Şimdi dipten “inci” toplama zamanı
Ancak haftanın ikinci günü jeopolitik risklerde yeniden görülen artış, Brent tipi ham petrol fiyatlarını 103-104 dolar bandına taşıdı. ABD 10 yıl vadeli tahvil faizleri ise yüzde 5.20 civarında sakin bir seyir izledi.
Hafta ortasında Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerginlik ve ABD'nin ara seçimlerin ardından bölgeye müdahale edebileceğine dair mesajlar vermesi petrol fiyatlarının tekrar yükselmesine neden oldu. Öte yandan New York Fed Başkanı Williams ise bu yıl bitmeden bir faiz artırımı daha olabileceğini, fakat gelecek yıl faizlerin değişmeden devam edebileceğini söyledi. Williams'ın mesajlarıyla ABD ve Avrupa vadelileri ile Asya borsaları moral buldu.
Hafta sonuna doğru ABD'de beklentileri aşan enflasyon borsalara satış getirirken, ABD tahvillerine de kısmi alımlar geldi. 10 yıl vadeli tahvil faizleri yüzde 5.10'lara gerilerken altın fiyatları yukarı yönlü tepki verdi, gümüş fiyatları ise sert satışlar sonrası düştükleri seviyede kaldı. İlerleyen günlerde küresel risk iştahı kısmi bir toparlanma sergiledi. Ancak riskli bölgelerden anlamlı bir uzaklaşma görülmedi. ABD ve Avrupa vadelileri pozitif bölgede, Asya ise karışık bir görünüm sergiledi.
İçeride ise en önemli gündem maddesi fon soruşturmaları kapsamında haber akışları oldu. Ancak bunların piyasa etkilerinin oldukça sınırlı kalmaya başladığı dikkat çekti. Borsa İstanbul'da hafta genelinde 12 bin üzerinde devam eden bir taban arayışı etkili oldu.
Öte yandan, MSCI'nın Türk şirketleri ile ilgili endeks güncellemelerini askıya alması ve Haziran 2027'ye kadar bir izleme sürecinde olacağını bildirmesi dikkat çekti. Daha önceki açıklamalarda, Türkiye için Kasım ayında 'gelişmekte olan ülke' statüsünü kaybetme ihtimali ile bir inceleme başlatılacağı söylendiğinden burada bir zaman uzatımı söz konusu. Ayrıca, ilk MSCI güncellemelerinde bazı Türk şirketlerinin endekslerden çıkartılabileceği beklentileri vardı, şimdi bu beklenti de ortadan kalkmış oldu. Bu nedenle piyasa aktörleri MSCI'nın son kararını nötr bir gelişme olarak değerlendirdi. Borsa uzmanları yeni ve negatif bir gelişme olmadığı sürece bu bölgede dengelenme ve sonrasında şirket bazlı gelişmeler ile değerlemelere odaklı bir seyir görebileceğimizi düşünüyor.
Öte yandan her zaman olduğu gibi doğru hisse seçiminin önemine vurgu yapan analistler yatırımcı mantığı ile düşünerek orta ve uzun vadeli pozisyon alınmasını öneriyor. Fonların tasfiye süreçleri nedeniyle oluşan baskının geçici olduğunu ve değerleme odaklı olmadığını da belirten borsa uzmanları, BİST-100 endeksi ile borsada işlem gören diğer şirketleri temsil eden BİST Tüm-100 Endeksi'ni bu dönemde ayrı değerlendirmek gerektiğini söylüyor.
Piyasa aktörleri mevcut konjenktürde endekse değil hisse bazında değerlemelere bakılmasını öneriyor. "Şimdi dipten inci toplama zamanı" diyen sektör temsilcileri, borsa düşse bile orta uzun vadede kazandırma potansiyeline sahip 31 hisseye dikkat çekiyor.
