Enflasyon beklentilerin üzerine çıktı
HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Enflasyon nisanda beklentilerin üzerinde arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) nisanda aylık yüzde 4.18 artarken, yıllık enflasyonu 1.5 puan artışla yüzde 32.37 oldu. Bu performansla, aylık enflasyon son dört yılın en yüksek nisan enflasyonu olarak kayda girerken, yıllık enflasyon ise son 6 ayın zirvesine çıktı. Nisanda özel kapsamlı TÜFE; B (yüzde 3.42) ve C (yüzde 3.46) göstergelerinde aylık enflasyon yükseldi. 4 aylık TÜFE artışı yüzde 14.64'e ulaşırken; gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 14 Mayıs'ta açıklayacağı yılın ikinci enflasyon raporuna çevrildi. Hatırlanacağı üzere 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) yıl sonu TÜFE hedefi yüzde 16 olarak belirlenmişti. TCMB ise yılın ilk enflasyon raporunda 2026 yılı sonu enflasyon ara hedefini yüzde 16 düzeyinde korurken, enflasyon tahmini aralığını 2 puan artışla yüzde 15-21'e yükseltmişti. Ekonomistler, TCMB'nin yılın ikinci enflasyon raporunda ara hedefi yukarı yönlü güncellemesi gerektiği görüşünde birleşiyorlar.
Hatırlanacağı üzere nisan ayı enflasyon beklentileri yüzde 3-3.5 arasında yoğunlaşıyordu. Piyasa katılımcıları anketinde katılımcıların nisan ayı tüketici enflasyonu beklentisi ise yüzde 2.93 düzeyinde tahmin edilmişti.
GIDA FİYATLARINDA YILLIK ARTIŞI YÜZDE 34.55
TÜİK verilerine göre, TÜFE'de en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3.70, ulaştırmada yüzde 4.29 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 7.99 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0.95, ulaştırmada 0.73 ve konutta 0.90 puan oldu.
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 34.55, ulaştırmada yüzde 35.06 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 46.60 artış olarak gerçekleşti. Bu harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8.72, ulaştırmada 5.66 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6.30 puan olarak yansıdı.
Bu arada nisanda giyim ve ayakkabı ana harcama grubunda TÜFE artışı aylık yüzde 8.94, yıllık yüzde 9.66 oldu.
YURT İÇİ ENERJİ FİYATLARI SON İKİ AYDA YÜZDE 20 ARTTI
TCMB'nin aylık fiyat gelişmeleri raporuna göre, nisanda aylık tüketici enflasyonunun seyrinde enerji, gıda ve giyim grubu fiyat gelişmeleri rol oynadı. Bu dönemde yurt içi enerji fiyatları Orta Doğu'daki çatışmanın etkisiyle yüzde 14.40 ile belirgin bir oranda arttı, böylelikle bu grupta son iki aydaki yükseliş yüzde 20'ye yaklaştı. Nisan ayında akaryakıt fiyatlarında süregelen artışlara ek olarak, mesken tarifelerine yönelik düzenlemeyi takiben doğal gaz ve elektrik fiyat artışları öne çıktı. Mart ayında görece ılımlı seyreden gıda fiyatları nisan ayında hem işlenmemiş hem de işlenmiş gıda kaynaklı olarak ivmelendi. Temel mal enflasyonundaki yükselişi giyim ve ayakkabı alt grubu sürüklerken diğer temel mallar alt grubunda petrokimya ürünleri ile bağlantısı güçlü olan kalemlerde fiyat artışlarının hızlandığı takip edildi. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonu bir önceki aya kıyasla yavaşladı. Nisan ayında yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) enerji kalemleri öncülüğünde yüzde 3.17 arttı ve yıllık enflasyon 0.51 puan artışla yüzde 28.59'a ulaştı. Bu görünüm altında, nisan ayında aylık bazda tüketici enflasyonunun ana eğilimi yükseldi.
KİRA ARTIŞ ORANI YÜZDE 32.43
Nisan ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, kira artış oranı da belli oldu. TÜİK verilerine göre 12 aylık ortalamalara göre TÜFE artışı yüzde 32.43 olarak gerçekleşti. Böylece, mayısta ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı, yüzde 32.43 olarak belirlendi.
