İkinci yüzyılın ilk 30 yıl hedefleri

Türkiye ekonomisinin 2053 yılında dünyanın ilk 10 ekonomiden biri olması, satın alma gücü paritesine göre ise ilk 5 ekonomi arasında yer alması hedefleniyor. İmalat sanayiinin milli gelirdeki payının yüzde 30’un üzerine çıkarılması, küresel mal ticaretinden yüzde 2’nin üzerinde pay alınması, yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracatından yüzde 17 pay alması öngörülüyor.
02.11.2023 13:02 GÜNCELLEME : 02.11.2023 13:02

PARA ANKARA/ HÜLYA GENÇ SERTKAYA Türkiye, Cumhuriyetinin ikinci yüzyılına güçlü bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Dünyanın yeni sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle ülkenin yeni "kızıl elmasını" "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun oluşturması bekleniyor. Erdoğan'ın açıkladığı "Türkiye Yüzyılı" vizyonuna göre; Türkiye'nin siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, diplomatik ve her alanda dünyanın en büyük 10 devleti arasına girmesi hedefleniyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılının sürdürülebilirliğin, verimliliğin, dijitalin, kalkınmanın, bilimin üretimin yüzyılı olması öngörülüyor. Yerli ve milli, yenilikçi ve yeşil üretim ekonomisi anlayışıyla, milli teknoloji hamlesinin desteğiyle sanayiden tarıma her alanda dünyadaki rekabet gücünün artırılması, ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değerli, geniş pazarlı, istihdamı arttıran doğru üretim alanlarını destekleyerek Türkiye'nin en büyük küresel sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline getirilmesi hedefleniyor. Cumhuriyetinin ikinci yüzyılında Türkiye'yi küresel ekonominin lokomotifine dönüştürecek adımlar atılması öngörülüyor. Bu hedeflere ulaşmanın kilit adımları ise orta ve uzun vadeli plan ve programlarla ortaya konuluyor.

30 YILLIK HEDEFLER…

Türkiye'nin 2053 vizyonu doğrultusunda hazırlanan 12. Kalkınma Planı geçen hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşüldü. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci kalkınma planı olan ve 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planı, Cumhurbakanı onayının ardından TBMM'de de kabul edildi. Bu gelişmeler sonrası konuya ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhuriyetin yeni yüzyılında, 2053 vizyonu çerçevesinde uzun vadeli bir perspektifle tasarlanan On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028), kalkınma hedeflerine ulaşılmasını sağlayacak kapsamlı bir yol haritası ortaya koyuyor. Beş yıllık dönemi kapsayan On İkinci Kalkınma Planı'nda, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda hazırlanan "Uzun Vadeli (2024-2053) Gelişmenin Stratejisi'ne" de yer veriliyor. Dünyada yaşanan köklü değişim ve dönüşüm sürecinin Türkiye'ye sunabileceği imkanlardan en üst düzeyde faydalanılabilmesi için hazırlanan 2024-2053 dönemini kapsayan uzun vadeli strateji ile Türkiye'nin küresel gelişmelere yön veren etkili, güçlü ve müreffeh bir ülke olması amaçlanıyor.

Bu araştırmamızda, Kalkınma Planı'nın kapsadığı beş yıllık döneme ilişkin bazı hedeflere atıfta bulunsak da, daha çok 2053 hedeflerine odaklandık.

DÜNYANIN AĞIRLIK MERKEZLERİNDEN OLACAK

Kalkınma Planı'na göre; 2053 vizyonu çerçevesinde Türkiye'nin üst gelir grubu ülkelerinden biri olarak Dünyanın 10 büyük ekonomisi ve satın alma gücü paritesine göre ilk beş ekonomisi arasında yer alması hedefleniyor. İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında Türkiye'nin 2053 yılında ilk 20 ülke arasına girmesi öngörülüyor.

