Enflasyon tahminine hizmet grubu etkisi
HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın ilk enflasyon raporunda 2026 yılı sonu enflasyon tahmini aralığını 2 puan artışla yüzde 15-21'e yükseltti. TCMB, 2027 sonu için tahmin aralığını yüzde 6-12 olarak öngördü. Enflasyon ara hedefini 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruyan TCMB, 2028 yılı için ise ara hedefi yüzde 8 olarak belirledi. Enflasyonun 2028 yılında yüzde 8'e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngördü. Hatırlanacağı üzere TCMB, 2025 yılının son enflasyon raporunda; enflasyonun yüzde 70 olasılıklı 2026 yıl sonunda yüzde 13 ile yüzde 19 aralığında gerçekleşeceğini tahmin etmişti. 2026 ve 2027 yılı ara hedefini ise sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak açıklamıştı. TCMB Başkanı Fatih Karahan, İstanbul'da gerçekleştirdiği basın toplantısında, enflasyonun 2028 yılında yüzde 8'e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngördüklerini söyledi.
Karahan, 2026 yılı tahmin aralığının güncellenmesinde, belli başlı risklerin belirginleşmesi ve varsayım revizyonlarının yanı sıra, TÜFE hesaplama yönteminde yapılan değişiklikler kapsamında hizmet grubunun sepet içindeki payının artmasının da rol oynadığını kaydetti. Para politikasındaki sıkı duruşu, fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdürecekleri mesajını yineleyen Karahan, enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda ise, para politikası duruşunu sıkılaştırmaya hazır olduklarını kaydetti.
DEZENFLASYONUN SEYRİNDE ANAHTAR UNSUR
Enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli bulduklarını dile getiren Karahan, bu gelişmenin dezenflasyon sürecinin bundan sonraki seyrinde anahtar unsurlardan biri olacağını belirtti. Karahan, sunumunun başında sıkı para politikasının enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek amacıyla, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya hazır olduklarının altını çizdi.
Başkan Karahan, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Osman Cevdet Akçay, Fatma Özkul ve Gazi İshak Kara ile soruları yanıtladı. Bir soru üzerine 2026 Ocak enflasyonunun beklentinin bir miktar üzerinde geldiğini vurgulayan Karahan, piyasa beklentilerinin Şubat'ta da yine bir miktar yüksek gelmesi yönünde olduğunu kaydetti. Bu yıla ilişkin hedefi değiştirmediklerine dikkat çeken Karahan, "Ocak ve şubat ayları bittiğinde en kötüsünün geride kalacağını değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Bir soru üzerine para politikasına ilişkin önceki kararlarda olduğu gibi bundan sonra da veri odaklı gideceklerini belirten Karahan, "Mevcut enflasyon görünümü ve hedeflerimize, talep koşullarına, beklentilere baktığımızda adım büyüklüğünün kısa dönemde artması için gereken eşik, bir miktar yüksek diye değerlendiriyoruz" dedi.
YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜZDE 24.11
Piyasa katılımcılarının 2026 Şubat tüketici enflasyonu beklentisi aylık yüzde 2.54 oldu. TCMB'nin reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 71 katılımcı tarafından yanıtlanan piyasa katılımcıları anketine göre, katılımcıların 2026 Mart enflasyon beklentisi ise yüzde 1.89 şeklinde gerçekleşti. Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23.23 iken, bu anket döneminde yüzde 24.11 oldu. Mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi ise bu anket döneminde yüzde 36.08 olarak gerçekleşti. Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru beklentisi bir önceki anket döneminde 51,17 lira iken, bu anket döneminde 51,09 lira oldu. Katılımcıların yıl sonu cari açık beklentisi 26.3 milyar dolar, GSYH büyümesi beklentisi ise yüzde 3.9. Katılımcıların yıl sonu cari açık beklentisi 26.3 milyar dolar, GSYH büyümesi beklentisi ise yüzde 3.9.
CARİ DENGE 25.2 MİLYAR DOLAR AÇIK VERDİ
Türkiye'nin cari işlemler dengesi 2025 Aralık'ta 7 milyar 253 milyon dolar açık kaydetti. TCMB verilerine göre altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 691 milyon dolar açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7 milyar 439 milyon dolar oldu. Yıllıklandırılmış verilere göre, Aralık ayında cari açık yaklaşık 25.2 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 69.7 milyar dolar açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 63.5 milyar dolar fazla kaydetti. Orta Vadeli Program'da cari açık hedefi 22.6 milyar dolar düzeyindeydi.
