Ticaret savaşlarının yeni versiyonu: Hurda Savaşları!

KPMG'nin “Çelik Sektörel Bakış-2022” raporuna göre Türkiye dünyada Çin, ABD, AB'den sonra en çok hurda tüketen dördüncü ülke ve hurdayı çoğunlukla ithal ediyor. Ancak hurdanın yeşil ekonomiyle birlikte öneminin daha da artacağına dikkat çekilen raporda, ticaret savaşlarının yeni bir versiyonu olarak hurda savaşlarının gelecek yıllarda gündeme oturabileceği uyarısında bulunuluyor.
26.10.2022 11:15 GÜNCELLEME : 26.10.2022 11:16

Küresel çapta çelik sektöründe yaşanan gelişmelerin yer aldığı KPMG'nin "Çelik Sektörel Bakış-2022" raporuna göre dünyada en çok hurda tüketimini Çin yapıyor. Ardından, ABD, AB ve sonra Türkiye geliyor. Çin ürettiği hurdanın tamamını kendisi kullandığı için ithalatı yüksek değilken en büyük hurda ihracatçıları ise AB, ABD ve Japonya. Türkiye ise çelik üretiminde kullandığı hurda ham maddeyi çoğunlukla bu ülkeler ile Rusya ve Baltık bölgesinden ithal ediyor.

Raporda, dünya genelinde son yıllarda sıfır karbon hedefi doğrultusunda hurdadan çelik üretimi trendi ve beraberinde yatırımların öne çıkması ile Çin, ABD, AB ve Rusya'nın önümüzdeki yıllarda kendi hurdasını iç pazarda tutmaya yönelmeleri ve hurda ticareti konusunda sınırlamalar getirmelerinin önemli fiyat artışlarına neden olabileceği öngörüsünde bulunuluyor. Bu durumun Türkiye'nin rekabet gücünü olumsuz etkilenmesine ve yurt içi çelik üretiminde sıkıntılara sebep olabileceğine dikkat çekilen raporda, "Hurdanın yeşil ekonomiyle birlikte öneminin daha da artacağı ve ticaret savaşlarının yeni bir versiyonu olarak hurda savaşlarının gelecek yıllarda gündeme oturmasını bekliyoruz." ifadelerine yer veriliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Metal ve Maden Sektör Lideri Burak Yıldırım, "Çelik sektörü üretim esnasında yüksek karbon salınımı yapmasından ötürü iklim değişikliği ile mücadele kapsamında en göz önünde olan sektörlerden. Çelik üretiminde temel olarak iki tür teknoloji kullanılıyor. Bunlardan ilki bazik oksijen fırınlarında cevhere dayalı yapılan üretim. Bu üretimde yüksek karbon emisyonu salınımı gerçekleşiyor. İkinci tür üretim ise elektrik ark ocaklarında hurdaya dayalı üretim. Bu üretimde hurdadan çelik üretilirken ortaya oldukça düşük emisyon çıkıyor." dedi.

Burak Yıldırım

Bu bağlamda emisyonu düşürmenin kısa vadede en geçerli yolunun cevhere dayalı üretimden hurdaya dayalı üretime kaymak olarak gözüktüğünü söyleyen Yıldırım açıklamasının devamında şunları söyledi: "Raporumuzda da ortaya koyduğumuz üzere küresel çelik üretiminin yüzde 75 civarı karbon emisyonu yüksek olan bazik oksijen fırınlarında gerçekleşirken yüzde 25 civarı ise elektrik ark ocaklarında üretiliyor. Türkiye'deki ham çelik üretiminde ise bu oran tam tersi. Dolayısıyla Türkiye'nin ağırlıklı olarak daha temiz demir - çelik üreten bir teknolojisi var ve emisyon oranlarımız daha düşük. Bu durum Türkiye için ciddi bir avantaj olarak gözükse de Türkiye gelişmiş ekonomiler gibi yeterli hurda üretebilen bir ekonomi değil ve üretimde kullanılan ham maddenin neredeyse yüzde 80'ini ithal ediyor. Bu anlamda Türkiye dışa bağımlı bir ülke ve hurdada yaşanacak arz sıkıntısı teknoloji avantajımızı yok edebilir. Önümüzdeki dönemde Türkiye olarak bu duruma mutlaka alternatifler geliştirmek zorundayız. Ham madde kaynaklarını ve çeşitliğini nasıl artırabileceğimize odaklanmamız bir zorunluluk haline gelmiştir. Aynı zamanda yeni pazarların da iyi belirlemesi gerekecektir."

BİZE ULAŞIN