2027 özelleştirme hedefi 183 milyar lira
HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Yeni yılın bütçe maratonu başlarken, önümüzdeki yılın özelleştirme hedefleri de netleşmeye başladı. 2026 yılının ilk 7 ayında özelleştirme satış ve devirleri, geçmiş dönem taksit tahsilatları dahil olmak üzere Hazine'ye 146 milyar lira özelleştirme geliri aktarılırken, 2027 yılı için 183 milyar liralık hedef belirlendi. 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da 2026 yılı özelleştirme gelir beklentisi 107.3 milyar lira olarak güncellenirken, 2028 ve 2029 yılları için ise bu rakam sırasıyla 163.5 milyar lira ve 143 milyar lira gelir öngörüldü. Bu kapsamda stratejik altyapılardan limanlara, enerji santrallerinden kamusal hizmetlere geniş bir yelpazede ihale hazırlıkları hızlandırıldı. Özelleştirme yol haritasında en dikkat çeken başlığı ise 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve FSM Köprüleri ile dev otoyol ağlarının 30 yıllığına işletme hakkının devredilmesi ve küresel fonların radarındaki Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'nin (TEİAŞ) halka arz süreci oluşturuyor.
KÖPRÜ VE OTOYOLLARDA ÖZELLEŞTİRME MESAİSİ
2027 yılı bütçe gerekçesine göre, otoyollar, köprüler, çevre otoyolları ve bağlantı yolları üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri ve yük aktarma merkezi gibi diğer mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkların işletme haklarının verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesine yönelik ihale hazırlık çalışmalarına devam ediliyor. 5 Eylül'de Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı gereğince köprü ve otoyolların özelleştirme işleminin 31 Aralık 2031'e kadar tamamlanması öngörüldü. Kararda, 2010'da özelleştirme kapsam ve programına alınan otoyollar ve köprülerin yanına, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) sorumluluğunda olan Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu ile bağlantı yolları ve bunlar üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, ücret toplama ve yük aktarma merkezleri gibi diğer mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları da eklendi. Köprüler, otoyollar ile çevre ve bağlantı yolları ile bunların üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri ve yük aktarma merkezleri gibi diğer mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıklarının bir bütün halinde veya ayrı ayrı gruplar halinde mülkiyet devri yöntemi hariç olmak üzere işletme hakkının verilmesi, kiralama, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine karar verildi. İşletme devri şeklinde yapılacak özelleştirmede sözleşme süresi 30 yıl olarak belirlendi. Son günlerde, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile otoyol ve çevre otoyollarının, Cumhurbaşkanı kararında da yer alan seçeneklerden "parçalara ayrılarak" özelleştirilmesinin beklendiğine yönelik haberler gündemde yerini aldı. Ayrıca Güney Kore, Çin ve İspanya merkezli yabancı altyapı fonları ile yerli konsorsiyumların süreci yakından takip ettiği ifade edildi.
ELEKTRİK ÜRETİMİNDE ÖZELLEŞTİRME SÜRÜYOR
Elektrik üretim özelleştirmelerine devam edilecek. Toplam kurulu gücü 956 MW olan Tekirdağ A ve B Doğalgaz Kombine Çevrim Santralleri ile 115.4 MW kurulu güce sahip Akköprü HES için özelleştirme hazırlıkları çalışmaları sürüyor.
Bu yıl içinde 11.2 MW kurulu güce sahip Gaziler HES'in ve 10.2 MW kurulu gücüne sahip Bozcaada Rüzgar Enerji Santrali'nin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandı. Soma A Termik Santraline ilişkin devir işlemleri yapılırken, 0.4 MW kurulu güce sahip Kars'taki Dereiçi HES'in özelleştirmesi onaylandı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın (ÖİB) 24 Eylül'de Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, Elektrik Üretim AŞ'ye (EÜAŞ) ait Kars'taki Dereiçi HES ve santral tarafından kullanılan taşınmazların bir bütün halinde 10 milyon 500 bin lira bedelle en yüksek teklif sunan Bülsa Enerji İnşaat Taahhüt Plastik Hayvancılık ve Sanayi Ticaret Ltd Şti'ye satışı onaylandı.