2025 yılı Aralık ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 3.3 milyar dolar katkı verirken; net portföy yatırımları 1.7 milyar dolar negatif yönlü etki etti. Merkez Bankası döviz cinsinden resmi rezervler 2025 Aralık'ta 4.14 milyar dolar, 2025 yılı genelinde 22 milyar dolar net azalış gösterdi.
Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Uğur Akkoç, ödemeler dengesinin 2025 Aralık'ta beklenenin üzerinde açık vermesinde dışarıda artan emtia fiyatları içeride ise ithalat talebinin etkili olduğunu vurguladı. Akkoç, "Kur stabilizasyonunun ithalat fiyatları üzerinden dış ticaret etkisi önümüzdeki yıl için tehdit oluşturmaya devam ediyor" dedi.
YÜKSEK TEKNOLOJİ ÜRETİMİNDE GERİLEME
Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi 2025 Aralık'ta aylık yüzde 1.2 artarken, yıllık yüzde 2.1 oranında azaldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; sanayinin alt sektörleri incelendiğinde; 2025 Aralık'ta aylık bazda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yüzde 1.3, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4.1 arttı. Aralık'ta ara malı üretimi endeksi aylık yüzde 1.5, yıllık yüzde 3 artarken, sermaye malı üretim endeksi aylık yüzde 2.4 arttı, yıllık yüzde 4.4 azalış gösterdi. Aralık'ta yüksek teknoloji üretimi aylık yüzde 6.8, yıllık yüzde 24.9 azaldı.
Bu arada Türkiye ekonomisinin 2025 yılı son çeyrek büyüme performansı 2 Mart'ta belli olacak. TÜİK verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2025 yılı 3. çeyrekte yıllık yüzde 3.7, yılın ilk 9 ayında yıllık yüzde 3.7 büyümüştü. Orta Vadeli Program'da 2025 yılında Türkiye ekonomisinin büyüme hedefi yüzde 3.3.
Öte yandan geçen hafta ciro endeksleri ile ticaret satış hacim endeksi de açıklandı. TÜİK verilerine göre, sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi 2025 Aralık'ta yıllık yüzde 34.7, aylık yüzde 3.3 artış gösterdi. Ticaret satış hacmi ise 2025 Aralık'ta aylık yüzde 2.1, yıllık yüzde 3.8 artarken, perakende satış hacmi aylık yüzde 1.7, yıllık yüzde 16.3 arttı.
EN ÇOK KÜLÇE ALTIN KAZANDIRDI
Ocak 2026'da en çok kazandıran finansal yatırım aracı külçe altın oldu. TÜİK verilerine göre, Ocak'ta aylık en yüksek reel getiri yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 9.72, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 7.45 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere altın, 2026 Ocak'ta tarihi rekorlar kırmıştı.
Üç aylık, altı aylık ve yıllık değerlendirmelerde yatırımcısına en çok kazandıran yatırım aracı yine külçe altın olurken, en çok kaybettiren yatırım aracı ise dolar olarak kaydedildi.
Geçen hafta inşaat maliyet endeksi de açıklandı. TÜİK verilerine göre, inşaat maliyet endeksi 2025 Aralık'ta aylık yüzde 1.7, yıllık yüzde 24.50 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1.22, işçilik endeksi yüzde 1.06 artış gösterdi. Yıllık bazda ise malzeme endeksi yüzde 21.47, işçilik endeksi yüzde 30.67 arttı.
TÜRKİYE NÜFUSU 86 MİLYON 92 BİN 168 KİŞİ OLDU
Türkiye'de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişi düzeyinde gerçekleşti. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50.02'sini erkekler, yüzde 49.98'ini ise kadınlar oluşturdu.
TÜİK'in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus yıllık 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Yıllık nüfus artış hızı binde 3.4'ten binde 5'e çıktı. Türkiye'nin 2007 ve 2025 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görüldü. Türkiye'de 2024'te 34.4 olan ortanca yaş, 2025'te 34.9'a yükseldi. Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007'de yüzde 66.5 iken 2025'te yüzde 68.5 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26.4'ten yüzde 20.4'e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7.1'den yüzde 11.1'e yükseldi. Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2024'te yüzde 46.1 iken 2025'te yüzde 46'ya düştü.
