Çıraklıktan Mercedes-Benz partnerliğine ‘dönüşen’ hikaye

“Dünya otomobil endüstrisi bizi rol model alıyor” diyen ve bugün 180 ülkeye ihracat yapan Dizayn VIP Kurucusu Erbakan Malkoç, haute couture olarak yılda 100 araç dizaynı yaptıklarını belirtiyor.  Yazılım, yapay zekâ, tasarım ve üretim alanında kendini geliştiren firma, Mercedes-Benz’in “Official VanPartner’ı olma yolunda…
20.05.2024 12:01 GÜNCELLEME : 20.05.2024 12:01

PARA RÖPORTAJ/ AYŞEGÜL KÜÇÜKKURT ZOR 14 yaşında 20 metrekarelik atölyesini kuran, şimdilerde ise 200 bin metrekarelik fabrikasıyla Türkiye ve dünyada otomobil endüstrisine yön veren Dizayn VIP Kurucusu Erbakan Malkoç, Türkiye başta olmak üzere bugün dünyanın 180 ülkesinden talep görüyor. Ünlü sanatçılardan sporculara, milyarder iş insanlarından siyasetçilere kadar pek çok kişinin özel aracını bir yaşam tarzına dönüştüren firma, yüksek katma değer ihracatıyla farklı bir kulvarda yer alıyor. Özellikle dönüşüm sektöründe rol model olan ve yüzde 100 yerli marka olarak kendini dünyaya tanıtan Dizayn VIP, haute couture çalışarak özel üretimler gerçekleştiriyor. Kara, deniz, hava gibi her segmentteki araçların tasarımını yapan firma, yılda 100 adet vip üretim gerçekleştiriyor. 2015 ile 2018 yılları arasında Mercedes-Benz ile VanPartner olarak çalıştıklarını söyleyen Erbakan Malkoç, şimdilerde bu otomotiv devinden Official VanPartner olmak için belgesini bekliyor. Malkoç ile sıfırdan başlayıp, bugünlere gelen çarpıcı başarı hikayesini ve yeni hedeflerini konuştuk…

Bu işe nasıl başladınız? O yıllardan bu yana neler yaptınız?

Ben atölyemi kurmadan önce çıraklık ve kalfalık dönemim oldu. Küçük yaşlarda çalışırken çok mucitlik yapan bir insandım. Araçlar üzerine inanılmaz bir merakım vardı. Otomobilleri incelediğim zaman, fabrikada uygulanmaya alınmayan ama ihtiyaç olması gereken bir takım ürünlerin olması gerektiğini düşünüyordum. Yıllarca Ar-Ge ve Ür-Ge projesine kafa yordum. Çıraklığımdan bu yana, bizim bir günümüz diğerine eşit olmaz. Dolayısıyla o atölyeyi kurana kadarki süreçte, ben çok mucitlikler yaptım. Çıkardığım icatlar dolayısıyla da artık ustalarımızla da aramız bozulmaya başladı. Onlar var olan şeylerle yetinirken ben yeni icatlara yelken açınca anlaşmazlıklar oluşmaya başladı. Tamirhane çıraklığına Yeşilyurt'ta başladım, sonrasında ise oradan ayrılarak Yeşilköy'de 20 metrekarelik bir atölye kurdum. Daha 14-15 yaşlarındaydım. O günden bu yana 20 metrekare atölyeyi yavaş yavaş büyüterek bugün dünyanın 180 ülkesinde talep gören, onlarca ülkeye ihracat yapan bir şirket haline geldik.

Şu anda ne kadarlık bir büyüklükte üretim merkeziniz var?

Biz ortalama 20 bin metrekarelik bir alanda çalışıyoruz. Burada görünenin dışında altı tane fabrikada da proje ortaklıklarımız var. Biz 3 bin 600'e yakın parça üretiyoruz. Çizimi, tasarımı, üretimi, programları, hepsi bize ait. Dikey büyüme olarak değil de yatay büyüme ile ilerlemeyi tercih ediyoruz. Türkiye'deki yapılanmamız bu minimalde devam ediyor. Bizim yurtdışında da yapılarımız var. Oralarda da ciddi işler yapıyoruz. Ancak bizim merkez noktamız kendi ülkemiz. İstihdam yapımız biraz farklı. Biz hep halkaları birleştirerek bu noktalara geldik. Kendi bünyemizde çalışan sayısı ortalama 200-250 civarında. Ancak partnerlerimiz ile beraber bu sayı çok daha fazla. Türkiye ve dünyaya bakarsak 300'e yakın partnerimiz bulunuyor. Haliyle istihdam sayımız binleri buluyor. Türkiye'de kurduğumuz bu yapıdan şu anda ortalama 300-350 bin kişi ekmek yiyiyor. Ama bize üreten değil, bu işi kendine ve ülkesine hizmet edenlerden bahsediyorum. Onların sektörde ilerlemesini sağlayan ve mentörlüğünü yapan biziz. Sektör için bir rol model olduğumuzu söyleyebilirim.

