İş gücü piyasasını dönüştüren kurum

GİRİŞ TARİHİ: 02.06.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:31 SON GÜNCELLEME: 03.06.2026 00:01
Küresel ekonomide rekabet artık beceri sermayesi ile şekilleniyor. Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı Aşkın Tören, Türkiye’de 3.5 milyona yaklaşan mesleki yeterlilik belgesinin iş gücü piyasasında önemli bir dönüşüm yarattığını belirtiyor. Tören, yeşil dönüşümden yapay zekâ destekli mesleklere birçok alanda belge zorunluluğunun gündemlerinde olduğunu vurguluyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Küresel ekonomide rekabetin kuralları değişirken, iş gücü piyasalarında da yeni bir dönem başlıyor. Diploma, tecrübe kadar; ölçülmüş ve doğrulanmış beceriler öne çıkıyor. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Aşkın Tören, bugün küresel rekabetin ana belirleyicisinin artık sermaye değil, beceri sermayesi olduğunu vurguluyor. "Nitelikli üreten, yetkin çalışan" kavramlarının ekonomide fark yarattığını belirten Tören, Türkiye'de 3.5 milyona yaklaşan mesleki yeterlilik belgesinin iş gücü piyasasında önemli bir dönüşüm yarattığını dile getiriyor. Mesleki yeterlilik sisteminin artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk olduğunun altını çizen Tören, Türkiye'nin üretimde rekabet gücünü artırmasının yolunun nitelikli ve belgeli iş gücünden geçtiğini söylüyor. Bugün ekonominin en büyük sorununun işsizlik değil; beceri uyumsuzluğu olduğuna dikkat çeken Tören, "Gelecekte diploma kadar, tecrübe kadar ölçülmüş ve doğrulanmış beceri belirleyici olacak. Eğer biz sistemi dönüştürmezsek; İş var ama çalışan yok. Çalışan var ama uygun beceri yok gerçeğiyle karşı karşıya kalırız. MYK sistemi tam da bu noktada ekonominin görünmeyen ama en kritik altyapısı. 20 yıllık süreçte milyonlarca belge, yüzlerce meslek standardı ve yeterlilik, yüzlerce yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşu ile güçlü ve kurumsallaşmış bir yapı ortaya çıktı" diyor.

Tören, yeni dönemde, tehlikeli ve çok tehlikeli meslekler dışında sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda stratejik meslekler ve yeni meslekler alanında da belge zorunluluğunu tebliğlere eklemek yönünde hazırlıkları olduğunu belirtiyor. MYK'nın da kendisini yenilemeye mecbur olduğunun altını çizen Tören, kamu yönetiminde değişen ihtiyaçlar doğrultusunda Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi perspektifini daha güçlü taşıyacak kurumsal kapasite üzerine çalıştıklarını kaydediyor. Aşkın Tören ile MYK'nın çalışmaları ve hedeflerini konuştuk.

Türkiye'nin küresel rekabette öne çıkabilmesi için nitelikli iş gücünün rolünü nasıl tanımlarsınız? MYK belgeleri bu tabloda nasıl bir fark yaratıyor?