2053 yılında dijital dönüşümde öncü, sürdürülebilirlik kriterlerine uygun, rekabetçi ve verimli üretim yapan imalat sanayinin yüksek teknolojili üretim ve ihracatta OECD ortalamalarının üzerine çıkması hedefleniyor. Dönem sonunda imalat sanayiinin GSYH içindeki payının yüzde 30'u aşarak, imalat sanayii üretimi açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alınması, yüksek teknolojili sanayilerin imalat sanayii ihracatında yüzde 3 civarında olan payının dönem sonunda yüzde 17'ye yükseltilmesi, savunma sanayii ihracatında ise ilk 5 ülke arasında yer alan güçlü ve nitelikli üretim kapasitesine sahip bir ülke olunması amaçlanıyor. Yüksek katma değerli üretim yapısının sağlanmasının yanı sıra markalaşmanın desteklenerek dünyanın en değerli 100 markası arasında en az 5 markaya sahip olunması hedefleniyor.

NET SIFIR EMİSYON HEDEFİNE ULAŞILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR

Küresel ölçekte etkili bir oyuncu olarak kalkınma önceliklerine halel getirmeden 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşılması öngörülüyor. Bu çerçevede; enerji, binalar, sanayi, ulaştırma, tarım ve ormancılık sektörlerinde Plan öncesi eğilimlerin devam ettiği mevcut senaryoya kıyasla yapılması gereken ilave yatırımların milli gelire oranla en az yıllık ortalama yüzde 1.7 seviyelerinde olması, bunun yaklaşık 1 puanının özel sektör, 0.7 puanının ise kamu kesimi kaynaklı olması öngörülüyor. Bununla beraber, söz konusu yatırımlarla sağlanacak yeşil dönüşümün, enerji ithalatı, fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği, tarımda hasat kaybı ve trafik sıkışıklığı ile kazalarındaki azalışlar kanalıyla milli gelirin yıllık ortalama yüzde 7.8'ine kadar ulaşabilecek ekonomik ve çevresel fayda potansiyeli bulunuyor.

Tarım, sanayi, enerji ve hizmetlerin tüm süreçlerinde yeşil ve dijital teknolojilerle yaşanacak yapısal dönüşümlerle 2053 yılında Türkiye'nin üretim ve ticarette dünyanın ağırlık merkezlerinden biri olmasının sağlanacağı kaydediliyor. Türkiye'nin, gıda ve enerjide arz güvenliği ile birlikte doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamış, yüksek katma değerli üretimiyle istikrarlı büyüyerek cari işlemler fazlası veren ve fiyat istikrarını kalıcı şekilde tesis etmiş bir ekonomi olacağının altı çiziliyor.

KÜRESEL MAL TİCARETİNDEN ALINAN PAY YÜZDE 2'Yİ AŞACAK…

2053 yılına doğru Türkiye'nin ihracat vizyonu, teknolojik gelişmelerin ve çevresel unsurların ön plana çıktığı küresel eğilimleri dikkate alarak, bilgi ve teknoloji yoğun, çevre dostu, markalı, katma değeri yüksek ürün ve hizmetlerle uluslararası mal ve hizmet ticaretinde sürdürülebilir bir şekilde fazla veren bir yapıya dönüşmek üzerine inşa edilecek. Bu kapsamda, Türkiye'nin küresel değer zincirlerinde hâkim konuma gelmesi, dost ve yakın ülkelerle tedarik ilişkilerini geliştirerek arz güvenliğini sağlaması, hizmet ihracatını çeşitlendirerek turizm, sağlık, eğitim, lojistik, danışmanlık, yazılım ve finans gibi pek çok hizmet alanında küresel merkezlerden biri olması hedefleniyor. Bu hedeflere ulaşmada, geleneksel ticaret ortaklarının yerine 2050'li yıllarda küresel milli gelirin önemli bir oranını oluşturması beklenen gelişmekte olan ekonomiler ve uzak ülke pazarları önem arz ediyor. Yeni pazarlar ve teknoloji yoğun ürünlerdeki artış ile birlikte, 2053 yılında küresel mal ticaretinden alınan payın yüzde 2'nin üzerine çıkması, hizmet ticareti dâhil edildiğinde bu oranın da artması bekleniyor.

