“Fiyatlama felci” uyarısı

GİRİŞ TARİHİ: 30.07.2026 GİRİŞ TARİHİ: 13:26 SON GÜNCELLEME: 31.07.2026 00:01
Orta Doğu’da jeopolitik gerilimin tırmanmasıyla 100 dolar sınırına dayanan petrol, reel sektörden kamu bütçelerine tüm makro dengeleri sarsıyor. Petrol şokunun “fiyatlama felci” riski taşıdığı, şirketlerin yatırım kararlarını ertelettiği ve merkez bankalarının hareket alanlarını daralttığı vurgulanıyor.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA/ Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili de 91 dolar civarında alıcı buluyordu. Petrol fiyatlarının bu yükselişinde, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatını aksatabileceği endişesiyle, Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukasının ardından Babülmendep Boğazı'nda artan güvenlik riskleri etkili oldu. Dünya enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma riskinin Kızıldeniz'e de sıçraması petrol arzına ilişkin endişeleri artırırken, fiyatların beklenenden daha sınırlı yükselmesinde fiziki arzın güçlü seyrini koruyacağı beklentisi rol oynadı. Hatırlanacağı üzere, geçen hafta Uluslararası Enerji Ajansı'ndan (IEA) yapılan açıklamada Hürmüz ve Babülmendep boğazlarına yönelik güvenlik risklerine rağmen Körfez ülkelerinin petrol ihracatının yüksek seyrini sürdürdüğü vurgulandı. Açıklamada, ham petrol piyasalarının şu aşamada bazı dengeleyici unsurlardan destek almaya devam ettiği belirtilirken, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez üreticilerinin önemli miktardaki petrolü Hürmüz Boğazı dışındaki alternatif güzergahlar üzerinden küresel piyasalara ulaştırmayı sürdürdüğü, ayrıca boğazdan da sevkiyatların devam ettiği aktarıldı.

Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki risklerle fırlayan petrol fiyatlarının, küresel ekonomiyi yeni bir türbülansa sokacağı endişesi yaşanıyor. Uzmanlar, petrol fiyatları şokunun şirketlerden merkez bankalarına tüm bütçeleri olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık ve makas açıklığının şirketleri bilanço, merkez bankalarını faiz sınavına soktuğu vurgulanıyor. Petrol şokunun "fiyatlama felci" riski taşıdığı, şirketlerin yatırım kararlarını ertelettiği, merkez bankalarının hareket alanlarını daralttığı vurgulanıyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin dış ticaret açığını büyüttüğü, döviz talebini arttırdığı ve cari dengeyi zayıflattığı belirtiliyor.

Petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesine çıkması "fiyatlama felci/fiyatlama tıkanması" uyarılarını gündeme getiriyor. Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, petrolün ulaştığı seviye kadar, bu seviyeye hangi hızla geldiğinin de önem taşıdığının altını çiziyor. Fiyatın üç hafta içinde 70 dolardan 100 dolara yükselmesinin, maliyet tahminlerini, nakit akışı projeksiyonlarını ve bütçe varsayımlarını hızla bozduğuna dikkat çeken Kurt, "Oynaklığın artması riskten korunma maliyetlerini de yükseltiyor. Opsiyon primleri pahalanıyor ve şirketlerin finansal korunmaya en fazla ihtiyaç duyduğu dönemde bu korumanın maliyeti de artıyor. Belirsizlik büyüdükçe beklemenin ekonomik değeri artıyor. Alıcı fiyatların gerilemesini beklerken satıcı yeni maliyet artışlarından çekiniyor. Taraflar kendilerini korumak amacıyla fiyat makaslarını genişletiyor, işlem hacmi azalıyor ve karar alma süreçleri yavaşlıyor. Fiyatlama felci bu noktada ortaya çıkıyor. Benzer bir eğilim yatırımlarda da görülüyor. Enerji maliyetlerinin hangi seviyede dengeleneceği öngörülemediğinde şirketler, hatalı maliyet varsayımlarıyla uzun vadeli yatırım yapmak yerine kararlarını ertelemeyi tercih edebiliyor" diyor.

