TÜRKONFED Yapısal Reform Çalıştayı: Türkiye’nin Gücüne Kadının Katkısı

Yapısal Reformlar Komisyonu Başkanı Av. Mehmet Gün: “Kadınların potansiyelini yeterince değerlendirmeden, ülkemizin potansiyelini tam olarak gerçekleştiremeyiz”
27.10.2026 13:19 GÜNCELLEME : 27.10.2026 13:20

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yapısal Reformlar Komisyonu'nun düzenlediği "Yapısal Reform Çalıştayları"nın, "Türkiye'nin gücüne kadının katkısı" temalı üçüncüsü, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) ve Daha İyi Yargı Derneği'nin ev sahipliğinde, İstanbul'da düzenlendi.

TÜRKONFED Yapısal Reformlar Komisyonu Başkanı, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, çalıştay açılışında önce şunları söyledi:

"Kadınların bilgi, beceri ve emeğiyle, girişimcilik ve yönetim yetenekleriyle ekonomik hayata daha etkin katılması, katma değer üretimini artırmanın başlıca yollarından biridir. Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların potansiyelini yeterince değerlendirmeden, ülkemizin potansiyelini de tam olarak gerçekleştiremeyiz.

Katma değer üretimi artmalıdır ki eğitime, sağlığa ve güvenliğe ayıracağımız kaynaklar artabilsin. Katma değer üretimi artmalıdır ki sosyal güvenlik sistemimiz daha da güçlenebilsin. Hastalarımıza ve yaşlılarımıza ayırdığımız payı artırabilelim. Bu refah artışından kadınların adil pay almasını da sağlamalıyız.

Kadının kendi gelirini kazanması, birikim yapabilmesi, sermaye sahibi olması ve ekonomik kararlarda söz sahibi olması, bugünkü çalışmamızın temelindedir.

Kadınların ekonomideki bugünkü yerini, gelecekte ulaşabileceğimiz yerin sınırı olarak kabul edemeyiz. Daha fazla kadının iş kurduğu, işletmesini büyüttüğü, sermaye sahibi olduğu ve yönetimde söz aldığı bir Türkiye'yi hayal etmeliyiz.

Türkiye'de kadın ve erkek nüfusu hemen hemen eşittir. Buna karşılık kadınların işletme sahipliğinde, işverenlikte ve ekonomik kararların alındığı görevlerdeki payı oldukça düşüktür.

TÜİK'in 2025 verilerine göre girişimciler içinde kadınların oranı yüzde 18,2, işverenler içinde ise yüzde 11,7'dir. Yani her 100 işverenin ancak yaklaşık 12'si kadındır.

Dünya Bankası'nın 'Türkiye 2024 İşletme Araştırması'na göre, en az bir kadın ortağı bulunan işletmelerin oranı yüzde 15,8'dir. Üstelik bu oran, kadınların işletmelerin sermayesinde ne kadar paya veya ne ölçüde karar gücüne sahip olduğunu göstermemektedir.

Sabancı Üniversitesi'nin 2025 yılı araştırmasına göre, Borsa İstanbul şirketlerinde yönetim kurulu koltuklarının kadınlara ait payı yüzde 19,4'tür.

Dünya Bankası'nın aynı işletme araştırmasında, tepe yöneticisi kadın olan işletmelerin oranı yüzde 9,4'tür. Yüz ve üzerinde çalışanı olan işletmelerde bu oran yüzde 5,4'e düşmektedir.

Benzer nüfus büyüklüğüne sahip Almanya ile karşılaştırma, özellikle istihdamda ne kadar büyük bir potansiyelin kullanılmadığını gösteriyor. 2025'te, 15–64 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı Türkiye'de yüzde 36,8, Almanya'da yüzde 74,1'dir. Almanya'da kadınların istihdam oranı Türkiye'nin yaklaşık iki katıdır.

Bu verilerin her biri, önümüzdeki fırsatın başka bir boyutunu gösteriyor. Daha fazla kadın çalışabilir, iş kurabilir, işveren olabilir, sermaye sahibi olabilir ve işletmelerin geleceğine yön veren kararları alabilir.

Gelir kazanmak, kadının ekonomik bağımsızlığını güçlendirir. Sermaye sahibi olmak, üretilen değerden pay almasını ve geleceğe yatırım yapmasını sağlar. Karar verme yetkisi ise işletmenin yönünü belirlemeye ve kaynakların nasıl kullanılacağına söz sahibi olarak katılmasına imkân verir.

Bu üç boyutu birlikte geliştirebildiğimiz ölçüde, kadınların ekonomik gücünü artırabiliriz. Çalışan kadınların emeğinin karşılığını adil biçimde aldığı, girişimci kadınların işletmelerini büyütebildiği, kadın ortakların ve yöneticilerin sahip oldukları hak ve yetkileri etkili biçimde kullanabildiği şartları oluşturmalıyız."

BİZE ULAŞIN