10 milyar dolarlık güneş yatırımı boşa mı gidecek?

GİRİŞ TARİHİ: 14.10.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:06 SON GÜNCELLEME: 16.10.2026 00:01
Güneş enerjisinde 10 milyar dolarlık yatırımın atıl kalabileceğine dikkat çeken Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği’nin (GÜNEŞDER) Başkanı Mehmet Özer, 42 kez değişen mevzuat nedeniyle sanayicinin zor duruma düştüğünü aktardı.

ÜRÜN DİRİER/ Türkiye'deki toplam güneş enerjisi yatırımlarının yaklaşık yüzde 90'ını ve 1000 MV'tan daha fazla kurulu gücü temsil eden Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği'nin (GÜNEŞDER) Başkanı Mehmet Özer, Türkiye'nin güneş enerjisinde büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen sık değişen mevzuatın yatırımcı güvenini zedelediğini söyledi.

Türkiye'de güneş enerjisi yatırımlarının öncüsü olan lisanssız GES'ler, artan maliyetler ve sürekli değişen mevzuat nedeniyle zor günler geçiriyor. Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜNEŞDER) Başkanı Mehmet Özer, yatırım ortamındaki belirsizlikler nedeniyle 10 milyar dolarlık yatırımın risk altında olduğunu belirtti. Özer'e göre, 10 yılını doldurmak üzere olan yaklaşık toplam 7 bin megavat güce ulaşan santraller, artık işletme maliyetlerini bile karşılayamaz hale geldi. Son düzenlemelerle bazı yatırımlarda geri dönüş süresi 5 yıldan 15-17 yıla çıktı. Özer'e göre Türkiye'nin yapması gereken ise kendi elektriğini üreten sanayici ve tüketiciyi kısıtlamak değil, teşvik etmek.

Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜNEŞDER) Başkanı Mehmet Özer, Türkiye'de güneş enerjisinin gelişmesi için yaklaşık 20 yıldır çalışan isimlerden biri. 2007 yılında Türkiye'nin ilk güneş derneklerinden birinin kurucu başkanlığını üstlenen Özer, güneş enerjisini yalnızca çevresel değil, ekonomik ve stratejik bir mesele olarak görüyor.

Türkiye'nin güneşten ürettiği her kilovatsaat elektriğin doğal gaz ve diğer enerji kaynakları için yurt dışına ödenen parayı azalttığını vurgulayan Özer, dağıtık üretimin, şebeke açısından da önemli avantajları bulunduğunu söyledi. Özer ''Elektriğin tüketildiği yere yakın üretilmesi, uzun iletim hatlarında ortaya çıkan kayıpları da azaltıyor.'' dedi

"Mevzuat 42 kez değişti"

Özer'e göre Türkiye, güneş enerjisinde yakaladığı ivmeyi düzenlemelerle desteklemek yerine yatırımcının önünü görmekte zorlandığı bir yapı oluşturdu. Türkiye'de lisans gerektirmeyen enerji yatırımlarının yaklaşık 25 bin MW seviyesine ulaştığını ve bunların çok büyük bölümünün güneşten oluştuğunu belirten Özer, lisanssız güneş mevzuatının bugüne kadar 42 kez değiştiğini söyledi.

Özer'in üzerinde özellikle durduğu son değişikliklerden biri mahsuplaşma sistemine ilişkin. Önceki sistemde bir işletmenin bir ay boyunca ürettiği elektrik ile tükettiği elektrik karşılaştırılıyor ve aradaki fark üzerinden hesaplama yapılıyordu. Böylece örneğin hafta sonunda kapalı olan bir fabrikanın güneş santralinde üretilen elektrik, hafta içindeki tüketimiyle mahsuplaşabiliyordu. Saatlik mahsuplaşmaya geçilmesi ise bu modeli değiştirdi. Özer sistemi şöyle anlattı:

"Bir fabrikanız var ve o anda 100 birim elektrik üretiyorsunuz ama fabrikanız 30 birim tüketiyor. 30 birimi kendiniz kullanıyorsunuz. Kalan 70 birimi aynı anda tüketemediğiniz için şebekeye veriyorsunuz ve bunu çok daha düşük bir bedelle satıyorsunuz. Akşam güneş battığında fabrikanız çalışmaya devam ediyor. Bu kez elektriği şebekeden yüksek fiyatla geri alıyorsunuz."

