Teknolojinin kadın liderleri -2-

Kimi büyük kurumlarda teknoloji operasyonlarından sorumlu, kimi teknoloji şirketlerinin C-level yöneticisi, kimi ise teknoloji şirketi kurucusu. Erkek egemen teknoloji sektöründe cam tavanları birer fırsat penceresi olarak gören, zorlukları gelişim fırsatı olarak değerlendiren 35 kadının başarı hikayesi… (İkinci Bölüm)
14.03.2026 13:23 GÜNCELLEME : 17.03.2026 00:01

ÜRÜN DİRİER/ İş dünyasında kadınların kariyer yolculuğu uzun yıllardır üst düzey pozisyonlara ulaşmada yaşanan sorunlara ilişkin "cam tavan" metaforuyla anlatılıyor. Fakat yaşadıkları tüm zorlukları birer fırsat ve gelişim fırsatı olarak görmüş ve erkek egemen teknoloji dünyasında en üst basamaklara kadar çıkmayı başarmış kadınlar da var. Bu dosya onlar için…

DERİN TEKNOLOJİ GİRİŞİMLERİNİN YATIRIMCISI

Gizem YAĞIZ/ 212 NexT Yönetici Ortağı

20 yılı aşkın süre yatırım, kurumsal finansman ve birleşme-satın alma alanlarında çalıştım. Uzun yıllar Uluslararası Finans Kurumu (IFC) bünyesinde altyapı projelerinin borç ve özkaynak finansman süreçlerini yönettim; farklı coğrafyalarda büyük ölçekli yatırımların yapılandırılmasında görev aldım. Öte yandan farklı kuruluşlarda birleşme ve satın alma projelerinde yer alarak şirketlerin büyüme ve dönüşüm süreçlerine katkı sundum. Bugün 212 NexT'te yönetici ortak olarak, ileri malzeme teknolojileri ve derin teknoloji alanında faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapıyor; küresel ölçekte değer yaratma potansiyeli olan ekiplerle birlikte çalışıyorum. 212 NexT'in fikri, 212'nin yıllar içinde edindiği global yatırım deneyimiyle sanayinin içinden gelen ihtiyaçların kesiştiği noktada doğdu. Bu desteği arkamıza alarak Türkiye'nin ilk dikey odaklı derin teknoloji fonu olan 212 NexT'i Mart 2024'te ortağım Çağlar Urcan ile birlikte hayata geçirdik. Çıkış noktamız, geleneksel yazılım odaklı girişim sermayesi anlayışının ötesine geçerek, laboratuvardan çıkan teknolojilerin sanayiye ulaşmasını hızlandıracak bir yatırım yapısı kurmaktı. Fonumuz, global derin teknoloji girişimlerine yatırım yaparken, aynı zamanda Türkiye'deki sanayi gruplarıyla stratejik bağlar kuruyor. Derin teknoloji girişimlerinin en büyük ihtiyacı yalnızca sermaye değil; ürünün gerçek sanayi problemlerine bağlanması, pilot yapılması ve ölçeklenebilir bir iş modeline dönüşmesi. Türkiye'de güçlü bir sanayi altyapısı var ancak ileri teknoloji yatırımlarında köprü rolü eksikti. Biz bu boşluğu doldurmak istedik. Teknoloji ve yatırım dünyası hala erkek egemen bir alan. Özellikle derin teknoloji ve sanayi tarafında bu daha da belirgin. Araştırmalar ise cinsiyet önyargılarının varlığını doğruluyor. Benim yaklaşımım ise önyargılarla mücadeleyi kimlik üzerinden değil, uzmanlaşma, hazırlık ve netlik üzerinden yürütmek oldu. Masada teknik içeriğe hâkim olduğunuzda ve yatırım kararlarını veriyle temellendirdiğinizde tartışmanın odağı da doğal olarak yaptığınız işe kayıyor. Kendi tarzınızla, net ve analitik bir duruşla sağlam bir alan açmak mümkün.

