ÜRÜN DİRİER/ İş dünyasında kadınların kariyer yolculuğu uzun yıllardır üst düzey pozisyonlara ulaşmada yaşanan sorunlara ilişkin "cam tavan" metaforuyla anlatılıyor. Fakat yaşadıkları tüm zorlukları birer fırsat ve gelişim fırsatı olarak görmüş ve erkek egemen teknoloji dünyasında en üst basamaklara kadar çıkmayı başarmış kadınlar da var. Bu dosya onlar için…
GÜVENLİK TEKNOLOJİSİ GELİŞTİREN PROJELERİ YÖNETİYOR
Pelin YELKECİOĞLU/ Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü
25 yılı aşkın kariyerim boyunca pazarlama, ürün ve teknoloji yönetimi ile satış alanlarında; uluslararası görevler ve bölgesel sorumluluklar üstlenerek büyüme, ticari dönüşüm ve organizasyonel gelişim odaklı liderlik rolleri yürüttüm. Kariyerimin erken döneminde Xerox'ta satış ve pazarlama liderliği görevlerinin ardından TNB Teknoloji'de Pazarlama Direktörü olarak marka konumlandırma, go-to-market stratejileri ve entegre pazarlama yapılanmalarının oluşturulmasına liderlik ettim. 2014'ten bu yana Securitas Technology 'de farklı roller üstlenerek rekabetçi pazarlarda iş stratejileri, pazarlama planları ve satış performansının gelişimine odaklandım. Ocak 2024 itibariyle Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunuyum; Illinois Üniversitesi'nde MBA tamamladım. Elektronik güvenlik ve teknoloji alanına pazarlama ve ürün yönetimi ekseninde girdim; bu yolculukta odağım her zaman büyümeyi ölçülebilir değer üzerinden yönetmek oldu. Bugüne kadar yeni segmentlerde büyümeyi hızlandıran, yeni müşteri kazanımını güçlendiren ve satış süreçlerini daha sistematik hale getiren yapılanmalar üzerinde çalıştım. İnovasyon tarafında ise yapay zekâ destekli çözümlerle güvenlik teknolojilerini yalnızca "izleme" değil; iş sağlığı-güvenliği ve operasyonel verimlilik gibi alanlarda da somut fayda üreten bir araca dönüştüren projeler yürüttüm. Misyonum; teknolojiyi sadece iş çıktısı için değil dünyanın daha güvenli hale gelmesine yardımcı olacak şekilde konumlamak. Bir insan ve bir anne olarak, güvenliğin "hissettiren" değil "yaşatan" bir değer olduğuna inanıyorum; çünkü insan kendini güvende olduğunda daha sağlıklı karar alır, daha üretken olur ve yaşam kalitesi yükselir. Bu nedenle güvenlik teknolojilerinin sürekli yönetilen, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir yapıda çalışması benim için kritik. Elektronik güvenlik gibi erkek egemen kabul edilen bir sektörlerde önyargılarla karşılaştım. Bunu aşarken iki şeye yaslandım; hazırlık ve özgüven. En kritik eşik, özellikle kariyerin başında, kendine güvenmek. Zor görevleri sahiplenmek, veriye dayalı karar almak, farklı bakış açılarını kapsayan bir liderlik dili kurmak ve istikrarlı performans göstermek, zamanla kalıpları kıran en güçlü araçlar oluyor.
DİJİTAL ANI PLATFORMU KURDU
Rahel SARANGA/ Simmortals Kurucu Ortağı
Eğitim ve teknoloji alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir girişimciyim. Eğitim yolculuğuma İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladım, ardından Boğaziçi Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünde devam ettim ve uzun yıllar özel matematik öğretmenliği yaptım. Bu süreçte edindiğim analitik düşünme, sistem kurma ve çok disiplinli bakış açısı, zamanla teknoloji ve finans odaklı yenilikçi projeler geliştirmeme zemin hazırladı. Bugün ise bu birikimi, insan hikâyelerini geleceğe taşıyan dijital çözümler üretme vizyonuyla girişimcilik alanında değerlendiriyorum. SimmortalS, dijital çağda hatıraların nasıl korunabileceği ve kayıpla kurulan bağın nasıl sürdürülebileceği sorusuna yanıt arayışıyla ortaya çıktı. Günümüzde yas, kayıp ve hatırlama gibi en temel insani deneyimlerin dijital dünyada yeterince temsil edilmediğini fark etmem bu yolculuğun başlangıcı oldu. Dünyada gelişmekte olan yas teknolojisi alanının henüz görünür ve erişilebilir olmaması, aynı dönemde yaşadığım kişisel kayıp ve yurt dışında mezarlıklarda karşılaştığım QR kod uygulamaları bu fikri somutlaştırdı. Bu gerçek ihtiyaçtan hareketle SimmortalS'ı; hatıraları kalıcı, ulaşılabilir ve paylaşılabilir kılan bir dijital anı platformu olarak kurduk. Güçlü teknoloji altyapısı ve kurumsal iş birlikleriyle desteklenen sürdürülebilir bir yapı oluşturarak platformu adım adım geliştirmeye devam ediyoruz. Bu sektöre girişim aslında kendi yaşam deneyimimle başladı. Eğitim alanında uzun yıllar çalışırken insan hikâyelerinin, hafızanın ve kuşaklar arası aktarımın ne kadar değerli olduğunu yakından gözlemledim. Özellikle dijitalleşmenin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir dönemde, kayıp ve hatırlama deneyiminin dijital dünyada yeterince karşılık bulmadığını fark ettim. Bu farkındalık beni "yas teknolojisi" alanına yöneltti. Dünyadaki örnekleri inceledim, modeli analiz ettim ve bu alanın Türkiye'de henüz yapılandırılmamış olduğunu gördüm. Ardından teknik ekip kurarak SimmortalS'ı geliştirmeye başladık. Bugüne kadar; Yapay zekâ destekli anı deneyimlerini platforma entegre ettik, Fiziksel ve dijital dünyayı birleştiren SimTag ismini verdiğimiz QR tabanlı çözümler geliştirdik, Kurumsal iş birlikleriyle sürdürülebilir bir iş modeli oluşturduk.
