Uzun vade için portföylere önerilen 69 hisse
Teminat koşullarındaki güncelleme sebebiyle altın ve gümüş başta olmak üzere kıymetli madenlere gelen sert satışlar hafta başında küresel piyasaları da olumsuz etkiledi. Yine hafta başında küresel piyasalar, ABD'de hükümetin kısmi olarak yeniden kapanmasına ilişkin belirsizliklerin artmasıyla negatif bir görünüm sergiledi.
Ancak ilerleyen günlerde kıymetli madenlerdeki sert düşüşler sonrasında toparlanma gözlendi. Buna paralel küresel borsalarda da moralli bir seyir yaşandı. Hafta ortasında ABD'de yapay zeka odaklı iş modellerinin yazılım, veri analitiği, iletişim vb. teknoloji şirketlerine olası negatif etkileri satış getirdi. Küresel piyasaların genel olarak ABD-İran müzakerelerine odaklandığı görüldü. Kıymetli madenlerdeki volatilite ve satışlar piyasaları olumsuz etkilerken, özellikle gümüş ve platin tarafında satışların daha derin olduğu dikkat çekti.
Yılbaşından itibaren yüzde 21 yükselen Borsa İstanbul ise geçtiğimiz hafta başında küresel piyasalardaki satış dalgasına paralel sert geri çekilme yaşadı. BİST-100 endeksi, haftaya yüzde 1.73 düşüşle 13.598,39 puandan başladı. Bankacılık endeksinde düşüş yüzde 3.5'i geçti.
Açılışın ardından satış baskısı hızlanırken, endeksin gün içinde kayıpları derinleşti. Günün ilk yarısında kayıp yüzde 3'ün üzerine çıkarken, endeks gün içi en düşük seviye olan 13.393 puanı test etti. Risk iştahındaki zayıflama dikkat çekerken, satışların genele yayıldığı görüldü. Gün içinde yüzde 3'ü aşan kayıplar öğleden sonra gelen alımlarla önemli ölçüde geri alındı.
Haftanın ikinci günü alım iştahı güçlü seyretti. BİST-100 endeksi gün içinde 13.926 puanla tarihi zirvesini yeniledi. Beklentilerin üzerinde ve yüzde 4.8 seviyesinde açıklanan Ocak ayı TÜFE verisi PPK'dan faiz indirim beklentilerini kısmen azalttı. Haber akışına paralel banka hisseleri yatay bir trend izlese de iletişim, ulaştırma, metal ana sanayi endekslerinin güçlü görünümünü koruduğu izlendi. Öte yandan enflasyon rakamı sonrası BİST-100 Endeksi günü yüzde 1.9 yükselerek hem gün içi rekor (13.926) hem de kapanış rekorunu (13.875) tazeledi. Piyasa aktörleri, yüksek hacim ve para girişi ile devam eden rekor serisinin pozitif trendi de koruduğunu ifade etti.
Borsa İstanbul'da, hafta sonuna doğru 13.900-14.000 direnç bölgesinin yeniden denenmesine karşın endeks günü sadece yüzde 0.11 artışla 13.891.21 puandan kapadı. BİST-100 endeksi gün içinde 13.998,18 puanla tüm zamanların en yüksek seviyesini test ederken, artan satış baskısıyla kazançlarını geri vererek kısa süreliğine negatif bölgeye geçti.
Perşembe günü Borsa İstanbul'da 1 milyar TL'ye yakın para çıkışı ve yabancı satışı görüldü. BİST-100 endeksi 13.600'ün altına sarkarken, yüzde 2.2 düşüş yaşandı.
Pozitif beklentilerini koruduklarını belirten geri çekilmelere fırsat olarak bakılmasını öneriyor. Cazip potansiyel sunan çok sayıda hisse bulunduğunu ifade eden uzmanlar, yatırımcılara sektör ve şirket bazında yoğunlaşmaları tavsiyesinde bulunuyor. Uzun vadeli portföylerde hisse senedi ağırlığının yüksek tutulması gerektiğini düşünen analistler, özellikle bankacılık ve GYO sektör hisselerinin radarda kalması gerektiğinin altını çiziyor.
Endeks için yıl sonu hedefini 16 bin seviyeleri olarak açıklayan piyasa aktörleri, enflasyondaki düşüşün beklenenden daha hızlı olması ve şirket karlılarındaki iyileşmenin beklentileri aşması halinde yıl ortasında hedef fiyatlarda yukarı yönlü revizeler gelebileceğine de dikkat çekiyor.
Borsa uzmanları 13.900-14.000 bandının ilk direnç alanı olarak kalmayı sürdürdüğünü, ara desteğin ise 13.830 olduğunu belirtiyor. Analistler, 2026 yılında 69 hissenin ön plana çıkmasını ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilebileceğini öneriyor.
"NAKİT VARLIKLARIN YÜZDE 40'I BORSADA OLMALI"
Endeks için hedef değerlerinin 16.069, ancak 2025 yıl sonu karları akabinde bu rakamın güncellenebileceğini belirten Gedik Yatırım Araştırma Direktörü Ali Kerim , şu aşamada bekledikleri en yüksek seviyenin 16.100, en düşük seviyenin ise 12.000 olduğunu söylüyor.
Yılbaşından bu yana güçlenen yükselişe de değinen Akkoyunlu, yatırımcılara hisse seçiminde BİST-100 endeksine göre geçmiş göreceli getirisi, güvendikleri aracı kurum hedef fiyatı, yani hali hazırdaki yükselme potansiyeli, çarpanlarının düşük olması, yine güvendikleri aracı kurum ile görüşüp şirket hakkındaki temel beklentileri (faaliyet karı büyümesi, net borç durumu vs.) öğrenip, kısa vadeli hareketlerden etkilenmeyerek orta vadeli bir bakış açısına sahip olmasına dikkat etmelerini öneriyor.
Yılbaşındaki strateji raporunda yatırımcılara borsadaki ağırlıklarını artırmalarını tavsiye ettiklerini hatırlatan , bu görüşlerinin devam etiğini ve nakit varlıkların en az yüzde 40'ının borsada olması gerektiğini ifade ediyor. 2026 yılında faizlerdeki düşüş trendinden dolayı banka ve GYO, sağlık harcamalarındaki yükseliş nedeni ile sağlık, ekonomik risklere karşı daha dayanıklı olmalarından gıda, perakende, alkolsüz içecek hisselerini önemsediklerini dile getiren Akkoyunlu, yabancı girişlerinden faydalanacak ve ucuz kalmış holdinglerin ise ana sektörler arasında yer alacağını belirtiyor.
Önümüzdeki dönemde de yabancıların genel olarak ekonomiyi yansıtan, yönetimlerine güvendiği ve iletişim kurabildiği sektörleri seçeceklerini ifade eden Akkoyunlu, 2026 yılında Enka İnşaat, TAB Gıda, TSKB, Garanti BBVA, Akbank, İş Bankası, THY, Migros, Şok Marketler, Turkcell, Türk Telekom, Ülker, Coca Cola İçecek, Yapı Kredi, Sabancı Holding, Koç Holding, TAV Havalimanları, Emlak Konut GYO, Doğuş Oto, MLP Sağlık Hizmetleri, Yataş, Ford Otomotiv, Doğan Holding, BİM, Agesa Hayat Emeklilik ve Anadolu Hayat Emeklilik hisselerinin ön plana çıkmasını ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilmesini öneriyor.