YEPYENİ BİR TELEFON AĞI KURDU

Zeynep UYGUN/ Getmobil Kurucu Ortağı

Kısaca kendimden bahsetmem gerekirse; 2015 yılında Galatasaray Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra 3 yıl çalıştım ve girişimcilik yolculuğum, Türkiye'de ikinci el elektronik pazarındaki güvensizlik ve standart eksikliğini fark etmemle başladı. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak kardeşimle Getmobil'i kurduk ve amacımız ikinci el teknolojiyi güvenilir, şeffaf ve erişilebilir hale getirmekti. Getmobil'i 2020'de, Türkiye'de ikinci el elektronik pazarındaki güven sorununu çözmek amacıyla kurduk. Kendi yaşadığımız bir deneyim bize bu alanda standart ve şeffaflık eksikliğini gösterdi. Küçük bir operasyonla başladık ve zamanla yenileme süreçlerini teknolojiyle standartlaştırarak güvenilir bir platform haline getirdik. Kardeşimin telefonumuz arızalandığında tamir ettirmek için yaşadığı süreç, ikinci el piyasasındaki güvensizlik ve standart eksikliğini fark etmemizi sağladı. Türkiye'de yaklaşık 8 milyar dolarlık bir ikinci el pazarı olmasına rağmen, süreçlerin çok daha iyi hale getirilebileceğini gördük. Bu problemi bir fırsat olarak değerlendirerek Getmobil'i kurduk. Başlangıçta küçük bir operasyonla yola çıktık; cihaz yenileme süreçlerini standartlaştırmaya, garanti sistemini kurmaya ve müşteri güvenini merkeze alan bir model oluşturmaya odaklandık. Zaman içinde operasyonumuzu büyüttük, teknoloji altyapımızı geliştirdik ve bugün esnafı dijitalleştirerek binlerce cihazın yeniden ekonomiye kazandırıldığı bir platform haline geldik. İkinci el elektroniği insanlar için güvenilir ve ilk tercih edilebilecek bir seçenek haline getirdiğimizde başarılı olduk diyeceğiz. Geçtiğimiz yıl sonunda Dünya Bankası'ndan 22 milyon dolar yatırım aldık. Yatırım turunun 15 milyon dolarlık kısmı, iklim odaklı yatırımlarıyla tanınan ve Chris Sacca tarafından kurulan yeşil dönüşümün öncüsü Lowercarbon Capital ile Dünya Bankası Grubu'nun özel sektör kolu Uluslararası Finans Kurumu IFC liderliğinde gerçekleşti. Kalan 7 milyon dolarlık bölümse mevcut yatırımcıların katılımıyla gerçekleşti. Türkiye'deki bütün cep telefonu tamircilerini bir yazılımla platforma bağlamak istiyoruz. Şu an 350 bayi ile işbirliğimiz var. Şu an geldiğimiz noktada, Apple, Samsung, Hepsiburada, Vatan Bilgisayar, Troy ve Xiaomi gibi markalarla işbirliğinde çalışıyoruz.

