan çıktığı ve sistemlerin can damarı haline geldiğine işaret etti. Savunma sanayinin ileri üretim tesisleri ve veri merkezleri gibi yüksek süreklilik gerektiren yapılarda enerji altyapısının yalnızca teknik bir ihtiyaç değil, sistem güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunun altını çizen Yılmaz, "Daha güvenli, düzenli ve yönetilebilir enerji dağıtım yapısı sunan çözümümüz, modüler yapısı, müdahale kolaylığı ve kontrollü sistem mimarisiyle kritik tesislerde önemli avantaj sağlamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

PATENTLİ ATIK SU ARITMA REAKTÖRÜ VAR

Good Sanitation Company Kurucu Ortağı ve Üst Yönetici (CEO) Dilek Turan, Şebekeden Bağımsız Mobil Tuvalet ve Hijyen Kabini'ni saha koşullarında hizmet verebilecek şekilde tasarladıklarını aktardı. Söz konusu ürünün güneş enerjisi paneliyle de çalışabildiğine değinen Turan, "Şebekeden Bağımsız Mobil Tuvalet ve Hijyen Kabinimizle, kalabalık ortamlarda maksimum hijyen koruması sağlıyoruz. Kabinimiz, patentli atık su arıtma reaktörü sayesinde, el yıkama sonrası oluşan gri suyu ve idrarı toplayıp işleyerek, dezenfektana dönüştürüyor ve bu suyu şifon işlemi sırasında kullanıyor. Ürünümüz, 400'den fazla kez sahada kullanılabiliyor. Eskişehir'de üretim tesisimizde, yerli ve milli kaynaklarla üretiliyor. Önümüzdeki dönemde, farklı versiyonlarını geliştirerek, ürün ailesi haline getirmeyi hedefliyoruz." şeklinde konuştu.

ADVENT-AI YOĞUN İLGİ GÖRDÜ

HAVELSAN, SAHA EXPO 2026'da savunma teknolojilerindeki yazılım merkezli dönüşüm vizyonunu ve entegre sistem yaklaşımını yansıtan geniş ürün ailesiyle yer aldı. Stand kurgusu, yalnızca ürün tanıtımına değil, sistemlerin birlikte çalıştığı entegre operasyon ortamının deneyimlenmesine odaklandı. Senaryo bazlı canlı demo alanları, ADVENT-AI operasyon simülasyonu, BARKAN 3 saha gösterimleri ve dijital birlik mimarisine yönelik interaktif anlatımlar ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü. HAVELSAN'ın Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı ARMERKOM ile birlikte geliştirdiği Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi ADVENT, yapay zeka ile gücünü perçinleyen yapısıyla öne çıktı. Havelsan'dan yapılan açıklamada, "ADVENT-AI yalnızca verileri görüntüleyen bir yapı değil; gelen verileri yapay zeka algoritmalarıyla sürekli işleyen ve yorumlayan bir karar destek katmanı olarak konumlanmaktadır. Sensör izlerini gerçek zamanlı analiz ederek iz seviyesinde anomali tespiti gerçekleştirmekte, düzensiz modelleri erken aşamada tanımlayarak operatörlerin potansiyel riskleri daha hızlı fark etmesine imkan sağlamaktadır" denildi.

ADVENT-AI'nın öngörücü destek fonksiyonlarıyla da dikkat çektiği vurgulanan açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"SAHA EXPO 2026'da ayrıca BARKAN İnsansız Kara Aracı ailesinin yeni versiyonu BARKAN 3 de ilk kez sergilendi. Gelişmiş otonomi seviyesi, sürü operasyon kabiliyeti ve modüler görev yapısıyla öne çıkan BARKAN 3; keşif, gözetleme ve muharebe destek görevlerinde insanlı ve insansız unsurların birlikte çalışabildiği yeni nesil harekt konseptine yönelik olarak tanıtıldı. BARKAN 3 kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı ve HAVELSAN arasında SAHA EXPO 2026'da sözleşme değişikliği imzalanarak muhtelif adetlerde BARKAN 3 aracının tedarikine yönelik süreç yürürlüğe girdi. İhtiyaç makamı tarafından ortaya konulan ilave gereksinimler ve Savunma Sanayii İcra Komitesi kararları doğrultusunda yapılan bu düzenleme ile teslimat ve sözleşme süreçlerinin kesintisiz şekilde yürütülmesi ve sistemlerin operasyonel kabiliyetlerinin artırılması hedeflenmektedir. BARKAN İKA projesi kapsamında teslimat ve kabul faaliyetleri devam ederken, BARKAN 2'nin muayene ve kabul süreçleri tamamlanmış, BARKAN 3'ün muayene ve kabul faaliyetlerinin ise planlanan takvim doğrultusunda bu yıl içerisinde tamamlanması öngörülmektedir. HAVELSAN standında ayrıca komuta kontrol sistemleri, C4ISR mimarileri, simülasyon ve eğitim teknolojileri, siber güvenlik çözümleri ile dijital dönüşüm alanında geliştirilen KOVAN çözümü de sergilenmiştir. KOVAN, kurumsal süreçlerin dijital ortamda yönetilmesini sağlayan yapısıyla veri odaklı karar alma ve operasyonel süreç yönetimi kabiliyetlerini destekleyen bütünleşik bir dijital dönüşüm platformu olarak konumlanmaktadır."

