Teknolojinin kadın liderleri -1-

GİRİŞ TARİHİ: 14.03.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:18 SON GÜNCELLEME: 16.03.2026 00:01
Kimi büyük kurumlarda teknoloji operasyonlarından sorumlu, kimi teknoloji şirketlerinin C-level yöneticisi, kimi ise teknoloji şirketi kurucusu. Erkek egemen teknoloji sektöründe cam tavanları birer fırsat penceresi olarak gören, zorlukları gelişim fırsatı olarak değerlendiren 35 kadının başarı hikayesi… (Birinci Bölüm)

ÜRÜN DİRİER/ İş dünyasında kadınların kariyer yolculuğu uzun yıllardır üst düzey pozisyonlara ulaşmada yaşanan sorunlara ilişkin "cam tavan" metaforuyla anlatılıyor. Ancak McKinsey ve Lean'in İş Hayatında Kadınlar raporu, sorunun yalnızca üst kademelerde değil, çok daha erken bir noktada başladığını net biçimde ortaya koyuyor. Kariyerin daha ilk basamakları kırık olduğunda yaşanan destek ve fırsat eşitsizliği, kadınların ilerleyen yıllarda liderlik pozisyonlarına ulaşma ihtimalini daha yolun başında sınırlıyor. Bu sorun "Broken Rung" yani "Kırık Basamak" sorunu olarak da biliniyor.

Rapora göre, şirketlerin yalnızca yüzde 54'ü kadınların kariyer gelişimini yüksek öncelik olarak görüyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık söylemi yaygınlığını korurken, bu konuda atılan somut adımların azlığı, özellikle kadın liderliğine yönelik programların geri çekilmesiyle daha görünür hale geliyor. Bu eğilim, 2026 ve sonrası için de yapısal bir risk alanına işaret ediyor.

Kadınların erkeklere oranla daha az kariyer hedefi olduğu algısı ise verilerle örtüşmüyor. Kadınların yüzde 80'i terfi etmek istediğini belirtirken, erkeklerde bu oran yüzde 86. Ancak belirleyici fark motivasyonda değil, erişilen destek düzeyinde ortaya çıkıyor. Kadınlar erkeklerle aynı mentorluk ve yönetsel destek imkanlarına sahip olduğunda, terfi isteği arasındaki fark tamamen ortadan kalkıyor. Başka bir ifadeyle, sorun isteksizlik değil, sistematik destek eksikliğinden kaynaklanıyor. Giriş seviyesinde kadınların yalnızca yüzde 31'i üst düzey bir liderin desteğine sahipken, erkeklerde oran yüzde 45. Bu fark, kariyerin en başında kalıcı bir eşitsizliğin temelini oluşturuyor.

İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, rapordaki bilgilerin kadınların iş hayatında karşılaştığı zorlukların geçici ya da bireysel olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor. Bal'a göre kariyerin ilk yıllarında yaşanan destek eksikliği, yalnızca terfi hızını değil, yıllar içinde liderlik deneyiminin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.

"Kadınların kariyer yolculuğunda yaşanan kırılma, üst kademelerde aniden ortaya çıkmıyor. İlk basamakta verilen ya da verilmeyen destek, yıllar sonra liderlik masasında kimin oturduğunu belirliyor" diyen Bal, bu yapısal sorunun zamanla daha ağır bir tabloya dönüştüğüne dikkat çekiyor ve şunları ekliyor:

"Özellikle dönüşüm dönemlerinde sorumluluk alan ve görev süresi kısa olan kadın liderlerde hem tükenmişlik hem de iş güvencesi kaygısı daha belirgin düzeyde. Ortaya çıkan sonuçlar, liderlikte dayanıklılığın bireysel bir güç meselesi olmadığını, kurumsal sistemler ve destek mekanizmalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. 2026, kadınların kariyer gelişimini yeniden sahiplenmeyen kurumlar için yetenek kaybı ve sürdürülebilirlik riskiyle yüzleşilecek bir eşik olacak."