TEKNİK ROLLERLE YOLA ÇIKTI, STRATEJİK ALANA YÖNELDİ
Sevi Tüfekçi KARAHALLI/ Citrix Türkiye Genel Müdürü
İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Mezuniyetimin ardından Sheffield Üniversitesi'nde bilgisayar ağları alanında yüksek lisans yaptım. Kariyerime, 1997 yılında CA Technologies'te sistem mühendisi olarak başladım. 21 yıl hizmet ettiğim bu kurum, teknoloj, stratejik planlama, operasyon, teknik ve satış yönetimi gibi farklı pek çok alanda görev alma ve kendimi geliştirme fırsatı bulduğum bir okul niteliğindeydi, Bu süreç içinde 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Executive MBA programını tamamladım. 2018'de Citrix'e Satış Mühendisliği Doğu Avrupa, Rusya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Direktörü olarak katıldım. Eylül 2024 itibarıyla Citrix Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Teknolojiye ilgim ortaokul yıllarında başladı ve mühendislik eğitimini tercih ettim. Kariyerimin ilk yıllarında altyapı, sistem yönetimi ve kurumsal yazılım projelerinde aktif teknik roller üstlendim. Zamanla işin stratejik tarafına yöneldim; teknoloji yatırımlarının şirketlerin rekabet gücüne nasıl dönüştüğünü yakından gözlemledim. Regülasyon yoğun sektörlerde yürüttüğümüz yüksek erişilebilirlik ve güvenlik projeleri, kariyerimde önemli dönüm noktaları oldu. Sektöre girerken hedefim, teknoloji yardımıyla yaşamı kolaylaştırmak ve insanlığa değer katmaktı. Citrix'te buna, Türkiye'de kurumların dijital çalışma altyapılarını güvenlik merkezli bir yaklaşımla yeniden tasarlamalarına liderlik ederek destek olduğumuza inanıyorum. Bugün hibrit çalışma, güvenli uzaktan erişim ve merkezi yönetim çözümleri artık iş sürekliliğinin temel unsurları. Bu dönüşümde önemli bir rol oynadığımızı söyleyebilirim. Teknoloji sektörü erkek ağırlıklı bir yapıya sahip ve karar mekanizmalarında kadın temsili sınırlı. Özellikle teknik kökenli bir kadın yönetici olarak zaman zaman yetkinliğimi daha fazla kanıtlama ihtiyacı hissettiğim anlar oldu. Bu noktada iki yaklaşım benimsedim: İlki, teknik deriniğimi sürekli güncel tutmak. Bilgi en güçlü referanstır. İkincisi ise sonuç üretmek. Rakamlar, başarı hikayeleri ve somut çıktılar önyargıların önüne geçer. Bugün geldiğimiz noktada kadın liderliğinin teknoloji sektörüne farklı bir bakış açısı kazandırdığına inanıyorum. Analitik düşünce ile empatiyi birlikte kullanabilmek, özellikle ekip yönetiminde ve müşteri ilişkilerinde önemli bir avantaj sağlıyor.
ARTIK HERKESİN E-TİCARET PLATFORMU VAR
Yasemin ÇİL/ Mağazanolsun CEO'su
Uzun yıllardır teknoloji ve dijital dönüşüm alanında çalışan bir girişimciyim. Kariyerime kamu altyapıları ve teknoloji projelerinde başladım. Bu süreçte dijital sistemlerin hem bireyler hem kurumlar için nasıl dönüştürücü bir güç olduğunu yakından gözlemledim. Edindiğim teknik ve operasyonel deneyimi, daha geniş bir toplumsal faydaya dönüştürme hedefiyle girişimcilik yolculuğuna adım attım. Mağazanolsun'un temelleri 2016 yılında kurduğumuz teknoloji girişimiyle atıldı. İlk etapta dijital altyapılar, ödeme sistemleri ve sadakat çözümleri üzerine çalıştık. Bu süreç bize hem teknik yetkinlik hem de pazar deneyimi kazandırdı. 2019 yılında ise "herkes için e-ticaret" vizyonuyla Mağazanolsun platformunu hayata geçirdik. Amacımız, e-ticareti büyük sermayesi olan şirketlerin tekelinden çıkarıp bireysel girişimciler için erişilebilir hale getirmekti. Yüksek maliyetli yazılımlar, karmaşık kurulum süreçleri ve operasyonel zorlukları ortadan kaldıran bir sistem geliştirdik. E-ticaret sektörüne girme sebebimiz aslında gözlemlediğimiz büyük bir boşluktu. Türkiye'de pek çok insan girişimci olmak istiyor ancak teknik bilgi, sermaye ve lojistik süreçler ciddi engeller oluşturuyordu. Biz anahtar teslim bir e-ticaret altyapısı geliştirdik. Ürün tedarikinden lojistiğe, pazarlamadan satışa kadar tüm süreci sadeleştirdik. Kullanıcılarımızın teknik bilgiye ihtiyaç duymadan kendi mağazalarını açabilecekleri bir sistem kurduk. Bugün platformumuz üzerinden kadınlar, emekliler, engelliler ve ek gelir arayan birçok birey satış yapabiliyor. En büyük başarımız sadece ticari büyüme değil; insanların ekonomik bağımsızlık kazanmasına katkı sağlamış olmak. En baştaki misyonumuz çok netti. Dijital ekonomiyi herkes için erişilebilir kılmak. E-ticareti teknik bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarıp herkesin kullanabileceği bir modele dönüştürmek istedik. Bugün geldiğimiz noktada binlerce kullanıcının aktif olarak satış yaptığını görmek, doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Elbette hedeflerimiz büyüyerek devam ediyor. Türkiye'de elde ettiğimiz deneyimi uluslararası pazarlara taşımak ve e-ihracat kapasitesini artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında.