ECZACILIĞI DİJİTALLEŞTİRDİ

Hatice ÖZ/ Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum ve iş hayatına eczacı olarak başladım. Ancak mesleki yolculuğum, eczacılığın çok ötesine uzanan, sağlık, teknoloji, sağlık turizmi ve tarım gibi farklı sektörleri birbirine bağlayan bir girişimcilik hikâyesine dönüştü. Lokman Ecza Deposu'nun kuruluşuyla başlayan bu yolculuk, bugün teknoloji şirketi Ledbim, sağlık turizmi acenteleri Medoper ve Bağlantılı Klinikleri, Kuzey Kıbrıs'taki Tane Enterprises, ayrıca Tane Itriyat ve Elara Tarım, FarmaB gibi geniş bir şirket grubuna evrilmiş durumda. İngiltere, Almanya ve Kuzey Kıbrıs'ta aktif şirketlerimiz var. Amacımız Türkiye'nin sağlık turizmindeki küresel konumunu daha da güçlendirmek ve ülkemize katma değer üretmeye devam etmek. Ledbim, Lokman Group'un operasyonel ihtiyaçlarından doğan bir teknoloji girişimi olarak kurgulandı. Ecza depoculuğu geleneksel bir tedarik-dağıtım modeli olmaktan hızla çıkıyor. Sektör, teknoloji ve veri merkezli bir yapıya doğru dönüşüyor. Geleceğin ecza depoları sadece ilacı teslim eden yapılar olmayacak; eczacıların kârlılığını artıran, stoklarını optimize eden, toplumun eğilimlerini analiz eden ve sağlık ekosisteminin aktörlerini birbirine bağlayan bütünleşmiş teknoloji merkezleri hâline gelecek. Geleceğin ecza depoculuğunun veri analitiği, otomasyon, yapay zekâ destekli stok yönetimi ve kullanıcı dostu dijital deneyim üzerine kurulacağını yıllar önce gördük. Bu dönüşüm sürecini teknoloji omurgamızı Ledbim ile inşa ettik. Bugün yazılım geliştirmeden otomasyon sistemlerine, lojistik optimizasyondan UI/UX altyapısına tüm teknolojik süreçlerimizi kendi bünyemizdeki Ar-Ge ekibiyle tasarlıyor ve yönetiyoruz. Ledbim çatısı altında; yazılım, ürün, UI/UX ve Mekatronik ekipleriyle Pazartane (eczanelere özel Dropshipping entegrasyonu), Ördek (B2B araç/transfer eşleşmesi), Wise (depo yönetim sistemi), Datasonik (IoT ısı-nem ölçüm), 10 binden fazla eczacının kullandığı B2B pazaryeri FarmaB ve çevrimiçi psikolojik destek uygulaması Terapizone gibi inovatif çözümler geliştirdik. Bir kadın olarak karşılaştığımız durumları zorluk yerine, gelişim fırsatları olarak görmeyi tercih ediyoruz. Teknoloji sektöründe ilerlerken de bu bakış açısı yolumuzu belirledi. Bir girişimci olarak zaman zaman alışılmış kalıplarla karşılaşsanız da sürdürülebilir başarıyı belirleyen şeyin ortaya koyulan değer ve üretilen çözüm olduğuna inanıyorum.

FİNANS DENEYİMİNİ TEKNOLOJİYLE BİRLEŞTİRDİ

Derya Ekemen FİDAN/ Octet Türkiye CEO'su

Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi'nde İşletme yüksek lisansımı tamamladım. Kariyerime finans sektöründe başladım; faktoring ve bankacılık alanında müşteri ilişkileri, uluslararası faktoring ve küresel dış ticaret birimlerinde üst düzey yöneticilik görevleri üstlendim. Daha sonra finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren bir platformda genel müdür olarak görev aldım. Bugün Octet Türkiye'de CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Bankacılık ve ticaretin finansmanı alanında edindiğim deneyimlerimde gördüm ki işletmeler sahada nakit akışı yönetiminde ciddi zorluklar yaşıyorlar. Octet'teki önceliğimiz, bu ihtiyaca doğrudan temas eden bir model geliştirmek oldu; çoklu banka altyapısıyla çalışan, işletmelere daha fazla kontrol ve öngörülebilirlik sağlayan bir B2B ödeme ve tahsilat platformu. Bugün ulaştığımız ölçek, kurduğumuz modelin gerçek bir ihtiyaca karşılık verdiğini gösteriyor. Finansın yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, kurumların kaderini belirleyen stratejik bir alan olduğunu erken dönemde fark ettim. Sahada gözlemlediğim kırılganlıklar, özellikle finansmana erişimde yaşanan zorluklar, beni daha kalıcı ve yapısal çözümler üretmeye yöneltti. Bu nedenle kariyerimi, finansın teknolojiyle birleştiği noktada konumlandırmayı bilinçli bir tercih olarak yaptım. Fintek sektörüne adım atarken temel hedefim; finans alanındaki deneyimimi teknolojiyle birleştirerek daha rasyonel, daha ölçülebilir ve daha sürdürülebilir çözümler üretebilmekti. Finansın yalnızca bir fonksiyon değil, şirketlerin stratejik yönünü belirleyen bir unsur olduğuna inanıyorum. Bu nedenle odağım, finansal kararların sezgiden çok veriye dayanmasını sağlayan bir yaklaşım geliştirmek oldu. Finans ve teknolojinin erkek egemen bir sektör olduğu konusu verilerle sabit. Bu sebeple de bu sektörler daha çok erkeklerin rol aldığı sektörler olarak da algılanıyor. Benim yaklaşımım, bunu kişisel bir mücadele alanı olarak görmekten ziyade yetkinlik ve sonuç üretme üzerinden ilerletmek oldu. Tüm kariyer yolculuklarında olduğu gibi tabii ki önünüze engeller çıkabilir ve çıkıyor. Ancak teknik donanımı güçlendirmek, veriye dayalı karar almak ve stratejik tutarlılık göstermek; bu bariyerleri aşmanın en etkili yolu. Bugün gençlere de sabit fikirlere tutunmadan kendilerini geliştirmeyi öneriyorum.

