SELMA ŞENOL/ Konut ve arsa alım-satım işlemlerinde milyonlarca vatandaşı ilgilendiren önemli bir değişiklik 1 Temmuz 2026 tarihi itibari ile yürürlüğe giriyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan yönetmeliğe göre; taşınmaz satışlarında ödeme artık "güvenli ödeme sistemi" üzerinden gerçekleştirilecek, yani tapuda elden ödeme dönemi sona erecek. Gayrimenkul satışlarında ödeme süreçlerini daha güvenli, şeffaf ve kayıtlı hale getirecek yönetmelikle birlikte hem alıcı hem de satıcı açısından yıllardır yaşanan para transferi risklerinin azaltılması hedefleniyor.
Konut ve arsa satışlarında ödemenin bankacılık sistemi üzerinden gerçekleştirilmesini esas alan bu yeni dönem, yalnızca tapu işlemlerini değil; kayıt dışı ekonomiyle mücadeleden vergi gelirlerine, ekspertiz sisteminden konut fiyat istatistiklerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek yapısal bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, Türkiye'de gayrimenkul piyasası ilk kez tamamen izlenebilir finansal sisteme entegre oluyor. Ancak konu sadece ödeme değil; aynı zamanda finansal şeffaflık, dijital iz, vergi denetimi, gerçek fiyat oluşumu, kayıt dışı ekonomi, kara para denetimi, bankacılık sistemi, değerleme mekanizmasını ilgilendiriyor. Yani tek düzenleme üzerinden ekonominin birçok katmanına aynı anda dokunuluyor.
GERÇEK SATIŞ BEDELİ DÖNEMİ
Elden ödeme uygulaması, Türkiye'de uzun yıllardır gayrimenkul piyasasının en tartışmalı başlıklarından biri oldu. Bugüne kadar tapuda düşük bedel, elden fark ödeme, banka dışında kapora, resmi olmayan nakit akışı yaygın bir pratikti. Bu nedenle devlet gerçek fiyatı göremiyordu, fiyat istatistikleri bozuluyordu, bölgesel değer analizleri eksik kalıyordu.
Uzmanlara göre yeni sistem birçok riski bertaraf edebiliri ve sektörde gerçek fiyat haritası ortaya çıkabilir. Hatta Türkiye'de konut piyasasının gerçek verisi ilk kez oluşabilir…
Yeni modelin önümüzdeki temmuz ayında hayata geçmesi bekleniyor. Piyasa aktörlerinin bu düzenlemeye hazır olması gerektiğini ifade eden uzmanlar, yine de sürecin gecikmeli başlayabileceği düşüncesinde. Gayrimenkul uzmanı Hasan Ceran "Yeni sistem kısa vadede alışkanlıkların değişmesi nedeniyle adaptasyon süreci yaratabilir" derken Prof. Dr. Ali Hepşen de Bakanlığın bu konuyla ilgili 3 ay ek süre yetkisi olduğuna işaret ediyor.
Ancak sektör şu günlerde Güvenli Ödeme Sistemi olarak adlandırılan yeni uygulamanın tam olarak nasıl işleyeceğini tartışıyor. Yeni modelin araç satışlarında uygulanan güvenli ödeme sistemine benzer şekilde işlemesi bekleniyor.
"Güvenli Ödeme Sistemi", aslında noter işlemi ile banka transferini eş zamanlı hale getiren bir blokeli ödeme modeli. Sistem özellikle ikinci el araç satışlarında "parayı gönderdim araç devri olmadı" ya da "aracı devrettim ödeme gelmedi" riskini azaltmak için geliştirildi. Gayrimenkulde uygulanması planlanan model de büyük ölçüde aynı mantığa dayanıyor.
ARAÇLARDA SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
İkinci el araç satışlarında kullanılan Güvenli Ödeme Sistemi'nde süreç, alıcının parayı doğrudan satıcının hesabına göndermesiyle değil, banka tarafından geçici olarak bloke edilmesiyle başlıyor. Böylece satış gerçekleşmeden para satıcının kullanımına geçmiyor.
Sistemin işleyişi adım adım şöyle ilerliyor:
1) Satış tarafları sistemi başlatıyor
Alıcı ve satıcı, anlaşmanın ardından bankaların güvenli ödeme altyapısı üzerinden işlem oluşturuyor. Sistem genellikle bankaların mobil uygulamaları ya da internet şubeleri üzerinden çalışıyor.