"POZİTİF BEKLENTİLERİMİZİ KORUYORUZ"
Yurt içinde yıla başlarken borsanın ana katalizörünün dezenflasyona paralel devam etmesi beklenen faiz indirimleri olduğunu belirten Colendi Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Sadullah Çalışır ise, "Bununla birlikte düşen enflasyon oranlarıyla şirket finansallarında enflasyon muhasebesinin negatif etkilerinin azalması, faizlerin düşüşüyle finansman giderlerinin azalması ve karlılıkta düşük bazdan gelen güçlü büyüme beklentileri borsadaki pozitif öngörülerimizin gerekçeleri olarak yer alıyor" diyor. Küresel benzerlerimize göre göreceli ucuzluğumuzun da yabancı yatırımcılar için fırsat barındırdığını ifade eden Çalışır, "Küresel tarafta ise Fed'in yeni başkanıyla birlikte beklenen faiz indirimleri, tarifelerin küresel ticarete olan etkileri ve ABD'deki ara seçimler varlık seçimleri için belirleyici olacak. Fed'in faiz indirimlerine yılın ikinci yarısında devam edeceği senaryoda küresel risk iştahında bozulma beklemezken, ABD endeksleri için belirleyici olan büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka harcamalarının geri dönüşleri piyasanın odağında olacak" hatırlatmasını yapıyor.
2026 yılına başlarken Borsa İstanbul için zaten birikmiş bir iyimserliğin hakim olduğunu da kaydeden , borsadaki yükseliş trendine yönelik olarak "Bunun ana sebebi düşen enflasyon oranlarıyla bilançolarda toparlanma sinyalleri, düşen faiz oranlarıyla alternatif getirinin cazibesini yitirmeye başlaması ve endeksin göreceliği ucuzluğu diyebilirim. CDS'teki düşüş, TL tahvillerde 2025 son çeyrekte yaşanan iyileşme ve şirket karlarındaki dipten dönüş sinyalleri borsada en kötünün geride kaldığını gösteriyordu. Nitekim yeni yılın başlamasıyla da 1997'den bu yana en iyi ocak ayını geçiren BİST-100 endeksinin aylık getirisi yaklaşık yüzde 23 oldu. 2025 yılında son 7 yılın en kötü performansını gösteren endeks ocak ayında geçen yılın tamamından daha iyi performans gösterdi. Bu hareketin önemli sebeplerinden birisi de son 2 aydır yoğun şekilde pozisyon artıran yabancı yatırımcı oldu. Enflasyona paralel olarak faiz oranlarındaki düşüşün devamıyla yerli yatırımcıların da portföylerinde hisse ağırlığını artırmasını bekliyoruz ve yılın kalanı için de pozitif beklentilerimizi koruyoruz." değerlemesini yapıyor.
"YILSONU HEDEFİMİZ 16 BİN SEVİYELERİ"
Endeks için yıl sonu hedeflerinin 16 bin seviyeleri olduğunu belirten Çalışır, enflasyondaki düşüşün beklenenden daha hızlı olması ve şirket karlılarındaki iyileşmenin beklentileri aşması halinde yıl ortasında hedef fiyatlarda yukarı yönlü revizeler gelebileceğine de dikkat çekiyor. Çalışır, olası kar satışlarında ise 13.000-12.500 bölgesine geri çekilmelerin alış fırsatı olarak değerlendirilebileceğinin altını çiziyor.
2026 portföyleri oluşturulurken hisse oranlarının artırılması gerektiğini hatırlatan Çalışır, önümüzdeki 2 yıl boyunca mevcut ekonomik koşulların borsa için destekleyici olacağını düşünüyor. Enflasyondaki düşüşle şirket finansallarının güçleneceğini öngören, "Bu durumda şirketlerin yatırım iştahı artarken, yatırımcılar için de risksiz getiri cazibesini yitirecek ve getiri arayışında tercih borsa olacak. Dolayısıyla orta uzun vadeli perspektifte borsadaki geri çekilme dönemlerine portföy içindeki hisse ağırlığını artırmak için fırsat olarak bakmak gerekiyor. Portföylerdeki hisse payı yüzde 50 seviyelerinde dengelenebilir" yorumunu yapıyor.
Yabancı yatırımcıların endeks ağırlığı ve likiditesi yüksek hisseleri tercih ederek yeniden Borsa İstanbul'da yatırım yapmaya başladıklarını da ifade eden Çalışır, "Bankalar, holdingler, telekomünikasyon, gıda perakende, gıda/içecek, savunma sanayi, otomotiv ve petrokimya hisselerinde yabancı ilgisinin arttığı görülüyor. Bizde 2026 yılında mevcut ekonomik koşulların olumlu etkilediği gıda, tekstil, perakende, elektronik, aracı kurumlar, varlık yönetim şirketleri, gıda/içecek üreticileri, bankacılık, holdingler ve GYO sektörlerinin güçlü olmasını bekliyoruz. Bu sektörlerden seçili hisselerin endekse göre pozitif ayrışacağını düşünüyoruz" diyor.
2026 yılında Anadolu Efes, Akbank, Arçelik, Astor Enerji, Doğan Holding, Koç Holding, Emlak Konut GYO, İş Yatırım Menkul Değerler, Mavi Giyim, MLP Sağlık Hizmetleri, Migros, Sabancı Holding, Sasa, Şok Marketler, Turkcell, Tofaş Otomobil Fabrikaları, Karel Elektronik, Rönesans GYO, Gelecek Varlık Yönetimi, Kervan Gıda, Özak GYO, Lila Kağıt, Ebebek, Yataş ve Teknosa hisselerinin ön plana çıkmasını ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilmesini öneriyor.
"POTANSİYELİ YÜKSEK OLAN ÇOK SAYIDA ŞİRKET VAR"
2026 yılında küresel tarafta ABD Başkanı Trump dönemiyle beraber hareketlenen jeopolitik gelişmeler, ticaret savaşları çerçevesinde takip edilen başlıklar ve bunların büyüme görünümlerine etkileri ile Fed başta olmak üzere merkez bankalarının izleyeceği politikaların takip edileceğini hatırlatan Tacirler Yatırım Araştırma Müdürü Serhan Yenigün de "İçeride ise dezenflasyon sürecinin devamı ile beraber TCMB'nin faiz indirim patikasında nasıl bir tempo ile ilerleyeceği öne çıkarken ekonomi dışı gelişmelerde siyasi gündem, yakın coğrafyamızda cereyan eden olaylar izlenecek" diyor.
Borsa İstanbul'daki yükselişin ise aslında 2024 Kasım ayından bu yana hiç değişmeyen bir parametreye, TCMB'nin faiz indirimlerine başlamasına dayandığını ifade eden Yenigün, "2025 yılı Mart ayından sonra siyasi risk primindeki artış bu yükseliş eğilimini frenlese de tersine çevirmedi, sadece bir gecikmeye neden oldu. Ek olarak, şirket finansallarındaki iyileşmenin de Borsa İstanbul açısından destekleyici olduğunu belirtelim" yorumunu yapıyor.
Orta ve uzun vade için Borsa İstanbul'da 12 aylık BİST-100 endeks hedefinin 15.200 olduğunu söyleyen Yenigün, güncel parametreler ile bir revizyona gidildiğinde 16.000 civarını öngörüyor. Olası bir kötü durum senaryosunda ise endeks için mümkün gördüğü en düşük seviye ve muhtemel güçlü alım bölgesini ise 11.000–11.500 bandı olarak açıklıyor.
Yeni yıla girmemizle beraber, Borsa İstanbul'da çok sert bir yükseliş yaşanmış olsa da endeksi sürükleyen az sayıda şirketin bu yükselişe öncülük ettiğini ve geride kalan, değerleme olarak halen cazip potansiyeller sunan çok sayıda şirket olduğunun da altını çizen Yenigün, yatırımcılara bu şirketlerden oluşan bir portföye odaklanmalarını öneriyor.
"FARKLI RİSK PROFİLLERİNE FARKLI ORANLAR"
Endeks bazında getiri potansiyelinin son ralli ile beraber tahmini enflasyon ve olası net mevduat getirilerinin altına indiğini de belirten bu nedenle, portföylerde bulunan hisse senedi oranının artırılması konusunda çekimser olduğunu söylüyor. Ancak, çok seçici ve geride kalan ucuz şirketlerden oluşan bir portföyde oranların yüksek tutulabileceğini ifade eden Yenigün, "Diğerlerinde ise nötr kalınması kanaatindeyim. Farklı risk profilleri için farklı oranlar tercih edilmeli. Düşük risk profillerindeki yatırımcıların mevcut seviyelerde yüzde15-20 civarında, yüksek risk profillerindeki yatırımcıların ise mevcut seviyelerde yüzde 40-50 oranında hisse senedi taşımasının uygun olacağını düşünüyorum." diyor.
