Türkiye’nin çekim gücünü artıracak paket

Yeni destek paketi ile vergi avantajları genişletiliyor. İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren kurumların transit ticaretten elde ettikleri kazançlarına sağlanan vergi indirimi yüzde 100’e çıkıyor. Yeni bir Varlık Barışı’nın hayata geçirilmesi planlanan yeni paketin en önemli ayaklarından biri de kurumlar vergisi oranının imalatçı ihracatçılar için yüzde 9’a inecek olması…
06.05.2026 13:02 GÜNCELLEME : 08.05.2026 00:01

HÜLYA GENÇ SERTKAYA / Türkiye'ye kaynak girişini hızlandırıp, dış yatırımların önünü açacak yeni paket hazırlıkları sürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki hafta (24 Nisan) açıkladığı yeni pakete göre; İstanbul Finans Merkezi'nin (İFM) kilit bölgesel merkezlerden biri olarak konumlandırılması amaçlanıyor. İFM'de faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajlarını genişletecek olan paketle, transit ticarette mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinde kazançlarda indirim oranı yüzde 100'e çıkartılıyor. İFM dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95'i vergi dışı kalacak. Ayrıca Türkiye'ye kaynak girişini hızlandırmak amacıyla yeni bir "Varlık Barışı" uygulaması da hayata geçiriliyor. Bu kapsamda yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin belirli bir süre içinde düşük bir vergiyle Türkiye'ye getirilmesine imkan sağlanacak. Yurtdışında yaşayan ve son 3 yıl Türkiye'de vergi mükellefi olmayanların Türkiye'ye dönmeleri halinde 20 yıllık yurtdışı gelirlerinden vergi alınmayacak. Bölgesel yönetim merkezini İFM'ye taşıyan şirketlere 20 yıl boyunca vergi muafiyeti sağlanacak. Kurumlar vergisi oranı imalatçı ihracatçılarda yüzde 9'a, diğer ihracatçı kurumlarda ise yüzde 14'e indirilecek. Yeni düzenlemeyle, Türkiye'nin bölgesel ölçekte önemli bir finans ve ticaret merkezi haline getirilmesi hedefleniyor.

SİNGAPUR, HONG KONG, HOLLANDA MODELİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleştirilen "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'nda yatırımcı odaklı yeni destek paketini açıklamıştı. Erdoğan, yakında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunacakları kapsamlı düzenlemeyle Türkiye'nin çekim gücünü çok daha ileri taşıyacaklarının altını çizmişti. Pakete ilişkin ayrıntılar ise geçen hafta ekonomi yönetiminden geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ekonomi bakanlarının katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, pakete ilişkin bir sunum yaptı.

Açıklamalara göre yeni düzenlemeyle; İFM'de faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajı genişletilecek. Transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50'lik indirim oranı yüzde 100'e çıkarılacak. Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan kurumlar vergisi alınmayacak. İFM dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95'i vergi dışı bırakılacak. Rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluşturmayı hedefleyen bu düzenleme, Türkiye'nin çerçevesini Singapur, Hong Kong ve Hollanda ile uyumlu hale getirecek.

BÖLGESEL YÖNETİM MERKEZLERİNİ TAŞIYANA TEŞVİK

Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaları teşvik edilecek. Bölgesel merkezini İFM'ye taşıyan şirketler; 20 sene boyunca İFM'de elde edilen kazançlarının yüzde 100'ünü kurum kazancından indirebilecek. Şirket merkezi İFM dışında bir yere taşınırsa kurumlar vergisi muafiyeti yüzde 95 olacak.

Gelir vergisi istisnası da asgari ücretin dört katına kadar uygulanacak. Bakan Şimşek, "Şu anda bu yaklaşık 2 bin 900 dolar civarında. Bunun üzerindeki gelirler için gelir vergisi ödenecek. Kapsama her türlü hizmet dahil edilecek. Tek kriter, gelirin yüzde 80'inin Türkiye dışından elde edilmesi. Yüzde 20'ye kadarı yerel olabilir. Böylece Türkiye'yi bu alanda Singapur ile aynı lige yerleştiriyoruz" diye konuştu.