"PPK FAİZ KARARI BEKLENİYOR"
Bu haftanın makro veri takviminde içeride TCMB Para Politikası Kurulu faiz kararının ön plana çıkacağını belirten Tacirler Yatırım Kıdemli Araştırma Müdürü Serhan Yenigün, piyasa genelinde 100 baz puan indirim beklentisinin ağır bastığını söylüyor. Bizim de beklentimiz bu yönde ve politika faizinin yüzde 37'den yüzde 36'ya düşürülmesini beklediklerini ifade eden Yenigün, bu hafta trendi belirleyecek başlıklara yönelik, "Bununla beraber, son açıklanan eylül enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalması sonrasında PPK'dan faiz indirim beklentileri daha da kuvvetlenirken 150 veya 200 baz puan indirim beklentilerinin de az da olsa seslendirildiğini izliyoruz. Bu kapsamda 100 baz puan indirim kesin olarak fiyatların içinde diyebiliriz. Bir değişiklik yapılmaması hayal kırıklığı yaratabilir. İçeride ek olarak reel sektör güveni, TCMB rezervleri ve haftalık yabancı işlemleri takip edilecek. Dışarıda ise Avrupa'da cari denge ve tüketici güveni öne çıkıyor. ABD tarafında konut başlangıçları, inşaat izinleri ve büyüme odaklı veriler izlenecek. Makro veriler dışında, küresel çapta ABD ve Fransa tahvil faizleri başta olmak üzere genel faiz hareketleri, petrol fiyatlarının seyri ile jeopolitik gelişmeler izlenecek. Yaklaşan ABD ara seçimlerine dair haber akışı da piyasaların radarında olacaktır. İçeride, fonların tasfiye süreçlerine dair gelişmeler ve yatırımcı hesaplarına ayni veya nakdi şekilde geçen varlıklar ve bunların hangi piyasalara yöneldiği mercek altında tutulacak" açıklamasını yapıyor.
"FONLARIN TASFİYE SÜRECİ İLE OLUŞAN BASKI GEÇİCİ"
Borsa İstanbul'da fonların tasfiye süreçleri nedeniyle oluşan baskının geçici olduğunu ve değerleme odaklı bir baskı olmadığını da düşünen Yenigün, BİST-100 endeksi ile borsada işlem gören diğer şirketleri temsil eden BİST Tüm-100 Endeksi'ni bu dönemde ayrı değerlendirmek gerektiğini söylüyor. Aybaşında BİST- 100 endeksinde 27 şirketin değişmesi ile endeksin daha sağlıklı ve öngörülebilir bir yapıya kavuştuğunu da belirten Yenigün, "Burada 12 bin civarı bir dengelenme bölgesi olarak çalışıyor. Teknik açıdan 12 bin altında 10.500 - 11.000 bölgesine bir geri çekilme alanı oluşabilir. Ancak şirket değerlemelerinin işaret ettiği 12 aylık BİST- 100 endeks hedefi 17.500 civarında ve yüzde 45'e yakın bir potansiyel sunduğundan bu tür bir geri çekilme muhtemelen tarihi bir biriktirme fırsatı sunar. Baz senaryom, endeksin 12 bin civarındaki dengelenme sürecinin fonların tasfiye süreci netleşene kadar devam etmesi, ardından yukarı yönlü eğilimin belirginleşmesi yönünde" yorumunu yapıyor.
"TASFİYELERE YÖNELİK FİYATLAMA ETKİSİ SINIRLI"
"Borsa ana gündem maddelerinden birinin fon soruşturmaları, tasfiye süreçleri ve ilgili yasal düzenlemeler olduğu bir gerçek" diyen Yenigün ancak, yansıyabilecek etkinin önemli bölümünün artık fiyatların içinde olduğuna da dikkat çekiyor. Bu nedenle, bundan sonraki süreçte ilgili konuların izleneceğini ama fiyatlama etkisinin daha sınırlı kalacağını düşünüyor. Yenigün, ekim ortasından itibaren PPK'dan beklenen faiz indirimleri ve küresel gelişmelerin daha ön planda olabileceğini bununla beraber, tasfiye süreçleri sonunda yeniden nakit varlık elde edecek olan yatırımcıların bir kısmının Borsa İstanbul'da fırsat aramaya ve kademeli bir şekilde buraya geri gelmeye başladığını görebileceğimizi hatırlatıyor.
"ALICILAR ŞİMDİLİK İZLEMEDE"
Borsa İstanbul'da geçen hafta işlem hacmi ve adedinin dibe inmesine de değinen Yenigün, "İşlem hacimlerinin gerilemesinde birkaç faktör etkili oluyor. Bunları kısaca yabancı ilgisi başta olmak üzere yatırımcı ilgisinde azalma, açılıştan tabana kilitlenen şirketlerin gün boyu çok sınırlı işlem görmesi, faaliyetleri durdurulan kurumların hacme katkısının olmaması ve tasfiye süreci nedeni ile alıcıların şimdilik izlemede kalması şeklinde özetleyebiliriz. Bu durumun geçici olacağını düşünmekle beraber geçmiş bir yıl ortalamalarına geri dönüşün de zaman alacağını öngörüyorum" diyor.