Borsadaki yükselişe paralel yabancıların sektörel tercihlerinin, yatırım yapacakları hisselerin likiditesi ile de doğrudan ilişkili olmakla beraber savunma, gıda, bankalar, telekomünikasyon ve havacılık sektörleri olarak ağırlık kazandığını da belirten Yenigün, 2026 yılında ön plana çıkacağını düşündüğü hisselere yönelik şu değerlemeyi yapıyor: "Faiz indirim döngüsünün devam etmesi nedeniyle bankalar ve bünyesinde banka bulunduran holdingler ön planda kalmayı sürdürecektir. GYO'lar, tüketici ürünleri, gıda perakendecileri, sağlık sektörü, enerji ekipman üreticileri de 2026'da cazip olabilir."
Yenigün, 2026 yılında Alarko Holding, Anadolu Hayat Emeklilik, Arçelik, Astor Enerji, Büyük Şefler Gıda, Çimsa, Galata Wind Enerji, Hitit Bilgisayar, İndeks Bilgisayar, Koç Holding, Koton Mağazacılık, Logo Yazılım, Migros, Otokar, Pegasus, Rönesans GYO, Sabancı Holding, THY, Teknosa, TSKB, Ülker, Tüpraş, Coca Cola İçecek, Mavi Giyim, Ford Otomotiv, İş Bankası, Garanti BBVA, Tav Havalimanları, Turkcell ve MLP Sağlık Hizmetleri hisselerinin ön plana çıkmasını ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilmesini öneriyor.
"HİSSE BAZINDA SEÇİCİLİK ÖN PLANDA TUTULMALI"
Para politikasında son dönemde tesis edilen sıkılık ve politika çerçevesinde sağlanan tutarlılığın, enflasyon dinamiklerinde yalnızca gerçekleşmeler düzeyinde değil, beklentiler tarafında da belirgin bir iyileşme yarattığını belirten İnfo Yatırım Stratejisti"Böylece, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika duruşu piyasa aktörleri tarafından daha öngörülebilir ve kredibilitesi yüksek bir çerçevede algılanmasını sağlıyor. Faiz indirim sürecinin de daha sağlıklı bir zeminde ilerlemesine imkan tanıyor. Bu kapsamda bizde dezenflasyon sürecinin güçlenmesiyle birlikte başlayan faiz indirim döngüsünün, büyüme ve finansal istikrar hedefleriyle uyumlu şekilde kademeli olarak devam etmesini bekliyoruz" diyor.
2026 yılına ilişkin öngörülerinin; dezenflasyon sürecinin kalıcılığına, CDS normalleşmesinin yapısal bir nitelik kazanacağına ve para politikasındaki gevşemenin makro dengelerle uyumlu, ölçülü ve öngörülebilir şekilde ilerleyeceği varsayımına dayandığını ifade eden Toros, "Bu kapsamda, hisse senedi ağırlığının artırıldığı, ancak sektör ve şirket bazında seçiciliğin ön planda tutulduğu; bilanço kalitesi yüksek, borçluluk riskleri sınırlı ve sürdürülebilir karlılık sunan şirketlere odaklanan dengeli bir portföy yaklaşımının, 2026 yılında risk-getiri dengesini optimize etmek açısından en rasyonel strateji olduğunu değerlendiriyoruz" yorumunu yapıyor.
BİST-100 endeksinde yılbaşından bu yana izlenen yükseliş eğiliminin, makroekonomik görünümdeki kademeli iyileşme ve ekonomi politikalarında öngörülebilirliği artıran rasyonel adımların etkisiyle desteklendiğini düşünen Toros, para politikasında sıkı duruşun sürdürülmesi ve dezenflasyon sürecine yönelik beklentilerin güçlenmesinin, Türkiye risk priminde gerilemeye yol açarken, bu gelişmenin hisse senedi piyasasında iskonto oranlarının aşağı yönlü revize edilmesine imkan tanıdığını söylüyor. Bu kapsamda şirket değerlemelerinde yeniden fiyatlama sürecinin öne çıktığını hatırlatan Toros, "Ayrıca, yabancı yatırımcı ilgisinde kademeli toparlanma sinyalleri ile yerli yatırımcıların portföy dağılımında hisse senetlerine yönelik ağırlık artışı, endeks üzerindeki yukarı yönlü hareketi destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor" değerlemesini yapıyor.
"REGÜLASYON PİYASA /SEKTÖR RİSKLERİ ANALİZ EDİLMELİ"
Kısa ve orta vadede piyasa fiyatlamalarını daha hızlı ve doğrudan yansıtan teknik analiz göstergelerinin de teyidi ile 2026 yılı endeks hedefini 15.800 olarak öngördüklerini de kaydeden Toros, yatırımcıların hisse senedi seçimi sürecinde yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerine değil, şirketlerin temel göstergelerine ve makroekonomik konjonktürle uyumuna da odaklanması gerektiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda öncelikle şirketin faaliyet gösterdiği sektörün ekonomik döngü içerisindeki konumu, iç ve dış talep dinamiklerine duyarlılığı ile regülasyon piyasa/sektör risklerinin analiz edilmesi gerektiğini belirten Toros, "Şirket bazında ise sürdürülebilir karlılık, güçlü nakit akışı üretme kapasitesi, borçluluk düzeyi ve finansman yapısının sağlıklı olması temel belirleyiciler arasında yer alıyor. Her dönemin ayrı bir hikayesi var ve bu hikayelerden olumlu ya da olumsuz etkilenen birçok hisse ve sektör grubu olduğunu da unutmamak gerek" diyor.
"YURTİÇİ HİSSE SENEDİ PAYININ YÜZDE 45 OLMASI RASYONEL"
"Sağlıklı bir varlık dağılımı; yatırımcının risk iştahı, yatırım ufku, likidite ihtiyacı ve makroekonomik beklentileriyle uyumlu olmalı" diyen Toros, portföylerde hisse senetlerinin ağırlığının artması gerektiğini düşünüyor. Toros, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Düşen faiz ortamı, şirket değerlemelerini desteklerken finansman maliyetlerinin azalması, karlılık beklentilerini de iyileştirmesi beklenebilir. Özellikle iç talebe duyarlı, borçluluk oranını yönetebilen ve faiz hassasiyeti yüksek sektörler (bankacılık, sanayi, dayanıklı tüketim) ön plana çıkabilir. Ayrıca ABD'de faiz indirimlerinin devam etmesi, küresel risk iştahını destekleyerek gelişmekte olan ülke varlıklarına sermaye akışını güçlendirebilir. Bu noktada varlık dağılımında yurt içi hisse senedi payının yüzde 45 olmasını rasyonel görüyoruz."
Bankacılık sektörünün bu makro konjonktürden hızlı ve güçlü fayda sağlayabilecek alanlardan olduğunu da hatırlatan net faiz marjlarının daha dengeli bir yapıya kavuşması, fonlama maliyetlerindeki oynaklığın azalması ve aktif kalitesinin korunması, bankaların karlılık görünümünü destekleyen ana unsurlar arasında yer alırken, yabancı yatırımcı ilgisinin de bankacılık tarafında yoğunlaşmasının beklenebileceğini söylüyor. Bununla birlikte, iç talep ve kredi genişlemesine duyarlı sektörlerde, özellikle perakende, dayanıklı tüketim, ulaştırma ve seçici sanayi kollarında da faaliyet kârlılıklarında belirgin bir toparlanma öngörüldüğünü hatırlatan Toros, "PD'lerinin NAD'larını yansıtmadığını düşündüğümüz holdingler ve NAD iskontosu olan GYO'lar öne çıkabilir. Havacılık tarafında da fiyatlama mekanizmasında toparlanma bekliyoruz." diyor.
