Trafik sigortasında ‘hasar’ borsası!

Sigortacılar, trafik sigortasında bir taraftan artan maliyetler, diğer taraftan da ‘yetkisiz aracı’ denen trafik fırsatçıları ile boğuşuyor. Yetkisiz aracılar, özellikle maddi ve bedeni hasarlı trafik kazaları dolayısıyla mağdur olanları arayıp vekaletlerini alarak sigorta şirketlerinden yüklü tazminat taleplerinde buluyor. Bu yüzden sektör, milyarlarca liralık tazminat yükü ile karşı karşıya.
07.08.2023 13:44 GÜNCELLEME : 07.08.2023 13:44

PARA ARAŞTIRMA/ AYFER ARSLAN Son yıllarda sigortacılar, trafik poliçesi satmakta oldukça çekimser. Hatta bazı şirketler trafik ruhsatlarını iade ederken, bazıları ise büyüme konusunda daha ihtiyatlı davranıyor. Bu yüzden sigortalıların, yapılması zorunlu bir poliçe olmasına rağmen zaman zaman trafik sigortası poliçesi bulamadıklarından şikayet ettiklerini duyuyoruz.

İşin aslını öğrenmek için sigortacılar ile konuştuğumuzda ise oldukça sıkıntılı bir tablo çıkıyor karşımıza. Sektör özellikle trafik branşındaki zararlar nedeniyle adeta 'hayatta kalma mücadelesi' veriyor. Covid-19 salgını döneminde virüs endişesiyle herkesin evlere kapandığı günlerde hasar frekansları düşünce, sigorta primleri ucuzlamış ancak kısıtlamaların kalkmasıyla herkes trafiğe çıkınca, yeniden kazalar artmış ve hasar oranları yükselmişti. Ardından küresel çapta yaşanan çip krizi, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve enflasyon, araç ve yedek parça maliyetlerini yukarı çekti. Trafikte artan maliyetler haliyle sektörün kârlılığına da yansıyor.

SEKTÖR 12 MİLYAR LİRALIK ZARARDA

Türkiye Sigorta Birliği'nin (TSB) ilk çeyrek verilerine göre, trafik sigortasındaki prim üretimi 17,5 milyar lirayı geçerken, zarar hanesi de giderek büyüyor. Geçen yıl sonu itibarıyla Zorunlu Trafik Sigortası'ndaki teknik zarar 12 milyar liraya ulaşırken, hasar-prim oranı ise yüzde 163.5 oldu. Yani, şirketler topladıkları her 100 liralık prim karşısında 163 lira hasar ödedi. Trafik sigortalarındaki en büyük hasar kalemi ise bedeni tazminatlar. Bedeni tazminatlar içerisindeki zararların hesaplanması konusunda ise en büyük parametre asgari ücret. Dolayısıyla bu kalemdeki artışlar, ister istemez maliyetlere de yansıyor.

63,5 MİLYARLIK TAZMİNAT YÜKÜ

TSB'nin Mart 2023 verilerine göre; sigorta şirketleri, 667 bin 631 kişinin mağdur olduğu kazalar nedeniyle 8,5 milyar TL tazminat ödedi. Halen hukuki süreçleri devam eden, raporlanmayan ve geçmiş yıllardan devreden muallak tazminat tutarı ise 55 milyar lira civarında. Böylece sigorta sektörünün trafikteki tazminat yükü toplamda 63,5 milyar lirayı buluyor.

İşte ortaya çıkan bu tablo nedeniyle ruhsatı olan her sigorta şirketinin, yasal olarak trafik poliçesi satması zorunlu olmasına rağmen son dönemde bazı şirketlerin bundan kaçındığını duyuyoruz. Hatta geçmiş yıllarda bu alanda agresif bir şekilde büyüyen bazı şirketlerin ise büyümede frene bastığı görülüyor.

YETKİSİZ ARACILAR SORUNU

Sektördeki hasar-prim dengesizliğinin ve zararın her geçen gün artmasının en önemli nedenlerinden birisi ise yetkisiz aracılar sorunu. Trafik poliçesi; üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğun, belirli sınırlar içinde karşılanmasını amaçlayan ve kanunen yapılması zorunlu olan bir sorumluluk sigortası. Yani sigortalının üçüncü kişilere verdiği zararları karşılıyor. Trafik kazası sonrasında zarar gören üçüncü şahıslar tarafından sigorta şirketlerine yöneltilebilecek tazminat talepleri ise, aracın uğradığı maddi zarar, değer kaybı zararı ve üçüncü kişilerin uğradığı bedeni zararlara ilişkin olabiliyor.