İş dünyasında "pink-washing" alarmı

AGS Global'in C-Level pozisyonunda görev yapan 135 kadın ve erkek yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdiği "Kadın İstihdamında Türkiye'nin Fotoğrafı" araştırması, şirketlerin kapsayıcı söylemleri ile kadın çalışanların deneyimleri arasında dikkat çekici bir fark olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 91,6'sı kadınların iş gücüne daha fazla katılması gerektiğini düşünüyor. Ancak küresel veriler, mevcut ilerleme hızının yeterli olmadığını gösteriyor. Dünya genelinde tam cinsiyet eşitliğine ulaşmak için 123 yıl daha gerektiği öngörülüyor. Kadınlar yükseköğrenimde erkekleri geride bırakmış olsa da, üst düzey yönetim pozisyonlarında temsil oranı yalnızca yüzde 29,5 seviyesinde.

Kadın yöneticilerin yüzde 63,7'si şirketlerinin cinsiyet eşitliği performansını olumsuz değerlendiriyor. Kadınların kariyer yolculuğunda karşılaştığı en büyük engellerin başında yüzde 54,6 ile ücret eşitsizliği, yüzde 40,9 ile terfi süreçlerindeki görünmez bariyerler geliyor.

Erkek yöneticilerin yüzde 81,8'i çalıştıkları şirketi "kadın dostu" olarak tanımlarken, bu oran kadınlarda yüzde 45,5'e düşüyor. Ayrıca araştırma, şirketlerin yüzde 42,2'sinde kadın çalışanlara yönelik ayrımcılığı önleyecek herhangi bir mekanizmanın bulunmadığını gösteriyor.

AGS Global Araştırma Ekibi'nden Araştırmacı ve Proje Lideri Meltem Toktaş konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor:

"Kadın istihdamının önemine vurgu yapılması kıymetli ancak ücret eşitsizliği ve kariyer basamaklarında yükselme engelleri hala devam ediyor. Pembe yaka dostu yaklaşım yalnızca 8 Mart döneminde değil, yılın her günü şeffaf, ölçülebilir ve hesap verebilir politikalarla desteklenmeli. Aksi halde söylem ile gerçeklik arasındaki boşluk derinleşmeye devam edecektir."

Araştırma sonuçları, kadın istihdamında gerçek bir dönüşümün ancak söylemden eyleme geçilmesi ve yapısal mekanizmaların güçlendirilmesiyle mümkün olacağını ortaya koyuyor.

Fakat burada saydığımız tüm zorlukları birer fırsat ve gelişim fırsatı olarak görmüş ve erkek egemen teknoloji dünyasında en üst basamaklara kadar çıkmayı başarmış kadınlar da var. Bu dosya onlar için…

İŞNET'TE DİJİTALLEŞME VE VERİMLİLİĞİ ARTIRDI

Aytül SEPETCİ/ İşNet Genel Müdür Yardımcısı

Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği mezunuyum. Marmara Üniversitesi'nde tamamladığım MBA programı ile teknik altyapımı iş yönetimi perspektifiyle güçlendirdim. Kariyerime üretim planlama alanında başladım; bu dönem bana disiplinli düşünmeyi, kaynakları etkin yönetmeyi ve sonuç odaklı çalışmayı öğretti. İşNet çatısı altında 20 yılı aşkın süredir farklı görevlerde sorumluluk üstleniyorum. Bu süre boyunca ekiplerle birlikte değişimi sahada gözlemleme ve süreçleri deneyimleme fırsatı buldum. Bugün görev aldığım pozisyonda analitik yaklaşımı insan odaklı bir liderlik anlayışıyla birleştirerek kurumun sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayan çalışmalara destek oluyorum. Bilgi Teknolojileri sektörüne mühendislik disiplininin kazandırdığı analitik bakış açısıyla girdim. Teknik altyapıyı anlayan ve iş önceliklerini birlikte değerlendirebilen bir perspektif geliştirmek benim için kritik oldu. Finans sektörüne yönelik bulut ve güvenli altyapı projeleriyle kurumların regülasyonlara uyum süreçlerine destek olurken, e-dönüşüm alanında kurumların dijitalleşmesine ve operasyonel verimliliklerine katkı sunan projelerde yer aldım. Kurum içinde fırsat eşitliğini güçlendiren uygulamalar ve kadın temsilinin yönetim kademesinde artması, kültürel dönüşümün önemli göstergeleri arasında. İşNet'te kadın çalışan oranının yüzde 34,5'e, yönetim kademesinde kadın temsil oranının yüzde 55'e ulaşması ve Kadın Liderler Gelişim Akademisi kapsamında 102 kadın çalışma arkadaşımızın liderlik eğitimi alması, bu dönüşümün somut çıktıları arasında bulunuyor. Teknoloji sektöründe kadın temsili, özellikle karar alma mekanizmalarında henüz arzu edilen seviyede değil. TÜBİSAD'ın 2024 BİT sektörü verilerine göre Türkiye'de bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe kadın çalışan oranı yüzde 26 seviyesinde. TÜİK verilerine göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadın oranı yüzde 20,6. Bu tablo, kadınların karar alma süreçlerinde daha güçlü ve sürdürülebilir biçimde yer alabilmesi için yetki ve sorumluluk alanlarının genişletilmesi gerektiğini gösteriyor. Karşılaşılan zorlukları kişisel bir mücadele alanı olarak değil, yapısal bir dönüşüm ihtiyacının göstergesi olarak değerlendirdim. Yetkinlik, tutarlılık ve ekip başarısını önceleyen bir yaklaşım en güçlü karşılık oldu.

