Piyasada CAATSA rüzgarı

GİRİŞ TARİHİ: 27.07.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:01 SON GÜNCELLEME: 27.07.2026 13:01
ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kalkacağı açıklamaları, ekonomide ve yerli savunma sanayinde “yeni bir milat” olarak değerlendiriliyor. Bunun Türkiye’nin kredi risk primini düşüreceği ve yabancı yatırımcı güvenini artıracağı ifade ediliyor. KAAN ve HÜRJET gibi milli platformlarda kullanılacak Amerikan motorlarının tedariki ile Türkiye’nin milyarlarca dolarlık ihracat bağlantısı kurabileceği belirtiliyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Ankara'daki tarihi NATO Zirvesi'nin ardından, ABD ile yeni dönemin kapılarının aralanacağının sinyalleri geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ziyaretinde iki ülke arasında sorun olan CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını duyurdu. Ardından gözler, Trump'ın bu konuda atacağı adımlara çevrildi. Uzmanlar ve iş dünyası temsilcileri ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) yaptırımlarının kaldırılmasının Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde yeni bir eşik olacağı görüşünde. Yaptırımların kaldırılmasıyla F-35 krizinin aşılacağı, NATO'nun mühimmat ve üretim kapasitesini artırma hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin yerli savunma sanayinin önemli bir aktör olarak öne çıkacağı görüşü hakim. Bilindiği üzere ABD'nin uygulamış olduğu CAATSA yaptırımlarından dolayı bazı NATO ülkeleri ve ABD'yle işbirliği yapan ülkeler de Türkiye'nin savunma sanayisine örtülü yaptırımlar ve kısıtlamalar uyguluyordu. Türkiye ile ABD arasında yaptırımların kalkmasının bir diğer etkisinin ise ortak savunma sanayi projelerine yönelik olacağı yönünde. F-16, F-35 gibi savunma sanayii projelerine benzer projeler yapılarak Türkiye'nin savunma sanayisinde gelmiş olduğu seviyenin daha da derinleştirileceği dile getiriliyor. Türkiye NATO'nun savunma sanayisindeki önemli üretim üslerinden biri olabileceği belirtiliyor. Yaptırımların fiilen kalkmasıyla Türkiye'nin milyarlarca dolarlık ihracat engelinin ortadan kalkması bekleniyor. Türkiye'nin kredi risk primini düşeceği, küresel yatırımcı güveninin artıracağı ifade ediliyor.

YAPTIRIM YASASI

ABD Başkanı Donald Trump, bu konuda ilgili bakanlarla çalışmalar yürüttüklerini belirterek, "Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz" ifadelerini kullanmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Trump'tan F-35 konusunda 5 uçak için söz aldıklarını söylemişti. Trump ise F-35 konusunda "Neden olmasın ki?" diyerek, Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satılmasını değerlendireceğini kaydetmişti.

Bilindiği üzere CAATSA, ABD Kongresi tarafından Ağustos 2017'de kabul edildi. Bu yasa, ABD'nin ulusal güvenliğine ve dış politika çıkarlarına tehdit olarak gördüğü Rusya, İran ve Kuzey Kore'ye karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanmasına yönelik düzenlemeler içeriyor. 231. madde, Rusya'nın savunma ve istihbarat sektörleriyle iş yapan kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasını öngörüyor. CAATSA ile ABD Başkanı'nın yaptırımları tek taraflı kaldırma yetkisi sınırlandırılarak Kongre denetimine bağlanmış bulunuyor.

