Faiz artışında sona gelindi, gözler enflasyon raporunda

TCMB, yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 250 baz puan artışla yüzde 45’e çıkardı. Dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılığa ulaşıldığını vurgulayan TCMB, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı riskler oluşması durumunda parasal sıkılığın tekrar gözden geçirileceği mesajı verdi. Şimdi 5 Şubat'ta açıklanacak Ocak ayı enflasyonu ve 8 Şubat'ta yayınlanacak enflasyon raporu takip edilecek.
31.01.2024 18:55 GÜNCELLEME : 01.02.2024 00:01

PARA ANKARA/ HÜLYA GENÇ SERTKAYA Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını beklentiler doğrultusunda 250 baz puan artışla yüzde 42.5'ten yüzde 45'e çıkardı. Böylece TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan başkanlığında toplanan Para Politikası Kurulu (PPK), 2023 Haziran'dan bu yana politika faizinde 36.5 puanlık artışa imza attı. Yılın ilk PPK toplantısı sonrasında yayımlanan karar metninde TCMB, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak, "dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldığını" ve bu düzeyin gerektiği müddetçe sürdürüleceğini vurguladı. Politika faizinin mevcut seviyesinin aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sürdürüleceği vurgulandı. Enflasyon görünümü üzerinde belirgin ve kalıcı riskler oluşması durumunda ise parasal sıkılığın gözden geçirileceği belirtildi. İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı Başak Kamber, TCMB'nin enflasyonda oluşabilecek riskler karşısında şahin tutumunu tekrar gözden geçirebileceği mesajını verdiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

"Kurulun, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldığı ve bu düzeyin gerektiği müddetçe sürdürüleceği vurgusu yapması önem arz ediyor. Böylelikle ilave faiz artırımına kapıyı kapatmamakla birlikte parasal sıkılaşmanın nihai sonucuna ulaşıldığı mesajı verildi" dedi.

Aralık'ta manşet enflasyonun son enflasyon raporunda sunulan görünümle uyumlu bir artış kaydettiğine dikkat çeken TCMB, yurtiçi talebin mevcut seviyesi, hizmet fiyatlarındaki katılık ve jeopolitik risklerin enflasyon baskılarını canlı tuttuğunu vurguladı. TCMB, aylık enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün sürdüğünü kaydetti.

Faiz kararı sonrasında 5 Şubat'ta açıklanacak Ocak ayı enflasyonu ve 8 Şubat'ta yayınlanacak enflasyon raporu takip edilecek.

İMALAT SANAYİ KKO GERİLEDİ

Şimdi de geçen hafta açıklanan yurtiçi verilere kısaca bir göz atalım. İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı (KKO) 2024 yılı Ocak'ta bir önceki aya göre 0.9 puan azalarak yüzde 76.4 oldu. TCMB'nin imalat sanayinde faaliyet gösteren bin 740 işyeri tarafından iktisadi yönelim anketine verilen yanıtları toplulaştırarak yaptığı değerlendirmelere göre; mevsimsel etkilerinden arındırılmamış imalat sanayi KKO, 0.9 puan azalışla yüzde76.2 oldu.

İmalat sanayi KKO verilerini değerlendiren Galatasaray Üniversitesi İktisat bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ata Özkaya, imalat sanayinde biriken "yapısal sorunların", imalat sanayi üretim hızını baskılayacak seviyeye eriştiğini vurguladı. Özkaya, "Buna bir de küresel pazarlarda rakibimiz olan gelişmekte-olan diğer ülkelerin imalat sanayinde yüksek teknolojili dönüşümler gerçekleştirdiğini dikkate alırsak, ihracata katkı verecek imalat sanayi üretim verim artışı ve buna bağlı kapasite artışı oluşamamaktadır. Para politikasının gevşekliğine hassasiyeti gittikçe artan bir üretim yapısı meydana gelmektedir. Bunun da ülkemizin ekonomik büyümesini ve kalifiye işgücü gereksinimini sınırlayıcı ayrıca sermayede yüksek teknoloji kullanım hacmini azaltıcı bir aşamada dengelendiğini -'kötü-denge olarak'- söyleyebiliriz" dedi.

