Enflasyonda kritik eşik aşıldı

GİRİŞ TARİHİ: 14.10.2026 GİRİŞ TARİHİ: 15:06 SON GÜNCELLEME: 15.10.2026 00:01
Yıllık enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyonun ulaştırma hariç genele yayıldığını söylerken, ekonomistler enflasyonla mücadelede zor patikaya girildiğine işaret ediyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Enflasyonda uzun süredir beklenen kritik eşik aşıldı. Yıllık enflasyon 57 ay sonra yüzde 30'un altına geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre eylülde tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1.84 oranında artarken, yıllık enflasyon bir önceki aya kıyasla 1.78 puan azalarak yüzde 29.73'e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021'den bu yana ilk kez yüzde 30'un altına indi. Eylülde gıda fiyatlarındaki ivme kaybı ve aylık bazda son beş yılın en düşük eylül enflasyonu umut verse de ulaştırma, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ile eğitimin aylık enflasyonun temel belirleyicisi olması hanehalkının üzerindeki maliyet baskısının sürdüğünü ortaya koydu. TÜİK verilerine göre, eylülde ulaştırma grubu fiyatları yüzde 2.79 oranında artarken, enflasyona katkısı 0.49 puan olarak kaydedildi. Eylülde yüzde 2.71 artan konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubu fiyatlarının enflasyona katkısı 0.33 puan olarak gerçekleşti. Yüzde 14.19 oranında artan eğitim hizmetleri grubu fiyatlarının enflasyona katkısı ise 0.30 puan oldu. Yıllık enflasyona en büyük etki 6.73 puanla gıda ve alkolsüz içecekler, 5.96 puanla ulaştırma ve 4.84 puanla konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar gruplarından geldi.

C endeksi, (enerji, gıda, içecek, tütün, altın hariç TÜFE) eylül ayında yüzde 2.14 oranında arttı. Çekirdek enflasyonun ana alt kalemlerinden temel mallar grubu fiyatları yüzde 2.11 artarken, hizmet grubu fiyatları yüzde 2.15 yükseldi.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise eylülde aylık yüzde 2.07 artarken, yıllık enflasyonu bir önceki aya göre 0.57 puan azalışla yüzde 27.38'e geriledi. Bu dönemde de ana sanayi gruplarına göre; enerji fiyatları yüzde 3.55 oranındaki artışı ile öne çıkmaya devam etti. Ara malı fiyatları yüzde 2.04 yükselirken, diğer ana sanayi gruplarında artışlar yüzde 1.5-1.6 bandında gerçekleşti. Sektörel bazda incelendiğinde ise tütün, rafine edilmiş petrol ürünleri ve kömür-linyitte fiyat artışları belirgin oldu.

OKULA DÖNÜŞ HİSSEDİLDİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) aylık fiyat gelişmeleri raporunda, eylülde gıda fiyatlarının taze meyve ve sebze fiyatları kaynaklı gerilerken, enerji fiyatlarında yükselişin devam ettiği, okula dönüşe bağlı olarak başta eğitim hizmetleri olmak üzere ilgili kalemlerde önemli oranlarda artışlar gözlendiğine dikkat çekildi. Rapora göre, hizmet grubunda aylık enflasyon bir önceki aya göre yavaşladı, bu gelişmede ulaştırma ve haberleşme alt grupları öne çıktı. Okula dönüş etkileri, eğitim hizmetlerinin yanı sıra okul servisi ve yurt ücretleri kanalıyla sırasıyla ulaştırma ve lokanta-otel hizmetlerinde de hissedildi. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle birlikte giyim ve ayakkabı fiyatları yükseldi ve dayanıklı mallarda enflasyon bir önceki aya kıyasla hızlandı. Eylülde aylık bazda tüketici enflasyonunun ana eğilimi bir önceki aya kıyasla geriledi.

"KİRA ENFLASYONUNDA GERİLEME SÜRER"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30'un altına gerilediğine dikkat çekerek, dezenflasyonun ulaştırma hariç genele yayıldığını kaydetti.

Şimşek, paylaşımında "Kural bazlı düzenlemelerimizin de katkısıyla eğitim enflasyonu yıllık 17.5 puan düşerek yüzde 48.6 gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre 27.8 puan gerileyen yıllık kira enflasyonu yüzde 41.3'e indi. Öncü göstergeler, kira enflasyonundaki düşüşün süreceğine işaret ediyor.