YERLİLEŞME HAMLESİNİ TETİKLEDİ

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasını CAATSA'nın 231. maddesi kapsamına girdiğini savunan ABD, Türkiye'yi F-35 Programından çıkardı ve Aralık 2020'de CAATSA yaptırımlarını devreye aldı. Böylece CAATSA yaptırımının uygulandığı tek NATO üyesi ülke Türkiye oldu. CAATSA çerçevesinde ABD Hazine Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı'nı (SSB) yaptırım listesine ekleyerek, SSB'nin ABD'den ekipman ve teknoloji ihracat lisansı almasını ve uluslararası finans kuruluşlarının kredilerinden faydalanmasını engelledi. Bunun yanı sıra, Türkiye parçası olduğu F-35 yeni nesil savaş jeti programından çıkarıldı. Ayrıca, Türkiye'nin filosunu modernize etmek adına 2021'de F-16 jetleri ve modernizasyon kitleri alma talebi de karşılanmadı. Dönemin SSB Başkanı İsmail Demir ve diğer üç kurum yöneticisinin ABD'deki varlıkları donduruldu. Vize kısıtlamaları getirildi. CAATSA yaptırımlarıyla, bazı ortak savunma projeleri ve tedarik süreçleri yavaşladı. ABD menşeli savunma teknolojilerine erişim zorlaştı. Ancak bu yaptırımlar, bir anlamda savunma sanayinde yerlileşme hamlesini de tetikledi. Yerli motor geliştirme çalışmaları hızlandı. Kanada'nın İHA kameralarına (Wescam) uyguladığı ambargonun ardından ASELSAN'ın geliştirdiği CATS ve ASELFLIR elektro-optik sistemleri aktif olarak kullanılmaya başlandı. HİSAR ve SİPER gibi yerli hava savunma füze sistemleri envantere girmeye başladı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı'nın faaliyet raporunda, Türkiye'nin 2025 yılı kesinleşen savunma harcamalarının GSYH'ye oranının yüzde 2.33 olduğu, 2024 sonu itibarıyla savunma sanayinde yerlilik oranının yüzde 80'i aştığı kaydedildi.

"GEÇİCİ OLARAK ASKIYA ALABİLİR"

Peki Trump CAATSA yaptırımlarını kaldırabilir mi? Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, S-400 konusunda bir gelişme yaşanmadan Trump'ın yaptırımları tamamen iptal edemeyeceğini, ancak feragat yetkisi (waiver) kullanabileceğini söylüyor. Yeşiltaş, "Başkan, Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarları açısından kritik olduğunu veya Rusya ile savunma ilişkilerini azalttığını Kongre'ye raporlayarak yaptırımları geçici olarak askıya alabilir. 180 günlük bu süre, her seferinde Kongre'ye rapor sunularak yenilenebilir. Ancak daha olası senaryonun yaptırımların tamamen kaldırılması olarak ortaya çıktığı görülüyor. Bu ise Türkiye'nin S-400'lere sahip olmaması ve bunun Trump tarafından Kongre'ye bildirilmesi şeklinde oluyor. Halihazırda ABD Kongresinde Türkiye lehine sesler uzun zamandır hiç olmadığı kadar güçlü durumda. Bu da süreci pozitif etkileyen bir durum" diyor.

UZLAŞI FORMÜLÜ NE OLACAK?

Trump'ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağına ilişkin açıklamasının ardından S-400'lerin durumuyla ilgili nasıl bir uzlaşı formüle edildiği/edileceği gündemde yerini koruyor. CAATSA'nın kalkması için gereken şartlardan birinin sistemi elinde bulundurmamak olduğuna işaret eden Yeşiltepe, "Sistem operasyonel olmasa ve aktive edilmese bile, yaptırımların kalkması için yeterli değil. Sistemin Türkiye'nin elinde olmaması da gerekiyor. Buna dair geçmişte bazı iddialar ortaya atıldı. S-400'lerin üçüncü bir ülkeye ve özellikle bir Körfez ülkesine satılması ihtimali son zamanlarda daha çok konuşuluyor. Bunun gerçekleşmesi için Rusya'dan gerekli iznin de alındığı ifade ediliyor. Farklı bir seçenek olarak İncirlik Üssü'nde sistemin konuşlandırılması da iddialar arasındaydı ancak İncirlik Üssü'nün yasal olarak bir Türk toprağı olduğunu ve mülkiyetinin Türkiye'ye ait olduğunu hatırlamak gerekiyor" diye konuşuyor.

ORTAK PROJELERİN ÖNÜNÜ AÇMASI BEKLENİYOR

CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının Türk savunma ürünlerinin ABD'ye satışının önünü açacağı, Türkiye ve ABD ekonomik ilişkilerinde yeni bir eşik olacağı ifade ediliyor. İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç yaptığı bir açıklamada, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönündeki iradenin en üst düzeyde ortaya konmuş olmasının Türkiye ve ABD ekonomik ilişkilerinin bütününü yeniden şekillendirecek bir eşik olduğunun altını çiziyor. Avdagiç, "F-35 programına dönüş ihtimalinin yeniden masaya gelmesi, KAAN için motor tedarikinin konuşulur hale gelmesi ve ASELSAN, ROKETSAN, STM gibi şirketlerimizin NATO'nun büyük ölçekli ortak programlarına dahil olması bize şunu gösteriyor: Türk savunma sanayisi artık yalnızca kendi ihtiyacını karşılayan değil, ittifakın tedarik zincirine değer katan bir aktör" diyor.