TEK DURAK BÜRO

Büyük ölçekli ve nitelikli uluslararası doğrudan yatırım süreçleri tek merkezden, "Tek Durak Büro" ile yönetilecek. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi yatırımcılar için tek durak noktasına dönüştürülecek. Bürokratik işlemler azaltılarak yatırımcılara VIP hizmeti sunulacak. Yeni yapı sayesinde şirket kuruluşundan çalışma ve ikamet izinlerine, vergi ve SGK işlemlerinden İŞKUR süreçlerine, arazi, teşvik ve ÇED izinlerine kadar tüm işlemler tek bir merkezden kolayca takip edilebilecek.

YERLEŞİK OLMAYAN KİŞİ DÜZENLEMESİ

Daha fazla yatırım çekmeye yönelik diğer bir adım ise 20 yıllık yerleşik olmayan kişi düzenlemesi. Türk vatandaşları dahil olmak üzere; son 3 yılda Türkiye'de vergi mukimi olmayan herkes, Türkiye'ye taşınmaya karar verirse, 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelirleri üzerinden sıfır vergi ödeyecek. Türkiye'de gelir elde ederlerse bu gelir vergilendirilecek. Türkiye'de bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisi yüzde 1 olarak uygulanacak.

Yatırım yoluyla vatandaşlık hakkı verilecek. Bakan Şimşek'in açıklamalarına göre, yatırım yoluyla vatandaşlıkta eşikler genellikle finansal ya da reel yatırım için yaklaşık 500 bin dolar seviyesinde. Sermaye harcaması kapsamında imalat tesisleri ya da 50 kişiye istihdam sağlayan hizmet şirketi de vatandaşlık için uygun olacak.

İMALATÇI VE İHRACATÇININ ELİ GÜÇLENİYOR

İhracatçılar için kurumlar vergisi oranı indirilecek. Yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranı ihracatçılara 5 puan (yüzde 20), imalatçılara ilave 1 puan indirimli (yüzde 19) uygulanıyordu. Yeni düzenlemeyle kurumlar vergisi oranı imalatçı ihracatçılar için yüzde 9, diğer ihracatçılar için yüzde 14 olacak. Bakan Şimşek'in açıklamalarına göre bu adımla Türk ihracatçıların daha rekabetçi hale gelmesi ve aynı zamanda imalat sanayisine yönelik doğrudan yabancı yatırımcı çekilmesi hedefleniyor. Bu arada düzenlemeye yönelik; imalatçı ihracatçı tanımının nasıl yapılacağı, sanayi sicil belgesinin yeterli olup olmayacağı gibi ayrıntılar merak ediliyor.

Hizmet ihracatındaki vergi istisnası yüzde 100'e çıkarılıyor. Bu düzenlemeyle, yazılım, video oyunları, sağlık turizm, eğitim, mühendislik, tasarım ve mimarlık gibi yüksek katma değerli hizmet ihracatının artırılması hedefleniyor. Mevcut düzenlemeye göre, Türkiye'de yerleşmiş olmayanlara Türkiye'den verilen ve yur dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama gibi hizmetlerden elde edilen kazancın yüzde 80'i kurumlar vergisi matrahından indirilebiliyor.

DÖVİZ DÖNÜŞÜM DESTEĞİ

Bu arada geçen hafta Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) nisan ayı meclis toplantısına katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Merkez Bankası reeskont kredilerinde limitlerin yükseltilmesi için çalışmaların son aşamaya geldiğini açıkladı. Geçtiğimiz yıl ihracatçılara 870 milyar lira tutarında reeskont kredisi kullandırıldığını hatırlatan Bolat, bu krediler kapsamında 275 milyar liralık faiz desteği sağlandığını belirtti. Günlük kredi limitinin 4.5 milyar liraya ulaştığını ifade eden Bolat, önümüzdeki dönemde bu limitlerin daha da artırılacağını kaydetti. Döviz dönüşüm desteğinin süresinin uzatılmasına yönelik çalışmaların da Ekonomi Koordinasyon Kurulu gündeminde olduğunu aktaran Bolat, destek mekanizmalarının sektörel ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirileceğini söyledi.