SİSTEM KURMAK ONUN İŞİ
Vildan Çal ÖZEL/ Bacacı Yatırım Holding Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi
Boğaziçi Üniversitesi'nde yüksek lisans, ODTÜ'de lisans eğitimimi Elektrik-Elektronik Mühendisliği alanında tamamladım. Kariyerime telekom sektöründe başladım. 25 yılı aşkın süredir teknoloji, dijital dönüşüm ve iş stratejisi kesişiminde çalışıyorum. Farklı sektör ve ölçeklerde teknoloji stratejisi oluşturma, dijital dönüşüm programları yürütme, ERP ve müşteri deneyimi projeleri hayata geçirme ve grup şirketlerinde teknoloji yönetişimi kurma gibi alanlarda görev aldım. Bugün, Bacacı Yatırım Holding bünyesinde Bilgi Teknolojileri İcra Kurulu Üyesi olarak, grup genelinde teknoloji stratejisinin belirlenmesi, dijital dönüşüm programlarının koordinasyonu ve teknoloji odaklı yatırım kararlarının değerlendirilmesinde görev alıyorum. Mühendis olmak, teknoloji sektöründe çalışmak benim için doğal bir akış içinde oldu. Küçük yaşlarda eve yeni giren cihazın içini açıp inceleyen, matematik ve fizik derslerini çok seven bir öğrenci olarak zaten 'bu kız mühendis olmalı' deniyordu. Üniversite tercihi yaparken elektrik-elektronik mühendisliğini çok stratejik bir planla seçtiğimi söyleyemem. Temel motivasyonum geleceğin teknolojilerinin merkezinde olmaktı. Asıl yönümü çizen yer ise ODTÜ oldu. Orada telekomünikasyonun ölçek ekonomisini ve dijitalleşmenin stratejik etkisini keşfettim. Sadece teknolojiyi kullanmak değil, onu tasarlayan ve yön veren tarafta olmak istediğimi o yıllarda netleştirdim. Kariyerime telekom sektöründe başladım. O dönem telekom, teknolojinin en hızlı evrildiği alanlardan biriydi. Büyük ölçekli altyapılar, milyonlarca kullanıcıya dokunan sistemler ve saniyeler içinde karar vermek zorunda olan operasyonlar… Kariyerimin ilerleyen dönemlerinde ise nerede bir dönüşüm hikayesi varsa orada yer almak tercihim oldu. Türkiye'de pazara yeni giren bir GSM operatörünün yapılanmasında görev almak, sıfırdan sistem kurmak ve rekabetçi bir pazarda teknolojiyle fark yaratmak bu tercihin örneklerinden. Sonraki yıllarda ses doğrulama, konuşma analitiği, çok kanallı müşteri deneyimi, ERP dönüşümleri ve dijital platform projeleri gibi alanlarda, bazıları Türkiye'de ilk olan uygulamaların hayata geçirilmesinde aktif rol aldım. Bu projeler yalnızca teknik başarılar değil, iş modellerini de dönüştüren adımlardı.
ÜNİVERSİTE-SANAYİ ARASINDA KÖPRÜ
Gülşen AYÇİÇEK/ Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark Ar-Ge Direktörü
Ekonometri lisansımın ardından İşletme Yönetimi (MBA) alanında yüksek lisansımı tamamladım. Kariyerime bağımsız denetimde; mali analiz, raporlama ve mevzuat uyum süreçlerinde başlayarak güçlü bir finansal ve stratejik altyapı kazandım. 15 yılı aşkın süredir üniversite, teknopark ve teknoloji transfer ekosisteminde; proje geliştirme, hibe ve fon yönetimi, bütçe kontrolü ile üniversite–sanayi iş birliği alanlarında görev alıyorum. Şu an Ar-Ge Hizmetleri Direktörü olarak kurumun Ar-Ge ve inovasyon stratejisini, teknoloji yol haritasını ve performans hedeflerini yönetiyorum. Firmaların desteklere erişimini koordine ediyor; bütçe, teşvik ve mali kontrol süreçlerini yürütüyorum. Ayrıca üniversite–sanayi iş birliği, akademisyenlerin şirketleşmesi, girişimcilik mentorluğu, patent ve ticarileştirme süreçlerinde aktif rol alıyorum. Kadın girişimciliği ve Ar-Ge kültürünün yaygınlaştırılması alanlarında mentorluk yaparak özellikle gençlerin ve kadınların teknoloji ekosisteminde güçlenmesini destekliyorum. Hikâyem; uzmanlıktan yöneticiliğe, denetimden inovasyona uzanan bir dönüşüm süreci. Başarıyı yalnızca destek tutarları ya da tamamlanan projelerle değil; güçlenen girişimciler ve kurulan kalıcı sistemlerle ölçüyorum. Özellikle kadınların teknoloji alanında daha görünür olması için çalışmak bu yolculuğun en anlamlı parçası diyebilirim. Teknoloji ve Ar-Ge ekosistemi hâlâ büyük ölçüde erkek egemen bir alan ayrıca karar mekanizmalarındaki kadınların zaman zaman kendilerini ispat etmesinin gerektiği anlar yaşanabiliyor. Özellikle teknik konularda uzmanlığın sorgulandığı ya da yönetsel kararlarda temkinli yaklaşıldığı durumlarla karşılaştığımı söyleyebilirim. Ancak bu engelleri duygusal reflekslerle değil; veri, hazırlık ve tutarlılıkla aşmayı tercih ediyorum. Yetkinliğimi sonuçlarla ortaya koymak, stratejik düşünmek ve networkümü güçlendirmek en önemli araçlarım diyebilirim. En önemlisi ise kendimi büyüterek, özgüvenle kendim gibi olmayı seçtiğimi söyleyebilirim. Çünkü inanıyorum ki kalıcı etki, sessizce uyum sağlamakla değil; değer üreterek alan açmakla mümkün oluyor.