E-TİCARETİN DÖNÜŞÜM LİDERİ

Nihal Dindar AKIN/ n11 CEO'su

Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra ETH Zürich'te yüksek lisans ve doktora yaptım. Akademi benim için sadece bilgi üretmek değil, küresel ölçekte değer yaratmak anlamına geliyordu. Veri işleme ve analitik alanında uluslararası laboratuvarlarla yürüttüğüm projeler ve yayınlar, teknolojiye bakışımı derinleştirdi. Doktora sonrasında MIT'de post-doc'a hazırlanırken, hayatımın yönünü değiştiren bir karar aldım ve yönetim danışmanlığına geçtim. McKinsey İstanbul'da sekiz yılı aşkın süre çalıştım; farklı sektör ve coğrafyalarda dönüşüm projelerine liderlik ettim. Associate Partner olarak görev yaparken Getir'den gelen teklif ile icra tarafında liderliğe geçtim. 2022 Ekim'den bu yana da n11 CEO'su olarak şirketin dönüşüm ve büyüme yolculuğunu yönetiyorum. Teknolojiyle ilişkim çok erken yaşlarda başladı. Programlamaya ortaokul yıllarında başladım; algoritma kurmanın ve bir problemi kodla çözülebilir hale getirmenin heyecanı beni hep motive etti. McKinsey'de geçirdiğim yıllar boyunca 50'den fazla şirketin dijitalleşme ve büyüme stratejilerinde rol aldım. Ancak bir noktada, strateji üretmenin ötesine geçip doğrudan sorumluluk almak istedim. Getir'de dönüşüm lideri olarak başladığım görev, kısa sürede n11'de CEO'luk sorumluluğuna evrildi. n11'de önceliğimiz; operasyonel disiplini güçlendirmek, teknolojik altyapıyı sadeleştirmek ve şirketi daha çevik, daha verimli bir yapıya taşımaktı. Teknoloji ve e-ticaret hâlâ ağırlıklı olarak erkek egemen sektörler. Türkiye'de bilgi ve iletişim teknolojileri alanında çalışanların yaklaşık yüzde 31'i kadın. Küresel ölçekte bu oran daha da düşük. Elbette zaman zaman kendinizi daha fazla ispat etmeniz gereken anlar oluyor. Aynı etkiyi yaratmak için bazen daha fazla efor harcamanız gerekebiliyor. Ancak benim yaklaşımım net oldu; masada yer almak için değil, masaya değer katmak için çalıştım. Kadın liderliğinin getirdiği empati, çok boyutlu düşünme ve uzun vadeli perspektif organizasyonlara ciddi güç katıyor. Doğru ekipler ve doğru kültürle çalıştığınızda cinsiyet değil, katkı konuşuluyor. Asıl dönüşüm de burada başlıyor.