İŞBİR ELEKTRİK'TEN STRATEJİK İŞ BİRLİKLERİ

SAHA 2026 EXPO'da yer alan İşbir Elektrik, gerçekleştirdiği üst düzey temaslar ve stratejik iş birlikleriyle dikkat çekti. Yerli ve milli enerji çözümleri alanındaki yetkinliklerini fuar boyunca sektör paydaşlarıyla paylaşan firma, savunma sanayiine yönelik kritik enerji altyapıları konusunda yürüttüğü çalışmaları tanıttı. Fuar kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu, İşbir Elektrik standını ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Acır ile bir araya geldi. Ayrıca Teknopark İstanbul ile İşbir Elektrik arasında imzalanan "Kritik Enerji Altyapısı ve Güç Sistemleri Stratejik İş Birliği Protokolü" oldu. İşbir Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Acır ile Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol tarafından imzalanan protokol kapsamında; kritik enerji altyapılarına yönelik ortak projeler geliştirilmesi, savunma sanayiine yönelik enerji teknolojilerinde iş birliklerinin güçlendirilmesi ve yenilikçi çözümlerin desteklenmesi hedefleniyor. Söz konusu stratejik iş birliğiyle birlikte; yüksek teknoloji odaklı enerji sistemlerinin geliştirilmesi, yerli mühendislik kabiliyetlerinin artırılması ve Türkiye'nin savunma sanayiindeki enerji altyapısına katkı sunulması amaçlanıyor. İşbir Elektrik'ten yapılan açıklamada, "Şirket olarak, enerji teknolojileri alanında geliştirdiğimiz yerli ve milli çözümlerle ülkemizin stratejik sektörlerine değer katmaya, güçlü iş birlikleriyle geleceğin enerji sistemlerini şekillendirmeye devam ediyoruz" denildi.

MKE'DEN 1.5 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM

MKE, Türkiye'nin savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda stratejik üretim altyapısını genişletmeye ve millî savunma gücünü sürdürülebilir şekilde artırmaya kararlılıkla devam ediyor. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını yerli ve millî imkanlarla karşılamak ve savunma sanayiinde dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak amacıyla 2023–2027 dönemini kapsayan toplam 1,5 milyar dolarlık yatırım programı hayata geçirildi.

Mevcut fabrikalara ek olarak Kırıkkale, Kırşehir ve Samsun'da 3 yeni fabrika daha üretime başlayacak. Yürütülen bu yatırımlar ile enerjik malzemelerden mühimmat üretimine, silah sistemlerinden roket teknolojilerine, uçak bombalarından KBRN koruyucu ekipmanlara kadar geniş bir alanda Türkiye'nin stratejik üretim kabiliyetinin önemli ölçüde güçlendirmesi hedefliyor. Ayrıca, hayata geçirilen yeni AR-GE merkezleri sayesinde MKE yalnızca üretim kapasitesini artırmakla kalmayıp yüksek teknoloji geliştirme yolunda da stratejik adımlar atıyor.

Kırıkkale'de yaklaşık 8 milyon metrekare alan üzerinde inşası devam eden MKE – Hüseyin Kâhya Enerjik Malzemeler Fabrikası'nda; nitroselüloz, barut ve roket yakıtları başta olmak üzere birçok stratejik patlayıcının üretimi gerçekleştirilecek, ayrıca bazı kimyasalların üretimi de ilk kez yapılacak. Fabrikanın 2026 yılı içerisinde faaliyete geçmesi ve üretime başlaması planlanıyor.