B2B TEKNOLOJİ GİRİŞİMLERİNE YATIRIM YAPIYOR
Selma BAHÇIVANOĞLU/ Simya VC Yönetici Ortağı
Profesyonel hayatımın merkezinde her zaman "ekosistem inşa etmek" yer aldı. 2013 yılında İTÜ ARI Teknokent'te İTÜ Çekirdek bünyesinde yaklaşık 10 yıl yöneticilik yaptım. Teknokentin girişimleri dünya sahnesine taşıyan Innogate global programının yöneticiliğini de üstlendim. Bu programlarla binlerce startup'a dokunarak, yerel fikirlerin global pazarlarda nasıl ölçeklenebilir iş modellerine dönüştüğüne yakından tanıklık ettim. Tüm bu birikim beni bugün Simya VC'deki rolüme taşıdı. Yaklaşık 4 yıldır Simya VC'nin yönetici ortağı olarak hızlandırıcı fonumuzu yönetiyor; Türkiye'deki erken aşama B2B teknoloji girişimlerine yatırım yapıyoruz. Simya VC, 2022 yılında 212 çatısı altında bir GSYF olarak hayata geçti ve fonun yönetimini Çağdaş Yıldız ile birlikte üstlendik. Odağımıza; global bir probleme çözüm üreten, B2B iş modeline sahip ve teknoloji geliştiren erken aşama girişimleri aldık. Bu vizyonu uluslararası ölçekte güçlendirmek için de Alchemist Accelerator ile iş birliği yaptık. Böylece portföy şirketlerimizi yalnızca finansal olarak değil; uluslararası mentor ağı, ABD pazarına erişim ve küresel bağlantılarla da destekliyoruz. Simya VC olarak amacımız, sadece sermaye sağlamak değil; yerelden doğan inovasyonu küresel bir perspektifle büyüterek, girişimcilerimizin dünya ölçeğindeki problemlere cesur ve sürdürülebilir çözümler üretmesini stratejik ortaklıklar ve nitelikli mentorlukla desteklemek. Yola çıkarken en temel motivasyonum, Türkiye'deki girişimcilik potansiyelini daha görünür ve daha erişilebilir hale getirmekti. Her zaman yerel ölçekte üretilen fikirlerin, doğru destekle global pazarlarda güçlü oyunculara dönüşebileceğine inandım. Simya VC'de de bu vizyonu merkeze aldık. Amacımız; yalnızca sermaye sağlayan bir yapı olmak değil, girişimcilerin yanında stratejik bir ortak olarak konumlanmak ve onları global ölçekte rekabet edebilecek seviyeye taşımaktı. Bugün geldiğimiz noktada bu hedefe önemli ölçüde yaklaştığımızı düşünüyorum. Güçlü bir portföy oluşturduk, girişimlerimizi uluslararası ağlarla buluşturduk ve globalleşme yolculuklarında aktif rol aldık.
BİRÇOK KURUMU DÖNÜŞTÜREN LİDER
Özgür Arzu BARBAROS/ Virgosol Kurucu Ortağı ve Co-CEO'su
Kariyerim boyunca farklı sektörlerde dijital dönüşüm projelerinde aktif rol aldım. Koç Holding, Vodafone, Akbank ve Alternatif Bank gibi Türkiye'nin önde gelen kurumlarında görev yaparak, büyük ölçekli teknoloji projelerinin hem geliştirme hem kalite tarafını yakından deneyimledim. Bu süreçte yazılımın başarısının geliştirme hızının ötesinde kalite yaklaşımının gücüyle belirlendiğini gördüm. Bu gözlem de hem kariyerimin yönünü hem de girişimcilik kararımı şekillendiren en önemli kırılma noktası oldu. Uzun yıllar farklı kurumlarda çalışırken, ekiplerin büyük bir özveriyle üretim yaptığını ancak kalite süreçlerinin çoğu zaman ikinci planda kaldığını gözlemledim. Ortağım Miraç ile yollarımız da bu farkındalık döneminde kesişti. Yazılım kalitesini işin sonunda konumlanan bir adımın ötesinde, stratejik kararların yanında duran bir güç olarak ele alma fikri Virgosol'ün temelini oluşturdu. Amacımız, Türk mühendisliğinin gücünü bu alanda global ölçekte görünür kılan, standartları yükselten bir marka yaratmaktı. Bu ortak bakış açısıyla 2019 yılında Virgosol'ü hayata geçirdik. Özetle; yazılım ekosisteminde etkisi yüksek bir ihtiyaca çözüm üretme sorumluluğunu üstlenme kararlılığı beni girişimciliğe taşıdı. Teknoloji sektörüne, üniversite staj dönemimde girdim. Çok yoğun teknik bilgi gerektiren ağ teknolojileri ve siber güvenlik alanlarında uzun yıllar çalıştıktan sonra, stratejik ve yönetimsel sorumluluklar aldığım konularla kariyerime devam ettim. Özellikle finans ve telekom gibi yüksek ölçekli ve kritik sistemlerin olduğu alanlarda çalışmak, birçok dönüşüm projesine liderlik etmek projelerin başarısına en çok etkisi olan başlıkları çok net ayrıştırmamı sağladı. Böylece ürün kalite güvencesinin proje başarısında etkisi en yüksek başlıklardan biri olduğunu gördüm. Kariyerim boyunca test süreçlerinin kurulması, otomasyon yapılarının geliştirilmesi ve yazılım kalite organizasyonlarının oluşturulması gibi sorumluluklar üstlendim.
