Ocak’ta bütçenin faiz yükü 456.4 milyar lira

GİRİŞ TARİHİ: 26.02.2026 GİRİŞ TARİHİ: 12:36 SON GÜNCELLEME: 26.02.2026 12:36
Konut satışları 2026’ya “düşüş”, merkezi yönetim bütçesi “açıkla” başladı. 2026 Ocak’ta yıllık yüzde 4.7 azalışla 111 bin 480 konut, yüzde 13.2 azalışla 13 bin 267 iş yeri satıldı. Faiz giderlerinin 456.4 milyar liraya ulaştığı 2026 Ocak’ta, merkezi yönetim bütçesi 214.5 milyar lira açık, faiz dışı denge ise 241.9 milyar lira fazla verdi.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Enflasyon ve ihracatın ardından 2026 yılının ilk verileri gelmeye devam ediyor. Türkiye'nin merkezi yönetim bütçesi 2026 yılı Ocak'ta 214 milyar 543 milyon lira açık verdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, bütçe gelirleri 2026 Ocak'ta yüzde 55 artışla 1 trilyon 421 milyar 245 milyon lira, bütçe giderleri ise yüzde 54.9 artışla 1 trilyon 635 milyar 788 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Ocak ayında faiz giderleri yüzde 180 artışla 456 milyar 416 milyon liraya yükseldi. Faiz hariç giderlerin yüzde 32 artışla 1 trilyon 179 milyar 372 milyon liraya ulaştığı Ocak ayında, faiz dışı denge 241 milyar 873 milyon lira fazla verdi. 2026 Ocak'ta vergi gelirleri yüzde 49 artışla 1 trilyon 181.2 milyar lira oldu. Vergi gelirleri tahsilatının detaylarına bakıldığında, Ocak'ta gelir vergisi yüzde 71.4 artışla 338.3 milyar lira, kurumlar vergisi yüzde 71.5 artışla 13.7 milyar lira, dahilde alınan katma değer vergisi ise yüzde 80.6 artışla 298.8 milyar lira oldu. Yılın ilk ayında, özel tüketim vergisi yüzde 27.4 artışla 172.1 milyar lira, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 18.5 artışla 134.4 milyar lira, banka ve sigorta muameleleri vergisi de yüzde 36.9 artışla 63 milyar 41 milyon lira olarak gerçekleşti.

"GELİR VERGİSİ TAHSİLATININ BÜTÇEYE KATKISI DİKKAT ÇEKİYOR"

Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ersan Öz, merkezi yönetim bütçe açığının 2026 Ocak'ta 2025 Aralık'a göre gerilediğini vurgulayarak, bütçe giderleri içinde faiz giderlerinin payının yüzde 27.9 olarak gerçekleştiğini kaydetti. Öz, "Bütçede faiz giderlerinde yıllık bazda yüksek bir artış görüldü. Bu durum toplam bütçe dengesini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bütçenin gider tarafındaki artışı dengeleyen unsur, gelir tarafında kaydedilen güçlü performans olduğu gözleniyor. Gelir vergisi tahsilatındaki artışın bütçeye sağladığı katkı dikkat çekiyor. Diğer yandan faiz dışı dengede iyileşmenin belirginleştiği görülüyor. Faiz dışı harcamalarda görülen yavaşlama eğiliminin bütçe gerçekleşmelerine de yansıdığı ve önümüzdeki dönemlerde harcama kompozisyonunda daha kontrollü bir seyrin süreceğine işaret ediyor. Son dönemlerde bütçe tarafındaki rakamlar, dezenflasyonla mücadele sürecine yönelik politikalarda eşgüdümünün başladığı şeklinde değerlendirilebilir. Bununla birlikte alt kalemlerde faiz harcamaları gibi sürdürülebilirlik açısından temkinli değerlendirilmesi gereken kalemlerin varlığı da dikkat çekiyor" dedi.

