Yıllık poliçeler demode oldu, parametrik sigorta modelleri yükselişte

Değişen yaşam alışkanlıkları, sigortacılığı da dönüştürüyor. Bugün sigorta müşterisi yalnızca yılda bir kez satın alınan klasik poliçeler istemiyor. Mehrwerk Türkiye Eş CEO’su Esin Karakaya, “Özellikle Z kuşağı ihtiyaç ortaya çıktığı anda devreye giren, kısa süreli, kolay erişilebilir ve günlük hayatın içine entegre çözümler bekliyor” diyor.
20.05.2026 10:39 GÜNCELLEME : 20.05.2026 10:39

ÜRÜN DİRİER/ Değişen yaşam alışkanlıkları, sigortacılığı da dönüştürüyor. Bugün sigorta müşterisi yalnızca yılda bir kez satın alınan klasik poliçeler istemiyor. İhtiyaç ortaya çıktığı anda devreye giren, kısa süreli, kolay erişilebilir ve günlük hayatın içine entegre çözümler bekliyorlar. Özellikle parametrik sigorta modelleri burada önemli bir dönüşüm yaratıyor. Çünkü bu sistemlerde müşterinin uzun ve karmaşık hasar süreçleriyle uğraşması yerine, önceden tanımlanan bir olay gerçekleştiğinde süreç otomatik olarak çalışıyor. Örneğin uçuşun belirli bir saatten fazla gecikmesi, bagajın kaybolması ya da hava koşulları nedeniyle seyahatin aksaması gibi durumlarda müşterinin ayrıca belge toplaması ya da uzun operasyonel süreçlerle uğraşması gerekmiyor. Bu yaklaşım sigortayı yalnızca hasar anında devreye giren bir ürün olmaktan çıkarıp, günlük yaşamın doğal bir parçası haline getiriyor. Mehrwerk Türkiye Eş CEO'su Esin Karakaya ile sigortacılığın değişen yüzünü konuştuk.

Mehrwerk Türkiye olarak alanınızda özellikle odaklandığınız dikeyler neler? Hangi yeni nesil hizmetleri sunuyorsunuz?

Mehrwerk Türkiye olarak, finansal sektörün önde gelen 11 banka ve 9 sigorta şirketiyle birlikte geniş bir iş ortağı ekosistemiyle B2B iş modeli ile çalışıyoruz. Yaklaşık 20 yıllık deneyimimizle iş ortaklarımızın müşterilerine katma değer sağlayan ve gelir modelleri yaratan çözümler geliştiriyoruz. İş ortaklarımıza mikro sigorta, asistans hizmetleri, müşteri sadakati ve cashback odaklı platform çözümleri sunuyoruz. Bunun yanı sıra çağrı merkezi operasyonlarımız ve dijital satış kanallarımız sayesinde ürünlerin son kullanıcıya ulaştırılması ve satış süreçlerinin yönetilmesi konusunda da uçtan uca destek sağlıyoruz. Bu kapsamda yalnızca bir tedarikçi değil, iş ortaklarımızın iş modellerine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir çözüm ortağı olarak hareket ediyoruz.

Modern hayatın içinde hepimizin finansal, dijital, seyahat gibi birden fazla "hayatı" var ve her biri farklı riskler taşıyor. Bizim mikro sigorta çözümlerimiz kapsamında sunduğumuz ürün ve hizmetler bu alanlarda ortaya çıkan küçük problemlerin büyük problemlere dönüşmesini engellerken 7/24 bireylerin yanında olan yaşam destek hizmetleri çözümleri sunuyor. Siber Güvenlik, Kart Koruma, Kimlik Koruma, Uçuşum Güvende gibi ürünlerimiz sayesinde sigorta teminatı + asistans hizmeti kombinasyonuyla kullanıcıların yaşam döngüsü boyunca kendilerini güvende ve desteklenmiş hissetmelerini sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar, yaşamın her alanında güven hissini kesintisiz olarak deneyimliyor.

Z kuşağının talep ettiği yeni tür sigorta/destek istekleri neler?

Z kuşağı sigortadan artık yalnızca finansal güvence değil, hızl, şeffaf, dijital deneyim ve günlük hayatlarını kolaylaştıran hizmetler bekliyor. Bu nedenle klasik poliçe yaklaşımının yerini daha esnek, kişiselleştirilmiş ve teknoloji odaklı çözümler almaya başladığını görüyoruz.

Özellikle mobil uygulama üzerinden kolay erişilebilen hizmetler, kısa süreli seyahat ve mobilite sigortaları, dijital güvenlik çözümleri, cyber koruma hizmetleri ve wellbeing odaklı destek modelleri genç kullanıcıların daha fazla ilgisini çekiyor. Bunun yanında embedded insurance olarak adlandırılan, sigortanın satın alınan hizmetin içine entegre olduğu modeller de hızla büyüyor.