GENÇLER İÇİN KARİYER PLATFORMU KURDU
Elis Yılmaz AYKAN/ Youthall Kurucu Ortağı
Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü'nü tam burslu olarak tamamladım. Bu dönemde çeşitli kanallar üzerinden başvurduğum staj ilanlarına herhangi bir geri dönüş alamayınca okul arkadaşım Emre Aykan ile 2014 yılında kendi işimi kurdum. Bu süreçte çeşitli girişimcilik yarışmalarda kazandığım ödüllerle Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi'nde hızlandırılmış Executive MBA programlarına katıldım. En son 2024-2025 yıllarında Fast Company tarafından belirlenen "Türkiye'de kurucusu kadın olan, cirosuna göre en büyük şirketler" Female Founder 100 listesinde Staj yapacak yer aramamız ve kendi yetkinliklerimize uygun bir yer bulamamamız üzerine bir yazılım üretme fikri ile şirket ortaya çıktı dediğim gibi. Aslında tamamen ihtiyaçtan da diyebiliriz. İnsan kaynakları yetkililerinin aradıkları yetkinliklerin çoğuna sahip olmamıza rağmen sistemin düzgün işlememesinden dolayı şirketlere bir türlü ulaşamadık. Yaptığımız araştırmalar sonucu insan kaynakları uzmanlarının ve şirket sahiplerinin de genç kuşağa kolaylıkla ulaşacak platform bulamadıklarını analiz ettik. Türkiye'de genç yeteneklerin şirketleri hakkında bilgi sahibi olabilecekleri, şirket kültürünü, projeleri ve çalışanları tanıyıp iş/staj ilanlarına başvuru yapabilecekleri bir platformun eksikliğini fark etmemizle beraber Youthall markası doğmuş oldu. Youthall ile 2017 yılında Facebook tarafından Paris'te açılan dünyanın en büyük girişim kampüsü Station F programına özel bir davet aldık böylece şirketin ilk yurtdışı ofisi Paris'te açıldı. Bugün Türkiye'nin gençlere özel ilk kariyer platformu olarak sektörde konumlanıyoruz. Ve aynı zamanda yapay zeka odaklı çözümlerimiz, insan kaynakları ekiplerinin genç yetenek işe alımı kapsamında teknoloji tabanlı ürünlerimiz ile beraber 1.000'i aşkın kuruma hizmet sağlıyoruz. Türkiye ve dünyadaki farklı ölçekteki şirketlerin genç yetenek işe alımında kullanabileceği en iyi yol arkadaşı olmayı hedefliyoruz. Türkiye pazarında oldukça iyi bir pazar payına sahip durumdayız. Bunu artırarak büyümemizi devam ettirme niyetindeyiz. Fransa ve İngiltere pazarlarında ise yakın gelecekte operasyonlarımızı hızlandırma ve farklı coğrafyalarda da Youthall'u kullanıma sunma planlarımız mevcut.
LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE ONUN İZİ VAR
Aytaç KÖSE/ YükAI Kurucu Ortağı
Akademik yolculuğum, sistemleri anlamaya, yönetim mekanizmalarını çözümlemeye ve toplumsal dinamikleri analitik bir perspektifle değerlendirmeye odaklandı. İlk lisans eğitimimizi Kamu Yönetimi alanında tamamladım. Bu süreç, büyük ölçekli sistemlerin nasıl çalıştığını ve karar mekanizmalarının nasıl şekillendiğini anlamam açısından güçlü bir temel oluşturdu. Bu temelin üzerine, Siyasal Bilgiler alanında yönetim üzerine yüksek lisans yaparken, eş zamanlı olarak sosyoloji lisans eğitimini de tamamladım. Bu çok disiplinli yaklaşım, teknik sistemler ile insan davranışı arasındaki ilişkiyi birlikte analiz edebilme yetkinliği kazandırdı. Profesyonel kariyerimin önemli bir bölümünde yerel yönetimde çevre koordinatörü olarak görev aldım. Bu deneyim, saha gerçekliği ile sistem tasarımı arasındaki kopuklukları doğrudan gözlemlememi sağladı. Bu gözlemler, sürdürülebilir ve kalıcı dönüşümün ancak veri ve teknoloji temelli sistemlerle mümkün olabileceğini netleştirdi. Bugün Orka Tech Lojistik Yazılım A.Ş. çatısı altında geliştirdiğimiz YÜKAI ile amacımız, yalnızca bir yazılım üretmek değil; geleneksel bir sektörü veri temelli, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir yapıya dönüştürmektir. YÜKAI, lojistik sektöründe kronikleşmiş verimsizlikleri çözme vizyonuyla doğdu. Özellikle boş dönen araçların yarattığı ekonomik ve çevresel kaybın, aslında bir veri ve sistem problemi olduğunu gördük. Bu farkındalıkla YÜKAI platformunu geliştirdik. Platform, sahibi ve taşıyıcıları akıllı eşleştirme algoritmalarıyla buluştururken, aynı zamanda sektörün operasyonel verimliliğini ve güven altyapısını analiz eden bir teknoloji katmanı oluşturuyor. Bugün YÜKAI, sadece bir eşleştirme platformu değil; sektörün finansal güven skorlarını ve karbon etkisini ölçebilen bir veri altyapısına dönüşmektedir. Başlangıç misyonumuz, lojistik sektörünü daha şeffaf, verimli ve sürdürülebilir hale getiren bir teknoloji altyapısı oluşturmaktı. Bugün geldiğimiz noktada bu dönüşümün temellerini attık. Ancak hedefimiz bunun ötesinde. YÜKAI'ı yalnızca bir platform değil, sektörün finansal güven skorlarını, operasyonel verimliliğini ve karbon etkisini ölçen küresel bir referans veri altyapısına dönüştürmeyi amaçlıyoruz.
