Krediler üretim, yatırım ve ihracata akacak
AYFER ARSLAN/ Yeni yıla güçlü bilanço yapısıyla giren Türk bankacılık sektörü, 2026 yılına umutla bakıyor. 2026 yılı hedeflerini, niceliksel bir genişlemeden ziyade "sürdürülebilir kârlılık" ve "seçici büyüme" stratejisi üzerine kurgulayan sektör, dezenflasyon sürecinin hız kazanması ve finansal koşulların normalleşme eğilimine girmesiyle birlikte, fonlama maliyetlerinin düşmesini bekliyor. 2026 yılını daha sakin ancak dikkat gerektiren bir rotada ilerleyecekleri bir dönem olarak değerlendiren Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, "Kredi büyümesinde 'seçici' yaklaşımımızı koruyarak; sanayi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, lojistik ve ihracat odaklı stratejik alanları desteklemeye öncelik verirken, tüketici kredilerinde daha kontrollü ve temkinli bir patika izlemeyi hedefliyoruz" diyor.
Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ile bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin 2026 yılı beklentilerini konuştuk.
2026 yılına ilişkin sektör açısından beklentilerinizi alabilir miyiz?
Yeni yılla ilgili beklentilerimizi, ekonomide dengelenmenin belirginleştiği, belirsizliklerin azaldığı ve 'temkinli iyimserlik' ile hareket edeceğimiz bir tablo üzerine kuruyoruz. Bu dönemde, büyüme kompozisyonunda seçici yaklaşımımızı sürdürmeyi Dezenflasyon sürecinin hız kazanması ve finansal koşulların normalleşme eğilimine girmesiyle birlikte, kârlılık göstergelerimizde toparlanma bekliyoruz; fonlama maliyetlerinin düşmesi ve net faiz marjındaki iyileşme bu süreci destekleyen temel faktörler olacak. Ayrıca, makro ihtiyati tedbirlerin tamamen kaldırılmasından ziyade, dezenflasyon hedefleriyle uyumlu şekilde kademeli ve seçici bir sadeleşme sürecine tabi tutulacağını öngörüyoruz.
Olası risk ve avantajlara ilişkin öngörüleriniz nelerdir?
Sektörümüz açısından 2026 yılına ilişkin risk haritasında hem küresel hem de yerel unsurları dikkatle değerlendiriyoruz. En belirgin dış risk olarak, küresel ticaret politikalarındaki korumacılık eğilimleri ve jeopolitik gerilimlerin emtia fiyatları ve ticaret hacmi üzerinde baskı oluşturarak dolaylı riskler yaratabileceğinin farkındayız. Öte yandan, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa ekonomisindeki, özellikle de Almanya'daki zayıf büyüme beklentisi önem arz etmekte; zira bu durum ihracatçı müşterilerimizin nakit akışlarını ve dolayısıyla kredi kalitemizi olumsuz etkileyebilir, bu yüzden süreci yakından izliyoruz. Yurt içinde ise enflasyonun yapışkanlığı ve dezenflasyon sürecinin beklenenden yavaş ilerlemesi ihtimaline karşı, sıkı para politikasının daha uzun süre korunabileceğini ve bunun fonlama maliyetlerimizi yüksek tutabileceğini göz ardı etmiyoruz.
Olası avantajlar ve fırsatlar penceresinden baktığımızda ise, 2026 yılına güçlü bir bilanço yapısıyla giriyoruz. Ülkemizin kredi notunun artması ve CDS priminin gerilemesi sayesinde yurt dışı borçlanma maliyetlerimizin düşmesini ve vadelerin uzamasını, böylece dış finansmana erişimimizin kolaylaşmasını bekliyoruz. Faiz dışı gelirlerimizin, özellikle ücret ve komisyonların gelirlerimiz içindeki payını artırarak ve dijital bankacılık kanallarımızı etkin kullanarak, net faiz marjı üzerindeki baskıyı hafifletmeyi hedefliyoruz. Sermaye yeterlilik rasyolarımızın yüksek olması ve likidite tamponlarımızı güçlü tutmamız, olası şoklara karşı bizi dirençli kılmaktadır. Kur oynaklığının azalması ve ekonomi politikasındaki rasyonel zeminin korunması ise uzun vadeli planlamalarımızı ve aktif-pasif yönetimimizi daha öngörülebilir bir zemine taşımamıza olanak sağlamaktadır. Özetle,
Sektörünüz özelinde 2026 yılında büyüme öngörünüz nedir?
2026 yılı hedeflerimizi, niceliksel bir genişlemeden ziyade 'sürdürülebilir kârlılık' ve 'seçici büyüme' stratejisi üzerine kuruyoruz. Büyüme projeksiyonlarımızı, Orta Vadeli Program'da (OVP) öngörülen yüzde 3.8'lik Türkiye büyüme beklentisiyle uyumlu, dengeli bir zeminde şekillendiriyoruz. Kredi büyümesinde 'seçici' yaklaşımımızı koruyarak; sanayi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, lojistik ve ihracat odaklı stratejik alanları desteklemeye öncelik verirken, tüketici kredilerinde daha kontrollü ve temkinli bir patika izlemeyi hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşırken, dezenflasyon sürecinin hızlanması ve finansal koşulların normalleşmesiyle birlikte fonlama maliyetlerimizin düşmesini ve net faiz marjımızın kademeli olarak iyileşmesini bekliyoruz.
