“Cam tavanlar, kadın için eskisinden de büyük bir sorun”

Pandemi ile birlikte orta kademede çok sayıda kadın yeteneğin kaybedildiğini belirten Yönetim Kurulunda Kadın Derneği Başkanı Hande Yaşargil, “Cam tavan seviyesine ulaşabilen kadın sayısı azaldı. Cam tavanlar artık eskisinden de büyük bir sorun” dedi.
10.01.2024 12:22 GÜNCELLEME : 10.01.2024 12:23

PARA RÖPORTAJ/ ÜRÜN DİRİER Geçtiğimiz Aralık ayında, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği öncülüğünde "Gelecek İçin Kadın Gücü Zirvesi" düzenlenmişti. 47 konuşmacı ile gerçekleşen zirvede, iş dünyasının lider kadınları bir araya gelerek, kadınların kariyer yolunu tıkayan cam tavanları konuştu. Zirvenin ardından bir araya geldiğimiz Yönetim Kurulunda Kadın Derneği Başkanı Hande Yaşargil ile, kadınların bir işte ilerlemesinin önünde duran bariyerleri konuştuk…

-Yönetim kurulları ve şirketlerin yönetici pozisyonlarında hala kadınlar için cam tavanlar olduğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle var, bu benim düşüncem olmaktan öte bir olgu. McKinsey'in bu seneki "Women in the Workplace" araştırması da bir kez daha kanıtlıyor bunu. Üstelik pandemi ile birlikte orta kademede kaybedilen kadın yetenek sayısı sebebiyle cam tavan seviyesine ulaşabilen kadın sayısı da azaldığından bu sorun eskisinden daha da büyük durumda. Cam tavan belli bir yönetim seviyesinin üstüne çıkışta görünmeye engeli kastediyor dolayısıyla orta kademenin üzerine doğru yükselişte kafamızı çarptığımız tüm bariyerler bunlar, belli bir konudan ziyade belli bir seviye. Çok kabaca işe girişte eşit sayıda olan kadın/ erkek, orta kademe yöneticiliğe gelince 40/60 oluyor, CEO-1 de 20/80 , CEO seviyesinde yüzde 5 e kadar iniyor. YK'da ise kota olmadığı durumda bizim halimiz ortada yüzde 17 de takıldık yıllardır.

-Yöneticilik yolunda sizce kadınların önündeki en önemli engeller ve avantajlar neler?

Engelleri sistemin kendisi. Aşağıda kırık basamak, yukarıda cam tavan, arada bütün stereotipik yargılar. Kadının ailedeki ve toplumdaki rolü, kadın işi erkek işi ayırımları, kadınlardan beklenen ve geri ödenmeyen ilave destekler (sosyal organizasyonlardan not tutmaya kadar), ayrıca kadınlara karşı bilinçaltı önyargıların toplamında oluşan sistemin kendisi engel. Ayrıca ülkelerin kadın ve aile politikaları bazen destek bazen de engel olabilir, ne yazık ki bizde şu anda kadının iş dünyasında yer almasını ve yükselmesini destekleyecek bir politika da söz konusu değil.

Avantaj değil ama güçlü yön diyebiliriz. Araştırmalar kadınların daha çok çeşitli yetkinlikleri bir arada kullandıklarını, yönetici olarak çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunda daha çok çaba sarf ettiklerini, ekiplerinin ruhsal iyilikleri ve hayata dair sıkıntıları için daha çok zaman harcadıklarını, ilgi gösterdiklerini söylüyor. Ayrıca uzun yıllara dayanan bir araştırma feminen sayılan özelliklerle içinde yaşadığımız dönemin gerektirdiği liderlik özellikleri arasında pozitif korelasyon olduğunu ortaya koyuyor. Yani bu dönemin gerektirdiği liderlik sakin, mütevazi, ayırmayan, kapsayan, destek olan, güçlendiren, kırılganlığa izin veren bir yaklaşım. 20 yıl öncenin "büyük adam" yaklaşımı bu dönemde işe yaramıyor. Kahramanlık göstererek ortaya çıkan, büyük riskler alan, kimseye laf söyletmeyen, "ben yaptım oldu "diyen büyüklenmeci yaklaşım bugünün dünyasında yarardan çok zarar getiriyor, dünya liderlerine bakmak yeterli.

-Kadınlar erkek yöneticilere kıyasla ne gibi özel beceri ve yeteneklerle öne çıkıyor sizce?

Bence bu bir rekabet meselesi değil. "Kadınlar daha iyi yöneticidir onun için izin verin yapsınlar" demiyoruz. Aksine sadece kadınların ya da sadece erkeklerin olduğu karar mekanizmaları tek seslidir, herkes aynı şeyi söyleyince soru sormak, eleştirmek, farklı düşünmek ve konuşmak zorlaşır, grup psikolojisi oluşur ve insanlar kendilerini hep doğru ve haklı sanırlar dolayısıyla "önemli olan farklı seslerin bir araya geldiği karar mekanizmaları kurabilmektir "diyoruz. "Kadınların ve erkeklerin birlikte yönettikleri ortamlar daha sağlıklıdır" diyoruz. Kadınların özel beceri ve yeteneklerinin olmasına gerek yok. Erkeklerin de özel beceri ve yetenekleri yok, önemli olan ortak aklı yaratabilmek.

-Genç yaştaki kadın yönetici adaylarına ne tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Cesur ama bilgili olmalarını. Okusunlar, yüzeysel bilgiyle yetinmesinler, içinde bulundukları her durumun tarihsel sürecini, sosyolojik sebep sonuç ilişkilerini anlasınlar sonra kendilerince doğru ne ise o yönde cesurca hareket etsinler ama yalnız yürümesinler, etraflarında, arkalarında sağlam bir kız kardeş, kadın arkadaş desteği olduğundan emin oldukları kadar, "iyi adamlar" dediğimiz kadınları ve cinsiyet eşitliğini savunan erkeklerin desteklerini de almayı ihmal etmesinler.