GELECEĞİN HUKUKUNU TASARLIYOR

Özlem KURT/ KG AI Kurucusu, Avukat

Yaklaşık 25 yıllık mesleki deneyime sahip bir hukukçuyum. Kurt Gürler Partners'ın kurucu ortağı ve yönetici ortağı olarak kurumsal şirketlere stratejik hukuk danışmanlığı veriyoruz. Özellikle şirketler hukuku, enerji hukuku, tahkim, iş hukuku, veri koruma ve teknoloji hukuku başta olmak üzere geniş yelpazede bir pratiğimiz var. Son yıllarda şahsen ve ofis olarak odağımız, hukukun dijital dönüşümü ve yapay zekâ destekli hukuk hizmetleri üzerine yoğunlaştı. Bu kapsamda klasik hukuk danışmanlığını teknoloji ile entegre eden bir model geliştiriyoruz. Aynı zamanda Londra'da yaptığım Uluslararası Ticaret Hukuku yüksek lisans eğitiminin üzerine, şimdi de Yönetim Bilişim Sistemleri (MIS) yüksek lisans programına devam ederek teknoloji mimarisini, veri sistemlerini ve dijital yönetişimi akademik düzeyde derinleştirmeye; hizmetlerimizi de bu alanlarda zenginleştirmeye çalışıyorum. KG AI fikri, hizmetlerimizin bir konusu olan teknolojideki gelişmeleri, yapay zekâ seviyesinde de değerlendirme gerekliliğinden doğdu. Aynı zamanda hizmet sunarken aktif olarak faydalandığımız altyapıyı daha sistematik ve ölçeklenebilir bir yapıya dönüştürme ihtiyacı vardı. KG AI bir "trend yakalama" projesi değil; sahadaki somut bir ihtiyacın ürünü. Kurumsal şirketlerde gördüğümüz en büyük sorun şuydu, veri artıyor, sözleşmeler artıyor, regülasyonlar artıyor ve bununla birlikte hukuk hizmetinin kapsamı ve sunuş şekli değişiyor; ancak insan kapasitesi ve hizmet çeşitliliği aynı hızda artmıyor. Bu nedenle hukuk hizmetinin de bu kapsama uygun ve ölçeklenebilir bir yapıya kavuşması gerekiyordu. Bu ihtiyaçtan hareketle, hukuk büromuzun iç operasyonlarında geliştirdiğimiz yapay zekâ destekli sistemleri kurumsal bir ürüne dönüştürme kararı aldık. KG AI, sözleşme yaşam döngüsü yönetimi, risk analizi, doküman otomasyonu ve kurumsal hafıza yönetimi sağlayan bir hukuk teknolojisi platformu olarak konumlandı. Bizim için bu bir teknoloji şirketi kurma hikâyesinden çok, hukukun geleceğini yeniden tasarlama yolculuğu. Amacımız, yapay zekâyı hukukçunun yerine koymak değil; hukukçuyu daha stratejik, daha analitik ve daha hızlı hale getirmek. Hukuku reaktif bir savunma mekanizması olmaktan çıkarıp veri temelli bir stratejik karar destek sistemine dönüştürmek.