Yetkisiz aracı durumunda olan ve 'hasar danışmanlık şirketi' adı altında faaliyet gösteren bazı şirketlerin maddi ve bedeni hasarlı trafik kazalarının ardından sigorta şirketlerine yoğun olarak hasar başvurusu yaptığını belirten sektör profesyonelleri, "İlgili şirketler, ölümlü, yaralanmalı veya maddi hasarlı trafik kazaları sonrasında alınması muhtemel tazminatlara yönelik hukuka aykırı olarak faaliyette bulunarak hem bu yolla vatandaşlarımızı mağdur ediyor hem de haksız kazanç sağlıyor" şeklinde yakınıyor.

SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Peki, yetkisiz aracılık mekanizması nasıl işliyor? Hasar danışmanlık şirketleri, hastanelerden çekici sürücüleri ve acil servislere kadar uzanan bir iletişim ağına sahip. Eskiden bu ağı kullanarak kazazedelerin iletişim bilgilerine ulaşan yetkisiz aracılar, "Zararınızı hemen ödemek istiyoruz" ya da "Biz sizin adınıza olayı takip etmek istiyoruz" diyerek vekaletname alıp alacağının devrini talep ediyordu. Hasar danışmanlık şirketleri, alacağı devraldıktan sonra mağdurlara bir miktar para ödüyor. Kazaya karışan mağdurlar ise bir süre sonra zararının aldığı miktardan daha fazla olduğunu anlasa da hak talebinde bulunamıyordu. Bu sorunların yoğunlaşması üzerine 28 Temmuz 2022 tarihinde Sigortacılık Kanunu'nda yapılan bir ek düzenleme ile tazminat alacağının sadece hak sahibine veya avukatına ödenebileceği, üçüncü kişilere devredilemeyeceği hükme bağlandı. Ancak bu düzenlemeye rağmen yetkisiz aracıların faaliyetlerinin engellenemediğinden yakınan sigortacılar, yetkisiz aracıların bu sefer de tazminat başvurularını ve takiplerini avukatlar üzerinden yapmaya başladığını belirtiyor.

Mevcut durumda bu yetkisiz aracılar, Türkiye çapındaki iş takipçilerini kullanarak, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanaklarına veya kazaya karışan kişilerin sağlık evraklarına ulaşarak, kişilere ait bilgilere erişmeye devam ediyor. Kaza mağdurlarına ulaşarak, tazminat taleplerinin kendi anlaşmalı avukatları tarafından takip edileceği ve bu avukatlara vekalet verilmesi gerektiği yönünde görüşmeler yapıyor. Hatta bu dosya alışverişinin ve bilgi paylaşımının bir ücret tarifesi de oluşmuş. Maddi hasarlı kazalarda evrak başına bin 500 liradan başlayan tarife, hasarın büyüklüğüne göre 5 bin liraya kadar çıkıyor. Bedeni hasarlarda ise 20 bin liradan başlıyor ve 50 bin liraya kadar ulaşıyor.

HAKSIZ KAZANÇ KAPISI!

Kazaya karışan mağdurlar ise yetkisiz aracıların ısrarlı aramaları sonucunda, tazminatları almak uğruna hiç tanışmadıkları ve sadece aracılar yolu ile irtibat kurabildikleri avukatlara vekaletname veriyor. İlgili avukatlar ise aldıkları vekaletnameler kapsamında Türkiye'nin 81 ilinde kurulmuş bir çalışma ağından yararlanarak, sigorta şirketleri nezdinde hasar başvuruları yapıyor. Mahkemeler nezdinde dava açıyor veya Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvuruda bulunuyor.

TSB bünyesinde faaliyet gösteren Sigorta Tahkim Komisyonu ise şirketler ve sigortalılar arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için geliştirilmiş alternatif bir uyuşmazlık makamı. Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruların çok önemli bir bölümünü ise Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigorta şirketlerinden talep edilen araç hasarı, araç değer kaybı, sakatlık veya ölümden kaynaklı zararlar oluşturuyor. Sigorta Tahkim Komisyonu geçen yılı 550 bin dosya ile kapattı. Bu rakamın bir önceki yılın neredeyse iki katı olduğunu vurgulayan sektör yetkilileri, şartların aynen devam etmesi halinde trafik sigortasındaki zarar hanesine bu yıl 7-8 milyar liranın daha ekleneceğini öngörüyor.

