Meyvecilikte tarihi fırsatlar!
İDRİZ ÇOKAL/ Meyvecilik alanında Türkiye'de son dönemde önemli gelişmeler yaşanıyor. Öyle ki, bildiğimiz klasik bahçelerin ötesinde bin dekarlara ulaşan devasa bahçeler kuruluyor. Çünkü bu sektörde hem iç piyasada hem de ihracat pazarlarında talep her geçen gün artıyor. Verimli toprakları ve dört mevsim iklimiyle meyve yetiştiriciliği konusunda büyük potansiyele sahip olan Anadolu'da, dünya genelinde yenilebilir 150 meyve çeşidinin 70'i yetişiyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2024 yılı verilerine göre, dünya toplam meyve üretimi 862,2 milyon ton olarak gerçekleşirken, Türkiye o yıl 26,5 milyon tonluk üretimiyle 4'üncü sırada yer aldı. Ülkemizde üretilen meyvenin yıllara göre değişmekle birlikte 3-4 milyon tonu ihracata gidiyor. Bunun da döviz karşılığı 6 milyar doların üzerinde.
Türkiye coğrafi konum itibariyle oldukça avantajlı bir ülke. Bu avantajını da iyi kullanıyor. Türkiye fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva, keçiboynuzu üretiminde dünyada 1'inci, Antepfıstığı, zeytin, vişne üretiminde 2'nci, armut, şeftali, elma, ceviz, kızılcık üretiminde 3'üncü sırada yer alırken, mandarin, kestane, badem üretiminde 4'üncü, limon, çilek üretiminde 5'inci, erik üretiminde ise 6'ncı sırada. Üretimin son yıllarda artış gösterdiği kivi ve üzümde 7'nci ve portakal, altıntop üretiminde ise 8'inci sırada yer alıyor. Ilıman iklim kuşağında yer alan Türkiye'nin kıyı kesimlerinde yapılan örtüaltı yetiştiricilikle subtropik ve tropik meyve üretiminde de önemli yol kat ettiği görülüyor. Örtüaltında üretilen ürünler hem iç hem de dış pazar şansı buluyor.
Meyvecilik konusundaki bu avantajlar büyük sermaye gruplarının da gözünden kaçmıyor. Yıllardır sanayici kimlikleriyle bilinen birçok ünlü iş insanı son yıllarda meyve bahçeleri kurmaya başladı. Anadolu Grubu'nun patronu Tuncay Özilhan, Öztürk Şirketler Grubu'nun (OPET / Regnum) sahibi Fikret Öztürk, Ramsey'in sahibi Remzi Gür, Bifa Bisküvileri'nin sahibi Necati Babaoğlu, Tahincioğlu Holding'in ortakları Özcan ve Can Tahincioğlu bu konuda akla ilk gelen isimler. Tekfen Holding, Alarko Holding gibi Türkiye'nin büyük grupları da bu sektöre yatırımlar yapıyor. Hem de öyle sıradan yatırımlar değil, dünya ölçeğinde önemli plantasyon bahçeler kuruyorlar.
Meyvecilik son yıllarda en iyi kazandıran yatırımların başında geliyor. Biz de dergi olarak hangi meyvelerin pazar şansı yüksek, hangilerinde fırsatlar var araştırdık. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, konu ile ilgili PARA'ya özel açıklamalar yaptı. Meyvecilik konusunda hem destekler hem de yapılan çalışmalarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanları hangi meyvelerin ihracatta avantajlı olduğunu açıklarken, üreticilere meyve tercihi konusunda önerilerde bulundular. Sektörün yetkilileri ile konuşarak ayrıntılı bir dosya hazırladık. Hem üreticilerin hem de ihracatçıların görüşlerini aldık. Bunun yanında bankaların tarım sektörüne verdiği kredilere de dergimizin ilerleyen sayfalarında özel olarak yer verdik.
TARIMA DESTEKLER ARTIYOR
Tarım ve Orman Bakan İbrahim Yumaklı, tarımın tamamına olduğu gibi meyvecilik yatırımlarına da destekler verdiklerini açıkladı. Bakan Yumaklı'nın verdiği bilgilere göre, Bitkisel Üretim Desteklemeleri kapsamında meyve ürünlerine yönelik olarak; temel destek sağlanırken, verim ve kaliteyi artırmaya yönelik üretimi geliştirme desteği, sertifikalı/standart fidan kullanımı, organik ve organomineral gübre kullanımı, iyi tarım uygulamaları ve organik tarım faaliyetleri destekleniyor. Yumaklı'nın PARA'ya özel açıklamaları şöyle:
"Ülkemizde gıda arz güvenliğinin temin edilmesi, kaynakların etkin kullanılması, stratejik ürünlerin en uygun yerde yetiştirilmesi, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla, bitkisel üretimde de üretim planlamasına geçilmiştir. Bu kapsamda, planlı üretim uygulamaları çerçevesinde havzalarda yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesinde toprak özellikleri, topoğrafya ile birlikte su varlığı ve sulama imkânları dikkate alınmıştır. Ayrıca tarımsal üretim planlaması ile beraber, tarımsal üretimin ve gıda arz güvencesinin sürdürülebilirliğini sağlayan, verim ve kalitenin arttırılmasını hedefleyen, üretim planlamasını teşvik eden, su kısıtını merkeze alan yeni tarımsal destekleme modeline geçilmiştir. Yeni destekleme modeli kapsamında; meyve yetiştiriciliği yapan ve ÇKS'ye kayıtlı üreticilere, üretim maliyetlerinin azaltılması amacıyla temel destek yanı sıra kaliteyi, verimliliği ve sürdürülebilir üretimi teşvik eden üretimi geliştirmeye yönelik çeşitli destekler de verilmektedir. Üreticilere; standart/sertifikalı fidan kullanım desteği, organik tarım desteği, İyi Tarım Uygulamaları desteği, katı organik ve organomineral gübre desteği, biyolojik ve biyoteknik mücadele desteği, lisanslı depolarda muhafaza edilen ürünler (fındık, antepfıstığı, kuru kaysı, üzüm, zeytin, zeytinyağı) için kira desteği, Ticaret Bakanlığınca belirlenen kira ücret tarifesinin yüzde 75'i oranında kira desteği sağlanıyor."
