“Ne iş olsa yaparım” robotları

Yaşlı bakımında geleneksel yöntemler artık yeterli değil. Özellikle de personel yetersizliği, kaliteli personel bulmanın zorluğu, yüksek bakım masrafları ve artan hasta ihtiyaçlarıyla karşı karşıya kalındığında. Yapay zeka, insan bakıcıların yerini almak için değil, onları desteklemek için var.
04.04.2026 10:55 GÜNCELLEME : 08.04.2026 00:03

ALEV RİGEL/ Yapay zekânın yönlendirdiği bir iş piyasasında, empati, etik, yaratıcılık ve uyum yeteneğini vurgulayan dereceler, kariyer için hayati önem taşıyor. Sağlık, eğitim, ruh sağlığı, hukuk, kalifiye meslekler, mühendislik ve yaratıcı alanlar, benzersiz insan becerilerine dayandıkları için güvenli.

Özelliklerine bağlı olarak 200 ila 800 dolar arasında değişen fiyatlarda satılan robotik temizlikçiler, asgari düzeyde devam eden maliyetlerle (öncelikle elektrik ve ara sıra parça değişimi) tek seferlik bir yatırım sunuyor.

Londra'nın kuzeybatısındaki bir laboratuvarda, üç siyah metal robotik el, bir mühendislik çalışma tezgahında ürkütücü bir şekilde hareket ediyor. Pençeleri veya kıskaçları yok, ancak dört parmak ve bir başparmak yavaşça açılıp kapanıyor ve eklemleri doğru yerlerde. "Terminatör'ü inşa etmeye çalışmıyoruz" diye espri yapıyor, onları üreten firma Shadow Robot'un yöneticisi Rich Walker: "Size yardımcı olacak, hayatınızı daha iyi hale getirecek, evinizin her işini yapabilecek, tüm ev işlerinin üstesinden gelecek çok amaçlı hizmetkarınız olacak robotu inşa etmek için yola çıktık. Ancak daha derin bir hedefimiz var: İngiltere'nin en acil sorunlarından biri olan sosyal bakımda giderek artan krize çözüm bulmak."

"Skills for Care" adlı yardım kuruluşunun geçen yıl yayınladığı bir rapora göre, İngiltere'de yetişkin bakımı çalışanları için 131 bin boş pozisyon bulunuyordu. "Age UK"e göre ise, İngiltere'de 65 yaş ve üzeri yaklaşık iki milyon kişi, karşılanmamış bakım ihtiyaçlarıyla yaşıyor.

2050 yılına gelindiğinde İngiltere'de her dört kişiden birinin 65 yaş ve üzeri olması bekleniyor. Bu da bakım sistemine daha fazla yük bindirmek demek. İşte tam bu noktada robotlar devreye giriyor.

Hükümet, bakım vermede potansiyel olarak kullanılabilecek robotların geliştirilmesine 34 milyon sterlinlik bir yatırım yapacağını duyurmuştu. "Önümüzdeki 20 yıl içinde, robotlar gibi otonom sistemler hayatımızın normal bir parçası haline gelecek ve yaşam, çalışma ve seyahat etme biçimimizi değiştirecek" şeklinde resmi bir açıklama yapılmıştı.

Daha çok bir bilimkurgu filminden fırlamış gibi görünen bu "tekno-çözümcülük" gerçekten çözüm olabilecek mi? Özünde çok güçlü bir makineye sahip olduğunuzda, yaşlı akrabalarınıza veya kendinize gerçekten güvenir miydiniz?

JAPON HÜKÜMETİ ÜRETİCİLERİ DESTEKLİYOR

Japonya, robotların aramızda yaşadığı bir geleceğe dair pratik bir bakış açısı sunuyor. Hükümet, on yıl önce, bakım evlerinde robotların geliştirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması için robot üreticilerine mali yardımlar sunmaya başladı. Bu durum kısmen yaşlanan nüfus ve bakım evi personelinin nispeten az olmasından kaynaklanıyordu.

Londra Queen Mary Üniversitesi'nde misafir öğretim görevlisi ve yapay zekâ uzmanı olan Dr. James Wright, yedi ay boyunca yaşlı-robot ilişkisini gözlemledi. Özellikle de Japonya'daki bir bakım evinde ne kadar iyi çalıştıklarına tanım oldu.