Belirli sınırların aşılması halinde şebekeye verilen elektriğin bedelsiz hale gelebildiğini de belirten Özer, bunun yatırım ekonomisini tamamen değiştirdiğini savundu.

5 yıllık yatırım 15-17 yıla çıktı

Özer'e göre asıl sorun, yatırımcının yatırım yaptığı tarihte geçerli olan ekonomik koşulların daha sonra mevzuat değişiklikleriyle farklılaşması. Örneğin 2019 yılında çatısına güneş santrali kuran bir sanayici yatırım hesabını aylık üretim ve tüketim üzerinden yapıyordu. Amaç elektrik faturasını mümkün olduğunca sıfıra yaklaştırmaktı. Özer: "İnsan yatırım yaparken 'Ayda 100 birim tüketiyorum, çatımda da yaklaşık 100 birim üretecek bir santral kurayım ve elektrik faturam zaman içinde sıfırlansın' diye hesap yaptı. Sonra sistem değişti. Beş yılda kendisini amorti edecek yatırımın geri dönüş süresi bazı durumlarda 15-17 yıla çıktı."

Sorunun yalnızca mahsuplaşmayla sınırlı olmadığını söyleyen Özer, daha eski güneş santrallerinde dağıtım/iletim maliyetlerinin de ciddi biçimde yükseldiğine dikkat çekti. İletim bedelinin, maliyet içindeki oranının yüzde 3'ten yüzde 30'a çıktığını ifade eden Özer süreci şöyle anlattı: '' "Dükkanınız aynı, yaptığınız satış aynı ama kiranız sürekli yükseliyor gibi düşünün."

Depolama çözüm mü?

Saatlik mahsuplaşma güneş enerjisinde depolamayı daha önemli hale getiriyor. Gündüz üretilip tüketilemeyen elektriğin bataryalarda saklanması ve akşam kullanılması teorik olarak sorunu çözebilir. Ancak Özer'e göre bugünkü maliyetlerle depolama her yatırımcı için ekonomik bir çözüm değil: "Teknik olarak çözüm var. Aküleri ve depolama sistemlerini kurabilirsiniz. Ama bu kez de yatırımın kendisini ödeme süresine bakıyorsunuz. Depolama yatırımları ciddi bedeller gerektiriyor."

Özer, önümüzdeki dönemde batarya maliyetlerinin düşmesiyle depolamanın güneş enerjisi sistemlerinin doğal bir parçasına dönüşeceğini düşünüyor.

Özer aynı sorunun Anadolu'daki küçük ölçekli güneş sistemlerinde de yaşandığını belirtti. Villa, bağ evi, çiftlik veya kırsaldaki evlerde kullanılan bazı hibrit sistemler, ürettikleri elektriği şebekeye vermeden yalnızca evin ihtiyacını karşılıyor. Sistemdeki sensör, güneş panellerinin üretimini evin tüketimine göre ayarlıyor. Ev altı birim tüketirken paneller yedi birim üretebilecek durumdaysa sistem üretimi altı birime indiriyor; böylece şebekeye elektrik aktarılmıyor. Buna rağmen Özer, bazı dağıtım şirketlerinin bu sistemleri tespit ederek kullanıcıları "kaçak üretim" gerekçesiyle cezalandırabildiğini söyledi: Özer "Bu insanlar enerji satmıyor, para kazanmıyor, şebekeye elektrik vermiyor. Kendi elektriğini üretiyor. Kırsalda 5-10 bin dolarlık yatırım yapan insanlardan söz ediyoruz. Bana göre bu en doğal hak." diye konuştu.

Teşvikler geri alındı, maliyetler katlandı

Özer, 2015-2016 yıllarında Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında yatırımcılara çeşitli teşvikler sunulduğunu hatırlattı. Söz konusu teşviklerin birkaç yıl içinde geri alınmasının sektörde ciddi mağduriyet yarattığını ifade eden Özer "Örneğin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 10 yıl boyunca uygulanacağı duyurulan yüzde 75'lik iletim bedeli indirimi, dördüncü yılda iptal edildi. Bu karar, yatırımcıların maliyetlerini dört katına çıkardı'' diye konuştu.

