Küresel sermaye neden franchise platformlarını satın alıyor?
ÖZHAN EREM/ Türkiye'de girişim sermayesi fonları, özel sermaye fonları ve alternatif yatırım araçları her geçen gün daha fazla konuşuluyor. Aynı dönemde dünyanın önde gelen yatırım fonlarının franchise şirketlerine neden milyarlarca dolarlık yatırım yaptığını incelemek ise bence en az bu gelişmeler kadar önemli. Çünkü son yıllarda gerçekleşen satın almalar, franchising'in küresel sermaye açısından farklı bir noktaya taşındığını gösteriyor.
Hemen her franchise markasının uzun vadeli hedeflerinden biri, bir yatırım fonunun ilgisini çekmek; büyümesini doğru sermayeyle hızlandırmak ve zamanı geldiğinde başarılı bir ortaklık ya da exit hikâyesi yazabilmektir.
Son üç haftadır bu köşede franchise sektörünü uluslararası sermayenin bakış açısından değerlendirmeye çalışıyorum.
Bunu yalnızca franchise markalarına farklı bir perspektif sunmak için değil, Türkiye'de giderek büyüyen girişim sermayesi ve özel sermaye ekosisteminin dikkatini franchise sektörüne çekebilmek için de yapıyorum.
Çünkü bugün yeni fonlar kuruluyor, mevcut fonlar yatırım alanlarını çeşitlendiriyor ve aracı kurumlar yeni büyüme hikâyeleri arıyor.
Franchise sektörü ise önemli bir dönüşüm yaşamasına rağmen, sermaye piyasalarının radarına henüz hak ettiği ölçüde girebilmiş değil.
Oysa dünyanın önde gelen yatırım fonlarının son yıllarda yaptığı satın almalar gösteriyor ki franchise şirketleri artık yalnızca restoran ya da perakende yatırımı olarak görülmüyor. Ölçeklenebilir platformlar, kurumsallaşmış organizasyonlar ve sürdürülebilir nakit akışı üreten işletmeler olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'de de benzer bir dönüşümün izlerini görüyoruz. Yerli yatırım fonlarının franchise sektörüne ilgisi giderek artarken, yabancı yatırımcılar da Türk franchise markalarını daha yakından takip etmeye başladı.
Bu nedenle bu sayıda uluslararası sermayenin yatırım yaklaşımını biraz daha derinleştirmek istedim.
Ben, franchising dünyasında yaşanan bu yeni dönemi "Franchise Capital" olarak tanımlıyorum.
Çünkü franchising artık yalnızca markaların büyüme modeli değil; küresel sermayenin yatırım yaptığı yeni bir varlık sınıfına dönüşüyor.
Sermaye Yeni Bir Varlık Sınıfı Keşfetti
Uzun yıllar boyunca franchising daha çok girişimcilik modeli olarak değerlendiriliyordu.
Markalar yeni şubeler açıyor, yatırımcılar işletme sahibi oluyor ve büyüme büyük ölçüde bu ilişki üzerinden ilerliyordu.
Bugün ise finans dünyası aynı yapıya farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor.
Private equity fonları açısından franchise şirketleri; standart operasyonları, öngörülebilir nakit akışları, güçlü marka yapıları ve ölçeklenebilir organizasyonları sayesinde yatırım yapılabilir platformlara dönüşmüş durumda.
Dünyada son on beş yılda gerçekleşen satın almalara bakıldığında oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.
Roark Capital, Arby's'den Subway'e kadar çok sayıda franchise markasını aynı platform altında topladı.
3G Capital, Burger King'i satın aldı; ardından Tim Hortons ve Popeyes ile Restaurant Brands International'ı oluşturdu.
Blackstone, Jersey Mike's gibi yüksek büyüme potansiyeli taşıyan franchise zincirlerine yatırım yaptı.
Bain Capital, Apollo, Advent, CVC, KKR ve L Catterton gibi birçok küresel yatırım fonu da benzer stratejiler izledi.
İşlemler farklı şirketlerde gerçekleşmiş olsa da yatırım mantığı büyük ölçüde aynı.
Fonlar artık restoran veya perakende işletme satın almıyor.
Platform satın alıyor.
Greg Flynn Neden Bu Kadar Önemli?
Greg Flynn'in hikâyesi başarılı bir girişimcinin büyüme öyküsü olarak anlatılıyor.