"YÜZDE 30'UN ÜZERİNDE ENFLASYON MÜMKÜN"
Öte yandan Yenigün fonların tasfiye sürecinin Borsa İstanbul dışında genel piyasaya yansıması konusunda ise "Fonlara ilişkin yaşanan durumun yılın son çeyreğinde büyüme dinamiklerini bir miktar zayıflatmasını bekliyoruz. Çünkü negatif servet etkisi tüketim eğilimini bir miktar frenleyecektir. Fakat bu durumun dezenflasyon sürecine de sınırlı bir katkı sağlamasını bekleriz. Bu çerçevede başka etkenlerin de katkısıyla beraber büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizyonlar görmemiz mümkün, fakat bir yandan enflasyon tahminlerinde de yıl sonu için yüzde 30'un altında tahminler daha fazla karşımıza çıkabilir. Tasfiye süreci ile tekrar nakit varlık elde edecek olan yatırımcıların ağırlıklı olarak para piyasası fonlarından kaynak yarattığını dikkate alırsak bu tutarların yeniden banka para piyasası fonlarına ya da TL mevduat gibi ürünlere yönelmesini daha yüksek bir olasılık olarak değerlendiriyorum. Fakat bir miktar altın ve döviz talebi de elbette oluşabilir Ancak bunun fiyatlar üzerindeki etkisinin yönetilebilir olacağını ve çok sınırlı kalacağını düşünüyorum" değerlendirmesini yapıyor.
"DENGELİ PROFİLDE YÜZDE 40-50 HİSSE SENEDİ"
İçinde bulunduğumuz dönemde tüm bu veriler ışığında standardize edilmiş bir portföy dağılımının her yatırımcı profili için uygun olmayacağını da ifade eden Yenigün, çünkü yatırımcılarının farklı vade yapıları, yatırım hedefleri, risk algıları olduğunu burada terzi işi portföy oluşturmak, yani bir anlamda yatırımcı ile danışman arasında çeşitli tahlilleri içeren bir doktor-hasta ilişkisi kurmak gerektiğinin altını çiziyor.
Fakat bu tür sorulara genellikle tüm yatırım ürünlerine eşit mesafede olan ve risk algısı açısından dengeli profilde diyebileceğimiz yatırımcı perspektifiyle bir cevap verilebileceğini kaydeden Yenigün, "Daha yüksek risk algısında olan yatırımcılar gösterge niteliğindeki bu portföy dağılımında riskli varlık oranını artırabilir ya da daha muhafazakar risk profilindeki yatırımcılar yine gösterge niteliğindeki bu portföy dağılımındaki düşük risk ve varlık oranlarını daha yüksek tutabilir. Bu kapsamda dengeli bir yatırımcı profili için mevcut durumda yüzde 40 ila yüzde 50 arasında hisse senedi, yüzde 30 - 35 oranında TL mevduat ya da güvenilir kurumların para piyasası fonları kalan bölümün bir miktar altın ve belki çok sınırlı bir döviz pozisyonu olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum" diyor.
Yenigün, fonların tasviyesinin oluşturduğu baskıya ve risk algısının yükseldiği bir dönemde değerleme bazlı bakıldığında Emlak Konut GYO, Ülker, Migros, Ford Otosan, Tav Havalimanları, Türkiye Sigorta, Sabancı Holding, Doğan Holding, Turkcell, Oyak Çimento Fabrikaları, Tofaş Otomobil Fabrikaları, Türk Hava Yolları, Astor Enerji, Alarko Holding, Aksa Enerji, Türk Telekom, Koç Holding, Coca Cola İçecek, İş Bankası, Anadolu Efes, Şişe Cam, Garanti BBVA, Yapı Kredi, Akbank, Enka İnşaat, BİM, Şok Marketler, Mavi Giyim, Ereğli Demir Çelik, Aselsan ve Tüpraş hisselerinin potansiyel sunduğunu ve uzun vadeli portföyler için değerlendirilebileceğini düşünüyor.
"ÜLKER'DE TAVSİYEMİZİ 'AL' OLARAK GÜNCELLEDİK"
Deniz Yatırım, geçen hafta Ülker Bisküvi için hedef fiyatını 154.07 TL'den 156.90 TL'ye çıkardığını açıkladı. Kurum, daha önce 'tut' olarak belirlediği tavsiyesini de 'al' olarak güncellediğini belirtti.
Deniz Yatırım, Ülker'in mevcut fiyat seviyelerini ve emtia piyasalarındaki görünümü dikkate alarak hisse için 'al' önerisinde bulunduğunu ifade ederek 2027 yılının şirketin değerlemesi açısından daha kritik bir dönem olacağını ve emtia fiyatlarının kârlılık üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Deniz Yatırım'ın hesaplamalarına göre 2026'nın ilk dokuz aylık ortalama fiyatları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla buğdayda yüzde 15, palm yağında yüzde 10 daha yüksek gerçekleşti. Buna karşılık şeker fiyatları yüzde 14, kakao fiyatları ise yüzde 50 daha düşük seviyede kaldı.