YENİ NESİL İŞ OLANAKLARI DESTEKLENECEK

Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinden ödün vermeden hızlı işleyen, güvenilir, insanı önceleyen, temel hak özgürlüklere tam koruma sağlayan ve dijital imkânlardan azami ölçüde yararlanan adaletin esas alınması 2053 vizyonunun temel unsuru olması öngörülüyor. Aynı zamanda, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat süreçlerindeki bürokratik iyileştirme ve hukuki öngörülebilirliğin tesisi ile Türkiye'nin doğrudan yatırım yapılacak ilk ülkeler arasında tercih edilen bir konuma gelmesi hedefleniyor.

Türkiye'nin uzun dönemli gelişim stratejisi çerçevesinde, istihdamın yapısındaki temel değişimlerle sektörel dağılımda hizmetler sektörünün ağırlığının artarak devam etmesi ve dönem sonunda yüzde 70 seviyesinin üzerine çıkması bekleniyor. Plana göre; 2053 ufkunda işgücü piyasasının yeşil ve dijital dönüşüme uyumu sağlanacak, yaşanan dönüşümün ortaya çıkardığı beceri ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde beşeri sermaye güçlendirilecek. Başta işgücü piyasasında aktif çalışanlar ve özel politika gerektiren gruplar öncelikli olmak üzere yeşil ve dijital dönüşüm sürecinde iş kaybı maliyetlerini en aza indirgeyecek politikalar uygulanarak adil bir geçiş sağlanacak. Bu süreçte yeni nesil iş olanakları desteklenecek, yeni eğilimler doğrultusunda iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yeni mesleki beceriler kazandırılacak. 30 yıllık dönem sonunda, işgücünün niteliği gelişmiş ülkeler seviyesine ulaştırılarak çalışma çağındaki her bireyin üretkenliğinden faydalanılması sağlanacak ve işsizlik oranı yüzde 5'in altına indirilecek. Kadınların çalışma hayatına girişini kolaylaştıracak kapsamlı bir dönüşümle kadın işgücüne katılım oranı yüzde 60'ın üzerine çıkarılacak. İşgücü içerisinde yükseköğretim mezunlarının payı nitelikli istihdamın daha hızlı artmasıyla 2053 yılına gelindiğinde yüzde 55'e yaklaşacak. 15-24 yaş grubunda eğitimde ve istihdamda olmayanların oranı ise tek haneye düşürülecek.

TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI KONUMU YÜKSELTİLECEK

2024-2028 yıllarını kapsayan On İkinci Kalkınma Planı'nda, ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlamak suretiyle Türkiye'nin uluslararası konumunun yükseltilmesi ve refahın artırılması amaçlanıyor. Bu çerçevede, Türkiye'nin yüksek gelir grubu ülkeler ile en yüksek insani gelişmişlik seviyesindeki ülkeler arasına girmesi hedefleri doğrultusunda beş yıllık Plan döneminde; hukukun üstünlüğü, demokrasi, temel hak ve hürriyetlerin güçlendirilmesi, iyi yönetişim anlayışının pekiştirilmesi ve kurumsallaştırılması, ailenin, beşeri ve sosyal yapının güçlendirilmesi, afetlere dirençli yaşam alanları ve medeniyet temelli akıllı, sürdürülebilir şehirler, makroekonomide istikrar ve sürdürülebilirlik, her alanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı rekabetçilik, verimlilik temelli, sanayi ağırlıklı, ihracata dayalı nitelikli büyüme, aktif sanayi politikaları, imalat sanayiinde teknoloji odaklı yapısal dönüşüm, sektörel önceliklendirme, enerji ve gıdada arz güvenliği ve kendine yeterlilik, uluslararası işbirliklerinin ve stratejik ortaklıkların güçlendirilmesi sağlanacak.

