İhracatçı kur ve faize çözüm arıyor

GİRİŞ TARİHİ: 02.02.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:11 SON GÜNCELLEME: 02.02.2026 13:11
İhracat geçen yıl 273.4 milyar dolarla rekor kırdı. Bu yıl için 282 milyar dolar hedef kondu. Hizmet ihracatı ile birlikte bu rakam 410 milyar dolara ulaşacak. Rekorların kırıldığı ihracatta en büyük engel ise düşük kur ve yüksek faiz…

İDRİZ ÇOKAL / İhracat Türkiye ekonomisi için hayati öneme sahip. Son yıllarda da oldukça iyi bir performans gösteriyor. Her yıl yeni rekorlara imza atılıyor. 2025 yılı ihracat rakamları yeni yılın ilk günlerinde açıklandı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre yıllık ihracat yüzde 4.5 artış ile 273.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılı için ise 282 milyar dolarlık hedef belirlendi. Hizmet ihracatından da 128 milyar dolarlık bir döviz girdisi bekleniyor. Hizmet ihracatı ile birlikte yıllık toplam 410 milyar dolarlık bir ihracat öngörülüyor. Otomotiv endüstrisi 2025'te sektör liderliğini korudu. Otomotivi kimya ve elektrik-elektronik sektörleri takip etti. Yıllardır ihracat lideri olan, son yıllarda ise hep ilk üç içinde yer alan hazır giyim ve konfeksiyon ise bu yıl dördüncülüğe geriledi.

İhracatta yine rekor hedefler belirlendi. Tabi bu hedeflere ulaşmak hiç kolay değil. Uygulanmakta olan ekonomi programı en çok ihracatçıları zorlamaya devam ediyor. Düşük kur, yüksek enflasyon ihracatçıların yurt dışı pazarlarda rekabet gücünü zayıflatıyor. Ancak ihracat pazarlarında fiyat tutturmakta zorlanmalarına rağmen yine de hedefe kilitlenmiş durumdalar. Bu çerçevede TİM Başkanı Mustafa Gültepe başta olmak üzere ihracatçı birliklerinin başkanlarından ihracatın 2026 performansı ile ilgili görüşlerini aldık. Başkanlar, ihracatın önündeki en büyük riskin düşük kur politikası olduğunu söylüyorlar. Başkanlar, ihracatın tekrar ekonominin lokomotifi haline gelmesini talep ediyorlar.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatı önceleyen politikaların devreye alınması gerektiğini vurguluyor. Gültepe, "Üretim ve ihracat Türkiye ekonomisinde sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin lokomotifini oluşturuyor. Ancak üretim ve ihracat açısından son üç yıl hayli zor geçti. 2023'te küresel talepteki daralma nedeniyle istediğimiz oranda ihracat artışı elde edememiştik. 2024 ve 2025'te ise rekabetçiliğimizin zayıflamasının olumsuz yansımalarını fazlasıyla hissettik. Enflasyonla mücadele programı kapsamında 2,5 yıldır uygulanan "düşük kur yüksek faiz" politikası nedeniyle maliyetlerimiz dünya ortalamalarının çok üzerinde artıyor. Türkiye, bugün dünyanın en pahalı ülkelerinden biri konumuna gelmiş bulunuyor" diyor. Ortalama işçilik maliyetlerinin 650 dolardan bin 400 dolar seviyesine yükseldiğini söyleyen Gültepe, "Üretim maliyetlerinde Asya'daki rakiplerimizden yüzde 60-65, Doğu Avrupa'dan yüzde 15-20 pahalıyız. Dolayısıyla fiyat tutturamadığımız için özellikle emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğimiz zayıfladı. Biz bir süredir dünyaya sadece ürün satmıyor, kendi enflasyonumuzu ihraç etmeye çalışıyoruz. Ama dünya piyasaları bunu maalesef satın almıyor. Dolayısıyla ihracatta arzu ettiğimiz artış oranlarına bir türlü ulaşamıyoruz. İhracatı önceleyen politikalar devreye alınmalı" diyor.