Satıcı; araç bilgilerini, alıcıyı ve satış tutarını sisteme giriyor. Ardından alıcıya bir referans numarası iletiliyor.
2) Alıcı parayı bloke hesaba gönderiyor
Alıcı, belirtilen tutarı sistemde oluşturulan güvenli hesaba aktarıyor. Ancak bu para henüz satıcının hesabına geçmiyor.
Banka, tutarı geçici olarak bloke ediyor ve işlem tamamlanana kadar koruma altında tutuyor.
3) Taraflar noterde satış işlemini yapıyor
Alıcı ve satıcı noter huzurunda araç devrini gerçekleştiriyor. Noter sistemi üzerinden satışın resmen tamamlandığı bilgisi doğrulanıyor.
Kritik nokta burada: Satış gerçekleşmeden para çözülmüyor.
4) Satış onayı sonrası para otomatik aktarılıyor
Noter işlemi tamamlanıp araç resmen alıcının üzerine geçtiğinde sistem otomatik tetikleniyor ve bloke edilen tutar saniyeler içinde satıcının hesabına aktarılıyor.
Eğer satış herhangi bir nedenle gerçekleşmezse, bloke edilen para otomatik olarak alıcıya geri dönüyor. Bu modelin temel amacı, Türkiye'de yaşanan üç büyük riski azaltmak: Sahte dekont, EFT saatine takılma, araç devredildiği halde ödemenin yapılmaması…
Özellikle yüksek tutarlı işlemlerde tarafların aynı anda hem parayı hem mülkiyeti güvenli şekilde değiştirmesi hedefleniyor. İşte tapuda da benzer bir sürecin işlemesi için buna ilişkin altyapının hazırlanması bekleniyor. Gayrimenkulde uygulanması beklenen modelde de mantık aynı: Alıcının parası önce güvenli hesapta tutulacak, tapu devri gerçekleşmeden satıcı paraya erişemeyecek, tapu işlemi tamamlanınca ödeme otomatik serbest bırakılacak.
Böylece "elden ödeme", "eksik bedel gösterme", "tapu devri oldu para gelmedi" gibi sorunların azaltılması amaçlanıyor.
Söz konusu yenilikte sistemi kullananlardan bir hizmet bedeli alınacak ve bu bedel satıcıya aktarılan tutardan düşülecek.
PARA HAVADA KALMAYACAK
Gayrimenkul sektörü uzmanı Hasan Ceran, düzenlemenin piyasayı dönüştüreceğini belirterek, özellikle güven ve şeffaflık açısından kritik bir adım atıldığını söylüyor.
Ceran, "Gayrimenkul alım-satımı hayatın en büyük finansal kararlarından biri. Bugüne kadar birçok işlemde para transferi, tapu devri ve ödeme zamanlaması konusunda tedirginlik yaşanıyordu. Yeni sistem, bu kaygıları büyük ölçüde ortadan kaldıracak ve piyasaya kurumsal bir yapı kazandıracak" diyor.
Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri kredi dışı ödemeler. Satış bedelinin banka kredisi dışındaki bölümünün de bu sistem üzerinden ödenmesi gerekecek. Bu adımın kayıt dışılığın azaltılmasını da sağlayacağını ifade eden Hasan Ceran, "Gayrimenkul sektörü artık yalnızca alım-satım yapılan bir alan değil. Finansal güvenlik, veri yönetimi, dijital süreçler ve tüketici hakları artık işin merkezinde. Bu düzenleme, sektörün profesyonelleşmesi adına güçlü bir eşik olacak" yorumunu yapıyor.
Yeni düzenlemeye uyum süreci yaşanabileceğini ifade eden Hasan Ceran, "Başlangıçta soru işaretleri olabilir. Ancak vatandaş güvenli işlem yaptığını gördükçe sistem hızlı şekilde benimsenecektir" diyor.
Kısaca yeni model, para transferi ile mülkiyet devrini aynı anda gerçekleşen dijital bir takas mekanizmasına dönüştürüyor. Bu modelin bir başka avantajının da devletin vergi gelirlerine de katkısı olacağı düşünülüyor.