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz ise imalat sanayi kapasite kullanım oranının Ocak'ta, 2023 Aralık'ta olduğu gibi gerilemeye devam ettiğini anımsatarak, bu küçülmede içeride uygulanan sıkılaştırıcı politikalar, Türkiye'nin ana ihracat pazarlarındaki durgunluk, yeni siparişlerdeki azalma ve bazı hammaddelerin temininde yaşanan güçlüklerin etkili olduğunu ifade etti. Eryılmaz, "Bu faktörlerin etkisiyle 2024 yılının ilk, hatta ikinci çeyreğinde imalat sanayinde ve ekonomik büyümede yavaşlamanın devam etmesi beklenebilir" dedi.

REEL KESİMİN GÜVENİ AZALDI

İktisadi yönelim anketi sonuçlarının değerlendirildiği mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE) Ocak'ta aylık 0.5 puan azalarak 102.9 oldu. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mamul mal stoku, mevcut toplam sipariş miktarı, son üç aydaki toplam sipariş miktarı ve sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki toplam istihdam, genel gidişat, gelecek üç aydaki üretim hacmi ve gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endekse azalış yönünde yansıdı. TCMB verilerine göre mevsimsellikten arındırılmamış RKGE aylık 1.8 puan artarak 100.9 oldu.

2024 Ocak'ta finansal hizmetler güven endeksi (FHGE) bir önceki aya göre 20.6 puan azalarak 140.8 düzeyinde gerçekleşti. FHGE sonuçları, TCMB'nin 2024 Ocak'ta yaptığı finansal hizmetler anketine finansal sektörde faaliyet gösteren 142 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla ulaşıldı.

TÜKETİCİ GÜVENİ ARTTI

Tüketici güveninde artış eğilimi devam etti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve TCMB iş birliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Aralık'ta 77.4 iken, Ocak'ta yüzde 3.9 artarak 80.4 oldu. 2023 Ağustos'ta 68 değerine gerileyen tüketici güven endeksi son beş aydır artış eğiliminde. Ocak'ta bir önceki aya göre mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 6 artışla yüzde 67.2, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 4.5 artışla 79.5, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 1.8 artışla 77.2 oldu. Tüketici güven endeksinin 100'den küçük olması tüketici güveninde kötümserliğe işaret ediyor.

Geçen hafta açıklanan verilerden bir diğeri de hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endeksleri oldu. TÜİK verilerine göre mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Ocak'ta bir önceki aya göre hizmet sektöründe yüzde 4 artışla 116.8, perakende ticaret sektöründe yüzde 1 azalışla 115.6, inşaat sektöründe yüzde 3.3 artışla 90.9 değerini aldı. Güven endekslerinin 100'den büyük olması sektörün mevcut ve gelecek döneme ilişkin iyimserliğini, 100'den küçük olması ise kötümserliğini gösteriyor.

TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Dr. Cahit Sönmez, güven endekslerinin büyümenin öncü göstergelerinden olduğunu vurgulayarak, bu itibarla büyüme tarafı ile ilgili bu endekslerden sinyal aldıklarını kaydetti. Sönmez, "Güven endeksi alt kırılımlarına göre perakende sektöründe hafif daralma buna karşın diğer sektörlerde yatay bir seyir gözlemleyeceğiz. Tüketici tarafında ise ilginçtir daha iyimser beklentiler ön plana çıkıyor. 12 ay sonrasına yönelik beklentiler ölçümlendiği için tüketicilerin olumlu bakış açıları biraz TCMB'nin mücadelesini kolaylaştırabilir" diye konuştu.

Tüm sektörlerde güven endekslerinin son iki yıllık ortalama düzeyin altında seyrettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Ata Özkaya, "31 Mart-belediye seçimlerini takiben inşaat sektöründe oldukça geniş bir düzlemde ekonomik aktivite artışı ve kamu desteği beklenmelidir" dedi.

Doç. Dr. Filiz ERYILMAZ / Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Faiz kararlarında kritik unsur enflasyonun seyri olacak"