Sermaye piyasalarının penceresinden bakıldığında ise çok farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Sekiz Applebee's restoranıyla başlayan yolculuk bugün binlerce restorandan oluşan dev bir operasyonel platforma dönüşmüş durumda.
Flynn Group'un değeri yalnızca işlettiği restoranlardan kaynaklanmıyor.
Merkezi satın alma gücü...
Operasyonel standartları...
Teknoloji altyapısı...
Finans yönetimi...
Veri kullanımı...
İnsan kaynakları organizasyonu...
Bütün bunlar aynı platformun parçaları.
Inspire Brands, Driven Brands, Neighborly, GoTo Foods ve Authentic Brands Group gibi yapılar da benzer şekilde büyüyor.
Yeni eklenen her marka yalnızca ciroyu artırmıyor; platformun toplam değerini de büyütüyor.
Yatırımcıların Baktığı Yer Değişti
Bugün yatırım fonları bir franchise şirketini değerlendirirken yalnızca mağaza sayısına bakmıyor.
Şirket ne kadar kurumsal?
Nakit akışı ne kadar öngörülebilir?
Yönetim sistemi yeni markaları aynı platform altında yönetebilecek olgunluğa sahip mi?
Uluslararası büyüme kapasitesi nasıl?
Yeni satın almaları finanse edebilecek organizasyon yapısı var mı?
Bu soruların cevapları, şirket değerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Bir anlamda yatırımcı bugünkü şirketi değil, gelecekte oluşabilecek platform değerini satın alıyor.
Türkiye İçin Yeni Bir Dönem
Türkiye'nin franchise ekosistemi son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi.
Yüzlerce şubeye ulaşan markalar oluştu.
Profesyonel yönetim ekipleri kuruldu.
Kurumsal raporlama sistemleri gelişti.
Uluslararası açılımlar hızlandı.
Yatırım ortaklıkları gündeme gelmeye başladı.
Tavuk Dünyası'nın Mediterra ile gerçekleştirdiği ortaklık bunun dikkat çeken örneklerinden biri oldu.
Benzer işlemlerin önümüzdeki yıllarda artması şaşırtıcı olmayacaktır.
Çünkü küresel sermaye artık yalnızca teknoloji şirketlerini değil, düzenli nakit akışı üreten, kurumsallaşmış ve ölçeklenebilir franchise platformlarını da yakından takip ediyor.
Bu tablo aynı zamanda franchise markalarına da önemli bir mesaj veriyor.
Büyüme hedefi artık yalnızca yeni şubeler açmakla sınırlı değil.
Yatırım yapılabilir bir şirket yapısı oluşturmak da en az büyüme kadar değerli hâle geliyor.
Franchise Fuarları da Yeni Bir Döneme Giriyor
Sektördeki dönüşüm, buluşma platformlarını da geliştiriyor.
Uzun yıllar boyunca franchise fuarlarının ana kitlesi girişimcilerdi.
Bugün ise özel sermaye fonları, aile ofisleri, stratejik yatırımcılar, çoklu franchise operatörleri ve birleşme & satın alma profesyonelleri de bu ekosistemin doğal paydaşları hâline geliyor.
Bu gelişme, franchise fuarlarının da zaman içinde daha geniş bir yatırım ekosistemine hitap edecek şekilde gelişeceğini gösteriyor.
Son Söz
Franchise sektörü artık yalnızca girişimcilik dünyasının gündeminde değil.
Sermaye piyasalarının da dikkatle izlediği alanlardan biri hâline geliyor.
Türkiye'nin güçlü franchise markaları ile büyüyen yatırım fonu ekosistemi arasındaki temas arttıkça, yeni ortaklıkların ve yeni başarı hikâyelerinin ortaya çıkması mümkün görünüyor.
Bu nedenle önümüzdeki yıllarda franchise sektörünü yalnızca şube sayılarıyla değil; oluşturduğu şirket değeri, yatırım çekme kapasitesi ve kurduğu platformlarla değerlendireceğimizi düşünüyorum.
Ben bu yeni dönemi tek bir kavramla ifade ediyorum:
Franchise Capital.
Franchise ekosistemimizin gelinen bu noktada daha ileriye sıçraması için yatırım fonlarının devreye girmesi şarttır.