İHRACAT İKLİM ENDEKSİNDE ILIMLI İYİLEŞME
Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Ocak'ta 52.1'e yükseldi. Endeks böylece üst üste 25'inci ay 50 eşik değerinin üzerinde gerçekleşti. Son veri, ihracat pazarlarında talep ikliminin ılımlı ölçüde iyileştiğine ve bu iyileşmenin 2025 Aralık ayına göre hafif daha güçlü olduğuna işaret etti. İhracat pazarları iklimini destekleyen önemli faktörlerden biri, Avrupa'daki önemli ihracat pazarlarında talebin güçlendiğine yönelik sinyaller oldu.
TÜİK geçen hafta 2025 Aralık dış ticaret verilerini de açıkladı. Buna göre Aralık'ta yıllık bazda ihracat birim değer endeksi yüzde 12 artarken, ihracat miktar endeksi yüzde 0.4 azaldı. Bu dönemde ithalat birim değer endeksi yüzde 4.2, ithalat miktar endeksi yüzde 6.3 artış gösterdi.
Tonguç ERBAŞ / Ahlatcı Portföy Genel Müdürü
"Hizmet ve gıda enflasyonu 2026 patikasının ana belirleyicileri"
TCMB Başkanı Fatih Karahan, sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceğini yineledi. Sunumun genel tonu, dezenflasyon sürecinin devam ettiği ancak risk dağılımının yukarı yönlü kalmaya devam ettiği yönünde. Ocak 2026 itibarıyla yıllık TÜFE yüzde 30.7'ye geriledi. Enflasyon tahmin aralığının üst bandına yakın gerçekleşmiş olsa da medyan enflasyon ve çok değişkenli trend göstergeleri temel eğilimde kalıcı bir bozulmaya işaret etmemekte. TCMB, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasının sürdürüleceğini net biçimde ifade etti; para politikası duruşunun enflasyon ana eğilimi ve beklentiler ile uyumlu şekilde kalibre edileceğini belirtti. 2025 yıl sonu ara hedefi yüzde 24 iken gerçekleşme yüzde 30.9 oldu. Sapma 6.9 puan. 2026 yıl sonu tahmin aralığı yüzde 15-21 (yüzde 70 olasılıkla) olarak açıklandı. TÜFE hesaplamasındaki teknik güncellemenin yıl sonu enflasyona yaklaşık 1 puanlık yukarı yönlü mekanik etkisi olabileceği değerlendiriliyor. Hizmet enflasyonunda kira ve eğitim kalemleri belirleyici oldu. Kira enflasyonunda 2026'da yüzde 15-23 bandında bir gerçekleşme öngörülüyor. Eğitim hizmet fiyatlarına yönelik düzenlemelerin dezenflasyonu desteklemesi, geçmiş enflasyona endeksleme eğilimini engellemesi bekleniyor. Gıda fiyatları oynak seyrini sürdürüyor. 2026 yılı için gıda varsayımı yüzde 19, 2027 için yüzde11 olarak paylaşıldı. Kur geçişkenliği 2025'in ikinci yarısında etkili oldu, 2026'da sınırlı kalması bekleniyor. Talep kompozisyonu dezenflasyon sürecini destekliyor. Net ihracat katkısı artarken iç talep daha dengeli seyrediyor. Çıktı açığı dezenflasyonist bölgede kalmaya devam ediyor. Genel olarak rapor, dezenflasyon sürecinin sürdüğünü ancak yukarı yönlü risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Hizmet ve gıda enflasyonu 2026 patikasının ana belirleyicileri olacak.
Doç. Dr. Uğur AKKOÇ / Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Büyüme ile enflasyon hedefleri arasında gerilim artıyor"
Sanayi üretimi şubat ayında sınırlı artsa da yılı sert bir düşüşle kapattı. Enflasyonla mücadele programının üretime negatif etkilerinin belirgin olduğu bir yıl oldu. Düşüş trendi, eğer küresel belirsizlikler zayıflamazsa parasal sıkılaşmayla uyumlu şekilde sürecektir. Büyüme ile enflasyon hedefleri arasındaki gerilim artıyor ve yılın son çeyreğinde politika tercihinin enflasyonla mücadeleye ağırlık verdiğini görüyoruz. Bu çerçevede, son çeyrek büyümesi beklenenin altında gelebilir. Üretimdeki düşüş ve yavaş büyümenin yanı sıra enflasyon direncinin artması 2026 için önemli bir risk senaryosu. 2026 için hem küresel hem yerel büyüme dinamikleri güçlü gözükmüyor. Büyümeyi, TCMB'nin kur politikasından sapmayacağını tahmin ederek ithalatın destekleyeceğini, sektörel olarak ise finans ve inşaatın katkısının güçleneceğini tahmin ediyorum.