İŞLEM TUTARI DAHA GÖRÜNÜR HALE GELECEK
Gayrimenkul finansmanı konusunda uzman isimlerden olan Prof. Dr. Ali Hepşen ise düzenlemenin vergi tarafındaki etkisinin kısa vadede değil ama orta vadede ciddi hissedileceğini belirtiyor. Ancak Prof. Dr. Hepşen bunun için aynı zamanda değerleme tarafının da güçlendirilmesi gerektiği uyarısında bulunarak, şunları söylüyor:
"Yıllardır özellikle kredi kullanılmayan işlemlerde satış bedelinin tamamı sistem içinde görünmüyordu. Yeni yapı ile birlikte nakit, EFT ve havale gibi ödemelerin de sistem üzerinden geçmesi istendiği için işlem tutarının daha görünür hale gelmesi bekleniyor. Bu da doğal olarak tapu harcı başta olmak üzere vergi gelirlerine olumlu yansır.
Ama burada kritik nokta şu. Sadece ödeme sistemini kurmak yetmez. Eğer değerleme tarafı güçlendirilmezse, sistem kendisine bildirilen rakamı kaydeder ama o rakamın gerçek piyasa değeriyle ne kadar uyumlu olduğunu tek başına anlayamaz. Bu yüzden ben bu sürecin mutlaka değerleme raporu zorunluluğu ile desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum…"
"KREDİ DIŞINDAKİ ÖDEMELERİN SİSTEME ALINMASI ÖNEMLİ"
Bugüne kadar denetimin daha çok işlem sonrasına dönük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hepşen "Yani tapu devri gerçekleşiyor, sonra beyan edilen bedel üzerinden bir kontrol yapılmaya çalışılıyordu. Yeni sistem ise işlemin kendisini daha görünür hale getiriyor. Özellikle kredi dışındaki ödemelerin sistem içine alınması önemli. Çünkü en büyük belirsizlik alanı orasıydı. Para hareketinin kayıt altına alınmasıyla birlikte denetim artık sadece "işlem oldu mu" seviyesinde kalmayacak, "hangi tutarda gerçekleşti" kısmı da daha net görülebilecek. Bu aynı zamanda piyasanın kendi veri kalitesini de artırır. Çünkü sağlıklı denetim için önce sağlıklı veri gerekir" değerlendirmesinde bulunuyor.
BAKANLIĞIN 3 AY EK SÜRE YETKİSİ VAR
Prof. Dr. Hepşen uygulamanın sahada nasıl işleyeceğine dair detayların henüz net olmadığını, geçiş sürecinin kademeli ilerleyeceğini belirterek "Zaten 1 Temmuz 2026'ya kadar zorunlu olmaması ve Bakanlığa üç aya kadar ek süre verme yetkisi tanınması da bunun göstergesi. İlk aşamada bankalar ve tapu sistemi arasındaki teknik entegrasyon ön plana çıkacaktır. Sonrasında sahadaki uygulama sorunları gözlenecek. Özellikle taksitli satışlar, parça parça ödemeler ve banka dışı ilerleyen modeller en çok tartışılacak alanlardan biri olabilir. Çünkü bugün piyasada birçok işlem klasik banka kredisiyle ilerlemiyor. Özellikle geliştirici firmaların yaptığı uzun vadeli ödeme planları oldukça yaygın. Bu yapıların sisteme nasıl entegre edileceği henüz net değil. Muhtemelen uygulama başladıktan sonra ikincil düzenlemeler ve teknik güncellemeler göreceğiz. O yüzden ben bu düzenlemeyi "tamamlanmış bir sistem"den çok, önemli ama ilk aşamadaki bir dönüşüm adımı olarak görüyorum" ifadesini kullanıyor.
GÜVENLİ ÖDEMEDEKİ EKSİK PARÇA
Prof. Dr. Ali Hepşen'e göre buraya kadar olan kısmı olumlu okumak mümkün. Ama bu yapı tek başına yeterli değil…
"Sistem, kendisine bildirilen bedeli kaydeder. O bedelin gerçek piyasa değerine ne kadar yakın olduğunu ise sorgulamaz. Taraflar kendi aralarında bir bedel belirler ve o bedel sistem üzerinden geçirilirse, görünürde her şey kayıt altındadır ama fiyatın kendisi yine tartışmalı kalır. Bu yüzden değerleme raporunun bu yapının içine dahil edilmesi artık ertelenmemesi gereken bir başlık haline geliyor. Her işlemde bağımsız bir değerleme raporunun zorunlu olması, sistemde görülen bedelin bir referansa dayanmasını sağlar. Aksi halde kayıt altına alınan veri ile gerçek piyasa değeri arasında fark oluşmaya devam eder. Bu fark sadece vergi tarafında değil, piyasanın genel işleyişinde de sorun yaratır…"
Düzenlemenin kapsamadığı bir konunun daha olduğunu belirten Hepşen, açıklamalarını şöyle sürdürüyor:
"Düzenlemenin kapsamadığı ya da henüz netleşmeyen bir alan da var. Özellikle taksitli/ senetli satışlar. Bugün birçok projede alıcılar uzun vadeye yayılan ödeme planlarıyla, parça parça ödeme yaparak ilerliyor. Banka kredisi kullanılmayan bu işlemler yeni sistemin neresinde duracak, bu konu açık değil. Eğer sistem tek seferlik ödeme mantığıyla çalışırsa, bu tür satışların sisteme uyumu zorlaşır. Bu da ya işlemlerin dışında kalmasına ya da farklı yollar aranmasına neden olabilir.