Deniz Yatırım, buğday ve palm yağı dışındaki bazı temel girdilerin görece düşük fiyat seviyelerinin, 2027 finansal yılında Ülker'in brüt kâr marjının önceki seviyelerine dönmesine zemin hazırlayabileceğini belirterek hisseye yönelik şu değerlendirmeyi yaptı:
"Emtia fiyatları savaş ve jeopolitik gelişmelerden etkilenmeye devam ediyor. Maliyet görünümündeki değişimler şirketin kârlılığı açısından belirleyici olabilir.
Jeopolitik risklerin yurt dışı talebi olumsuz etkilemesi nedeniyle de Ülker'in faaliyetlerinde yurt içi pazarın ağırlığı arttı. Enflasyon muhasebesi de yurt dışı faaliyetlerin toplam içindeki ağırlığını baskılıyor. Yurt içinde ise satın alma gücündeki gerileme nedeniyle promosyonlar satış kompozisyonunda daha fazla yer tutuyor. Ancak promosyonlar satış hacmini desteklemesine karşın kârlılığı baskılıyor.
Öte yandan temmuz-eylül döneminde tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile çikolatalı ürün fiyatları arasındaki makasın şirket aleyhine gelişmesi, 2026'nın üçüncü çeyreğinde satış büyümesi ve kâr marjları üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
Bilindiği gibi Ülker, yıl başında net satışlarda bir önceki yıla göre büyüme ve yüzde 13.5 artı-eksi 1.5 puan FAVÖK marjı beklentisini paylaşmıştı. Şirket, 2026'nın ikinci çeyreğinde yaptığı güncellemeyle net satış beklentisini düşük tek haneli daralma olarak revize etmiş, FAVÖK marjı beklentisini ise aynı aralıkta korumuştu.
Ülker'in güncel FD/FAVÖK çarpanı 4.2, 2026 yıl sonu beklentilerine dayalı çarpanı ise 4.0 seviyesinde. Bu iki seviye arasındaki fark, çarpanlarda genişleme yaşanmaması durumunda sınırlı bir değerleme fırsatına işaret ediyor. Buna karşılık 2027 tahminlerine göre 2.8 FD/FAVÖK çarpanı cazip. Ülker'in son 12 aylık ortalama FD/FAVÖK çarpanını 4.1, son üç yıllık ortalamasını ise 3.9 olarak hesapladık. Ayrıca Ülker hissesi yıl başından bu yana BİST- 100 endeksinin yüzde 21 altında performans gösterdi."
"ASELSAN'DA YÜZDE 53 GETİRİ POTANSİYELİ ÖNGÖRÜYORUZ"
Global Menkul Değerler ise geçen hafta, Aselsan için 12 aylık hedef fiyatını 536.70 TL olarak açıklarken hisseye yönelik 'al' tavsiyesini koruduğunu açıkladı. Global Menkul Değerler, savunma sanayiindeki büyüme beklentileri ve şirketin artan sipariş hacmi doğrultusunda yüzde 53 getiri potansiyeli öngördüğünü belirtti.
Türkiye'nin savunma alanındaki yatırımlarının artması ve dünya genelinde hızlanan yeniden silahlanma eğiliminin şirketin büyümesini destekleyeceğine dikkat çeken Global Menkul Değerler Aselsan'ın Türkiye'deki başlıca savunma programlarında üstlendiği rol ve genişleyen bakiye siparişlerinin, olumlu değerlendirmelerinde öne çıkan unsurlar olduğunun altını çizdi.
Global Menkul Değerler, mevcut sipariş portföyünün şirketin uzun vadeli gelir görünürlüğünü desteklediğine dikkat çekerek hisseye yönelik şu değerlendirmeyi yaptı: "Hava savunma sistemleri, radar ve elektronik harp alanlarında küresel ölçekte artan talebin de Aselsan'ın ihracat olanaklarını genişletmesi bekleniyor. Bu alanlardaki ihtiyaçlar şirketin uluslararası pazarlarda büyümesine katkı sağlayabilir. Üretim kapasitesindeki artışta kârlılığı destekleyebilir.
Şirketin üretim kapasitesini genişletmeye yönelik yatırımları da büyüme beklentilerinin önemli dayanaklarından biri. Özellikle Oğulbey yatırımıyla üretim ve teslimat hacminin artırılması, bakiye siparişlerin gelire dönüşümünü hızlandırabilecek unsurlar arasında yer alıyor. Yüksek yatırım harcamalarına karşın Aselsan'ın finansal kaldıraç seviyesinin düşük kalmasını bekliyoruz. Artan üretim kapasitesi ve güçlü sipariş portföyü, şirketin gelir ve kâr büyümesini destekleyen temel faktörler olmayı sürdürecektir."