Son dönemde yeniden yükselen petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak için mazottan sonra benzinde de eşel mobil uygulamasından kademeli olarak çıkıyoruz. Merkez Bankamız savaş olmasaydı enflasyonun bu yıl 7 puan daha düşük olacağını hesaplıyor. Konut ve gıda arzını artırmaya yönelik politikalarımıza devam ediyoruz. 2027 yılında başta kira ve eğitim olmak üzere hizmet enflasyonunda ataletin azalması ve emtia fiyat artış etkilerinin zayıflaması enflasyondaki düşüşe katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.

"FONLARDAKİ ÇIKIŞLAR MEVDUATA YÖNELDİ"

TCMB Başkanı Fatih Karahan, yıl içinde öne çıkan jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizliklerin dezenflasyon sürecini etkilediğini belirterek, bu durumun arz yönlü etkilerine rağmen dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmekle birlikte devam ettiğini söyledi.

TCMB Kanunu gereğince TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum yapan Karahan, para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyondaki yavaşlamanın daha net gözlemlendiğini dile getirerek bununla birlikte, arz yönlü şokların etkisiyle bu iyileşmenin manşet enflasyona yansımalarının sınırlı kaldığını aktardı. Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar olduğunu belirten Karahan, ancak fonlardaki çıkışların büyük oranda mevduata yöneldiğini kaydetti. Karahan, "Şokların etkisi hafifledikçe sıkı para politikası duruşumuzun katkısıyla, dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacaktır" dedi.

İTHALATTAKİ YAVAŞLAMADA İÇ TALEBİN ETKİSİ VAR

Yılın son çeyreği için ihracat beklentileri gerilerken, ithalat beklentileri arttı. Ticaret Bakanlığı'nın dış ticarete yön veren firmaların değerlendirme ve beklentilerini ortaya koyan anket sonuçlarına göre, 2026 yılı dördünce çeyrekte bir önceki çeyreğe göre ihracat beklenti endeksi 4.6 puan azalarak 96.9'a gerilerken, ithalat beklenti endeksi 12.7 puan artarak 115.4'e yükseldi. Endekslerin 100'den büyük olması beklentilerin artış yönünde (iyimser) olduğunu, 100'den küçük olması beklentilerin azalış yönünde (kötümser) olduğunu gösteriyor.

Öte yandan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi eylülde 53.2'ye yükselerek son 52 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Böylece ihracat pazarlarındaki talep koşullarında görülen iyileşme üst üste beşinci ay hız kazandı.

Ticaret Bakanlığı'nın 3 Ekim'de açıkladığı geçici dış ticaret verilerine göre Türkiye'nin ihracatı eylülde yıllık yüzde 15.4 artışla 25 milyar 976 milyon dolara yükseldi. Bu rakam eylül ayı ihracat rekoru, tarihin en yüksek ikinci aylık ihracatı rakamı ve 2026'nın en yüksek aylık ihracat rakamı olarak kayda girdi. Eylülde ithalat yüzde 5.9 artışla 31.2 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 24.8 azalışla 5.2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Yılın ilk dokuz ayında yıllık bazda ihracat yüzde 5.2 artışla 211 milyar dolar, ithalat yüzde 5.4 artışla 282 milyar dolar, dış ticaret açığı yüzde 5.8 artışla 71 milyar dolar oldu.

Eylül verilerinde ihracatın ithalattan daha hızlı artmasının olumlu olduğunu vurgulayan Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti Ayşe Özden, ancak ithalattaki yavaşlamanın bir bölümünde iç talepteki soğumanın da payı olduğunu dile getirdi. Özden, "Dış ticarette kalıcı bir iyileşme için daha az tüketip ithalatı düşürmek yeterli değil. Üretim ve ihracat artarken dış açığı sınırlayabilmek asıl önemli olan" ifadelerini kullandı.

Bu arada TÜİK verilerine göre, eylülde aylık bazda en yüksek reel getiri sağlayan finansal yatırım aracı Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1.18, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 1.40 oranlarıyla DİBS (devlet iç borçlanma senetleri) oldu. Üç aylık ve altı aylık değerlendirmede brüt mevduat faizi, yıllık değerlendirmede ise külçe altın en çok getiri sağlayan finansal yatırım aracı olarak kayda girdi.

"Hazine kaynağı kullanılmayacak"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tasfiye halindeki 131 fonun, toplam fon sayısının yüzde 4.6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7.7'sini oluşturduğunu vurgulayarak, diğer bir ifadeyle sorunun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşandığını kaydetti. TBMM Genel Kurulu'nda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında hükümet adına bilgi veren Yılmaz, 5 Ekim 2026 itibarıyla, tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2.4'üne karşılık geldiğini belirtti. Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı emniyet sağladığını ve bankacılık sisteminin yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla son derece güvenilir bir yapıda olduğunu söyleyen Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir riskin söz konusu olmadığını kaydetti.

Bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağının altını çizen Yılmaz, "Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi uhdelerinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca, fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin değerlendirildiğini kaydetti.

Bu arada Yılmaz, olağan tasfiyesi yapılacak üç şirketin (A1 Capital, Bulls ve Pardüs) 17 fonunda 43 bin 643 yatırımcısına geçen hafta perşembe günü ödeme yapılacağını söylemişti. Ödemelere ilişkin açıklama Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten geldi. Şimşek, 43 bin fon katılımcısının paralarının ilgili bankalara transfer edildiğini söyledi. Yılmaz'ın TBMM'deki açıklamalarına göre; bu şirketler kapsamında kalan 49 özel fonda ise 2 bin 98 kişi bulunmakta olup kendi kapsamlarında sorunların çözüleceği planlanıyor. Gerekli teminatların alınması halinde, Atlas şirketinde bulunan 56 bin 614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemeler ivedilikle yapılacak. Önceliğin küçük yatırımcıda olduğunu dile getiren Yılmaz, tasfiye kurallarını içeren teklifin yasalaşması halinde ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerinin yapılabileceğini söyledi.

Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti

"Dezenflasyonda temkinli olma zamanı"

Eylül enflasyonunda yıllık oranın yüzde 29.73'e gerilemesi olumlu, ancak alt kalemlere bakıldığında tablo o kadar rahat değil. Gıda fiyatlarında ivme kaybı ve hizmet enflasyonunda kısmi bir yavaşlama var. Buna karşın eğitim, konut ve ulaştırmadaki yüksek artışlar hanehalkı üzerindeki maliyet baskısının devam ettiğini gösteriyor. Dezenflasyonda şimdilik belirgin bir sapma görmüyorum. Ancak bundan sonraki düşüşün daha yavaş ve dalgalı ilerlemesini bekliyorum. Zayıflayan iç talep, işletmelerin fiyatlama gücünü sınırlıyor. Maliyet artışlarının satış fiyatlarına tam olarak yansıtılamaması, şirketlerin kâr marjlarından fedakârlık ettiğini gösteriyor. Ancak bu baskının bütünüyle ortadan kalktığını söylemek zor. Talep yeniden güçlendiğinde, bugün fiyatlara yansıtılamayan maliyetlerin fiyatlara yansıması dezenflasyon açısından önemli bir risk olabilir.

Diğer taraftan, kasım ayında netleşecek yeniden değerleme oranı (YDO) geçmiş enflasyonun sonraki yıla taşınmasında önemli kanallardan biri. Para politikası enflasyonu aşağı çekmeye çalışırken, YDO'ya bağlı vergi, harç ve diğer maktu tutarlardaki artışların yüksek olması bu süreci zorlaştırabilir. Faizlerin ekonominin mevcut koşullarının gerektirdiğinden daha uzun süre yüksek kalması elbette arzu edilen bir durum değil. Ancak faiz indiriminde zamanlama ve hız en az indirimin kendisi kadar önemli. Bu nedenle TCMB'nin 22 Ekim toplantısında acele etmemesini, aralıkta ise o tarihe kadar gelecek verilerin belirleyici olmasını daha doğru buluyorum. Enflasyondaki yavaşlama kalıcı hale geldikçe faiz indirimleri için de alan açılacaktır. Beklemenin reel sektöre bir maliyeti var. Ancak erken bir gevşemenin dezenflasyon sürecine ve nihayetinde reel sektöre çıkaracağı toplam maliyet daha yüksek olabilir.

Doç. Dr. Uğur AKKOÇ / Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Zor patikaya asıl şimdi başlıyoruz"

Eylül enflasyonu aylık 1.84 ile son beş yılın en düşüğü oldu. Enflasyondaki aşağı yönlü eğilim istikrarlı biçimde sürüyor. Eylülde ağustosa göre enflasyonda artış olmaması umut verici. Giyim mevsim itibariyle yüksek artış gösterse de, gıdada negatif aylık fiyat hareketi coşkuyla karşılanmış durumda. Eğitimin de enflasyonda katkısı bu ay yüksek. Piyasalaşan kamu mallarındaki enflasyon, hizmetlerle beraber önemli sorunlardan biri ve yapısal çözümler gerektiriyor. Eylülle birlikte enflasyon, dezenflasyonu sürdürmenin zor olduğu yüzde 20 gelmiş durumda. Talepte yaratılan daralma ve enerji tarafında olası rahatlama ile kısa vadede dezenflasyon sürer ancak gelecek yıldan itibaren enflasyon düzeyinin istikrar kazanacağını tahmin ediyorum. Dezenflasyon mücadelesinin asıl zor patikasına şimdi başlıyoruz.

Yeniden değerleme oranı yine politikanın bir parçası olarak enflasyonla uyumlu belirlenecektir. Öte yandan dış ticaret uzun süredir gelen pozitif rakamların ardından yeni bir zirve yakaladı. İhracat eylül ayı rekorunu kırarken ithalata kıyasla yüzde olarak 2.5 kat arttı. Bu tablonun normal şartlarda piyasalarda coşkuyla karşılanması gerekir. Dış ticaret verileri olumlu gelmeye devam ediyor ama jeopolitik nedenlerle geçici olarak yer değiştiren ihracatın etkilerini izlemek gerekli. Kalıcı hale geldiğini söylemek için en az iki ay daha üst üste dış ticaret açığına negatif etki gerekiyor. Yine de döviz piyasasını rahatlatarak dezenflasyona ve büyümeye destek veriyor ve merkezin alanını genişletiyor. Merkez Bankası dezenflasyonun süresini uzatacağı endişesiyle faiz indirimine mesafeli olsa da, reel faizin yüzde 5'in üzerinde olması ve fon krizinin yarattığı sınırlı likidite problemi faiz indirimini öne çekebilir. Ekim ayı için çok sınırlı bir faiz indirimi ihtimalini ilk defa olası görüyorum.

Prof. Dr. Fatih MANGIR / Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Merkez Bankası elde edilen kazanımları koruyarak ilerlemeli"

Eylül enflasyonunu olumlu buluyorum, ama henüz rahatlayabileceğimiz bir noktada değiliz. Aylık yüzde 1.84, yıllık yüzde 29.73, düşüşün devam ettiğini gösteriyor. Gıda fiyatlarındaki gerileme iyi haber. Buna karşılık konut ve ulaştırmadaki artışlar, vatandaşın günlük hayatında hissettiği yükün sürdüğünü anlatıyor. İnsanlar doğal olarak açıklanan orandan çok, kiraya ve alışverişe ne kadar ödediğine bakıyor. Mevcut verilerle dezenflasyon takviminde belirgin bir sapma beklemiyorum. Ancak enerji maliyetleri ve geçmiş enflasyona göre yapılan zamlar, düşüşü yavaşlatabilir.

Yeniden değerleme oranı konusunda önemli bir ayrıntı var: Oran, ekim TÜFE'sine değil, üretici fiyatlarının on iki aylık ortalama artışına göre hesaplanıyor. Buna bağlı vergi ve harç artışları, yeni yılda aile bütçelerini ve işletmeleri zorlayabilir. İşletmeler de artan giderlerini fiyatlara yansıtabilir. Enflasyonla mücadelede kamunun yapacağı artışlar bu yüzden önemli. Para politikasıyla sağlanan iyileşmenin burada da desteklenmesi gerekir.

İhracatın eylülde yüzde 15.4, ithalatın yüzde 5.9 artması sevindirici. Fakat dokuz aylık toplamda ithalat hala biraz daha hızlı büyüyor. Dolayısıyla bir aylık iyi sonuçla kalıcı düzelme olduğunu söylemek erken. İhracattaki canlılığın sürmesi ve enerji faturasının seyri belirleyici olacak.

22 Ekim'de faiz değişikliği beklemiyorum. Aralıkta ise enflasyondaki yavaşlama sürerse küçük bir indirim yapılabilir. Benim burada bakacağım şey, düşüşün ne kadar kalıcı olduğu. Merkez Bankası'nın acele etmeden, elde edilen kazanımları koruyarak ilerlemesini daha doğru buluyorum.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.