İHRACATIN LOKOMOTİFİ OTOMOTİV

Otomotiv sektörü 41.5 milyar dolarlık ihracat rakamı ile ihracatın lideri konumunda. 2025 yılını küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen güçlü bir üretim ve ihracat performansı ile tamamladı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, "2026 ve sonrasında ise vizyonumuz çok daha net: Türk otomotiv endüstrisini daha az karbon, daha çok teknoloji ekseninde dönüştürmek" diyor. Baran Çelik, 2026 yılında da ihracatın lokomotifi olmaya devam edeceklerini vurguluyor. Çelik, şunları söylüyor:

"2026 yılı stratejimizin bir diğer önemli bileşeni de pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi. Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı ve coğrafi avantajı sayesinde Avrupa'nın en güvenilir tedarik üssü pozisyonunu her geçen gün pekiştiriyoruz. Ancak yeni dönemde hedefimiz yalnızca Avrupa değil. ABD, MENA, Rusya Federasyonu, Orta Asya ve Latin Amerika pazarlarında yürüttüğümüz ticaret heyetleri ve fuar organizasyonlarıyla ihracatçılarımızın yeni bağlantılar kurmasını sağlıyoruz. 2026'da Çin, ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, Güney Afrika ve Meksika gibi kritik pazarlarda daha görünür ve etkili bir konum hedefliyoruz. Tüm bu çalışmalarla amacımız yalnızca bugünün rekabetini yönetmek değil; Türk otomotiv sanayisinin sürdürülebilir üretim kabiliyetiyle küresel rekabette kalıcı bir liderlik elde etmesini sağlamak. Türk otomotiv sektörü geçmişte olduğu gibi bugün de dünya ile rekabet eden, dönüşüme hızlı adapte olabilen güçlü bir endüstridir."

HEDEFE ULAŞILAMADI AMA İKİNCİ BÜYÜK SEKTÖR

Kimyevi maddeler sektörü de 31,9 milyar dolarlık ihracat rakamı ile ihracatta ikinci büyük sektör oldu. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, zorluklara rağmen dinamiklerini koruduklarını söylüyor. 35 milyar dolarlık hedefe ulaşamadıklarını söyleyen Pelister, "Her şeye rağmen kimya sektörümüz Türkiye ihracatının lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürüyor. Zorlu koşullara rağmen ihracatın artmaya devam etmesi önemli bir başarı. Kimya sektörü olarak vizyonumuzu 2030 olarak belirledik ve stratejimizi bu yönde geliştiriyoruz. 2026 yılına ilişkin hedefimiz; daha yüksek katma değerli ve sürdürülebilir ürün ihracatını artırmak. Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyumu güçlendirmek ve küresel pazarlarda rekabet gücümüzü pekiştirmektir" diyor. 2026 yılında istikrarlı bir büyüme öngördüklerini belirten Pelister, hedeflere giden yoldaki riskleri şöyle sıralıyor:

"Bu hedeflere giden yolda kimya sektörümüz açısından en önemli riskler; jeopolitik gerilimler, enerji ve lojistik maliyetleri, buna ek olarak yeşil dönüşüm yatırımları için gerekli finansmana erişimde yaşanan güçlüklerdir. Özellikle Avrupa pazarında devreye giren sürdürülebilirlik standartları ve karbon düzenlemeleri ihracatçı firmalar üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturabilir. Bu nedenle hem rekabetçiliğin korunması hem de dönüşüm yatırımlarının hızlanması için uygun finansman modellerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Kimya sektörünün büyümesi için öngörülebilirlik, istihdam, verimlilik ve mevzuatlar anlamında desteklere ihtiyacı var."