Toplamda üç tip robot var: HUG adlı ilk robot, Japonya'daki Fuji Corporation tarafından tasarlandı ve oldukça gelişmiş bir yürüteç gibi görünüyordu. İnsanların üzerine yaslanabileceği destekleri vardı ve bakıcıların hastaları yataktan, örneğin tekerlekli sandalyeye veya tuvalete kaldırmalarına yardımcı oluyordu.

İkincisi ise, bir fok yavrusuna benziyordu ve adı Paro'ydu. Demans hastalarını uyarmak için tasarlanan bu robot, okşandığında hareketler ve sesler aracılığıyla tepki verecek şekilde eğitilmişti.

Üçüncüsü, Pepper adında küçük, dost canlısı görünümlü bir insansı robottu. Talimat verebilen ve kollarını hareket ettirerek egzersizler yaptırabilen bu robot, bakım evinde egzersiz derslerine liderlik etmek için kullanılıyordu.

Dr. Wright, "Robotların, aşırı yoğun ve iş yükü fazla olan bakım çalışanları tarafından kolayca benimseneceğini bekliyordum. Benim bulduğum şey neredeyse tam tersiydi" diyor.

Aslında, bakım evi personelinin en çok zamanını alan şeyin robotların temizliği ve şarj edilmesi olduğunu keşfetti. Özellikle de arızalandıklarında sorunu gidermenin zor olduğunu gördü. "Birkaç hafta sonra bakım görevlileri robotların işe yaramayacak kadar sorunlu olduğuna karar verdiler ve onları daha az kullanmaya başladılar" diyor Dr. Wright.

HUG'ı kişiler arasından çekip rahat hareket etmesini sağlamak gerekiyordu. Paro, ona aşırı derecede bağlanan yaşlılarda sıkıntıya neden oluyordu. Pepper'ın ise egzersiz rutinlerini takip edemiyorlardı. Çünkü yaşlı insanlar onu zorlukla seçebiliyordu. Sesi çok tiz olduğu için düzgün de duyamıyorlardı.

Robotların arkasındaki ekiplerin Dr. Wright'ın araştırmasına kendi yanıtları vardı.

HUG'ın geliştiricileri, o zamandan beri tasarımı, daha kompakt ve kullanıcı dostu hale getirmek için uğraştıklarını söylüyor. Paro'nun yaratıcısı Takanori Shibata, Paro'nun 20 yıldır kullanıldığını hatırlatıyor ve "tedavi edici etkilerine dair klinik kanıtlar" gösteren denemelere dikkat çekiyor. Pepper artık farklı bir şirkete ait ve yazılımı önemli ölçüde güncellendi.

Ama yine de hiç kimse, bu çalışmanın faydasız olduğunu söyleyemiyor. Shadow Robot'tan Steve Walker, bakımda robot kullanımının göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda kararlı. Öncelikle, gelecek nesil robotların çok daha yetenekli olacağını dikkat çekiyor.

Nottingham Üniversitesi'nden profesör Praminda Caleb-Solly, bu robotların pratikte iyi çalışmasını sağlamaya kararlı. "Bu robotları laboratuvarlardan çıkarıp gerçek dünyaya taşımaya çalışıyoruz" diyor.

Bunu başarmak için robot üreticilerini, onları kullanacak işletmeler ve bireylerle buluşturmak ve yaşlı insanların robotlardan neler beklediklerini öğrenmek amacıyla "Emergence" (Ortaya çıkış) adında bir ağ kurdu.

Bazıları sesli etkileşime sahip ve anlaşılabilir bir şekilde tehditkar olmayan bir görünüme sahip robotlar istediklerini söyledi. Bazıları ise "sevimli bir tasarım". Ancak birçok talep, robotun değişen ihtiyaçlarına pratik bir şekilde uyum sağlaması ve robotun kendini şarj edip temizleyebilmesiyle ilgili. Hiç kimse robota bakmak istemiyor, robotun insanlara bakmasını istiyor.