İNSAN KAYNAKLARINI YAPAY ZEKA İLE GÜÇLENDİRİYOR

Berna BELKIS/ Ono Genel Müdürü

Kariyerime insan kaynaklarında başladım. 30 yılı aşkın profesyonel hayatım boyunca bankacılık, finans, perakende ve fintek gibi farklı dinamiklere sahip sektörlerde hem büyük ölçekli kurumsal yapılarda hem de girişimcilik ekosisteminde aktif roller üstlendim. İnsan ve teknoloji kesişiminde çalışmayı özellikle seçtim. Çünkü organizasyonların gerçek rekabet avantajının insan olduğuna inanıyorum; fakat bu avantajın sürdürülebilir olması için sezgiyle değil veriyle desteklenmesi gerekiyor. Bugün Ono'da Genel Müdür olarak görev yapıyorum. Kendi geliştirdiğimiz yapay zekâ teknolojisiyle işe alımdan yetenek yönetimine, performanstan elde tutmaya kadar insan kaynaklarının tüm yaşam döngüsünü daha öngörülebilir, daha ölçülebilir ve daha stratejik hale getirmek için çalışıyoruz. Amacımız, İK'yı yalnızca süreç yöneten bir yapı değil, organizasyonun geleceğini şekillendiren bir güç haline getirmek. İnsan kaynakları süreçleri kritik kararlar içeriyor, ancak bu kararlar çoğu zaman yoğun operasyon, zaman baskısı ve sınırlı veriyle alınıyor. İnsan odaklı bir alan, teknolojinin gücüyle daha adil, daha hızlı ve daha isabetli hale getirilebilir mi sorusundan yola çıkan bir ekibin vizyonuna inanarak yolculuğa dahil oldum. Hedefimiz yalnızca işe alımı hızlandıran bir araç geliştirmek değildi. Organizasyonların yetenekle ilgili tüm kritik kararlarını (işe alım, iç mobilite, gelişim, tutundurma gibi) yapay zekâ destekli, veri temelli bir yapıyla güçlendirmek istedik. Bugün Ono, şirketlere yalnızca aday eleme ya da skor üretme hizmeti sunmuyor. Karar destek altyapısı kuruyor. Şirketlerin "doğru yetenek kim?", "hangi çalışan hangi rolde daha yüksek performans üretir?", "riskli ayrılma sinyalleri neler?" gibi sorularına öngörülebilir cevaplar üretmesini sağlıyoruz. Yapay zekâyı insanın yerine geçen bir sistem olarak değil; insanın karar kalitesini güçlendiren bir altyapı olarak konumlandırıyoruz. Teknolojinin amacı karar vereni ortadan kaldırmak değil, onu daha güçlü kılmaktır. Teknoloji ve özellikle yapay zekâ ekosistemi hâlâ erkek egemen bir yapı sergiliyor. Karar masalarında kadın temsili sınırlı olabiliyor. Elbette ben de zorlayıcı anlar yaşadım. Ancak şunu gördüm; veriyle konuştuğunuzda, somut sonuç ürettiğinizde ve stratejik netlik sunduğunuzda önyargılar zemin kaybediyor.