TCMB 2026'da sıkılaşmaya devam dedi, gerçekleşen enflasyonun hedeften sapması arttıkça normalleşme de uzaklaşıyor. Ocak itibarıyla enflasyon, tahmin üst sınırına yaklaştı. Gıda enflasyonu TCMB'ye göre geçici ve sakinlik hakim. Enflasyon raporunun önemli mesajları; tüketim endeksi 'nihayet' 2017 düzeyine indi ve çıktı açığı negatif ama sıfıra yakın. Rapor, ilk altı ayda faiz indirimi için alan olmadığını güçlü şekilde ima ediyor. İki önemli çıpa; çıktı açığının sıfıra yakın olması ve yüzde 5'lik reel faiz penceresi, faiz indirimi senaryosunu erteliyor. TCMB Başkanı'nın vurguladığı gibi, talebin dezenflasyonist düzeyde olması politikanın temel taşı.
Prof. Dr. Veysel BOZKURT / İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Demografik fırsat penceresi, kapanma riski ile karşı karşıya"
TÜİK tarafından açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları nüfusta kısmi bir toparlanma gösteriyor. Ancak bu durum Türkiye'de nüfus artışında yaşanan hızlı gerilemeyi durdurmaya yeterli görünmüyor. Bir taraftan nüfusun kendisini yenilemesi gereken oranın çok altında doğum olurken, diğer taraftan da yaşlanma devam ediyor. Türkiye'nin dünyada nüfusu çok yaşlı ülkeler arasına girmekte olduğunu görüyoruz. Bunun anlamı önümüzdeki dönemde çalışan nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı artacak demektir. 'Demografik fırsat penceresi' önümüzdeki dönemde kapanma riski ile karşı karşıyadır. Önümüzdeki dönemde teknoloji yoğun sektörlere yönelmeyi bir zorunluluk haline getirecektir. Öte yandan nüfusun kentlere yığılması, 'kalabalıklar içinde yalnızlık' salgınını çok daha derinleştirebilir.
Mehmet Ali YILDIRIMTÜRK / Altın ve para piyasaları uzmanı
"Altına talep devam edecek"
Enflasyon raporu toplantısından çıkardığım sonuç, TCMB'nin 12 Mart'taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında daha temkinli davranacağı yönünde. Ocak ayındaki 100 puanlık temkinli indirimin, Mart ayında belki 50 puanlık bir indirim şeklinde gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Faiz indirimi beklentilerinin temkinli olmasının Borsa'ya çok olumlu bir yansıması olmadı. Borsa kendi seyrinde devam etti. Verilen mesajlar çerçevesinde; döviz ve mevduat faizlerinde de önemli bir değişiklik öngörülmüyor. Mevduat faizlerinde, yukarı yönlü bir seyir beklenebilir. Yatırım araçlarına bakıldığında, iç piyasada 'altında' dolar TL'nin çok fazla çarpan etkisi olmayacak. Enflasyon beklentileri ve döviz fiyatlarındaki sakin seyir nedeniyle; vatandaş enflasyona karşı parasının değerini korumak için altın almaya devam edecek görünüyor. Dünyada da merkez bankaları altın alıyor. Küresel gelişmeler de yakından takip edilmeli. Altının 5 bin doların üzerinde hareketini sürdüreceğini, 5 bin 150 dolar seviyelerinin bu ay itibarıyla görülebileceğini düşünüyorum. Bu da içeride 24 ayar altının gram fiyatını 7 bin liranın üzerinde olmaya devam edeceğini gösteriyor. Altının kısa sürede yine 7 bin 500-8 bin lira seviyelerine ulaşacağı kanaatindeyim. Gümüşte yükselişin biraz daha sınırlı kaldığını gözledik. Altın/gümüş rasyosu 45'lere kadar geriledikten sonra şu anda 61-62'lerde. Gümüşe, altına göre biraz daha temkinli bakmak lazım. Bu arada platin, paladyum gibi ekran üzerinden veyahut da kaydi olarak yapılabilecek iş emtia alışlarında temkinli olunması gerekir. Dolayısıyla altına talep devam edecek gibi görünüyor.