Genel olarak önümüzdeki dönemde bankacılık ve holding sektöründe yoğunlaşan bir yabancı yatırımcı profili olacağını da vurgulayan
Ayşe Seher AYDIN / Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. Genel Müdürü
"Uzun vadeli portföylerde hisse senedi ağırlığı yüksek tutulmalı"
Öncelikle jeopolitik riskler durulmaktan ziyade yeni gerilimlerle tırmanmaya devam ediyor. Her ne kadar piyasalara etkisi görece az olsa da 2026 yılına Venezuela- ABD gerilimi ile başlamıştık. Ardından, ABD'nin Grönland üzerindeki hak iddiaları, özellikle AB-ABD ilişkilerinde bir kırılım yaratarak ticaret savaşlarını yeniden harmanladı. Şu anda da olası bir ABD-İran çatışmasını takip ediyoruz. Bütün bu gerilimler risk iştahını baskılıyor. Bir diğer yandan, Trump tarafından FED başkanlığına Kevin Warsh aday gösterildi. Warsh'un faiz indirimlerine tamamen karşı olmasa da beklenildiği kadar güvercin olmadığının anlaşılması, dolar için destekleyici duruyor. Fed'in faizleri beklenilenin aksine daha yüksek bir bantta tutması, piyasaların agresif indirim beklentisini sınırlıyor. Bu durum biz dahil Gelişmekte olan ülkelere akması beklenen likiditeyi kısıtlayabilir.
Bizim tarafta ise 2026 beklentiler raporumuzda belirttiğimiz gibi bu yıl her toplantıda ortalama 100 baz puanla indirimlere devam edileceğini öngörmüştük. Dezenflasyon sürecinin yıl sonuna kadar devam etmesi ve tüketici fiyatlarının yüzde 25 seviyesinde yılı kapatmasını bekliyoruz. Ocak ayında başlayan 100 baz puanlık indirimlerin sürmesi ve dezenflasyon sürecinde başarısının korunması borsamızdaki şirketlerin karlılığını destekleyerek itici güç olacaktır. Ayrıca, bu yıl 2027 için beklenen erken seçimler öncesi enflasyonla mücadele açısından en kritik yıl. Dezenflasyonda kalıcı bir başarı sağlanmadan girilecek olası bir seçim ekonomisi, hükümeti büyüme odaklı politikalara yönelterek, enflasyonist baskıları tekrardan körükleyebilir.
2025 yılında küresel piyasaların ve bize akran olarak kabul edilen gelişen piyasaların önemli ölçüde gerisinde kaldık. ABD ile ikili ilişkilerin iyiye gitmesi, kredi derecelendirme kuruluşlarının aksiyonları ve dünya ortalamasının üzerinde büyüyen ekonomi BİST üzerinde etkili oldu. Aynı zamanda, faizlerde düşüşün sürmesi şirketlerin finansman maliyetini aşağı çekecek ve daha genele yayılan bir yükselişi de destekleyecektir.
Endeksin uzun vadeli olarak hedefi 500 dolar seviyesidir. (yıl sonu dolar kuru beklentimiz ile bakıldığında bu 26.000 seviyesine denk geliyor) Kısa ve orta vadeli olarak ilk planda geçen sene test edilen 345 dolar seviyesi önemli, bu da mevcut dolar kuru ile 14.500 seviyesine yakınsamakta.
Portföy alokasyonu şüphesiz yatırımcıların risk tercihine göre şekillenmeli, ancak düşen faiz ortamında ve diğer yatırım araçlarının yüksek volatilitesi düşünüldüğünde özelikle
Yabancı yatırımcının artan ilgisi ilk planda banka ve holding hisselerinde etkisini gösterecektir. Son yıllarda yerli yatırımcının ağırlığının artmasıyla BİST 30 harici şirketlerin performansını takip ettik, bu süreç önümüzdeki süreçte tersine dönebilir. Önümüzdeki dönemde banka ve holdinglerin yanında sınai endekse dahil şirketlere de iyileşen finansman koşulları ile ilgi artabilir. Ayrıca gayrimenkul sektörü ile ilintili şirketler de revaçta olabilir.
2026 yılında Desa Deri, Orge Enerji, Akiş GMYO, Servet GMYO, Kütahya Porselen, Naturelgaz, Tukaş, Tapdi Tınaztepe, Bantaş Ambalaj, Lila Kağıt, Torunlar GMYO, Enerjisa, Ereğli, İndeks Bilgisayar, Aksa Enerji, Migros, Turkcell, THY, Galata Wind Enerji, Türk Telekom, Tüpraş, Arçelik. Anadolu Efes, Enka İnşaat ve Agesa Hayat Emeklilik hisselerinin ön plana çıkmasını ve uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere takip edilmesini öneriyoruz.
Ali Kerim AKKOYUNLU / Gedik Yatırım Araştırma Direktörü
"Agesa'da prim üretiminde reel büyümenin süreceğini düşünüyoruz"
AGESA HAYAT EMEKLİLİK: Defansif iş modeli ve dengeli kâr kompozisyonu sayesinde makro oynaklığa karşı yüksek dayanıklılık sunuyor. Kâr havuzunun BES (TL ve döviz), TL kredi-hayat ve döviz bağlantılı serbest hayat ürünleri arasında dengeli dağılması; kârın yaklaşık yarısının döviz bazlı olmasıyla birlikte şirkete doğal bir hedge sağlıyor. Mevcut yüksek faiz ortamı finansal gelirleri desteklerken, önümüzdeki dönemde beklenen faiz indirimlerinin kredi büyümesini hızlandırarak yüksek marjlı kredi-hayat primlerini yukarı taşımasını bekliyoruz. Nitekim açıklanan prim üretim verileri, şirketin 2025 yılında yüzde 70 oranında güçlü reel büyüme yakaladığını gösteriyor. (Gedik tahmini yüzde 35) BES tarafında ise düşük penetrasyon, elverişli demografik yapı ve fon büyüklüğündeki ivme sayesinde uzun vadeli yapısal büyüme potansiyeli korunuyor. OVP'de 2026'nın ikinci çeyreği için öngörülen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), sektör için önemli bir katalist potansiyeli taşımakla birlikte, olası bir erteleme ihtimali nedeniyle model varsayımlarımıza dahil edilmedi. Buna ek olarak, AGESA'nın yüzde 100 iştiraki MediSA üzerinden 2026 başında başlayacak sağlık sigortası satışları, kısa vadede sınırlı katkı sunsa da orta-uzun vadede gelir çeşitliliği ve kârlılık açısından stratejik bir değer yaratabilir. Tüm bu unsurlar ışığında, şirketin 2026 yılında yüzde 48 net kâr büyümesiyle 7.7 milyar TL net kâr ve yüzde 69 özsermaye kârlılığına ulaşmasını bekliyoruz. Agesa Hayat Emeklilik 2025–2026 tahminlerimize göre 8.5–5.8 F/K ve 4.6–2.9 PD/DD çarpanlarıyla işlem görmekte olup, model portföyümüzde yer alıyor. Agese Hayat Emeklilik hisselerinde yüzde 29 yükseliş potansiyeli ile 312.85 TL hedef fiyat ile endeksin üzerinde getiri öngörüyoruz.
SABANCI HOLDİNG: Şirketin grup stratejisi doğrultusunda 'yeni ekonomi' adını verdiği alanlarda daha yoğun yatırımlar yapılması ve Net Aktif Değeri'nin (NAD) 2029 yılı sonunda yaklaşık iki katına çıkarak 20 milyar dolar seviyesine ulaşması hedefleniyor. Döviz bazlı gelir oranının yüzde 30'un üzerine çıkması beklenmekte olup, uluslararası faaliyetlerin genişletilmesi ve TL bazlı kırılganlığın azaltılması; doğal korunmalı (hedge) gelir yapısı öngörülüyor.