"MORAL BOZMADAN YOLA DEVAM"

İhracatın uzun yıllar lokomotifi olan hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı ise son yıllarda kan kaybediyor. 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 6,3 düşüşle 16,8 milyar dolara geriledi. Bir dönemin ihracat lideri artık dördüncü sıraya geriledi. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörünün; üretim, istihdam ve ihracatı ile ülkenin stratejik sektörlerinden biri olduğunu vurguluyor. Sektörün son üç yıldır zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Paşahan, "İhracatımız 2023'ün başından bu yana azalıyor. Kan kaybı önce küresel talepteki daralmadan kaynaklanmıştı. Son iki yılda ise "yüksek faiz düşük kur" politikası sonucu Türkiye'nin rakiplerine göre pahalı hale gelmesi nedeniyle rekabetçiliğimiz zayıfladı. Aynı sorun 2025'te artarak devam etti. Bugün üretim maliyetlerinde Asya'daki rakiplerimize göre dolar bazında yüzde 60-65 daha pahalıyız. Avrupa'daki birçok ülkeye göre de yüzde 15-20 pahalı kalıyoruz. Dolayısıyla fiyat tutturamıyoruz ve müşteri kaybediyoruz" diyor.

İhracattaki bu düşüş doğal olarak istihdama da olumsuz yansıdı. Hazır giyim ve konfeksiyon üretiminde istihdam Ağustos 2022'de 744 bin 286'ya ulaşmıştı. Ağustos 2025'te bu sayı 529 bin 544'e geriledi. Yani üç yılda 214 bin 742 istihdam kaybı yaşandı. Buna rağmen sektör umudunu koruyor. Paşahan, "Ülkemizin ihracatına yıllarca liderlik yapan, birçok konuda ilklere imza atan hazır giyim sektörümüzün 2026 ile birlikte ihracatta yeni bir ivme yakalayacağını ümit ediyoruz. Ancak mevcut gidişatı durdurabilmemiz için rekabetçiliğimizi yeniden kazanacak ortamı oluşturabilmeliyiz. Biz her şeye rağmen moralimizi bozmadan firmalarımızı müşterilerle buluşturmaya, yeni pazar arayışlarına devam ediyoruz. Bu kapsamda yoğun bir fuar katılımı ve heyet programı yürütüyoruz" diyor.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz de yaptığı değerlendirmede sektörün büyüklüğünden bahsetti. Öksüz'ün verdiği bilgiye göre tekstil ve hazırgiyim sektörünün toplam üretim büyüklüğü 78 milyar dolar. Bu üretimin 44 milyar dolarını tekstil sektörü, 33,6 milyar dolarını ise hazır giyim sektörü oluşturuyor. Ahmet Öksüz, şu değerlendirmeyi yapıyor: "Türk tekstil sektörümüz dünyanın en büyük 5'inci ihracatçısı olmasıyla küresel ölçekte üretimde söz sahibi ülkelerden bir tanesi. Tüm küresel talep daralmaları ve maliyet artışlarına rağmen, ihracatçılarımız müşteri kaybetmemek adına maliyetine ve hatta zararına ihracat yapıyor. 2026 yılının ikinci yarısından itibaren toparlanma eğilimine başlayacağımızı öngörüyoruz. Kademeli olarak Merkez Bankası faiz oranları düşse de yine de çok yüksek olmaya devam edecek gibi görünüyor. Kredi maliyetlerinin yüksekliği ve ulaşım zorluğu nedeniyle, işletmelerin nakit akışı yönetimi daha zorlayıcı hale geliyor. Finansmana erişimi kolaylaştıracak daha kapsamlı teminat mekanizmalarının devreye alınması artık zorunluluk haline geldi. Döviz kurunun ise beklentilerimiz ötesinde baskılandığını gözlemliyoruz. Aynı durumun 2026 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz."