Tacirler Yatırım Kıdemli Araştırma Müdürü Serhan Yenigün:
"Ucuz ve potansiyel sunan hisselerde biriktirme dönemindeyiz"
Bu tür zayıf dönemlerin genelde hatırlatan Tacirler Yatırım Araştırma Müdürü Serhan Yenigün, pozisyonda olan yatırımcılar açısından ise bir değişim dönemi olabileceğini söylüyor. Yenigün, yatırımcılara bu dönemde şu önerilerde bulunuyor:
*Getiri potansiyeli sınırlı şirketlerden, daha iskontolu şirketlere bir değişim geçekleştirilebilir.
*Borsada işlem gören şirketlerden, operasyonları ve finansal performansları olan bitenden etkilenmeyen ve değer yaratmaya devam eden, karlı ve temettü verimi yüksek olanlara ağırlık verilebilir.
*Beklemek istemeyen ya da söz konusu sürecin ne kadar süreceğine yönelik stresi yaşamak istemeyen yatırımcıların nakitte kalmayı tercih ettiğini görüyoruz. Bu yatırımcıların ise likit varlıklarda beklemelerinin daha uygun olacağını düşünüyorum. Nitekim vadeli mevduat faizlerin de garanti ve dönem olarak enflasyonun üzerinde bir getiri mevcut.
"Tüpraş'ta hedef fiyatımızı 481 TL'ye yükselttik"
Serhan YENİGÜN şunları aktardı:
TÜPRAŞ: Tüpraş için 12 aylık hedef fiyatımızı 352 TL'den 481 TL'ye yükselttik ve 'al' tavsiyemizi koruyoruz. İkinci çeyrek sonuçlarının ardından ürün marjlarındaki seyrin devamlılığını görmek amacıyla tahminlerimizde değişikliğe gitmemiştik. Aradan geçen dönemde özellikle motorin ve jet yakıtı marjlarının güçlü kalması ve şirketin net rafineri marjı beklentisini yukarı yönlü güncellemesiyle 2026 FAVÖK tahminimizi 2.4 milyar dolardan 3.1 milyar dolara, net kar tahminimizi ise 1.4 milyar dolardan 2.1 milyar dolara yükseltiyoruz. Hedef fiyatımız yaklaşık yüzde 26 yükseliş potansiyeli sunuyor. 2026, rafineri karlılığı açısından güçlü bir yıl oluyor. Tüpraş'ın satışlarında önemli yer tutan motorin ve jet yakıtı, aynı zamanda marj artışının en belirgin olduğu ürünler oldu. İkinci çeyrekte bu ürünlerin marjları yıllık bazda yaklaşık üç katına çıkarken, net rafineri marjı ilk çeyrekteki 9.4 dolar/varilden 21.4 dolar/varile yükseldi. Şirket de ikinci çeyrek finansallarının ardından 2026 net rafineri marjı beklentisini 13 – 15 dolar/varile çıkardı. Yüzde 95 – 100 kapasite kullanımı, yaklaşık 29 milyon ton üretim ve 30 milyon ton satış hedeflerini ise korudu. 2027'de normalleşme bekliyoruz ancak bunun hızlı gerçekleşeceğini düşünmüyoruz. Jeopolitik gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz. 2026'daki yüksek marjları kalıcı kabul etmiyor, 2027'den itibaren kademeli bir normalleşme varsayıyoruz. Marjların tahminimizden daha hızlı gerilemesi başlıca risk unsuru. Tüpraş'ın yatırım hikayesini yalnızca mevcut yüksek marjlara bağlamıyoruz. Şirket açısından Brent'in seviyesinden çok ham petrol maliyeti ile ürün fiyatları arasındaki fark belirleyici. Bu nedenle Brent'teki olası bir gerileme tek başına karlılık açısından olumsuz değil. Oturmuş rafineri yapısı, farklı ham petrol türleri ve kaynakları arasında seçim yapabilmesi, yüksek kapasiteyle çalışması ve üretimini daha karlı ürünlere yönlendirebilmesi Tüpraş'ın önemli avantajları. Bu anlamda Tüpraş'ı orta – uzun vadede de beğenmeye devam ediyoruz. Güçlü bilanço da yatırım hikayesini destekliyor. İkinci çeyrek sonunda net nakit yaklaşık 131 milyar TL'ye ulaştı. Artışın bir kısmı dönemsel işletme sermayesi hareketlerinden kaynaklandığı için bu katkının aynı ölçüde devam etmesini beklemiyoruz. Buna rağmen mevcut nakit pozisyonunun temettü ve yatırımlar açısından önemli hareket alanı sağladığını düşünüyoruz.