Genç kullanıcılar artık sadece hasar anında ödeme yapan şirketlerden değil; hayatlarını kolaylaştıran, proaktif destek sunan ve dijital deneyimi güçlü markalardan değer görüyor. Bu nedenle sigorta sektörünün geleceğinde hız, kişiselleştirme, erişilebilirlik ve kullanıcı deneyimi çok daha belirleyici olacak diye düşünüyoruz.

Artık daha kısa süreli sigorta/destek talepleri var demiştiniz. Bunu açar mısınız?

Bugün sigorta müşterisi artık yalnızca yılda bir kez satın alınan klasik poliçeler istemiyor. İhtiyaç ortaya çıktığı anda devreye giren, kısa süreli, kolay erişilebilir ve günlük hayatın içine entegre çözümler bekliyor. Özellikle parametrik sigorta modelleri burada önemli bir dönüşüm yaratıyor. Çünkü bu sistemlerde müşterinin uzun ve karmaşık hasar süreçleriyle uğraşması yerine, önceden tanımlanan bir olay gerçekleştiğinde süreç otomatik olarak çalışıyor.

Örneğin uçuşun belirli bir saatten fazla gecikmesi, bagajın kaybolması ya da hava koşulları nedeniyle seyahatin aksaması gibi durumlarda müşterinin ayrıca belge toplaması ya da uzun operasyonel süreçlerle uğraşması gerekmiyor. Bu yaklaşım sigortayı yalnızca hasar anında devreye giren bir ürün olmaktan çıkarıp, günlük yaşamın doğal bir parçası haline getiriyor.

Dünyada Lemonade, Getsafe ya da NEXT Insurance gibi yeni nesil insurtech şirketleri bu dönüşümün önemli örnekleri arasında yer alıyor. Kullanıcılar artık sadece ihtiyaç duydukları süre boyunca, örneğin bir seyahat, bir cihaz kullanımı ya da kısa dönemli bir aktivite için dakikalar içinde koruma satın alabiliyor. Haftalık seyahat sigortaları, uçuş gecikme korumaları, dijital risk paketleri ya da kullanım bazlı mikro ürünler bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri haline geldi.

Biz de sektörün bu yönde evrildiğini görüyoruz. Sigortanın geleceğinin, müşterinin hayatına yalnızca hasar anında değil; seyahatte, dijital dünyada, alışverişte, mobil bankacılıkta yani günlük yaşamın her temas noktasında dokunan, proaktif, esnek ve erişilebilir çözümlerden oluşacağına inanıyoruz. Özellikle mikro sigorta ve parametrik modellerin önümüzdeki dönemde sektörün büyümesinde çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum.

Türkiye'yi Avrupa ile kıyasladığımızda sigorta veya destek hizmetleri talebi bakımından nasıl bir fark var? Yoksa dünya trendleriyle aynı paralelde mi gidiyoruz?

Türkiye'nin sigorta penetrasyonu hâlâ Avrupa ortalamasının altında. Bu farkın kapanması, sigortayı yalnızca bir güvence aracı olarak değil, bireylerin ve kurumların hayatını kolaylaştıran, değer katan bir hizmet olarak konumlandırmakla mümkün olacak. Karmaşık ve anlaşılması zor ürünler yerine sade, dijital, erişilebilir ve insanların günlük hayatlarına dokunan çözümler geliştirmek gerekiyor. Türkiye pazarı; dinamik yapısı, güçlü finansal ekosistemi, dijitalleşme konusundaki yüksek adaptasyonu, mobil alışkanlıkları ve genç, teknolojiye açık nüfusuyla fark yaratan önemli bir pazar.

Siber güvenliğe ve veri korumaya yönelik hizmetleriniz açık ara önde tercih ediliyor. Bu kapsamda sunduklarınız nelerdir?

Evet, biz bu dönüşümü oldukça erken bir dönemde öngörerek global tecrubemiz ve "know how" ımızla birlikte Siber Güvenlik Sigortası ürününü ilk defa Türkiye'de 2012 uılında hayata geçirerek bu alanda öncü olduk. Özellikle Siber risklerle ilgili olarak yaklaşımımız yalnızca hasar sonrası tazminat ödeyen bir model değil; müşteriyi risk oluşmadan önce koruyan proaktif bir güvenlik anlayışına dayanıyor. Bu kapsamda sunduğumuz siber güvenlik, dijital güvence ve kimlik/şifre koruma çözümleriyle, kullanıcıların dijital dünyada daha güvenli ve rahat hareket etmelerini sağlıyoruz. Geliştirdiğimiz ürünlerle kişisel bilgilerin tamamen dijital müşteri deneyimi olan platformlarda deep ve dark web tarama sistemleri ile kötü niyetli kişiler ve sistemler tarafından ele geçirilip geçirilmediğini 7/24 izliyor, olası bir risk gördüğümüzde finansal bir kayıp henüz oluşmadan tespit ederek proaktif uyarılarla müşterilerimizi bilgilendiriyoruz ve bu konuda özel uzmanlaşmış ekiplerimiz tarafından aksiyon planları sunuyor ve tüm süreçte yanlarında oluyoruz.