Bilindiği üzere iş dünyası döviz dönüşüm desteğinin uzatılmasını ve miktarının artırılmasını istiyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 30 Nisan'da sona eren yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğinin bir yıl uzatılması talebinde bulunmuştu. Yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğinin yetersiz kaldığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, uygulamanın daha sade, erişilebilir ve öngörülebilir hale getirilmesi, destek oranının ise artırılması gerektiğini kaydetmişti.

YENİ VARLIK BARIŞI YOLDA

Vatandaşların ve şirketlerin yurt dışında bulunan varlıkları ekonomiye kazandırılacak. Bu kapsamda yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin belirli bir süre içinde düşük bir vergiyle Türkiye'ye getirilmesine imkan sağlanacak.

Böylece "Varlık Barışı'na" 2008 yılından bu yana sekizinci kez başvurulmuş olacak.

Dijital şirket rejimi hayata geçirilecek. Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçleri hızlı ve esnek hale getirilecek. Fiziksel varlık şartı aranmayacak.

Çalışanlar için hisse opsiyonu teşvikleri daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturulacak. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmaları sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırılacak.

Ayrıca, Terminal İstanbul Projesi'nin ilk aşaması devreye alınarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturulacak. Türkiye için stratejik önem taşıyan büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar için öngörülebilirliği pekiştirecek adımlar hayata geçirilecek. Yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlanacak. Genel çerçevesi açıklanan paketin önümüzdeki günlerde Meclis'e sunulması bekleniyor.

Prof. Dr. Murat YÜLEK / OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü

"Bürokratik hantallık yatırımcının en büyük maliyeti"

Vergi politikası bir ekonominin 'vitrini' gibidir. Ancak unutulmamalıdır ki, yatırımcı sadece vergiye bakmaz; yatırımcı 'toplam verimliliğe' ve 'riske ayarlı getiriye' bakar. Bu yeni düzenlemeler, Türkiye'nin küresel değer zincirlerindeki maliyet yapısını iyileştirerek, Türkiye'yi 'üretim odaklı bir finans merkezi' yapma yolunda önemli bir adım. İhracatçıya sunulan yüzde 9'luk kurumlar vergisi, firmaların 'net bugünkü değer' (NPV) hesaplamalarında Türkiye'yi daha çekici kılacaktır. Ancak 'güçlü merkez' olmak, sadece vergi indirmekle değil, 'ekosistem' kurmakla mümkündür. Eğer bu vergi avantajları, Türkiye'ye nitelikli teknoloji transferini ve katma değerli üretimi tetikleyen bir 'yem' olarak kullanılırsa, o zaman Türkiye bölgesel bir merkez olmaktan çıkıp, küresel bir karar merkezi olma yoluna girer.

Yatırımcı ilgisini artırmak için 'olmazsa olmazlar' bellidir, çünkü ekonomi bir denge sanatıdır. İlki 'hukuki öngörülebilirlik ve tahkim: Yatırımcı, 'yarın kurallar değişir mi?' endişesini taşımamalıdır. Uluslararası tahkim mekanizmalarının ve sözleşme hukukunun kaya gibi sağlam olması, vergi indiriminden daha güçlü bir teşviktir.

İkincisi insan kaynağı. Teknoloji yatırımı yapacak bir Alman veya Koreli şirketi Türkiye'ye getirdiğinizde, ona sadece yer göstermemelisiniz; ona 'bu tesisi çalıştıracak nitelikli mühendis ve teknisyen havuzunu sana biz sağlayacağız' demelisiniz. Sanayi politikası, eğitim politikasıyla 'et ve tırnak' gibidir.