ANADOLU EFES: Anadolu Efes'i 12 aylık 27.60 TL hedef fiyat ve yüzde 55 getiri potansiyeli ile yakın zamanda araştırma kapsamımıza dahil ettik. Yatırım temamızın ana unsurlarını, Rusya bira operasyonlarının konsolidasyon dışı kalmasıyla 2025'in daha sade ve karşılaştırılabilir bir baz oluşturması, Coca-Cola İçecek katkısıyla desteklenen konsolide gelir büyümesi, disiplinli yatırım harcamaları ve pozitif serbest nakit akımı üretimiyle borçluluk göstergelerinde beklediğimiz iyileşme oluşturuyor. Şirket, 2026T tahminlerimize göre 9.0 F/K ve 5.0 FD/FAVÖK çarpanlarıyla işlem görüyor. Rusya operasyonlarının TFRS 10 kapsamında konsolidasyon dışında bırakılması, 2025 itibarıyla söz konusu operasyonların konsolide gelir tablosunda satış, FAVÖK ve net kar katkısı yaratmayacağı anlamına geliyor. Bu değişim kısa vadede raporlanan finansallarda ölçek kaybı ve baz etkisi yaratırken, 2025 yılını devam eden operasyonlar açısından daha karşılaştırılabilir bir baz haline getiriyor. 2026'nın ikinci yarısından itibaren hacimlerde normalleşme, fiyatlama disiplininin korunması ve Coca-Cola İçecek katkısıyla daha dengeli bir büyüme görünümü oluşmasını bekliyoruz. Anadolu Efes'in operasyonel görünümünde bira ve meşrubat segmentleri farklı dinamiklerle öne çıkıyor. Bira operasyonlarının Rusya sonrası daha sade ve öngörülebilir bir yapıya kavuşmasını beklerken, meşrubat segmentinin geniş coğrafi erişimi, demografik destekleyicileri ve kategori çeşitliliğiyle büyümeyi desteklemeye devam edeceğini düşünüyoruz. Modelimizde 2026T–2030T döneminde konsolide gelir artışının büyük ölçüde Coca-Cola İçecek katkısı, fiyatlama etkisi ve hacimlerdeki kademeli toparlanma ile destekleneceğini öngörüyoruz. Modelimizde yatırım harcamalarının 2026T–2027T döneminde satışlara oranla yüzde 7.5 seviyesinde korunmasını, mutlak bazda ise 2025'te 18.3 milyar TL seviyesinden 2026T'de 25.03 milyar TL'ye ve 2027T'de 29.813 milyar TL'ye yükselmesini öngörüyoruz. Buna karşılık, operasyonel karlılıktaki toparlanma ve nakit üretimindeki güçlenme sayesinde serbest nakit akımının 2026T'de 16.48 milyar TL'ye, 2027T'de ise 19.25 milyar TL'ye yükselmesini bekliyoruz. Aynı dönemde FAVÖK'ün 39.5 milyar TL'den 51.4 milyar TL'ye ulaşması ve net borcun kontrollü seyretmesiyle Net Borç/FAVÖK oranının 2025'te 1.4 seviyesinden 2026T'de 1.08'e, 2027T'de ise 0.94'e gerilemesini öngörüyoruz. Bu görünümün, pozitif serbest nakit akımı üretimi ve borçluluk göstergelerinde iyileşme kanalıyla yatırım temasını desteklediğini düşünüyoruz.
ŞOK MARKETLER: Şok Marketler'de uzun süren finansal zayıflık döneminin geride kalacağını ve yeniden yapılanmanın meyvelerini toplamaya başlayacaklarını düşünüyoruz. Borsada da son dönemde özellikle fon soruşturmaları ile kapsamlı bir zayıflık olmasına karşın Şok Marketler hisseleri görece güçlü kalarak bu beklentinin genele yayıldığını gösterdi. Temmuz başından bu yana endekse görece yüzde 55 pozitif ayrışan hissenin, bu ayrışma öncesinde iki yılda endeksin yüzde 60 gerisinde kaldığını hatırlatalım. 11 binden fazla mağazaya ve 50'den fazla depoya sahip olan şirketin bu büyük operasyonu daha etkin ve verimli yönetmesinin finansal sonuçlarının 2027 yılında daha görünür olacağını düşünüyoruz. Müşteri deneyimini geliştirmek, mağaza içi verimliliği artırmak ve dijital kanallarla entegrasyonu güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen ŞOK 2.0 formatının da şirkete yönelik imaj algısını destekleyeceğini, sadakat programları ve mobil uygulamaların da karlılığı olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyoruz. Şirketin nakit pozisyonundaki iyileşmeyi de ayrıca pozitif değerlendirdiğimizi belirtelim. Şok Market hisseleri için 12 aylık hedef fiyatımız enflasyona göre son zirvesi olan 80 – 85 TL bandına ve yaklaşık yüzde 44 getiri potansiyeline işaret ediyor..
BORSA ŞİRKETLERİNDE NELER OLDU?