Türkiye'de nasıl ölçekleniyorsunuz? İş modeliniz nedir?

Mehrwerk'in iş modeli, teknolojiyi müşteri deneyimi ve satış kanallarıyla entegre eden bütünleşik bir yapı üzerine kurulu. Bugün Türkiye'de 3 milyona ulaşan "yaşayan" bir müşteri portföyünü yönetiyoruz. Bu modelde yalnızca ürün geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda ürünlerin doğru hedef kitleye ulaşmasını sağlayan satış ve müşteri deneyimi süreçlerini de yönetiyoruz. İn-house çağrı merkezi altyapımız sayesindeise iş ortaklarımız için güçlü bir satış ve müşteri iletişimi kanalı oluşturuyoruz.

Mehrwerk tarihçesinden bahseder misiniz?

Mehrwerk Group, Almanya merkezli, iş ortaklarına gelir artışı ve müşteri sadakati çözümleri sunan güçlü bir teknoloji platformuna sahip uluslararası bir şirkettir. Grup; finans, sigorta, perakende ve enerji gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor ve kurumların müşterileriyle olan ilişkisini derinleştiren, veriye dayalı, yapay zekâ destekli modeller geliştiriyor. Bunun yanında mikro sigorta, asistans ve çağrı merkezi yönetimi çözümleri gibi geniş bir alanda da faaliyet gösteriyor. Kısacası, teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, değer yaratma mekanizması olarak kullanan bir yapı.

Kasım 2025 tarihinde CPP Türkiye'yi tüm insan kaynağı ile birlikte satın alarak global vizyonunda daha güçlü bir oyuncu olma yolculuğuna büyüyerk devam ediyor. Bugün Türkiye'de Mehrwerk ismi altında yaklaşık yirmi yıldır finans ve sigorta sektörünün önde gelen banka ve sigorta şirketlerinin çözüm ortağı olarak çalışıyor; iş ortaklarımızın müşterilerine sunduğumuz sigorta ve asistans hizmetleriyle katma değer yaratan uçtan uca çözümler geliştiriyoruz. Bir yandan da in-house çağrı merkezimiz sayesinde iş ortaklarımıza garanti bir satış ve gelir kanalını birlikte sunabiliyoruz.

Sektörünüze kattığınız yenilik ne oldu son yıllarda?

Son yıllarda sektörümüze kattığımız en önemli yeniliklerden biri, sigortayı yalnızca fiziksel risklerle sınırlı görmeyip dijital yaşamın risklerini de koruma alanına dahil etmek oldu. Türkiye'de bireysel siber koruma çözümlerini ve dijital güvenlik odaklı sigorta modellerini ilk sunan yapılardan biri olduk.

Özellikle finansal değer taşıyan şifreler, dijital hesap güvenliği, kimlik hırsızlığı, sosyal mühendislik ve siber dolandırıcılık gibi günümüzün hızla büyüyen risk alanlarına yönelik ürünler geliştirdik. Çünkü artık insanların en değerli varlıklarından biri dijital kimlikleri ve kişisel verileri haline geldi.

Bunun yanında parametrik sigorta alanında geliştirdiğimiz "Uçuşum Güvende" modeliyle, uçuş gecikmesi veya iptali gibi durumlarda müşterilerin uzun hasar süreçleriyle uğraşmadan hızlı ve otomatik çözümler alabildiği yeni nesil bir deneyim sunduk. Bu yaklaşım sigortayı daha proaktif, erişilebilir ve günlük yaşamın içine entegre hale getiriyor.

Sektörün geleceğini yalnızca hasar sonrası ödeme yapan yapılardan değil; müşterinin günlük hayatına dokunan, dijital riskleri anlayan ve teknolojiyi merkeze alan çözümlerde görüyorum.

Sigortacılık veya destek hizmetlerini yapay zeka nasıl dönüştürüyor?

Yapay zekâ ve büyük veri, bizim iş modelimizin merkezinde yer alıyor. Bu teknolojiler sayesinde iş ortaklarımızın müşteri davranışlarını, kullanım alışkanlıklarını ve ihtiyaçları gerçek zamanlı analiz eden veri modelleri sunabiliyoruz. Bu yaklaşım hem iş ortaklarımıza daha verimli gelir modelleri sunmamızı sağlıyor hem de müşterilere daha kişiselleştirilmiş teklif ve hizmetleri gerçek zamanlı olarak sağlamamıza imkan tanıyor.

Yapay zeka sigortacılıkta destek hizmetlerini daha hızlı, daha verimli ve daha kişiselleştirilmiş hale getiriyor. Özellikle çağrı merkezi operasyonları, hasar süreçleri, fraud tespiti ve müşteri deneyimi tarafında önemli bir dönüşüm yaşanıyor.

BİZE ULAŞIN