12 bin puanı aşan endekste yeni hedef 15-15.500
İDİL TARAKLI/ Küresel piyasalar geçen haftaya ABD'nin Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro'yu kaçırmasıyla başladı. Ancak borsaların genel olarak pozitif tarafta kalmayı sürdürdüğü görüldü. Venezuela'nın, dünyanın en yüksek kanıtlanmış petrol rezervine sahip olmasına rağmen son yıllarda küresel arza katkısının yüzde 1'in bile altında kaldığına dikkat çeken sektör temsilcileri, bu nedenle ABD'nin bu müdahalesi sonrasında petrol arzında bir daralma beklemiyor, aksine artış ihtimali görüyor. Analistler jeopolitik açıdan asıl belirsizliğin 'ABD'nin benzer eylemleri, hangi bölge ya da ülkeler ile devam edebilir?', 'Çin, Rusya, İran'ın tepkileri nasıl olur?' gibi başlıklar etrafında şekillendiğine işaret ediyor. Nitekim bu kapsamda ABD yönetiminin Küba, Kolombiya, Grönland ve Danimarka'yı işaret ettiği görüldü. ABD Başkanı Trump, ilerleyen günlerde bir başka NATO üyesi olan Danimarka'ya ait Grönland'a yönelik, askeri seçenekler dahil tüm ihtimallerin masada olduğunu söyledi. Haber akışına ve mesajlara paralel Avrupa'nın bu konudaki rahatsızlığı ve jeopolitik gerginliğin artabileceği kaygılarının küresel borsalarda risk iştahını engellediği belirlendi. Bu arada piyasa aktörleri, Venezuela petrolünün küresel dolaşıma çıkabileceği şeklindeki iyimser öngörülerin ise gerekli altyapı yatırımları, yüksek çıkartma maliyetleri gibi bazı etkenler nedeniyle yakın vade için çok mümkün olmadığını hatırlattı. Öte yandan geçen hafta ABD'de, kurumsal gayrimenkul yatırımlarına ve savunma alanındaki şirketlerin temettü, hisse geri alımı faaliyetlerine sınırlama planlarının ilgili şirketlere satış getirdiği görüldü.
Borsa İstanbul ise önceki haftayı yüzde 2.1 yükseliş kaydederek kapatmıştı. Endeks günü 11.498 puan ile borsa tarihinin en yüksek ikinci kapanışı ile tamamlamıştı. Hafta başında açıklanan enflasyon verileri sonrasında da PPK'dan faiz indirim beklentilerinin korunması borsayı desteklemeye devam etti. Borsa İstanbul yeni yıla hızlı bir başlangıç yaparken, tarihinde ilk kez 12 bin puanı aştı. Türkiye'nin kredi risk primindeki (CDS) düşüş eğilimi de Borsa İstanbul'u yükselten başka bir neden olarak ön plana çıktı.
Genel olarak Borsa İstanbul'da güçlü görünümün devamı dikkat çekti. Borsa uzmanları, yabancı alışları ve artan hacimle yaşanan yükseliş nedeniyle momentumun korunacağını ve dirençlerin test edileceğini düşünüyor. Analistler de 12.500 bölgesinde bir soluklanma görülse bile 12 aylık uzun vadeli BİST- 100 endeks hedefinin 15-15.500 olduğunu ve TL faizlerde gerilemenin devamı ile şirketlerin hedef fiyatlarında yukarı revizyonların devam edebileceğini ifade ediyor. Borsa İstanbul'da Çarşamba günü 12.124 seviyesi test edilerek 30 Aralık'ta 11.100 civarından başlayan yükseliş bin puana ulaştı. Ancak günün ikinci yarısında Suriye'de Halep'in bazı bölgelerinde SDG'ye müdahale haberleri endekse bir miktar satış getirdi. Sektör temsilcileri düzenli para girişi devam eden majör şirket sayısındaki artışın Borsa İstanbul'da genele yayılan bir yatırımcı ilgisini teyit ettiğini ve bu durumun ilerleyen dönem için çok sağlıklı olduğunun altını çizdi. Borsa uzmanları ise 2026 yılında 47 hissenin ön plana çıkabileceğini ve uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere takip edilebileceğini söylüyor.
"2026'DA BORSADA REEL KAR GÖREBİLİRİZ"
2026 yılında borsada reel kar görme ihtimalinin öne çıkabileceğini ifade eden Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, alternatif yatırım araçlarının borsaya olası etkisine yönelik ise şu değerlendirmeyi yapıyor: "Geri çekilmenin devam etmesine rağmen, yılın ilk yarısı faizlerde devam eden görece yüksek seviyeler yatırımcının borsaya girişler noktasında iştahını baskılayabilir. Ancak, yılın ikinci yarısında faiz indirimlerinin devam etmesi durumunda faiz yerine borsayı tercih edecek yatırımcı sayısında artış söz konusu olabilir. Diğer yandan enflasyondaki gerileme ve TCMB'nin rezerv birikimine devam etmesi ters dolarizasyonu desteklerken, portföylerde döviz ağırlığını aşağıya çekmeye devam ediyor. Dolayısıyla kur tarafının mevcut tabloda bir bozulma olmaz ise borsa için bir alternatif olması 2026 yılı özelinde düşük olasılık olarak görülüyor. Kıymetli metaller tarafında ise altın ve gümüşte yükseliş son dönemde dikkat çekiyor ve küresel olarak şartlar değişmez ise kıymetli metallerde yükseliş devam edebilir. Bu ise hem küresel borsalar hem de bizim borsamız için baskılayıcı unsur olmaya devam edecektir. Burada Türkiye özelinde makroekonomideki iyileşmenin ve TL'ye güvenin artmaya devam etmesi durumunda kısmen borsa için destekleyici olabilir. Ancak tablo değişmediği sürece kıymetli metaller 2026 yılı için borsalara alternatif olma potansiyelini sürdürecektir."
İçerde ve dışarda piyasaları etkileyecek belli başlı başlıkların TL bazlı risklerin yönünde belirleyici olma potansiyeline sahip olduğunu hatırlatan , bu etkenlerde yaşanacak olumlu gelişmelerin TL bazlı riskleri minimize edeceğini ve yatırımcının risk iştahını destekleyebileceğini söylüyor. Enflasyonda geri çekilmenin devam ettiği ve buna paralel faiz indirimlerinin sürdüğü temanın 2026'da da öne çıkmasının borsa için öncü katalizör olmaya devam edebileceğini de kaydeden Bircan, "Yine de 2026 yılının ilk çeyreğinde yatırımcı tutumu açısında temkinli iyimserliğin sürebilir, dolayısıyla risk iştahının artmaya başlaması ikinci çeyrek itibarıyla görülmeye başlayabilir" diyor.
"150 BAZ PUANLIK FAİZ İNDİRİMİ BEKLİYORUZ"
Aralık ayında giyim fiyatlarındaki mevsimsel düşüş ile daha düşük enerji fiyatlarının, beklendiği üzere fiyat baskılarını sınırlı tuttuğunu da ifade eden Bircan, "Ocak ayında da yıllık enflasyonun gerilemesini bekliyoruz. Öte yandan TCMB'nin Ocak ayında da gevşeme döngüsünü sürdürerek bir 150 baz puanlık faiz indirimi daha yapacağı görüşündeyiz" değerlemesini yapıyor.