Bakan Yumaklı'nın açıklamalarına göre destekler bunlarla da sınırlı değil. Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı (KKYP) kapsamında meyvecilikle ilgili yatırımların da dâhil olduğu tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması ile kapalı ortamda bitkisel üretime yönelik yatırımlara hibe desteği veriliyor. Bu kapsamda 30 milyon liraya kadar olan (KDV dâhil) hibeye esas proje tutarının yüzde 50-70'i hibe desteği olarak veriliyor. Hibe başvurularının halen devam ettiğini ve 12 Haziran 2026 tarihinde sona ereceğini hatırlatalım.
UYGUN KOŞULLARDA ÖZEL FİNANSMANLAR
Bakanlık bütçe destekleri dışında kamu bankalarının ve Tarım Kredi Kooperatifleri'nin de özel finansman imkanları sunduğunu belirtelim. Üreticilerin tarımsal üretime yönelik finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda sağlanması amacıyla Ziraat Bankası, Ziraat Katılım Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri'nce yatırım ve işletme kredi/ finansmanı kullandırılıyor. Bu krediler ve şartları da şöyle:
"Meyve Yetiştiriciliği ve Bağcılık konusunda üreticiler yüzde 75-100 aralığında faiz/kar payı destekli 40 milyon lira üst limite kadar kredi/finansman kullanabiliyor. Bu kapsamda üreticilerin aynı parsel veya bitişik parseller üzerinde üzümde en az on dekar, diğer meyve türlerinde en az yirmi beş dekar ve üzerinde yeni kapama meyve bahçesi tesis etmeleri ya da mevcut meyve bahçesi ve/veya üzüm bağını belirtilen asgari işletme büyüklüğüne çıkarmaları gerekmektedir. Kullandırılacak yatırım kredisi/finansmanı, arazinin tesviyesi ve drenajı ile ilgili altyapı harcamaları, fidan alımı, gölgeleme, sisleme, don ve dolu önlemeye yönelik makine ve ekipmanların alımı, kendi üretim kapasitesi ile sınırlı olmak kaydıyla boylama ve paketleme tesisi yatırımlarına ilişkin harcamalar ile diğer yatırım giderlerini kapsıyor.
Küçük ölçekte meyve bahçesi kurmak isteyen üreticiler "Temel Bitkisel Üretim konusunda" yüzde 50-100 aralığında faiz/kar payı destekli 10 milyon TL üst limite kadar yatırım ve işletme kredi/ finansmanı kullandırılabilmekte. Bu kapsamda kullandırılan kredi/finansmanın 300 bin TL'lik kısmı yüzde 100 faiz/kar payı destekli uygulanıyor.
Tarımsal ürünlerin işlenmesi konusunda yüzde 50-65 aralığında faiz/kar payı destekli 30 milyon lira üst limite kadar kredi/finansman kullanabilmektedir. Meyvelerin işlenmesi/kurutma/dondurma ve işlenen/kurutulan/dondurulan ürünlerin ambalajlaması, meyve suyu ve konsantresi üretimi, turşu, konserve, reçel, marmelat, pekmez, pestil ve benzeri üretimi ile zeytin işleme ve ambalajlama, zeytinyağı üretimi konularını kapsıyor.
Ayrıca meyve üreticileri, basınçlı sulama sistemi yatırımları, kapalı ortamda bitkisel üretim, yurt içi sertifikalı fidan üretim, arazi alımı birleştirme, tarım makineleri, traktör, soğuk hava deposu yatırımları, ELÜS karşılığı kredi, sözleşmeli üretim gibi konularda da kredi/finansman kullanabiliyor.
Kapalı ortamda bitkisel üretim, meyve yetiştiriciliği ve bağcılık ve temel bitkisel üretim konularında kredi kullanımında, "yurt içi sertifikalı fidan kullanıldığı" takdirde ilave yüzde 10 faiz/kar payı desteği sağlanmaktadır."
YATIRIM VE İŞLETME KREDİLERİ
T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Karar ile Ziraat Katılım Bankası A.Ş. Tarafından Tarımsal Üretime Dair Hazine Kâr Payı Destekli Yatırım ve İşletme Finansmanı Kullandırılmasına İlişkin Karar kapsamında meyve bahçe tesislerine özel yatırım ve işletme kredileri veriliyor. Bu karar kapsamında; 40 milyon lira üst limite kadar (yatırım ve işletme kredisi), örtüaltı tesislerine yönelik olarak 100 milyon lira üst limite kadar (yatırım ve işletme kredisi), basınçlı sulama sistemi tesislerinde 15 milyon lira üst limite kadar (yatırım kredisi), sözleşmeli üretim yaptıranlara 200 milyon lira üst limite kadar (işletme kredisi) yüzde 50-100 arasında değişen oranlarda faiz indirimli kredi/finansman kullandırılıyor.
KKYP KAPSAMINDAKİ HİBELER
Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı (KKYP) kapsamında meyvecilikle ilgili yatırımların da dâhil olduğu tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması ile kapalı ortamda bitkisel üretime yönelik yatırımlara hibe desteği veriliyor. Bu kapsamda 30 Milyon liraya kadar olan (KDV dâhil) hibeye esas proje tutarının yüzde 50-70'i hibe desteği olarak veriliyor. Bu desteklerden kamudan bağımsız gerçek ve tüzel kişiler yararlanabilmektedir. Tarımsal amaçlı örgütler, gençler ve kadınlar değerlendirme aşamasında ek puan verilmek suretiyle önceliklendirilmektedir.
Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti eş finansmanı ile uygulanmakta olan IPARD III Programı "Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanmasına Yönelik Yatırımlar" tedbiri kapsamında gıda işletmelerinin ve soğuk hava depolarının kurulum ve modernizasyonu destekleniyor. Tedbir kapsamında meyve işleyen küçük ve orta ölçekli işletmeler için AB standartlarının karşılanması amacıyla tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik olarak yapım işleri, makine ekipman, danışmanlık ve görünürlük faaliyetlerine hibe desteği veriliyor. Her bir proje için, uygun yatırımların toplam değerinin alt limit 30 bin Euro olup meyve işleme sektörü için üst limit için 1 milyon 250 bin Euro'dur. Bu tedbirde temel kamu katkı oranı, toplam uygun yatırım miktarının yüzde 50'sidir. Üretici örgütleri ve kooperatifler tarafından gerçekleştirilen kolektif yatırımlar söz konusu olduğunda, kamu katkısı toplam uygun yatırım miktarının yüzde 70'i ne ulaşmaktadır. Ayrıca Katma Değerli Ürünlerin İşlenmesi altında meyve işlemeye yönelik yatırımlar destekleniyor.