TÜPRAŞ: Tüpraş, 2026 yılı 3. çeyrek finansal sonuçlarını 6 Kasım'da açıklayacağını duyurdu.
YAPI KREDİ: Yapı Kredi Portföy'ün Azimut'a devri sonrasında yatırım ürünlerinin 15 yıl boyunca Yapı Kredi tarafından dağıtılmasını öngören sözleşmeye Rekabet Kurulu muafiyet tanıdı. SPK onayı bekleniyor.
ZORLU ENERJİ: Şirketin Tekkehamam II Jeotermal Enerji Santrali projesine ilişkin mahkeme kararına yaptığı itiraz reddedilirken, esas dava süreci devam ediyor.
GİRİŞİM ELEKTRİK SANAYİ: Şirket, TEİAŞ'ın trafo merkezi yapım ihalesinde 390.9 milyon TL ile en avantajlı teklifi verdi.
ETİLER GIDA: Şirket, Polonya merkezli Sweet Nuts ile çeşitli gıda ürünlerinin satışına yönelik 1 yıllık, yaklaşık 10.1 milyon euro referans bedelli sözleşme imzaladı.
TATLIPINAR ENERJİ ÜRETİM: Şirket, TEİAŞ'a karşı açtığı RES katkı payı davasını ilk derece mahkemesinde kazanırken, 466.2 milyon TL'nin faiziyle iadesine karar verildi. Karar henüz kesinleşmedi.
ÇELİK HALAT: Şirket, 2026 yılında 39 yeni müşteriden aldığı siparişler ve gerçekleştirdiği sevkiyatların toplam tutarının 2025 yılı cirosunun yüzde 10'unu aştığını açıkladı.
ÜÇAY MÜHENDİSLİK: Şirket, SPK tarafından tasfiye sürecine alınan fonlarda yatırımı bulunmadığını ve soruşturmayla bağlantılı kişi veya kurumlarla herhangi bir ilişkisi olmadığını açıkladı.
E-DATA TEKNOLOJİ: Şirket, bazı yöneticileri ve ana ortakları hakkında adli tedbir kararları bulunduğunu, şirket tüzel kişiliğine yönelik herhangi bir tedbir olmadığını ve faaliyetlerin kesintisiz sürdüğünü açıkladı.
HEKTAŞ: Tahsisli sermaye artırımı sonrası OYAK'ın şirketteki payı yüzde 46.87'den yüzde 50.95'e yükselirken, OYAK pay alım teklifi yükümlülüğü doğmadığını değerlendirdi.
ASTOR ENERJİ: Şirket, geçen hafta pay başına 2.19 TL brüt temettü dağıttı.
E-BEBEK: Şirket, geçen hafta pay başına yaklaşık 0.63 TL brüt temettü dağıttı.
BİM: Şirket, yazılım, yapay zeka, büyük veri, siber güvenlik, finansal teknolojiler ve dijital ödeme sistemleri alanlarında faaliyet göstermek üzere yeni bir teknoloji şirketi kurma kararı aldı.
MASFEN ENERJİ: Şirket, yurt içinde 10.2 milyon dolar tutarında sözleşme imzaladı.
ODINE TEKNOLOJİ: Şirket, fon soruşturması kapsamında bağımsız üyeler dışındaki yönetim kurulu üyelerinin tutuklandığını, karara itiraz edildiğini ve faaliyetlerin kesintisiz sürdüğünü açıkladı.
ERBOSAN: Şirket, finansal performansına ilişkin haberlerdeki verilerin resmi finansal tablolarla örtüşmediğini ve yanıltıcı değerlendirmeler içerdiğini açıkladı.
TÜRK ALTIN İŞLETMELERİ: Şirket, TR Tedarik Danışmanlık ve Araç Kiralama'daki yüzde 44 oranındaki payının Türk Altın Holding'e satışına ilişkin devir işlemlerinin tamamlandığını açıkladı.
RUZY MADENCİLİK: Şirket, kupon ödemesi yapılamayan 200 milyon TL tutarındaki Uşak Seramik finansman bonolarını satma kararı alırken, olası zararların Yönetim Kurulu Başkanı tarafından karşılanacağını açıkladı.
ESCAR FİLO: Bulls Girişim Sermayesi, şirket sermayesinin yüzde 3'üne tekabül eden yaklaşık 15 milyon adet pay için borsada işlem gören tipe dönüşüm başvurusu gerçekleştirdi.
PASİFİK HOLDİNG: Pasifik Holding'in bağlı ortaklığı Windrogen Enerji, Edirne'deki 39.9 MWe kurulu güçlü Arel Rüzgâr Enerji Santrali projesi için yurt içi bir bankadan 40 milyon euro finansman sağladı. Proje kapsamında Yatırım Teşvik Belgesi alındı ve rüzgâr türbini siparişleriyle EPC süreci başlatıldı.