SERİ ÜRETİM HIZLANABİLİR

CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının yerli platformlar KAAN ve HÜRJET'in seri üretim süreçlerini de olumlu etkilemesi bekleniyor. Prof. Dr. Yeşiltaş, her iki uçakta da ilk aşamada Amerikan motorlarının kullanılması planlandığı için seri üretimde hızlanma beklenmesi gerektiğini vurguluyor. Yeşiltaş, "KAAN'da F110 motoru, HÜRJET'te de F404 motoru kullanılacak. Dikkat çekici gelişmeler olarak CAATSA kaldırılmadan önce TUSAŞ ile General Electric Aerospace arasında söz konusu motorların tedarikine yönelik sözleşmeler imzalanmış ancak sürecin ilerlemediği görülmüştü. Son dönemde iki motorun temininde de pozitif gelişmeler yaşandı. Yaptırımların kalkmasıyla bu sürecin hızlanacağı ve ABD parçasının bulunduğu yerli platformların üretiminin hız kazanacağını söyleyebiliriz.

Yaptırımların kalkması otomatik olarak Türkiye'nin F-35 programına dönmesini veya ücretini ödediği uçakları almasını sağlamıyor. Ancak F-35 alımının önündeki en büyük engeli kaldırıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5 adet F-35 uçağının sözünün bizzat Başkan Trump tarafından verildiğini ifade etti. Dolayısıyla süreç pozitif görünüyor" şeklinde konuşuyor.

Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO'su

"Piyasalara olumlu etki yapabilir"

CAATSA yaptırımlarının kalkması o kadar da kolay değil. 2017'de ABD kongresi tarafından kabul edilen federal bir yasa ve kaldırılması için yasal değişiklik gerekiyor. Kaldı ki benzer durumda olan Hindistan'ı muaf tutmak için ayrıca yasa çıkarılmıştı. Bu yasa Trump'ın ilk döneminde kongreden geçmişti. O yüzden verilen sözler ne kadar tutulur konusunda şüpheliyiz. Ayrıca CAATSA kapsamında Savunma Sanayi Başkanlığı ve yöneticilerinin tüm hesapları dondurulmuş, ülkeye girişleri de yasaklanmıştı. Bu kuruma ABD'den ürün ve teknoloji temini ile finansman temini de yasaklandı. Konu sadece 5 adet F35 konusu da değil. Arkadaki lobilerin de susturulması gerekiyor. Yasanın kalkması en azından Savunma Sanayi Başkanlığı projelerine fon, teknoloji vb. transferi serbestisi demek olacaktır. Bunun yanında piyasalara sınırlı da olsa olumlu etkisi olabilir. Bir yandan faizlerin sınırlı düşmesine fayda sağlayabilir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması kredi risk primlerini (CDS) bir miktar düşürebilir. Borsaya sınırlı yabancı girişi sağlayabilir. Şunu hatırlatmakta fayda var: Tüm dünyada 'Trump'ın söylediklerinden ziyade yaptıklarına bakmak daha doğru' görüşü hakim. Bu nedenle Trump'ın NATO Zirvesi'nde CAATSA yaptırımlarını kaldırılacağına yönelik açıklamalarının piyasalara etkisi çok fazla olmamıştı. O nedenle somut gelişmeler beklenecek.

Prof. Dr. Murat YEŞİLTAŞ / Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Yerli platformların üretimi hız kazanır"

Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımları genel manada Türk ekonomisini hedef alan uygulamalar değil. Dolayısıyla yaptırımların kalkmasıyla ekonomiye yönelik büyük bir değişim beklenemez. Savunma sanayii alanında ise pozitif bir çıktısı olacaktır. Yaptırımlarla SSB'nin ABD'den ihracat lisansları alması veya belirli miktar üzerindeki ABD kredilerinden yararlanması engellenmişti. Dolayısıyla Türkiye'nin F-16 gibi platformların da ötesinde ABD menşeli bir sistem ve alt sistem alması engellenmiş oluyordu. CAATSA direkt olarak Türkiye'ye silah satışı yapılamaz gibi bir madde içermiyordu ancak fiilen satışları imkansız hale getiriyordu. Yaptırımların kalkmasıyla ABD menşeli parçaların tedariki çok daha rahat bir şekilde gerçekleştirileceğinden yerli ve milli platformların üretimi hız kazanabilecektir. Özellikle hava platformları alanında bu durumun hissedilmesi beklenecektir.