İPOTEKLİ KONUT SATIŞLARI YÜZDE 15.7 ARTTI

Türkiye genelinde konut satışları 2026 Ocak'ta yıllık yüzde 4.7 düşüşle 111 bin 480 adet olarak kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Ocak'ta yıllık yüzde 2.1 azalarak 34 bin 69 oldu. İkinci el konut satışları ise Ocak'ta yıllık yüzde 5.9 oranında azalarak 77 bin 411 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 30.6, ikinci el konut satışlarının payı yüzde 69.4 oldu.

İpotekli konut satışları ise Ocak'ta yıllık yüzde 15.7 artarak 20 bin 263 oldu. Diğer konut satışları yıllık yüzde 8.3 azalarak 91 bin 217 düzeyinde gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 18.2, diğer satışların payı yüzde 81.8 olarak gerçekleşti. Yabancılara konut satışları ise Ocak ayında yüzde 20.8 azalarak bin 306 konut satışı gerçekleşti.

TÜİK tarafından ilk kez açıklanan işyeri satışlarına göre, 2026 Ocak'ta yıllık yüzde 13.2 azalışla 13 bin 267 iş yeri satıldı. Türkiye genelinde ilk el iş yeri satışları Ocak ayında yıllık yüzde 9.2 azalarak 3 bin 444, ikinci el iş yeri satışları yüzde 14.5 azalışla 9 bin 823 adet oldu. Bu dönemde, ipotekli iş yeri satışları yüzde 73 artışla 576, diğer satışlar yüzde 15.1 azalışla 12 bin 691 adet düzeyinde gerçekleşti.

"ÜRETİM İLE TALEP ARASINDAKİ MAKAS AÇILABİLİR"

İnşaat üretim endeksi Aralık'ta aylık yüzde 1, yıllık yüzde 7.5 arttı. TÜİK verilerine göre, inşaatın alt sektörleri incelendiğinde 2025 Aralık'ta yıllık bazda bina inşaatı sektörü endeksi yüzde 8.4, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 5.8 ve özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 5.5 artış gösterdi.

Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş, üretim cephesinin güçlü bir görünüm sergilediğini vurguladı. TÜİK verilerine işaret eden Tanrıvermiş, "İnşaat sektörü üretmeye devam ediyor, şantiyeler çalışıyor ve arz cephesi canlılığını koruyor. Ancak üretim artarken satış hacminin gerilemesi, arz-talep dengesinde bir açılmaya işaret ediyor. Eğer üretim temposu satış temposunun üzerinde kalmaya devam ederse stok birikimi ve fiyat üzerinde baskı oluşabileceği anlamına geliyor. Kısa vadede veriler, sektörün ekonomik büyümeyi dengeleyici bir pozisyonda kalabileceğini düşündürüyor. İnşaatın yeniden güçlü bir büyüme motoru olabilmesi için finansman maliyetlerinde kalıcı düşüş, hanehalkı reel gelirlerinde artış ve tüketici güveninde iyileşme gerekiyor. Aksi halde üretim ile talep arasındaki makas açılabilir" diye konuştu.

KİRALAR İÇİN YENİ GÖSTERGE

Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan konut fiyat endeksi (KFE) 2026 Ocak'ta bir önceki aya göre yüzde 3.7 artarken, yıllık yüzde 27.7, reel olarak ise yüzde 2.3 azaldı.

Değerleme raporlarında yer alan kira değerlemeleri kullanılarak üretilen "yeni kiracı kira endeksi" ve "değerlemesi yapılan konutların birim kiraları" 17 Şubat itibarıyla konut fiyat endeksi ile birlikte kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı. TCMB verilerine göre, yeni kiracı kira endeksi (YKKE) 2026 yılı Ocak'ta aylık yüzde 3.5 artarken, yıllık yüzde 34.2, reel olarak ise yüzde 2.7 arttı.