ORMAN VASFINI YİTİRMİŞ ARAZİLER DEĞERLENDİRİLİYOR
Orman sayılmayan ama devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile bozuk orman alanları, ağaçlandırma ve meyvecilik yapmak isteyen gerçek/tüzel kişilere 49 yıllığına kiralanabiliyor. Buralar özellikle meyvecilik yapmak isteyenler için fırsatlar sunuyor. Ceviz, badem, zeytin, Antep fıstığı, dut, harnup gibi meyve türlerinin yetiştirilmesi amacıyla verimliliğini kaybetmiş 2B arazileri veya bozuk orman alanları özel ağaçlandırma için tahsis ediliyor.
Birçok meyvede lider olduğumuzu belirtmiştik. Meyveler taze olarak ihraç edildiği gibi, işlenmiş ürün halinde de (kurutulmuş, dondurulmuş, meyve suyu, şeker ilave edilmiş vb) ihraç ediliyor. Yaş meyve ihracatında turunçgil türleri ilk sırada yer alıyor. Fındık ve mamulleri ihracatı tarımsal ürünler içerisinde 2 milyar doların üzerinde döviz getirisi ile meyve ihracatımızın lokomotifi durumunda. Dünya meyve ihracatında önemli ürünlerimiz; fındık (iç), kayısı (kuru), incir (kuru), üzüm (kuru) ve ayvada birinci sıradayız. Kayısı (taze), limon, mandarin, şeftali ve kirazda ikinciyiz. Antep fıstığında ise üçüncü sırada yer alıyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı burada üreticiyi de bir tavsiyede bulunuyor: Mevcut meyve ihraç ürünlerinde çeşit bazında erkenci, orta ve geçci çeşitlerin dengeli olarak üretiminin sağlanması pazarlama sürecini uzatarak ihracat gelirinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.
SON DÖNEMİN DİKKAT ÇEKEN MEYVELERİ
Bakanlık verilerine göre son yıllarda maviyemiş, aronya gibi antioksidan özellikleri yüksek meyve türleri ile bahçe tesislerinde artış görülüyor. Avokado, ananas, çarkıfelek meyvesi, ejder meyvesi gibi Güney Amerika kökenli tropikal meyvelerin üretiminde de artış görülüyor. Bu ürünlerin de ihracat potansiyeli bulunmakta, ancak iklimsel olarak kısıtlı alanlarda ve çoğunlukla örtüaltında yetiştiriciliği yapılabiliyor.
İHRACATÇILARIN BEKLENTİSİ
Türkiye'nin ihracatta önemli kalemlerinden biri meyvecilik. İhracatçılar da pazara uygun, kaliteli meyvelerle pazarlarını büyütüyorlar. Yıllık 4 milyon ton meyve ihracatından 6 milyar dolar döviz girdisi elde ediyor. Üretim kapasitesi arttıkça bu rakamlar da artacak. İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz, Türkiye'nin sahip olduğu iklim çeşitliliği ve ürün zenginliği ile dünya meyveciliğinde doğal bir avantaja sahip olduğunu dikkat çekiyor. Tokgöz, "Kiraz, incir ve kayısı gibi ürünlerde dünya liderleri arasında yer alan Türkiye; narenciye, üzüm ve elma gibi ürünlerde de küresel pazarlarda güçlü bir tedarikçi konumundadır. Bu üretim gücü, ülkeyi yalnızca tarımsal açıdan değil, ihracat açısından da stratejik bir aktör haline getirmektedir" diyor. Sektörün ekonomik öneminin giderek arttığını belirten Tokgöz, "Ancak yeni dönemde rekabet, yalnızca miktar üzerinden değil; kalite, süreklilik ve marka değeri üzerinden şekillenmektedir" diyor. Markalaşmak gerektiğini söyleyen Tokgöz, şu değerlendirmeleri yapıyor:
"Türkiye için en önemli dönüşüm alanı, katma değerli üretim ve markalaşmadır. Türk meyvesi, yalnızca uygun fiyatlı bir ürün değil; güvenilir, kaliteli ve sürdürülebilir bir marka olarak konumlandırılmalıdır. Soğuk zincir yatırımları, modern lojistik, ambalajlama teknolojileri ve dijital izlenebilirlik sistemleri bu dönüşümün temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Sektörün sürdürülebilir büyümesi, üretici ile ihracatçı arasındaki güçlü koordinasyona bağlıdır. Planlı üretim, pazar odaklı çeşit seçimi ve sözleşmeli tarım modelleri sayesinde hem verimlilik artacak hem de ihracat istikrarı sağlanacaktır. Sonuç olarak Türkiye, meyvecilikte güçlü bir üretici olmanın ötesine geçerek küresel pazarda marka ülke olma potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi; kalite, sürdürülebilirlik ve stratejik vizyon etrafında şekillenen yeni bir üretim anlayışıyla mümkün olacaktır."
Uludağ Yaş Meyve sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hamdi Taner de yaptığı değerlendirmede, ihracatta şaha kalktıklarını söylüyor. Taner, "Sektörün ve birliğimizin ihracat performansına baktığımızda; ülkemizin, dünya yaş meyve liginde her geçen yıl üst sıralara tırmandığını görüyoruz. Özellikle 2026 yılının ilk çeyreği, sektörümüz için gerçek bir şahlanış dönemi oldu. 2025 yılı Türkiye geneli toplam yaş meyve sebze ihracatımız 3,5 milyar doları aşarken, 2026 yılının ilk üç ayında (Ocak-Mart) rekor bir ivme yakaladık. Geçen yılın aynı döneminde 970 milyon dolar olan ihracatımız, yüzde 35'lik bir artışla 1,3 milyar dolara ulaştı" diyor. Meyve ihracatında ilk üç ayı narenciye ürünlerinin domine ettiğini belirten Hamdi Taner, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Türkiye geneli İlk üç ayı narenciye domine etti, sıra Bursa Siyah İnciri ve Kiraz'da. İçinde bulunduğumuz 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye geneli toplam ihracatımızın lokomotifi narenciye grubu oldu. Yılın ilk çeyreğinde mandalina 434 milyon dolarlık değerle tek başına toplam ihracatın yüzde 33'ünü oluşturdu. Bunu 180 milyon dolar ile domates, 155 milyon dolar ile biber takip etti. Türkiye genelinden yapılan ihracata baktığımız ilk 10 ürün grubu; mandalina, limon, portakal, domates, biber, elma, nar, kiraz, şeftali ve incir şeklinde sıralanıyor. Yılın ilk çeyreğini ihracatta narenciye grubu domine etse de UYMSİB olarak bizim asıl gücümüz olan yazlık meyvelerin sezonuna girmek üzereyiz. Bursa özelinde Siyah İncir (Bursa Siyahı), şeftali-nektarin, Deveci armudu, Santa Maria Armut, kiraz, domates, siyah ve yeşil zeytin, biber ve kornişon bizim en stratejik kozlarımız. Özellikle yaz döneminde kiraz ve siyah incirle dünya piyasalarında söz sahibiyiz ve bu yılda ihracatımıza önemli katkı sağlayacağımıza inanıyoruz."