"ABD'DE, EYLÜLDE FAİZ ARTIRIMI BEKLENTİSİ OLUŞTU"

İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı Harun Raşit Demircan ise, temmuz ayı öncesinde petrol fiyatlarının tekrar 70 dolar seviyelerine gerilemesinin, Merkez Bankalarının olası gevşeme adımları atacağına dair beklentileri artırdığını hatırlatarak, şunları söylüyor:

"Ancak Temmuz ayında risk primlerinin yükselmesi fiyatları olumsuz etkiledi. Türkiye başta olmak üzere enerjiye bağımlı bölgelerde sıkılaşmanın devam edeceğine dair endişeler artmış durumda (Avrupa Merkez Bankası dahil). Fed tarafında ise olası riskler tahvil faizlerine yansımış durumda. ABD 10 yıllıkları 4,71 seviyesine ulaştı. Bu gelişme, eylül ayında yaklaşık yüzde 80 oranında faiz artırımı geleceğine dair beklenti oluşturmuş durumda."

PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞ "EK CARİ AÇIK!" DEMEK

Yeni Orta Vadeli Program (OVP) hazırlıkları sürerken, jeopolitik riskin petrol fiyatlarına yansımasının da dikkate alınması gerekecek. Hatırlanacağı üzere OVP'de 2026 için Brent petrol varsayımı 65 dolar, enerji ithalatının 63 milyar dolar, cari açığın 22.3 milyar dolar olarak yer almıştı. Çok değil bir ay öncesinde ABD-İran anlaşmasının yarattığı rüzgarla, petrol fiyatlarındaki gerileme "bahar havası" yaratmıştı. Öyle ki, petrol fiyatlarındaki gevşemenin yılın ikinci yarısında enerji ithalatı faturasını 2-3.5 milyar dolar aşağı çekebileceği konuşuluyordu. Petrol fiyatlarındaki düşüşün enflasyon ve cari açık üzerindeki olumlu etkisi haberlere konu oluyordu. Tablo değişince, petrol fiyatlarındaki artışın ekonomiye olumsuz etkileri yeniden gündeme taşındı. Demircan, günlük 1 milyon varil net petrol ithal eden bir ekonomi için varil fiyatındaki 10 dolarlık artış, ithalat miktarı değişmezse bir ayda yaklaşık 300 milyon dolar, bir yılda ise 3.65 milyar dolar ek enerji faturası yarattığını vurguluyor. Yerel para biriminin aynı dönemde değer kaybetmesi bu yükü daha da büyüttüğünün altını çizen Demircan, "Enflasyon tarafında akaryakıtın yanı sıra elektrik, taşımacılık, gıda ve üretim maliyetleri üzerinden dolaylı etkiler oluşur; vergi ve sübvansiyonlar geçişi yavaşlatabilse de şok uzadıkça etkisi genişler" ifadelerini kullanıyor.

Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt ise, Türkiye için kullanılan genel hesaplamalara göre petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın, yıllık cari işlemler açığını yaklaşık 2.5 milyar dolar yükseltebileceğini vurguluyor. Kurt, "Doğalgaz fiyatlarının petrole bağlı kontratlar üzerinden gecikmeli biçimde etkilenmesi ve toplam enerji faturası dikkate alındığında yük daha yüksek seviyelere ulaşabilir.

Hesaplamalara göre petrol fiyatındaki her 1 dolarlık artışın Türkiye'nin yıllık enerji faturasına yaklaşık 400 ila 450 milyon dolar ekleyebileceğine işaret ediyor. Bu hesaplama petrolün yanında petrole endeksli doğalgaz maliyetlerini ve dolaylı enerji etkilerini de içeriyor" şeklinde konuşuyor.

Enerji maliyetinin yüzde 30 yükseldiği ve stok süresinin değişmediği bir senaryoda işletme sermayesi ihtiyacının da benzer ölçüde büyüyebileceğini dile getiren Kurt, "Bu durum şirketlerin kredi limitlerini, finansman giderlerini ve nakit akışını doğrudan etkiliyor. Backwardation yapısı şirketleri stok azaltmaya yöneltiyor. Gelecekte teslim edilecek petrol bugünkü petrolden daha ucuz olduğunda yüksek maliyetli stok taşımak cazibesini kaybediyor. Şirketlerin stoklarını azaltması kısa vadede nakit ihtiyacını sınırlasa da fiziksel tamponları zayıflatıyor ve sistemi yeni arz şoklarına karşı daha kırılgan hale getiriyor" diyor.