Venezuela'nın uzun süredir siyasi, ekonomik ve sosyal kriz içerisinde olduğunu da hatırlatan Bircan, "Petrol açısından Venezuela'nın mevcut durumda günlük ortalama 800-900 bin varil üretim yaptığı ve bunun 500-600 bin varilini ihraç ettiği dikkate alındığında ve piyasadaki petrol arzı fazlası göz önünde bulundurulduğunda kısa vadede petrol fiyatlarında bir bozulma öngörmüyoruz. Venezuela'nın petrol üretiminde, doksanlı yılların sonunda günlük 3.5 milyon varile kadar çıkabildiğini göz önüne alırsak, Venezuela'da oluşacak yeni yönetimin tekrardan arzı artırması (ki bu ciddi yatırımlar gerektiriyor) orta vadede petrol fiyatlarını aşağıya çekebilecek bir etki yaratabilir. Uzun vadede ise ABD'nin bu saldırısı Trump'ın ucuz petrole erişim hamlesi olarak değerlendiriliyor. Nitekim Trump Venezuela'nın petrolünü ABD'nin kontrol edeceğini ve petrol üretimini yeniden canlandırmak için yatırım yapacağını söylüyor. ABD'nin bu adımı ayrıca 'petrol savaşları mı başlıyor?' sorusunu da akıllara getiriyor" yorumunu yapıyor.
"BORSALARA POZİTİF KATKI SAĞLAYABİLİR"
Bu durumun orta vadede petrol arzının artmasına ve fiyatların aşağı gelmesine katkı sağlarken, enerji maliyetlerinin azalması ile borsalara pozitif yansıyabileceğini de öngören Bircan, "Ayrıca Türkiye gibi ülkeler için petrol fiyatlarındaki düşüş hem makroekonomik göstergeler için hem de borsalar için pozitif katkı sağlayıcı etki edebilir" diyor.
Enflasyon ve faiz indirim temasının Borsa İstanbul için 2026 yılında da belirleyici olmaya devam edebileceğini kaydeden "Küresel tarafta ise Fed'in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi gelişmiş ve gelişmekte olan ülke borsalarına paralel bizim borsamızda da destekleyici olabilir. Diğer yandan 2025 yılının son günlerinde CDS'lerde yaşanan dikkat çekici düşüşün devam etmesi olasılığı TL varlıklara karşı iyimserliği artırıyor. Bu bağlamda BİST-100 endeksi için 12 aylık dönemde 14.500 seviyesindeki hedefimizi sürdürüyoruz. Diğer yandan her ne kadar BİST-100 endeksi 11.000 seviyesinin üzerine yerleşmiş görünse de olası bir satış baskısı durumunda 10.870 seviyelerini test edebilir" değerlemesini yapıyor.
"BANKALAR POZİTİF AYRIŞABİLİR"
2025 yılında BİST-Banka endeksinin negatif reel getiri sunmuş olsa da 2026 yılında faiz indirim temasından pozitif etkilenebilecek sektörlerin başında geldiğinin de altını çizen , "Faiz indirimlerinin devam etmesi ile hem fonlama maliyetlerinin düşmesi hem de kredi talebinin artması bankalar için 2026 yılında karlılığı desteklerken, fiyatlama açısından da pozitif ayrışmasına katkı sağlayabilir" diyor. Bircan diğer sektörlere yönelik ise "Teknoloji tarafı 2025 yılında reel getiri sağlayan az sayıdaki sektörden biri oldu. 2026 yılında da küresel konjonktürün etkisiyle teknoloji sektöründe pozitif ayrışmanın devam etmesi beklenebilir. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve inşaat ise 2025 yılında reel pozitif getiri sağlayan sektörler olurken, faiz indirim temasıyla birlikte proje finansmanına erişimin kolay ve ucuz hale gelmesi ve talebin desteklenmesi bu sektörlerin pozitif ayrışmaya devam etmesini destekleyebilir. Holdingler de yine 2026 yılında özellikle borsaya yabancı girişleri hızlanırsa pozitif ayrışabilecek sektörler arasında sayılabilir." değerlendirmesini yapıyor.
2026 yılında Akbank, Anadolu Grubu Holding, Astor Enerji, BİM Mağazalar, Coca Cola İçecek, Çimsa, Doğuş Otomotiv, Enka İnşaat, Ereğli Demir Çelik, Ford Otomotiv, Galata Wind Enerji, Garanti BBVA, İş Bankası (C), Koç Holding, Koza Altın, Mavi Giyim, Migros Ticaret, MLP Sağlık, Oyak Çimento, Pegasus, Sabancı Holding, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, TAV Havalimanları, Tofaş Otomobil Fabrikası, Turkcell, Tüpraş, Türk Hava Yolları, Türk Telekom, Türkiye Sigorta, Vakıflar Bankası ve Yapı Kredi hisselerinin ön plana çıkabileceğini ve uygun seviyelerde portföylere eklenebileceğini söylüyor.
"FAİZ İNDİRİMLERİ REEL EKONOMİYE SİRAYET EDECEK"
2026 yılının Türkiye ve dünya için karar yılı olma niteliği taşıdığını ifade eden Marbaş Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Erdem ise bu yılı faiz indirim patikasının reel ekonomiye sirayet ettiği bir yıl olarak öne çıkmasını bekliyor. Geçtiğimiz yıllarda gördüğümüz yüksek finansman giderlerinin negatif etkisinin görece kırıldığını hatırlatan , "Karlılıkları pozitif yönlü etkilediği bir yıl olarak ön plana çıkarken bankacılık gibi majör sektörlerde ise fonlama maliyetlerinin düşmesiyle beraber net faiz marjında artış hikayesinin yeniden ön plana çıkacağını düşünüyoruz" diyor.
Bu kapsamda içeride ve dışarıda piyasayı destekleyici pozitif unsurlara da değinen Yıldız, şu başlıklara dikkat çekiyor:
"Kredi Notu ve CDS dinamiği: Makroekonomik politikaların rasyonalitesinin korunması, sağlıklı merkez bankası iletişimi gibi faktörler ışığında CDS'de kalıcı geri çekilmenin sürmesini ve hatta 2026 için kredi derecelendirme kuruluşlarının olası not artışıyla birlikte geri çekilmenin sürmesi, yabancı akımının artması ve gelişmekte olan ülkelerden pozitif ayrışma potansiyeli barındırması.
Emsallere göre zayıf performansın terse dönmesi: Son iki yılda gelişmekte olan ülkeler ve dünya endekslerini Türkiye ile kıyasladığımızda şok akışlarından kaynaklı zayıf performansın sürdüğünü izlerken tüm koşulların sağlıklı ilerlemesiyle beraber makasın kapanmasını bekliyoruz.
Dezenflasyonist sürecin devamı: Aralık ayı enflasyonun da beklentinin aşağısında gelmesiyle beraber piyasada dezenflasyonist sürece yönelik iyimserliğin arttığını izlerken Ocak ve Şubat ayı enflasyonunun önemli olduğunu görmekteyiz. Gelen enflasyon verisini riskli varlıklar için olumlu olarak yorumlarken makroekonomik politikaların sağlıklı işleyişiyle beraber hikaye oluşturabileceğimizi düşünüyoruz.
Venezuela hikayesi: ABD'nin Maduro'ya yönelik operasyonunun ardından özellikle Venezuela etkisiyle beraber petrol arzının arttırılması sonucu brent petrol nezdinde 50 dolar bandına doğru geri çekilme beklerken cari açığımıza ek pozitif katkı oluşturmasını bekliyoruz.
FED Başkan değişimi, güvercinleşme ve Trump etkisi: Önümüzdeki yıl ABD nezdinde borçlanmanın yüksek olacağı bir ortam olacağı için özellikle Trump daha fazla faiz indirecek FED Başkanı arayışının sürdüğünü izlerken Bessent, Waller gibi isimlerin ise bu yönlü demeçler verdiğini görüyoruz. 2026'da güncel gelişmelerle beraber 2 faiz indirimi fiyatlaması oluşurken başkan değişimiyle beraber ek faiz indirimlerinin sürmesini piyasalar için pozitif değerlendiriyoruz.