TCMB'den piyasa beklentilerine paralel bir faiz artışı geldi. Güçlü bir iletişimle karşımıza çıkan TCMB, karar metninde politika faiz oranında zirveye ulaşıldığı mesajını açık bir şekilde verdi. TCMB'nin metni şahinleştiren mesajı ise enflasyonda belirgin ve kalıcı riskler görülmesi durumunda parasal sıkılaşma düzeyinin gözden geçirileceği ifadeleri oldu. TCMB, bu ifadelerle yeniden faiz artırımı yapabileceğine vurgu yaptı. Karar metninde faiz indirimlerinin ne zaman başlayacağının iletişimini de yapan TCMB; aylık enflasyon eğiliminde belirgin bir düşüş sağlanması, aynı zamanda enflasyon ana eğiliminde belirgin düşüş görülmesi halinde politika faiz oranlarını düşüreceğine işaret etti. Bundan sonraki süreçte politika faiz oranının belirlenmesinde ana kritik unsur enflasyonun seyri olacak. TCMB'nin aylık enflasyonun seyrine yaptığı vurgu nedeniyle aylık enflasyon verileri piyasa için çok önemli hale geldi. TCMB, bundan sonra miktarsal sıkılaşma adımlarıyla para politikalarında sıkılaşmaya devam edeceği mesajını yineledi. Bilindiği üzere likidite fazlalığını çekmek adına Türk lirası depo alım ihalelerine başlandı. TCMB, Aralık ayı PPK metninde likidite senedi ihracını da tanıtmıştı. Enflasyonla mücadeleyi sadece faizle yapmak mümkün değil. Miktarsal sıkılaşma adımlarıyla da para politikasının desteklenmesi önem taşıyor. Faiz kararı sonrasında, piyasada gerek fiyatlamalara gerek bazı yorumlara baktığımızda, TCMB'nin bazı söylemlerini 'muğlak' bulan, 'güvercin' olarak yorumlayan kesimler de oldu. TCMB'nin piyasaları tamamen ikna edebilmesi için, bundan sonraki mesajlarında gerekirse ek faiz artırımı yapabileceğini, gerekmedikçe parasal gevşemeye gitmeyeceği mesajlarını daha güçlü vermesi gerekiyor.

Doç. Dr. Ata ÖZKAYA / Galatasaray Üniversitesi İktisat bölümü Öğretim Üyesi

"İndirim baskısı Mayıs'ta başlar"

TCMB'nin, faiz kararı iki argümana dayanıyor. İlki enflasyon beklentilerindeki sınırlı iyileşmenin devam ettiği; ikincisi dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldığı ve bu seviyenin 'gerektiği müddetçe' sürdürüleceği. 'Dezenflasyon' bir süreç olduğu için, fiyat artış hızının düşerek stabil bir patikada seyretmesi ve belirli bir hedef aralığına yakınsaması gerekir. Eylül'den itibaren aylık manşet enflasyon azalıyor. Bu Eylül-Aralık döneminde bir dezenflasyon sürecinde olduğumuzu gösteriyor. Ancak, sorumuz şu: Bu dezenflasyon süreci stabil şekilde sürdürülebilecek mi? Aralık ve Ocak aylarında gerçekleşen ücret artışları yüzde 49.5 ortalamada. Ayrıca Ocak'ta, yönetilen-yönlendirilen fiyatlarda artış yapıldı, vergiler yükseltildi. Bu açıdan bakıldığında dezenflasyon sürecinin stabil bir patikada olmadığını söylememiz gerekir. Açıklanacak Ocak ve Şubat ayı enflasyon değerleri ile bu öngörümüzün ispatını yapma imkanı bulabiliriz. Dezenflasyon süreci stabil patikada ilerletilmediği için, biz manşet enflasyon sürecinde salınım göreceğiz. Bu da tüketim talebini birçok üründe canlı tutacak. Ek olarak, kamu giderlerinin artış hızı düşürülmediği, kamu tasarruf plan-programı açıklanmadığı ve hatta genişlemeci maliye politikası uygulandığı için, PPK metninden yukarıda temel aldığımız argümanların dezenflasyon sürecini stabil bir patikada sürdürmek için yerli olmadığı söylenebilir. Bu nedenlerle, Aralık sonu itibarıyla yüzde 42 seviyesinde olan enflasyon beklentilerinin yükseleceğini beklemek gerekir. Ayrıca, faiz seviyesinin yüzde 45 düzeyinde üçüncü çeyreğe kadar kalabileceğini değerlendirmiyorum. Büyüme hızındaki yavaşlama beklentisi, politika faizinin Mayıs'tan itibaren aşağı düşürülmesi konusunda baskı oluşmasına neden olacaktır.

Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi

"Miktarsal sıkılaştırma hayati önem taşıyor"

PPK beklendiği gibi 250 baz puan artış ile faiz artış döngüsünü sonlandırdı. Ancak bu toplantıda iletişim tarafında vereceği mesajlar ön plana çıkıyordu. Yani miktarsal sıkılaştırma ve sadeleştirme ile ilgili öngörülerini belirgin bir şekilde dile getirmesi gerekiyordu. Nitekim Haziran'dan bu yana uygulanan önlemlerin sonucunda elde edilen kazanımların korunmasına önem verecek. TCMB bundan sonra hem kredi tarafını kontrol etmeli hem de piyasadaki fazla likiditeyi sterilize etmeli. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı, Ocak'ta 0.9 puan geriledi. Sanayi üretim endeksinden de üretimin kısmen gerilediğini izleyebiliyorduk. Zaten TCMB de önümüzdeki aylarda çıktı açığının aşağı gelmesini ve enflasyon üzerindeki olumsuz etkisinin kalkmasını bekliyor. Tam bu noktada önemli bir unsurun altını çizmemiz lazım. İç talep seviyesi ile üretim arasındaki fark geniş. Dolayısıyla üretim tarafı bu seviyelere gelmişken tüketim tarafının yeterince baskılanamaması dezenflasyonist süreci zora sokabilir. İşte bu yüzden Merkez Bankası'nın miktarsal sıkılaştırmaya daha fazla önem vermesi hayati önem taşıyor.

Ayşe ÖZDEN / A&T Bank Baş Ekonomisti

"Yabancı fon akımı artacak"

2023 yılının ilk dokuz ayında özellikle tüketim öncülüğünde devam eden güçlü büyüme performansı ve yüksek enflasyon nedeniyle Türkiye ekonomisi, bu yıl faiz indirimlerine başlaması beklenilen gelişen ekonomiler ve görece düşük enflasyona sahip gelişmekte olan ekonomiler ile aynı şartlara sahip değil. Kısa vadede ekonomimizdeki makro riskleri bertaraf edebilmek adına enflasyonda kayda değer bir iyileşme olana kadar para politikasında halihazırda var olan tutarlı ve sıkı duruşun devamı ve özellikle bu süreçte para politikasına nasıl bir maliye politikasının eşlik edeceği önemle ve yakından takip edilecek. Türkiye hikayesi açısından destekleyici hem para hem de maliye politikalarıyla birlikte ülkemize yabancı fon akımının artacağını düşünüyorum. Mart 2024 seçimlerine kadar TCMB'nin faizleri sabit tutmasını bekliyorum. Öte yandan, enflasyon ve Türk lirası tarafında uygun seyir ile yılın son çeyreğinde TCMB'nin faiz indirimlerine başlayacağını düşünüyorum.

Emekli zammı farkları bir hafta içinde ödenecek

Çalışma hayatına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek düzenleme ile SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına Ocak 2024 itibarıyla yapılacak altı aylık artış oranı yüzde 49.25'e çıktı. Kanun teklifine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda eklenen önergeyle yüzde 37.57 olan SSK, Bağ-Kur emekli aylık artışlarına eklenen 5 puanlık refah payı, Genel Kurul'da verilen önergeyle 11.68 puana çıkarıldı. Bu düzenlemeyle memur ile SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranı eşitlendi. Komisyon'da 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığında ise Genel Kurul görüşmelerinde bir değişiklik olmadı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılacak ek zamdan kaynaklı farkların, düzenleme Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra bir hafta içerisinde ödeneceğini açıklamıştı.

Yapısal reformlar gündeme alınacak

Yılın ilk Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı; geçen hafta kripto varlık düzenleme taslağı, KİT reformu, 102 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve devlet yardımlarında mevcut durum gündemiyle toplandı. Yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Başkanlığı'nda gerçekleştirilen EKK'da, kripto varlık ekosistemini düzenlemek amacıyla hazırlanan kripto varlıklara ilişkin taslak yasa teklifinde yer alacak hususlar değerlendirilerek, düzenlemenin önümüzdeki günlerde yasalaşması ile Türkiye'nin gri listeden çıkması için gerekli koşullardan biri yerine getirilmiş olacak. EKK'da ayrıca kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini desteklemek üzere Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT) faaliyetlerini makroekonomik, sektörel, sosyal politikalarla uyumlu ve etkin bir şekilde sürdürmesini sağlayacak KİT yönetişim reformuna ilişkin yapılan çalışmalar ile önümüzdeki dönemde atılacak adımlar ele alındı. Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda yapılan bu çalışmaların nihai hale getirilerek 2024 yılı içinde hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. Ayrıca bu yıl yapılacak EKK toplantılarında Orta Vadeli Program'da takvimi verilen yapısal reformların gündeme alınacağı ve yakından takip edileceği vurgulandı.

BİZE ULAŞIN