AVRUPA'NIN YOL GEÇİŞ BİLETLEME SİSTEMİNİ DÜZELTTİ
Dicle TEMİZ/ Vignetim Kurucu Ortağı
Üniversitede Sosyoloji ve sonrasında Psikoloji okudum. Okurken pazarlama alanıyla tanıştım ve bu alan beni çok heyecanlandırdı. Hem sosyolojide hem de psikolojide öğrendiğim bilgilerimi pazarlama alanında kullanmaya karar vererek kariyerimi bu yönde inşa ettim. Üniversiteden sonra Mindshare isimli global bir ajansta Turkcell markası için çalıştıktan sonra Getir'de çalışmaya başladım ve orada app marketing alanıyla tanıştım. Sonrasında Hollanda'da iş bularak Hollanda'ya taşındım. Orada da app marketing alanında teknoloji ürünleri satan bir şirkette çalıştıktan sonra şu anda Vignetim isimli şirketimizde kurucu ortak olarak çalışıyorum. Vignetim 2024 Ocak ayında kuruldu. Vinyet, Orta Avrupa'daki yol geçiş bilet sisteminin ismi ve 8 ülkede bu sistem bulunuyor. Her ülkenin sistemi farklı ve o bileti almak gerçekten kullanıcılar için çok karışık süreçlere neden oluyor. Biz de tek bir uygulama altında tüm vinyet ülkelerinin biletlerini birkaç adımda kolayca alınabilmesi fikrinden yola çıktık. Şu anda kullanıcıların yol asistanı olmak için eSIM, seyahat sigortası, rota bazlı ücret hesaplama gibi farklı servisler ekleyerek hizmetlerimize devam ediyoruz. Avrupa'da aracıyla seyahat eden kullanıcıların vinyet kaynaklı zaman kaybetmesi ve stres olmasının önüne geçmek amacıyla yola çıkmıştık. Şimdiye kadar 100 binden fazla vinyet satarak bu hedefe ulaştık. Aynı zamanda Workup sayesinde de İş Bankasıyla gelecekte yapmak üzere farklı projeler üzerine konuşuyoruz. Workup gibi oluşumlar sayesinde büyük kurumsal firmalara kolayca ulaşabilmek, bir start-up için hedefleri doğrultusunda ilerlemeye oldukça yardımcı oluyor.
SU ALTI ROBOTLARI GELİŞTİRİYOR
Balca YILMAZ/ Werover Kurucu Ortağı ve CEO'su
İTÜ Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği mezunuyum. Üniversite yıllarında kurucu ortağım Çağlar Erat ile birlikte çeşitli mühendislik projeleri geliştirdik. Mezuniyetimizin ardından TÜBİTAK desteği alarak 2018 yılında şirketimizi kurduk. İlk yıllarda Ar-Ge, üretim, montaj ve saha testlerinin içinde birebir yer aldım. Prototipleri kendi atölyemizde geliştirdik, sahada test ettik, hata yaptık, düzelttik ve yeniden denedik. 2018'de endüstriyel görevlerde kullanılacak su altı robotları geliştirerek başladık. Hidroelektrik enerji tünellerinde suyu boşaltmadan denetim ve 3 boyutlu haritalama yapabilen robotlarımızla büyük enerji şirketlerine hizmet verdik. 2022 yılında su altında kazandığımız sensör, veri analizi ve dayanıklı sistem geliştirme know-how'ını rüzgar enerjisine taşıyarak pivot ettik. Windrover ürün grubumuzu geliştirerek rüzgar türbin kanatlarını "dinleyen" ve yapay zeka tabanlı ses analiziyle erken aşamada hasar tespiti yapan bir sistem ortaya çıkardık. Ocak 2024'te ürünümüzü piyasaya sürdük. Bugün Windrover sistemimiz 1000'den fazla türbinde, Türkiye, Birleşik Krallık, Almanya, Avustralya, Belçika, İspanya, İtalya ve Fransa'daki rüzgar sahalarında aktif olarak çalışıyor. 2022'de Almanya'da, 2023'te İngiltere'de ofis açtık. 2024 Temmuz itibarıyla merkezimizi Londra'ya taşıdık. Uluslararası hızlandırma programlarına kabul aldık, Avrupa'nın önemli enerji fuarlarında yer aldık ve global müşterilerle çalışmaya başladık. Teknoloji ve özellikle enerji sektörü hâlâ erkek egemen bir alan. Çoğu bulunduğum ortamda tek kadın olabiliyorum. Ancak bu sebeple hiçbir zaman kendimi dezavantajlı hissetmedim. En büyük zorluk, kadın olmaktan ziyade; start-up hızına alışmış bir girişimci olarak Avrupa'daki daha yavaş ve bürokratik iş süreçlerine adapte olmaktı. Satış döngülerinin 10-12 aya kadar uzaması, hızlı büyümek isteyen bir girişim için oldukça zorlayıcı.
