Kültür Elçisi Meltem’in Çin’deki akademik yolculuğu

GİRİŞ TARİHİ: 03.04.2026 GİRİŞ TARİHİ: 12:22 SON GÜNCELLEME: 03.04.2026 12:22
Avrasya’nın iki ucunda yer alan Çin ve Türkiye, tarih boyunca İpek Yolu’nun kurduğu derin bağ sayesinde zamanın ötesine uzanan bir dostluk mirasını paylaşıyor. Dağları ve denizleri aşan Çin–Türkiye kültür elçisi Meltem’in Çin’deki akademik yolculuğu…

LİU JİA-- Küreselleşmenin hız kazandığı günümüzde, kültürel etkileşim farklı ülkeler ve toplumlar arasında anlayış ve yakınlaşmayı güçlendiren en önemli bağlardan biri hâline geldi. China Today dergisi olarak bu sayımızda, Çin ile kurduğu özel bağla dikkat çeken Serpil Meltem Arslan'ı konuk ediyoruz. Onun kişisel yolculuğu, özgün bakış açısı, birikimi, Çin–Türkiye kültürel etkileşiminin günümüzde nasıl canlı ve anlamlı biçimde sürdüğünü gözler önüne seriyor.

Kültürle ilk temas

Meltem'in Çinceyle kurduğu bağ, babasının anlattığı eski bir hikâyeyle başlıyor: "Otuz yıl önce babam bana, dünyanın öteki ucunda kadim bir ülke var. Kullandıkları yazı, resimlerden oluşuyor; her karakter sanki çizilmiş bir hikâyeyi anlatıyor." İşte bu söz, bir tohum misali kalbine yerleşti. Yıllar içinde büyüyerek onu Çinceye doğru çeken derin bir bağa dönüştü. 2005 yılında Erciyes Üniversitesi Çin Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne adım atmasıyla birlikte, Meltem'in Çinceyle şekillenecek hayat yolculuğu başlamış oldu.

Ancak bu yolculuk hiç de kolay olmadı. Ana dili fonetik bir yazı sistemine dayanan Meltem için, Çince karakterlerin karmaşık yapısı ve dört tonlu ses sistemi devasa bir meydan okumaydı. Meltem "Çince karakterleri öğrenmek sadece zor olmakla kalmadı, hayal edilenden bile çok daha zordu" diyor. Buna rağmen, pes etmeyi kabul etmeyen karakteri sayesinde yoluna kararlılıkla devam etti. 2007 yılında Çin'de burslu eğitim alma fırsatını elde eden Meltem, hayatında özel bir yere sahip olacak bu kadim ama canlı ve enerjik topraklara ilk kez adımını attı. Çin Seddi'nin görkemi, Yasak Şehir'in ihtişamı ve hutonglarda yankılanan eski Beijing lehçesi onu derinden etkiledi. Meltem o günleri "Çin'in binlerce yıllık tarih ve kültürü ile her geçen gün ilerleyen bilim ve teknoloji gücü beni derinden etkiledi. Çin'e geldiğim o zamanlar, Çinceyi mutlaka öğrenmem gerektiğini hissettim" diye anımsıyor.

Türkiye'de Çince eğitimi verdiği yıllarda Çincenin cazibesine daha da kapıldı. Sahnede Li Bai'nin dizelerini okurken, bu kadim yazı ve zarif şiir dili yalnızca öğrencileri etkilemekle kalmadı. Aynı zamanda ona, Çince öğrenmenin hayatında verdiği en doğru kararlardan biri olduğunu bir kez kanıtladı.

Dil üzerinden kurulan köprü

Meltem, İstanbul Okan Üniversitesi'nde Çince öğretim görevlisi olarak çalıştığı dönemde, birçok öğrencinin Çin'e dair algısının zamanla nasıl değiştiğine bizzat tanıklık etti. Başlangıçta öğrencilerin Çin hakkındaki bilgileri çoğunlukla İpek Yolu, Çin porseleni, Çin dövüş sanatları ve geleneksel Çin tıbbı gibi tarihsel simgelerle sınırlıydı. Çin'i gizemli bir Doğu ülkesi olarak görüyorlardı. Öğrencilerin soruları karşısında Çin'e ait fotoğrafları göstererek, Çin mutfağını, geleneksel Çin bayramlarını ve tarihî hikâyeleri anlatarak onların bu kalıplaşmış algılarını yavaş yavaş değiştirdi. "Birçok öğrencim Çin'e gitmek, Çin yemeklerini denemek ve kadim uygarlığın modern gelişimini kendi gözleriyle görmek istediğini söylüyordu," diyen Meltem'e göre, dil zamanla iki ülke kültürü arasında güçlü bir köprüye dönüştü. Türk öğrencilerin Çin'in büyüsünü derinden hissetmelerine kapı araladı.