Avrupa'da PMI verilerin düzelmesi ve ekonomik aktivitede canlanma: En büyük ihracat bölgemiz olan AB bölgesinde son çeyrekte canlanmanın devamını izlerken devam etmesi halinde talep yönlü pozitif katalizör yaratma ihtimalini yüksek görüyoruz.
Jeopolitik gerilimlerin sona ermesi: Rusya- Ukrayna barış anlaşmasının 2026'da imzalanma ihtimaliyle beraber oluşan jeopolitik risk ortamının ortadan kalkması ve özellikle Ukrayna'nın yeniden inşaası için şirketlerimiz nezdinde potansiyel pazar alanının açılması."
"2026 ÖNEMLİ BİR GEÇİŞ YILI"
2026 önemli bir geçiş yılı olmaya devam ederken dünyadaki ve içerideki risklere rağmen hala Türkiye'nin kendi içinde yabancı akımı çekme potansiyeli taşıdığını düşünen olası negatif gelişmeleri şu başlıklar altında sıralıyor:
"Jeopolitik fay hatları ve bölgesel genişleme ihtimali: Barış ortamını tehdit eden gelişmelerin artarak devam etmesi ve özellikle Polonya gibi yakın bölgelere sirayet etmesi, İsrail'in barışı zedeleyici faaliyetlerde bulunması ve agresif tutumu gibi faktörlerin Türkiye gibi kritik bölgelere negatif etki etmesi ve artan risk iştahında daralma
Uzak Doğu ve enerji savaşları: Çin-ABD-Tayvan üçgeninde oluşabilecek bir kırılma küresel satış baskısına yol açabilir. Ayrıca ABD'nin Venezuela örneğinde olduğu gibi enerji koridorlarında sert güç tutumunu genişletmesi enerji arz güvenliğini tehlikeye sokabilir.
Ticaret savaşları ve değerli mineraller: 2025'in ana gündemi olan ticaret savaşları Çin-ABD geriliminin artmasıyla birlikte yeniden canlanabilir. Buna ek olarak değerli mineral savaşları sürebilir.
Japonya BOJ faktörü: Japonya'nın faiz artırım döngüsünde vites yükseltmesi ve beklenen makro verilerin ötesine geçmesi, küresel piyasalardan milyarlarca dolarlık likidite çekilmesine ve ani finansal türbülanslara neden olabilir.
Siyasi belirsizlik ve liderler: Avrupa'da siyasi parçalanmışlık ve yönetim boşluklarının ekonomi üzerinde potansiyel hasarı ve dünyada aşırı radikal liderlerin demeçlerinin sertleşmeye devam etmesi risk iştahında daralmalara yol açabilir."
"EN CAZİP YATIRIM ARACI 'HİSSE SENEDİ'"
Bu sene (2026) Türkiye için en cazip yatırım aracının hisse senedi olduğunu öngören Yıldız, alternatif yatırım araçlarına yönelik de şu değerlemeyi yapıyor: "Altın ve gümüş için 2025 yılı jeopolitik gelişmeler, merkez bankaları ve yatırım fonlarının alımı sonrası bireysel talepte de güçlü artış ile beraber altın için yüzde 63 ile tarihin en iyi ikinci dolar bazlı getirisini izlerken gümüşte de yüzde 138 ile tarihin en iyi dolar bazlı getirisini gördük. Özetle 2025 yılında ekstrem koşullar 'altın' güçlü getiriyle yılın kazananı olurken talep hala sürse de 2026'da ek bir şok olmadığı sürece getirilerin görece sınırlı kalacağını düşünüyoruz. Faiz ve dövizi ise sağlıklı makroekonomik politikanın işlendiği piyasada yatırım aracından ziyade paranın enflasyona karşı korunma aracı olarak değerlendiriyoruz."
"14.500-15.000 BANDINI ÖNGÖRÜYORUZ"
2026'da endeks için geçtiğimiz yıl (2025) belirttiğimiz gibi 3-3.1dolar bandını öngörmeye devam ettiklerini belirten Yıldız, "2026 için dolar/ TL beklentimiz 48 TL olup; TL bazlı hedefimiz ise bölgesine tekabül ediyor. Bu da güncel fiyatlamalara baktığımızda yüzde 30-33 getirilere karşılık geliyor" diyor.
2026 yılı için faiz indirim patikası eşliğinde tüm sektörlerde iyileşme bekleyen Yıldız, sektörler bazda ise şu değerlemeyi yapıyor: "Telekomünikasyon; yüksek operasyonel performansın ve ARPU büyümesinin devamına ek olarak 5G hikayesi, bankacılık; faiz indirim döngüsüyle birlikte bankacılıkta net faiz marjlarında iyileşme beklentisi, demir çelik; sınırda karbon düzenlemesi mekanizması ve düşük ürün fiyatlarına rağmen maliyetlerde düşüşe paralel olarak karlılıkta toparlanma, otomotiv; canlanan talebe ek olarak sektörel aktivite artışı, sağlık; süt zammının ön plana çıkmasının getirmiş olduğu katalizör, varlık yönetim şirketleri; tahsisi gecikmiş alacak pazarının büyümesi ve güçlü finansalların devamı, inşaat/GYO; arz yönlü eksikliğe paralel faiz indirimiyle beraber krediye erişilebilirlik sonucu artan talep, enerji, üretim, dağıtım ve ekipman; enerjiye olan talebin artmasıyla beraber enerji dağıtım ihtiyacının artması ve buna paralel enerji ekipmanı üreten şirketlerde potansiyel iş hacmi oluşumu ve üretim tarafında yeni yapılan yatırımların kapasitelerinin devreye girmesi, teknoloji ve perakende; kredi kanallarındaki genişleme etkisi ve artan teknoloji kullanımıyla beraber iş hacmi ve talepte artış bu sektörlerin görece daha iye performans sergilemesini temin edecektir."
2026 yılında Turkcell, Türk Telekom, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Yapı Kredi, Garanti BBVA, Kardemir, Kocaer Çelik Sanayi, Ford Otomotiv, Doğuş Otomotiv, Tofaş Otomobil Fabrikası, Lokman Hekim, MLP Sağlık Hizmetleri, Tapdi Oksijen, Gelecek Varlık Yönetimi, Emlak Konut GYO, Sinpaş GYO, Torunlar GYO, Enka İnşaat, Gülermak, Galata Wind Enerji, Aksa Enerji, IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Enerjisa Enerji, İndeks Bilgisayar, Teknosa, Türk Hava Yolları, Pegasus, Bor Şeker, Logo Yazılım ve Mavi Giyim hisselerinin ön plana çıkabileceğini ve uygun seviyelerde portföylere eklenebileceğini söylüyor.
"ÜLKER VE ANADOLU SİGORTA'YI EKLEDİK"
Alnus Yatırım geçen hafta model portföyünde revizyona giderek performansı zayıf kalan Kardemir D ve Limak Doğu Anadolu Çimento hisselerini çıkarırken, güçlü değerleme ve büyüme potansiyeli gerekçesiyle ve Anadolu Sigorta hisselerini portföye dahil ettiğini açıkladı.
Revizyonun gerekçesi olarak, portföyden çıkarılan hisselerin beklenen performansı sergileyememesini gösteren Alnus Yatırım; yeni eklenen hisselerde ise güçlü pazar konumu, marka değeri, nakit akışı potansiyeli ve cazip değerleme çarpanlarının öne çıktığını ifade etti. Alnus Yatırım, model portföye yeni eklenen hisselere yönelik şu değerlemeyi yaptı: "Ülker Bisküvi; güçlü marka yapısı, yaygın pazar payı ve sürdürülebilir nakit akışları sayesinde cazip değerleme seviyelerine, Anadolu Sigorta'da; sigorta sektöründeki güçlü konumu ve sektör ortalamasının altında kalan F/K çarpanı ile dikkat çeken iskontolu görünüme sahip."
