TCMB’den ihtiyatlı duruş
HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu. Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta tutan TCMB, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35.5'te sabit bıraktı. TCMB, 22 Ocak'taki PPK toplantısında politika faizini yüzde 38'den yüzde 37'ye çekmiş, 12 Mart'taki PPK toplantısında da faiz oranında değişikliğe gitmemişti. 22 Nisan'daki PPK toplantısında önceki hafta yaş haddi nedeniyle görevinden ayrılan TCMB Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay yer almadı.
PPK toplantısı sonrasında yayımlanan karar metninde, enflasyonun ana eğiliminin mart ayında gerilediğine dikkat çekilerek, öncü verilerin ana eğilimin nisan ayında bir miktar yükseleceğine işaret ettiği vurgulandı. TCMB'den yapılan açıklamada, jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlendiği belirtilerek, "Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip ediliyor. Göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ederken, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır" ifadeleri kullanıldı.
SIKI PARA POLİTİKASI SÜRECEK
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğine dikkat çeken TCMB, politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleneceğinin altını çizdi. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığını yineleyen TCMB, son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını dile getirdi. Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulayan TCMB, karar metninde, "Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makro ihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir" denildi.
ENFLASYON BEKLENTİLERİ ARTTI
Tüm sektörlerin enflasyon beklentileri yükseldi. TCMB tarafından açıklanan sektörel enflasyon beklentilerine göre, 2026 yılı Nisan'da 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri bir önceki aya göre, piyasa katılımcıları için 1.22 puan artarak yüzde 23.39, reel sektör için 0.80 puan artarak yüzde 33.70, hanehalkı için 1.67 puan artarak yüzde 51.56 seviyesine yükseldi. Sektörel enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları anketi, iktisadi yönelim anketi ve hanehalkı beklenti anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek elde edildi. Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı ise bir önceki aya göre 0.57 puan azalarak yüzde 14.57 oldu.
KONUT FİYATLARINDA ARTIŞ BEKLENTİSİ GÜÇLENDİ
Nisan'da aylık ortalama geliri asgari ücret ve altında olan ailelerde 12 ay sonrası enflasyon beklentileri 2.2 puan artışla yüzde 54'e çıktı. Enflasyon beklentileri aylık ortalama geliri bir ile iki asgari ücret arası olan hanelerde 1.8 puan artışla yüzde 51.4, iki asgari ücret ve üzerinde olan hanelerde 1 puan artışla yüzde 49.6'ya yükseldi. TCMB'nin Türkiye İstatistik Kurumu iş birliğiyle yürütülen 3 bin 103 hanehalkı tarafından yanıtlanan hanehalkı beklenti anketine göre; hanehalkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu. Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0.2 puan artarak yüzde 40.7 düzeyinde gerçekleşti.
Nisanda, gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 0.18 puan artarak yüzde 35.23, ABD dolar kuru beklentisi 0,03 lira azalarak 52,12 lira oldu.
Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyenlerin oranı, bir önceki aya göre 6.4 puan azalarak yüzde 48.8'e geriledi. İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 4.9 puan artarak yüzde 33.4 olarak gerçekleşti
İMALAT SANAYİ KKO'DA YATAY SEYİR SÜRÜYOR
Şimdi de öne çıkan yurt içi verilere bir göz atalım. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı (KKO) nisanda bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 74 seviyesinde gerçekleşti. TCMB, nisanda imalat sanayinde faaliyet gösteren bin 752 iş yeri tarafından iktisadi yönelim anketine verilen yanıtlar toplulaştırılarak değerlendirildi.
Mevsimsel etkilerden arındırılmamış KKO nisanda bir önceki aya göre 0.5 puan artarak yüzde 73.8 seviyesinde gerçekleşti. Mal gruplarına göre KKO, yatırım mallarında 0.8 puan artışla yüzde 70.3, ara mallarda 0.2 puan artışla yüzde 74.9, tüketim mallarında 0.2 puan azalışla yüzde 71.5 düzeyinde gerçekleşti.
TCMB geçen hafta 2026 yılı bahar dönemi yatırım eğilimi istatistiklerini de açıkladı. İktisadi yönelim anketi kapsamında imalat sanayi firmalarına, bahar ve güz dönemi olmak üzere yılda iki defa yatırımlarının ne yönde değiştiği ve ne yönde değişeceği soruluyor. Buna göre, 2026 yılı bahar döneminde, 2025'te yapılan brüt yatırım harcamalarının bir önceki yıla göre arttığı yönündeki değerlendirmelerin 2025 yılı güz döneminde öngörülenden fazla gerçekleştiği görülüyor. 2026 yılı bahar dönemi anketi sonuçlarına göre, 2026'da yapılması öngörülen yatırım harcamalarının bir önceki yıla göre artacağı yönündeki değerlendirmelerin güçlenerek devam ettiği gözleniyor.