Bu nedenle parça parça yapılan ödemelerin de sisteme entegre edilebileceği bir mekanizmanın tanımlanması gerekir. Aksi halde düzenleme önemli bir alanı dışarıda bırakmış olur. Kapsayıcılık sağlanmadığında ise hedeflenen kayıtlı yapı tam anlamıyla kurulamaz…"
"GERÇEKLİĞİ DÜŞÜK İŞLEMLERİ AZALTIR"
Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Dr. Av. Ali Yüksel de güvenli ödeme sisteminin gerçekliği düşük işlemleri azaltacağını savunuyor. Dr. Yüksel, uygulamanın muhtemelen sonuçlarını Para dergisi için şöyle özetliyor:
"Yeni sistem kayıt dışını azaltmakta etkili olabilir ancak tamamen bitirmez, çünkü uygulamada bazı tapu devirlerinde gerçekten satış olmadığı halde tapunun başkasına geçici veya kalıcı devir söz konusudur. Tapuda satış gözükse bile burada bir satış amacı bulunmamakta, satış konusu gayrimenkul ya emaneten başka birisine verilmekte ya da bir teminat olarak devredilmektedir.
Bir borçtan kaçırmak, davalı olabileceği bir eşten mal kaçırmak, mirasçılardan mal kaçırmak gibi işlemlerde de gerçekte satış bedeli ödenmemekte ama 3. kişilere ve devlet kurumlarına karşı bir yanıltma ve muvazaa amacı güdüldüğünden burada da satış bedeli dönmemektedir. Bu yeni uygulama bunları da azaltacaktır.
Bazı işlemlerde ise düşük bir bedelle satış olduğu halde, değişik saiklerle bedel yüksek gösterilmektedir: Birincisi; malvarlığında daha fazla nakit görünmesi amaçlandığı durumlarda satış bedelinden daha yüksek bir bedel tapuya devir karşılığı olarak yazılmaktadır. İkincisi; şirket karlılığında karın azaltılma yolu olarak bilançodaki nakdin karın azaltılması amaçlandığı durumlardır. Hisseli gayrimenkullerde ortaklar dışındaki bir kişiye mal satılması halinde, mevcut ortakların satılan pay için bir şufa/ön alım hakkını zorlaştırmak için bedel yüksek gösterilmektedir. Böyle bir durumda artık satış bedeli bankaya depo edileceği için bu tip işlemler de azalacaktır.
Genel olarak bu uygulamanın fiktif yani gerçekliği düşük işlemleri azaltacağı söylenebilir. Ancak gayrimenkul satışlarının bedelinin gerçekte olduğu kadarının aynen tapuya yansıtılmasında direkt etkili olmayacaktır. Taraflar yani alıcı ve satıcı genelde harçtan kaçınıldığı ya da bedelin bankada olmadığı durumlarda elden bedel ödeme yöntemini uygulamaktadır. Bu yöntem halen uygulama alanı bulacaktır.
Burada tarafların amacı gerçek harcı yani yüzde 4 tapu harcını ödememek veya bir satışta satıcının kardan dolayı vergi (Gelir, kurumlar ve KDV) ödemesini azaltmaktır.
Bu ihtimali ise ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü halen taraflar bu işlemlerde satışın bedelini serbestçe anlaşarak belirlemekte ve bu rakamın ne olacağını da tek taraflı olarak tapuya beyan etmektedir. Belediyenin o gayrimenkul için hangi vergi rayici varsa o rakamdan veya biraz üst rakamdan satış gösterilmeye devam edilebilecektir.