GÜBRE FABRİKALARI: Şirket, geçen hafta 4.49 TL brüt temettü dağıttı.
TAV HAVALİMANLARI HOLDİNG: Şirketin Eylül ayı yolcu sayısı yıllık yüzde 3 artışla 12.6 milyon kişiye yükselirken, dış hat yolcu sayısı yüzde 2 artışla 9 milyon, iç hat yolcu sayısı yüzde 6 artışla 3.6 milyon oldu. Ocak-Eylül döneminde toplam yolcu sayısı yüzde 3 artışla 89.4 milyona, dış hat yolcu sayısı ise yüzde 1 artışla 59.2 milyona ulaştı.
PEGASUS: Şirketin Eylül ayı yolcu sayısı yıllık yüzde 7 artışla 4.27 milyona yükselirken, iç hat yolcu sayısı yüzde 15 artışla 1.60 milyon, dış hat yolcu sayısı yüzde 2 artışla 2.67 milyon oldu. Yolcu doluluk oranı 0.4 puan düşüşle yüzde 88.3'e gerilerken, Ocak-Eylül döneminde toplam yolcu sayısı yüzde 5 artışla 33.43 milyona ulaştı.
DOĞUŞ OTOMOTİV: Şirket, bağlı ortaklığıyla birlikte Tüvtürk Kuzey ve Tüvtürk Güney'de sahip olduğu yüzde 33.33'er oranındaki payların tamamını Turka'ya satmak üzere görüşmelere başlarken, satış bedelleri henüz belirlenmedi.
CARREFOURSA: Şirket, ortağı Yeni Mağazacılık'tan 4.88 milyar TL tutarında faizsiz sermaye avansı alırken, toplam sermaye avansı 20.8 milyar TL'ye ulaştı.
VAKIFBANK: Banka, yurtdışından 10 yıl vadeli 200 milyon euro tutarında kredi sağladı.
ORGE ENERJİ: Şirketin Bodrum Hillside Hotel Projesi'ndeki sözleşme bedeli 70 milyon TL artışla 719.3 milyon TL'ye yükseldi.
BETA ENERJİ: Şirket, Romanya ve Kosova'daki projeler için toplam 2.56 milyon euro tutarında transformatör siparişi alırken, sözleşme bedelleri 2025 yılı cirosunun yüzde 3'üne karşılık geliyor.
FONET BİLGİ TEKNOLOJİLERİ: Şirket, 137.7 milyon TL tutarında sözleşme imzaladı.
FUZUL GMYO: Şirket, İstanbul Arnavutköy'deki 19.5 bin metrekare arsa üzerinde ticari proje geliştirmek üzere arsa sahipleriyle görüşmelere başladı.
PASİFİK EURASİA LOJİSTİK: Şirket, Türkiye'den Kazakistan'a demiryoluyla ürün taşımak üzere anlaşma sağlarken, 100 konteynerlik deneme sevkiyatına başladı.
AGROTECH TEKNOLOJİ: Şirket, HÜNNAP markası kapsamındaki ticari iş birliğini sonlandırırken, mevcut alacaklarının tahsiline yönelik hukuki süreçlerin devam ettiğini açıkladı.
GEZİNOMİ SEYAHAT: Şirket, 2 milyar TL tutarındaki borçlanma aracı ihracından vazgeçerek SPK başvurusunu geri çekti.
LYDİA HOLDİNG: Şirket, kendisi ile yönetim kurulu üyeleri ve çalışanlarının mal varlıkları üzerinde herhangi bir hesap dondurma, el koyma veya benzeri tedbir kararı bulunmadığını açıkladı.
BULLS GSYO: Şirket, kendisi ile ana ortakları, yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri ve çalışanları hakkında herhangi bir tedbir kararı bulunmadığını açıkladı.
LİLA KAĞIT: Şirket, sermayesini yüzde 200 bedelsiz artırarak 590 milyon TL'den 1.77 milyar TL'ye yükseltme kararı aldı.
AKBANK: Şirket, iş gücü piyasalarına yönelik Rekabet Kurulu soruşturmasını uzlaşmayla sonlandırırken, 1,71 milyar TL idari para cezası ödeyecek.
AKSA ENERJİ: Şirket, KKTC'deki Kalecik Elektrik Santrali'nin kapasitesini 35 MW artırma kararı alırken, kapasite artışı sonrasında bölgedeki toplam kurulu gücü 223 MW'a ulaşacak.
TORUNLAR GMYO: Şirket, Şubat ayında satın aldığı Forum Kayseri AVM'nin nihai satın alma bedelinin finansal denetim sonucunda 132.2 milyon eurodan 131.9 milyon euroya düşürüldüğünü açıkladı.