15 yıllık çalışma hayatının ardından Meltem, cesur bir karar aldı; yeniden üniversite sıralarına dönerek doktora eğitimine başladı. 2025 yılında yeniden Beijing Dil ve Kültür Üniversitesi'nin öğrencisi olan Meltem, çalışmalarını kültürlerarası araştırmalar ile Çin-Türkiye edebiyat karşılaştırmaları gibi alanlara yoğunlaştırdı. "Yirmi yılı aşkın süren öğrenme yolculuğum ve Çin kültürünü bizzat deneyimlemem, Çin'i çok daha yakından tanıma isteğimi giderek güçlendirdi" diyen Meltem şöyle devam ediyor: "Bilginin sonu yok; insan ne kadar öğrenirse, aslında ne kadar az bildiğini o zaman fark ediyor. Bu yüzden yeniden üniversiteye dönüp doktora yapmaya karar verdim." Meltem, aldığı akademik eğitim sayesinde geçmişte edindiği saha deneyimlerini kuramsal bilgiyle bir araya getirerek, Çin- Türkiye kültürel etkileşimine daha güçlü katkılar sunmayı amaçlıyor.

Beijing'deki hayatı boyunca kültürel anlamda birçok farklılığı bizzat deneyimledi. Eski Beijinglilerin birbirine özgü selamlaşma biçimi olan "Yemek yedin mi?" sorusundan, Kuzeydoğu Çin lehçesinin şehirde günlük konuşmalarda yaygın biçimde kullanılmasına; "sıcak su içme" alışkanlığından gündelik yaşama dair ayrıntılara kadar pek çok unsur ona hem yeni hem de ilgi çekici geldi. Bununla birlikte, Çin ve Türk kültürleri arasında şaşırtıcı benzerlikler de fark etti. Qingdao'daki Luxun Parkı'nın sahilinde ya da Tianjin'in ünlü Beş Cadde bölgesinde yürürken kendisini zaman zaman İstanbul'daymış gibi hissetti. Sanki zaman ve mekân arasındaki sınırlar silinmiş gibiydi.

Mobil ödemenin yaygın kullanımı ve ulaşım sisteminin sunduğu kolaylıklar da onda derin bir iz bıraktı. "Yanımda sadece cep telefonumu taşıyarak tüm işlerimi halledebilmek beni gerçekten çok şaşırttı," diyen Meltem, bu teknolojik imkânların Çin'in gelişim hızını daha ya- kından hissetmesine yardımcı olduğunu dile getirdi.

Gelecek hayali

Geleceği düşündüğünde Meltem'in hayalleri oldukça net ve güçlü. Kendi birikimi ve çabasıyla kadim Çin kültürünü Türkiye'ye tanıtmayı; aynı zamanda Türkiye'nin tarihini, kültürel zenginliğini ve teknolojik gelişimini Çin'e aktarmayı amaçlıyor. Meltem "Daha fazla 2025 yılında yeniden Beijing Dil ve Kültür Üniversitesi'nin öğrencisi olan Meltem, çalışmalarını kültürlerarası araştırmalar ve Çin-Türkiye edebiyat karşılaştırmaları gibi alanlara yoğunlaştırdı.

Çinli öğrencinin Türkiye'ye gelerek burada eğitim almasını çok istiyorum. Çin ve Türkiye arasında medeniyetler arası karşılıklı anlayışın güçlenmesine kendi katkımı sunabilmek benim için çok değerli" diyor.

İdealindeki Çin–Türkiye ilişkisini üç anahtar kelimeyle tanımlaması istendiğinde, Meltem'in yanıtı net: "dostluk", "medeniyetler arası karşılıklı öğrenme" ve "ortak ilerle- me". Ona göre medeniyetler arası etkileşim, insan uygarlığının gelişmesini ve dünya barışının ilerlemesini sağlayan en önemli güçlerden biri. Çin ve Türkiye ise İpek Yolu üze- rinde yer alan iki kadim uygarlık olarak, binlerce yıl boyunca süren karşılıklı temaslarıyla bu anlayışın somut ve canlı bir örneğini oluşturuyor.

Türkiye'deki gençlerin Çince öğrenmesi ya da Çin'de eğitim alması konusunda tavsiyeleri sorulduğunda, Meltem özellikle "konuşmanın" önemine dikkat çekiyor. "Çince'de dört ton var ve her biri farklı bir anlam ifade ediyor. Bu zor ama dilin en temel noktası da tam olarak bu," diyen Meltem, öğrencilerin Çince karakterlerin anlamını ve yapısını öğrenmeye ağırlık vermelerinin, dili daha iyi kavramalarına ve akılda tutmalarına yardımcı olacağını belirtiyor. Öte yandan, Beijing'e eğitim için gitmeyi planlayan öğrencilere de küçük ama önemli bir hatırlatmada bulunuyor: "Kış mevsimi gerçekten çok soğuk, mutlaka kalın giyinmek gerekiyor." Meltem'in hikâyesi, Çin ile Türkiye arasındaki kültürel etkileşimin anlamlı bir yansıması niteliğinde. Kendi deneyimi ve birikimiyle kültürel alışverişin taşıdığı çekiciliği ve gücü ortaya koyan Meltem, gelecekte de bu misyona sahip çıkmayı sürdürecek. Çin ve Türkiye arasında karşılıklı güveni ve dostluğu besleyen daha nice bağın kurulmasına katkı sunmaya kararlı görünüyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.