"2026 DÖNÜŞÜM YILI OLMALI"

Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Nüvit Gündemir de yaptığı değerlendirmede 2025'in zorlu geçtiğini söylüyor. Gündemir, "2025 yılı, küresel talepteki daralma, artan maliyet baskıları, finansmana erişim sorunları ve kurdaki oynaklık nedeniyle son derece zorlu geçti. 2026 yılı, sektörümüz adına bir tercih değil; mutlak bir "dönüşüm yılı" olmak zorunda. Türkiye'nin hızlı üretim kabiliyeti ve güçlü lojistik avantajı, doğru politikalarla desteklendiğinde bizi tekrar küresel rekabetin üst sıralarına taşıyacaktır. Küresel talepteki daralma, Asyalı rakiplerimizin düşük maliyet avantajı ve yüksek enflasyon ile kur dengesinin bozulması, fiyat rekabetçiliğimizi zayıflattı. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve artan gümrük vergileri de ihracatımızı baskılayan temel unsurlar oldu. Buna rağmen biz, Türk hazır giyim sanayisinin geleceğine güveniyoruz ve bu güveni somut stratejilerle destekliyoruz" diyor.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin ise enflasyon/kur baskısının sektörü zorladığını belirtiyor. Engin, "Geride bıraktığımız dönemde hem dünyada hem Türkiye'de yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve kur politikalarının yarattığı maliyet baskısı sektörümüzü ciddi şekilde zorladı. Buna rağmen ihracatçılarımız büyük çaba gösterdi. Enflasyon–kur makasının giderek açılması, ihracatçılarımızın kârlılığını eritirken fiyat rekabetçiliğimizi zayıflattı. Bu durum, özellikle Avrupa pazarında Asyalı ve Mısırlı üreticilere karşı elimizi zorlaştırıyor. 2026 yılına yönelik en önemli beklentimiz, üreticilerimizin rekabetçiliğini güçlendirecek politikaların hızla devreye alınmasıdır. Kur politikasının enflasyonla uyumlu hale getirilmesi, enerji ve işçilik maliyetlerinin üreticiyi destekleyecek şekilde düzenlenmesi ve KOBİ'lerimizin uygun finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaştırılması sektörümüz için hayati önemdedir" diyor.

TARIMIN SORUNU İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ

İhracatın yükselen değerlerinden biri de tarım sektörü. TİM Tarım Kurulu ve İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (İYMSİB) Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, sektör açısından 2025 yılının küresel taleplerdeki dalgalanmalara rağmen istikrarlı geçtiğini söylüyor. Mutlu, sektör açısından en riskli durumun iklim olduğunu belirterek, "Sektörün en büyük risklerinden biri hızlı değişen iklim koşullarıdır. Kuraklık, ani yağışlar ve sıcaklık dalgalanmaları hem verimi düşürmekte hem de maliyetleri artırmakta. Üreticiler daha yoğun sulama, artan enerji tüketimi, zararlılarla daha fazla mücadele ve hassaslaşan soğuk zincir nedeniyle ek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle sürdürülebilir tarım uygulamaları artık zorunlu. Daha verimli sulama sistemleri, iklime dayanıklı çeşitler ve enerji tasarrufu sağlayan üretim teknikleri hem maliyet baskısını azaltacak hem de rekabet gücünü artıracak. Birlik olarak bu dönüşümü sektörün uzun vadeli verimlilik ve maliyet stratejisinin temel unsuru olarak görüyoruz" diyor.

"TALEPTEKİ DALGALANMAYA RAĞMEN ARTIŞI YAKALADIK"

Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Başkanı Prof. Dr. Senih Yazgan da 2025 yılının yaş meyve ve sebze sektörü açısından hem sınamaları hem de önemli kazanımları beraberinde getirdiğini söylüyor. Yazgan, küresel talep dalgalanmaları, maliyet artışları ve döviz kurundaki baskıya rağmen ihracatta artış yakaladıklarını belirterek, "Avrupa Birliği başta olmak üzere çevre coğrafyalarda ihracatımızı artırmayı başardık; AB ve Rusya pazarlarında ise 2026 itibarıyla talebin yeniden güçleneceğine yönelik olumlu sinyaller alıyoruz. Bu tablo, güçlü üretim altyapımızın ve ihracatçılarımızın esnek yapısının en somut göstergesidir" diyor.