"BİGCHEFS'DE 'AL' TAVSİYEMİZİ KORUYORUZ"
geçen hafta Büyük Şefler Gıda için 12 aylık 101.40 TL hedef fiyatını ve 'al' tavsiyesini koruduğunu açıkladı. Şirketin güçlü marka yapısı, operasyonel verimlilik odaklı büyüme stratejisi ve 2026 sonrası artması beklenen nakit yaratım kapasitesinin hisse performansını destekleyici unsurlar olduğunu belirten Deniz Yatırım, hisseye yönelik şu değerlemeyi yaptı: "Büyük Şefler Gıda hisseleri 2025 yılında yüzde 67 nominal getiri sağlayarak BİST-100 endeksinin yüzde 46 üzerinde bir performans sergiledi. Hisseler halihazırda 194.5 F/K ve 5.9 FD/FAVÖK çarpanlarıyla işlem görüyor. Şirketin operasyonel verimlilik ve kârlılığı önceleyen büyüme stratejisi, güçlü marka portföyü ve farklı gelir gruplarına hitap eden segmentasyon yapısı olumlu unsurlar olarak ön plana çıkıyor. Düşük performanslı şubelerin yeniden yapılandırılması ve yatırım politikasında kârlılığın önceliklendirilmesiyle marjların korunması hedefleniyor. Franchise gelirlerinde geçici zayıflık gözlenmesine karşın, ana operasyonun güçlü seyrini koruması iş modelinin esnekliğine işaret ediyor. 2026 yılında yoğun yatırım döneminin geride kalması ile birlikte sermaye harcamalarında daha kontrollü bir sürece girilmesi ve bunun nakit yaratım kapasitesini desteklemesi bekleniyor.
Ayrıca BigChefs Akademi'nin kapasite kullanımındaki artışın personel kalitesini yükselterek personel maliyetlerini daha yönetilebilir seviyelerde tutacağı öngörülüyor. Dijitalleşme ve operasyonel verimlilik adımlarının FAVÖK marjını ve marka değerini desteklemesi; GES yatırımlarının ise enerji giderlerini azaltıcı etkisinin 2026 finansallarında daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Bu arada personel maliyetlerinde beklenenden hızlı artış, tüketici talebinde zayıflama, yatırım geri dönüşlerinin gecikmesi ve yabancı ziyaretçi sayısındaki toparlanmanın sınırlı kalması başlıca risk unsurları olarak sıralanabilir."
Mehmet Bilal BİRCAN / Tera Yatırım Araştırma Direktörü
"Galata Wind, finansal performansını güçlendirdi"
GALATA WİND: Galata Wind, Taşpınar hibrit ve Mersin RES projeleri kapsamında, yıl içerisinde devreye alınan kapasite artışları ve iyileşen kapasite kullanım oranlarının desteğiyle 2025 yılının üçüncü çeyreğinde finansal performansını güçlendirdi. Devam eden çeyreklerde de finansal performansının güçlenmesi beklenen Galata Wind için bu gelişmelerin, daha yüksek üretim hacimlerine ve marj artışına katkı sağlamasını öngörüyoruz.
Galata Wind, yıl içerisinde, Almanya'da 43 MW'lık Agri-PV (GES) ve 40 MW'lık batarya depolama projeleri ile İtalya'da inşaata hazır durumda olan 9 MW'lık bir GES için hisse alım sözleşmeleri imzaladı. Şirketin öngörüsüne göre yönetim, 2027 yılına kadar yaklaşık 200 MW GES (+40 MW batarya) kapasitesine ve 2030 yılına kadar Avrupa'da toplam 300 MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Bu kapsamda Galata Wind için 12 aylık dönemde hedef fiyatımız 41.50 TL.
MAVİ GİYİM: Mavi'nin 3Ç25 sonuçlarında sezon açısından güçlü bir çeyrekte talep zayıf kalırken marj ve kârlılık tarafında beklentilerin üzerinde bir performans görüldü. 3Ç25 finansallarında gelirler yıllık yüzde 1 gerilemeyle 12.156 milyon TL seviyesinde gerçekleşti. FAVÖK 2.387 milyon TL'lik piyasa beklentisinin üzerinde 2.669 milyon TL ve FAVÖK marjı yüzde 22.0 olarak açıklandı. Görece zayıf alım gücü ve yüksek fiyat rekabeti, trafik ve LFL toparlanmasını baskılamaya devam etse de Mavi Giyim, fiyat mimarisini koruyor ve yüksek iskonto uygulamalarından kaçınıyor. Bu yaklaşımın uzun vadede marka konumlandırmasını desteklemesi öngörülüyor. Ayrıca şirket yönetimi 2026 yılı için daha iyi işletme sermayesi dinamikleri ve genişlemenin getireceği yaklaşık yüzde 2-3 hacim artışıyla bir yatırım yılı olmasını beklemenin yanında, satış alanı (m²) büyümesi stratejinin ana odağı olmaya devam edeceğini belirtiyor. Mavi Giyim için bu kapsamda 12 aylık dönemde hedef fiyatımızı 58.35 TL olarak belirledik.
TÜRKİYE SİGORTA: Türkiye Sigorta, 3Ç25'te piyasa beklentileriyle uyumlu solo bazda 5.010 milyon TL net kâr açıkladı. Net kâr yıllık bazda yüzde 63, çeyreklik bazda ise yüzde 4 artarak 3Ç25'te güçlü bir yüzde 51 özkaynak kârlılığı sağladı. 3Ç25'te brüt yazılan primler yüzde 46 yıllık artış (reel yüzde 10 büyüme) gösterdi. Şirket yaklaşık yüzde 14'lük toplam pazar payı ile hayat dışı sigorta pazarındaki lider konumunu korumaya devam etti. Net yatırım gelirleri 3Ç25'te 7.327 milyon TL seviyesine yükselmeye devam etti. Yatırım getirisi 3 puan düşüşle yüzde 40'a gerilese de yönetilen portföy büyüklüğü çeyreklik yüzde 8 artışla 76 milyar TL'ye ulaştı. Şirketin döviz bazlı varlık payı 3Ç25'te hafif artışla yüzde 7'ye yükselirken, kısa vadeli arbitraj portföyü belirgin şekilde artarak 17 milyar TL'ye çıktı. Öte yandan, sermaye yeterlilik rasyosu 3Ç25 sonunda güçlü seviyesini koruyarak yüzde 191 olarak gerçekleşti. 3Ç finansallarında güçlü özsermaye karlılığı ile öne çıkan Türkiye Sigorta için hisse başına 15.01 TL olan 12 aylık hedef fiyatımızı koruyoruz.
2026'da küresel olarak piyasaları etkileyebilecek temel başlıklar:
*Büyümenin ılımlı seyretmesi ve resesyon riskinin zayıflaması beklentisi,
*Merkez bankalarının enflasyonla mücadeleye devam ettiği ve buna paralel kademeli gevşeme ya da 'bekle gör' politikalarının öne çıkması,
*Kıymetli metallerin yanı sıra baz metallerde yaşanan hızlı yükselişin 2026 yılında devam edip etmeyeceği,
*ABD'de Trump'ın hem Fed hem de tarifelere dair tutumu ile Fed'in Powell sonrasında faiz indirimlerine dair atacağı adımlar,
*ABD'de teknoloji ve yapay zeka tarafındaki gelişmeler ile piyasaların bu alana vereceği tepkiler.