BİRÇOK İLKTE İMZASI VAR

Feray KARAMAN/ Casper Pazarlama ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. Kariyerime 1999 yılında, üniversite 3. sınıf öğrencisiyken Global Menkul Değerler'de Ekonomist Yardımcısı olarak başladım. 2001 yılında Casper'a katıldım ve o günden bu yana şirketin farklı alanlarında görev aldım. Dış ticaret, tedarik zinciri, operasyon, ürün geliştirme ve pazarlama süreçlerinde sorumluluk üstlendim. Bugün Pazarlama ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak; hem stratejik karar mekanizmalarında hem de büyüme süreçlerinde aktif rol almaya devam ediyorum. Casper'daki 25 yıllık kariyerim, bana şirketin tüm süreçlerini uçtan uca deneyimleme ve kararların sahadaki karşılığını görme imkânı verdi. Bir iktisat mezunu olarak ilk deneyimimi finans alanında edindim. Sonrasında büyümenin ve dönüşümün merkezinde olmak istediğimi fark ederek teknoloji sektörüne yöneldim. 2001 yılında Casper, büyüme potansiyeli çok yüksek, güçlü bir girişim olarak öne çıktı. Şirketin gelişimine ve Türkiye'nin en sevilen bilgisayar markalarından biri haline gelmesine tanıklık etme isteği bu sektöre atılmamda belirleyici oldu. Casper'a katıldıktan sonra şirketin büyüme ve dönüşüm projelerinin birçok aşamasında farklı sorumluluklar üstlendim. Türkiye'de teknoloji alanında birçok "ilk"e imza atan lansmanları hayata geçirdim. Örneğin, tüketici ve kurumsal segmente hitap eden Nirvana ile oyun ve performans markamız Excalibur'un kuruluş süreçlerini; sloganından marka amblemine, konumlandırmasından ürün portföyü stratejisine kadar uçtan uca tasarlayarak hayata geçirdim. Bugün geldiğim noktada en çok önemsediğim konu, kurduğumuz sistemlerin kişilere bağlı olmadan çalışabilir hale gelmesi ve bu sistemleri yönetecek liderleri yetiştirmek. Casper'ın 35 yıllık teknoloji yolculuğunda farklı dönemlerde alınan stratejik kararlarda aktif rol almak ve şirketin kurumsal kapasitesini güçlendiren yapılar inşa etmek, kariyerimde önem verdiğim başlık oldu. Teknoloji sektöründe bir kadın olarak güçlü yönlerimizi doğru ifade etmenin, sonuç ve operasyon yönetimindeki sabrı ve sezgiyi avantaja dönüştürmenin önemli olduğuna inanıyorum.

KARMAŞIK YAPILARI KOLAYCA ÇÖZÜYOR

Şirin AKTAŞ/ Danone Türkiye, Orta Asya, Kafkasya ve İran IT & Data Direktörü

Ben eğitimi ve kariyeri boyunca teknoloji ile daha iyi bir gelecek yaratmayı amaç edinmiş bir teknoloji lideriyim. 25 yılı aşkın süredir; FinTech'ten FMCG'ye, telekomdan global operasyonlara kadar geniş coğrafyalarda dijital strateji, teknoloji liderliği ve veri yönetimi alanlarında görev aldım. Bugün Danone Türkiye, Orta Asya, Kafkasya ve İran IT ve Data Direktörü olarak bölgesel dönüşüm programlarını yürütüyor, teknolojiyle iş stratejisini tek bir omurgada buluşturan organizasyonlara liderlik ediyorum. Kariyerimi dönüşüm ve etki yolculuğu olarak görüyorum; yaptığım işin insanlara, topluma ve ekosisteme değer katması benim için gerçek başarı ölçütü. Teknoloji dünyasına güçlü bir merak ve öğrenme tutkusu ile adım attım. Kariyerim boyunca beni en çok motive eden şey; karmaşık yapıları sadeleştirmek, iş süreçlerini dönüştürmek ve teknoloji aracılığıyla kurumlara sürdürülebilir değer katmak oldu. Garanti Teknoloji ile başlayan yolculuğum; Koç.net, Turkcell, Unilever, Edenred ve bugün Danone'de farklı coğrafyalarda devam ediyor. ERP dönüşümlerinden veri stratejilerine, altyapı modernizasyonundan çoklu kanal yapılara uzanan geniş bir dönüşüm yelpazesinde ekiplerle birlikte çalıştım. Bu süreçlerde şunu çok net gördüm: Dönüşüm teknik bir konu değil, insan odaklı bir yolculuk. "Yola çıkınca yol sana görünür" sözü benim kariyerimi en iyi anlatan cümlelerden biri. Teknoloji yolculuğuma öğrenme merakıyla başladım. Akranlarımın ve kadınların az olduğu bir alanda network mühendisi olarak uzmanlaşırken; bitmeyen bir merak, dönüşüme duyduğum tutku ve 'yeniyi öğrenme – mevcut olanı daha iyiye taşıma' isteği bana sürekli yön verdi. Erkek egemen bir sektörde asıl odaklandığım konu, farklılığımı nasıl koruyacağım ve avantajıma çevireceğim oldu. "Benzemek" yerine kendi liderlik tarzımı inşa ettim. Çok katmanlı düşünebilme, empati, pragmatizm ve kriz anlarında dayanıklılık gibi kadın liderliğin doğal güçlü yanlarının iş hayatında ciddi bir değer yarattığına inanıyorum.