Burada son zamanlarda vergi idaresinin her tapu devrini yapay zeka yardımı ile tahmin ederek taraflara yazı yazması onları daha dikkatli olmaya sevk etse de bu veri bir kesin çıktı değildir. Burada tapuların devrinde belli marjlarda değer tespiti yapan değerleme raporlarının alınması zorunluluğu daha objektif bir değere işaret edecektir…"
GAYRİMENKUL GÜVENLİ ÖDEME İLE TANIŞIYOR
Finans uzmanları gayrimenkul sektörünün güvenli ödeme sistemi ile tanışacak olmasından memnun. Uzmanlar tüm ödemelerin bankadan geçmesinin kredi analizlerini, servet takibini, gelir doğrulamasını, MASAK denetimlerini, kara para kontrollerini kolaylaştırabileceğini, özellikle son dönemde sıklaşan sahte satış, vatandaşlık amaçlı şişirilmiş işlemler ve kayıt dışı yabancı alımlarını kontrol altına alabileceğini düşünüyor. Ama piyasada itiraz da var: Sektörün bazı temsilcileri yüksek tapu harcının düşük beyanı teşvik ettiğini, sistem maliyetini artırdığını, tüm bedelin resmileşmesinin fiyatlara yansıyabileceğini ve küçük yatırımcının zorlanabileceğini savunuyor.
"MALİYETLERDE ARTIŞ RİSKİ VAR"
EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Zuhal Balsarı, tapuda elden ödemenin sona ermesinin, gayrimenkul sektöründe şeffaflığı artıracak önemli bir düzenleme olacağını belirtiyor. Balsarı, "Banka üzerinden yapılan ödemeler, gerçek satış bedellerinin daha sağlıklı izlenmesine ve bununla birlikte piyasa verilerinin güçlenmesine katkı sağlayacak" diyor. Zuhal Balsarı küçük yatırımcı açısından tek riskin artabilecek maliyetler olduğunu vurgulayarak, "Tapuda nakit ödemenin kalkması güvenliği artırır ancak vatandaşın tüm ödemeleri banka üzerinden ve kayıtlı şekilde yapmasını zorunlu hale getirir. Bu durum dolandırıcılık riskini azaltır, gerçek satış bedellerinin ortaya çıkmasını sağlar. Ancak vergi ve tapu harçlarında artış hissedilebilir. İnsanlar yüksek tapu harcı nedeniyle düşük bedel gösteriyordu. Şimdi tüm ödeme resmi olursa maliyet artacak. Bu düzenleme satış fiyatına yansıyabilir. Çünkü artık evin gerçek fiyatı gösterileceği için tapu harcı ve vergiler artacak. Satıcılar da bu ek maliyeti satış fiyatına eklemek isteyebilir" diye konuşuyor.
Zuhal Balsarı'ya göre bu düzenleme ile birlikte konut piyasasındaki gri alan daralacak. Çünkü artık ödemelerin daha şeffaf ve kayıtlı yapılması gerekecek…
Uzmanlara göre tapuda elden ödeme döneminin kapanması, kısa vadede piyasa alışkanlıklarını zorlayacak olsa da uzun vadede Türkiye gayrimenkul sektörünü daha şeffaf, izlenebilir ve kurumsal bir yapıya taşıyabilir. Ancak sektör temsilcileri, düzenlemenin kalıcı başarı sağlaması için tapu harcı ve beyan sistemi tarafında da yeni reformlara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Elden ödeme neden yaygındı?
- Düşük tapu harcı
- Vergi minimizasyonu
- Gerçek satış bedelini gizleme
- Yüksek tapu harcı
- Sistemsel açıklar
Yeni sistem neyi değiştirecek?