Konut fiyatları açısından tablonun karmaşık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanrıvermiş, "Arz artışı ve satış daralması nominal fiyat artış hızında yavaşlamaya yol açabilir. Ancak Türkiye'de inşaat maliyetleri, arsa fiyatları ve genel enflasyon baskısı dikkate alındığında sert bir fiyat düşüşü beklemek gerçekçi görünmüyor. Daha olası senaryo, nominal artış hızının yavaşlaması ve reel bazda yataylaşma. Kiralar cephesinde ise büyükşehirlerde arzın sınırlı olması nedeniyle yukarı yönlü eğilim tamamen sona ermeyebilir; ancak artış hızının geçen yıllara göre daha sınırlı seyretmesi muhtemel" dedi.

TİCARİ GAYRİMENKUL FİYATLARI REEL BAZDA GERİLEDİ

Geçen hafta açıklanan verilerden bir diğeri de ticari gayrimenkul fiyat endeksi (TGFE) oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde Türkiye genelinde, bir önceki çeyreğe göre yüzde 8.1 oranında artan TGFE, yıllık nominal olarak yüzde 30.9, reel olarak ise yüzde 0.5 oranında azaldı.

TCMB, Şubat 2026 itibarıyla ticari gayrimenkul fiyat endeksi ile birlikte dükkan ve ofis birim fiyatlarını açıklamaya da başladı. Buna göre, Türkiye genelinde, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 8.5 oranında artan dükkan fiyat endeksi, yıllık nominal olarak yüzde 31 arttı, reel olarak ise yüzde 0.5 oranında azaldı. Dördüncü çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre yüzde 5.7 artan ofis fiyat endeksi ise yıllık nominal olarak yüzde 30.5 arttı, reel olarak ise yüzde 0.8 azaldı.

TÜKETİCİ GÜVENİ ARTIŞTA

Tüketici güven endeksi 2026 Şubat'ta bir önceki aya göre yüzde 2.3 oranında artışla 85.7 oldu. TÜİK ve TCMB verilerine göre, 2026 Şubat'ta alt endekslerden mevcut dönem hanenin maddi durumu yüzde 4.6 artışla 71.3 oldu. Gelecek 12 aylık dönemde "hanenin maddi durum beklentisi" yüzde 4.2 artışla 86.8, "genel ekonomik durum beklentisi" yüzde 0.1 azalışla 81.4, "dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi" yüzde 1.3 artışla 103.2 oldu. Tüketici güven endeksinin 100'den küçük olması tüketici güveninde kötümser duruma işaret ediyor.

Geçen hafta açıklanan veriler arasında reel kesim güven endeksi (RKGE) ve imalat sanayi kapasite kullanım oranı (KKO) verileri de yer aldı.

Bu arada iş istatistikleri hakkındaki Avrupa Birliği mevzuatı doğrultusunda, yurt içi üretici fiyat endeksi ile yurt dışı üretici fiyat endeksi verilerinin toplulaştırılması sonucu hesaplanan "2010 temel yıllı toplam sanayi üretici fiyat endeksi" de 20 Şubat itibarıyla TÜİK tarafından erişime açıldı.

İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 8.2

Hanehalkı işgücü araştırma sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 58 bin kişi azalarak 2 milyon 913 bin kişi, işsizlik oranı ise 0.2 puanlık azalış ile yüzde 8.2 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2025'in son çeyreğinde 136 bin kişi artarak 32 milyon 686 bin kişi, istihdam oranı ise 0.1 puanlık artış ile yüzde 49.1 oldu. Bu dönemde işgücü 78 bin kişi artarak 35 milyon 599 bin kişi düzeyinde gerçekleşti. Genç nüfusta işsizlik oranı aylık bazda 0.3 puanlık azalış ile yüzde 14.9 düzeyinde kaydedildi.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0.3 puanlık azalış ile yüzde 29 oldu.