AR-GE HARCAMALARININ MİLLİ GELİRDEKİ PAYI YÜZDE 4'E YÜKSELECEK

Türkiye'nin bilim ve araştırma temelini güçlendirerek bilgi ve teknoloji üretimini artıracak, buluş ve yenilikçilikte iddialı ülkeler arasına girmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, temel bilimlere özel önem verilerek başta doktoralı olmak üzere araştırmacı insan gücü nicelik ve niteliğinin artırılması, yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, kuantum ve uzay araştırmaları gibi kritik alanlarda Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada bilim insanları için çekim merkezi haline gelmesi önem taşıyor. 2053 ufkunda en az 5 üniversitemizin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasında yer alması, Türkiye'nin küresel yenilik endeksi içinde ilk 10 ülke arasına girmesi ve Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payının yüzde 4 düzeyine yükselmesi hedefleniyor.

Şunu da hatırlatalım; 2024-2028 yıllarını kapsayan Plan dönemi sonunda Ar-Ge harcamasının GSYH'ye oranı 2023 sonu için öngörülen yüzde 1.55 düzeyinden, 2028 sonunda yüzde 2.05'e yükselmesi öngörülüyor. Plan dönemi sonunda Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payı 2023 sonu için öngörülen yüzde 62 düzeyinden 2028 yılı sonunda yüzde 67'ye, Ar-Ge insan kaynağı kapasitesi ve niteliğinin güçlendirilerek tam zaman eş değer Ar-Ge personel sayısı 2023 yılı sonu için öngörülen 266 bin 471 düzeyinden, 2028 sonunda 440 bine çıkarılması hedefleniyor.

GENÇ NESİLLER UZAY ALANINDA ÇALIŞMAYA TEŞVİK EDİLECEK

2053 ufkunda, uzay alanında önde gelen ülkelerden biri olma vizyonu doğrultusunda uluslararası işbirlikleri artırılacak, genç nesiller uzay alanında çalışmaya teşvik edilecek, uzay araştırmaları yaygınlaştırılacak, uydu teknolojileri, gözlem sistemleri ve keşif programlarına yönelik olmak üzere altyapı ve teknolojik yetkinliklerin geliştirilmesi sağlanacak, Türkiye'nin uzay teknolojilerini üretme ve ticarileştirmede rekabetçi bir konuma gelmesi sağlanacak.

Kalkınma Planı'nın kapsadığı (2024-2028) beş yıllık dönemde; başta Ay Araştırma Projesi ile yerli ve milli uydu geliştirme projeleri olmak üzere Türkiye'nin uzay alanında teknoloji üretme kabiliyeti artırılacak.

TÜRKİYE, KÜRESEL LOJİSTİK GÜÇ OLACAK

Doğu-Batı ve Kuzey-Güney akslarında önemli ticaret koridorları üzerinde yer alan Türkiye, üretim ve pazar büyüklüğüyle birlikte tüm ulaştırma modlarında sahip olduğu önemli potansiyelini kullanarak 2053 hedeflerine küresel bir lojistik güç olarak ulaşacak. Güvenli, konforlu, entegre, afetlere dirençli, çevreci ve erişilebilir bir sistemle demiryolunun şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığındaki payının sırasıyla yüzde 21 ve yüzde 6'nın üzerine çıkarılması, havayolu taşımacılığında hava kargo trafiğinin 7.2 milyon tona, havayoluyla taşınan yolcu sayısının yaklaşık 600 milyon yolcuya yükseltilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin dünya konteyner taşımacılığında önemli bir transit merkez olarak limanlarda elleçlenen toplam konteyner 49 milyon TEU seviyesine çıkarılacak ve Türk deniz ticaret filosu geliştirilerek dijitalleşme ve enerji verimliliği temelinde yeşil limanların sayısı artırılacak. Önümüzdeki otuz yıllık dönemde, karayolları elektrikli araçlar, akıllı ulaşım sistemleri ve otonom sistemlere uygun yeni akıllı yollarla daha da geliştirilecek.

