Bu “süreç” yatırımları artırır

GİRİŞ TARİHİ: 20.08.2026 GİRİŞ TARİHİ: 11:48 SON GÜNCELLEME: 20.08.2026 11:48
Terörsüz Türkiye için en kritik adım olan “Çerçeve Yasa” TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Gözler sürece ilişkin atılacak diğer adımlarda. Yeni dönemde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yatırımların artabileceğini söyleyen iş dünyası temsilcileri, teşviklerin yeniden ele alınmasını istiyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ "Terörsüz Türkiye" sürecinin en kritik aşaması olan yasal düzenlemenin siyasi mutabakatla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilmesi, sahada ve iş dünyasında heyecan yarattı. İş dünyası temsilcileri, süreç yolunda atılacak adımları, sadece bir güvenlik ve huzur ortamı olarak değil, aynı zamanda bölgesel kalkınma fırsatı, devasa bir ekonomik sıçrama ve yatırım dalgası olarak görüyor. Güvenlik ortamının kalıcı hale gelmesinin yatırım ve büyüme dalgası yaratacağını vurgulayan iş dünyası temsilcileri, bu dalgada öne çıkacak sektörleri lojistik, turizm, tarım, tarıma dayalı sanayi, yenilenebilir enerji, tekstil ve madencilik olarak sıralıyor. Sınır kapılarının ve transit koridorların etkinleşmesinin bölgeyi Orta Doğu'nun lojistik üssü yapacağına dikkat çekiyor.

Güvenlik politikalarının öncelenmesinin yatırım için gerekli olduğuna dikkat çeken iş dünyası, ancak bunun tek başına yeterli olmayacağının altını çiziyor. Finansmana erişim, ulaşım altyapısı, lojistik merkezleri, enerji maliyetleri, nitelikli işgücü ve yatırım teşviklerinin bölgesel ihtiyaçlara göre yeniden ele alınması gerektiğini vurguluyor. Güven ortamıyla birlikte bu alanlarda da hızlı adımlar atılırsa, bölgeye hem yerli hem yabancı sermaye açısından çok daha güçlü bir yatırım akışı olabileceğine işaret ediyor. İş dünyasına göre asıl mesele, "çatışmasızlık ortamını ekonomik kalkınmaya dönüştürmek".

MECLİSTE TARİHİ UZLAŞI

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak da bilinen "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, yaklaşık 12 saat süren görüşmelerin ardından TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Terör örgütü PKK'yı tasfiye edecek yasanın Genel Kurul'daki görüşmeleri büyük bir uzlaşmaya sahne oldu. Açık oylama sonuçlarına göre düzenleme, 467 kabul, 87 ret, 7 çekimser, 2 mükerrer oyla kabul edildi.

Düzenleme, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da düzenlenen suçları kapsayacak. Düzenlemenin Cumhurbaşkanının onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor.

ALTI AYLIK BAŞVURU SÜRESİ

Düzenlemeye göre, Milli Güvenlik Kurulu'nun "teyit-tespit" kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra, terör örgütü mensuplarına başvuru için altı aylık süre tanınacak. Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışı olacak. Düzenleme kapsamına giren ve üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek. Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecek. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecek. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilecek ve Hazineye irat kaydedilecek. Öte yandan yasama sürecinin ardından gözler artık düzenlemenin uygulama sürecine çevrilecek.

"KALKINMA YOLCULUĞUMUZA YENİ BİR İVME KAZANDIRACAK"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Gazi Meclisimiz tarafından atılan bu tarihi adım, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun. Milli birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi perçinlemesini, ülkemizde huzur iklimini güçlendirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç yaptığı açıklamada, terörün Türkiye'nin gündeminden kalıcı olarak çıkmasının birlik ve beraberliği, toplumsal huzuru ve güven ortamını daha da güçlendireceğini vurgulayarak, "Sahip olduğumuz büyük potansiyelin eğitimden bilime, teknolojiden üretime, yatırımdan istihdama milletimizin refahını artıracak alanlara daha güçlü biçimde yönelmesinin önünü açacak. Ayrıca, kalkınma yolculuğumuza yeni bir ivme kazandıracak" dedi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ise Milli Dayanışma Kanunu'nun yasalaşmasına ilişkin olarak "Türkiye için yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Bundan sonra ülkemizde silah ve bomba seslerini değil, üretim çarklarının sedasını çok daha güçlü işiteceğimize inancımız tamdır" ifadelerini kullandı.