Yaklaşık 1.000 kişiye istihdam imkânı sunacak fabrikanın tamamlanmasıyla mevcut roket yakıtı, barut ve patlayıcı üretim kapasitelerinde yaklaşık üç kat artış sağlanmış olacak. Bunun yanında halihazırda yurt dışından temin edilen bazı kritik kimyasallar artık Kırıkkale'de üretilecek; böylece Türkiye'nin patlayıcı ham maddesi konusunda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirilmiş olacak.

Kırşehir'de kurulan üretim altyapısıyla KBRN tehditlerine karşı koruyucu ekipmanların yerli imkânlarla geliştirilmesi ve seri üretimi mümkün hâle getirilirken; Samsun'da kurulan yeni üretim hattı ile MK Serisi uçak bombalarının üretim kapasitesi önemli ölçüde artırılmış olacak.

MKE, sadece yeni tesis ve fabrikaların inşası değil, mevcut fabrikalarda yeni teknolojilerin kazanımı ve kapasite artışı projeleri kapsamında da kritik yatırımlar gerçekleştirdi. Şu ana kadar mevcut fabrikalar bünyesinde 30'dan fazla yeni üretim hattının yanı sıra, 350'den fazla yeni üretim tezgâhının kurulumu tamamlandı. Böylece 155 mm obüs mühimmatı üretim kapasitesi yüzde 5.400, 76 mm DENİZHAN Millî Deniz Topu üretim kapasitesi yüzde 500, topçu roketleri ve 2.75 inç roketler üretim kapasitesi yüzde 1.900, 60, 81 ve 120 mm havan mühimmatları üretim kapasitesi yüzde 300, tank ve obüs (Altay tankı, Fırtına/Gürhan, Boran) silah sistemleri üretim kapasitesi yüzde 100, keskin nişancı fişekleri üretim kapasitesi yüzde 455, hafif kalibre silahlar üretim kapasitesi yüzde 50 oranında artış sağlayacak.

İLK KEZ SERGİLEDİĞİ SİSTEMLERLE SAHA'NIN YILDIZI OLDU

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın, Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı tüm dünyaya güçlü bir şekilde yansıtan stratejik bir vitrin niteliği taşıdığını aktardı. SAHA'nın giderek artan etkisine ve gösterilen büyük ilgiye değinen İkinci, SAHA'nın küresel savunma ve havacılık sanayisinin en prestijli buluşmalarından birisi haline geldiğini dile getirdi. İkinci, sözlerine şöyle devam etti:

"SAHA 2026'da Çelik Kubbe'nin sarsılmaz gücünü oluşturan hava savunma sistemlerimizden, menzil rekorları kıran füzelerimize ve sahada etkinliğini kanıtlamış SİHA mühimmatlarımıza kadar yaklaşık 40 ürünümüzle yerimizi alıyoruz. SAHA, bizim için aynı zamanda yeni sistemlerimizin lansmanına imkân sağlayan en önemli platformlardan biri oluyor. Nitekim bu fuarda ilk kez kamuoyuyla paylaştığımız NEŞTER, CİDA, Mini Seyir Füzesi ve CİRİT Anti-İHA sistemlerimizin gördüğü yoğun ilgi de bunu açıkça ortaya koyuyor. Bu sistemlerimizi sahada doğan ihtiyaçları en iyi şekilde karşılamak üzere tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirdik. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletimizden aldığımız güçle yeni sistemler geliştirmeye, ülkemizin savunmasına güç katmaya ve tam bağımsız savunma sanayimizi adım adım inşa etmeye devam edeceğiz."

ROKETSAN'ın SAHA 2026'da ilk kez sergilediği sistemler, sahada oyun değiştirici rolleri ve üstün teknolojik kabiliyetleri ile öne çıkıyor. CİRİT Anti-İHA, sahada başarısını kanıtlamış CİRİT Lazer Güdümlü Füzesinin yeni bir versiyonu olup; İHA'lara karşı kullanılan yüksek maliyetli hava savunma füzelerine güçlü bir alternatif teşkil ediyor. Bu sayede, havadan gelen tehditlere karşı pahalı platform ve mühimmatları devreye almadan önce, uygun angajman zarfı içerisinde CİRİT Anti-İHA ile hedefin etkili şekilde imha edilmesi mümkün hale gelebilecek.