5 BİN LİRA MAĞDURA, 17 BİN LİRA ARACIYA!

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, yetkisiz aracılar sorununa ivedilikle çözüm bulunmasının önemine işaret ederken, "Türkiye genelinde 100 kişiden beşi kaza yapıyor. Trafik sigortalarında hasar frekansı 4,5-5 civarında. Yani beş kişi kaza yapıyor, 95 kişi beş kişinin ceremesini çekiyor" diyor. Sigortalılardan zaman zaman kendilerine gelen şikayetleri örnek vererek, "Tazminat ödemesine ilişkin dosyada 22 bin lira ödendi yazıyor ama bana 5 bin lira ödendi" dendiğini anlatan Yaşar, olayın bir başka boyutuna dikkat çekiyor:

"İncelediğimizde, gerçekten biz 22 bin lira ödemişiz ama bunun 5 bin lirası ana tazminat olarak sigortalıya gitmiş. Geri kalan para; avukat ücretleri, vekalet ücreti, tahkim ücreti, bilirkişi ücreti vb. derken aracılara gitmiş. Bu rakamlar hasar maliyetlerini oldukça artırıyor ve primlerin yükselmesine yol açıyor. Maalesef bu alanda inanılmaz bir sektör oluştu. Aracılar, hasar takipçileri ve avukatlar, geriye dönük dosyalardan vekalet topluyor ve sigortalıların haberi olmayan davaları açıyor. Trafik kazalarında oluşan bedeni hasarlar için yetkisi olmayan hastaneler rapor veriyor. O raporların mahkemeler tarafından kabul edilmemesi gerekiyor."

İSTANBUL'DAKİ KAZANIN RAPORU FARKLI İLDEN ÇIKIYOR!

Yetkisiz aracılar sorununun bir başka boyutu ise hastane raporlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusu. Sigorta Tahkim Komisyonu'nda bilirkişilik yapan hukukçu ve ortopedist Dr. Serdar Şirazi, yasal düzenlemelerde erişkinler ve çocuklar için hangi şartlarda ve nerelerden rapor alınacağı belirtilmesine rağmen hasar şirketlerinin yasal boşluklardan yararlanarak durumu suistimal ettiğini belirtiyor. Yönetmeliğe göre tedavi olunan hastanenin Sağlık Kurulu'ndan rapor alınması gerekirken, mütaala yazan bazı kurumlardan alındığını anlatan Şirazi, olayın işleyişini bir örnekle aktarıyor:

"Trafik kazası sonucu yaralandım, hastaneye gittim. Hastaneden çıkmadan birileri, bir şekilde benim bilgilerime ulaşarak arıyor: 'Geçmiş olsun, vekaletinizi bize verin. Hiçbir ücret ödemeden sigorta şirketine başvurup tazminatınızı alalım.' Sonra tedavi gördüğüm hastanenin sağlık kurulunda muayene olup engellilik durumuna ilişkin bir oran çıkartmam lazım. Bazı aracı kuruluşlar benim vekaletimi aldıktan sonra tedavi gördüğüm hastaneden evrakları alıp, mütaala yazan kurumlara gönderiyor. Onlar bir rapor yazıyor, 'Bu kişinin engelliliği yüzde 8' diye. Bazen de İstanbul'da olan bir kaza için farklı bir şehirdeki kurumdan rapor çıkartarak Tahkim Komisyonu'na, mahkemelere başvuruyorlar. "

KİŞİSEL VERİ GÜVENLİĞİ İHLAL EDİLİYOR

Trafik sigortasında yetkisiz aracılar sorununun bir başka boyutu ve belki daha önemlisi ise veri ihlali. Şirazi, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVK) kapsamında, kazaya karışan mağdurların iletişim veya sağlık bilgilerinin kişinin izni olmadan ele geçirilmesinin suç olarak nitelendirildiğine dikkat çekiyor. Peki, çözüm önerileri neler? Öncelikle sigortalıların veya kaza sonrası mağdur olan kişilerin güvenmedikleri veya tanımadıkları kişilere vekaletname vermemesi gerekiyor. İzni dışında kişisel bilgilerine ulaşılmış ise Kişisel Verileri Koruma Kurumu'na ve adli makamlara başvurabileceğini belirten sigortacılar, bu sorunun çözümü için gerek TSB gerekse şirketler nezdinde bilinçlendirmeye yönelik seminerler yapıldığını belirtiyor. Bazı sigorta şirketleri de kendi hasar merkezlerini kurarak data güvenliğini sağlamaya çalışırken, bazıları da kendi dağıtım ağlarını kurarak aracısız gelen işlere ekstra komisyon veriyor.

"Hem vatandaş hem şirketler mağdur"

Özgür OBALI / Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri

Yetkisiz aracılar konusunda birliğimize çok sayıda şikayet geliyor. Yetkisiz aracı dediğimiz kişiler, kazadan dolayı mağdur olan kişilerin bilgilerine bir şekilde erişerek gidip vekalet alıp iş takibine başlıyor. Sonuçta; sigorta şirketinin cebinden çıkan tazminatın çoğu vatandaşın cebine girmiyor, aracılar bu işten kazançlı çıkıyor. Vatandaş da maddi olarak hırpalanıyor. Diğer yandan; yetkisiz aracılar yüzünden sigorta şirketleri ile vatandaş, birbirine düşman oluyor. Bu yüzden hem şirketler hem vatandaşlar mağdur oluyor.