Bu arada nisan ayı enflasyon verisiyle birlikte temmuzda memur ve emeklinin alacağı enflasyon farkının 4 aylık kısmı da netleşti. Buna göre, Bağ-Kur ve SSK emeklisinin alacağı artış yüzde 14.64, memur ve emeklisinin yüzde 10.5 oldu. Kesin oran, mayıs ve haziran ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla netleşecek.
Öte yandan, enflasyondaki artışın ardından kamuoyunda temmuzda "ara zam" beklentisi dillendirilmeye başladı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, bu konuda yöneltilen bir soru üzerine, "şu anda bu mahiyette, bu şekilde bir çalışma yok" ifadelerini kullandı.
"KARARLILIĞIMIZDA DEĞİŞİKLİK OLMADI"
5 Mayıs'ta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum yapan ve milletvekillerinin sorularını yanıtlayan TCMB Başkanı Fatih Karahan, enflasyonun yılın 4 ayında birikimli olarak yüzde 14'ü geçtiğini belirterek, bunun sene başındaki tahminlerin oldukça üzerinde olduğunun altını çizdi. Karahan, "Son dönem gerçekleşmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları, biraz daha savaş sonrası döneme ilişkin yansımaları bizim para politikası duruşumuzla şekillenecek. Önümüzdeki dönem para politikası kararlarını alırken de bu yansımaları göz önüne alarak hareket edeceğiz. Savaş, dezenflasyon sürecini olumsuz etkiledi ancak kararlılığımızda herhangi bir değişiklik oluşturmadı" ifadelerini kullandı.
Dezenflasyon sürecinin devamı için sıkı para politikası duruşunu sürdürdüklerini vurgulayan Karahan, petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin kısa vadeli risk oluşturduğunu belirtti.
Enflasyon ara hedef ve tahminlerini enflasyon raporunda gözden geçirdiklerini ve kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatan Karahan, 14 Mayıs'ta (bugün) açıklanacak olan yılın ikinci enflasyon raporuna ilişkin olarak son verileri göz önünde bulundurduklarını ve gerekli değerlendirmeleri yaptıklarını kaydetti.
"YÜKSELİŞ GEÇİCİ"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, nisanda hizmetlerde enflasyonun geçen yılın aynı dönemine göre 14.3 puan iyileşerek yıllık yüzde 40.3, temel mallarda yüzde 16.5 olduğunu vurguladı.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle artan enerji ve emtia fiyatlarının kısa vadede enflasyon görünümü üzerinde baskı oluştursa da, bu etkileri sınırlamak amacıyla bütçe imkanları çerçevesinde gerekli adımların atıldığını kaydetti.
Şimşek, "Enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu değerlendiriyor ve dezenflasyonun devam etmesini öngörüyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayarak vatandaşlarımızın refahını artıracak politikalarımızı kararlılıkla uygulamayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
İSO TÜRKİYE İMALAT PMI NİSANDA 45.7'YE GERİLEDİ
Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) nisan ayında 45.7'ye gerileyerek ikinci çeyreğin imalat sanayi faaliyet koşullarında kayda değer bir yavaşlamayla başladığına işaret etti. Sektörün performansındaki bozulma Eylül 2024'ten bu yana en yüksek oranda gerçekleşti. İmalat sanayi üretimindeki düşüş, Eylül 2024'te görülen oranla aynı olacak şekilde Covid-19 salgınından bu yana en yüksek hızda daraldı. Böylece yavaşlama eğilimi 25'inci aya ulaştı. Anket katılımcılarının önemli bir bölümü, son düşüşün Orta Doğu'daki savaştan kaynaklandığını bildirdi. Eşik değer olan 50'nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, Türkiye imalat PMI mart ayında 47.9 seviyesindeydi.
Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi mart ayında geriledi. TÜİK verilerine göre, sanayi üretimi martta yıllık yüzde 1.1, aylık yüzde 0.8 oranında azaldı. Martta yüksek teknolojide sanayi üretimi ise aylık yüzde 3.2, yıllık yüzde 11.8 oranında geriledi.