Evde bakım hizmeti sağlayıcısı Caremark, sesle etkinleştirilebilen küçük bir robot olan Genie'yi deniyor. Erken başlangıçlı bunama hastalığı olan bir adam, Genie'den şarkılar çalmasını istemenin hoşuna gittiğini söylüyor. Ancak genel olarak tepkiler farklı. Kimileri Genie'yi çok severken, kimileri ise pek de övgü dolu sözler sarf etmiyor. Şunu unutmamak gerekir ki, bu cihazlar, insanların yerini alma amacı taşımıyor.

EN BÜYÜK ZORLUK ROBOTİK EL YAPMAK

Bir başka büyük zorluk ise mükemmel robotik eli yapmak. Robotun faydalı olabilmesi için, insanla aynı etkileşim yeteneğine sahip olması gerekiyor. Ve bunun için de insan benzeri bir el becerisine ihtiyaç var.

Şimdiye kadar yapılan en gelişmiş el, metal ve plastikten yapılmış. İnsan elinin çevikliği ve gücüyle donatılmış yüz adet sensöre sahip. Her parmak, başparmağına yumuşak, hızlı ve hassas bir şekilde dokunabiliyor. Hatta tek elle Rubik Küpü bile çözebiliyor.

Ancak makas kullanmak veya daha küçük, daha kırılgan nesneleri kaldırmak gibi hassas görevleri yapmaktan hala çok uzak. Bir makası kullanma şeklimiz, düşündüğünüzde akıl almaz bir şey. Olanları analiz etmeye çalışırsanız, dokunma duyunuzu ince ve hassas şekillerde kullanır ve geri bildirim alırsınız. Bu da kesme şeklinizi ayarlamanızı sağlar. Bir robota bunu nasıl yapacağını nasıl söyleyebilirsiniz?

Profesör Jenny Read, hayvanların nasıl hareket ettiğini incelediklerini ve yalnızca elin tasarımını değil, robotların nasıl yapıldığına dair kapsamlı bir yeniden planlamayı düşündüklerini belirterek, "Hayvan bedenlerinin en çarpıcı özelliklerinden biri zarafetleri ve verimlilikleridir. Evrim bunu onlara sağlamıştır" diyor.

Danimarkalı mühendis Guugi Kofod ise, robotlar için motorlar yerine kullanılabilecek yapay kaslar geliştirmeye çalışıyor. Firması "Pliantics" henüz erken bir geliştirme aşamasında. Ancak işi görecek ve dayanıklı bir malzeme bulma konusunda önemli bir atılım gerçekleştirdi. Kofod, "Yakınımdaki birkaç kişi bunamadan öldü. Bunama hastalarına bakan insanlardan gördüğüm kadarıyla bu çok zorlayıcı. Yani, eğer onların korkmamalarını sağlayacak ve en azından makul bir hayat standardına ulaşmalarını sağlayacak sistemler kurabilirsek, bu benim için inanılmaz derecede motive edici olur" diyor.

Şirketinin tasarladığı kaslar, elektrik akımı uygulandığında gerçek kaslar gibi uzayıp kasılan yumuşak bir malzemeden yapılmış.

Japonya'da robotları gözlemleyen Dr. Wright'ın son bir endişesi daha var: "Eğer yaygınlaşırlarsa, robotlar insan bakıcıların hayatını daha da zorlaştırabilir. Bunu ekonomik olarak başarmanın tek yolu, bakım çalışanlarına daha az ücret ödemek ve robotların çalışmasını kolaylaştıracak şekilde standartlaştırılmış çok daha büyük bakım evleri kurmaktır."

Southampton Üniversitesi'nde yapay zeka profesörü olan Gopal Ramchurn, "Şu anda iş gücünde yaşadığımız açığı göz önünde bulundurduğumuzda, bu çok büyük bir sektör olacak. Nüfusumuz yaşlandıkça bakıcılara olan talep çok büyük olacak" diyor. "Büyük teknoloji şirketleri gelip de bize ne düşündüğümüzü sormadan bu teknolojileri uygulamaya koymadan önce, biz bu geleceği öngörmeye çalışıyoruz" diye ekliyor.

İşin bir de insani yönü var. Annenizi, babanızı ya da daha yaşlı tanıdıklarınızı, bir robota teslim eder miydiniz? Eğer onları bir makineye emanet edebiliyorsanız, zaten hayırlı bir evlat değilsiniz demektir.

BİZE ULAŞIN