CİDA uzun menzilli tanksavar füze sistemleri ailesinin en yeni üyesi olarak, görüş ötesi kullanım kabiliyeti, uzun menzili, hızlı taarruz yeteneği ve hibrit arayıcı başlığı sayesinde nokta atış hassasiyetiyle sahadaki ihtiyaçlara doğrudan cevap veren, yüksek teknolojili bir çözüm olarak öne çıkıyor. Rakip sistemlere kıyasla çok daha uzaktan hedefi etkisiz hale getirme kabiliyetine sahip bu sistem; kara, deniz ve havada görev alan farklı platformlara entegre edilebilmesiyle sahada çarpan etkisi yaratacak bir sistem olarak konumlanıyor.

Mini Seyir Füzesi de düşük maliyetli yapısını yüksek operasyonel etkiyle birleştiren yeni nesil bir çözüm olarak öne çıkıyor. Muadillerine kıyasla sunduğu uzun menzil, daha ağır harp başlığı ve çoklu taşıma imkânı sayesinde sahada özellikle de hava savunma sistemlerine karşı önemli bir güç çarpanı oluşturacak bu sistem, hedef hattından görsel istihbarat toplayabilme yeteneğiyle de son kullanıcılara operasyonel çeşitlilik sunuyor.

NEŞTER, MAM-L ürününün bir varyantı olarak, minimum ikincil hasar prensibiyle yüksek hassasiyetli vuruşlar yapmak üzere tasarlandı. Klasik çözümlerden farklı olarak, bulundurduğu yaklaşma sensörü sayesinde, hedefe temas öncesinde devreye giren ve kesici bıçaklar içeren özgün bir harp başlığına sahip. Patlayıcı içermeyen bu yapı sayesinde, kitlesel imha yerine doğrudan noktasal hedeflere yüksek hassasiyetli vuruş sağlayabiliyor.

YENİ NESİL ÇÖZÜMLERİNİ TANITTI

Fuara savunma sektörüne yönelik kabiliyetleri ve ürünleriyle katılan Türksat, haberleşme uydularının kapasitesine yönelik satış, tanıtım faaliyetleri ile iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdi. Fuar süresince Ar-Ge ürünlerinin yanı sıra yerli ve millî PeycON ailesi antenlerini de tanıtan Türksat, havacılık sektöründe de AJet ile yapılan anlaşma çerçevesinde 122 uçağa kurulumu sürdürülen ve Türk Hava Yolları filosuna da entegre edilmesi planlanan uçak içi internet (IFC) sistemlerinin ardındaki Ar-Ge ve yazılım kabiliyetlerini de uluslararası katılımcılarla paylaştı.

Fuar kapsamında Türksat'ın uydu üzerinden sağlanan bağlantıyı 5G teknolojisiyle sahaya aktaran mobil şebeke çözümü "Robotik Platform" ile birlikte Sky WiFi LR1500 sistemi yer aldı. Robotik Platform ile karasal altyapının bulunmadığı veya zarar gördüğü afet bölgeleri ile hareket halindeki askeri birlikler için bir kilometre yarıçapında kesintisiz iletişim altyapısı oluşturuluyor. Sky WiFi LR1500 sistemi ise uydu üzerinden alınan interneti yerelde 2 kilometreye kadar yayarak yüksek kullanıcı kapasitesi ve hızlı kurulum avantajı sunuyor. Sahip olduğu yüksek kazançlı özel anten yapısı ve gelişmiş WiFi 6 teknolojisi sayesinde uydu terminali ile entegre çalışan sistem, internet sinyalini merkezden alarak çok geniş bir coğrafyaya kayıpsız bir şekilde dağıtıyor.

Bu arada Türksat ve ROKETSAN arasında uydu haberleşme çözümleri hizmet alımına yönelik stratejik bir iş birliği protokolü de imzalandı. Türksat AŞ Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci tarafından imzalanan anlaşma ile ROKETSAN'ın yürüttüğü savunma projelerinde Türksat'ın uydu kapasitesi de kullanılacak. Ayrıca "KOBİ'ler için Finansman Desteği İmza Töreni" gerçekleştirildi. Türksat ve KOSGEB arasında imzalanan protokol ile Türksat'ın uzay ve havacılık sektöründe yer alan tedarikçilerine uygun şartlarda kredi desteği sağlanacak. Türksat AŞ Genel Müdürü Atalay, sağlanan bu finansman desteğiyle Türksat ekosistemindeki yerli tedarikçilerin üretim kapasitesini artıracaklarını vurguladı.

BİZE ULAŞIN