-Yönetici veya yönetici olma hedefinde olan kadınlar için sizce en şanslı sektörler hangileri? Daha doğrusu hangi sektörler kadın yönetimine daha açık?

Bu bir mevcut durum analizi ise rekabetin ve yeniliğin daha çok olduğu sektörler cevabını verebiliriz kısaca. FMCG dediğimiz hızlı tüketim ürünleri, satın almanın büyük çoğunluğunu kadınların yaptığı perakende ve gıda sektörü, yeniliğe dayalı olan telekom ve teknoloji sektörleri, yıllardır bu konuda ilerlemiş ve standartları oturmuş ilaç sektörü ve finans sektörü diyebiliriz. Ağır sanayi ve ticaret, enerji ve inşaat kadınların nispeten daha az oldukları sektörler ama orada da hızla artacaklar çünkü hiçbir sektör yeteneğin sadece yarısını kullanarak, müşterinin yarısına hitap ederek başarılı olamaz.

-Kadın yönetimine karşı gelişmiş ülkelerde de bir önyargı var mı sizce? Varsa bunlar ne tür önyargılar?

Aslında bu zorluklar global bence. Elbette ülkenin politik, kültürel ve ekonomik iklimine göre değişiklikler gösterse de önyargılar her yerde var. Kültüre göre bunlar değişik şekillerde ifade buluyor, kiminde daha açıkça "kadınlar araba kullanamaz" diyor, kiminde kadın sürücüyü yalnız görünce zorbalık yapıyor. Kimisi kadın sürücü olduğu için yol veriyor. Örneğin geçtiğimiz Aralık ayında "Gelecek İçin Kadın Gücü Zirvesi'ni düzenlemiştik. Zirvemizin açılış konuşmasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu "Biz direksiyonları kadınları veriyoruz" dedi. Önyargıları kırarak kadın metrobüs ve metro sürücülerini işe almaları şehrimiz adına çok güzel bir sembol, sırada yerel ve ülke yönetiminde de daha çok kadın görmek olmalı. Özetle kadının liderliğine karşı her zaman bir önyargı var. "Kadınlar duygusal, kadınlar pazarlık yapamaz, kadınlar ailelerini önceliklendirir, esas kadınlar kadınlarla çalışmak istemiyor" gibi söylenen pek çok önyargı var. Bunlara kulaklarımızı tıkayıp hatırlamamız gereken gerçek şu; her insan canlısının karşılaştığı ilk otorite bir kadın, anne. Besleyen, öğreten, koruyan, cesaretlendiren, güçlendiren, ödüllendiren ve cezalandıran hep bir kadın. Dolayısıyla herkes için kadının liderliği çok doğal aslında sadece tarihsel olarak yüzyıllarca engellendiği için şimdi bize yeniymiş hissi veriyor.

-Kadın yönetimi iş dünyasını size göre nasıl dönüştürüyor?

Şüphesiz iyiye doğru dönüştürüyor çünkü gidecek daha kötü bir yer kalmadı. Ama daha kurumsal bir cevap ile "sürdürülebilir bir gelecek" yönünde dönüştürüyor. Kadınların yönetimde güçlü oldukları şirketlerde etik uygulamaların, kapsayıcı bir kültürün, şeffaf süreçlerin güçlendiğini görüyoruz. Kadınlar dünyayı, çevreyi ve gelecek nesli düşünerek yönetiyor ve dönüşümün yönü de bu.

-Geçtiğimiz ay düzenlediğiniz "Gelecek İçin Kadın Gücü Zirvesi"nin teması ve kapsamı ne oldu? Etkinliğin ana konusu ve amacı nedir?

Zirvenin teması "Gelecek İçin Kadın Gücü" idi çünkü buna inanıyoruz. Kadınsız toplum yarınsız toplumdur. Sürdürülebilir, sağlıklı ve adil bir gelecek için kadının tüm yönetim mekanizmalarının içerisinde yer alması kaçınılmazdır. Biz 12 yıldır YKKD bünyesindeki çalışmalarımızla yönetim kurullarındaki kadın üye sayısını artırmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken öğrendiklerimizi daha geniş bir kitleyle, her seviyede yöneticilik yapan kadınlarla paylaşmak için bu zirveyi düzenledik. Bizce bu, bizim, Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamak için yapmamız gereken bir işti. Hareketimizi, çabamızı, sesimizi büyütmek, büyük Önderimize ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığımızı göstermenin en güzel yöntemiydi.

Kapsadığımız konular da hep öğrendiklerimiz ile ilgili idi. Cumhuriyetin kazanımları ve kadının gücü, hukukun korunmasının kadın için ve kadının hukukun korunması için önemi, yönetimde kadın sayısını artırmak için kota uygulamasının artıları ve eksileri, kadınlar güçlenirken erkekler dünyasında neler olup bittiği, sürdürülebilirliğin sağlanmasında kadının kritik rolü, Avrupa Yönetim Kurulunda Kadın Derneği ve AB direktifi, Anadolu kadın derneklerinin hedefleri, toplumdaki çeşitliliğin en çarpıcı örneği: Kızılcık Şerbeti dizisi ve son olarak feminen prensibin yeşermesinde Anadolu topraklarının ve medeniyetlerinin önemi. Çok zengin bir içerikle hem hedeflerimizi yineledik hem de Norm Ender'in de katılımıyla coşkuyla marşlar söyleyerek Cumhuriyetimizi kutladık.

BİZE ULAŞIN