2025 yılındaki ihracatını 2024'e göre yaklaşık yüzde 5 artıran Türk su ürünleri ve hayvansal mamulleri sektörü dış satımını 4 milyar 46 milyon dolara taşıdı. İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkanı Müjdat Sezer, "Dünya genelindeki ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizdeki tarım sektörleri içerisinde, her yılı ihracat artışı ile kapatmayı hedefleyen ve hedeflerine başarıyla ulaşan nadir sektörler arasındayız" diyor. Sürdürülebilir ihracata önem verdiklerini belirten Sezer, "Ülkemizin enflasyonla mücadelesi sürerken, üretim ve ihracat üzerindeki maliyet baskısını azaltacak adımların bir an önce atılması büyük önem taşımakta ve ihracatçımızın beklentisi de bu yönde artmaktadır. Bizler ülkemiz ekonomisinin kalkınmasının sürdürülebilir ihracat olduğu inancında olan ihracatçılar olarak, yine önümüzdeki yıl itibari ile ihracatımızı arttırmak, pazar payımızı büyütmek için yeni Pazar arayışlarına girecek, ihracat için kapalı olan pazarların açılmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuşuyor.

İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Özkan da yaptığı değerlendirmede, "2025 yılı, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen sektörümüzün dayanıklılığını gösterdiği bir dönem oldu" diyor. 2026 yılında yeni pazarlara dönük çalışmalarının olacağını belirten Özkan, ihracatın önündeki riskler hakkında şunları söylüyor: "2026 hedeflerimize giderken karşı karşıya olduğumuz en büyük risk, küresel belirsizliklerin aynı anda ve farklı kanallardan ihracatçımızı baskılamasıdır. Bir yandan dünya ticaretinde korumacılığın artması, karbon regülasyonları ve yeşil mutabakat gibi dönüşümler maliyetlerimizi yukarı çekiyor; diğer yandan enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artış rekabetçiliğimizi zorluyor. Ayrıca finansmana erişim ve uzun vadeli kredi maliyetleri de sektörümüz açısından kritik bir konu. Üretim ve ihracat ağırlıklı çalışan bir sektör olarak öngörülebilir finansman koşulları, rekabet gücümüzün temel belirleyicisi hâline gelmiş durumda. Bunların yanında, en önemli risklerden biri de jeopolitik kırılganlıkların lojistik hattını kesintiye uğratması. Türkiye'nin avantajı olan coğrafi konum, böyle dönemlerde zorluklara dönüşebiliyor. Tüm bu tabloda en hassas nokta, önümüzü görebilir olmak. 2026 için en büyük risk, belirsizliklerin süreklilik kazanmasıdır."

"FİNANSMANA ERİŞİM ZOR"

İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı ise finansmana erişim sıkıntısının ihracatın önündeki önemli engellerden biri olduğunu söylüyor. 2026 yılında zorlu bir rekabetin yaşanacağını belirten Taycı, "Enflasyonla mücadelenin devam edeceği 2026 yılında, kurlarda önemli bir sıçrama olmayacağı kanaatindeyiz. Faizlerin bir miktar geri gelmesi mümkün olsa da yüksek seviyelerde seyretmeye devam edecektir. Finansmanın pahalı ve erişimin zor olduğu bir döneme girildiği için, 2026 yılında büyük ölçekli yatırımların sınırlı kalacağını öngörüyoruz. Firmalarımızın daha çok üretimde revizyon niteliğinde yatırımlar yapılacağını belirtmeliyiz" diyor.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu da yaptığı değerlendirmede, 2026 yılında çift haneli büyüme hedeflerini korumak istediklerini belirtiyor. Tecdelioğlu, "2026 yılında da demir ve demir dışı metaller olarak çift haneli büyüme hedeflerimizi korumak istiyoruz. Finansmana erişim konusu özellikle son yıllarda yüksek faiz ve enflasyon sebebi ile üretimde ciddi stres yaşatıyor. Firmaların krediye ulaşımı zor, yüksek faiz sebebi ile geri ödemelerde ciddi sıkıntılar mevcut, artan işçilik maliyeti üretimi zorluyor. İGE, Eximbank ve Türk Ticaret Bankası ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar ancak çözüm için daha fazla adıma ihtiyaç var. Ham madde ithal etmek zorunda olan ihracatçının krediye erişimi, döviz dönüşüm desteğinden yararlanması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor" diyor.