MOTİVASYONU İNSAN HAYATINI İYİLEŞTİRMEK

Gamze ARBAK/ Philips Türkiye Genel Müdürü

ODTÜ Biyoloji Bölümü'nden mezun oldum. İnsanlara dokunan işler yapma hayaliyle çıktığım bu yolculuk, beni sağlık teknolojilerinin tam kalbine taşıdı. Yaklaşık 25 yıldır bu alanda farklı sorumluluklar üstlenirken, her adımda insanların hayatını nasıl daha iyi hale getirebileceğimizi düşünerek ilerledim. 2007 yılında Philips'e katıldım. Doğu Avrupa'da satış ve pazarlama rolleriyle başlayan kariyerim; Orta Doğu ve Türkiye'de Ultrason Pazarlama Direktörlüğü, ardından Türkiye Sağlık Sistemleri Pazarlama Direktörlüğü ile devam etti. Bugün ise Philips Türkiye Genel Müdürü olarak çalışıyorum. Profesyonel rolümün ötesinde, iş dünyasında ve toplumda daha geniş bir etki yaratmak benim için her zaman önemli oldu. Bu doğrultuda TÜSİAD Hollanda Çalışma Grubu Başkanı olarak Türkiye–Hollanda ilişkilerinin güçlenmesi için çalışıyor, Dutch Business Association Turkey'deki Genel Sekreterlik görevimle de iki ülke arasındaki iş birliklerini destekliyorum. Bu sektöre olan yolculuğum, genetik alanına duyduğum güçlü merakla ODTÜ Biyoloji Bölümü'nü seçmemle başladı. O yıllarda genetik henüz bugünkü kadar yaygın ve görünür bir alan değildi; ancak bilimin insan hayatını dönüştürme gücüne duyduğum inanç ve doğrudan fayda yaratma isteği, kariyer yönümü daha o dönemde şekillendirdi. Kariyerimin başında tek ve büyük bir nihai hedefim yoktu. Bunun yerine kendime her zaman aşama aşama, zorlayıcı ama ulaşılabilir hedefler koydum. Her bir hedefi gerçekleştirdikçe bir sonrakine odaklandım. En temel motivasyonum ise yaptığım işin en iyisini yapmak ve sürekli kendimle yarışmak oldu. Philips Türkiye'nin ilk kadın Genel Müdürü olmak benim için hem büyük bir gurur hem de uzun yıllara yayılan disiplinli ve aşamalı hedef yaklaşımımın somut bir çıktısı. Kadın yöneticilere dair görünür ya da görünmez bariyerlerle ve ön yargılarla karşılaşmak mümkün. Ancak ben bu engelleri hiçbir zaman durmam gereken noktalar olarak görmedim; aksine gelişmem gereken alanlar olarak değerlendirdim. Kariyerimin ilk yıllarında, özellikle teknik ve ticari rollerde, yetkinliğimi kanıtlamamın daha uzun sürdüğü durumlar olabiliyordu. Bu süreçte en güçlü yaklaşımım işime hâkim olmak, veriye dayalı konuşmak ve sürdürülebilir sonuçlar üretmek oldu. Zaman içinde performansın ve tutarlılığın, önyargılardan çok daha güçlü bir dil oluşturduğunu deneyimledim.

