Haftanın kulisleri…
İDRİZ ÇOKAL/ GS'nin Florya projesini Vahap Küçük'ün oğlu yapacak… Kalamış Marina'da inşaat sonbahara kaldı… Kendi mağazalarını açmaya başladı… Coğrafi işaret mi, dünya pazarları mı…
GS'nin Florya projesini Vahap Küçük'ün oğlu yapacak
Galatasaray Spor Kulübü'nün İstanbul'da çok değerli yerleri bulunuyor. Kulüp bunları gelire dönüştürmek için projeler geliştiriyor. İstanbul Florya'daki Metin Oktay Tesisleri de bu değerli mülklerinden biri. Galatasaray yönetimi, Florya arazisi için bir süredir çalışma içinde. Emlak Konut ile protokol bile imzalanmıştı. Riva projesinden ciddi gelirler elde eden Galatasaray, şimdi de Florya arazisi için harekete geçmiş durumda. Bilindiği gibi Florya tesisi geçen yıl Kemerburgaz'a taşındı. Toplam 80 dönüme yakın büyüklükteki arazinin yine kendisine ait 22 dönümlük bölümünü de 2019'da bünyesine katan Galatasaray, yaklaşık 40 dönümlük araziyi de 2023'te Milli Emlak'tan satın aldı. 560 milyon dolar gelir hedefleyen Galatasaray yönetimi Florya projesi için Nivak Yapı ile anlaştı. Yüzde 50 gelir paylaşımı modeliyle yapılacak projede Galatasaray'ın kasasına net 280 milyon dolar girmesi hedefleniyor.
Peki, bu Nivak Yapı kimin? Şimdiye kadar hangi projeleri üstlenmiş? Bu işin altından kalkabilecek mi? Haliyle bu sorular akla geliyor. Nivak Yapı, kamuoyunda bilinen çok projesi olmasa da perakende sektörü için önemli çözümler üreten bir şirket. LC Waikiki'nin patronu Vahap Küçük'e ait bir şirket. Daha çok fabrika ve mağaza inşaatları yapıyor. İstanbul Florya ve Bostancı'da konut projeleri de yapmış. Florya Metin Oktay Tesisleri'nde yapılacak olan projeyi de üstlenmiş. Bu işin başında ise Vahap Küçük'ün oğlu Aykut Küçük olacakmış. Nivak Yapı, proje için yoğun bir tempoya girmiş. Yakında projenin detayları açıklanacakmış.
Nivak Group, 2011 yılında Küçük Ailesi tarafından kurulmuş. Mağaza dekorasyon projeleriyle faaliyetlerine başlayan Nivak, bugün 80'den fazla ülkede yatırımlarına devam eden uluslararası bir yapıya dönüşmüş. Group, faaliyetlerini fit-out, taahhüt, gayrimenkul, bakım ve mobilya üretimi olmak üzere beş ana alanda sürdürüyor. Nivak; bina inşaatından mağaza dekorasyonuna, bakım ve onarım süreçlerine kadar tüm hizmetleri entegre bir yapı içinde sunuyor. Beyaz Rusya, Arnavutluk, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Sırbistan, Gürcistan, Fas, Romanya ve Irak başta olmak üzere 50'den fazla ülkede Nivak Group şirketleri faaliyet gösteriyor.
Kalamış Marina'da inşaat sonbahara kaldı
Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı, Türkiye'nin en eski yat limanlarından biri. 1987 yılından bu yana hizmet veriyor. 1998 yılında ise Koç Holding şirketlerinden Tek-Art Kalamış Marina Turizm Anonim Şirketi tarafından işletiliyor. 2021 yılında yeniden ihalesi yapılan limanda süreç 2025 yılında tamamlandı. 504 milyon dolar teklif veren Tek-Art Kalamış Marina Turizm Anonim Şirketi bu ihale sonucunda limanın işletme hakkını 40 yıllığına devraldı.
Mevcut yat limanı, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Zühtüpaşa Mahallesi, Kalamış- Fener Caddesi mevkiinde toplam 342 bin 884 metrekare alana sahip. Marina, 6,5 metre maksimum derinlik ve 65 metre maksimum tekne boyu kapasitesiyle Türkiye'nin en donanımlı marinalarından biri olarak hizmet veriyor. Tesis, denizde 1278 tekne ve karada 220 tekne olmak üzere geniş bir bağlama kapasitesine sahip. Marina İstanbul'un en gözde makanlarına da ev sahipliği yaptığı için oldukça hareketli bir yer. Develi Kalamış, Develi Marin, Divan Brasserie Kalamış, Maromi Kalamış, Peysage Restaurant ve Pizza Pazzi gibi yeme içme mekanlarına ev sahipliği yapıyor.
Koç Holding şirketi marinayı geçen yıl devralmıştı. O günden bu yana yeni yatırım hazırlıkları yapıldığı biliniyordu. Yatırımla yat kapasitesi 2 bin 120 adete çıkacak. Devasa bir yatırım gündemde. Geçen yılki rakamlarla yaklaşık 5 milyar liralık bir yatırım planlanıyormuş. Proje tamamlandığında İstanbul, dünya çapında bir marinaya sahip olacak.