MÜŞTERİNİN NE İSTEDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYOR
Fatma Varol BAYRAM/ Aztek Teknoloji Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın bir süredir çeşitli pozisyonlarda görev aldım. Hem satış hem marka yönetimi olarak tedarik zinciri süreçlerinin tamamında görev almış olmam kariyerime çok katkı sağladı. Bugün Aztek Teknoloji'de Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak ekibim ile birlikte; şirketimizin büyüme stratejisine liderlik ediyor, satış organizasyonumuzu veri odaklı, çevik ve sonuç üreten bir yapıyla yönetmeye gayret ediyoruz. Profesyonel yolculuğum boyunca odağımın değişen pazar dinamiklerine hızla uyum sağlayarak sürdürülebilir başarı yaratmak olduğunu söyleyebilirim. Bu alana adım attığım ilk günden itibaren sahayı çok iyi analiz etmeye, müşteri ihtiyaçlarını doğru okumaya ve veriye dayalı büyüme stratejileri geliştirmeye odaklandım. Çalışma hayatım boyunca farklı görev ve sorumluluklar üstlenerek kanal yönetimi, ekip yapılanması ve stratejik iş ortaklıkları geliştirme süreçlerinde aktif rol aldım. Özellikle satış organizasyonlarının yeniden yapılandırılması, performans sistemlerinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme modellerinin kurulması konularında önemli projelere liderlik ettim. Kadın yöneticiler zaman zaman karar alma mekanizmalarında temsiliyet sorunu ya da daha yüksek performans beklentisi gibi zorluklarla karşılaşabiliyor. Çalışma hayatındaki çeşitliliğin "güç" olduğuna inanıyorum. Kadın liderler yalnızca hedefleri gerçekleştirmekle kalmıyor, kurumların geleceğini daha dengeli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir perspektifle şekillendiriyor. Bu çerçevede, Aztek Teknoloji'nin ortaya koyduğu tabloyu örnek bir yapı olarak değerlendirmek mümkün. Şirket olarak aktif yönetimdeki kadın temsiliyet oranımız yüzde 50'nin üzerinde. Aztek Teknoloji olarak kadın emeğini ve tüm haklarını destekliyoruz. Cam tavanlar koymuyor, terfi ve yükselme konusunda destekliyor ve istihdamda da önceliklendiriyoruz.
HPE'NİN SEÇTİĞİ DÜNYADAKİ 23 KADINDAN BİRİ
Yasemin DOĞRUL/ HPE Türkiye Genel Müdürü
Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldum. Sonra, HPE'nin yeni mezun programına katıldım ve 16 yıldır buradayım. Şu anda uzaktan eğitim yoluyla Sosyoloji okuyorum ve birkaç yıldır psikoloji ile ilgili eğitimlere de katılıyorum. Ayrıca, özellikle Türkiye'nin depremden etkilenen bölgelerindeki çocukları destekleyen projeler olmak üzere, sosyal sorumluluk girişimlerinde aktif olarak yer alıyorum. Benim için liderlik sadece iş başarısı değil, aynı zamanda sosyal etki, kültür ve sorumlulukla da ilgili. Bu yaklaşımı paylaşan bir şirkette çalışmaktan mutluluk duyuyorum. Teknoloji sektörüne HPE'nin mezun programı aracılığıyla girdim. Şimdiye dek geniş coğrafyalarda çeşitli sorumluluklar üstlendim. Her rol, yeni yetenekler geliştirmeme, yeni insanlar tanımama ve işi birden fazla perspektiften görmeme olanak tanıdı. Kariyerimdeki en anlamlı dönüm noktalarından biri, yüksek potansiyelli kadınları liderlik rollerine hazırlamak için tasarlanmış bir girişim olan HPE'nin Küresel Kadın Hızlı Başlangıç programına seçilmemdi. Dünya çapında sadece 23 kadından biri olarak seçilmek hem bir onur hem de şirketin içeriden yetenek geliştirme inancının güçlü bir göstergesiydi. Son on yılda HPE, Türkiye'de önemli bir büyüme kaydetti. Bu süre boyunca, satış ve kanal rollerinde çalıştım ve ekiplerimizle beraber bu büyümeye doğrudan önemli katkılarda bulunduk. Teknoloji sektörü hala büyük ölçüde erkek egemenliğinde. Odadaki tek kadın olduğum birçok anı hatırlıyorum. Bazen yaş ve cinsiyet bilinçsiz önyargı yaratabiliyor. Ancak, tutarlılığın, güvenilirliğin ve katkının nihayetinde kalıplaşmış yargıların önüne geçtiğine inanıyorum. Yeni fikirler ortaya koyarak, çok çalışarak ve gerçek sorunları çözmeye odaklanarak, güven doğal olarak oluşuyor.