TSB olarak bu sorunun çözümü için çalışıyoruz. Özellikle tahkim sürecinde ağırlıklı olarak yekûn tutan tazminat rakamlarını, kanuni temele oturtmaya çalışıyoruz. Bir takım kural ve kaideler çerçevesinde olmasını arzu ediyoruz. Baro da bu konuyu gündeme getirdi. İstanbul Barosu özel bir deklarasyon yayınladı. Maalesef avukatların da merdiven altı versiyonları oluşmaya başladı. Baro da avukatların belli bir kanun çerçevesinde çalışmasını istiyor. Çünkü bu sorun, avukatlık mesleğinin itibarını da zedeliyor.

"Muallak hasarlar da artıyor"

Ahmet YAŞAR / Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı

Trafik sigortasında herhangi bir arz sıkıntısı yok. Şirketler bazen birtakım kotalar koyuyor, belli bir adede ulaşınca sistemi ağırlaştırabiliyor. Sıkıntı şurada; 17 bin tane acente var, sigorta şirketinin sayısı ise 40. Acenteler hiçbir poliçeyi kaçırmak istemiyor. Geçmişte X şirketinin acentesiydi, o şirket trafik ruhsatını bırakınca, poliçe kesmek için arayışa giriyor. A şirketi de bazen poliçe kesip bazen kesmediği için sıkıntı buradan doğuyor. Ancak kendi şirketlerimiz açısından böyle bir sorun söz konusu değil.

Trafik sigortasında asıl sıkıntı; hasar ödemelerinde 10 yıla yayılan bir kuyruğun olması. Yani dava sonuçlanana kadar muallak hasarlar karşılığı olarak kazazedeler için tazminat karşılığı ayırmamız gerekiyor. Bütün bedeni hasarlardaki en büyük hasar hesaplama paritesi ise asgari ücret. Bu da kazanın olduğu yıldaki asgari ücrete göre değil, paranın ödendiği yıldaki asgari ücrete göre hesaplanıyor.

Ben üç sene önce trafik poliçesini satmışım, şu andaki asgari ücreti nereden bilecektim? Dolayısıyla tüm sektörlerden farklı olarak sattığım ürünün de maliyeti artıyor. Stabil olmayan ortamlarda sigorta şirketinin 10 yıllık tahminlemeyi yapması çok zor.

"Tazminatın çoğunu aracılar alıyor"

Dr. Serdar ŞİRAZİ / Hukukçu, Ortopopedi-Travmatoloji Uzmanı, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişisi

Trafik sigortasında ciddi sıkıntı var. Şirketler bu işten o kadar çok zarar görüyor ki artık hiçbir şirket, trafik sigortasına yaklaşmak istemiyor. Halbuki konuyla ilgili yasal düzenlemelerde hepsi açıkça belirtilmiş. Normalde sürecin şöyle işlemesi gerekiyor: Kaza geçirdim, tedavi oldum. Ya kendim sigorta şirketine başvuru yaparım veya avukata vekalet vererek tazminat talebinde bulunurum.

Aracı kuruluşların bu işi yapmaması lazım. Bireysel olarak ya kendim başvuracağım veya avukata vekalet vereceğim, süreç bu şekilde ilerleyecek. Eskiden aracı kuruluşların kazadan dolayı mağdur olanlardan vekaletname alma yetkisi vardı ama birkaç yıl önce kısıtlandı. Şimdi aracı kuruluşlar kendine vekalet almıyor bir avukat üzerinden bunu yapıyor. Bunun bedeli topluma yansıyor. Poliçe fiyatları çok artıyor. Üç sene önce trafik sigortasına ödediğiniz bedel ile şimdikini karşılaştırın, primler en az üç-dört kat arttı. Mağdura yansıyor mu derseniz aracı kuruluşlar, tazminatın büyük kısmını alıyor.

Sigortalılar ne yapmalı?

  • Yasal düzenleme çok net. Buna göre, trafik kazası sonucu oluşan hasarlar ancak mağdurun kendisi veya onun vekil tayin ettiği avukat tarafından alınabiliyor.
  • Doğrudan acenteleriniz üzerinden veya ona da gerek kalmadan sigorta şirketinizin çağrı merkezi üzerinden veya Türkiye Sigorta Birliği'ni arayarak hakkınızı doğrudan arayın.
  • Böylece bizzat başvurarak en hızlı ve doğru şekilde hasarlarınızı tazmin edebilirsiniz.
BİZE ULAŞIN