İhracat için sürdürülebilirliğin önemine dikkat çeken Taner, "Tarım sektöründe ihracat pazarı artık sadece "ürün" değil, "kaliteli ve sürdürülebilir ürün" istiyor. Bu nedenle dünya pazarlarını yakından takip etmek gerekiyor. Örnek vermek gerekirse; Avrupa pazarında için yaban mersini (blueberry) ve ahududu gibi "soft fruits" grubuna talep artıyor. Bursa ve çevre iller bu ürünler için biçilmiş kaftan. Kararsız kalan üreticilerimizin bu ürünlere yönelmesinde fayda var. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi dev pazarlar için uzun yola dayanıklı elma ve kiraz çeşitlerine yönelmek gerekiyor. Bununla birlikte ürünün bol olduğu dönemde değil, arzın gerilediği dönemde hasat edilebilen "geçci" çeşitler üreticiye daha fazla kazandıracaktır" diye konuşuyor.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık ise, Türkiye'nin dünyanın sayılı meyve üreticilerinden biri olduğunu vurguluyor. Balık, "Türkiye, kiraz, incir, kayısı, ayva üretiminde dünyada ilk sırada; elma, mandalina, şeftali, vişne, karpuz, kavun, domates, salatalık ve biber üretiminde ise ilk üç sırada yer almaktadır. 2025 yılında 2 milyon 277 bin ton ve 2.6 milyar dolarlık meyve ihracatı gerçekleştirdik. En fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler Rusya, Irak, Almanya, Romanya ve Ukrayna oldu" diyor. İhracat pazarlarında en çok talep gören meyveler hakkında da bilgi veren Balık, "Meyvede 2025 yılının ihracat şampiyonu 912 milyon dolarla mandalina oldu. Mandalinayı 402 milyon dolarla limon, 163 milyon dolarla nar ve 160 milyon dolarla şeftali takip etti. Kiraz, elma gibi ürünler 2025 yılında yaşanan don olayından etkilendiği için üst sıralarda yer edinemedi. Üzüm, portakal, incir, armut, greyfurt gibi ürünler ihracatta önemli diğer ürünler olarak göze çarpmaktadır" diye konuşuyor. Balık bu noktada üreticilere şu önerilerde bulunuyor:
"Ülkemizde iklim şartlarına göre hangi bölgede hangi meyvelerin üretilebileceği belli. Tarım Bakanlığı'nın bu çerçevede havza bazlı çalışmaları mevcut. Üreticilerimiz üreteceği meyve ile ilgili Tarım Bakanlığının ziraat mühendislerinden, ihracatçı firmaların teknik ekibinden, enstitülerden görüş alıp üretim yapacağı arazinin toprak ve su analizlerini zamanında yapmaları, iklim koşullarını takip etmeleri, ilaçlama zamanlarına riayet göstermeleri üretecekleri ürünün verimini kesin olarak olumlu yönde etkileyecektir."
"12 BİN 500 DEKARDA MEYVE ÜRETİYORUZ"
Cevdet Çekok, Türkiye'nin en büyük meyve sebze ihracatçısı şirketlerinden Çekok Gıda'nın ortağı ve CEO'su. Aynı zamanda İstanbul yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı. Çekok, bu göreve daha yeni geldi. İki şapkası var ama bu görüşlerini şirketi adına yaptığını belirtelim. Çekok Gıda sadece ihracatçı bir firma değil. Aynı zamanda meyve üretiminde fiilen yer alıyor. Üretimden tüketime kadar tüm süreçleri entegre yapıda bir şirket. Adapazarı (Karasu), Niğde, Mersin ve Antalya'daki çiftliklerinde toplam 12.500 dekarlık alanda, yaklaşık 35 farklı ürün çeşidiyle yıllık 50 bin ton üretim kapasitesine sahip. Bununla birlikte, Türkiye genelindeki farklı üreticilerden de ürün tedarik ederek güçlü bir tedarik ağı bulunuyor. Yıllık 200 bin tonun üzerinde bir satış hacmine sahip. 1953 yılında Mersin'de narenciye üretimiyle başlayan Çekok Gıda Ticaret ve Sanayi A.Ş'nin cirosu bugün 250 milyon dolara ulaşmış durumda. Çekok Gıda CEO'su Cevdet Çekok, Türkiye'nin dört bir yanında faaliyet gösterdiklerini belirtiyor. Meyvecilik sektörüne yatırımlarının devam edeceğini belirten Çekok, şunları söylüyor:
"Adapazarı Karasu'daki çiftliğimizde ağırlıklı olarak kivi üretimi gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra armut, elma, ayva, Trabzon hurması (cennet meyvesi), ceviz ve fındık da üretim portföyümüzde yer almaktadır. Niğde'de elma, nektarin ve kiraz üretimi yaparken; Antalya'daki çiftliğimizde narenciye, Trabzon hurması ve yaban mersini yetiştiriyoruz. Ayrıca seralarımızda dönemsel olarak karpuz ve kavun üretimi de gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin farklı iklim bölgelerinde konumlanan üretim alanlarımız sayesinde ürünlerimizi en uygun koşullarda yetiştirme imkânına sahibiz. Bu da kalite ve süreklilik açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Toplam ticaretimizin yaklaşık yüzde 25-30'unu kendi üretimimiz oluşturmaktadır. Yeni yatırımlar konusunda yaklaşımımız net: Yeni çiftlikler kurmaktan ziyade, mevcut plantasyonlarımızı modern tarım teknolojileriyle daha verimli ve sürdürülebilir hale getirmeyi, aynı zamanda ürün çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Karasu'da 500 dönüm yeni kivi plantasyonu, Niğde'de ise 500 dönüm elma plantasyonu yatırımı gerçekleştirdik. Üretimimizin önemli bir kısmını hem iç piyasada hem de ihracatta değerlendiriyoruz. Türkiye genelinde 11 büyük şehirde bulunan satış ağımızla ulusal ve yerel zincir marketlere ürün tedarik ediyoruz. Bununla birlikte bugün itibarıyla 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Avrupa pazarında daha etkin olmak adına Bulgaristan ve Romanya'da kurduğumuz şirketler üzerinden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz."