Elektrik segmenti, 31 santral ve 4.2 GW kurulu güç ile Türkiye'nin en büyük özel elektrik üreticisi konumunda Yüzde 45.5 yenilenebilir payı ile dikkat çeken segment, yaklaşık 1.5 milyar dolar defter değeri ve bağımsız değerleme raporuna göre yaklaşık 4 milyar dolar piyasa değeri ile Sabancı Holding'in NAD'ına en büyük ikinci katkıyı (Akbank'ın ardından) sağlıyor. 2026 yılında kurulu gücün 5 GW'a çıkarılması, yenilenebilir enerji oranının yüzde 60'a yükseltmesi hedefleniyor. Ayrıca, AB ve ABD'de yeni enerji yatırımları ve hidrojen gibi yeni kaynaklara yönelik keşiflerin sürmesi bekleniyor. Sabancı portföyü, sağlıklı nakit akışı ve güçlü banka dışı özsermaye kârlılığı (ROE) ile kaliteli kârlılık sunmaya devam ediyor. Sadece holding düzeyinde 12 milyar TL net nakit pozisyonu ve 1.7 Finansal Borç / Banka Dışı FAVÖK oranı ile grup, stratejik sermaye dağılımı ve portföy optimizasyonu açısından güçlü bir pozisyonda yer alıyor. Grup, 2024–2029 dönemi için yüzde 12 varsayılan AOSM'ye karşılık +120–150 baz puanlık AOSM uyarlanmış getiri hedefliyor. (2018–2023 ortalaması yüzde 12.43). Yatırım harcamalarının gelirlere oranı yüzde 15–20 bandında korunarak büyüme ve dönüşüme yönelik yatırımların sürdürülebilirliği sağlanacak. Net Borç/FAVÖK oranının 2.0 altında tutulması hedeflenmekte olup bu durum bilanço disiplini ve finansal esnekliğin altını çizmekte. Son dönemde holdingin iştirak ettiği bazı varlıkların satışına ilişkin olası gelişmeler holding nakit pozisyonunun ve uzun vade iştirak dağılımının iyileşmesine sebep olabilir. 0.68 seviyesindeki PD/DD rasyosuna karşılık, güncel holding iskontosu ~%48 seviyesinde. Sabancı Holding hisselerinde yüzde 65 yükseliş potansiyeli ile 180.32 TL hedef fiyat ile endeksin üzerinde getiri öngörüyoruz.
COCA COLA İÇECEK: Marj ve satış hacminde zayıf geçen 12 ayın ardından 2025 yılının ikinci yarısında; marjlarda ve nakit akışında toparlama var. Eğilimin 2026 yılında da devam etmesini bekliyoruz. Şirket 2025'te; satış hacminin konsolide bazda orta tek haneli büyümesini, kur ayarlı net satış gelirinin düşük 20'lerde büyümesini ve FAVÖK marjının yatay kalmasını bekliyor. Tahminlerimiz şirketin beklentilerinden daha muhafazakar kalmaya devam ediyor. Satış gelirleri tahminlerimiz şirketle uyumlu iken, FAVÖK marjı tahminimiz 90bp daha düşük. Stok ve ürün gamı ile operasyonel giderler istisnai bir şekilde yönetildiği için yıl sonunda tahminlerimizde yukarı yönlü bir potansiyel de oluşabilir. 2025'in bir kısmında reel ürün fiyatlarında düşüş varsayımımız, marj daralması varsayımımızın ana nedeni. Modelimizde şirket için yüzde 17.3'lük sürdürülebilir FAVÖK marjı varsayıyoruz. Güçlü net işletme sermayesi yönetimi sayesinde Net Borç/FAVÖK oranının önümüzdeki dönemde 1.1-1.4 aralığında kalmasını bekliyoruz. Şirket, global benzerlerine kıyasla 2026T FD/FAVÖK'de yüzde 29 ve 2025T F/K oranında yüzde 32 iskontolu işlem görüyor. Reel FAVÖK büyüme oranı 2025 yılında global benzerlerinin gerisinde kalabilir, ancak 2026 tahminlerimize göre trend tam tersi olacaktır. Coca Cola İçecek hisselerinde yüzde 15 yükseliş potansiyeli ile 85.3 TL hedef fiyat ile endeksin üzerinde getiri öngörüyoruz.
"Bankacılık ve GYO sektör hisseleri radarda kalmalı"
Gedik Yatırım Araştırma Direktörü Ali Kerim Akkoyunlu, 2026 yılında borsada trendi belirleyecek en önemli başlıklar ve gerekçelerine de değinerek şu değerlemeyi yapıyor:
*Fed'de doktrin değişimi ve küresel risk iştahı;
2026 yılı, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) sadece yönetim kadrolarının değil, para politikası felsefesinin de dönüştüğü bir yıl olarak kayda geçiyor. Fed Başkanlığı için Kevin Warsh gibi monetarist kökenli isimlerin öne çıkması, piyasalarda 'rejim değişimi' olarak fiyatlanıyor. Bu yeni dönemde Fed, odağını sadece tüketici enflasyonundan (talep yönlü), arz yönlü büyümeye ve verimlilik artışına kaydırmayı hedefliyor. 2026 projeksiyonlarında faizlerin yüzde 3.25 - 3.50 bandındaki nötr seviyelere çekilmesi, gelişmekte olan piyasalar (EM) üzerindeki kısıtlayıcı finansal baskının hafiflemesi anlamına geliyor.
*İçeride dezenflasyonun ikinci fazı ve 'reel getiri' arayışı;
Türkiye ekonomisi için 2026, baz etkisinden ziyade yapısal dezenflasyonun test edildiği bir yıl. Enflasyonun olası yüzde 20 bandına doğru gerilemesi, mevduat faizlerindeki düşüş yatırımcıyı yeniden riskli varlıklara itecek. BİST -100 endeksi için 15.500 seviyelerinin konuşulduğu bu ortamda; finansman yükü azalan, borçluluk oranı düşük ve talep esnekliği yüksek şirketler ön plana çıkacaktır.
*Enerji arz güvenliği ve 'yapay zeka' altyapısı;
Küresel borsa trendlerinde teknoloji artık sadece bir yazılım meselesi değil, bir enerji meselesidir. Yapay zeka veri merkezlerinin devasa enerji ihtiyacı, 2026'da yenilenebilir enerji ve şebeke modernizasyonu şirketlerini borsa yıldızı yapabilir. Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve teknoloji odaklı sanayi yatırımları, özellikle ihracatçı sanayi şirketlerimizde çarpan artışlarını (re-rating) beraberinde getirecektir.
*Jeopolitik riskler ve tedarik zinciri 'çevikliği';
ABD ile Avrupa arasındaki gümrük vergisi tartışmaları ve bölgesel tatbikatlar, küresel ticaret rotalarını zorluyor. Ticaret savaşlarının yeniden kızışma ihtimali (Grönland meselesi veya ek vergiler gibi), Türkiye gibi 'yakın coğrafyadan tedarik' (near-shoring) avantajı olan ülkeleri ön plana çıkarıyor. Avrupa'nın üretim maliyetleri yükselirken, Türk sanayisinin otomasyon ve verimlilik artışıyla bu boşluğu doldurması, sınai endeksini destekleyen ana motor olacaktır.
"Sektör ve şirket bazında yoğunlaşılabilir"
Borsadaki yükselişe paralel yatırımcıların sektör ve şirket bazında tercih yapmasının önemine de değinen Colendi Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Sadullah , yatırımcılara şu önerilerde bulunuyor:
*İçinde bulunduğumuz makro koşullardan olumlu etkilenebilecek,
*Düşen faiz oranlarından doğrudan veya dolaylı fayda sağlayacak,
*Talep koşullarının iyileştiği ve reel büyüme beklentileri olan,
*Büyümenin kar marjlarına da yansıyacağı geçen yıla göre daha yüksek karlılık beklentisi olan sektör ve şirketlere yoğunlaşılabilir.
*Yatırımcılar bu noktada iyi bir sektör bularak, sektör içinde göreceli tercih de yapabilir.
*Veya faaliyetlerinde toparlanma görülen, organik-inorganik büyüme ile kar marjlarını genişletebilecek şirketlere de odaklanabilir.