Harun Raşit Demircan da petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmaların, şirketlerin aynı miktarda stok ve üretimi finanse edebilmek için daha fazla nakit bulundurmasını gerektirerek işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını belirtiyor. Demircan, "Özellikle havacılık, taşımacılık, petrokimya, plastik, gübre ve enerji yoğun sektörlerde hammadde, yakıt, navlun ve teminat maliyetleri yükselirken; vadeli işlem ve korunma maliyetlerinin artması da likidite üzerinde ek baskı oluşturur. Şirketler bu maliyetleri nihai ürün fiyatlarına yansıtmaya çalışsa da fiyat değişimlerinin çok hızlı olması hâlinde maliyet artışı ile satış fiyatı güncellemesi arasında zaman farkı oluşur ve kar marjları daralır" şeklinde konuşuyor.

Petrol fiyatlarındaki artış, şirket bütçeleri ve yatırım kararlarının gözden geçirilmesine neden oluyor. TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş da, petrol fiyatlarının firmalar açısından, özellikle de havayolu firmaları açısından çok önemli bir maliyet kalemi olduğuna dikkat çekiyor. Firmaların piyasayı çok yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Aktaş, "Firmalar yeni senaryoya göre bütçelerini hazırlamalı. Petrol fiyatlarının bugünkü seviyelerden daha yukarıya çıkacağını düşünüyorlarsa, futures piyasalarda uygun pozisyon alabilir. Bunu yapmayan firmalar ister istemez çok ciddi risk almış olur" diyor.

THY Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker de geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada petrol fiyatları 70 dolardan 80 dolara çıktığında, uçak yakıtı maliyetlerinin aylık 100 milyon dolar yükseldiğini, petrol fiyatlarındaki artışların bütçe hedeflerini doğrudan etkilediğini söylemişti. 2026 yılı için uçak yakıtını 6.2 milyar dolar olarak bütçelediklerini belirten Şeker, güncel projeksiyona göre bu yılki uçak yakıtı maliyetlerinin 8.5 milyar doları bulacağını, 2-2.5 milyar dolar ilave maliyetin söz konusu olacağını kaydetmişti. Şeker, "Uçak yakıtının yol açtığı ekstra yükün bir bölümünü başka gelir artışlarıyla kompanse etmeye çalışıyoruz. Ayrıca, harcamalarımızı kısıyoruz. En kritik olanlar dışında inşaat yatırımlarımızı öteledik" ifadelerini kullanmıştı.

Dinçer KURT / Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı

"Hürmüz sorunu çözülmedikçe jeopolitik risk primi petrolün içinde kalır"

Petrol piyasasındaki oynaklığı ölçen OVX endeksi de 60 seviyesine çıkarak hisse piyasası oynaklığının üç katını aştı. Vadeli fiyat eğrisi contango yapısından backwardation yapısına döndü. Yani yakın vadede teslim edilecek petrol, ileri vadeli petrolden daha pahalı hale geldi. Dizel marjları rekor seviyelere çıkarken Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlerin navlun maliyetleri alternatif rotaları kullanan tankerlerin iki katını aştı. İran ile ABD arasındaki anlaşmazlığın kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve tanker geçişlerinin hangi koşullarda sürdürüleceği. İran kontrollü ve ücretli bir geçiş rejimi talep ederken ABD serbest seyrüsefer ilkesini savunuyor. Haziran ayında imzalanan mutabakatta bu konunun açık bırakılması, uzlaşmanın kalıcı hale gelmesini zorlaştırdı. Boğazın statüsü ve tanker güvenliği konusunda kalıcı bir çerçeve oluşmadıkça jeopolitik risk primi petrol fiyatlarının içinde kalacaktır. Petrol fiyatlarındaki yükseliş dış ticaret açığını büyütüyor, döviz talebini artırıyor ve cari dengeyi zayıflatıyor. Kur üzerinde oluşabilecek ilave baskı, enerji şokunun enflasyon etkisini güçlendiriyor. Petrol piyasasındaki mevcut oynaklık şirket bilançolarını, kamu bütçelerini, para politikasını ve genel fiyatlama davranışını aynı anda etkiliyor.