Mustafa GÜLTEPE / Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı

"Hedeflerimiz doğrultusunda çalışıyoruz"

Özellikle mal ihracatında rekabetçilikle ilgili sorunlar yaşamamıza rağmen biz orta ve uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Firmalarımızı yeni müşterilerle buluşturmak, pazar çeşitliliğimizi artırmak için fuar katılımlarına ve heyet programlarına özel bir önem veriyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun fayda sağlayacağına inandığımız fuarlara ihracatçı birliklerimizle katılım düzenliyoruz. Ayrıca yine birliklerimizle karma ya da sektörel ticaret ve alım heyetleri düzenliyoruz. Bu yıl toplamda 300'ün üzerinde fuara katılırken 200 civarında heyet programıyla firmalarımızın alıcılarla buluşmalarına liderlik edeceğiz. Türkiye'yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefimize ancak ikiz dönüşümü Ar-Ge'yi ve inovasyonu üretimimize ve ihracatımıza entegre ederek ulaşabiliriz. Bu bilinçten hareketle ikiz dönüşümü, Ar-Ge ve inovasyonu her zaman odak noktamızda tutuyoruz. Çünkü bu üç konuyu işin içine katmadan rekabetçiliği artırmanın, değişim ve dönüşümü başarmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Dijital ve yeşil dönüşüme stratejik bir konu olarak bakıyoruz. TİM olarak bizim önceliğimizi 2026'da da ikiz dönüşüm, Ar-Ge, inovasyon, e-ihracat ve yapay zekâ odaklı çalışmalar oluşturacak."

Jak ESKİNAZİ / Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı

"Çok güçlü yönlerimiz var"

Enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerindeki artış Türkiye'yi rakiplerine kıyasla daha pahalı bir üretim merkezi haline getirmektedir. Personel maliyetlerinin artışı, kurdaki artış ile enflasyondaki artış dengesizliği, sektörü mali olarak zor bir sürece sokmuş ve maalesef 2025 yılı istihdam kaybının ve işyeri kapanmalarının yoğun yaşandığı bir yıl olmuştur. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, yüksek faizler ve küresel talepteki dalgalanmalar ihracatçımız için ciddi engeller oluşturmuştur. 2026 yılı hedefimiz de 2025 yılı ihracatını korumak olacaktır. 2025 yılında maalesef tekstil ihracı çok sınırlı kaldı ve Bölgemizden yapılan ihracatta çoğunlukla hammadde olan pamuk ihraç edildi. 2026 yılında tekstilde keskin bir düşüş görülme ihtimali çok yüksektir. Ancak, birçok zorluğa karşın, sektör olarak çok güçlü yönlerimiz var; çok eskiye dayanan ihracat deneyimimiz, yetişmiş ve deneyimli iş gücümüz, en büyük dikey entegrasyona sahip tedarik zincirlerinden biri oluşumuz, ana pazara yakınlığımız, firmalarımızın tasarım ve inovasyon kapasitesi ve firmalarımızın esneklik ve hızı bizleri öne çıkarıyor. Bunlara sektörümüzün trendleri olan; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yapay zekâ, markalaşma gibi konuları da eklersek, ekstra bir maliyet sorunu oluşturmasına rağmen sektörümüzün kurtuluşu için önemli adımlar olacaktır. Yüksek enflasyon, yüksek faiz ve döviz kuru baskılarının devam etmesi halinde, artan asgari ücret ve başta enerji maliyetleri olmak üzere artan üretim maliyetleri ile sektör halen büyük risk altındadır. Sektörün toparlanabilmesi için kur ve enflasyon uyumu, ihracatçıya devlet desteklerinin arttırılması ve kredi-finansman imkanlarının geliştirilmesi gibi politikaların uygulanmasını gerekmektedir.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.