GOOGLE'IN SESİNİ TANIMAMASINA ÇOK KIZDI

Zehra ÖNEY/ 360+ Media Interactive Kurucu Başkanı, Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Başkanı

2000'li yıllara kadar farklı alanlarda çalıştım. Bu süreçte evlendim ve harikulade bir kız çocuğum oldu. 4 yıl sonra iş hayatına döndüğümde artık çok daha gelişmiş bilgisayar sistemleri ve teknolojik altyapılar vardı. Hızla adapte oldum. Mobil iletişim sektöründe, Turkcell'de görev aldım ve mobil teknolojiler üzerine çalıştım. Daha sonra bir mobil ajansın genel müdürü oldum. Türkiye'de dijital dönüşümün erken döneminde; sosyal bağların dijital platformlara taşınması, 2.5G ve 3G teknolojilerinin markalara uyarlanması ve büyük markaların reklam, pazarlama ve iletişim süreçlerinin mobilleşmesi üzerine çalıştık. Mobilera'da ekibimle birlikte birçok servis ve ürün geliştirdik. Kısa sürede sektörün önde gelen ajanslarından biri haline geldik, yurt dışından yatırım aldık ve önemli bir büyüme yakaladık. Ardından kendi şirketim 360 Plus Media Interactive'i kurdum. Artırılmış gerçeklik teknolojilerine duyduğum ilgiyle dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettim. İngiltere merkezli ve İngiliz hükümetinin GREAT programında "dünyanın en iyi startup'ı" seçilen Blippar'ı Türkiye'ye getirerek Blippar Türkiye AŞ'yi kurdum ve CEO'su oldum. Dört yıl boyunca hem 360 Plus Media Interactive hem de Blippar çatısı altında, dönüştürücü teknolojiler ve dijital dönüşüm projelerinde çok sayıda markayla çalıştım. Bu süreç benim için yalnızca ticari bir büyüme değil, teknolojinin geleceğini sahada deneyimlediğim güçlü bir öğrenme dönemiydi. Bugüne kadar 300'den fazla mobil uygulama, çok sayıda web sitesi, dijital ürün, servis ve artırılmış gerçeklik projesi geliştirerek Türkiye'de pazarın açılmasına ve büyümesine katkı sağladım. Ne zaman ki bu alanda uzmanlaştım, fikir liderliği ve operasyonel liderlik sorumluluğu üstlendim, projelerim büyük başarılara ulaştı ve dünya çapında işler yapma şansı yakaladım; o zaman karşılaştığım özellikle cinsiyet temelli bariyerler daha görünür hale geldi. Benim için kırılma anı ise Google Glass'ı Türkiye'ye getirdiğim dönemdi. Komut verdiğimde sesimin cihaz tarafından tanınmamasıydı. "Tara" dediğimde gözlük benim sesimle çalışmadı; bir erkek mühendisin sesiyle çalıştı. O an şunu anladım, kadın sesi test aşamasında bile hesaba katılmıyordu. İşte bu benim için aşılması gereken en büyük eşikti. Bunun için gerekeni yaptım. Ticari hayatımı bilinçli bir şekilde ikinci plana alarak bu eşitsizliğe çözüm üretmeye karar verdim ve Teknolojide Kadın Derneği'ni kurdum.