Bir diğeri 'Tek Pencere (One-Stop Shop) Mekanizması'. Bürokratik hantallık, yatırımcının en büyük maliyetidir. İzin süreçlerini bürokrasinin inisiyatifinden alıp, dijital ve hızlı bir 'tek durak' yapısına geçirmek şarttır.

Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Kısa vade için daha acil tedbirlere ihtiyaç var"

Paketteki kurumlar vergisi desteğinin şirketlere kısa vadede katkı yapmayacağını, uzun vadede işe yarayacağını düşünüyorum. Desteğe ilişkin düzenlemenin detaylarını henüz görmedik. Bu seneyi kapsayacak mı, bu seneki gelirlere uygulanacak mı? O henüz belli değil. İkincisi, zaten kurumlar vergisi avantajının ortaya konabilmesi için şirketlerin kar elde etmesi gerekiyor. Oysa üretici, ihracatçı şirketlerinin birçoğu zaten zorluk içerisinde. Birçoğu kar etmemiş durumda. O nedenle kısa vadede bir katkısı olmayacak bu desteğin. Kısa dönem için daha acil tedbirlere ihtiyaçları var. Bunlardan biri ihracatçılara kur teşvik desteği olabilir. Şu anki yüzde 3'lük payın yüzde 5'e çıkartılması olabilir. Çalışan prim desteği ya da şirketlere istihdam desteği verilebilir. İmalatçı şirketlerin enerji maliyetleri desteklenebilir. İhracatçı şirketlere yapmış oldukları ihracat üzerinden doğan KDV alacakları anında ödenebilir. İstanbul Finans Merkezi konusuna geldiğimizde; İstanbul Dubai'ye alternatif olamaz. Dubai'yi diğer finans merkezlerinden ayıran en önemli olgu, finans merkezi sınırları içerisinde İngiliz hukukunun uygulanması. İngiliz hukuku; ticaret anlamında en güvenli hukuk sistemidir. Bizde, burada böyle bir güvence yok. Yatırımcılar yerel hukukla karşı karşıyalar. Dubai uzun yıllar büyük emek vererek bugünlere geldi. Bizde ise daha çok binalar üzerinden giden bir finans merkezine dönüşüm söz konusu. Ankara'daki binalar İstanbul'a taşındı ve İstanbul'un yükü arttı. Ayrıca yabancı istihdamı konusunda çok ciddi değişiklikler gerekiyor ve dolayısıyla bunlar yapılmadığı takdirde İstanbul, Dubai olamaz.

Gürsel BARAN / Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Genç girişimcilerin önünü açmasını bekliyorum"

Jeopolitik kırılganlıkların tüm dünyayı arayışa ittiği bu dönemde Türkiye, yatırım açısından çok önemli bir vizyon ortaya koydu. 'Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı', Türkiye'nin 'güvenli liman' özelliğinin somut göstergesini teşkil etti. Programla atılacak adımlar, vergi kolaylıkları ve teşvikler, Türkiye'nin rekabet gücünü ciddi şekilde artıracak. Bununla birlikte 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla gündeme gelen yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin tek merkezden yürütülmesi, yatırımcıların en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında geliyor. Bu düzenlemeler, Türkiye'nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendirecek. Yatırım ortamını iyileştiren ve güçlendiren her türlü adımın yanındayız. Programdaki güçlü girişimcilik altyapısı inşasına ilişkin adımları da son derece değerli buluyoruz. Start-up ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacak.

Start-up ve girişimcilik altyapısına ilişkin düzenleme ve destekler Ankara'mız için de ayrı önem taşıyor. Türkiye'de nitelikli insan gücünün en yüksek olduğu il olan Ankara'mız, üniversiteleri ve teknoparklarıyla girişimcilik ekosistemini geliştirecek bir kapasiteye sahip durumda. Bu alanda yapılacak yatırımları beklediğimizi de özellikle söylemek isterim.

Hakan Sefa ÇAKIR / Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Türkiye küresel bir ticaret ve yönetim üssü olma yolunda"

Yeni vergi ve teşvik paketi, sadece mali bir düzenleme değil, Türkiye'nin küresel ticaret pastasındaki payını büyütecek stratejik bir yol haritasıdır. Türkiye, mevcut jeo-ekonomik çerçevede artık sadece bölgesel bir aktör değil, küresel bir ticaret ve yönetim üssü olma yolunda kararlılıkla ilerliyor. Paketin içeriğine baktığımızda, iş dünyamızın uzun süredir dile getirdiği rekabetçi unsurların hassasiyetle dikkate alındığını ve somut birer kazanıma dönüştürüldüğünü görüyoruz. Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini ülkemize taşıması halinde sunulan 20 yıllık vergi muafiyeti, 'öngörülebilirlik' arayan uluslararası sermaye için bugüne kadar yapılmış en güçlü ve en samimi davettir. İstanbul Finans Merkezi dışındaki transit ticarete sağlanan yüzde 95'lik vergi indirimi, bir lojistik kenti olan Mersin'imiz için doğrudan bir can suyudur. Limanımızın kapasitesi ve lojistik ağlarımızın dünya ticaret koridorlarındaki stratejik gücü, bu teşvikle birlikte artık çok daha sarsılmaz bir zemine oturacaktır. Aynı şekilde, imalatçı ihracatçılarımız için kurumlar vergisinin yüzde 9'a indirilmesi, küresel maliyet baskısı altında üretim çarklarını döndürmeye çalışan sanayicimize verilmiş kritik bir nefes alanıdır. Yazılım, tasarım ve tıbbi raporlama gibi yüksek katma değerli alanlarda yurt dışı kazanç indiriminin yüzde 100'e çıkarılması ise, genç girişimcilerimiz ve dijital dünyaya entegre üyelerimiz için tarihi bir dönüm noktasıdır. Yatırım süreçlerinin tek merkezden yönetileceği 'Tek Durak Büro' uygulaması ise bürokrasiyi kağıt üzerinde bırakarak, Türkiye'ye değer katacak yatırımcının yolundaki taşları kaldıracaktır.

Zeki KIVANÇ / Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Küresel tedarik zincirindeki yerimizi perçinleyecek"

Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı, sadece bir vergi indirimi değil; Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki yerini perçinleyecek ve yatırım ortamını iyileştirecek stratejik bir hamle. Özellikle imalatçı-ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9'a çekilmesi, üretim maliyetleri altında büyük yük taşıyan sanayicimizin rekabet gücümüzü uluslararası pazarda yukarı taşıyacaktır.

İstanbul Finans Merkezi odaklı transit ticaret kazançlarındaki vergi indiriminin yüzde 100'e çıkarılması ve küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaları için getirilen 20 yıllık muafiyetler, ülkemizi Dubai gibi finansal merkezlere çok güçlü bir alternatif haline getirecektir. Yabancı sermayeyi çekmek adına atılan bu adımlar, yatırımcıya sunulan en büyük teminat olan öngörülebilirlik ilkesini desteklemektedir. Nitelikli iş gücüne sağlanan ücret istisnaları ve yurt dışı kaynaklı varlıkların korunmasına yönelik teşvikler de bu süreci hızlandıracak kritik unsurlardır.

Yatırım ilgisini kalıcı kılmak ve Türkiye'yi güçlü bir merkez yapmak adına, bu vergi reformlarını hukuki süreçlerin sadeleştirilmesi, yatırım uyuşmazlıklarının hızlı çözümü ve Yeşil Mutabakat uyumuna yönelik özel teşviklerle desteklemeye devam etmeliyiz. Dünyada İrlanda ve Singapur gibi ülkelerin düşük vergi ve yüksek teşvik modelleriyle nasıl küresel devlerin merkezi haline geldiğini biliyoruz. Türkiye, sahip olduğu lojistik avantajı ve üretim kabiliyetini bu yeni vergi mimarisiyle birleştirdiğinde, bölgesel bir ekonomik güç olarak çok daha sağlam bir konuma erişecektir. Adana iş dünyası olarak, sanayimizin önünü açan ve yatırım iştahını artıran bu reformları sonuna kadar destekliyoruz.

BİZE ULAŞIN