YABAN MERSİNİ İÇİN TEKNOLOJİK ÜS KURDU
Son yıllarda meyvecilik sektörüne teknoloji odaklı yeni yatırımlar da yapılıyor. Alova Farm'ın Yalova'da yaptığı yatırım tam da bu nitelikte. Türk tarımının "mavi mucizesi" diye tanımlanan bir yatırımdan bahsediyoruz. Yatırımları hakkında bilgi veren Alova Farm Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sarılgan, ana odaklarının Premium yaban mersini üretimi olduğunu belirtiyor.
Türkiye'nin teknoloji odaklı en büyük yaban mersini üretim altyapılarından birini kurduklarını belirten Sarılgan, "2025 yılı itibarıyla yaklaşık 150 tonluk üretim hacmine ulaştık. Mevcut yatırım planlarımız doğrultusunda 2028 yılında yıllık yaklaşık 1.000 ton üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyoruz. Şu anda temel ürünümüz yaban mersini olsa da berry kategorisinde farklı türler üzerine Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Biz yalnızca meyve üretmiyoruz; yüksek katma değerli, izlenebilir ve dünya standartlarında bir tarım modeli inşa ediyoruz" diyor. Yeni yatırım planlarından da bahseden Sarılgan, şunları söylüyor.
"Üretim faaliyetlerimizin merkezi Yalova. Şu anda yaklaşık 250 dönümlük alanda, 125 binin üzerinde saksı kapasitesiyle üretim yapıyoruz. Alova Farm'ın en önemli farklarından biri, klasik tarım anlayışının dışına çıkarak marjinal arazileri yüksek verimli üretim alanlarına dönüştürebilmesi. 2022 yılında 5 bin saksıyla başladığımız yolculukta bugün Türkiye'nin en hızlı ölçeklenen agritech yatırımlarından birine dönüştük. Yeni bahçe yatırımlarımız ve kapasite artışlarımız devam ediyor. Önümüzdeki dönemde 250 bin saksılık kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz. Şu an için üretim altyapımız Türkiye merkezli ilerliyor. Ancak Alova Farm'ı yalnızca bir çiftlik değil; teknoloji, genetik, veri yönetimi ve ihracat altyapısını bir araya getiren ölçeklenebilir bir agritech platformu olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda Avrupa, Körfez ülkeleri ve farklı coğrafyalarda teknoloji transferi, stratejik ortaklıklar ve üretim iş birlikleri üzerine çalışmalar yürütüyoruz."
AKILLI SERALARDA BİRÇOK MEYVE YETİŞTİRİYOR
Farklı sektörlerde yatırımları bulunan Lokman Group ise, son yıllarda Elera Tarım şirketiyle meyvecilik sektörüne yaptığı yatırımlarla dikkat çekiyor. Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, topraksız tarım ve akıllı sera teknolojilerinin kullanıldığı tesislerinde; ahududu, çilek, Frenk üzümü ve böğürtlen yetiştirdiklerini belirtiyor. Öz, "Bugün itibarıyla yıllık üretim hacmimiz yaklaşık 260 tona ulaşmış durumda. Üretim yaklaşımımızı kalıntı içermeyen, ihracat odaklı, doğayla uyumlu ve yüksek teknoloji destekli bir model üzerine kuruyoruz" diyor. Elara Tarım'ın üretim faaliyetleri, Antalya'da 60, Afyonkarahisar Sandıklı'da 22 bin metrekare olmak üzere toplam 82 bin metrekarelik modern sera alanlarında gerçekleşiyor. Yeni yatırımlar yapmaya devam edeceklerini belirten Öz, şu bilgileri veriyor:
"2026 yılı itibarıyla üretim alanımızı 300 bin metrekarenin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece topraksız tarım modelinin, akıllı sera teknolojilerinin, sensör tabanlı üretim takibinin, döngüsel su yönetiminin ve sıfır pestisit hedefiyle yürütülen üretim anlayışının daha geniş bir ölçekte uygulanmasını hedefliyoruz. Üretim alanı büyürken sistemin teknolojik kabiliyetini de artırmayı, daha fazla veriyi işleyebilen, kaynak kullanımını daha hassas yöneten ve ürün kalitesini standartlaştırmayı amaçlıyoruz. Bugün itibarıyla tarımsal üretim faaliyetlerimizi Antalya ve Afyonkarahisar'da sürdürüyoruz. Bununla birlikte, yurt dışı üretim yapılanmamızı güçlendirme hedefimiz doğrultusunda, Makedonya'da üretim alanı geliştirilmesine yönelik görüşmelerimiz aktif olarak devam ediyor."
CEVİZ VE BADEM ÜRETİMİNDE BÜYÜK ARTIŞ VAR
Son yıllarda Türkiye'de öne çıkan meyve yatırımlarının başında ceviz geliyor. Bu alanda da en büyük yatırımı Ceviz Üreticileri Derneği'nin başkanlığını da yapan Erba Tarım'ın patronu, eski tekstilci Ömer Ergüder yaptı. Türkiye (Manisa Köprüpaşı), Portekiz ve İspanya'da 4 bin dekar alanda ceviz üretimi gerçekleştiriyor. Türkiye'de ceviz bahçesi kurmaya devam edildiğini belirten Ergüder, "Türkiye'de 170 bin ton ceviz tüketiliyor. Üretim tüketimi karşılamıyor. Yeni bahçeler kurulması gerekiyor. Tüketimin neredeyse üçte ikisi ithal ediliyor. Ceviz stratejik bir tarım ürünü. Hedefimiz cevizde dışa bağımlılığı bitirmek" diyor. Ergüder, ceviz bahçesi yatırımlarına ilişkin şunları söylüyor:
"Özellikle son 15 yılda tarıma ve cevize yönelik çok ciddi bir yatırımcı ilgisi var. Ancak sorun şu ki; bu bahçelerin bir kısmı kulaktan dolma bilgilerle, yanlış yer seçimiyle veya hatalı anaç-çeşit tercihleriyle kuruluyor. Yatırımlar heba olabiliyor. Zeynep Ergüder ile kaleme aldığımız "Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi"ni; ceviz yetiştiriciliğine yatırım yapanların doğru bilgiyle ilerlemesi, verimi artıran yöntemlerle üretim yapması ve bahçelerin bilimsel yöntemlerle sürdürülebilir temeller üzerine kurulması amacıyla hazırladık."