YAPAY ZEKA MÜZİK EĞİTİM PLATFORMU KURDU
Aleyna TUNCA/ Neptune Kurucu Ortağı
Eğitimime Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda başladım, ardından eğitimimi İrlanda'daki Royal Irish Academy of Music'te tamamladım. Üniversite yıllarımda çocuklara eğitim vermeye başladığımda, müzik eğitiminin bir çocuğun hayatında ne kadar dönüştürücü bir etkisi olduğunu çok net gördüm. Mezuniyetimin ardından Irlanda'da çeşitli orkestralarda görev aldım; Bunlardan bazilari National Symphony Orchestra, Irish Chamber Orchestra, Irish Baroque Orchestra ve konserlerini Dublin'deki National Concert Hall'da gerçekleştiren projelerde yer aldım. Bu süreçte hem sahne disiplinini hem de uluslararası sanat üretim kültürünü deneyimleme fırsatı buldum. Ancak kalbim her zaman eğitimin içindeydi. Bu nedenle İrlanda'da kendi müzik okulum olan Lucan Violin Studio'yu kurma kararı aldım. Kısa süre içinde haftalık 300'den fazla öğrenciye eğitim veren bir yapıya ulaştım. Müzik hayatımın her alanında benimleydi; beni motive eden, umut veren ve ileriye taşıyabileceğimi bildiğim bir sektördü. Neptune'ü 2023 yılında ortağım İlkyaz Koca ile birlikte kurduk. Aslında bu girişim, yıllarca sahada birebir gözlemlediğim çok net bir problemden doğdu. Geleneksel müzik eğitimi hâlâ büyük ölçüde teorik, ezbere dayalı ve çocuklar için yeterince ilham verici olmayan yöntemlere dayanıyor. Bu nedenle öğrencilerin yüzde 50'den fazlası, enstrüman çalmanın gerçek keyfini deneyimlemeden motivasyon kaybı yaşayarak bırakıyor. Ben problemin eğitimsel ve pedagojik tarafını çok iyi biliyordum. Ortağım İlkyaz'ın iş geliştirme ve yönetim alanındaki deneyimi ve bize inanan gönüllü ekip arkadaşlarımızın teknik uzmanlığı birleştiğinde güçlü bir yapı oluştu. İlk yılımızda TÜBİTAK fonu almamız, doğru bir problemi çözdüğümüzün önemli bir göstergesiydi ve gelişim sürecimizi ciddi anlamda hızlandırdı. Bu fikirle Berlin merkezli Neptune'ü kurduk. Bugün 7 kişilik teknik ekibimizle, yapay zeka destekli ve oyunlaştırılmış bir müzik öğrenme platformu geliştiriyoruz. Amacımız, çocukların müzikle kurduğu ilişkiyi yeniden tasarlamak.
Billur BARLIN / Solmaz CEO'su
"Lojistikte insana dayalı dönüşümü de sahipleniyoruz"
Lojistik sektörü bugün yalnızca taşımacılık ve depolamadan ibaret değil; yapay zekâ, veri analitiği, otomasyon ve dijital tedarik zinciri çözümleriyle yeniden tasarlanan bir karar mühendisliği alanı. Ancak biz biliyoruz ki sürdürülebilir büyüme yalnızca teknolojik yatırımlarla mümkün değil. Gerçek dönüşüm; teknolojiyle birlikte sosyal sorumluluğu da kurumsal yapının merkezine koyduğumuzda başlıyor. Solmaz olarak operasyonlarımızı gerçek zamanlı veriyle yönetiyor, riskleri modelleyerek strateji üretiyoruz. Aynı yaklaşımı sosyal sürdürülebilirlik alanında da benimsiyoruz: Ölçülebilir, izlenebilir ve sistemlere entegre edilmiş politikalar geliştiriyoruz. Çünkü çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik kadar sosyal sürdürülebilirlik de şirketlerin uzun vadeli başarısının temelidir. Bu anlayışla 2022 yılında İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı Şirketler Ağı (BADV) projesine katıldık ve aktif üyesi olduk. Ekiplerimizle birlikte yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda ev içi şiddete karşı kurumsal politikamızı oluşturduk ve Kasım 2024'te yayımladık. Şiddetle mücadelede en kritik unsurun güvenli ve erişilebilir destek mekanizmaları olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle anonim ve profesyonel destek hattımızı Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) iş birliğiyle hayata geçirdik. Gizlilik ve uzmanlık bu sürecin temel güvencesidir. Kadınların iş hayatında güçlenmesi yalnızca eşitlik meselesi değildir; aynı zamanda ekonomik kalkınma, kurumsal dayanıklılık ve sürdürülebilir büyüme meselesidir. Teknolojiye yatırım yapmak stratejik bir karardır. Güvenli, adil ve destekleyici bir çalışma kültürü oluşturmak ise liderlik sorumluluğudur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bir kez daha vurgulamak isterim: Lojistiğin geleceğini inşa ederken yalnızca dijital dönüşümü değil, insana dayalı dönüşümü de sahipleniyoruz. Çünkü güçlü kadınlar, güçlü kurumlar ve güçlü bir gelecek demektir.
Didem ARAL / SYS Grup Yönetim Kurulu Üyesi
"Kadın Olmak: Mücadele Ama Aynı Zamanda Güç"
Savunma sanayi gibi zorlu ve çoğunlukla erkek egemen görülen bir alanda edindiğim deneyim bana şunu gösterdi: Liderlik cinsiyetle değil, vizyon, cesaret ve liyakatle tanımlanır. Masada alınan kararların sahada karşılık bulması; sorumluluk almak, üretmek ve sonuç odaklı çalışmakla mümkündür. Kadınların bulunduğu ortamlarda disiplinin, detaycılığın ve iletişim kalitesinin güçlendiğine inanıyorum. Ancak kalıcı başarıyı belirleyen temel unsur her zaman performans ve yetkinliktir. Fırsat eşitliği bir hedef, liyakat ise vazgeçilmez bir ilkedir. Gençlere mesajım net: Kendinize yatırım yapın, somut yetkinlikler geliştirin ve sürekli öğrenmeyi bırakmayın. Bugünün rekabetçi dünyasında fark; bilgiyle birlikte uygulama becerisi, cesaret ve çalışkanlıkla yaratılır. 8 Mart, yalnızca bir kutlama değil; emeğin, azmin ve kararlılığın görünür olduğu bir gündür. Kadınlar sadece var olmuyor, değer üretiyor ve iz bırakıyor.