SAĞLIK SİSTEMİNE YAPAY ZEKA ÇÖZÜMLERİ SUNUYOR

Elif ELKİN/ Opinion AI Kurucu Ortağı

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun olduktan sonra, Yeditepe Üniversitesi'nde MBA eğitimini sürdürürken Dışbank Proje Yönetimi Bölümü'nde çalışmaya başladım. 2001'de Deva İlaç'ta Ürün Müdürü olarak ilaç sektörüne geçiş yaptım kısa sürede Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı ve Saba İlaç Genel Müdürlüğü görevlerini üstlendim. 2009-2017 yılları arasında Abdi İbrahim İlaç'ta farklı alanlarda yöneticilik yaptım. 2017'de Abdi İbrahim Otsuka İlaç'ın Genel Müdürü oldum ve 2021'e kadar sürdürdüm. Aynı yıl sağlıklı yaşam ve teknolojinin buluştuğu Acıbadem LifeClub'ın kuruluş sürecine liderlik ederek dört yıl boyunca Genel Müdürlüğünü üstlendim. 2025'te Elkin Consultancy'yi kurdum. Elkin Consultancy'de kurumlara bütünsel sağlık yönetimi alanında stratejik danışmanlık sunarken, aynı zamanda kurucu ortaklarından olduğum Opinion AI girişimi ile yapay zekâ destekli projeler geliştirerek sağlık sektöründeki paydaşlara yenilikçi çözümler sunuyorum. Opinion AI'yi kurarken hedefimiz bir ürün çıkarmak değil, sağlık ekosisteminin dijital dönüşümünde stratejik bir oyuncu olmaktı. CTO'muzun üç yıl titizlikle yürüttüğü çalışmalar neticesinde, sağlık sektörüne özgü, domain-spesifik kavramları anlayabilen ve karar destek mekanizmalarına entegre olabilen bir yapay zekâ çekirdeği geliştirildi. Önceliğimiz, sağlık ekosisteminin karmaşıklığını, regülasyon hassasiyetlerini ve süreç bazlı işleyişini özümsemiş bir altyapı kurmaktı. İlaç ve sağlık sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyimimle; hastanelerdeki operasyonel yoğunluktan sigorta şirketlerindeki yavaş ilerleyen provizyon süreçlerine, laboratuvarlardaki veri analizi yükünden hekim ve eczacıların yaşadığı zaman kayıplarına kadar sahadaki tüm kritik sorunları belirledik. Şubat 2025'te kurduğumuz Opinion AI; süreç otomasyonu, karar destek sistemleri, operasyonel optimizasyon ve tahmine dayalı veri analitiği alanlarında modüler çözümler sunan stratejik bir oyuncu konumunda. Teknoloji sektörü ağırlıklı olarak erkek egemen bir alan ama kariyerimde "kadın olduğum için kapılar kapandı" diyebileceğim bir deneyim yaşamadım. Önyargılar var mı? Evet, zaman zaman oluyor. Özellikle teknik konular masadayken ilk refleksin sizi strateji tarafına konumlandırmak olduğunu görebiliyorsunuz. Bu açık bir ayrımcılık değil; daha çok bilinçaltı bir kalıp. Yaklaşımım basit oldu: Hazırlıklı olmak. Derinlemesine bilmek. Sakin kalmak.

DİJİTALLEŞMELERİNDE KADIN GİRİŞİMCİLERİN YANINDA

Selin NİZAM/ Bakiyem ve Shopalm Kurucu Ortağı

Bilkent Üniversitesi'nde Ekonomi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinden lisans, ardından yüksek lisans derecemi aldım. Öğrencilik yıllarımda teknoparklarda yaptığım stajlar sayesinde teknoloji odaklı farklı sektörlerde deneyim kazandım. Bakiyem ile finansal teknolojiler alanında ölçeklenebilir çözümler üretirken, Shopalm ile kadın emeğini teknolojiyle buluşturan kapsayıcı bir e-ticaret ekosistemi kuruyoruz. Bakiyem'i, finansal teknolojilerin işletmelerin günlük operasyonlarını gerçekten kolaylaştırabileceği bir yapı kurma hedefiyle hayata geçirdik. Sahada edindiğimiz deneyimler, özellikle ödeme, tahsilat ve finansal yönetim süreçlerinde ciddi bir dijitalleşme ihtiyacı olduğunu net biçimde ortaya koyuyordu. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak Bakiyem'i, işletmelerin finansal süreçlerini tek bir çatı altında yönetebileceği ölçeklenebilir bir fintech platformu olarak konumlandırdık. Zamanla, teknolojinin yalnızca ticari verimlilik değil, aynı zamanda sosyal etki de üretebileceğine olan inancımız güçlendi. Bu bakış açısıyla, kadın girişimcilerin dijital ekonomiye katılımını desteklemek amacıyla Shopalm'ı hayata geçirdik. Shopalm'ı, kadın üreticilerin herhangi bir teknik bilgiye ihtiyaç duymadan, güvenli ödeme altyapıları ve destekleyici araçlarla online satış yapabilmelerini sağlayan kapsayıcı bir e-ticaret platformu olarak tasarladık. Yola çıkarken en temel hedefimiz, teknolojiyi gerçek ihtiyaçlara dokunan, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir çözümlere dönüştürmekti. Bugün geldiğimiz noktada, her iki yapı da binlerce kullanıcıya ulaşarak günlük iş süreçlerinde somut fayda üretiyor. Teknoloji ve finans gibi erkek egemen alanlarda bir kadın girişimci olarak zaman zaman önyargılarla karşılaştım. Özellikle karar verici masalarda kadın temsilinin sınırlı olması, sürecin başında kendinizi daha fazla anlatmanızı ve ispat etmenizi gerektirebiliyor. Ancak bu durumları bir engel olarak görmek yerine, işime hâkimiyetimi, sahadan gelen verileri ve ortaya koyduğumuz somut sonuçları ön plana çıkarmayı tercih ettim.