İNOVASYON VE AR-GE GURUSU

Banu DAL/ Obase Kurucu Ortağı

Akademik yolculuğum, matematiğin evrensel dilini teknolojiyle birleştirme tutkumla şekillendi. İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği Bölümü'nü tamamlamamın ardından, yine aynı fakültede Sistem Analizi üzerine yüksek lisans yaparak uzmanlığımı pekiştirdim. Profesyonel hayatıma 1989 yılında otomotiv sektöründe adım attım. Ancak 1995 yılı, kariyerimin en heyecan verici dönüm noktası oldu; Obase'in kurucu ortağı olarak teknoloji dünyasındaki yolculuğuma başladım. Uzun yıllar, perakende başta olmak üzere farklı sektörlerin dijital dönüşüm süreçlerinde stratejik danışmanlık rollerini üstlendim. Obase Ar-Ge Merkezi çalışmalarına, inovasyon ve ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlıyorum. İş hayatının yanı sıra felsefe ve psikoloji gibi disiplinlerle ilgileniyor, edindiğim birikimi mentorluk çalışmalarımla genç yeteneklere aktarıyorum. Obase olarak yerel bir girişimden halka arz edilmiş ve global pazarlara teknoloji ihraç eden bir başarı hikayesi yazdık. Sektöre girişimiz, Türkiye'nin dijital dönüşümünün ilk tohumlarının atıldığı bir döneme denk geldi. Perakende süreçlerini uçtan uca otomasyona geçiren karar destek sistemlerini inşa ederken, veri ambarı ve elektronik raf etiketi gibi o gün için devrim niteliğinde olan projeleri ülkemize kazandırdık. 2001 yılından itibaren telekomünikasyon, finans ve lojistik gibi kritik sektörlere de hizmet vermeye başladık. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, 2012 yılında tescillenen Ar-Ge merkezimizle birlikte kendi teknolojimizi üretir hale gelmemizdir. Bugüne kadar 200'ün üzerinde Ar-Ge projesini tamamlayıp büyük kısmını ticarileştirerek ekonomiye kazandırdık. Akademik katkıya verdiğimiz önem çerçevesinde 31 bildiri, 14 makale yayının yanı sıra akademik ve profesyonel platformlarda elde ettiğimiz ödüller ve bugün Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık bir şirket olmamız, bu istikrarlı büyümenin en somut göstergeleridir. Teknoloji dünyası, halen erkek egemen yapının ağırlığını hissettirdiği bir alan. İş hayatına başladığım yıllarda bir kadın olarak hem teknik süreçlerde hem de stratejik kararlarda varlık göstermek, çeşitli toplumsal ön yargıları beraberinde getiriyordu. Bu süreçteki en büyük zorluk, profesyonel yetkinliğin bazen cinsiyet rollerinin gölgesinde kalmasıydı. Ancak uzmanlığın ve üretilen değerin her türlü ön yargıyı zamanla kırdığına şahitlik ettim.