Tasarım konusu üzerine çok yoğunlaşıyorsunuz. Bu konuda ödülleriniz de bulunuyor mu?

Tasarım ekibimizde çok fazla freelance kişi çalıştırıyoruz. Ama kemik kadromuz 20'dir. Türkiye'de tasarım ve Ar-Ge merkezi olarak da hizmet veriyoruz. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan da ödül aldık. Bu manada güvenlik yapısı çok güçlü olan bir şirketiz. Genç mühendislere ve tasarımcılara mentörlük yapıyoruz. Türkiye'deki üniversitelerde gençlere konferanslar düzenliyoruz. Bir ürün, yerli bütçesi, ismi, fikir yapısı ve satış ve pazarlama haklarının sizde olmasıyla olur. Dizayn VIP, hem yerli hem de dönüşüm yapan bir şirket olarak diğer şirketlere de öncülük yapmayı sürdürüyor. Bizim ürünlerimizin yüzde 98'i yerli ürünler. Intertek ile çalışıyoruz. Standartlarımızı biz belirliyoruz onlar üretiyor. Çok üretmek kaliteyi korumak anlamına gelmiyor. Biz rekabet ortamında olan bir şirket değiliz.

Teknoloji konusunda da oldukça iddialısınız. Yazılımlarınızdan ve yapay zekâyı nasıl kullandığınızdan bahseder misiniz?

Araçlarımızı dünyanın en iyi teknolojisi ile donatacağız dedik. 2014 yılından bu yana otomobillerle konuşan ve patenti bize ait olan bir yapıyla ilerliyoruz. Yapay zekâ ile ise farklı birçok projeler üretiyoruz. Dünyanın en iyi teknoloji ödülünü Las Vegas'ta aldık. Avrupa'nın en iyi tasarım ödülü bizde. Aynı zamanda imalat kalitemiz herkes tarafından çok iyi bilinir. Bu nedenle müşterilerimizi 3-6 hatta bir yıla kadar sürecek şekilde sıraya yazarız. Aynı zamanda teknolojinin fikir yapısından ürün yapısına kadar bütün süreçleri kendimiz planlıyoruz. Dünyanın şaşkınlıkla baktığı teknolojileri ortaya koyuyoruz. Dışa bağımlı kalmadan, kendi geliştirdiğimiz, tüm dünyanın ihtiyaç duyacağı teknolojiler bunlar. Nesnelere komut veren, size danışmanlık yapan her konuda bilgi almanızı sağlayan bir sistem. Şu anda da araçlarımızda aktif olarak kullanıyoruz.

İsminiz ile sektörde iş yapan bazı firmalar olduğunu duyduk. Bu konuda önlemler alıyor musunuz?

Türkiye'de bizim patentli ismimizi kullanan onlarca hatta yüzlerce şirket var. Biz bunlara müsaade ettik. Hatta bazıları benim fotoğraflarımı kullanarak yapıyorlar. En büyük hedefim de onların da yapısını düzeltmek. Ülkelerine, vatanına milletine faydalı işler yapabilmeleri için onlara rol model olma peşindeyim. Ancak mantel yapıyı değiştirmek çok zor bir konu. Gelinen noktada dünya otomobil endüstrisi fikir değişikliğine gitmiş vaziyette. Otomobili artık bir yerden bir yere giden araçlar olarak üretmiyorlar. Otomobilleri artık bir yaşam alanı olarak üretmeye çalışıyorlar. Biz 35 yıla yakındır bunun için uğraşıyoruz. Dünya otomobil endüstrisi de bizi rol model olarak alıyor. Biz onlara da yön veriyoruz. İnsanların makam tarzında kullanabilecekleri araçlar artık bizim mantelimize göre üretilmeye ve dönüştürülmeye başlandı. Fakat bizim standartlarımızı yakalamaları çok zor. Bizim dönüşümdeki o yaşam alanı dediğimiz şeyi 30 yıl önce zamana ve mekâna bağımlı olmayan tasarımlar yapacağım dediğimde insanlar ne dediğimi anlayamamıştı. Tasarladığınız aracın bir zamanı olmamalı.