SİBER GÜVENLİKTE LİDER

İlkem ÖZAR/ Kaspersky Bölgesel Gelişim ve Büyüme Stratejileri Başkanı

Kariyerim boyunca Microsoft, Intel, McAfee, Vodafone ve Kaspersky gibi küresel teknoloji şirketlerinde; siber güvenlik, telekomünikasyon, bulut ve kurumsal yazılım alanlarında ülke ve bölge sorumluluğu içeren üst düzey liderlik rolleri üstlendim. Siber güvenlik sektörüne geçişim dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde, güvenliğin artık yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil; kurumların itibarı, operasyonel sürekliliği ve rekabet gücü açısından kritik bir yönetim başlığına dönüştüğünü sahada gözlemlememle şekillendi. Siber güvenlik artık yalnızca koruma değil, dayanıklılık inşa etme meselesi. Yapay zekâ destekli tehditlerin arttığı, jeopolitik risklerin teknoloji politikalarını şekillendirdiği bir dönemde; sürdürülebilir büyüme ancak güçlü veri yönetişimi, risk farkındalığı ve uzun vadeli stratejik planlamayla mümkün. Yakın dönemde ülke liderliği sorumluluğundan bölgesel büyüme ve strateji odağına geçişim, pazar deneyimimi daha geniş çaplı uygulamak için doğal bir gelişme oldu. Yola çıkarken temel motivasyonum, teknoloji aracılığıyla ölçülebilir ve sürdürülebilir etki yaratmaktı. Teknolojinin doğru stratejiyle birleştiğinde şirketlerin dönüşümünde katalizör rolü oynadığına inanıyorum. Başlangıçta hedefim belirli bir unvana ulaşmak değildi. Uluslararası ölçekte değer üretebilen, farklı pazarlarda stratejik karar süreçlerine yön verebilen bir lider olmak istedim. Bugün geldiğim noktada bu hedefe önemli ölçüde yaklaştığımı söyleyebilirim. Ancak teknoloji sektörü dinamik ve sürekli evriliyor. Bu nedenle hedefler sabit değil; öğrenmeye devam etmek, değişen risk ve fırsat alanlarını doğru okumak ve etki alanını genişletmek bu yolculuğun doğal bir parçası. Teknoloji sektörü uzun yıllar erkek ağırlıklı bir yapıdaydı ve zaman zaman önyargılarla karşılaşmak mümkün olabiliyor. Benim yaklaşımım, sürekli öğrenmeye, hazırlığa ve sonuç üretme kapasitesine odaklanmak oldu. Yetkinlik, tutarlılık ve veriye dayalı konuşmak; uzun vadede güven inşa etmenin en sağlam yolu. Elbette görünmez bariyerlerin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor. Bu noktada güçlü bir destek ağı, mentorluk ilişkileri ve kurumsal kapsayıcılık politikaları kritik rol oynuyor.

BİZE ULAŞIN