"YAPISAL SORUNLAR BÜTÜNCÜL ELE ALINMALI"

İş gücü verilerini değerlendiren Prof. Dr. Ersan Öz, verilerde işgücüne katılım oranında artış ve genç nüfusta işsizlik oranında gerileme görülmekle birlikte, genç işsizlik oranının hala yüksek seviyelerde seyrettiğini kaydetti. Öz, "Diğer yandan özellikle son aylarda geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü), oranında önceki zirve seviyelerinden itibaren bir geri çekilme eğilimi gözleniyor. Rakamlar istihdam piyasasında görece sınırlı toparlanma olduğuna işaret ediyor. İşgücü verileri çok boyutlu dinamikleri içeriyor. Bu konudaki yapısal sorunların bütüncül bir perspektifle ele alınması gerekiyor. Bu noktada ülkemizde eğitim sistemi ile sektörlerin talep ettiği becerilerin bütünleştirilmesi, nitelikli işgücünün yetiştirilmesi açısından kritik öneme sahip" dedi.

Prof. Dr. Ersan ÖZ / Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı

"İnşaat maliyetlerindeki artış konut fiyatlarında düşüşü sınırlıyor"

Konut piyasasında bir süredir hareketlilik devam ediyor. Ancak konut satışları 2026'nın ilk ayında yıllık bazda yüzde 4.7 düşüşle başladı. Konut satışlarındaki gerilemede, yüksek kredi faiz oranları ve enflasyon karşısında gelir artışlarının sınırlı kalmasının belirleyici olduğu görülüyor. Diğer yandan yüksek faiz ortamına rağmen ipotekli satışlardaki yıllık bazda görülen yüzde 15.7 artış, konut talebinde belirli gelir grupları için finansmana erişimin hala belirleyici rol oynadığına işaret ediyor. Konut fiyat endeksi ise 2026 Ocak ayı itibarıyla yükseliş eğilimini sürdürüyor. Konut fiyatlarında özellikle 2023'ten itibaren yıllık artış hızında belirgin bir yavaşlama eğilimi görmeye başlamıştık. Mevcut durumda ise konut fiyatları nominal olarak artmaya devam etmekle birlikte, reel bazda gerileme görülüyor. Diğer yandan, inşaat maliyetlerindeki artış eğilimi fiyatlar üzerinde aşağı yönlü hareketi sınırlayan temel faktörlerden biri. Malzeme ve işçilik kalemlerinde devam eden maliyet baskısı, üretici tarafında fiyatların belirli bir seviyenin altına gerilemesini zorlaştırıyor. Dolayısıyla konut piyasasında ne tam bir durgunluk ne de belirgin bir canlılık söz konusu. Mevcut tablo, konut piyasasında maliyet ve kredi baskısı altında ilerleyen bir dengelenme dönemine işaret ediyor.

Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi

"Mali disiplin hayati önem taşıyor"