Kalamış Marina için inaat çalışmaları yaz başında başlayacaktı. Program bu yöndeydi. İnşaatla ilgili bir hareketlilik olmayınca merak edip araştırdık. Öğrendiğimize göre yeni marina yatırımı sonbahara ertelenmiş. Ekim ayı gibi hafriyat çalışmalarına başlanacakmış. Marinadaki işletmelere de durum iletilmiş. Yatırımın da 33 ayda tamamlanması planlanıyormuş. Yatırım sonrasında da mekanlar geri gelecekmiş. Yeni marinada yeme-içme alanlarından yatçılık ekipman mağazalarına kadar birçok işletme burada faaliyet gösterecekmiş. Projenin istihdama katkısının da bin 700 kişi olduğunu belirtelim.
Kendi mağazalarını açmaya başladı
ABD merkezli SharkNinja, 1994 yılında Mark Rosenzweig tarafından kurulmuş. Günümüzde pazarın en popüler markaları arasında yer alan SharkNinja, farklı ihtiyaçlara cevap veren kaliteli ev aletleriyle bugün ABD ve Avrupa'da pek çok ev için vazgeçilmez konumda. İnovasyon odaklı iki şirketin bir araya gelmesi sonucu oluşan markanın ürün portföyü temizlik, yemek pişirme, gıda hazırlama, ev ortamı ve güzellik gibi alanlarda 35 ev alt kategorisini kapsıyor. Dokuz ülkede faaliyet gösteren şirket, 25 ofiste üç bine yakın kişiyi istihdam ediyor. Şirket ABD borsalarında işlem görüyor. Yani halka açık bir şirket. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa dahil olmak üzere birçok ülkede tescilli 4.500'den fazla patente sahip.
Dünyaca ünlü marka Türkiye'ye 2024 yılı Haziran ayında giriş yaptı. Markanın ürünleri Teknosa, MediaMarkt, Any Home gibi teknoloji zincirlerinin içinde ürünleri satılmaya başladı. Türkiye'de müşteri kitlesi hızla artmaya başlayınca bağımsız mağazalar da açılmaya başlanmış. İstanbul Bağdat Caddesi, Buyaka AVM, Marmara Forum, City's Kozyatağı AVM, Kanyon AVM, Meydan AVM ve İzmir İstinyapark AVM'de sessiz sedasız mağazalar açılmış. Öğrendiğimize göre mağazaların performansı iyiymiş. Mağaza hedefleri ile ilgili net bir bilgiye ulaşamadık ama kısa sürede 100'lü rakamlara ulaşır diyor.
Coğrafi işaret mi, dünya pazarları mı?
Fransa'nın ünlü Rokfor peynirine rakip gösterilen Niğde Mavisi için bugün en önemli soru şu: Öncelik coğrafi işaret tescili mi olmalı, yoksa dünya pazarlarına açılmak mı?
Niğde'nin doğal mağaralarında yedi ay boyunca olgunlaştırılan bu geleneksel peynir, üretim yöntemiyle benzerlerinden ayrılıyor. Koyun sütü ve yeni doğan kuzunun şırdanından elde edilen maya kullanılarak hazırlanan peynir, deriye basıldıktan sonra toprağın yaklaşık 15 metre altındaki doğal mağaralara bırakılıyor. Sabit nem ve sıcaklık koşullarında geçen yedi aylık olgunlaşma süreci, peynire kendine özgü yoğun aromasını ve karakteristik mavi damarlarını kazandırıyor. Bu özellikleriyle Niğde Mavisi, Fransa'nın Rokfor'u ve İtalya'nın Gorgonzola'sı gibi küflü peynirler arasında anılmaya aday gösteriliyor.
Arkadaşımız Kerem Köfteoğlu'nun edindiği bilgilere göre, Niğde Mavisi için henüz alınmış resmi bir coğrafi işaret tescili bulunmuyor. Bu durum ise kentte hararetli bir tartışma başlatmış.
Bir kesim, önce Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan coğrafi işaret tescilinin alınması gerektiğini savunuyor. Onlara göre, ürünün kimliğini ve hukuki güvencesini sağlamlaştırmadan uluslararası pazarlara açılmak doğru bir strateji değil.
Diğer kesim ise zaman kaybetmeden dünya vitrinine çıkılması gerektiğini düşünüyor. Bu görüşü savunanlar, Niğde Mavisi'nin Portekiz'deki Festival da Sardinha, İtalya'daki Sagra della, İspanya'daki Natural Cider Festivali, Fransa'daki Riom-ès-Montagnes, Almanya'daki Dürkheimer Wurstmarkt, İngiltere'deki The Big Brine ve İsveç'teki Äppelmarknaden Kivik gibi gastronomi etkinlikleri ile Avrupa'nın önemli gıda fuarlarında tanıtılmasının markalaşma açısından büyük katkı sağlayacağını dile getiriyor.
Özetle, tartışmanın odağında tek bir soru var: Önce coğrafi işaretle hukuki koruma mı, yoksa uluslararası tanıtımla küresel bilinirlik mi? Niğde Mavisi'nin yol haritasını belirleyecek bu öncelik tartışmasının nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceğiz.