Enflasyonda tek hane 2029’da

2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program’a göre, yıllık yüzde 5 büyüme ve enflasyonda tek hane 2029’da görülecek. Program döneminde yaklaşık 2.1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının yüzde 8’in altına gerilemesi öngörüldü. Program dönemi sonunda, milli gelirin 2.2 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin ise 25 bin dolara yükselmesi hedeflendi.
18.09.2026 13:06 GÜNCELLEME : 18.09.2026 13:06

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Türkiye ekonomisinin üç yıllık yol haritası netleşti. Bölgedeki savaşlar, enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve jeopolitik risklerin de etkisiyle makro ekonomik hedefler revize edildi. 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) hedefler büyümede aşağı, enflasyonda yukarı yönlü güncellendi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3.8'den yüzde 3.3'e çekilirken, yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini yüzde 16'dan yüzde 28.4'e çıkarıldı. Enerji ithalatı tahmini 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltildi. Cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin OVP tahmini yüzde 1.3'ten yüzde 2.6'ya güncellendi. Turizm gelirleri tahmini ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildi. Program dönemi sonunda, milli gelirin 2.2 trilyon doların üzerine çıkması, kişi başına milli gelirin 25 bin dolara yükselmesi, mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara ulaşması hedeflendi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, OVP'de yapılan güncellemelerin Programın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmediğinin altını çizdi. Öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şokunun, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Yılmaz, buna rağmen Türkiye ekonomisinin üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam ettiğini kaydetti.

KALICI FİYAT İSTİKRARI VE MALİ DİSİPLİN ÖN PLANDA

Yılmaz, geçen hafta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekonomi kurmaylarıyla birlikte 2027-2029 dönemini kapsayan OVP'yi açıkladı. OVP'de, 12. Kalkınma Planı hedefleri doğrultusunda makro ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesini, mali disiplinin sürdürülmesini ve orta vadede kalıcı fiyat istikrarının tesis edilmesini temel öncelik olarak benimsendi. Bunun yanı sıra, OVP'de verimlilik artışının desteklenmesi, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesi ile beşeri sermayenin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, işgücü piyasasının etkinliğinin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve kayıt dışılığın azaltılması yoluyla sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesi amaçlandı. 6 Eylül tarihli mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren OVP'de, makro ekonomik hedef ve tahminler, gelir-gider ve borçlanma görünümü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanları ve reform gündemi ortaya koyuldu.

2026 TÜFE HEDEFİ YÜZDE 28.4 OLDU

Yeni OVP'ye göre, daha önce 2028 yılı sonunda yakalanması öngörülen yüzde 5 büyüme hedefi bir yıl sonraya ötelendi. Önceki OVP'de 2026 için yüzde 3.8, 2027 için yüzde 4.3, 2028 için yüzde 5 büyüme hedeflenmişti. Yeni OVP'de ise büyüme hedefleri sırasıyla yüzde 3.3, yüzde 4.2 ve yüzde 4.6 olarak açıklandı. Yüzde 5 büyüme hedefi için 2029'a tarih verildi.

OVP'ye göre enflasyonda tek haneye inişin tarihi iki yıl ertelendi. Yeni OVP'de TÜFE yıl sonu değişimi 2026 için yüzde 16'dan yüzde 28.4'e çıkarılırken, 2027 için yüzde 9'dan yüzde 21'e, 2028 için yüzde 8'den yüzde 13.5'e yükseltildi. Program dönemi sonunda ise (2029) enflasyonun yüzde 9'a gerilemesi hedeflendi. Enflasyonda yüksek sapmanın ana gerekçesi bölgede yaşanan gelişmeler, İran-İsrail/ABD savaşının tahminlerden uzun sürmesi olarak gösterildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 13 Ağustos'ta açıkladığı yılın üçüncü enflasyon raporunda, 2026 yılı sonu için enflasyon tahminlerini yukarı yönlü güncelleyerek yüzde 26'dan yüzde 28'e çıkarmış, yüzde 15 olan 2027, yüzde 9 olan 2028 yıl sonu hedeflerinde değişikliğe gitmeyerek, OVP sürecine işaret etmişti. OVP toplantısında soruları yanıtlayan TCMB Başkanı Fatih Karahan, OVP'de enflasyondaki güncellemeye ilişkin olarak, "Ciddi bir revizyon ama enflasyon görünümünde karamsarlığa sebep olacak bir revizyon olarak da değerlendirmiyoruz" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaş ve uluslararası konjonktürün enflasyona 7 puanlık bir etki yarattığını dile getiren Karahan, söz konusu 7 puanlık etkinin içinde artan enerji maliyetleri, ulaştırma hizmetleri, gıda ve birçok ürüne yansıyan etkilerin bulunduğunu kaydetti.

2.1 MİLYON İLAVE İSTİHDAM

2027-2029 yıllarını kapsayan Program döneminde yaklaşık 2.1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının 2029'da yüzde 7.6'ya gerilemesi öngörüldü. İstihdam politikalarında işgücünün becerileri ile ekonominin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler arasındaki uyumun güçlendirilmesi, kadınlar ve gençler başta olmak üzere işgücüne katılımın artırılması, yeni nesil çalışma biçimlerine uyum sağlanması ve nitelikli işgücünün geliştirilmesine öncelik verilmesi hedeflendi.

2026 yılında enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu geçici etkinin azalmasıyla cari işlemler açığının Program döneminde kademeli olarak gerilemesi; milli gelire oranının 2027 yılında yüzde 1.9'a, 2028 yılında yüzde 1.8'e ve 2029 yılında yüzde 1.6'ya düşmesi öngörüldü.

ÖNCELİKLİ REFORM ALANLARI

Program döneminde makroekonomik istikrarın kalıcı hale getirilmesinin yanı sıra ekonominin üretim kapasitesini, verimliliğini, rekabet gücünü ve dayanıklılığını artıracak yapısal reformlara odaklanılacak. Sürdürülebilir büyüme kapsamında; verimlilik artışları büyümenin temel itici güçlerinden biri haline getirilecek; Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesi geliştirilecek, yeşil ve dijital dönüşüm hızlandırılacak, beşeri ve fiziki altyapı güçlendirilecek. Yapay zekâ, yarı iletkenler, robotik, biyoteknoloji, ileri malzemeler, enerji depolama ve yeni nesil ulaşım teknolojileri gibi stratejik alanlarda Ar-Ge'den ölçekli üretime uzanan bütünleşik bir ekosistem oluşturulacak.

Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımını sağlamak amacıyla su tüketiminin ve kirliliğin azaltılması, arıtılmış atık suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının geliştirilmesine yönelik yeni bir su yönetimi anlayışına geçilecek.

Bu arada dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımı hızlandırılacak, kira artışını sınırlandırmak ve barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla İstanbul'da başlatılan kiralık sosyal konut imkanı ülke geneline yaygınlaştırılacak.

Yeni pazarlara erişim imkanları geliştirilecek

Yeni OVP'ye göre, ihracatın sürdürülebilir şekilde artırılması amacıyla yeni pazarlara erişim imkanları geliştirilecek, ticaret diplomasisi faaliyetleri güçlendirilecek, ihracat finansmanı ve ihracat sigortası araçlarının etkinliği artırılacak.

Yerli üreticiler üzerinde haksız rekabet oluşturan uygulamalara karşı gerekli tedbirler ivedi bir şekilde uluslararası yükümlülükler çerçevesinde kararlılıkla uygulanacak. Kamu alımları üretim kapasitesinin korunması ve stratejik sektörlerde ölçek oluşturulması amacıyla daha etkin şekilde kullanılacak. Uzun vadeli ve öngörülebilir talep oluşturulmasına yönelik mekanizmalar geliştirilerek yerli üretim ekosisteminin güçlendirilmesi sağlanacak.

"Uzak Ülkeler Stratejisi", "İslam İş birliği Teşkilatı Üyeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisi" ve Afrika ülkeleri ile derinleştirilen stratejik ortaklık dahil olmak üzere pazar çeşitliliğini sağlamaya yönelik politikalar uygulanmaya devam edilecek, komşu, yakın ve dost ülkelerle bölgesel ve ikili işbirlikleri geliştirilecek.

OVP'de 2026 için hedefler ihracatta 282 milyar dolar olarak korunurken, ithalatta 378 milyar dolardan 387 milyar dolara, dış ticaret açığında 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkarıldı. 2027 yılı için hedefler ise ihracatta 292 milyar dolar, ithalatta 397 milyar dolar, dış ticaret açığında 105 milyar dolar olarak revize edildi.

2027 yılı bütçesi 27.3 trilyon lira

Küresel, bölgesel ve ulusal gelişmeler dikkate alınarak hazırlanan OVP'yle, merkezi yönetim bütçe sürecinin de temel çerçevesi oluşturuldu. OVP'de; 2027-2029 döneminde, deprem sonrası kalan ihtiyaçlar karşılanmaya devam edilirken bütçe açığının kademeli olarak azaltılması ve mali duruşun güçlendirilmesi hedefleniyor. OVP'ye göre, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesi gelirlerinin 17 trilyon 28.2 milyar lira, bütçe giderlerinin 19 trilyon 660.1 milyar lira olması öngörülürken, bütçe açığı 2 trilyon 631.9 milyar lira olarak hedeflendi. 2027 yılı için ise bütçe gelirleri 23 trilyon 408 milyar lira, bütçe giderleri 27 trilyon 273 milyar lira, bütçe açığı 3 trilyon 865 milyar lira olarak öngörüldü. Önceki OVP'de bütçe giderleri 2026 yılı için 18.9 trilyon lira, 2027 için 21.5 trilyon lira, bütçe açığı 2026 yılı için 2.71 trilyon lira, 2027 için 2.74 trilyon lira olarak öngörülmüştü. Yeni OVP'de, 2027 yılında vergi gelirlerinin 19.9 trilyon lira, faiz giderlerinin 3 trilyon 975 milyar lira olması, faiz dışı dengenin 110 milyar lira fazla vermesi hedeflendi.

Prof. Dr. Esra KABAKLARLI / Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi

"OVP'nin büyüme-enflasyon bileşimi teorik olarak mümkün"

OVP'yi değerlendirirken sorulması gereken soru, "hedefler mendi içinde tutarlı mı" olmalı. Ağustos ayında enflasyon yüzde 31.51 artış gösterdi. Yüzde 21'lik 2027 sonu hedefi için önümüzdeki dönemde aylık enflasyonun kalıcı biçimde daha düşük bir patikaya oturması gerekiyor. Burada dikkat çekici olan, yeni OVP'nin önceki programa kıyasla enflasyon hedeflerini daha gerçekçi bir noktaya çekmesi. Yeni programda 2027 büyüme hedefi yüzde 4.2. 2027 yıl sonu enflasyon hedefi ise yüzde 21 olarak revize edildi. Bu ikilinin tutarlılığı, iktisatta fedakarlık oranı (sacrifice

ratio) dediğimiz ilişkiye dayanır: Enflasyonu kalıcı olarak bir puan düşürmek için üretimin bir süre potansiyelinin altında seyretmesi gerekir. Dolayısıyla büyüme hedefi

yukarı revize edilirken enflasyon patikasının korunması ya da aşağı çekilmesi için büyüme kompozisyonunda iyileşmeler yapılabilir. Birincisi net ihracat ve makine-teçhizat yatırımı kaynaklı büyüme, tüketim kaynaklı büyümeye kıyasla çok daha dezenflasyonisttir. İkincisi selektif krediler ve talep yönetimi. Türkiye'de son yıllarda sanayinin GSYH içinde aldığı pay giderek düşmekte; faiz indirim döngüsüne gelecek

aylarda girilebilirse reel sektör için biraz rahatlama ve yatırımların gerçekleşmesi mümkün olabilir. Aynı zamanda selektif krediler ile bankalar seçici davranarak reel sektörde de belirli alanlara ve projelere daha düşük faizlerle kredi verebilir. Üçüncüsü, yapay zeka (AI) ve verimlilik. Verimlilik artışı yükselirse, ekonomi enflasyon yaratmadan daha hızlı büyüyebilir. Bence OVP'nin büyüme-enflasyon bileşimi teorik olarak mümkün, fakat büyümenin kompozisyonu kritik. Özet olarak; büyümeden belirgin bir feragat edilmeden enflasyonun düşürülmesinin temel koşulu, büyümenin tüketim ağırlıklı değil, verimlilik ve yatırım ağırlıklı gerçekleşmesidir. Ancak açıklanan OVP yatırım değil tüketim odaklı büyüme kompozisyonu içeriyor.

Prof. Dr. Murat YÜLEK / OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü

"Kamunun çok daha agresif tasarruf yapması gerekirdi"

Enflasyon politikaları, büyümeye ve ekonomik aktiviteye ciddi zarar verdi. Enflasyon ataleti tam anlamıyla kırılamadı. Nitekim tahmin ve gerçekleşmeler arasındaki kronik sapmalar da bu ataleti doğrulamakta. Eylül 2024'te yayımlanan OVP'de 2025 yılı enflasyon beklentisi yüzde 17.5 olarak ilan edilmişken, gerçekleşme yüzde 30.89'a ulaştı. Benzer şekilde, yine geçen seneki programda 2026 yılı enflasyon beklentisi yüzde 16 olarak öngörülürken; Ağustos 2026 itibarıyla 12 aylık yıllık enflasyon yüzde 31.51'e dayandı. Bu tablo, yeni OVP'de öngörülen dezenflasyon patikasının büyümeden belirgin bir feragat edilmeden yakalanmasının mevcut konjonktürde oldukça güç olduğunu gösteriyor. Yüksek faiz ortamı ve daralan likidite, üretim çarklarını yavaşlatmakta, sanayici ve reel sektör üzerinde ağır bir finansal baskı yaratmakta. OVP'de yer alan bütçe disiplini hedefleri, teorik olarak parasal sıkılaştırmayı destekler nitelikte görünse de sahadaki uygulamalar bu uyumu zedeliyor. Para politikasının tek başına enflasyonu düşürmeye yetmediği, aksine ekonomik aktiviteyi felç etme riski taşıdığı bir aşamaya gelindi. Bütçe gelirlerini artırıcı tedbirler de daha çok küçük işletmeleri ve esnafı vuruyor. Sıkı para politikasının reel sektör ve büyüme üzerinde yarattığı bu ağır yükü dengelemek için kamu maliyesinin çok daha agresif bir tasarruf hamlesi yapması gerekirdi. Kamunun harcama ayağında kalıcı ve yapısal bir küçülmeye gitmek yerine, gelir artırıcı önlemlerin (vergi yüklerinin) yine üretici ve tüketici üzerine yıkılması, zaten yüksek borçlanma maliyetleriyle boğuşan reel sektörün omuzundaki yükü daha da artırmakta. Bu durum maliye politikasının, para politikasının yarattığı maliyetleri hafifletmek bir yana, stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) riskini körüklemesine neden olmakta.

Prof. Dr. Nurullah GÜR / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Enflasyon tahminlerinin daha gerçekçi seviyelerde tutulması olumlu"

Mevcut OVP'nin, son dört program arasında enflasyon projeksiyonları bakımından en ihtiyatlı program olduğunu söylemek mümkün. 2027-2029 dönemini kapsayan son OVP'de yer alan enflasyon tahminleri ile piyasa beklentileri arasındaki makasın belirgin biçimde daraldığını görüyoruz. Bu tercihin, önceki OVP'lerdeki enflasyon tahminlerinin büyük ölçüde gerçekleşmemesiyle yakından ilintili.

Mayıs 2024'ten bu yana yıllık enflasyonda yaklaşık 35 puanlık bir düşüş yaşanmış olsa da dezenflasyon süreci bugüne kadar hedeflenen patikada ilerlemedi. Bu kez programın inandırıcılığını güçlendirmek ve öngörülebilirliği artırmak adına ekonomi yönetiminin enflasyon tahminlerini daha gerçekçi seviyelerde tutmasını olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyorum.

Jeopolitik risklerin, küresel ticarete ilişkin belirsizliklerin ve sıkı para politikası koşullarının devam etmesi, doğal olarak iktisadi aktivite üzerinde baskı oluşturuyor. Bu nedenle OVP'de ekonomik büyüme ve cari açık tahminlerinde de değişikliğe gidilmiş durumda. Ekonomik büyümeden ciddi ölçüde feragat etmeden enflasyonu 2028 yılında tek haneli seviyelere indirebilmek için OVP'de ortaya konulan yapısal reform takviminin bu kez aksamadan uygulanması ve fiyatları yönetilen/yönlendirilen mal ve hizmetlerde kamunun dezenflasyon sürecine verdiği desteğin artırılması son derece kritik olacaktır.

Prof. Dr. Oral ERDOĞAN / Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Genişleyen bütçe açığı fiyat istikrarı sürecini yavaşlatabilir"

Büyümeden ödün vermeden enflasyonun hedeflenen patikaya girmesi; dış dünyada küresel emtia, enerji ve lojistik fiyatlarında dramatik bir gerileme yaşanarak Türkiye'nin ithal girdi maliyetlerinin kendiliğinden düşmesine ve küresel faiz indirim döngüsünün hızlanmasıyla ülkeye düşük maliyetli, uzun vadeli doğrudan yabancı yatırım ile portföy akışlarının gerçekleşmesine bağlı. Ancak, Çin'in kapsamlı ekonomik atılımlarının tüm dünya için önem kazandığı ve diğer ülkelerin rekabetçiliğinin etkilendiği bir ortamda, içeride sanayide üretim maliyetlerini düşürecek teknoloji odaklı, arz yönlü bir verimlilik sıçramasının yaşanması, ihracatta katma değer artışının sağlanması ve gıda ile enerji fiyatlarını kalıcı olarak aşağı çekecek tarım ve altyapı reformlarının hızla devreye alınması şart. OVP'deki mali hedefler, ekonomik dengelenme patikasının bütüncül yönetimi noktasında hassas bir görünüm sunuyor. Geçmişten gelen bütçe katılıkları ve genişleyen bütçe açığı tahminleri, piyasadaki likidite canlılığını koruyarak fiyat istikrarı sürecini yavaşlatabilir. Yatırım öncelikleri ve siyasi konjonktür kamuda ilan edilen tasarruf hedeflerinin sahada karşılık bulmasını güçleştiriyor.

OVP'nin dış ticaret varsayımları küresel riskleri kabul etse de zımni kur patikası sanayicinin rekabet baskısının bir süre daha izleneceğine işaret ediyor. Ticaretteki yavaşlama veya enerji şokları cari açık hedeflerini saptırma ve dış finansman ihtiyacını artırma riski içeriyor. Buna rağmen, küresel konjonktürün uygun hale gelmesi ve iç politik ve ekonomik iklimin yapısal reformları destekleyecek şekilde oluşmasıyla bu riskler aşılabilir. Yatırım ortamını iyileştirecek adımlar, sanayiciye yönelik yeşil dönüşüm teşvikleri ve küresel faiz indirimlerinin sağlayacağı ucuz dış finansman; esnek üretim yapımızla birleşerek dış dengede istikrarlı bir patikaya ulaşmak adına olumlu bir zemin hazırlayabilir.

BİZE ULAŞIN