Sadullah ÇALIŞIR / Colendi Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı
"Karel Elektronik'te yüksek karlılık ve borç yapısında iyileşme bekliyoruz"
KAREL ELEKTRONİK: 5 farklı iş kolunda faaliyet gösteren şirket, 2025 yıl ortasından itibaren ana iş kolu olan saha operasyon teknolojileri başta olmak üzere operasyonel verimliliğini artırıyor. Şirketin cirosunda saha operasyon teknolojileri yüzde 50 pay alırken, iletişim sistemleri yüzde 12, otomotiv yüzde 15, elektronik kart üretimi yüzde 19 ve savunma yüzde 4 pay alıyor. Saha operasyonlarında yıl ortasında telekomünikasyon şirketleri ile olan sözleşmelerin güncellenmesi ile karlılıkta son 2 çeyrektir güçlü iyileşme görülüyor. Bu alanda karlılıktaki güçlü toparlanma ve diğer faaliyetlerdeki verimliliğin devamıyla şirket için önümüzdeki dönemde daha yüksek karlılık ve borç yapısında iyileşme bekliyoruz. Telekomünikasyon sektörünün 5G yatırımları da şirketin ciro büyümesine katkı sağlıyor. Şirket son açıklanan finansallarında ciroda çeyreklik bazda yüzde 8 yıllık reel büyümeye ulaşırken, 9 aylık FAVÖK büyümesi yıllık yüzde 264 oldu. Geçen yılın aynı döneminde -7.6 olan FAVÖK marjı 3Ç25 döneminde yüzde 9.5'e ulaştı. Şirketin yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen tahsisli sermaye artışı sonrası borç yapısındaki iyileşmeye paralel finansman giderlerinin azalması ve kar marjlarındaki iyileşmenin devam etmesini bekliyoruz. Karel Elektronik hisselerinde yüzde 101 yükseliş potansiyeli ile 18.50 TL hedef fiyat öngörüyoruz. Hissede 'al' tavsiyemiz bulunuyor.
ŞOK MARKETLER: Şirket son açıkladığı 9 aylık finansallarında ciroda yüzde 4 üzeri reel büyümeye ulaşırken, operasyonel iyileşmenin etkisiyle yeniden karlılığa geçildi. Son 2 çeyrekte FAVÖK'te yaşanan güçlü büyüme ile sene başında hedeflenen büyüme oranlarını yakaladı. Geçen yılın aynı döneminde negatif olan FAVÖK marjı 3Ç25'te yüzde 4.4'e ulaştı. Faaliyetlerdeki iyileşmenin sonucu olarak nakit pozisyonu 11.5 milyar TL'yi aştı. Yılın ilk 9 ayında 76 net mağaza açılışı ile 11.057 mağazaya ulaşıldı. Yeni mağaza türü olan ŞOK 2.0 modeli daha yüksek mağaza trafiği ve sepet tutarlarında büyüme getirdi. Şirketin 2026 yılında da bu yıla paralel büyüme oranlarıyla çalışmasını beklerken, benzerlerine kıyasla önemli oranda iskonto barındırdığını düşünüyoruz. Nakit akımlarındaki güçlü seyrin devamı ile bu iskontonun piyasa tarafından satın alınmasını bekliyoruz. Şirket son 12 aylık verilere göre 6.70 FD/FAVÖK rasyosuyla işlem görürken, sektör ortalaması 8.6 seviyelerinde yer alıyor. Bir diğer gösterge olarak şirket değeri yıllıklandırılmış nakit akımlarının 1.6 katından işlem görürken, benzer şirketlerden oluşan sepet ortalaması 11.5 seviyelerinde bulunuyor.
KERVAN GIDA: Şirket Türkiye, Polonya ve Mısır'da toplam 8 üretim tesisinde faaliyetlerini sürdürüyor Yıllık üretim kapasitesi son finansallara göre 125.210 ton/yıl seviyesine ulaştı. Şirketin 9 aylık cirosu geçen yılın aynı döneminde göre yatay seyir izlerken, faaliyetlerdeki toparlanmanın etkisiyle FAVÖK yıllık yüzde 10 arttı. Şirketin son finansallarına göre satışların yaklaşık yüzde 75'i ihracat gelirlerinden oluşuyor. Benzer şekilde cironun yüzde 75'ini ana ürünler Jelly ve likorice ürünleri oluşturuyor. Şirket son 5 yılda yaklaşık 150 milyon dolar seviyesinde yatırım harcaması yaptı. Bunun içinde fabrika, arazi, depo satın alımları, yeni üretim bantları, kapasite artışları ve operasyonel diğer harcamalar yer alıyor. Şirket önümüzdeki süreçte yapılan yatırımların karşılığını almak adına verimlilik tarafına odaklanmış görünüyor. TL'deki reel değerlenmenin görece azalması, şeker fiyatlarındaki zayıf seyir, yatırım harcamalarının bitmesiyle finansal iyileşme, şirketin operasyonlarına ve finansal sonuçlarına destek veriyor. 2026 yılında verimlilik artışına paralel olarak karlılıkta iyileşme bekliyoruz. Kar marjı yüksek ürünlerin üretimine odaklanılması ve karsız üretim bantlarının kapatılıp satışı faaliyetlerde verimlilik yaratacak. Şirket son 12 aylık verilerine göre 7.8 FD/FAVÖK 1.00 PD/DD çarpanları ile işlem görürken, son 3 yıllık ortalaması 9.3 FD/FAVÖK 2.3 PD/DD seviyelerinde yer alıyor.
Serhan YENİGÜN / Tacirler Yatırım Araştırma Müdürü
"Turkcell'de beklentilerimizi yukarı revize ettik"
TURKCELL: Turkcell için, veri merkezi ve bulut işkolunda öngörülen yüzde 40'ı aşkın büyümenin katkısı ve güçlü operasyonel performansı ile beklentilerimizi yukarı revize ettik. Ek olarak, Google Cloud ile kurulan stratejik ortaklık ve 5G ihalesiyle elde edilen frekans üstünlüğü sayesinde şirketin uzun vadeli büyüme görünümünün güçlendiğini düşünüyoruz. Devam eden dez enflasyonist sürecin de şirketin marjlarını desteklemesini bekliyoruz. Turkcell hisselerinde yüzde 25 yükseliş potansiyeli ile 12 aylık hedef fiyatımız 148 TL.
FORD OTOSAN: İhracat odaklı iş modeli, güçlü üretim altyapısı ve elektrifikasyon tarafındaki ilerleme orta vadeli görünümü desteklemeye devam ediyor. Şirket toplam ticari araç pazarında lider konumunu koruyor. Elektrikli araç üretimindeki artış ve kapasite kullanımı dönüşüm stratejisindeki ilerlemeyi gösteriyor. 2024 yıl sonunda yüzde 5.5 seviyesinde bulunan elektrikli araçların toplam üretimdeki payı, 2025 yılında yüzde15'i aştı ve elektrifikasyon yatırımlarının operasyonel tarafa kademeli olarak katkı sağlamaya başladığı görülüyor. Maliyet ortamındaki göreceli istikrar, Türkiye pazarında fiyat rekabetinin yumuşaması ve güçlü euro görünümü ile TL'de daha ölçülü değerlenme beklentisi kârlılığı destekleyen ana unsurlar arasında kalmayı sürdürüyor. Ford Otosan hisselerinde yüzde 21 yükseliş potansiyeli ile 12 aylık hedef fiyatımız 140 TL.
MAVİ GİYİM: Güçlü marka konumu, esnek fiyatlama kabiliyeti ve yüksek operasyonel disiplini nedeniyle Mavi Giyim'i beğeniyoruz. Şirketi, zorlu makro koşullarda dahi marjlarını koruyabilen ve 2026 itibarıyla normalleşen finansal koşullardan net şekilde faydalanabilecek perakende oyuncuları arasında değerlendiriyoruz. Son iki yılda talep tarafında belirgin bir stres yaşanırken, şirket bu dönemi agresif hacim büyümesi yerine karlı büyüme ve marj konunumu odağında yönetti. Dinamik fiyatlama yaklaşımı, ürün karmasının yukarı taşınması ve etkin stok yönetimi sayesinde marjların tarihsel ortalamalara yakın seviyelerde tutulması pozitif. Mavi Giyim hisselerinde yüzde 21 yükseliş potansiyeli ile 12 aylık hedef fiyatımız 58 TL.