Gelirler eridi, borçlar arttı

Yatırımların büyük ölçüde döviz kredileriyle finanse edildiğini vurgulayan Özer, dolar kurundaki yükselişe rağmen yerli yatırımcının artan dağıtım ve iletim bedelleri nedeniyle gelirlerinde ciddi düşüş yaşadığını söyledi. "Elektriği 5 liraya satarken, iletim bedeli olarak 10 TL alınıyor. Bazı santraller, bu nedenle düşük fiyatlı saatlerde şalter kapatmak zorunda kalıyor" diyen Özer, gelinen noktada bazı santrallerin bekçi maaşını dahi ödeyemez durumda olduğunu kaydetti.

Yabancı yatırımcı kaçtı, Türkler yurt dışına yöneldi

Mevzuatın sık sık değişmesi, yabancı yatırımcının sektöre olan ilgisini de bitirme noktasına getirdi. Özer, "Son 10 yılda enerji sektöründeki yabancıların yüzde 90'ı ülkemizden çıktı.'' dedi. Sadece yabancılar değil, yerli yatırımcılar da belirsizlik nedeniyle yurt dışına yöneldiğini ifade eden Özer "Türk şirketlerinin yurt dışında gerçekleştirdiği güneş enerjisi yatırımlarının büyüklüğü 500 milyon doları aştı'' diye konuştu.

"Kamudan acil önlem bekliyoruz"

Yaklaşık 7 bin lisanssız GES'in toplam yatırım maliyeti, inşa edildikleri dönemin döviz kuru dikkate alındığında 10 milyar doları buluyor. Ancak bu tesislerin önemli bir kısmı, artık sürdürülebilir olmaktan uzak. Bu durumun kamu açısından da ciddi bir risk taşıdığına dikkat çeken Özer, "Bu tesislerin kapanması durumunda milyarlarca dolarlık doğalgaz ithalatı yeniden gündeme gelir, iletim kayıpları artar. Kamunun bu sürece seyirci kalmaması gerekiyor" uyarısında bulundu.

Sanayici için umut: 5.1.h Modeli

GÜNEŞDER, sanayicilerin artan enerji ihtiyacını karşılamak ve sektörü bekleyen riskleri önlemek için yeni bir proje hazırladı. Dernek Başkanı Mehmet Özer, projeyi ilgili bakanlıklarla paylaştıklarını belirterek, özellikle lisanssız güneş enerjisi santrallerinin daha verimli kullanılması gerektiğine dikkat çekti.

Son dönemde sanayicilerin kendi tüketimlerini karşılamak üzere çatı ve arazi tipi güneş enerji santrallerine yatırım yaptığını söyleyen Özer, "Ancak dağıtım şebekelerinde neredeyse hiç kapasite kalmadı. Bu da yatırımların önünü kesiyor" dedi.

Türkiye'deki GES'lerin çoğunun artık yenileme yatırımı gerektirdiğini belirten Özer, çözüm önerilerini şöyle özetledi:
"Bu santrallerin birçoğu şebekeye bağlı ve şu anda şu anda saatlik mahsuplaşma sistemiyle çalışıyorlar. Ancak üretim ile tüketim her zaman saatlik olarak örtüşmeyebiliyor. Bu nedenle sanayici zarara uğrayabiliyor. Eğer bu tesisler '5.1.h' kapsamına alınırsa aylık mahsuplaşma mümkün olacak. Böylece sanayici bu tesisleri satın alarak kendi tüketimini karşılayabilir hale gelir. Hem mevcut santrallerin atıl duruma düşmesi önlenir, hem de sanayicinin enerji maliyetleri düşürülür."

Portekiz ve İspanya örneği uyarıyor; yenilenebilir enerji için depolama şart

Portekiz ve İspanya'da 2025 yılında yaşanan geniş çaplı elektrik kesintileri, yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye entegrasyonundaki dengesizliklerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne serdi. Özellikle rüzgar ve güneş gibi doğa koşullarına bağlı üretim yapan kaynakların ani dalgalanmalara yol açması, sistem devamlılığını tehdit ediyor.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan GÜNEŞDER Başkanı Mehmet Özer, Türkiye'nin bu süreçten ders çıkararak mevcut lisanssız güneş santrallerini enerji depolama şartıyla lisanslı sisteme entegre etmesi gerektiğini vurguladı. Özer '' Böylelikle hem şebeke istikrarına katkı sağlanır hem de hem de atıl kapasitenin ekonomiye kazandırılır. Bunu da ikinci proje olarak ilgili kurumlarla paylaşacağız'' dedi.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.