"YATIRIM KARARLARINI DOĞRUDAN ETKİLEYECEK"

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, güvenlik risklerinin kalıcı biçimde ortadan kalkmasının, bölge ekonomisi açısından yeni bir başlangıç anlamına geleceğini vurguladı. Ancak bunun kendiliğinden gerçekleşmesini beklememek gerektiğinin altını çizdi. Kaya, yasanın oluşturduğu güven ortamını yatırım, üretim, istihdam ve ticarete dönüştürecek ekonomik politikaların da eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Önümüzdeki dönemde bölgeye yönelik yatırım iştahında ciddi bir artış beklediğini dile getiren Kaya, "Çünkü bugüne kadar bölgenin sahip olduğu potansiyelin önündeki en büyük engellerden biri güvenlik algısıydı. Bu algının kalıcı biçimde değişmesi, yatırım kararlarını doğrudan etkileyecektir" dedi.

Diyarbakır'ın güçlü bir sanayi ve ticaret altyapısı olduğuna dikkat çeken Kaya, tekstil, gıda, metal, mobilya, plastik, tarım ve tarıma dayalı sanayi, madencilik gibi sektörlerde ciddi bir üretim kapasitesi bulunduğunu vurguladı. Kaya, "Organize sanayi bölgelerinde yatırım talebinin yüksek olması da bunun göstergesi. Dolayısıyla sıfırdan bir ekonomi inşa etmiyoruz; mevcut ekonomik kapasitenin üzerine yeni bir yatırım dalgası ekleme imkanımız var. Özellikle tarım ve tarıma dayalı sanayi, gıda, enerji, lojistik, tekstil, madencilik, turizm ve yenilenebilir enerji alanlarında önemli fırsatlar oluşacağını düşünüyorum. Diyarbakır'ın Irak, Suriye ve daha geniş Orta Doğu pazarlarına yakınlığı da yatırımcı açısından önemli bir avantaj. Sınır kapılarının ve bölgesel ticaret kanallarının daha etkin hale gelmesiyle birlikte bu avantaj çok daha güçlü hale gelecektir" diye konuştu.

Kaya, yabancı yatırım açısından da Türkiye'nin Orta Doğu'ya açılan kapılarından biri olan bu coğrafyanın yeniden değerlendirilmesini beklediğini dile getirdi. Kaya, "Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ve sınır bağlantılarının geliştirilmesi konusunda da, ulaşım hatlarının ve ticaret koridorlarının gelişmesi Diyarbakır ve bölge illerine yeni ticaret ve yatırım imkanları yaratacaktır. Fakat burada önemli bir nokta var: Güvenlik politikalarının öncelenmesi anlayışı yatırım için gerekli şarttır ama tek başına yeterli değildir. Finansmana erişim, ulaşım altyapısı, lojistik merkezleri, enerji maliyetleri, nitelikli işgücü ve yatırım teşviklerinin bölgesel ihtiyaçlara göre yeniden ele alınması gerekiyor. Güven ortamıyla birlikte bu alanlarda da hızlı adımlar atılırsa, bölgeye hem yerli hem yabancı sermaye açısından çok daha güçlü bir yatırım akışı görebiliriz" dedi.

"BÖLGENİN YATIRIM ALGISI DEĞİŞECEK"

Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torunoğlu da sermayenin her şeyden önce güven ve öngörülebilirlik istediğinin altını çizdi. Güven ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte bölgenin yatırım algısının önemli ölçüde değişeceğine inandığını dile getiren Torunoğlu, "Yerli yatırımcının yeni yatırım kararlarının hızlanmasının yanı sıra, ulusal ve uluslararası sermayenin de bölgemize ilgisinin artmasını bekliyoruz. Sanayi, enerji, tarım ve gıda, lojistik ve turizm bu süreçten en hızlı fayda sağlayabilecek sektörlerin başında geliyor" ifadelerini kullandı.