Çağlar TOROS / İnfo Yatırım Stratejisti
"BİM finansal ekosistemde daha entegre bir rol üstlenmeyi hedefliyor"
BİM: İndirim marketleri, yüksek enflasyon dönemlerinde hane halkının alım gücünü koruması açısından kritik bir rol üstleniyor. Şirketin mağazacılık portföyünde genel anlamda farklı demografik yapılar, yasalar veya tüketim alışkanlıkları gibi nedenlerden dolayı ülkeler arası karşılaştırma yapmanın zor olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda şirketin son yıllarda farklı ülkelere yaptığı yatırımlar (Fas, Mısır) ve format gibi alanlara yatırım (FİLE) yapmasını bir gösterge olarak görüyoruz. Son yıllarda gıdanın hane halkı tüketimi içindeki payının arttığını gözlemliyoruz. Bu kapsamda indirimli marketlere olan ilginin daha da artacağı beklentisi ile şirketin yüksek mağazacılık ağının devam edeceği kanaatindeyiz Farklı konsepti ile FİLE Market Mağazacılık A.Ş. 2015 yılında BİM tarafından kurulan FİLE Market, indirim marketleri konseptinden ayrışıyor. Şirketin, FİLE'nin, ayrı bir şirket yapısı ile faaliyet gösterebilmesi amacıyla işlemleri de tamamladı. Mağaza sayısını her geçen gün yükselten File, orta–üst gelir grubunu hedefliyor. Öte yandan TCMB, 18 Eylül 2025 tarihinde POS komisyon oranlarında düzenleme gerçekleştirdi. Buna göre, banka kartı işlemlerinde azami POS komisyon oranı yüzde 1.04'e düşürülürken, kredi kartı işlemlerindeki oran değiştirilmedi. Bu karar, 1 Kasım 2025 itibarıyla yürürlüğe girdi. Zincir marketler ya da gıda perakendeciler için de bu durumun sınırlı da olsa olumlu etki yapmasını bekliyoruz. Azalan POS maliyetleri ve artan işlem hızı, operasyonel verimliliği artırabilir. Şirketin, katılım bankası kurma çalışmaları da, faaliyet alanını stratejik olarak çeşitlendirdiğine ve . Ayrıca şirketin finansal hizmetleri faizsiz bankacılık prensipleri çerçevesinde stratejik olarak içselleştirme ve yeni bir büyüme alanı yaratma hedefini yansıtıyor. Bu adım, tedarikçiler, bayiler ve KOBİ'ler için, tedarik zinciri finansmanını daha etkin yönetme imkanı sağlayabilir.
İŞ GYO: İş GYO'nun öne çıkardığımız GYO'lar arasında yer almasının sebebi şirketin hem makro konjonktüre uyumlu konut odaklı pozisyonlanması hem de güçlü bilanço ve nakit akışı dinamikleri. Faiz indirim sürecine paralel olarak konut talebinin yeniden ivme kazanmasını, konut fiyat endeksinin enflasyonun üzerinde seyretmesini ve bunun İş GYO'nun geliştirdiği projelerde reel bazda anlamlı bir değer artışı yaratmasını bekliyoruz.
Tuzla Konut Projesi gibi yüksek katma değerli yatırımlara yönlendirilmesi, sermaye tahsis disiplininin başarılı bir örneği olarak öne çıkıyor. Kasaba Modern ve Litus İstanbul projelerindeki satış hızının, Ağustos 2025 itibarıyla optimistik seviyelere yükselen konut satışı verileriyle desteklenmesini, stok eritme sürecinin öngörülenden daha hızlı tamamlanmasına katkı sağlayacağını tahmin ediyoruz. Portföydeki ofis, ticari ve konut varlıklarının dengeli yapısı sayesinde, İş GYO'nun kira gelirleri ve geliştirme gelirleri arasında sağlıklı bir denge kurarak hem nakit akışını hem de büyüme potansiyelini sürdürülebilir kılacağı görüşündeyiz. Faiz indirim döneminde artacak konut talebinin, özellikle Tuzla ve Kasaba Modern gibi lokasyon ve konsept avantajı yüksek projelerle karşılanabilecek olması, şirketi sektörde öne çıkan oyunculardan biri haline getiriyor.
Yeni GYO vergi mevzuatı çerçevesinde, düzenli kira geliri ve yüksek doluluk oranları sayesinde sürdürülebilir nakit akımı yaratabilen İş GYO'nun, zorunlu temettü dağıtım şartını karşılayarak yatırımcılarına görece yüksek temettü verimliliği sunabilecek şirketler arasında öne çıkacağını düşünüyoruz. Şirketin 2025'te dönem vergi oranının yüzde 10 üzerinden hesaplaması, yönetimin temettü odaklı bir politika izleme niyetine dair önemli bir sinyal niteliğinde. Öte yandan Marmara Park arsası, İstanbul Finans Merkezi Ofis Binası ve Ankara İş Kulesi satışları sonrasında güçlenen nakit pozisyonu ve azalan borçluluk, İş GYO'ya yeni projelere daha güçlü bir bilanço ile girme imkanı tanıdı.
hisselerinde yüzde 57 yükseliş potansiyeli ile 33.80 TL hedef fiyat öngörüyoruz.
THY: Şirket hem kargo hem de yolcu taşımacılığı yaptığı için özel bir konuma sahip. Pandemi döneminde de görüldüğü üzere kargo tarafı yolcu gelirlerindeki olası yavaşlamalar için de bir nevi doğal hedge oluşturuyor. Öte yandan, 2025 yılında Ajet operasyonlarını da düzene oturtan şirket, low-cost tarafında da güç kazandı. Birim karlılıkta, özellikle kargo bacağında, zayıflamalar görülse de güçlü kapasite artışı ve petrol fiyatlarındaki düşüş bunu kompanse edebilecek düzeyde. Air Europa yatırımı da 2026 ve ilerleyen yıllarda şirkete güç katabilecek bir diğer etmen. THY dünyada en çok destinasyona uçan havayolu firması olsa da Latin Amerika'daki faaliyetleri güçlü değildi. İspanyol Air Europa yatırımı ile bölgeye erişim noktasında da elini güçlendirmeyi planlıyor. 2026 yılı tahminlerimizde IATA tahminlerine paralel bir şekilde, birim biletleme ve kargo gelirlerinin reel anlamda büyüme göstermeyeceği varsayımıyla hareket ettik. Muhafazakar yaklaşımımıza rağmen 2026 yılındaki varil başı 63 dolar ortalama brent petrol varsayımımız ve güçlü kapasite artış planı, iskontolu görünüme işaret etmekte. THY hisselerinde yüzde 57 yükseliş potansiyeli ile 462 TL hedef fiyat öngörüyoruz.
BORSA ŞİRKETLERİNDE NELER OLDU?
GARANTİ BBVA: Banka, 4Ç25 finansal sonuçlarında piyasa beklentisine uyumlu olarak 26.563 milyon TL net kar açıkladı. 4Ç25 net kar, yıllık bazda yüzde 5 artış, çeyreksel bazda ise yüzde 13 azalış kaydetti.
YAPI KREDİ: Banka, 4Ç25 finansal sonuçlarında piyasa beklentisinin yüzde 13 üzerinde 9.280 milyon TL net kar açıkladı. 4Ç25 net kar rakamı yıllık bazda yüzde 40 artış, çeyreksel bazda ise yüzde 38 azalış kaydetti.
KENT GIDA: Şirket geçen hafta yüzde 50 bedelli sermaye artırımı kapsamında 220 milyon TL olan sermayesini 110 milyon TL nakit artırarak 330 milyon TL'ye çıkardı.