İŞİ GÜVENLİK TEKNOLOJİLERİ GELİŞTİRMEK

Burcu BALKIŞ/ Exim Genel Müdürü

Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun olduktan sonra, iş dünyasına daha bütüncül bir perspektifle bakabilmek için Bahçeşehir Üniversitesi'nde MBA yaptım. Kariyerim boyunca ürün yönetimi, pazarlama stratejileri ve uluslararası satış alanlarında farklı görevler üstlendim. 2014 yılında Exim'e katıldım. Satış ve pazarlama yöneticiliğinden başlayarak iş birimi liderliği ve direktörlük görevlerini yürüttüm. 2021 yılından bu yana ise Genel Müdür olarak görev yapıyorum. 1988 yılında Hitay Holding çatısı altında kurulan ve Türkiye'yi barkod uygulaması ile tanıştıran Exim, bugün güvenlik teknolojilerinde global çözümler sunuyor. 60'tan fazla ülkeye güvenlik teknolojileri çözümleri ihraç ediyoruz. Yaklaşık 12 yıl önce Exim'e katılmamla birlikte güvenlik teknolojileri alanında yeni bir yolculuğa başladım. Şirket içinde farklı görevlerde yer alarak hem operasyonel süreçleri hem de stratejik karar mekanizmalarını yakından deneyimleme fırsatı buldum. Küresel ölçekte kadınlar teknoloji iş gücünün yalnızca yaklaşık üçte birini oluşturuyor ve liderlik rollerinde bu oran daha da düşüyor. Türkiye'de de benzer bir tablo söz konusu. Güvenlik teknolojileri sektöründe de kadın yönetici olmak çoğu zaman daha fazla hazırlık, daha net bir duruş ve daha güçlü bir kararlılık gerektiriyor. Bazı ortamlarda kendinizi daha fazla kanıtlama ihtiyacı hissedebiliyorsunuz. Ancak ben her zaman engellere değil, yetkinliğe ve sonuç üretmeye odaklanmayı tercih ettim. Karşılaştığım zorluklar beni daha disiplinli ve dayanıklı hale getirdi. Bununla birlikte kapsayıcı bir kurum kültürünün varlığı, bu süreci bireysel bir mücadeleden çıkarıp sistematik bir destek mekanizmasına dönüştürüyor. Exim'de kadın çalışan oranının yüzde 50'nin üzerinde olması tesadüf değil. Bu noktada Hitay Holding'in fırsat eşitliğine verdiği önemin anlamlı bir katkı sağladığına inanıyorum. Güvenlik teknolojileri sektörü hala büyük ölçüde erkek egemen bir alan. Kadınların üst düzey rollerde yer alabilmesi için yalnızca bireysel çaba yeterli olmuyor, gerçekten alan açılması ve güven duyulması gerekiyor. Çünkü kadınlar liderlik pozisyonlarına geldiklerinde, başkalarının da ilerleyebilmesi için alan yaratıyorlar.

TÜRKİYE'DE VERİ ODAKLI KARAR ALMA KÜLTÜRÜNÜN ÖNCÜLERİNDEN

Mine TAŞKAYA/ GTech Kurucu Ortağı ve YASAD Yönetim Kurulu Başkanı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra IBM, Koç Sistem gibi firmalarda çeşitli roller üstlendim. Teknolojinin yalnızca bir operasyon aracı değil, stratejik karar mekanizmalarını dönüştüren bir güç olduğuna kariyerimin erken döneminde tanık oldum. Özellikle veri analitiği ve iş zekâsı alanında dünyada yükselen trendleri yakından takip ederek bu alanda Türkiye'de öncü bir yapı kurma hedefiyle girişimcilik yolculuğuma başladım ve GTech'i kurdum. 2000 yılında, veri odaklı karar alma kültürünün Türkiye'de henüz gelişmekte olduğu bir dönemde kurdum şirketimi. Başlangıçta global çözümlerin temsilciliği ve danışmanlığı ile yola çıktık. Ancak çok kısa sürede yalnızca uygulayan değil, geliştiren bir şirket olma hedefiyle Ar-Ge yatırımlarına ağırlık verdik. Bugün GTech; finansal teknolojiler ve analitik alanında ürün geliştiren, bankaların en kritik altyapısı olan ana bankacılık sistemlerini sunan, bankacılık analitik altyapısı, açık bankacılık ve dijital bankacılık çözümleri üreten bir teknoloji şirketi konumunda. Avrupa'dan Afrika'ya, CIS'den Türki Cumhuriyetleri ve Körfez Bölgesi'ne uzanan bir coğrafyada hizmet veriyoruz. Kariyerimin ilk yıllarında teknoloji sektörü daha erkek egemen bir yapıdaydı. Buna rağmen çalıştığım kurumsal yapılarda cinsiyet nedeniyle geri planda kaldığımı hissetmedim; kapsayıcı kurum kültürünün bu noktada belirleyici olduğunu düşünüyorum. Ancak kendi işimi kurduğum dönemde, girişimci kimliğimle bazı önyargılarla karşılaştığım zamanlar oldu. Özellikle müşterilerin teknoloji ekiplerinin büyük ölçüde erkeklerden oluştuğu ortamlarda kendinizi daha net ifade etmeniz, teknik derinliğinizi daha güçlü ortaya koymanız gerekebiliyor. Bugün ise iş dünyasında kadın liderliğine yönelik algının önemli ölçüde değiştiğini gözlemliyorum. Türkiye'de teknoloji alanındaki kadın lider oranının birçok ülkeye kıyasla daha ileri seviyede olması da umut verici.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.