GEÇ ÇİÇEK AÇAN BADEM ÜRETİYOR
Badem alanında önemli yatırım ise genç bir girişimciden geldi. İstanbul Beyoğlu doğumlu olan Sinan Tekinel'in hikayesi herkese örnek olacak özelliğe sahip. Türkiye'nin ünlü genel cerrahlarından biri olan Prof. Dr. Mehmet Tekinel'in oğlu olan Sinan Tekinel, Manisa'nın Salihli ilçesinde 2016 yılında 600 dekar alanda badem bahçesi kurarak işe başlamış. Tekinel sadece bahçe kurmak ile kalmamış aynı zamanda bahçeden çıkan ürünleri markalaştırmış bir isim. Ürettiği ürünleri işleyip Noi Bahçe markası ile tüketiciye ulaştırıyor. Tekinel, bu yatırımı yaparken en önemli konunun tür seçimi olduğunu söylüyor. Bunun meyvesini geçen yıl yaşanan don felaketinde de görmüş. Nitekim don felaketinden seçtiği badem türü nedeniyle en az zararla çıkmış. Yok yılında bile ürün almış. Sinan Tekinel, bahçe kurmak isteyen girişimcilere şu tavsiyelerde bulunuyor:
"Bahçemizde sert kabuklu badem cinslerini seçtik. Bu cinsler yumuşak kabuklu bademlere göre daha geç çiçek açarak don riski daha az oluyor. Bölgenin genel kliması kadar mikro klimada çok önemlidir. Devlet meteoroloji istasyonlarından geçmiş yıllardaki tüm minimum, maksimum ve ortalama değerleri talep edebilirler. Arazi yatırımı yapmadan önce istatistiksel olarak araştırma yapmak gerekir. Tabi her ne kadar tüm doğruları yapsak da günümüzdeki iklim değişikliği bize sürprizler yapabiliyor. Tarımda biz her şeyi doğru yapsak da elimizde olmayan sebeplerden ötürü her sene umduğumuzu bulamayabiliriz. Kesinlikle su olan araziler seçilmesi şarttır. Ticari badem ağaçları bol su ister. Bademin üstündeki cinsler kadar bademlerin anaç seçimi de çok önemlidir. Onu da dikim bölgenize göre seçmeniz gerekir. Ticari badem ağaçlarının toprak altı kılcal damarları dediğimiz badem ağacının beslemesini yapan damarlar ilk 1metre derinliğinde bulunuyor. Yani düzenli su verilmesi ve gübre verilmesi gerekir sağlıklı verim almak için."
İbrahim YUMAKLI / Tarım ve Orman Bakanı
"Araştırma Enstitüleri meyveciliğe yön veriyor"
TAGEM'e bağlı 49 araştırma enstitüsünde araştırıcılar Ar-Ge çalışmaları yürütmekte, bu çalışmaların sonuçları ise Türkiye meyveciliğine yön veren çıktılar içermektedir. Bu araştırma enstitülerinden 19'unda Türkiye'de ticari olarak üretimi gerçekleştirilen meyve türleri ile ilgili sektörün ihtiyaçlarına yönelik araştırma faaliyetleri yürütülüyor. 4 enstitümüzde meyve üretiminde etkin mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi, avcı böcek üretimi, biyolojik preparatların geliştirilmesi vb. çalışmalarıyla meyveciliğe önemli katkılar sağlamaktadır.
Alata Bahçe Kültürleri tarafından geliştirilen çekirdeksiz limon, bu çalışmalara güzel bir örnek. Bununla birlikte Meyvecilik Araştırma Enstitüsü tarafından uzun yıllardır yoğun emek vererek yürütülmekte olan "Ateş yanıklığına toleranslı armut çeşit ıslahı" projesi sonucu armut üretimini tüm dünyada sınırlayan en önemli hastalık olan ateş yanıklığı hastalığına karşı toleranslı 6 adet armut çeşidi tescil edilmiştir.
Elmada bazı biyotik streslere dayanıklı hem çeşit hem de anaç ıslah çalışmalarında önemli bir yol kat edildi. Özellikle elmada ilkbahar geç don zararının en aza indirilebilmesi amacıyla yürütülmekte olan "Geç çiçeklenen elma ıslahı" projesinde tescile aday ümitvar çeşitlerimiz bulunmakta.
Yine üretimde söz sahibi olduğumuz türlerden kirazda ise Meyvecilik Araştırma Enstitüsü tarafından 3 adet kiraz çeşidi, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü (ABAEM) tarafından da 3 adet kiraz çeşidi tescil edilmiştir. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM), Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliği ile "Değişik tropik meyve türlerinin Antalya koşullarında adaptasyonu üzerinde araştırmalar" projesinde guava, litchi, longan, mango, passiflora ve pitaya türlerinde başarılı sonuçlar alınmış, türlerin BATEM adına tescili gerçekleştirilmiştir. Şu an bu türlerde ticari üretime geçilmiş durumda. BATEM tarafından örtüaltı kahve üretimiyle ilgili de çalışmalar yürütülüyor.
Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından geliştirilen ve tescil edilen 33 kayısı çeşidi bulunmakta olup; Malatya'da kurutmalık kayısı bahçelerinin yaklaşık yüzde 60-65'ini Hacıhaliloğlu, yüzde 30'unu Kabaaşı ve yüzde 5'ini Çataloğlu tescil edilen bu çeşitlerinden oluşmaktadır.
Dünyada kuru üzüm üretimi ve ihracatı açısından lider konumda olan Türkiye'de yeni kurulan çekirdeksiz üzüm bağlarının tamamına yakınını TAGEM Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen çekirdeksiz üzüm çeşidi fidanı (Sultan 7) oluşturmaktadır. Sultan 7 üzüm çeşidinin üretime kazandırılmasıyla birim alandan yüzde 30-50'lere varan oranlarda verim artışları sağlanmıştır.
Ülkemizin yıllık yaklaşık 500 milyon dolar kuru üzüm, 150-250 milyon dolar yaş üzüm ihracat gelirinin olduğu düşünüldüğünde Sultan 7 üzüm çeşidi büyük önem taşımaktadır. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü'nde 2008 yılından günümüze kadar devam eden ıslah çalışmaları sonucunda 2018 yılında ilk yerli kivi çeşidi olan "İlkaltın" ve 2019 yılında tozlayıcısı ''Kemalbey'' kivi çeşidi tescil ettirilmiş ve ülkemiz tarımına kazandırılmıştır.