"Adıyaman olarak biz de bu yeni döneme hazırlanıyoruz" diyen Torunoğlu, deprem sonrası yeniden yapılanmayı yalnızca fiziki bir toparlanma olarak değil, şehrin ekonomik yapısını daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirecek yeni bir kalkınma hamlesi olarak gördüklerini söyledi. Torunoğlu şunları kaydetti:

"Bu noktada en önemli projelerimizden biri Kuyulu Organize Sanayi Bölgesi. Yaklaşık 429 hektarlık alanda planlanan Kuyulu OSB'yi, yalnızca yeni bir sanayi alanı olarak değil, çevreci ve sürdürülebilir üretimin merkezi olacak bir Yeşil OSB vizyonuyla ele alıyoruz. Enerji verimliliğini, yenilenebilir enerjiyi, sürdürülebilir üretimi ve çevreye duyarlı sanayi anlayışını merkeze alan bu yaklaşımın, özellikle uluslararası pazarlara çalışan ve yeşil dönüşümü önemseyen yatırımcılar açısından Adıyaman'ı daha cazip hale getireceğine inanıyoruz."

"TURİZM EN BÜYÜK FIRSAT ALANI"

Adıyaman'ın konumunun da önemli bir avantaj sağladığına dikkat çeken Torunoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Şanlıurfa-Adıyaman aksında yer alan yeni sanayi alanlarımız; karayolu, havalimanları, demiryolu ve liman bağlantıları açısından yatırımcıya güçlü lojistik imkanlar sunuyor. Güven ortamının kalıcılaşmasıyla birlikte bölgenin lojistik hatlarının daha etkin kullanılacağını, tedarik zincirlerinin güçleneceğini ve özellikle Orta Doğu pazarlarına yönelik ihracat kapasitesinin artacağını düşünüyoruz.

Turizm ise bu dönemin en büyük fırsat alanlarından biri olacaktır. Adıyaman, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Nemrut Dağı başta olmak üzere, Kommagene uygarlığının eşsiz mirasına, inanç ve kültür turizmi değerlerine, zengin gastronomisine ve doğal güzelliklerine sahip. Buna rağmen şehrimizin ve bölgemizin turizmden aldığı payın sahip olduğu potansiyelin oldukça altında olduğunu düşünüyoruz. Güvenlik algısının kalıcı biçimde değişmesi, özellikle yabancı turistlerin bölgeye yönelik tercihlerini doğrudan etkileyecektir. Nemrut'u; Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin ve çevre illerle birlikte güçlü bir Güneydoğu turizm rotasının parçası haline getirebiliriz. Turist sayısındaki artış yalnızca otelleri değil; restoranlardan ulaşıma, perakendeden yöresel ürünlere kadar çok geniş bir ekonomik ekosistemi harekete geçirecektir. Bu nedenle turizmi aynı zamanda önemli bir istihdam ve bölgesel kalkınma politikası olarak görüyoruz."

Ali KOPUZ / İstanbul Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı

"İlk hareketlilik bölgedeki yerli girişimcilerden gelecektir"

Terörün olduğu yerde üretim, ticaret ve yatırım gelişemez. Ticaretin, istihdamın ve refahın güçlendiği yerde ise terörün zemin bulması zorlaşır. Bu nedenle kalıcı güvenlik, toplumsal huzurun yanı sıra Türkiye'nin ekonomik geleceği bakımından da büyük önem taşımaktadır. Sürecin başarıyla tamamlanması halinde ilk hareketliliğin bölgedeki yerli girişimcilerden geleceğini düşünüyorum. Doğru olan da budur. Bölge işadamlarının cesaretle harekete geçmesinin vereceği güvenle bölge dışından yeni yatırımların önü açılacaktır. Bu süreçte lojistik, turizm, tarım ve enerji sektörlerinin öncelikle yararlanacağını düşünüyorum. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun sınır ticareti ve transit taşımacılıktaki konumu; yeni lojistik merkezleri, depolama alanları ve ulaştırma yatırımlarıyla Orta Doğu ve Kafkasya pazarlarına erişimi güçlendirecektir. Bölge; genç nüfusu, tarımsal kapasitesi ve enerji potansiyeliyle önemli bir üretim merkezine dönüşecek, bölgesel gelir farklarının azaltılmasında önemli mesafe alınacaktır.