İçeride piyasaları etkileyebilecek olası gelişmeler:
*En kritik konu yine enflasyon olacak. Enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki seyir,
*TCMB'nin faiz indirimlerinin zamanlaması ve hızı ile sıkı duruşun ne kadar korunacağı ve TCMB'nin kredibilitesi,
*Kur kontrollü mü, serbest mi gidecek; rezerv birikimi devam edecek mi,
*CDS'lerde düşüş kalıcı olacak mı ve
*Politik gerilimlerin seyri.
Erdem YILDIZ / Marbaş Menkul Değerler Araştırma Uzmanı
"BOR ŞEKER'İN FİNANSALLARI GÜÇLENİYOR"
Şekerin hemen hemen tüm formlarından yararlanma odaklı yaklaşımıyla Bor Şeker'e; yatırımcı ilgisi artırıyor. C kotası çerçevesinde aktif ihracat iştahı ve yeni yatırımların, özellikle etil alkol başta olmak üzere önümüzdeki finansallara daha net yansıma olasılığı, şirketin potansiyelini güçlendiriyor. Ayrıca polar koşulların bir kısmının iç pazara yönelmesi de gelirler üzerinde olumlu etki yaratabilir. Sadece ana şeker faaliyetleriyle yapılan modellemeler bile güçlü bir performans öngörürken, diğer faaliyetlerin modele dahil edilmesi durumunda önemli ek potansiyel ortaya çıkıyor. Düşük seyreden şeker fiyatlarının 2026 beklentilerinin aksine yukarı yönlü bir sürpriz yapma ihtimali, şirkete ek bir sıçrama tahtası sağlayabilir ve yatırımcı algısını destekleyebilir. Bunun yanı sıra, şirketin operasyonel çeşitliliği ve yeni projelere yönelik esnek yaklaşımı, finansal performansın sürdürülebilirliğini artıran bir diğer önemli faktör. Bor Şeker hisselerinde 9.04 TL hedef fiyatla yüzde 47 yükseliş potansiyeli ile birlikte 'al' tavsiyemizi sürdürüyoruz.
EMLAK KONUT GYO: Şirket gelir paylaşımlı model ve anahtar teslim projeler aracılığıyla faaliyetlerini yürütmekte olup, yalnızca kendi operasyonları değil, güçlü mali yönetişim sayesinde ek nakit yaratabiliyor. Mevcut projeler ve Damlakent gibi gayrimenkul sertifikası girişimleri, şirketin yenilikçi yaklaşımını ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları için öncü rolünü ortaya koyuyor. Gelir paylaşımlı model, marjlara olumlu yansıyacak şekilde tasarlanmış olup, riskin sınırlı tutulması şirketin finansal performansını güçlendiriyor. Temettü politikası açısından şirket, yeni kanuna uyumlu olarak paydaşlara fayda sağlayacak şekilde temettü dağıtımında istikrarlı bir yaklaşım sergiliyor. Ayrıca, şirketin alacak yönetimi ve nakit tahsil süreçlerindeki etkinliği, finansal sürdürülebilirlik ve likidite yönetimi açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Önümüzdeki dönemde benzer projelerin hayata geçirilmesi, şirketin hem gelir kaynaklarını çeşitlendirmesine hem de sektörde örnek bir model oluşturmasına katkıda bulunacaktır. Emlak Konut GYO hisselerinde 35.05 TL hedef fiyatla yüzde 71 yükselme potansiyeli ile 'al' tavsiyemizi sürdürüyoruz.
TÜRK TELEKOM: Hem geçtiğimiz yılın aynı dönemi hem de geçtiğimiz çeyreğe göre ARPU ve abone taban büyümesi, devam eden dezenflasyon sürecine rağmen proaktif maliyet yönetimi ve gider optimizasyonu sayesinde güçlü sonuçları izlerken önümüzdeki dönemde de güçlü yapısını sürdürmesini bekliyoruz. Şirket için sürdürülebilir FAVÖK marjının ise yüzde 40 seviyelerinde olmasını öngörürken güncel marjların sindirilerek, korunacağını düşünüyoruz. Türk Telekom hisselerinde 2025 ve 2026 yılları için sırasıyla 93.6 milyar TL ve 121.5 milyar TL EBITDA hesaplıyoruz. Son dönem bilançolarına baktığımızda güçlü ve sürdürülebilir finansal yapısının yanında operasyonel anlamda müşteri net abone kazanımının ve ARPU büyümesinin 5G etkisiyle beraber önümüzdeki dönemler için de devamlılığını bekliyoruz. Ayrıca güçlü finansallarının ardından satış ve karlılık beklentilerinde yukarı yönlü revizyona gidilmesini de hisse fiyatlaması açısından pozitif değerlendiriyoruz. Tüm bu veriler ışığında Türk Telekom hisselerinde 82.1 TL hedef fiyat ve yüzde 44 yükseliş potansiyeli ile 'al' tavsiyemizi sürdürüyoruz.
Ayşe Seher AYDIN / Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. Genel Müdürü
"Portföylerde TL ağırlığı daha fazla olmalı"
Hem ABD tarafında hem de küresel çerçevede piyasaların gündemindeki en önemli konulardan biri yeni Fed başkanı olacaktır. Trump, açıkça kendisiyle aynı fikirde olmayan hiç kimsenin FED başkanı olamayacağını ifade etti. Bu kapsamda, faiz indirimlerinin süreceği düşünüldüğünde, doların zayıflamaya devam etmesi, Fed'in bağımsızlığının sorgulanması ve doların rezerv para birimi statüsüne ilişkin tartışmalar gündemde kalmaya devam edecektir. Hisse senedi tarafında ise ekonominin iyi görünümü ve FED'in tutumu düşünüldüğünde genel yükseliş trendi devam edecek ve yapay zekâ teması ön planda kalacaktır.
Jeopolitik riskler açısından, Venezuela ile yıla başladık. Çin ve Rusya bu konuda nasıl bir karşılık verecek, krizin gidişatını biraz da bu belirleyecek. Tayvan ve Ukrayna konusunda bu ülkelere verilebilecek olası tavizler görünümü beklenenden daha hızlı değiştirebilir.
Türkiye'de ise enflasyonun kasım ayının ardından aralık ayında da beklentilerin altında gelmesiyle yılı yüzde 30.89 seviyesinde tamamladık. Asgari ücret ve yeniden değerleme oranında yapılan değişimlerle yılın ilk iki ayında enflasyonda geçici bir ivmelenme yaşanabilir. Ancak, yılın geri kalanında dezenflasyon sürecinin korunmasını ve yıl sonunda tüketici fiyatlarının yüzde 25 seviyelerinde artmasını bekliyoruz. Merkez Bankası'nın ise gelecek sene yapılacak 8 adet toplantıda ortalama 100 baz puan ile indirimlere devam edeceğini düşünüyoruz.
Borsamız her ne kadar bu sene zayıf bir performans göstermiş olsa da 2026 yılına yönelik beklentilerimiz olumludur. Operasyonel karlılığın sürmesi ve finansman giderlerinin azalmasıyla beraber şirketlerden daha iyi finansallar gelmesini bekliyoruz. CDS risk primindeki gerilemenin sürmesi ve yabancı yatırımcıların ilgisindeki artış ise endeksi destekleyecektir. 2025 yılını olumsuz etkileyen iç haber akışının bu sene devam etmemesi ise kritik bir unsur.