Bugün küresel rekabetin ana belirleyicisi artık sermaye değil, beceri sermayesidir. Üretmek, ekonomide son derece önemli ancak nitelikli üreten, yetkin çalışan kavramları fark yaratıyor. MYK olarak biz bu noktada sadece belge veren bir kurum değiliz; iş gücünü ölçen, doğrulayan ve güvence altına alan sistemin program otoritesiyiz. Kendimizi beceri sermayesinin program otoritesi olarak kabul ediyoruz. Bugüne kadar 3.5 milyona yakın belgeyle önemli bir başarı sağladık. Çalışma hayatı ekosistemi içerisinde azımsanmayacak bir seviye. Ancak MYK olarak bizim alacağımız daha çok yol var. Türkiye Yüzyılı vizyonunda hedefimiz; belgelendiren bir kurumdan öte, iş gücü piyasasını yönlendiren, kalite güvencesi sistemi içerisinde ölçme ve doğrulama yapan, sınav ve belgelendirme değer zinciri ile uluslararası referans oluşturan bir yapı olmaktır. Nitekim bunun adımlarını da sahada güçlü bir şekilde hissediyoruz. Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi referanslı kurumumuzun, Avrupa Komisyonu tavsiye kararı çerçevesinde oluşturulan bu yeterlilik sisteminin, Türk dünyası için model oluşturabilecek kapasiteye ve bir olgunluğa eriştiğini görüyoruz. Türkiye'nin deneyimi uluslararası platformlarda dikkat çekiyor. Türkiye'nin ulusal yeterlilik sistemi birçok ülke tarafından referans alınan bir kapasiteye ulaşmıştır.

Bunlar hangi ülkeler?

Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan başta olmak üzere Türk dünyası ülkeleri bu sistemin kendi ülkelerinde kurulmasını; kendi işgücü piyasalarına, çalışma hayatlarına katkı vermesini istiyorlar. Her ay mutlaka Türk Cumhuriyetleri ve Orta Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeden heyetler, delegasyonlar, sistemi, kurumun çalışmasını deneyimlemek için ziyaretimize geliyorlar. Balkan ülkeleriyle çok yakın ilişkilerimiz var. Orta Asya ve Somali başta olmak üzere Afrika ülkeleriyle de öyle. Önümüzdeki aylarda Almanya'yla yine karşılıklı bir teknik tecrübe değişimi programımız olacak.

Şu ana kadar kaç iş kolunda, kaç mesleğin standardı belirlendi?

20 yıl önce ülkemizin nitelikli iş gücünü büyütmek, iş gücü piyasasında kalite ve güveni tesis etmek için yola çıktık. Emeği güçlendirerek, taçlandıran, geleceği inşa eden bir hikaye yazdık. 27 sektörde 945 meslek standardı ve 697 ulusal yeterlilik hayata geçirildi. 252 yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşu 81 ilimizde emeğe dokunuyor. Mevzuat genişlemesinin değil, kalite ve güvence politikasının bir sonucu olarak bu rakamlara ulaştık.

Belge zorunluluğu getirilen kaç meslek var? Yeni hangi meslekler bu gruba eklendi?

Belge zorunluluğu getirdiğimiz toplam 244 meslek var. Geçen ay içinde 40 yeni meslek daha bu gruba eklendi. Son tebliğde ilk kez yenilikçi sektörler; elektrikli araçlar, hibrit teknolojiler, sıfır atık, yeşil dönüşüm meslekleri kapsama alındı. Bu şunu gösteriyor: Türkiye artık geçmişin mesleklerini değil, geleceğin mesleklerini konuşuyor. O nedenle biz de bu konuşulan mesleklerin birbiriyle konuşabileceği ulusal meslek sistemini güçlendirmeye çalışıyoruz. Mesleki yeterlilik sistemimizi daha esnek hale getirmeyi, yenili nesil becerilere hızlı uyum sağlayan yapılar kurmayı, eğitim-istihdam-üretim bağını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Eğer bu süreci sadece "zorunluluk" olarak görürsek kaybederiz. Bunu rekabet avantajına dönüştürmek zorundayız.

Ulusal standartlarımızın referans noktası Avrupa Yeterlilik Çerçevesi, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Avrupa standartları. O nedenle bizim belgelendirmelerimiz sadece ülkemizde değil, Avrupa ülkelerinde de kabul görüyor. İşverenler böylesi bir belgeyi rekabet avantajına dönüştürme imkanına sahipler.

Mesleki yeterlilik belgelerinin işgücü piyasaları ve istihdama etkisi nasıl?

