Yapay zekâ artık sadece geleceği konuştuğumuz bir konu değil. Özellikle son bir yılda iş yapış şeklimizin tam merkezine yerleşmeye başladığını görüyorum. Benim en çok dikkatimi çeken nokta ise yapay zekânın insanların yerine karar vermesi değil, onlara zaman kazandırması.
Günlük çalışma tempomun önemli bir kısmı toplantılarla geçiyor. Farklı sektörlerden iş ortakları, global teknoloji markaları ve farklı ülkelerden ekiplerle sık sık bir araya geliyoruz. Çoğu zaman aynı toplantıda birden fazla dil konuşuluyor. Böyle bir tempoda konuşmayı dikkatle takip ederken aynı anda eksiksiz not almaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu bizzat deneyimliyorum. Bir süre sonra toplantının kendisini değil, aldığınız notları yönetmeye başlıyorsunuz.
Sanal İletişim olarak PLAUD'u Türkiye'de kullanıcılarla buluştururken, bu teknolojiyi yakından tanıma ve farklı kullanım senaryolarını gözlemleme fırsatı da bulduk. Beni en çok etkileyen nokta ise yalnızca konuşmaları kayıt altına alması değil; konuşmaları 112'den fazla dilde metne dönüştürmesi, konuşmacıları kişi bazında ayırması ve uzun toplantıları kısa, düzenli özetlere dönüştürmesi oldu. Özellikle uluslararası ekiplerle yürüttüğümüz çalışmalarda bunun önemli bir zaman kazandırdığını düşünüyorum. Toplantı sonrasında saatlerce not düzenlemek yerine, konuşulanları analiz etmeye ve alınacak kararlara odaklanabilmek benim için en değerli katkılarından biri oldu.
Merak ettiğim için bu deneyimi yalnızca kendi ekibimizle sınırlı bırakmadım. İş dünyasından ve televizyon sektöründen farklı alanlarda çalışan arkadaşlarımdan da PLAUD'u deneyimlemelerini rica ettim. Gazeteciler röportajlarda, yöneticiler toplantılarda, içerik ekipleri ise fikir geliştirme süreçlerinde önemli ölçüde zaman kazandıklarını anlattılar.
Sağlık alanındaki doktor arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde ise farklı bir kullanım deneyimi dikkatimi çekti. Hasta onayı doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmelerin kayıt altına alınması, konuşmaların metne dönüştürülmesi ve ihtiyaç duyulduğunda yeniden incelenebilmesi, özellikle yoğun çalışma temposunda önemli bir kolaylık sağladığını paylaştılar. Elbette hiçbir teknoloji bir hekimin bilgi ve tecrübesinin yerini alamaz. Ancak doğru kullanıldığında, bilgiyi daha düzenli yönetmeye ve ihtiyaç duyulduğunda eksiksiz şekilde erişmeye yardımcı olması açısından yapay zekâ destekli bu tür çözümlerin sağlık alanında da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Ben önümüzdeki dönemde yapay zekânın en büyük katkısının, insanların yerine düşünmesi değil; insanların düşünmeye daha fazla zaman ayırmasını sağlaması olacağına inanıyorum. Asıl rekabet avantajının da daha fazla çalışmaktan değil, bilgiyi daha doğru yönetebilmekten geçeceğini düşünüyorum. Bugün sessizce başlayan bu dönüşümün, yakın gelecekte iş dünyasının en önemli standartlarından biri haline geleceğine inanıyorum.
*Bu içerik Sanal İletişim sponsorluğunda hazırlanmıştır.