"PROGRAM TÜMDEN REVİZE EDİLMELİ"
İmalat sanayinin büyümeye katkısının uzunca süredir negatif olduğuna dikkat çeken Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar, bu son İSO Türkiye imalat PMI verisinin ekonomide büyüme yavaşlamasına ve yüksek enflasyonla birlikte stagflasyona işaret ettiğini kaydetti. Cansızlar, "Büyüme açısından birçok olumsuz etki bir arada ortaya çıkıyor. Şöyle ki; sanayi üretiminde ve kapasite kullanım oranında görülen düşüşlerin, tarım ve hayvancılıktaki ivme kayıplarının, artan faizlerin tüketime ve yatırımlara olumsuz etkilerinin büyümeyi düşürmesi kaçınılmaz görünüyor. Dış talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki daralma da eklendiğinde, büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi beklenmeli. Bu çerçevede OVP'de öngörülen yüzde 3.8'lik büyüme hedefinin aşağı yönlü revize edilmesi zorunlu görünüyor. Ayrıca, yaklaşık 3 yıldır uygulanmakta olan dezenflasyon programının dayandığı temel varsayımlar anlamını yitirdi. Petrol fiyatından risk primine, faizlerden sermaye akımlarına kadar birçok alanda başlangıçta kabul edilen dengeler değişti. Gerçek değişmişken programın da tümden revize edilmesi zorunlu hale geldi" dedi.
NİSANDA EN YÜKSEK REEL GETİRİ BIST 100 ENDEKSİNDE
Nisanda aylık en yüksek reel getiri, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 4.05, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 3.04 oranlarıyla BIST 100 endeksinde gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, BIST 100 endeksi 3 aylık ve 6 aylık değerlendirmede de en yüksek reel getiri sağlayan finansal yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede ise en yüksek reel getiri külçe altında kaydedildi. Nisanda yatırımcısına en çok kaybettiren finansal yatırım aracı ise külçe altın oldu.
Prof. Dr. Bülent GÜLÇUBUK / Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi
"Yeni programlara ağırlık verilmeli"
Nisanda gıda enflasyonu, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34.55 arttı. Kronik hale gelen enflasyon gıda alanında etkisini çok daha derin hissettiriyor. Gıda enflasyonu ABD/İsrail-İran savaşının da etkisiyle daha da yapışkan hale geldi. Alım gücünün zayıfladığı Türkiye gibi ülkelerde, 'yapışkan enflasyon' kısa ve orta vadede daralan sofralar, azalan çeşitlilik demektir. Ülkemizde son yıllarda hanelerin aylık tüketim harcamalarında gıdanın payı yüzde 30'ların üstüne çıktı ve artık nüfusun önemli bir bölümü gelirinin 1/3'ünü hatta bazıları yarısını yaşam payı için gıdaya ayırıyor. Dünya Bankası'nın 'Five Alarming Statistics on Global Hunger-Küresel Açlıkla İlgili Beş Endişe Verici İstatistik' başlıklı raporuna (2025) göre; dünyada gıda fiyatlarındaki artış aşırı yoksulluğa ve gıda güvencesizliğine yol açıyor. Rapora göre; dünya gıda fiyatları 2022'deki zirve noktalarından sonra düşüş gösterdi, ancak fiyat dinamikleri 2025 yılında gıda güvenliğinin temel belirleyicisi olmaya devam etti. 2022'deki keskin fiyat artışları sırasında, Dünya Bankası tahminlerine göre küresel gıda fiyatlarındaki sadece yüzde 1'lik bir artış, 10 milyon insanı daha aşırı yoksulluğa itmiştir. Dünyada yüzde 1 oranında bir fiyat artışı 10 milyon aşırı yoksul yaratıyorsa, ülkemizde de yüzde 34.55 oranındaki bir gıda enflasyonu sadece 1 yılda yaklaşık 3.5 milyon aşırı yoksul nüfus oluşturmuş ve gıda güvencesizliğini artırmış demektir. Bu durumun üstesinden gelmek için; tarımsal üretim ve gıda konusunda hedef odaklı üretken yatırımlara, üreticiden-tüketiciye doğrudan pazarlama kanallarına ve herkes için gıda güvencesi parolasıyla enflasyon ile mücadelede yeni programlara ağırlık vermek kaçınılmazdır.