TURİZM GELİRLERİNDE DÜNYADA İLK ÜÇ HEDEFİ

Gelişmiş yeşil altyapısı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla 2053 yılına doğru turizmde vizyon, yapay zekâ ve gelişmiş dijital teknolojileri en üst seviyede kullanarak turizm gelirlerinde dünyadaki ilk üç ülke arasında yer almak olacak. Türk turizmi turist sayısından ziyade kaliteyi ve turizm gelirini önceleyerek, doğal kaynaklarını ve benzersiz turizm değerlerini koruyarak nitelikli işgücü, teknolojik ve fiziki altyapısı ve geleceğin turizm alanlarına yönelik yenilikçi hizmet sunumlarıyla eşsiz bir uluslararası marka haline gelecek. On İkinci Kalkınma Planı'nın kapsadığı beş yıllık dönemin sonunda: 82.3 milyon turist ve 100 milyar dolar turizm gelirine ulaşılması, kişi başına ortalama harcamanın bin 215 dolara çıkarılması hedefleniyor.

DİJİTAL TÜRK LİRASI TEDAVÜLDEKİ TEK PARA HALİNE GELECEK

2028 yılında fiziksel parayla birlikte kullanıma sunulacak olan dijital Türk lirası tüm ekonomik, sosyal ve toplumsal boyutlarıyla geliştirilerek tedavüldeki tek para haline gelecek. Finans sektörü, 2053'e giden süreçte teknoloji ihraç eder konumda olacak. Karbon ayak izinin sıfırlanmasına yönelik yeşil teknolojik yatırımlara finansman sağlanacak ve Türkiye küresel yeşil finansta öncü ülkelerden biri haline gelinecek. İstanbul Finans Merkezi'nin (İFM) öncülüğünde finansal teknolojilerin gelişimi sağlanarak fintek faaliyetlerinin ölçek ve etkinliğinde Türkiye dünyada önde gelen ülkeler arasında yer alacak. 2053 Türkiye'sinde özel sektör yatırımlarının ağırlıkla sermaye piyasalarınca fonlandığı, kitle fonlama platformlarının yaygınlaştığı ve derinleştiği bir sermaye piyasası faaliyet gösterecek, özkaynak ağırlıklı fonlamaya öncelik verilecek. Sermaye piyasalarının derinleşmesi ile birlikte borsada işlem gören şirketler milli gelir seviyesi büyüklüğünün üzerinde bir piyasa değerine ulaşacak.

2024-2028 yıllarını kapsayan Kalkınma Planı döneminde Dijital Türk lirasının geliştirilerek kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılması, Merkez Bankası Dijital Parası ile menkul kıymet işlemleri takasına yönelik çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor.

2028 SONUNDA 81 İLİN KENTSEL DÖNÜŞÜM STRATEJİ BELGESİ TAMAMLANACAK

Türkiye, 2053 yılında yapı stokunu ve kentsel altyapısını tamamen dönüştürerek afetlere karşı dirençli ve hazırlıklı hale gelmiş, iklim değişikliğinin etkilerine sağladığı uyum ve sürdürülebilir ekonomik, sosyal yapısıyla etkin afet yönetimi konusunda dünyada lider bir ülke haline gelecek. On İkinci Kalkınma Planı'na göre 2024-2028 yıllarını kapsayan dönemde, mekânsal planlama ve kentsel dönüşüm uygulamaları bütünleşik bir şekilde ele alınacak. Kentsel dönüşüm strateji belgelerinin hazırlanması zorunlu hale getirilecek. Kentsel dönüşüm stratejisi belgesi hazırlanan il sayısının bu yıl sonu itibarıyla 45 olması, 2028 yılı sonunda tüm illerin strateji belgelerinin tamamlanması hedefleniyor. Kentsel dönüşümün yaygınlaştırılması için finansman modelleri ve araçları geliştirilecek. Kentsel dönüşüm konusunda toplumsal farkındalık artırılarak teşvik edici programlarla dönüşüm süreci hızlandırılacak. İstanbul başta olmak üzere riskli yapı stokunun dönüşümünün hızlandırılması amacıyla mevzuat düzenlemesi gerçekleştirilecek.

BİZE ULAŞIN