TİGEM çiftlikleri meyve bahçesi oldu
TİGEM çiftliklerinin toplamı 35 idi. Bunlardan 18'i, geçtiğimiz yıllarda özel sektöre 30 yıllığına kiralandı. Devletin elinde de 17 TİGEM çiftliği bulunuyor. Büyük ölçekli tarıma uygun olan TİGEM çiftliklerinin büyük bölümü meyve bahçesine dönüştü. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından kiraya verilen işletmelerde turunçgil, elma, kayısı, kiraz, vişne, üzüm, nar, şeftali, nektarin, badem, ceviz, zeytin, incir, Trabzon hurması, armut, ayva, kivi, kavun, fındık üretimi yapılmaktadır. Kiraya verilen çiftlikler tarımsal faaliyet için kullanılmakta olup kiraya verilen işletmelerde yürütülen faaliyetlerin denetimi, her yıl TİGEM tarafından görevlendirilen heyet tarafından gerçekleştirilmektedir.
Cengiz BALIK / Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı
"Üretici ile koordinasyon halindeyiz"
Ülkemiz meyve üretiminde olduğu kadar ihracatında da güçlü bir pozisyonda yer almaktadır. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği hem kalıntısız meyve üretimi için hem de meyvelerin yurt dışında tanıtımı için büyük çaba harcamaktadır. 4 yıldır sürdürülen "Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi" ile Ege Bölgesi'nin tamamında üretilen meyve ve sebzelerden numuneler alınarak analize verilmekte ve sorun olduğu belirlenen bölgelere yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yurt dışında da son yıllarda özellikle kiraz, incir, nar gibi meyvelerimizin Uzak Doğu ülkelerindeki pazarlara girebilmesi için yoğun çalışmalar yapılmakta, fuarlar ve ticaret heyetleri ile mevcut pazarlar korunurken yeni pazarlar yaratılmaktadır.
Cevdet ÇEKOK / Çekok Gıda CEO'su
"Teknolojiyi iyi kullanıyoruz, markalı meyve satıyoruz"
Tarımda teknolojinin sunduğu tüm imkânları yakından takip ediyor ve üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Bahçelerimizde hastalık ve zararlılara karşı erken önlem alabilmek için erken uyarı sistemleri kullanıyoruz. Dolu riskine karşı dolu topu ve file örtü sistemlerinden faydalanıyoruz. Zirai don riskine karşı ise don pervane sistemleri ve spring (yağmurlama) yöntemlerini kullanarak üretim alanlarımızı koruma altına alıyoruz. Tüm çiftliklerimizde bilgisayar kontrollü damla sulama sistemleri, programlanabilir gübreleme üniteleri ve GPS kontrollü ilaçlama makineleri aktif olarak kullanılmaktadır. Ayrıca hasat süreçlerinde ürün kaybını en aza indiren modern ekipmanlardan yararlanıyoruz. Bunun yanı sıra son üç yıldır, Türkiye'de meyvecilikte öncü bir uygulama olarak bahçelerimizde doğal tozlaşmayı artırmak amacıyla kendi arılarımızı kullanmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu uygulama sayesinde, dekar başına verimliliğimizi artırarak daha rekabetçi olmayı; aynı zamanda ürünlerimizin lezzetini, raf ömrünü ve dayanıklılığını geliştirmeyi hedefliyoruz. Ürünlerimizi, Türkiye'nin dört farklı bölgesinde bulunan toplam 75 bin metrekare kapalı alana sahip modern paketleme tesislerimizde işliyor ve 30 bin tonluk soğuk hava depolama kapasitemizle kaliteyi koruyarak tüketiciye ulaştırıyoruz. Ürünlerimizi hem yurtiçinde hem de yurtdışında Orvita, Ormix ve Orwell markalarımız altında tüketicilere sunmaktayız. Sürdürülebilir tarım anlayışıyla, hem ülkemizin gıda ihtiyacına katkı sağlamaya hem de global pazarlarda büyümeye kararlılıkla devam ediyoruz.
Levent SARILGAN / Alova Farm Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı
"Teknoloji merkezli üretim modeline sahibiz"
Alova Farm'ın temel farkı teknoloji merkezli üretim modeli. Üretimimizi tamamen kontrollü, saksı bazlı ve topraksız tarım sistemiyle gerçekleştiriyoruz. Bu model sayesinde her bitkiyi ayrı ayrı takip edebiliyor; su, gübre ve besin kullanımını optimize edebiliyoruz. Çiftliklerimizde sensör teknolojileri, veri analitiği, otomasyon sistemleri ve dijital üretim altyapıları kullanılıyor. Nem, pH, EC, sulama ve iklim verileri anlık takip ediliyor. Ayrıca uluslararası iş ortaklarımızla birlikte genetik, kalite kontrol ve paketleme teknolojileri alanında da çalışıyoruz. SEKOYA ile yeni nesil bitki genetiği, North Bay ile uluslararası pazar erişimi ve Elifab ile yapay zekâ destekli ayıklama-paketleme teknolojileri üzerine stratejik iş birliklerimiz bulunuyor. İklim krizi artık tarımın en önemli gündemlerinden biri. Biz de üretim altyapımızı iklim dayanıklılığı odağında tasarlıyoruz. Kontrollü sulama sistemleri, özel drenaj altyapıları, koruma sistemleri ve veri odaklı iklim yönetimi sayesinde riskleri minimize ediyoruz. Topraksız ve kontrollü üretim modeli; klasik açık tarıma göre çok daha öngörülebilir, sürdürülebilir ve yönetilebilir bir yapı sağlıyor. Bu sayede kalite standardizasyonunu korurken ürün kayıplarını da ciddi ölçüde azaltabiliyoruz.
Sinan TEKİNEL / Tekinel Tarım (Noi Bahçe) Yönetim Kurulu Başkanı
"Naylon sayesinde ot ilacı atmıyoruz"
Badem ağaçlarımızın altı naylon ile kaplı. Bir tarafı siyah diğer tarafı beyaz olan bir malç naylonu. Bu sayede damlama boruları bu naylonun altında kaldığı için yazın sulama yaparken buharlaşma çok daha az oluyor. Naylonun üstü beyaz olduğu içi güneş ışınlarını yansıtıyor ve ağaçlara gelen zararlıların daha az gelmesine sebep oluyor. Aynı zamanda toprağı daha serin tutmaya yardımcı oluyor yazın kavurucu sıcaklarında. Ve tabi yine en önemli işlevlerinden bir diğeri ise bu naylon sayesinde ot ilacı atmıyoruz. Yabanı ot savaşının bir kısmını bu naylon sayesinde yapıyoruz. Ama tabi sulamadan dolayı ağaçların arası ve naylonun tam bitti yerlerde yine yabani ot çıkıyor. Buraları da yaz boyunca biçiyoruz. Biz bahçe olarak toprağı kontamine eden ve sağlıksız olan ot ilaçlarını kullanmıyoruz.