Üretimden biraz bahsedelim. Adet bazında yıllık ne kadarlık bir araç dizayn ediyorsunuz?

Biz üretmiş olduğumuz otomobil üzerinden ne kadar katma değer alabiliyoruz onun hesabını yapıyoruz. Çokluk önemli bir şey değil. Benim mantığımda çok azdır. Biz kilogram başı yüksek rakamlara ulaşmış değer üretiyoruz. Ürün üretmek ile değer üretmek birbirinden farklıdır. Bu şirket çok ciddi bir değer üretiyor. Ama adetsel manada ciro üreten bir şirket değiliz. Biz cironun sonuç odaklı bir yapı olduğunu düşünen bir yapıda değiliz. Bizim cirolarımız al-sat mantığında yaptığı bir cirodan ziyade katma değer anlamında bizim cirolarımız bu ülke için çok yüksek cirolar. Ama ciro bazlı şirketlere bakıldığı zaman bizim cirolarımız az kalıyor. Bizim dönüşümdeki ortalama yıllık araç seviyemiz vip (üst segment) dediğimiz dönüşüm olarak 100 adede yaklaşıyor. Ayrıca family projelerimiz de var. Onlarla beraber yılda 350-400 araca dönüşüm yapıyoruz. Bu adetleri dünyada bizim standartlarımızda ve el yapımı haute couture (özel üretim) seviyede üretecek bir başka firma daha yok. Geçen yılki ciromuz 300 milyon lira seviyesindeydi. Her yıl yüzde 100 büyümeye devam ediyoruz. Hatta bazı yıllar yüzde 500 büyüdüğümüz bile oldu.

Mercedes-Benz en büyük iş ortağınız değil mi?

Evet. Algı yapımız çok yüksek olduğu için Mercedes-Benz bizim en büyük müşterimiz. 2015 ile 2018 arasında VanPartner olarak çalıştık. Yakın zamanda ise tüm test ve Ar-Ge merkezi kontrolünden geçtik. Sözlü olarak Official VanPartner noktasındayız ve belgemiz henüz gelmediğinden dolayı net olarak konuşmak istemiyoruz. 30 yıldır kendi markamızla dönüşüm yapıyoruz. Bizim hayalimiz Mercedes Benz'i değiştirip dönüştürüp, üreticisinden onay garantisini alarak dünyaya satmak. Şu anda da belgelendirme sürecindeyiz. Öyle bir duruma geldiğiniz zaman Mercedes-Benz gibi büyük bir markanın otomobilini değiştirip dönüştürüp onların showroom'unda da satma imkânı yakaladığımızda bambaşka bir boyuta geçeceğiz. Biz kendi ismimizle dünya markasıyız. Mercedes-Benz'deki araçlar bizim dönüşümümüze daha elverişli araçlar.

"Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil"

Erbakan Malkoç'un yakındığı konulardan biri yerli mühendis bulunamaması. Bu noktada meslek liselerinin ve sanayi işbirliklerinin önemli olduğuna vurgu yapan Malkoç, çok işsiz mühendisin olduğunu ancak üniversitelerin yeterlilik durumlarının iyi seviyede olmadığına dikkat çekiyor. "Üniversitelerin yeterlilik durumu iyi olmayınca gençlerden de yararlanamıyoruz. Dolayısıyla burada yönetime çok iş düşüyor. Bir üniversite vakıf adı altında zenginleşmemeli. Öncelik insan yetiştirmek olmalı. Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil. Zanaatkâr insan yetişmiyor. Kendi ustamızı kendimiz yetiştirmeye çalışıyoruz, bu da uzun sürüyor" diyen Malkoç, 30 milyonluk genç nüfusun değerlendirilmesi halinde Türkiye'nin çok daha iyi noktalara gelebileceğinin altını çiziyor.

BİZE ULAŞIN