Bugün 3.5 milyonu bulan belge sayısı, sistemin sahada karşılık bulduğunu gösteriyor. Ancak yine söylüyorum bizim için asıl mesele sayı değil; çalışma hayatına olan çarpan etkisidir. Verimliliğe, rekabete katkısı, istihdamda kalma süresine, ücret politikalarına yansımaları nedir? Sistemin çalışma hayatında ne kadar içselleştirildiğini sahadan ve analizlerden görüyoruz. Belgeli çalışanların istihdamda kalıcılığı daha yüksek. İş kazalarına maruz kalma oranı daha düşük. İşveren açısından üretim kalitesi daha istikrarlı. Henüz işgücü piyasasının tamamına dokunabilmiş değiliz. Hedefimiz, sadece sistemi yaygınlaştırmak değil; iş gücü piyasasının doğal bir parçası haline getirmek. Mesleki yeterlilik sisteminin, yasal bir zorunluluktan ziyade, merkezinde güven olan ve tercih edilen bir kültüre dönüşmesini istiyoruz.

Biliyorsunuz; tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde belge zorunluluğu var. Bu grupta, işverenin yasa gereği belgeli işçiyi tercih etmek dışında başka bir seçeneği yok. Sahada biz bu belgelerin yüzde 90'lar seviyesinde genel bir kabul gördüğünü görüyoruz. Yeni dönemde bizim, tehlikeli ve çok tehlikeli meslekler dışında; sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda stratejik meslekler ve yeni meslekler alanında da belge zorunluluğunu tebliğlerimize eklemek yönünde hazırlıklarımız var. Ayrıca tehlikeli ve çok tehlikeli meslekler dışında, farklı bakanlıklarımız da bazı mesleklerde belgelendirme zorunluluğu getirdi. Valeler, emlak danışmanlığı, motorlu araç galericiliği gibi. Bu belgeler sadece iş gücünün kalifikasyonunu değil aynı zamanda tüketici memnuniyetini de arttıran prosesleri barındırıyor. Biz MYK olarak: Geçmişten güç alan bugünü yöneten, geleceği planlayan ve kuran bir anlayışla hareket ediyoruz. Ama şunu da açıkça söylüyoruz: Yaptıklarımız kıymetli. Ama Türkiye Yüzyılı için yeterli değil. Bu vizyon doğrultusunda; bilginin beceriye dönüştüğü, becerinin ölçüldüğü ve yeterliliğin güvence altına alındığı bir sistem inşa etmek, artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk.

Bu sistem ekonomiye nasıl bir katkı sağlıyor?

Bugün ekonominin en büyük sorunu işsizlik değil; beceri uyumsuzluğu. OECD bunu açıkça ortaya koyuyor. Dünya Ekonomik Forumu ise önümüzdeki 5 yılda becerilerin yüzde 40'ının değişeceğini söylüyor. Bunun bizim ülkemize de yansımaları olacak. Bu ne demek? Türkiye açısından eğer biz sistemi dönüştürmezsek: İş var ama çalışan yok, çalışan var ama uygun beceri yok gerçeğiyle karşı karşıya kalırız. Bunun için tedbirler almak zorundayız. MYK sistemi tam da bu noktada, ekonominin görünmeyen ama en kritik altyapısıdır. Kurum olarak nitelikli işgücüne, nitelikli çalışan ekosistemine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bugün Türkiye iş gücü piyasasının açığını konuşurken, beceri açığını irdelemeden bu sorunu çözemezsiniz. Beceri açığı konusunda Kurum olarak çok önemli adımlar attık. Bugün sistemin aynı dili konuşması için beceri envanteri çalışmasını başlattık. Beceri setleri oluşturuyoruz. Dijitalleşme konusunda adımlar atıyoruz. E-sınav, e-belge, e-denetim alt yapısı oluşturmaya çalışıyoruz. Mikro yeterlilik sistemi gibi dünyanın henüz üzerinde çalıştığı alanla ilgili kurumda bir yapılanmaya gidiyoruz. Biz sadece diplomayla değil, beceri ile istihdam yaratma konusunda da üzerimize düşeni yaptığımızı düşünüyoruz.

Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi'nin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili çalışmamız var. Ancak en kritik hedefimiz şu: sistemin konuşmasını sağlamak. Veri var; bu verinin işlenmesi, politika üretmesi bizim için çok kritik.

Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi beceri ekosisteminde nasıl bir role sahip?

Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ), Türkiye'nin beşeri sermayesini güçlendirmeye yönelik dönüşüm vizyonunun merkezinde yer alan stratejik bir altyapı. Farklı öğrenme yollarıyla kazanılan bilgi, beceri ve yetkinlikleri ortak bir referans sisteminde buluşturarak eğitim ile istihdam arasındaki bağı güçlendiren TYÇ'yi; yalnızca teknik bir sınıflandırma yapısı olarak değil, bireyin "ne bildiğini" ve "ne yapabildiğini" esas alan, yetkinlikleri görünür, karşılaştırılabilir ve güvenilir hale getiren bütüncül bir dönüşüm aracı olarak konumlandırıyoruz. Bu yönüyle TYÇ, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu niteliklerle eğitim çıktıları arasındaki uyumu güçlendiren, hayat boyu öğrenmeyi teşvik eden ve farklı öğrenme kazanımlarını tek bir çatı altında anlamlandıran güçlü bir "ortak dil" işlevi görüyor.

Bugün TYÇ; örgün eğitim yeterliliklerinden mesleki yeterlilik belgelerine kadar geniş bir yelpazede, farklı seviyelerde konumlandırılmış yüzlerce yeterliliği kapsayan olgunlaşmış bir yapıya ulaştı. Türkiye Yeterlilikler Veri Tabanı ve ilgili dijital altyapılar üzerinden erişilebilir hale gelen bu yapı, her geçen yıl artan bir ivmeyle genişlemekte.

TYÇ'nin dönüştürücü etkisinin temelinde, öğrenme kazanımları yaklaşımını merkeze alması yer alıyor. Bu yaklaşım sayesinde bireylerin formel, yaygın veya informal öğrenme yoluyla edindikleri kazanımlar görünür hale geliyor; eğitim ve belgelendirme sistemleri arasında geçişkenlik güçleniyor. Aynı zamanda mikro yeterlilikler ile dijital ve yeşil beceriler gibi yeni nesil yetkinlik alanlarının sisteme entegrasyonu için esnek, çevik ve geleceğe uyumlu bir zemin oluşturuluyor.

Bu dönüşümü hızlandırmak için hangi önceliklere odaklanıyorsunuz?

Önceliklerimizi stratejik bir çerçevede ele alıyoruz. TYÇ'ye yerleştirilen yeterliliklerin kapsamını ve güncelliğini artırarak sistemi daha kapsayıcı ve dinamik hale getirmek bu çerçevenin ilk adımını oluşturuyor. Bu doğrultuda, klasik belge ve diplomaların ötesine geçen mikro yeterliliklerin çerçeveye entegrasyonuna yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bununla birlikte kalite güvencesi mekanizmalarını daha ileri bir seviyeye taşıyarak TYÇ'nin güvenilirliğini ve iş dünyasındaki karşılığını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Dijitalleşme odağında ise bireylerin yeterliliklerini doğrulanabilir, taşınabilir ve uluslararası ölçekte tanınabilir şekilde sunabilecekleri altyapıları yaygınlaştırıyoruz. Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi ile uyumun derinleştirilmesi ve küresel ölçekte tanınırlığın artırılması da bu vizyonun tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Hedefimiz; TYÇ'yi yalnızca bir referans çerçevesi olmanın ötesine taşıyarak, bireyler için kariyer gelişimini yönlendiren, işverenler için güvenilir ve etkin bir karar destek mekanizması sunan ve ülkemizin beşeri sermayesini küresel ölçekte daha rekabetçi hale getiren dinamik bir ekosistemin omurgası haline getirmek.

"Belge varsa risk azalıyor"

MYK Başkanı Aşkın Tören, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde belge zorunluluğunun işgücü piyasalarına yansımalarına da değindi. Bu alanın MYK sisteminin en net sonuç verdiği alan olduğunu söyleyen Tören açıklamalarına şöyle devam ediyor:

"Mesleki Yeterlilik belgeleri; birey için güven kaynağı, işveren için doğru eşleşmenin anahtarı, ekonomi için verimlilik unsuru. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde iş kazalarının azaltılması, üretim kalitesinin artırılması, kayıtlı istihdamın güçlendirilmesi bu sistemin somut çıktıları. Sahada gördüğümüz gerçek şudur: Belge varsa risk azalıyor, kalite artıyor. Denetim mekanizmalarımızın güçlendirilmesi için yatırım yapıyoruz, altyapımızı geliştiriyoruz. Dijitalleşme yönünde önemli adımlar atıyoruz. Belge bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik önemli çalışmalarımız var. İşveren sahiplenme iradesinin artırılması için daha güçlü adımlar atmak zorundayız."

İşgücü piyasasının stratejik merkezi olacak

Artık mesleklerin sabit değil, dinamik olduğunu vurgulayan MYK Başkanı Aşkın Tören, "Bizim yaklaşımımız net: Geleceği bekleyen değil, geleceği tanımlayan bir kurum olmak. Bu kapsamda yeşil enerji, elektrikli araçlar, dijital üretim, yapay zekâ destekli meslekler alanlarında standart ve yeterlilik geliştirme çalışmalarını hızlandırıyoruz. Yeni nesil mesleklerle ilgili olarak Orta Vadeli Program'da kendimize 100 meslek hazırlama hedefi koyduk. Bu alanlarda da standart ve yeterlilik geliştirme çalışmalarını hızlandırdık. Biz MYK'yı: veri üreten değil, veriyi anlamlandıran ve yön veren bir kuruma dönüştürmek istiyoruz. 2026 bizim için hazırlık, dönüşüm yılı. İş gücü piyasasının geleceğine ilişkin beceri projeksiyonları yayımlayacağız.

Hedefimiz çok net: MYK'yı belge veren bir kurumdan iş gücü piyasasının stratejik merkezi haline getirmek. Yani beceri sermayesinin program otoritesi, politika mutfağı yapmak. Bu kapsamda, kurumsal yeniden yapılanma, dijitalleşme, veri temelli yönetim, insan kaynağını güçlendirme, yapay zekâ karar destek mekanizması ile güçlendirmek öncelikli alanlarımız. Uluslararası entegrasyonumuzda ikili, çoklu, bölgesel, uluslararası alanda görünürlüğümüzü artırmak istiyoruz. Ülkemizin kalkınma programları içinde yerimizi almak istiyoruz" diye konuşuyor.

"MYK kendisini de yenilemeye mecbur"

Aşkın Tören, daha güçlü bir MYK, daha görünür bir sistem, daha nitelikli bir iş gücü için hızlı planlı ve kararlı adımlar atacaklarını söylüyor. "MYK kendisini de yenilemeye mecbur" diyen Tören, kamu yönetiminde değişen ihtiyaçlar doğrultusunda Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi perspektifini daha güçlü taşıyacak kurumsal kapasite üzerine çalıştıklarını kaydediyor. Tören, "MYK sadece serbest öğrenmeyle ilgili bir program otoritesi değil. Bu kurum, örgün, yaygın, akademik ve serbest öğrenme disiplinlerinin program merkezi olabilecek kapasiteye artık erişmeli. İş dünyası artık sadece diploma tabanlı ve odaklı mezun aramıyor. Bilenin bildiğini belgelendirdiği, ekosistem içinde de daha kısa, daha modüler, daha çevik, alanında bilgisini bir kalite güvencesi sistemi içinde belgeleyen insanlara da ihtiyaç duyuyor" şeklinde konuşuyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.