- Banka zorunluluğu
- Dijital işlem izi
- Daha görünür fiyatlama
- Denetlenebilir ödeme zinciri
"Konut fiyat istatistikleri zamanla değişir"
Prof. Dr. Ali HEPŞEN / İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi
Bugün Türkiye'de konut fiyat verilerinin en önemli sorunlarından biri, tapuda görülen rakam ile piyasa gerçekliği arasındaki fark. Aynı bölgede benzer iki işlem yapılıyor ama resmi kayıtlara baktığınızda birbirini doğrulamayan rakamlarla karşılaşabiliyorsunuz. Yeni sistem tek başına bunu tamamen çözmez ama önemli bir başlangıç olur. Özellikle değerleme sistemi ile birlikte çalışırsa, fiyat verileri daha gerçekçi hale gelir. Bu da hem kamu tarafındaki analizleri hem de özel sektörün yaptığı piyasa çalışmalarını ciddi şekilde etkiler. Yeni düzenlemenin finansal sisteme en önemli etkisi veri kalitesi tarafında olacak. Finansal sistem belirsizliği sevmez. Veri ne kadar sağlıklıysa, risk o kadar doğru ölçülür. Bugün konut finansmanında yaşanan birçok sıkışmanın arkasında da bu var. Gerçek işlem bedelleri tam olarak görünmediğinde, sağlıklı risk analizi yapmak zorlaşıyor. Bu sadece bankaları değil, alternatif finansman modellerini de etkiliyor. Daha şeffaf bir veri altyapısı oluşursa, ileride menkul kıymetleştirme, gayrimenkul temelli sermaye piyasası araçları ve alternatif konut finansmanı modelleri açısından da yeni bir alan açılabilir.
"Gayrimenkulde alıcı sayısı azalabilir"
Dr. Av. Ali YÜKSEL / Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı
Bedelin gerçek rakamdan gösterilerek banka veya resmi yoldan ödenmesi büyük oranda Ortadoğu veya Asya Afrika ülkelerinden açıktan geçen paraların sisteme giremediği durumlarda, alıcıyı caydıracaktır. Diğer taraftan ülke içindeki "kara para" ya da "resmi olarak belgelendirilemeyen para" için bir handikap olacaktır. Bu tip alımlarda alıcı gayrimenkulün bedelini banka hesabına yatıramamaktadır. Böylece bu tip satışlar için bir tür azalma söz konusu olabilecektir. Satıcının şirket olması durumunda da satış harcına ilaveten KDV de ciddi bir rakam olacağından, satış bedeli gerçeğe yakın olduğunda KDV de yüksek çıkacak ve şirket malik olan mallarda maliyet artacağından alıcı azalacaktır.
"Vergi gelirlerinin artmasını sağlayabilir"
Barkın OFLAZ / İstanbul Gayrimenkul Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi
Elden ödeme döneminin sona ermesiyle birlikte konut satışlarında uzun süredir devam eden kayıt dışı alanın daralması bekleniyor. Bu düzenleme, Türkiye'de konut piyasasının şimdiye kadarki en şeffaf dönemlerinden birinin başlangıcı olabilir. Özellikle tapuda düşük bedel gösterilip kalan kısmın elden ödenmesi gibi uygulamalar artık daha zor ve daha riskli hale gelebilir. Tam anlamıyla olmasa da bugüne kıyasla daha şeffaf bir piyasa oluşabilir. Ödeme hareketlerinin resmi sistemler üzerinden izlenebilir olması, tapuda beyan edilen bedellerle gerçek satış rakamlarının karşılaştırılmasını kolaylaştıracak. Bu da gerçek piyasa değerlerine daha yakın verilerin oluşmasını sağlayabilir. Bu da devletin tapu harcı ve vergi gelirlerinin artmasını sağlayabilir. Çünkü mevcut sistemde yüksek tapu harcı nedeniyle düşük bedel beyanı oldukça yaygın bir yöntem olarak kullanılıyordu. Piyasada daha kayıtlı ve denetlenebilir bir yapı oluşabilir. Özellikle değerleme, ekspertiz ve piyasa analizleri açısından daha sağlıklı veri üretimi mümkün hale gelebilir. Uzun vadede ise konut piyasasında daha şeffaf bir fiyatlama yapısına geçişin önü açılabilir.
"Bölgesel fiyat endekslerini değiştirme ihtimali var"
Zuhal BALSARI / EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı
Çünkü bugüne kadar bazı satışlarda gerçek bedeller tam yansımadığı için bölgesel fiyat verilerinde sapmalar oluşabiliyordu. Yeni uygulamayla birlikte daha gerçekçi satış rakamları görüleceği için fiyat endeksleri de daha doğru oluşacaktır. Bir değerleme uzmanı olarak bence bu uygulama, değerleme sistemini önemli ölçüde dönüştürebilir. Çünkü gerçek satış bedellerinin kayıt altına alınması, kullandığımız emsal verilerin daha doğru ve güvenilir olmasını sağlayacaktır. Bu da hem rapor kalitesini hem de piyasa şeffaflığını artıracaktır.