Hikmet ÇİNÇİN / Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Turizm ve tarımda mevcut imkanlar daha etkin kullanılabilecek"

İş dünyasının uzun vadeli kararlarında istikrar ve güven ortamı belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Bu sürecin kalıcı bir zemine oturması; başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere bölgelerimizin ekonomik kapasitesinin harekete geçirilmesine, yerli ve yabancı sermayenin ilgisinin artmasına, üretimin gelişmesine ve yeni istihdam alanlarının oluşmasına katkı sağlayacaktır. Ekonomik yansımaların farklı sektörlerde de hissedileceğini düşünüyoruz. Risklerin azalmasıyla birlikte lojistik ve tedarik süreçlerinin daha sağlıklı işlemesi, turizm ve tarımda mevcut imkanların daha etkin kullanılması mümkün hale gelebilir. Sanayi ve enerji gibi uzun vadeli planlama gerektiren alanlarda ise yatırım kararlarının daha sağlam koşullarda alınması açısından olumlu bir zemin oluşabilir. 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden yapılanma sürecini sürdüren Hatay için bölgedeki gelişmeler ayrıca önem taşıyor. Limanları, sınır kapıları, güçlü sanayi ve tarımsal üretim altyapısı ile Orta Doğu pazarlarına erişim imkanına sahip olan şehrimizin, stratejik konumundan kaynaklanan avantajlarını yeniden ekonomik değere dönüştürmesi gerekiyor. Bölgedeki olumlu gelişmelerin Hatay'ın deprem sonrası toparlanma sürecini destekleyeceğine; ticaret, lojistik ve ihracattaki rolünü daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Kaynakların üretime, ihracata ve istihdama daha fazla yönelmesi; bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması ve ülkemizin büyüme kapasitesinin güçlendirilmesi açısından önemli olacaktır.

Hakan Sefa ÇAKIR / Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Güçlü ve dengeli kalkınmanın önünü açar"

Ülkeler arası gerilimlerin arttığı, uluslararası çatışma ve anlaşmazlıkların ülkelerin iç huzurunu ve ekonomilerini doğrudan etkilediği bir dönemden geçiyoruz. Sermaye güvenli ve istikrarlı ortamlara yönelir. Güven ve istikrarı sağlayan coğrafyalar; yatırım çekme, üretimi artırma ve yeni istihdam alanları oluşturma konusunda her zaman bir adım öne çıkar. Güvenlik risklerinin kalıcı biçimde ortadan kalkması, öngörülebilirliğin artması Türkiye'nin finansal piyasalardaki risk algısının iyileşmesine ve daha uygun maliyetlerle finansmana erişmesine de katkı sağlayacaktır. Bu süreç, uzun vadeli yatırımları daha cazip hale getirirken finansman kaynaklarına ulaşımı da kolaylaştıracaktır. Böylece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan başlayarak ülke geneline yayılan güçlü bir üretim, yatırım ve istihdam döngüsünün oluşacağını düşünüyorum. İş dünyasının enerjisini ve kaynaklarını güvenlik riskleri yerine üretime, teknolojiye, ihracata ve istihdama yöneltebildiği bir Terörsüz Türkiye, güçlü ve dengeli kalkınmanın da önünü açacaktır.

Mehmet KAYA / Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Yeni bir kalkınma döneminin başlangıcı olacak"

Lojistik açısından Diyarbakır'ın bölgesel bir merkez olma potansiyeli çok yüksek. Irak, Suriye, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu arasında önemli bir kavşak konumundayız. Bunun için lojistik merkezinin tamamlanması, karayolu ve demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi, hızlı tren ve otoyol projelerinin hızlandırılması gerekiyor. Bunlar bölgenin üretim kapasitesini pazarlara bağlayacak stratejik yatırımlar. Tarımda ise çok daha büyük bir potansiyel görüyoruz. Bölgenin en önemli ekonomik gücü tarımdır. Kalıcı barışla birlikte tarımsal üretimin, gıda sanayisinin ve tarıma dayalı ihracatın önünün açılması gerekiyor. Bunun için sulama, enerji, depolama, lisanslı depoculuk ve tarımsal sanayi yatırımlarını birlikte düşünmeliyiz.