Öte yandan 2026 yılında alternatif yatırım araçları portföyü çeşitlendirme açısından kritik bir rol oynayacaktır. Kıymetli madenler tarafında altın ve gümüş ön planda olmaya devam edecektir. Yılın hemen başında Venezuela'da yaşananlar, jeopolitik gerilimlerin yıl boyunca etkili olabileceğini gösteriyor. Dünyada petrol açısından en zengin ülkelerden birinin ABD tarafından kontrol edilmesi Çin ithalatı açısından sorun yaratabilir. Geri kalan Latin Amerika ülkelerine ve Grönland üzerinden Danimarka'ya yaptığı açıklamalar ile beraber Trump gündemde kalmayı sürdüreceği mesajını bir kez daha net olarak verdi. ABD dolarında beklenen zayıflama ve merkez bankalarının alımlarıyla desteklenen güçlü talep altında ralliyi sürdürecektir. Gümüş ise arz kaygıları, artan endüstriyel talep ve fon akımlarıyla daha da öne çıkacaktır.
Uzun vadeli tahviller de TCMB'nin faiz indirimleri öncesinde mevcut seviyeleri itibarıyla cazip bir fırsat sunuyor. Ayrıca, faiz indirimleriyle birlikte TL faiz farkı avantajını kademeli olarak yitirecek olsa da Japonya hariç diğer merkez bankalarının da faiz indirimlerine gideceği varsayıldığında TL carry trade açısından ön planda olmaya devam edecektir. Bununla birlikte dezenflasyon açısından TL'nin değerinin korunması kritik olduğundan TÜFE'nin artışının biraz altında kur artışı yaşanabilir.
Yatırım fonları tarafında; katılım esaslı fonlar ve kıymetli maden fonlarında büyümenin devam etmesini bekliyoruz. Yine yüksek getiri beklentisiyle serbest fonlara giriş sürecektir. Faiz indirimleriyle birlikte hisse senedi fonları öne çıkarken, para piyasası fonlarında bir miktar çıkışlar gerçekleşebilir.
Öte yandan portföy dağılımı yatırımcının risk iştahına göre değişmekle birlikte bu konjonktürde portföylerde TL ağırlığı daha fazla tutulmalı. Faiz indirimlerinin hızına bağlı olarak para piyasası fonları azaltılabilir. Aynı zamanda piyasa koşullarına göre değiştirebilecek esnek ve değişken fonlar tercih edilebilir. Portföyün yaklaşık yüzde 20-25'inin ise altın ve gümüşe ayrılması hem korunma hem de fırsatlar açısından önemli olacaktır.
"2026'da off-shore ve liman projelerinde büyümeyi hedefliyoruz"
Marin Hizmetleri bölümünü kurarak 2026'da off-shore ve liman projelerinde büyümeyi hedeflediklerini belirten Hareket CEO'su Abdullah Altunkum, "Sektörümüz artık yalnızca büyük ekipmanların hareket ettiği bir alan değil. İnsan, mühendislik ve dijital teknolojilerin birlikte değer yarattığı yeni bir dönemdeyiz. Halka arz sürecimizde yatırımcılarımızla da paylaştığımız Marin Hizmetleri bölümümüzü devreye aldık. 2 adet 10 bin ton taşıma kapasiteli 330 sınıf yüksek standartlı 'barge' yatırımıyla off-shore ve liman projelerinde daha güçlü bir oyuncu olacağız" dedi.
Özellikle deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerinde, 2026'nın ilk çeyreği itibarıyla Türkiye'den Avrasya'ya, Orta Doğu'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyada Hareket'in adını daha fazla duyuracaklarını ifade eden Altunkum, "Hedefimiz; insan odaklı kültürümüzü, dijital mühendislik yaklaşımımızı ve global deneyimimizi birleştirerek Hareket'i proje taşımacılığı ve yük mühendisliğinde dünyanın ilk üç markasından biri haline getirmek. 2025 bunun güçlü bir temeli oldu; 2026 ise bu vizyonu daha da görünür kılacağımız bir yıl olacak." açıklamasını yaptı.
Hareket'in, 2025 yılında imza attığı 105 milyon dolarlık (4.5 milyar TL) iş anlaşmalarıyla global arenadaki yükselişini sürdürdüğünü ifade eden Altunkum,
yıl boyunca enerji, yenilenebilir enerji, petrol ve gaz, nükleer enerji ve altyapı projelerinde Türkiye'den Orta Doğu'ya, Avrupa'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada aktif rol aldıklarını söyledi. 7 farklı endüstride, farklı ölçeklerde ve disiplinlerde çok sayıda projeyi eş zamanlı yürüterek global operasyon kabiliyetini sahada bir kez daha kanıtladıklarını da vurgulayan Altunkum, "Katar Gaz'dan Adnoc'a, Nordex'ten SOCAR'a kadar önemli iş ortaklarımızla imzaladığımız yeni sözleşmelerle 105 milyon dolarlık (4.5 milyar TL) bir iş hacmi oluşturduk. Üçüncü çeyrek itibarıyla 3 milyar 848 milyon TL ciro ve 176 milyon TL kârlılığa ulaştık" dedi.
Türkiye'nin ağır yük kaldırma, proje taşımacılığı ve yük mühendisliği alanında lider şirketi olduklarının altını çizen Altunkum; Hareket'in yenilenebilir enerji alanındaki liderliğini 2025'de pekiştirdiğini söyledi.
2007 yılından bu yana yenilenebilir enerji projelerinde aktif rol aldıklarını ifade eden Altunkum, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugüne kadar 1.127 rüzgâr türbini kurulumu, 982 montaj hizmeti ve 1.436 taşıma operasyonu gerçekleştirdik. Bu çalışmalarla Türkiye'nin toplam rüzgâr enerjisi kurulu gücünün 6.432,75 MW'lık kısmına katkı sağladık. Başka bir ifadeyle, Türkiye'deki rüzgâr enerji projelerinin yaklaşık yüzde 45'inde Hareket'in imzası var ve bugün ortalama 6 milyon 108 bin haneye elektrik sağlanmasına katkı sunuyoruz."
2025'te gerçekleştirilen 132 milyon dolarlık ekipman yatırımıyla Hareket'in operasyonel kapasitesini yüzde 50 artırdığını da kaydeden Altunkum, "Bu yatırımlar, yalnızca filomuzu büyütmek için yapılmadı. Daha büyük ölçekli, daha karmaşık ve daha yüksek mühendislik gerektiren projelere aynı anda hizmet verebilmek için hayata geçirildi. Bugün Orta Doğu'dan Asya-Pasifik'e, Afrika'dan Avrupa'ya kadar üç kıtada büyük projeleri eş zamanlı yürütebilecek bir yapıya sahibiz. Büyüme yolculuğumuz uluslararası değerlendirme kuruluşları tarafından hazırlanan listelere de yansıyor. IC100 listesinde dört basamak yükselerek dünya genelinde 29'uncu, Avrupa'da 8'inci sıraya çıktık. IC T50 listesinde ise dünya genelinde 15'inci sıraya yükseldik. Bu başarılar yalnızca ekipman yatırımlarının değil, insan kaynağımızın, mühendislik kültürümüzün ve uzun vadeli stratejimizin bir sonucu" açıklamasını yaptı.
"Bankacılık, finans, holding ağırlıklı hisse fonları tercih edilebilir"
Jeopolitik olarak, dünya hâlâ belirsizlikle kaynayan bir kazan. ABD Yüksek Mahkemesi'nin tarife kararlarını henüz alamadık ve ABD ile Çin arasında ve giderek Avrupa ile Pekin arasında yaşanan ticaret gerilimleri yeni bir normal haline gelmiş gibi görünüyor.
2026'ya baktığımızda, Amerikan ekonomisinin yavaş yavaş sakinleşmeye başladığını söyleyebiliriz. Elbette, türbülanslar olacak. Gelecek yıl bir noktada, yüksek gümrük vergilerinin gecikmeli etkisini ve tüm o 'çılgınca yapılan' yapay zekâ harcamalarının etkisini hissedeceğiz. Bunun bir balon olup olmadığını henüz kimse söyleyemez. Ancak ben ABD hisse senetleri piyasası pozisyonlarımı defansif tutup, bir satış sonrası oranlarımı arttırmayı tercih ediyorum.