Yılın ilk ayında 214 milyar dolar civarındaki bütçe açığında en önemli pay 456 milyar liranın üzerinde gerçekleşen faiz ödemelerinin. Faiz ödemelerini dışarıda tuttuğumuzda bütçe 241 milyar lira fazla vermiş. Nominal çıpanın güçlü olmasının yanı sıra gelir tarafının da olumlu seyrettiğini görüyoruz. Tabi mevsimsel faktörün payını da vurgulamalıyız. Bu performansın devamında mali disiplin hayati önem taşıyor. Talebin zayıf kalmasına rağmen diğer aylardan farklı olarak en dikkat çeken nokta, Ocak ayında ipotekli satışların yüzde 15 civarında artmış olması. Malum geçen sene 1 milyon 700 binlere ulaşan satışlarda ipoteksiz satışların payı oldukça yüksek. Çünkü bankaların kredi hacmi artış sınırlamasına takılmaları ipotekli satışları epey frenletiyordu. Zayıf talepte yabancıların da payının olduğunun altını çizelim. İnşaat üretim endeksi geçen ay yüzde 1 yükselmiş. Yine de kısmen taleple uyumlu bir arzın olduğunu söyleyebiliriz. Sektörün seyrini çoğunlukla konut kredilerinin faiz oranları ve sıkılığı belirleyecek. Eğer ipotekli satışlar belli bir momentumla gider ve sektörün inşaat faaliyetleri de dengeleyici olursa büyümeye ılımlı katkı yapan bir sektör olabilir inşaat. Sıkı para politikalarına ve bu çerçevede dezenflasyon sürecinde büyüme ile ödünleşme unsuru dikkate alındığında işgücü piyasasının halen güçlü olduğunu söyleyebilir. Ancak bardağın boş tarafındaki faktörlerin biraz kronikleştiği de dikkatlerden kaçmıyor. Birincisi halen geniş tanımlı işsizliğin yüksek olması. İkincisi işgücüne katılım oranının fazla artmaması ve üçüncüsü kadınların işgücüne katılım oranının OECD ortalamalarının çok altında kalması. Bundan sonraki seyri para politikalarının diğer bir deyişle büyüme ile ödünleşmenin dozajı belirleyecek. Aynı öneme sahip diğer belirleyici ise dış talebin ne kadar güçlü olacağı. Büyüme hızının kompozisyonunda net ihracatın payı yüksek olursa para politikaları ile iç talebin baskılanması işgücü piyasasının olumsuz etkilenmesinin önüne geçebilir.

Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ /Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü Başkanı

"2026'da gayrimenkul piyasası geçiş döneminde"

Türkiye gayrimenkul sektörü 2026'ya daha dengeli olacağı sinyali ile girdi. Bir tarafta üretim artışı gözlenirken, diğer tarafta satışların zayıfladığı görülüyor. Ocak 2026'da ilk el konut satışlarının toplam içindeki payı yüzde 30.6 seviyesinde kaldı. İkinci el piyasasındaki daha sert daralma, yatırım amaçlı işlemlerde ve el değiştirmelerde belirgin bir yavaşlama olduğunu gösteriyor. Yabancılara konut satışının toplam satışlar içindeki payı artık sadece yüzde 1.2. Birkaç yıl önce fiyat dinamiklerini etkileyebilen yabancı talebinin artık belirleyici bir faktör olmadığı açıkça görülüyor. Bu tablo, piyasanın daha çok yerli ve iç dinamiklere dayalı bir yapıya döndüğü anlamına geliyor. Buna karşılık finansman cephesinde kredi kanalı ile ilgili gelişmeler mevcut. Toplam satışlar düşerken ipotekli konut satışları yüzde 15.7 artarak 20 bin 263'e çıktı. Kredili satışların toplam içindeki payı yüzde 18.2. Bu veri, konut talebinde kredi kanalının yeniden canlanmaya başladığını düşündürüyor. Benzer eğilim iş yeri satışlarında da görülüyor. Ocak ayında toplam iş yeri satışları yüzde 13.2 azalırken ipotekli iş yeri satışları yüzde 73 gibi güçlü bir artış gösterdi. Bu durum, yatırımcıların finansman kullanarak pozisyon almaya başladığını ya da kredi koşullarında göreli bir iyileşme beklentisinin oluştuğunu işaret edebilmektedir. 2026'da gayrimenkul piyasasının bir geçiş döneminde olduğunu belirtmek mümkün. Üretim güçlü, satış temkinli, finansman kanalının yeniden hareketlendiği dönemde, yabancı talebi ise artık belirleyicinin güçlü olmadığı bir noktadayız. Buna bağlı olarak inşaat sektörünün tamamen durma noktasında olmadığı ancak etkisinin daha dengeli geliştiğini belirtmeliyiz. Önümüzdeki aylarda kredi koşulları ve hane halkı güveni belirleyici olacaktır. Kredi kanalının kalıcı biçimde güçlenmesi durumunda satış hacminin toparlanması olasıdır.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.