Zeki KIVANÇ / Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Beklentimiz, olumlu iklimin kalıcı iş birliklerine dönüşmesi"

ABD Başkanı Donald Trump'ın, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik ortaya koyduğu irade, Türkiye ekonomisi ve sanayisi açısından son derece önemli bir gelişme. Sürecin hukuki ve idari boyutlarının tamamlanması elbette önemli. Ancak ortaya konulan bu yaklaşım, uluslararası yatırım çevrelerine Türkiye adına güçlü ve olumlu bir mesaj veriyor. Savunma sanayisindeki kısıtlamaların kaldırılması yalnızca bu sektörü değil, sivil alanda kullanılan yüksek teknolojilerin ülkemize kazandırılması açısından da önemli fırsatlar sunacaktır. Havacılık, elektronik, yapay zeka, yarı iletkenler, ileri malzemeler ve hassas üretim teknolojileri gibi çift kullanımlı alanlarda ABD'li firmalarla geliştirilecek ortak üretim ve teknoloji transferi projeleri, Türk sanayisinin yüksek katma değerli üretim kabiliyetini daha da ileri taşıyacaktır. Körfez bölgesinde savaşın devam etmesi halinde, yatırımcıların daha güvenli ve öngörülebilir pazarlara yönelmesi bekleniyor. CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasıyla güçlenecek yatırım iklimi sayesinde Türkiye'nin, Körfez ülkelerine yönelmesi planlanan yatırımların önemli bir bölümünü çekebilecek güçlü bir alternatif haline geleceğine inanıyoruz. Türkiye bugün güçlü üretim altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve stratejik coğrafi konumuyla küresel tedarik zincirlerinde daha etkin rol üstlenebilecek ülkelerin başında geliyor. Sanayiciler olarak beklentimiz; oluşan bu olumlu iklimin yatırım, üretim, teknoloji geliştirme ve ihracat alanlarında kalıcı iş birliklerine dönüşmesi, Türkiye'nin küresel rekabet gücünü daha da artırmasıdır. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin doğru politikalar ve güçlü uluslararası iş birlikleriyle çok daha ileri seviyelere taşınacağına inanıyoruz.

Selçuk ÖZTÜRK / Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Hedefimiz; tasarlayan, geliştiren ve birlikte üreten bir ortak olmak"

CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağı yönündeki açıklamayı, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni ve olumlu bir dönemin işareti olarak değerlendiriyoruz. Yaptırımların fiilen kalkması, Türkiye'nin üzerinde uzun süredir bulunan jeopolitik belirsizliklerden birinin ortadan kalkması anlamına gelecektir. Bu gelişme; ülkemizin risk algısının iyileşmesine, CDS priminin gerilemesine, dış finansmana erişimin kolaylaşmasına ve yatırımcı güveninin güçlenmesine katkı sağlayacaktır. En önemli etkilerden biri savunma sanayimizde görülecektir. Türkiye, 2025'te 10 milyar doları aşan savunma ve havacılık ihracatıyla artık yalnızca kendi ihtiyacını karşılayan değil, dünya pazarlarına yüksek teknoloji sunan güçlü bir üretici konumundadır. Kısıtlamaların kaldırılması; kritik bileşenlere erişimi kolaylaştıracak, ortak geliştirme ve üretim projelerinin önünü açacak, sektörümüzün küresel pazarlardaki rekabet gücünü daha da artıracaktır. Savunma teknolojilerinin sivil sanayiye yayılan güçlü bir etkisi vardır. Elektronik, yazılım, yapay zeka, haberleşme, malzeme teknolojileri ve hassas üretim gibi çift kullanımlı alanlarda ABD'li firmalarla kurulacak ortaklıklar, Türkiye'ye yeni yatırımlar ve teknoloji transferi getirebilir. Burada hedefimiz yalnızca ürün satın alan değil; tasarlayan, geliştiren ve birlikte üreten bir ortak olmaktır. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve geniş üretim kabiliyeti küresel tedarik zincirleri açısından önemli bir avantajdır. ABD ile ilişkilerin normalleşmesi, Türk firmalarının uluslararası projelere daha güçlü biçimde katılmasını ve yeni pazarlara erişmesini sağlayacaktır. Ancak ihracatta kalıcı sıçrama; yaptırımların kaldırılmasının yanı sıra finansman imkânlarının iyileştirilmesi, öngörülebilirliğin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretime devam edilmesiyle mümkün olacaktır.