2026 da izleyeceğimiz tüm başlıkların temel bileşeni (aynı zamanda kaynağı); tarifeler, değerli ve nadir metaller, dayanıklılık, yapay zekaya geçişin yararları (verimlilik artışı) ve zararları (işsizlik ve harcama artışları), Merkez Bankaları'nın bağımsızlıkları/kredibiliteleri, enflasyon ve borçluluk olacak.
ABD de çekirdek tüketici enflasyonunun 2025'in 4. çeyreğinde yüzde 3.1'den 2026'nın 4. çeyreğinde yüzde 2.7'ye ve 2027'nin 4. çeyreğinde yüzde 2.5'e yavaşlayacağı tahmin ediliyor. Ben şahsen enflasyonun bu kadar düşeceğinden daha az eminim.
Önümüzdeki yıl, yüksek faiz oranları, yaşlanan nüfus ve dijitalleşme, savunma ve iklim alanlarındaki yeni stratejik yatırım ihtiyaçları nedeniyle borç sürdürülebilirliği endişelerinin daha da artacağını düşünüyorum. Orta vadede yaşanacak iyileşmelerin ise kademeli olması muhtemeldir, zira mali konsolidasyon hedefleri ekonomik ve seçimsel gerçeklerle karşı karşıya kalacaktır. Tüm bunlar önümüzdeki 12 ay içinde piyasalar üzerinde büyük bir etki yaratabilir.
Yurtiçinde dikkat çekecek başlıkları; TCMB faiz indirimleri hızı; F 35 programına geri alınamama, Jeopolitik gelişmeler (İsrail-Türkiye + Yunanistan -Türkiye + Rusya-Türkiye İlişkileri, Suriye ve diğer bölgelerde alınacak rol ve tutumlar) iç siyasette gelişmeler, yabancının tahvil bono alımları, birtakım sektörlerde konsolidasyon olasılıkları olarak sıralayabiliriz.
Yılın ilk çeyreğinde altın, gümüş, döviz, mevduat ve PP fonlarından borsaya çok hızlı bir geçiş olmasını beklemiyorum. Ancak yurtdışı hisse piyasalarının balon tartışmaları devam ederken, ABD de ağır kar realizasyonları olmasa da getiriler geçen sene kadar olmamaya başlar ise buradan çıkan fon yatırımcısı Türk hisselerine geçebilir ümidim var. PP Fonlarının yanı sıra, borçlanma araçları fonları ve değerli metal fonlarının senenin ilk yarısında hala cazip bulunmasını bekliyorum. İlk yarıda borsaya dedike edilecek portföy oranı yüzde 10-15 ile seneye başlayıp gelişmelere göre yüzde 25'e kadar çıkarılmalı diye düşünüyorum. Enflasyon hedeflemeleri ve faiz indirimleri beklendiği gibi gider ise yılın kalan yarısında, bu oran arttırılmış olacaktır. Borsada dolar bazında 2.80-3 dolar üstünde kalınmadan yeni hedef endeks seviyesi vermeye gerek görmeyip,
Yabancılar, Aralık ayında yaklaşık 1 milyar dolarlık net alım yaptı
Borsa İstanbul, Aralık 2025 dönemine ilişkin yabancı banka, aracı kurum ve şahıs nam ve hesabına gerçekleştirilen işlemleri açıkladı. Buna göre yabancı yatırımcılar geçen ay toplam 35 milyar 205 milyon 680 bin 896 dolar tutarında alım yaparken, 34 milyar 209 milyon 617 bin 710 dolar tutarında satış gerçekleştirdi. Böylece Aralık ayı toplam işlem hacmi 69 milyar 415 milyon 298 bin 606 dolar olurken, yabancılar ayı yaklaşık 996 milyon dolarlık net alımla tamamladı.
Yabancı yatırımcılar Aralık ayında yapılandırılmış ürünler ve fonlarda da 43 milyon 578 bin 348 dolar tutarında alım yaparken, 305 milyon 35 bin 302 dolar tutarında satış gerçekleştirdi.
Aralık ayında yabancıların en çok alım yaptığı hisselerin başında bankacılık ve sanayi şirketlerinin ön planda yer aldığı görüldü. Yabancılar en fazla alımı Akbank hisselerinde gerçekleştirirken, Akbank'ı sırasıyla Aselsan, Ereğli Demir Çelik, Tüpraş, Migros ve Garanti BBVA izledi. Ayrıca Turkcell, Yapı Kredi, BİM, İhlas Ev Aletleri ve Astor Enerji hisseleri de yabancıların yoğun alım yaptığı hisseler arasında yer aldı.
En çok satışın ise ulaştırma, gayrimenkul ve holding hisselerinde olduğu dikkat çekti. Yabancı yatırımcılar Aralık ayında en fazla satışı Türk Hava Yolları hisselerinde yaptı. THY'yi Destek Finans Faktoring, Emlak Konut GYO, Peker GYO, Sabancı Holding ve Tera Yatırım izledi. Satış tarafında ayrıca Sümer Varlık Yönetim, Rönesans Gayrimenkul Yatırım, Politeknik Metal, Efor Yatırım, Türk Telekom, Halkbank, Tat Gıda, Ülker, Oba Makarnacılık, Torunlar GMYO ve Işık Plastik hisseleri öne çıktı.
Yabancı talebi yeni yılın ilk haftasında da devam etti
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), verilerine göre yabancı yatırımcılar 2 Ocak haftasında 102.3 milyon dolarlık hisse senedi alımı yaptı. Böylece yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına ilgisi yeni yılın ilk haftasında da devam etti ve yabancılar hissede 4 hafta üst üste net alıcı konumunda yer aldı.
Öte yandan yabancı ilgisinin yalnızca hisse senediyle sınırlı kalmadığı dikkat çekti. Aynı haftada yabancı yatırımcılar 288.5 milyon dolarlık tahvil alımı yaptı.
Bir önceki haftada yabancılar 283.8 milyon dolarlık hisse alımı yaparken, 236 milyon dolarlık tahvil satışı gerçekleştirmişti. Söz konusu işlemler sonrası yabancıların hisse senedi stoku 52.17 milyar dolardan 52.95 milyar dolara yükseldi. Tahvil stokları da 33.61 milyar dolardan 33.91 milyar dolara çıktı.
BORSA ŞİRKETLERİNDE NELER OLDU?
ALARKO HOLDİNG: Alarko Holding, Alarko Enerji ile Cengiz Enerji arasında; Cenal Termik Santrali'nin Cengiz Enerji'de, MEDAŞ/MEPAŞ/MESAŞ ve ilgili şirketlerin ise Alarko Enerji'de kalacağı yapıya yönelik mutabakat sağlandığını ve ön protokol imzalandığını açıkladı.
EMLAK KONUT GYO: Küçükbakkalköy Projesi'nde sunulan tekliflerin piyasa koşullarıyla uyumlu bulunmaması nedeniyle ihale iptal edildi ve proje yeniden ihaleye çıkarılacak.
EURO YATIRIM HOLDİNG: Euro Yatırım Holding, iştiraki AsafAkın Madencilik'in Otto Holding'in bağlı ortaklığı Otto Girişim ile potansiyel iş birliği ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek üzere görüşmelere başladığını açıkladı.
KONTROLMATİK: Şirket, Fas Ulusal Elektrik ve İçme Suyu Kurumu tarafından düzenlenen trafo merkezi dönüşüm ve genişletme ihalesinde 35.05 milyon euro+ KDV bedelle birinci oldu. Sözleşme daveti ve imza süreci bekleniyor. Öte yandan şirket, TEİAŞ tarafından düzenlenen 154 kV Yeşilkent GIS Trafo Merkezi Tamamlama Yapımı ihalesinde 376.99 milyon TL bedelle en avantajlı teklifi vererek 1. sırada yer aldı. İhale sonucunun kesinleşmesi için komisyon kararı bekleniyor.