KÜRESEL FONLARLA 23 GÖRÜŞME SAĞLANDI
Cumhurbaşkanı Kararı ile özelleştirme kapsamına alınan Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'nin (TEİAŞ), halka arzına yönelik olarak özelleştirme hazırlık çalışmaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TEİAŞ ve ÖİB tarafından koordineli biçimde yürütülüyor. Bütçe gerekçesine göre, TEİAŞ'ın halka arzına yönelik çalışmalar kapsamında öncelikle hukuk, teknik ve halka arza hazırlık danışmanları görevlendirildi ve danışmanlardan iş tanımları gereği talep edilen raporlar teslim alındı. Halka arza ilişkin hazırlık çalışmaları sürecinde merkezleri ABD, Birleşik Krallık, İsveç ve Avustralya olan büyük ülke fonları ve bu şirketlere yatırım yapan altyapı fonları ile toplamda 23 adet görüşme sağlandı ve bu görüşmelere ilişkin yatırımcı geri bildirim raporları danışmandan teslim alındı, TEİAŞ'ın sabit kıymetlerinin gerçek değerini belirlemek amacıyla değerleme çalışmaları tamamlandı. Diğer taraftan TEİAŞ'ın halka arzı için yapılan hazırlık çalışmalarının tamamlanma tarihi 31 Aralık 2026 olarak belirlenmişti.
LİMAN ÖZELLEŞTİRMELERİNDE YENİ TAKVİM
Çanakkale Gökçeada Kuzu Limanı'nın "Yolcu ve Yat Limanı olarak" yeniden düzenlenmesine yönelik ÖİB tarafından yürütülen imar planı süreçleri tamamlandı. Mevcutta atıl durumda bulunan liman alanı 550 yat kapasiteli 4 çıpalı yat limanı ve yolcu limanı olarak hizmet verecek şekilde projelendirildi. Bütçe gerekçesine göre limanın 2026 yılı içerisinde ihaleye çıkılması planlanıyor.
Tekirdağ Marmaraereğlisi Çeşmeli Mahallesi'nde bulunan taşınmazlar ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlardan oluşan Tekirdağ Çeşmeli Liman Sahası'nın (Eski NATO Kabul Limanı) "İşletme Hakkının Verilmesi" yöntemiyle 27 Aralık 2025'te açılan ihalenin nihai pazarlık görüşmeleri 15 Haziran 2026'da tamamlandı. Söz konusu ihale onay aşamasında.
Mülkiyeti Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne (TDİ) ait İzmir ili Konak ilçesi Ahmetağa Mahallesi'nde bulunan bazı taşınmazlar ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanda faaliyet gösteren TDİ Konak Rıhtımı İşletmesinin bir bütün halinde 36 yıl süreyle "işletme hakkının verilmesi" yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla bu yığl ihaleye çıkılmış, katılımcıların açık artırma aşamasında teklif vermeyerek çekilmesi sonucunda ihale iptal edilmişti.
Mülkiyeti TDİ'ye ait Artvin ili Hopa ilçesinde bulunan Hopa Limanı'nın 1997'de işletme hakkı verilmesi yöntemiyle 30 yıllığına yapılan sözleşmesinin süresi 2027 yılı itibarıyla sona erecek. Bu açıdan limanın bir bütün halinde "işletme hakkının verilmesi" yöntemiyle yeniden özelleştirilmesi amacıyla çalışmalara başlanılmış olup 2027 yılında ihaleye çıkılması bekleniyor.