ULUSOY UN: Şirket, Çorlu üretim tesisinde kapasite artışı çalışmalarını tamamlayarak günlük üretim kapasitesini 383 tondan 654 tona yükseltti. Grup toplam üretim kapasitesi ise 4.686 ton/gün seviyesine ulaştı.
EUROPOWER ENERJİ: Bağlı ortaklık Peak PV Solar, ihalesinde birinci oldu. İhalenin toplam bedeli 1.66 milyar TL olarak kesinleşti.
TÜRK TELEKOM: Fitch Ratings, Türk Telekom'un uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunu BB- seviyesinde teyit ederken, görünümünü durağandan pozitife revize etti.
VAKIF GMYO: Şirket, Antalya'daki 24 adet bağımsız bölümü Türkiye Vakıflar Bankası'ndan 900 milyon TL bedelle peşin satın aldı.
CEM ZEYTİN: Şirket, sermayesini yüzde 522 oranında bedelsiz artırarak 402 milyon TL'den 2.5 milyar TL'ye yükseltme kararı aldı.
AZTEK TEKNOLOJİ: Aztek Teknoloji, Kazakistan'da yüzde 100 bağlı ortaklığı olan 435.000 KZT sermayeli 'Aztek Kazakhstan' şirketinin sermaye ödemesinin tamamlandığını ve kuruluş/tescil işlemlerinin sonuçlandığını duyurdu.
ŞİŞECAM: Şişecam, Macaristan'daki yeşil saha cam ambalaj yatırımı kapsamında 198 bin ton/yıl kapasiteli ilk fırını 4 Şubat 2026'da test üretimi hedefiyle ateşledi; devreye alma süreci başladı. İlk fırınla toplam cam ambalaj kapasitesinin yüzde 6 artarak 3.5 milyon ton/yıla çıkması bekleniyor.
ÖZATA DENİZCİLİK: Özata Denizcilik, imzaladığı gemi tamir-bakım sözleşmeleri kapsamında iş tutarının, ek taleplerle 2 milyon dolardan 3.37 milyon dolara yükseldiğini ve gemilerin teslimatının tamamlandığını açıkladı.
MİGROS: Migros, Ocak ayında 17 yeni mağaza (9 Migros, 5 Migros Jet, 2 Macrocenter, 1 Mion) ve 1 dağıtım merkezini hizmete açtığını duyurdu. Şirketin toplam mağaza sayısı 31 Ocak 2026 itibarıyla 3.804'e ulaştı.
TSKB: Banka, 4Ç25 finansal sonuçlarında piyasa beklentisine uyumlu olarak 2.098 milyon TL net kar açıkladı. Açıklanan net kar rakamı yıllık bazda yüzde 32, çeyreksel olarak yüzde 25 azalış kaydetti.
HEKTAŞ: Şirket, ortaklığı Hektaş Asia'ya Uzbek-Oman Investment Company JV'nin 24.9 milyon dolar bedelle yüzde 33.3 oranında ortak olmasına karar verildiğini açıkladı. Yapılacak sermaye artışı sonrası şirketin ortaklık payının yüzde 100'den yüzde 66.7'ye gerileyeceğini açıkladı.
ECZACIBAŞI İLAÇ: Şirket, bağlı ortaklığı Gensenta'nın Şekerpınar'daki hammadde üretim tesisinde faaliyetlerin 31.03.2026 itibarıyla kalıcı olarak durdurulacağını ve tesisin kapatılacağını açıkladı.
ÇELEBİ HAVA SERVİSİ: Şirket, yüzde 100 bağlı ortaklığı Çelebi Kargo ile kolaylaştırılmış usulde birleşme kararı aldı.
OFİS YEM GIDA: Şirket, premiks ve flakelere yönelik KDV düzenlemesinin faaliyetleri, karlılığı ve operasyonları üzerinde olumsuz bir etkisinin bulunmadığını açıkladı. Premikslerin yem maliyeti içindeki payının düşük seviyede olduğu ve ödenen KDV'nin iade edildiği belirtilirken, bu kapsamda fiyatlama ve maliyet yapısında bir değişiklik öngörülmediği ifade edildi.
GİRİŞİM ELEKTRİK SANAYİ: Şirket, toplam bedeli yaklaşık 750.6 milyon TL olan sözleşmeler için davet aldığını açıkladı.
DOF ROBOTİK: Şirket, devam eden GES yatırımı kapsamında imar planının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na sunulduğunu ve kısa süre içinde askıya çıkarılmasının beklendiğini açıkladı.
DOĞU ARAS ENERJİ: Şirket, Ocak 2026'da 476 bin MWh enerji satışı gerçekleştirerek KDV hariç 1.30 milyar TL gelir elde etti.
MEGA METAL: Şirket, Avrupa'da yerleşik bir müşteriyle 2026 sonuna kadar 1.500 ton siparişe ilişkin anlaşmaya vardı. Söz konusu siparişin 2026 cirosuna yaklaşık 20 milyon dolar katkı sağlaması bekleniyor.
ZGMYO: Şirket portföyünde yer alan Ankara'daki taşınmaza ilişkin taşkın yapının kaldırılmasına yönelik mahkeme kararı kesinleşirken, yapının yıkımı için ilgili süreç başlatıldı.
ÇAN2TERMİK: Şirket geçen hafta, çıkarılmış sermayesini yüzde 42.86 oranında bedelli artırarak 7 milyar TL'den 10 milyar TL'ye yükseltti.
UŞAK SERAMİK: Şirket, çıkarılmış sermayesini yüzde 100 oranında bedelli artırarak 1.2 milyar TL'den 2.45 milyar TL'ye yükseltiyor.
AKBANK: Banka, 4Ç25 finansal sonuçlarında piyasa beklentisine uyumlu olarak 18.331 milyon TL net kar açıkladı. Dördüncü çeyrek net karlılık yıllık bazda yüzde 99, bir önceki çeyreğe göre yüzde 30 artış kaydetti.
MOGAN ENERJİ: Şirket, Ocak 2026'da rüzgar enerji santrallerinden 241.749 MWh elektrik üretimi gerçekleştirerek son 5 yılın en yüksek Ocak ayı üretim seviyesine ulaştı. Üretim, yıllık bazda yüzde 108.7 artış gösterdi.
SEĞMEN KARDEŞLER: Şirket ortaklarına ait, sermayenin yüzde 74.85'ine karşılık gelen A ve B grubu payların devrine ilişkin olarak potansiyel alıcılarla protokol imzalandığını açıkladı. Nihai pay alım sözleşmesinin, ön protokolde yer alan şartların sağlanmasını takiben imzalanması planlanırken, pay devrinin gerçekleşmesi halinde zorunlu pay alım teklifi süreci başlayacak.
BANVİT: Şirket, Rekabet Kurulu tarafından 4054 sayılı Kanun'un ihlali gerekçesiyle verilen 947.3 milyon TL tutarındaki idari para cezasına ilişkin gerekçeli kararın kendisine tebliğ edildiğini açıkladı.
FORMÜL PLASTİK: Şirket, yurt içi müşterilerinden toplam 750 milyon TL tutarında sipariş aldığını açıkladı. Teslimatların Mart 2026 sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.
TORUNLAR GMYO: Şirket, Forum Kayseri AVM'nin paylarının yüzde 100'ünü yaklaşık 132.2 milyon euro bedelle satın alma işlemini tamamladı.
EBEBEK: Ebebek, Türkiye mağaza sayısının 31 Ocak 2026 itibarıyla 300'den 302'ye yükseldiğini (279 geleneksel, 23 mini) açıkladı. Şirket, Ocak ayında Kocaeli ve Tekirdağ'da toplam 2 mağaza açtığını; ayrıca Birleşik Krallık'ta 3, Kuzey Irak'ta 1 mağazası bulunduğunu bildirdi.
EKOS TEKNOLOJİ: Ekos Teknoloji, Ayedaş'ın 'Gazlı Hücre & Köşk Standart Alım' ihalesinde 102.8 milyon TL tutarlı sözleşmenin 2 Şubat 2026 tarihinde imzalandığını bildirdi.