LİNK BİLGİSAYAR: Şirket, mevcut 21.75 milyon TL olan sermayesini tamamı iç kaynaklardan karşılanmak üzere yüzde 4.000 bedelsiz artırarak 891.75 milyon TL'ye çıkarılmasına ilişkin ihraç belgesi için SPK'ya başvurdu.
RAY SİGORTA: Şirket, aralık ayı brüt prim üretimini açıkladı. Aralıkta prim üretimi yıllık yüzde 74 artış, aylık bazda yüzde 3 gerilemeyle 5.1 milyar TL olarak gerçekleşti. 2025 yılı toplam brüt prim üretimi ise yıllık yüzde 38.7 artışla 43.5 milyar TL'ye ulaştı.
SASA: Şirket, yurt dışında nitelikli yatırımcılara yönelik paya dönüştürülebilir tahvil ihracını 415 milyon euno tutarla tamamladı. İşlemin kapanış ve takası ileri tarihte yapılacak.
SUN TEKSTİL: Sun Tekstil, Guatemala'daki Infitex SA'nın yüzde100'ünü satın alma süreci için müzakerelere başladığını ve taraflarla bir niyet mektubu imzaladığını duyurdu.
KIRAÇ GALVANİZ: Şirket, Bulgaristan Karayolları Altyapı Ajansı tarafından açılan ve toplam büyüklüğü yaklaşık 490 milyon euro olan uluslararası ihalenin 330 milyon euroluk 4 lotu için teklif verdi. İhale, yol güvenliği ve bariyer sistemlerinin üretim ve montajını kapsıyor.
DOĞU ARAS ENERJİ: Şirketin bağlı ortaklığı Aras Elektrik Dağıtım, 2026–2030 Beşinci Uygulama Dönemi kapsamında şebeke ömrünü uzatmak ve kayıp kaçak oranlarını azaltmak amacıyla 7.57 milyar TL tutarında planlı bakım yatırımı gerçekleştirecek.
EBEBEK: Ebebek, Aralık 2025'te Türkiye mağazaları ziyaretçi sayısının 4.56 milyona (Aralık 2024: 4.43 milyon) yükseldiğini; son 12 ayda mağaza ziyaretçilerinin 53.7 milyona (önceki yıl: 50.4 milyona) çıktığını duyurdu. Ebebek.com ziyaretçi sayısı Aralık 2025'te 10.72 milyon (Aralık 2024: 10.61 milyon), son 12 ayda 136.5 milyon (önceki yıl: 130.2 milyon) oldu.
ECOGREEN ENERJİ: Şirket, YEKA GES-2025 kapsamında kazandığı G25 Bolu GES (50 MWe) projesine ilişkin sözleşmeyi imzaladı. Proje için 2.64 milyon katkı payı ödendi, 3.75 milyon euro tutarında kesin teminat mektubu verildi. Santralin devreye alınmasıyla yıllık yaklaşık 118.6 GWh üretim ve döviz bazlı gelir hedefleniyor.
EKOS TEKNOLOJİ: Ekos Teknoloji, AYEDAŞ'ın 'Gazlı Hücre & Köşk Standart Alım' ihalesinde 2.45 milyon dolarlık teklifiyle en avantajlı teklif sahibi olarak 1. sırada yer aldığını açıkladı.
KIZILBÜK GYO: Şirketin hakim ortağında gerçekleşen pay devri sonrası zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğü doğdu. Zorunlu pay alım teklifi fiyatı 22.89 TL olarak belirlenirken, teklifin onaylanması için SPK'ya başvuru yapıldı.
ADEL KALEMCİLİK: Adel Kalemcilik, 27.11.2025 tarihinde SPK'ya yaptığı borçlanma aracı ihracına ilişkin başvurunun, 30.12.2025 tarihli SPK Bülteni ile onaylandığını duyurdu.
ARD GRUP BİLİŞİM: Ard Grup Bilişim, bir kamu kurumunda kullanılacak 'Yapay Zekâ Yazılım Sistemi' projesi kapsamında 1.902 milyon dolar (KDV dahil 81.7 milyon TL) tutarında yapay zekâ donanım siparişi aldığını açıkladı.
ÇAN2 TERMİK: Şirket, Venezuela'daki bağlı ortaklığı Denarius'un petrol çıkarma hizmetleri kapsamında, ABD ile uyumlu politikaların ve Chevron'un ülkedeki faaliyetlerini artırma beklentisinin operasyonel ortamı destekleyici olabileceğini açıkladı. Bu çerçevede, daha önce yavaşlayan faaliyetlerin yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.
KARDEMİR: Şirket, Aralık 2025'te TCDD Genel Müdürlüğü ve 7 Bölge Müdürlüğü ile toplam 22.980 ton ray satışı için sözleşme imzaladı.
MİGROS: Migros, Colendi Bank'ın servis bankası olarak MoneyFinans arayüzü üzerinden açık bankacılık servisleriyle hizmet sunmasına ilişkin başvurusunun BDDK tarafından onaylandığını; 2025 konsolide finansallarını 4 Mart 2026'da KAP'ta yayımlamayı planladığını; Aralık'ta 19 mağaza ve 2 dağıtım merkezi açtığını ve 31 Aralık 2025 itibarıyla mağaza sayısının 3.792'ye (online hizmet veren 2.103), net satış alanının 2,089 milyon metre kareye ulaştığını duyurdu.
SABANCI HOLDİNG: Sabancı Holding, kayıtlı sermaye tavanı geçerlilik süresini 2026–2030'u kapsayacak şekilde 5 yıl uzatmaya ve kayıtlı sermaye tavanını 10 milyar TL'ye yükseltmeye karar verdiğini açıkladı.
SMART GÜNEŞ ENERJİSİ: Şirket, bir enerji şirketine 5.58 milyon dolar tutarında TOPCON güneş hücresi satışı gerçekleştirdi.
THY: Şirketin Thai Airways ile İstanbul–Bangkok hattında gelir paylaşımına dayalı Ortak İş Anlaşması'na Rekabet Kurumu tarafından 3 yıl (+2 yıl opsiyonlu) bireysel muafiyet verildi. Anlaşma, şartların netleşmesinin ardından uygulamaya alınacak.
ASTOR ENERJİ: Şirket, yurt içinde yerleşik bir müşteriyle 21.5 milyon dolar (yaklaşık 923.0 milyon TL) tutarında satış gerçekleştirdiğini açıkladı.
BÜYÜK ŞEFLER GIDA: Büyük Şefler Gıda, 2025 Aralık ayında açılan 2 yurt içi şube ile birlikte Türkiye'de 127, yurt dışında 13 olmak üzere toplam 140 şubeye ulaşıldığını açıkladı.
SÖNMEZ FİLAMENT: Sönmez Filament, yüzde 15 iştiraki Sönmez Çimento'dan 7.5 milyon TL temettü tahsil etti.
ÜNLÜ YATIRIM: Ünlü Yatırım, tamamına sahip olduğu bağlı ortaklığı Piapiri Teknoloji A.Ş.'nin sermayesinin 40 milyon TL'den 100 milyon TL'ye artırılmasına iştirak etti.
ZORLU ENERJİ: Şirket, yüzde 49.99 iştirak ettiği Electrip Global Limited'in sermaye artırımına 6 milyon euro daha katıldı. Böylece Zorlu Enerji'nin payına düşen toplam 10 milyon euro tutarındaki katkı tamamen ödenmiş oldu.