Enerjide de özellikle güneş enerjisi bakımından bölgenin çok büyük bir avantajı var. Diyarbakır'da Karacadağ GES Endüstri Bölgesi gibi projelerin hayata geçirilmesi, hem sanayinin enerji maliyetlerini düşürebilir hem de yeni bir yatırım alanı oluşturabilir. Turizm açısından ise güvenlik algısındaki değişimin etkisi çok daha hızlı görülebilir. Güvenliğin kalıcı hale gelmesiyle birlikte yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ilgisinin artmasını, konaklama, gastronomi, ulaşım, perakende ve hizmet sektörlerinde yeni yatırımlar oluşmasını bekliyoruz. Önümüzdeki dönemi yalnızca "çatışmanın sona ermesi" olarak görmemeliyiz. Asıl mesele, bunu ekonomik kalkınmaya dönüştürmek. Bunun için kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bu dönemi, bölgenin üretim kapasitesini artıracağı, ihracatını büyüteceği, yeni yatırımlar çekeceği ve gençlerine istihdam yaratacağı yeni bir kalkınma döneminin başlangıcı olarak görüyoruz.

Mehmet TORUNOĞLU / Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Bölgeye özel finansman imkanları geliştirilmeli"

Türkiye'nin terörün ve güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalktığı yeni bir döneme girmesi, yalnızca toplumsal huzur açısından değil, ülkemizin ekonomik geleceği açısından da son derece kıymetli. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu; genç nüfusu, üretim kapasitesi, tarımsal zenginliği, enerji kaynakları, turizm değerleri ve stratejik konumuyla çok büyük bir ekonomik potansiyel barındırıyor. Önümüzdeki dönemde güven ortamını güçlü bir yatırım politikasıyla tamamlamamız gerekiyor. Bölgeye özel finansman imkanlarının geliştirilmesi, yatırım teşviklerinin uzun vadeli ve öngörülebilir hale getirilmesi, ulaşım ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi ve turizm yatırımlarının desteklenmesi büyük önem taşıyor. Yeşil OSB'mizden turizmimize, tarımdan enerjiye kadar yatırım yapmak, üretmek ve istihdam oluşturmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcıları Adıyaman'a davet ediyoruz.

Terörün olmadığı, kaynakların güvenliğe değil üretime, yatırıma, turizme, ihracata ve istihdama yöneldiği bir Türkiye; yalnızca Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun değil, 86 milyonun kazanacağı bir Türkiye olacaktır.

Servet TAŞ / Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

"Sınır ticareti yeniden ele alınmalı"

Ekonomik kalkınma yalnızca kamu yatırımlarıyla gerçekleşmez. Özel sektörün, girişimcinin ve yatırımcının da bölgeye güven duyması gerekir. Toplumsal

huzurun güçlenmesiyle birlikte Hakkari ve bölgemizin yatırım açısından daha cazip

hale geleceğini düşünüyoruz. Bunun sonucunda yeni işletmelerin kurulması, mevcut işletmelerin kapasitesini artırması, gençlerimizin istihdam edilmesi ve bölge dışından yeni sermayenin bölgeye gelmesi mümkün olacak. Özellikle genç nüfusumuzun ekonomik hayata daha fazla katılması, girişimciliğin desteklenmesi ve kadınlarımızın iş dünyasındaki rolünün güçlendirilmesi, toplumsal bütünleşmenin ekonomik ayağını daha da kuvvetlendirecektir. Hakkari'nin ekonomik geleceği açısından üzerinde özellikle durulması gereken başlıklardan biri sınır ticaretidir. İran ve Irak'a komşu olan Hakkari'nin bu stratejik konumu, geçmişte olduğu gibi gelecekte de önemli bir ekonomik avantajdır. Ancak bu avantajı gerçek bir kalkınma modeline dönüştürebilmek için sınır ticaretinin mevzuat, altyapı, lojistik ve finansman boyutlarıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ticaret erbabımızın önünü gören, kuralları net, sürdürülebilir ve kolaylaştırılmış bir sınır ticareti modeli; bölgedeki ekonomik canlılığı önemli ölçüde artıracaktır. Toplumsal barışın kalıcı olması için ekonomik refahın da toplumun bütün kesimlerine yayılması önem taşıyor. Barış ve toplumsal bütünleşme sürecini aynı zamanda ekonomik kalkınma perspektifiyle ele almak zorundayız.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.