Ayşe ÖZDEN / Aks Araştırma Kurucusu ve Baş Ekonomisti
"Faiz indirim ihtimalleri şimdilik rafa kalktı"
Nisan ayı enflasyon verileri, enerji kalemlerindeki sert fiyat ayarlamalarının ulaştırmadan konuta kadar geniş bir yelpazede yeni bir maliyet turunu tetiklediğini ve fiyat artışlarının sepet geneline yayıldığını teyit ediyor. Normal şartlarda birkaç aya yayılması beklenen bu geçişin nisan ayında yoğunlaşması, seride keskin bir kırılma yaratmış durumda. Özellikle gıda ve çekirdek enflasyon tarafındaki bozulma, fiyat artışlarının dışsal şokların ötesine geçerek içerideki fiyatlama davranışlarını da deforme ettiğine işaret ediyor.
Kısa vadede, yani mayıs-haziran döneminde, nisan ayı kadar sert bir aylık oran görmek olası değil. Ancak aylık rakamlarda görülebilecek bu yavaşlamayı bir trend dönüşü değil, nisan sıçramasının ardından gelen teknik bir düzeltme olarak okumak daha sağlıklı olacaktır. Yıl sonu için yüzde 28-30 bandı makul bir tahmin olarak korunsa da; jeopolitik riskler, enerji maliyetleri ve kurdaki olası hareketlilik yüzde 30'un üzerindeki senaryoları masada tutmaya devam ediyor.
Mevcut tablo, para politikasında faiz indirimi ihtimallerini şimdilik rafa kaldırdı. Yaz aylarında 'bekle-gör' stratejisiyle sıkı duruşu koruyan bir Merkez Bankası profili çok daha gerçekçi duruyor. Olası bir indirim döngüsü, ancak yılın son çeyreğinde ve enflasyonun ana eğilimi net bir aşağı dönüş sergilediği takdirde gündeme gelebilir. Bu görünüm altında, 14 Mayıs'ta gerçekleştirilecek yılın ikinci enflasyon raporu toplantısında, 2026 yılı için belirlenen yüzde 16 olan ara hedefin yukarı yönlü revize edilmesi kaçınılmaz bir teknik gereklilik olduğunu düşünüyorum.
Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR / Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi
"TCMB'nin yılsonu hedefini revize etmesinde yarar var"
Nisan ayı enflasyon beklentisi yüzde 3.19 olarak tahmin edilmişti. Nisanda tüketici fiyatlarının aylık yüzde 4.18 artışla beklentinin yaklaşık yüzde 30 üzerinde gelmesi, fiyat baskılarının dezenflasyon projeksiyonlarından belirgin biçimde saptığına işaret ediyor. Enerji fiyatlarının hem akaryakıt hem ısınma hem de gıda üretim maliyeti üzerindeki zincirleme etkisi, şimdilik kısmen de olsa nisan ayı enflasyonuna yansımaya başlamış görünüyor. Yİ-ÜFE'nin de nisanda aylık yüzde 3.17 artması ise üretici fiyatlarının yeniden artışa geçtiği ve takip eden aylarda TÜFE üzerinde asıl etkinin görülmeye başlanacağı şeklinde değerlendirilebilir.
Mayıs ve haziran ayları için baz etkisi kısmen yardımcı olabilir; ancak enerji fiyatlarının yüksek seyrettiği, tedarik zinciri baskılarının sürdüğü ve döviz kuruna ilişkin belirsizliğin devam ettiği bir ortamda tek haneli aylık enflasyona dönüş kolay olmayacak.
Mevcut durum itibarıyla, TCMB'nin haziran toplantısından önce kısa sürede, yılsonu enflasyon hedefini (yüzde 16) ve enflasyon tahmin aralığını (yüzde 15-21) revize etmesinde yarar var. Şu anda TCMB politika faizi yüzde 37 ve uygulanan fiili fonlama faizinin yüzde 40 (gecelik) olduğu göz önüne alındığında, şimdilik faizleri artırmasına gerek kalmadan, uygulanmakta olan programın inandırıcılığı açısından enflasyon hedefinin ve tahmin aralığının yükseltilmesi zorunlu. Örneğin yüzde 25-30'a. İlk dört aylık birikimli enflasyon yüzde 14.64 olarak gerçekleşti. Memur ve memur emeklileri için bu veriyle birlikte enflasyon farkı şimdiden oluştu. Eğer mayıs-haziran enflasyonu da beklentilerin üzerinde gelir ve 6 aylık birikimli enflasyon yüzde 20'yi aşarsa, reel ücret erozyonu asgari ücret zammını kaçınılmaz kılacaktır.