Hakan Sefa ÇAKIR / Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Savunma sanayindeki başarımız ortada"

CAATSA yaptırımlarının bir ceza veya engelleme durumunun ortadan kalkması ülkemizin bir başarısıdır. Bu yaptırımların kalkmasıyla, Türkiye'nin kırılganlık algısı azalır ve CDS priminde kalıcı bir gevşeme görülecektir. Borçlanma maliyetlerin azalacaktır. Özellikle, ambargolarının kalkmasıyla, SSB (Savunma Sanayii Başkanlığı) üzerindeki kısıtlamalar biter; motor, alt sistem ve kritik bileşen tedariki kolaylaşır. Türkiye'nin küresel savunma sanayii tedarik zincirlerine ve ortak üretim programlarına yeniden entegrasyonu kolaylaşır.

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, sivil ve askeri alanlarda ortak kullanılan "çift kullanımlı" teknolojiler üzerindeki "gri alan" ambargolarını bitirerek Türkiye'yi küresel teknoloji devleri için güvenli bir üretim üssü haline getirir. ABD'li şirketler, CAATSA yaptırımları altındaki bir ülkeye çift kullanımlı hassas teknolojileri transfer ederken ağır cezai yaptırımlarla karşılaşıyordu. Yaptırımların kalkması, bu sorunu ortadan kaldıracaktır. Yerli sanayici için ortak üretim fırsatları ortaya çıkacaktır.

ABD ile kısıtlamaların kalkması Türk sanayicisinin küresel tedarik zincirindeki konumunu doğrudan güçlendirecek ve ihracat hacmine çok hızlı bir doping etkisi yapacaktır. Öncelikle, üçüncü ülkelere satış engelimiz kalkacaktır. Bu bariyerin kalkması, Pakistan, Körfez ülkeleri ve Asya pazarlarına yapılan milyarlarca dolarlık ihracatın önünün açılması demektir. Bu noktada önemli olan şey Türk sanayicileri yeni dalga taleplere hazır mı? Bunu düşünmeli ve şimdiden hazır olmalıyız. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak son yıllarda savunma sanayinde büyük adımlar attık. Artık Mersin sanayicisi, Mersin işi dünyası savunma sanayinin önemini biliyor ve bu alana entegre oluyor.

Latif Aral ALİŞ / Sarsılmaz Yönetim Kurulu Başkanı

"Yeni dönemin odağında ortak üretim ve teknoloji paylaşımı var"

Türkiye son yıllarda geliştirdiği savunma sanayii kabiliyetleriyle NATO'nun güvenilir çözüm ortaklarından biri haline geldi. NATO Zirvesi yalnızca güvenlik politikalarının ele alındığı diplomatik bir platform değil; hibrit savaş, siber güvenlik, hava savunması, insansız sistemler ve mühimmat tedarik güvenliği gibi yeni nesil tehditler, müttefik ülkeler arasında daha güçlü koordinasyonu ve savunma sanayiinde daha derin iş birliklerini zorunlu hale getirdi. Türkiye; jeopolitik konumu, sahadaki operasyonel tecrübesi, güçlü ordusu, gelişen mühendislik alt yapısı ve son yıllarda büyük ivme kazanan yerli ve milli savunma sanayiiyle ittifakın güvenliğine somut katkı sunan ülkelerin başında geliyor. Yeni dönemin odağında ortak üretim ve teknoloji paylaşımı var. Günümüzde güvenlik ihtiyaçları artık tekil ürünlerden ibaret değildir; entegre sistemler, sürdürülebilir tedarik zinciri, mühimmat sürekliliği, platform uyumluluğu, yüksek teknoloji üretimi ve hızlı ölçeklenebilir kapasite aynı anda değerlendiriliyor. Bu çerçevede Türkiye savunma sanayii, sahip olduğu esnek üretim kabiliyeti, mühendislik birikimi ve sahadan beslenen ürün geliştirme yaklaşımıyla NATO ülkeleri için güçlü bir çözüm ortağı konumunda.

Önümüzdeki dönemde NATO üyesi ve müttefik ülkeler arasında kara, hava ve deniz platformlarına yönelik sistem entegrasyonu, insansız sistemler, akıllı mühimmat, hava savunma bileşenleri, silah sistemleri, elektronik ve mekatronik çözümler, bakım-onarım-modernizasyon faaliyetleri ve müşterek üretim modelleri alanlarında yeni fırsatların doğacağına inanıyoruz. SARSILMAZ, bu ekosistemin önemli bir parçası olarak Türkiye'nin savunma sanayii vizyonuna katkı sunmayı milli bir sorumluluk olarak görüyor. Sarsılmaz olarak, üretimden mühendisliğe, Ar-Ge'den sistem entegrasyonuna ve uluslararası iş birliklerine kadar sahip olduğumuz kabiliyetleri ülkenin stratejik hedefleri doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.