Ömer ERGÜDER / Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı ve Erba Tarım Yönetim Kurulu Başkanı
"Cevizde tür ve ölçek önemli"
Ceviz bahçesi kurmak, sadece toprağa fidan dikmek değil, yaşayan ve onlarca yıl sürecek bir üretim ekosistemi tasarlamaktır. En hayati önerim; araziyi satın almadan önce mutlaka profesyonel bir ekiple su ve toprak analizi yaptırmalarıdır. İklim verilerini, don riskini, hakim rüzgarları doğru okumadan atılacak her adım, gelecekte milyonlarca liralık zarara yol açar. Ticari üretimde küresel pazarın talep ettiği, standartları belirleyen çeşit Chandler'dır. İklimin ve rakımın uygun olduğu her arazide önceliğimiz Chandler ve onun doğru dölleyicileri olmalıdır. Ancak araziniz yüksek rakımlıysa ve ilkbahar geç donları riski taşıyorsa, daha geç uyanan, yapraklanan Fernor türünü tercih etmek en rasyonel strateji olacaktır. Ceviz, uzun vadeli ve kesinlikle mekanizasyon (makineleşme) gerektiren bir yatırımdır. Traktör, ilaçlama makineleri, silkeleme ve hasat araçları, soyma-kurutma tesisleri gibi sabit yatırımların maliyetini çıkarabilmek ve dünya ile rekabet edebilecek bir birim maliyet yakalayabilmek için profesyonel bir bahçenin en az 100-150 dekar büyüklüğünde kurulmasını tavsiye ediyoruz. Daha küçük ölçekli arazilerde bakım ve makine maliyetleri çok yüksek kalmakta, bu da ticari sürdürülebilirliği zorlaştırmaktadır.
Hatice ÖZ / Elara Tarım Yönetim Kurulu Başkanı
"Uyguladığımız model, su tüketimini yüzde 90 azaltıyor"
Üretim anlayışımız, topraksız tarım ve akıllı sera teknolojileri üzerine kurulu. Seralarda sıcaklık, nem, hava kalitesi ve ortam koşulları sensörlerle sürekli izleniyor. Fanlar, pencereler ve hava sirkülasyon sistemleri bu verilere göre devreye girerek bitkilerin gelişimi için optimum koşulları oluşturuyor. Sandıklı'daki üretim alanlarında jeotermal enerji ve termal ısıtma sistemleriyle sera içi sıcaklık dengeleniyor. Su yönetimi tarafında yağmur ve drenaj suları kayıp olarak görülmüyor; özel tasarlanmış zemin alanlarında toplanıyor, doğal filtrasyon süreçlerinden geçiriliyor, tanklarda depolanıyor ve sensörlerle pH ile tuzluluk değerleri analiz edildikten sonra yeniden üretim sistemine kazandırılıyor. Antalya'daki seralarda ise, çatılardan akan yağmur suları belirli alanlarda toplanarak ters ozmos teknolojisiyle arıtılıyor ve sulama sistemlerinde yeniden kullanılıyor. Bu model, geleneksel tarıma oranla su tüketimini yüzde 90 azaltıyor. Bitki koruma tarafında yararlı böcekler, bitkisel özlü yağlar ve organik içerikli ürünlerle biyolojik mücadele uygulanıyor; sıfır pestisit hedefiyle kimyasal bağımlılığı en aza indiren bir üretim modeli geliştiriliyor.
Tarımın duayeninden öneriler
Alara Tarım, Türk meyveciliği için önemli başarı öykülerinden biri. Şirketin kurucusu Yavuz Taner, 2007 yılında işleri oğlu Kerim Taner'e devretmişti. Kerim Taner de bir süre sonra şirketi yabancı yatırımcılara sattı...
Yavuz Taner, şu sıralar Alara Fidancılık ve 2007 yılında kurduğu Alanar Tarım'la ilgileniyor. Alanar Tarım, ağırlıklı olarak kiraz, Bursa siyah inciri, kayısı, Japon eriği, nar, nektarin, renkli üzüm, elma ve Trabzon hurması üretiyor. Bu meyvelerin hem bahçesini kuruyor hem de fidanlarını geliştiriyor. Manisa, Antalya, Afyon, Bursa, Adana, Çanakkale ve Mersin'de bahçeleri var.
Taner, "Kiraz ve Bursa siyah inciri bizim ilk işimiz. Halen dokuz çeşit meyveyle uğraşıyoruz. Taze paketlemeye uygun, raf ömrü uzun meyve çeşitleri geliştirdik. Japon eriği bahçeleri kuruyoruz. Aynı zamanda fidanlarını da satıyoruz. Bu meyvenin 60 gün depolama ömrü var. Dolayısıyla sezonu uzatıyoruz. Amerikalıların 'wonderful' dedikleri nar çeşidini getirdik. İhracat pazarlarında bu nar çok tuttu. Renkli çekirdeksiz üzüm çeşitlerini getirdik. Renkli üzümler antioksidan özelliği nedeniyle tercih ediliyor" diyor.
Yakında yeniden ihracat atağına geçmeyi planlayan Yavuz Taner, meyvecilik yatırımı yapacaklara ise şu önerilerde bulunuyor: "Bu işe hobi gibi değil bir işletme mantığıyla yatırım yapılmalı. Pazar araştırması yapılmadan işe girişilmemeli. Ölçek ekonomisiyle hareket edilmeli ve modern teknolojilerin kullanılabileceği fidanlar tercih edilmeli. İşi kısmete bırakmamalı, özen gösterilmeli. Yatırımcılar işin uzmanlarından destek almalı. Bu konuda bir örnek vereyim: Ülkemizde ağırlıklı olarak Hicaz narı yetişiyor. Ancak birçok üretici yetişme sırasında tam olarak ağaca bakmadı, doğru hasat yapmadı ve Hicaz narının yüzde 30'u çöpe gitti. Oysa bu ürünün fire oranı yüzde 5'i geçmez. Bu yüzden uzman yardımı şart!.."
EN ÇOK İHRACATI YAPILAN MEYVELER
Mandarin, portakal, limon, greyfurt, kayısı, kiraz, vişne, şeftali, nar, elma, üzüm, portakal, incir, armut, karpuz, fındık, ayva, Antep fıstığı.