EXPO FUAR VE SERGİ ALANI İÇİN HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
Antalya'nın Aksu ilçesi Solak Mahallesi'nde bulunan EXPO Fuar ve Sergi Alanına ilişkin özelleştirme hazırlık çalışmaları sürdürülüyor. Milli Reasürans T.A.Ş.'nin sermayesinde bulunan Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.'ye (ADÜAŞ) ait yüzde 3.37 oranındaki iştirak hissesinin özelleştirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. "Satış" yöntemiyle özelleştirilmesine karar verilen Compagnie Financiere Ottomane S.A.'nın sermayesinde bulunan ADÜAŞ'a ait yüzde 2.41 kurucu hisse ile yüzde 1.4 adi hissenin özelleştirilmesine ilişkin yönelik 11 Mayıs 2026'da gerçekleştirilen ihalesinde yeterli teklif alınamadığından ihale iptal edilmişti. Söz konusu iştirak hissesinin tekrar özelleştirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.
YEDİEMİNLİK HİZMETLER ÖZELLEŞTİRİLECEK
Yedieminlik faaliyetlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilesi amacıyla 29 Eylül 2021'de Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar verilmişti. Özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar Yedieminlik faaliyetlerinin ilgili mevzuatı çerçevesinde mevcut haliyle yürütülmesine devam edilecek olup özelleştirme işlemleri 31 Aralık 2028 tarihine kadar tamamlanacak. Özelleştirme stratejisinin belirlenmesi amacıyla ICC Uluslararası Danışmanlık ile imzalanmış Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi kapsamında Strateji Raporu ÖİB'ye teslim edildi. Yedieminlik faaliyetlerinin özelleştirilme stratejisi ve bu strateji doğrultusunda yapılması gerekli mevzuat düzenlemelerinin Adalet Bakanlığı ve ÖİB işbirliği ile gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.
3516 sayılı Ölçüler Ayarlar Kanunu çerçevesinde gerçekleştirilen periyodik muayene hizmetleri 22 Ekim 2020'de Cumhurbaşkanı Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış olup işletme hakkının verilmesi veya gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemlerinin ayrı ayrı veya birlikte uygulanarak özelleştirme işlemlerinin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ÖİBS tarafından koordineli biçimde yürütülüyor.
2026'da özelleştirmeden bütçeye 146 milyar lira gelir
1986 yılından bu yana ÖİB tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde 278 kuruluşta hisse satışı veya varlık satış/devri yoluyla özelleştirme işlemi yapıldı ve bu kuruluşlardan 273'ünde özelleştirme kapsamında olan kamu payı kalmadı. 2 Temmuz 1986 ile 31 Temmuz 2026 dönemi satış/devir uygulamaları nominal tutarlarla 303 milyar liraya ulaştı. Bu uygulamalardan tahsil edilen toplam nominal tutar ise 236 milyar lira düzeyinde gerçekleşti. 1 Ocak 2026 ile 31 Temmuz 2026 tarihleri arasında satış/devir uygulama tutarı 94 milyar liraya, 2026 yılı uygulamalarından tahsil edilen tutar ise 31.5 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde geçmiş dönem taksitleri dahil tahsil edilen toplam tutar ise yaklaşık 45 milyar lira düzeyinde gerçekleşti. Bu tutardan iş kaybı tazminatı ödemeleri ile özelleştirme kapsamındaki kuruluşların özelleştirmeye hazırlanması amacıyla idari, mali ve hukuki yönden yapılan düzenlemelerin gerektirdiği diğer zorunlu harcamalar düşüldükten sonra kalan nominal tutarla 146 milyar lira genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Hazine hesabına aktarıldı.
Prof. Dr. Uğur EMEK / Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Bu koşullarda yapılacak özelleştirme, kamuya zarar"
Köprü ve yolların Aralık/2012'de özelleştirme ihalesi yapılmıştı. İhalede ortaya çıkan bedel 5 milyar 720 milyon dolardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bedelin çok düşük olduğunu, bu nedenle ihalenin iptal edildiğini açıklamıştı. Bu bedel bugünkü değeriyle 8 milyar 73 milyon dolardır. Eğer bu öngörüyle satılacaksa 2012 yılındaki teklifin neredeyse üçte birine satılmış olacaktır. Bu koşullarda yapılacak bir özelleştirme, kamuya zarar özel sektöre de kâr yazacaktır.
Ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) bu otoyollar ve köprüler özelleştirildikten sonra nasıl bir tarife belirleme stratejisi izleyeceği de bilinmiyor. Tarifeler yüksek belirlendiği ölçüde özel sektörün kârı da artacaktır. Bu çerçevede bakıldığında, özel sektörün bu özelleştirme işlemine iştahla bakacağını söylemek mümkün. Özel sektörün kamu hizmetlerine uzun süreli sözleşmelerle katılımının yumuşak karnı sözleşme değişikliğidir. Sözleşmelerde yapılan değişikliklerle şartnamelerde duyurulan kurallardan uzaklaştıkça, ihalede bir kazanım sağlanmış olsa bile bu kazanım kaybediliyor. Yapılan açıklamalardan öğreniyoruz ki KGM, Yap-İşlet-Devret (YİD) otoyol ve köprülerinde özel sektör lehine sürekli değişiklik yapıyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü yıllar önce devlete geçmeliydi, geçmedi. Kuzey Marmara Otoyolu üç şeritli olarak ihaleye çıktı, sözleşme değişikliğiyle şerit sayısı dörde çıktı. Kamu yararı ile özel sektör kârlılığı dengesinin kurulabilmesi için bu süreçlerde siyasi müdahalelerin olmaması gerekir. Özelleştirme, devletin uzun süreli gelirlerinin senet gibi kırdırılmasıdır. Özelleştirmelerin başarılı olması için piyasaları düzenleyen kapsamlı bir mevzuat altyapısının ve bağımsız bir kurumun olması gerekmektedir. Ayrıca planlama hataları nedeniyle YİD yöntemiyle yapılan ulaştırma projelerinin de bütçe büyük yük oluşturduğu unutulmamalıdır.
GES ve RES YEKA yarışmaları 2-3 Kasım'da
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca rüzgar ve güneş enerjisine dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ve bağlantı kapasitelerinin tahsisine ilişkin güneş enerji santralleri (GES) ve rüzgar enerji santralleri (RES) yarışmaları 2 ve 3 Kasım'da yapılacak.
Rüzgarda 7 saha için 1500 megavat, güneşte 11 saha için 785 megavatlık kapasite tahsisi gerçekleştirilecek. Rüzgar enerjisine dayalı, R26-Sivas RES, R26-Balıkesir-1 RES, R26-Balıkesir-2 RES, R26-Balıkesir-3 RES, R26-Balıkesir-4 RES, R26-Manisa RES ve R26-Kütahya RES sıralamasıyla yapılacak yarışmalar Bakanlıkta 2 Kasım'da saat 10.00'da başlayacak.
Güneş enerjisine dayalı, G26-Denizli GES, G26-Ankara-1 GES, G26-Ankara-2 GES, G26-Konya GES, G26-Kahramanmaraş-2 GES, G26-Kahramanmaraş-3 GES, G26-Malatya-1 GES, G26-Diyarbakır GES, G26-Mardin-2 GES, G26-Batman GES ve G26-Elazığ GES yarışmaları da Bakanlıkta 3 Kasım'da saat 10.00'dan itibaren yapılacak.
2-3 Kasım'daki RES ve GES YEKA yarışmalarında, 2 bin 285 megavatlık kapasite tahsis edilerek yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımın hayata geçirmesi bekleniyor. Bu arada 2027'de 1000 megavatlık denizüstü rüzgar enerjisi YEKA yarışması da yapılacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, denizüstü rüzgar enerjisini yeni dönemin stratejik başlıklarından biri olarak değerlendiriyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye'nin bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğu ortaya konulurken, bu doğrultuda Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı saha belirlendi. Türkiye'nin ilk denizüstü rüzgar YEKA'sı 3 milyar dolarlık yatırım potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor.
"YATIRIMCI İLGİSİNİ ARTIRABİLİR"
Köprü ve otoyolların işletme hakkı devrinde, kamuoyunda gündeme gelen senaryolarda varlıkların 3'lü veya 4'lü paketler halinde ihale edilmesinin yer aldığını ifade etmiştik. Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oral Erdoğan'a göre, bu stratejinin temel ekonomik mantığı, gelir potansiyeli yüksek altyapıları daha düşük gelirli güzergâhlarla bir araya getirerek yatırımcı açısından daha dengeli bir portföy oluşturmak. Erdoğan, "Böyle bir paketleme, gelir ve maliyetlerin güzergâhlar arasında dengelenmesine imkan sağlayabilir ve yatırımcıların ilgisini artırabilir. Kamu açısından bakıldığında, birden fazla güzergâhın ortak bir işletme yapısı altında daha verimli yönetilmesi, yatırımcıların talep ettiği risk priminin azalması ve rekabetçi ihale koşullarında daha yüksek bir peşin devir bedeli elde edilmesi mümkün olabilir.
Ancak paketleme her durumda kamu lehine daha yüksek gelir sağlayacağı anlamına gelmez. Yüksek trafikli köprülerden elde edilen gelirlerin daha düşük gelirli yolların maliyetlerini karşılamak üzere uzun süre bağlanması söz konusu olabilir. Ayrıca paketin tamamına teklif verebilecek yatırımcı sayısı azalabilir ve bu durum rekabeti sınırlayabilir.
Bir diğer önemli konu, yüksek gelir potansiyeline sahip varlıkların ayrı ayrı ihale edilmesi halinde elde edilebilecek gelirle paket ihalesinin sağlayacağı toplam değerin karşılaştırılmasıdır. Paketleme, bazı yatırımcılar açısından cazibeyi artırırken bazı varlıkların gerçek ekonomik değerinin yeterince ortaya çıkmasını da engelleyebilir. Bu nedenle kararın yalnızca yatırımcı ilgisine veya beklenen peşin bedele göre verilmemesi gerekir. Paketleme ile ayrı ihale seçenekleri; toplam kamu geliri, rekabet düzeyi, işletme verimliliği ve uzun vadeli mali riskler açısından birlikte değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Prof. Dr. Oral ERDOĞAN / Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Kamu maliyesinde ne ölçüde rahatlama sağlanacağını söylemek güç"
Köprü ve otoyolların işletme hakkının 30 yıla kadar özel sektöre devredilebilmesi öngörülüyor. Ancak bu düzenleme tek başına fiili bir devir işleminin tamamlandığı anlamına gelmiyor. İhale koşulları, ücretlendirme formülü ve sözleşmeye özgü yükümlülükler bu açıdan belirleyici olacaktır. Modelin kamu maliyesi açısından olumlu sonuçları olabilir. Özel işletmecinin bakım, onarım ve yenileme yatırımlarını daha verimli gerçekleştirmesi, kamu üzerindeki doğrudan harcama baskısını azaltabilir. Bununla birlikte, risklerin sözleşmeyle nasıl paylaştırıldığı kritik önemdedir. Belirli bir gelir düzeyinin garanti edilmesi, döviz kuru riskinin kamuya bırakılması veya beklenmeyen maliyetler için kamu desteği öngörülmesi halinde, işletme özel sektöre geçmiş olsa bile kamu maliyesi üzerindeki yükümlülükler devam edebilir.
Geçmişteki yap-işlet-devret (YİD) projelerinden kaynaklanan garanti yükümlülükleri de yeni işletme hakkı devirleriyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Yeni sözleşmeler mevcut garanti sözleşmelerinden hukuken ayrı olsa bile, diğer projelerden doğan yükümlülükler devam edebilir. Bu nedenle yeni modelin kamu maliyesine sağlayacağı rahatlamayı yalnızca peşin devir bedeli üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Önemli bir ölçüt, kamuya aktarılan net risk miktarı ve uzun vadede üstlenilmekten kurtulunan mali yükümlülüklerdir. Garanti hükümleri, fesih tazminatları, bakım standartları ve ücret belirleme yetkisi açıklığa kavuşmadan, kamu maliyesinde ne ölçüde rahatlama sağlanacağını kesin olarak söylemek güç.