Toplam aktifler, karlılık ve kredilere ilişkin nasıl bir tablo bekliyorsunuz?
Dezenflasyon süreci ile paralel olarak sektörün toplam aktiflerindeki büyümenin yüzde 26-32 arasında gerçekleşmesini bekliyoruz. Kredilerde artışın, özellikle kurumsal kredilerde daha yüksek olmak üzere, yüzde 28-34 bandında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Mevduat tarafında ise büyümenin yüzde 25-29 aralığında olacağını öngörüyoruz.
Finansal performans açısından 2026 yılının, kârlılık göstergelerimizin toparlandığı ve daha öngörülebilir bir yapıya kavuştuğu bir dönem olmasını bekliyoruz. 2025 yılı Ekim ayı verilerine göre sektör olarak yüzde 27,5 Özkaynak Kârlılığı (ROE), yüzde 2,3 Aktif Kârlılığı (ROA) ve yüzde 18,9 seviyesinde Sermaye Yeterlilik Rasyosu (SYR) seviyelerine gelmiş durumdayız. Kârlılığımızın normalleşme eğilimine girmesiyle birlikte, 2026 yılı için Özkaynak Kârlılığımızın yaklaşık olarak (ROE) yüzde 27,5, Aktif Kârlılığımızın (ROA) ise yaklaşık olarak yüzde 2,5 seviyesine yükseleceğini öngörüyoruz. Büyüme hedeflerimizi destekleyecek güçlü sermaye yapımızı koruyarak, Sermaye Yeterlilik Rasyosu'nun (SYR) yüzde 18 seviyelerine gelmesini bekliyoruz.
Özetle, 2026 yılında sektörümüzü salt niceliksel büyüme hedefi çerçevesinde şekillendirmekten ziyade; aktif kalitesinin korunduğu, dış finansmana erişimin güçlendiği ve kârlılık rasyolarının daha sağlıklı seviyelere ulaştığı, verimlilik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.
Size göre Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde kaç büyür? Büyümede neler etkili olur?
Orta Vadeli Program (OVP) ile uyumlu olarak, 2026 yılında ekonomimizin yüzde 4 seviyelerinde büyümesini öngörüyoruz. Büyüme kompozisyonunda, sıkı para politikası ve mali disiplinin etkisiyle iç talebin daha ılımlı bir seyir izlemesini; buna karşılık küresel finansal koşulların iyileşmesi ve ticaret ortaklarımızdaki toparlanma beklentisiyle net ihracatın büyümeye katkısının artmasını bekliyoruz. Cari açığın yönetilebilir seviyelerde kalması ve istihdam piyasasının gücünü koruması da temel beklentilerimiz arasında.
Enflasyon cephesinde, dezenflasyon sürecinin 2026 yılında da devam edeceğini ve fiyat artış hızının belirgin şekilde yavaşlayacağını öngörüyoruz. OVP'de 2026 yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 16 seviyesindeyken, piyasa katılımcılarının beklentisi yüzde 23,21 düzeyinde; biz de enflasyonun bu aralıkta, kademeli olarak gerilemesini bekliyoruz. Konut, gıda ve enerjide arz yönlü tedbirlerin ve yönetilen fiyat ayarlamalarının bu süreci destekleyeceğini değerlendiriyoruz.
2026 yılına ilişkin yatırımcılara ne tavsiye edersiniz?
Yatırımcılara temel tavsiyemiz; TL varlıklara güvenmeye devam etmeleridir. Bu anlamda 2026 yılı, enflasyonun düşmeye devam ettiği, TL'nin reel değerini koruduğu ve seçici yatırımların ön plana çıktığı bir fırsat yılı olacaktır.
"Döviz kurlarında istikrarlı seyir sürecek"
Faiz ve kur seviyelerine ilişkin Merkez Bankası'nın (TCMB) politika setini 'ihtiyatlı gevşeme' çizgisine çekeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyondaki kalıcı düşüşle uyumlu, aceleci olmayan, kademeli ve veri odaklı faiz indirimlerinin gündeme gelmesini bekliyoruz. Politika faizinin, reel getiri dengesini koruyacak şekilde, enflasyon beklentileriyle uyumlu bir patikada şekilleneceğini öngörüyoruz. Döviz kurlarında ise istikrarlı seyrin korunmasını ve oynaklığın yönetilebilir bir bantta kalmasını bekliyoruz. Rezervlerimizdeki güçlenme, ülke risk primindeki (CDS) düşüş ve TL varlıklara olan yabancı ilgisinin artması, kurlardaki yukarı yönlü baskıları sınırlayacaktır. Kurların ılımlı seyrinin dezenflasyon sürecini destekleyen önemli bir çıpa olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.