REEL KESİM GÜVENİNDE GERİLEME VAR
Nisanda mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE), bir önceki aya göre 1.4 puan azalarak 98.6 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, sabit sermaye yatırım harcaması ve mevcut toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, genel gidişat, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, mevcut mamul mal stoku ve gelecek üç aydaki toplam istihdama ilişkin değerlendirmeler endekse azalış yönünde yansıdı. TCMB'nin nisan ayı iktisadi yönelim anketi yanıtlarından elde ettiği verilere göre, nisanda mevsimsellikten arındırılmamış RKGE ise aylık bazda 0.4 puan azalarak 100.6 oldu. Endeksin 100'ün üzerinde değer alması, anketin kapsadığı reel kesim temsilcilerinin ekonomik faaliyetlere ilişkin güveninin arttığı (iyimser) görünüme, 100'ün altında değer alması güveninin azaldığı (kötümser) görünüme işaret ediyor. Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre değişmediği, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin ise güçlendiği görüldü. Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentilerin de güçlendiği gözlendi. Gelecek 12 aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0.8 puan artarak yüzde 31.9 seviyesinde gerçekleşti.
Öte yandan nisanda finansal hizmetler güven endeksi (FHGE), bir önceki aya göre 8.2 puan artış kaydederek 167.3 seviyesinde gerçekleşti. FHGE, nisanda finansal sektörde faaliyet gösteren 146 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi. TCMB verilerine göre, endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu ile hizmetlere olan talebin FHGE'yi artış yönünde etkilediği, gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin ise FHGE'ye azalış yönünde yansıdığı görüldü.
TÜKETİCİ GÜVENİ ARTTI
Geçen hafta tüketici güven endeksi verileri de açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve TCMB iş birliğiyle yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, martta 85 iken nisanda 0.5 oranında artarak 85.5 oldu. Mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 1.4 azalışla 71.8, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 2.1 artışla 87.5, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 0.9 azalışla 78.3, gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde 1.7 artarak 104.4 değerini aldı.
Geçen hafta hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endeksleri de açıklandı. TÜİK verilerine göre, mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi nisanda aylık bazda; hizmet sektöründe yüzde 3.1 azalarak 109.7, perakende ticaret sektöründe yüzde 1.8 azalarak 111.6 ve inşaat sektöründe yüzde 3.6 artarak 83.6 değerini aldı.
YURT İÇİ SEYAHAT HARCAMALARI 555.1 MİLYAR LİRA
TÜİK geçen hafta hanehalkı yurt içi turizm verilerini de açıkladı. Buna göre, yerli turistin yurt içi seyahat sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 1.5 artarak 67 milyon 851 bin olarak gerçekleşti. 2025'te seyahate çıkanların yaptıkları toplam geceleme sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1.6 azalarak 476 milyon 307 bin olarak gerçekleşti. Ortalama geceleme sayısı 7 gece oldu. 2025'in son çeyreğinde, yurt içinde ikamet eden 9 milyon 264 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı yıllık yüzde 3.9 azalarak 11 milyon 23 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 60 milyon 957 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 5.5 gece oldu.
2025'te, yurt içindeki seyahatlerde yapılan toplam seyahat harcamaları yıllık yüzde 32.4 artarak 555 milyar 68 milyon 767 bin lira oldu. Bu harcamaların yüzde 87.1'ini 483 milyar 696 milyon 988 bin lira ile kişisel harcamalar, yüzde 12.9'unu ise 71 milyar 371 milyon 779 bin lira ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına ortalama harcama ise 8 bin 181 lira oldu. Öte yandan, yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık yüzde 29.6 artarak 85 milyar 594 milyon 583 bin lira olarak gerçekleşti.
2025'te yıllık olarak harcama türlerinin seyahat harcamaları içinde dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya yüzde 30.3 ile yeme ve içme harcamaları, yüzde 23.1 ile ulaştırma harcamaları ve yüzde 18.7 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yıla göre değişim oranları incelendiğinde yeme ve içme harcamalarında yüzde 26.4, ulaştırma harcamalarında yüzde 25.6 ve konaklama harcamalarında ise yüzde 48.2'lik artış görüldü.
Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti
"TCMB'nin mesajı net: Acelemiz yok, olmamalı da"
TCMB'nin faizi sabit tutma kararı yalnızca bir rakamın teyidi değil, meselenin artık faiz seviyesinden ziyade 'güvenin niteliğinde' düğümlendiğini gösteren stratejik bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Merkez Bankası, kur istikrarı, rezerv yeterliliği ve enerji maliyetlerini dengelemek zorunda olduğu dar bir koridorda, 'bekle-gör' stratejisini en rasyonel liman olarak belirledi. Son dönemde rezervlerde yaşanan düşüşün ardından gelen toparlanma, baskının tek yönlü ve kontrol dışı bir sürece dönüşmediğini düşündürüyor. Neden faiz artışı gelmedi diye baktığımız zaman, buradaki temel motivasyonun mart ayındaki kararlı hamlenin etkilerini gözlemlemek ve piyasaya 'kontrol kaybı' sinyali verebilecek bir panik algısından kaçınmak olduğunu gözlemliyorum. TCMB, manşet faize dokunmak yerine likiditeyi miktar kısıtlamalarıyla yönetmeyi, yani 'nokta atışı' bir sıkılığı tercih etmiştir. Dezenflasyonun başarısı yalnızca iç taleple değil, kur geçişkenliğinin ne ölçüde dizginlenebildiğiyle de şekilleniyor. Rezervler güçlendiği ölçüde faiz baskısı hafifleyecek, aksi senaryoda ise kur kaynaklı enflasyonist baskıların dönüşü kaçınılmaz olacaktır. Temel hedef; ek bir faiz hamlesine ihtiyaç duyulmayacak berrak bir güven zemini oluşturmaktır. Ancak bu güvenin test edildiği anlarda kredibiliteyi her türlü maliyetin önünde tutacak kararlılık, başarının temel belirleyicisidir. TCMB'nin mesajı nettir: Acelemiz yok, olmamalı da.
Hande ŞEKERCİ / İş Portföy Baş Ekonomisti
"Yıl sonu politika faizini yüzde 33 öngörüyoruz"
Kararda hem politika faizinin hem de koridorun değişmemesi, beklentimizle uyumlu ve TCMB'nin savaşı geçici gördüğünü yansıtıyor. Kararın arkasındaki gerekçenin yurt içinde döviz talebi olmaması, ateşkes haberlerini takiben rezerv göstergelerinde belirgin toparlanma ve yabancı yatırımcı çıkışlarının hafiflemesi olduğunu değerlendiriyoruz. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı ifadesi metinde korundu. Ayrıca enflasyon üzerindeki yukarı yönlü ikincil risklere karşı ihtiyatlı duruş vurgulandı. Jeopolitik risklerin hafiflemesi varsayımı ile fonlama maliyetinin haziranda yeniden politika faizine yakınsamasını bekliyoruz. Yeniden faiz indirim döngüsüne dönülmesinin temmuz ayından itibaren mümkün olacağını düşünüyoruz. Baz senaryoda yıl sonu politika faizini yüzde 33 öngörüyoruz.
Prof. Dr. Erhan ASLANOĞLU / İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Tüm dünyada büyüme baskısı var"
TCMB, bekle-gör modunu sürdürüyor. TCMB hem savaşla hem de enflasyon beklentileri ile fiyatlama davranışlarıyla ilgili risklerin farkında. Göstergelerin iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ettiğini vurgulayan TCMB, sıkılaştırma adımı atmak için, ikincil etkileri görmeyi bekliyor. TCMB'nin acele etmemesi anlaşılır bir durum. TCMB, gerekirse sıkılaştıracağı mesajını net vermiş. TCMB'nin kararının piyasaya etkisinin güçlü olmayacağını bekliyorduk. Öyle de oldu. Özellikle İran savaşı başladıktan sonra büyümedeki ivme kaybı biraz daha netleşti. Büyüme beklentileri, savaş öncesine göre geriledi. 2026 yılı için Türkiye'nin yüzde 4.5 civarında olan büyüme beklentileri yüzde 3.5'e çekildi. Aynı şekilde tüm dünyada da büyüme baskısı var. TCMB bir sonraki toplantıda faiz kararını enflasyona, ikincil etkilere göre verecek. TCMB, enflasyonda artışın birkaç puanda kalacağı beklentisiyle hareket ediyor gibi görünüyor. Ancak daha fazla artış olursa, sıkılaşma adımını atar.