Harun Raşit DEMİRCAN / İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı

"Geçici fiyatlama tıkanması yaşanabilir"

ABD-İran gerilimi tanker geçişlerini ve arz güvenliğini tehdit etmeye devam ettiği sürece hem oynaklık hem de vadeler arasındaki makas yüksek kalabilir; buna karşılık kalıcı bir ateşkes ve sevkiyatların normalleşmesi risk priminin hızlı biçimde geri çekilmesine neden olacaktır. Petrolde yüksek oynaklık ve genişleyen makas yalnızca maliyetlerin artması anlamına gelmez; asıl sorun, geleceğe yönelik fiyat oluşumunun bozulmasıdır. Şirketler yakıt, navlun, üretim ve stok maliyetlerini sağlıklı öngöremediği için bütçe yapmakta, fiyat belirlemekte ve yatırım kararı almakta zorlanırken, korunma işlemlerinin maliyeti de yükselir. Kamu tarafında ise enflasyon, vergi geliri, enerji sübvansiyonu ve cari denge tahminlerinin hata payı büyür. Bu ortam uzun sürerse şirketler fiyat vermeyi geciktirebilir, daha kısa vadeli sözleşmelere yönelebilir veya maliyetlerin üzerine yüksek güvenlik marjı ekleyebilir. Dolayısıyla tam anlamıyla bir "fiyatlama felci" olmasa da, karar alma süreçlerinin yavaşladığı ve fiyatların ekonomik temellerden çok risk primiyle belirlendiği geçici bir fiyatlama tıkanması yaşanabilir.

Prof. Dr. Murat YÜLEK / OSTİM Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi

"Karar alıcıların işini zorlaştırıyor"

İsrail ve ABD'nin Orta Doğu'daki saldırıları ve İran'ın karşı koyması 2026'nın ikinci çeyreğinden itibaren petrol fiyatlarında çok şiddetli dalgalanmalar oluşturuyor. Özellikle ABD yönetiminin öngörülebilirliğin ortadan kalkması karar değişikliğine gitmesi risk algısını artırarak spot fiyatlarla vadeliler arasındaki marjı da büyütüyor. Şirketler ve devletler açısından enerji fiyatları ve dış ticaret dengesindeki öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor. Uluslararası mal ve hizmet fiyatlarının normalde belirlenmesini zorlaştırarak genel olarak birçok sektörde fiyatlamalarda yüksek dalgalanmalara sebep oluyor. Tüm bunlar hem şirketler hem de devletler için bütçe yapımını ve makro ekonomik denge tahminlerini bilimsel bir süreçten neredeyse kahinliğe dönüştürdü. ABD Başkanı Trump'ın başlattığı bu kelebek etkisi, hem girdi fiyatlarında (seviye ve değişim oranı olarak) hem çıktı fiyatlarındaki oynaklık ve rassallığın artışı üzerinden karar alıcıların işini çok zorlaştırıyor.

Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi

"90 doların üzeri Türkiye için ciddi sıkıntı"

Petroldeki yüksek oynaklık ve açık makas sadece petrol fiyatları açısından önemli değil. Petrol, enerji maliyeti demek. Petrol fiyatları, enerji ithalatçısı olan Türkiye açısından da çok önemli. Petrol fiyatlarındaki artış Türkiye'nin dış ticaret açığını, cari açığını olumsuz etkiliyor. Petrol fiyatları faizden enflasyona kadar her şeyi etkileyebilen bir kalem. Petrol fiyatlarını eğer söylendiği gibi 90 doların üzerinde kalması, hatta 120 doları görmesi Türkiye açısından çok ciddi sıkıntılar yaratabilir. ABD-İran savaşı devam edecek olursa, petrol fiyatlarında 120 dolarlar bile görülebilir. Bu da ister istemez Türkiye'de enflasyonun yüksek seyretmesine ve faiz indirimine gidilmemesine yol açacaktır. Şu anda bu belirsizliğin sıkıntılarını yaşıyoruz zaten. Yüksek fiyatların devamında, Türkiye'nin büyüme açısından sıkıntılı bir sürece gireceğini, büyüme hızının düşeceğini ve buna bağlı olarak işsizliğin de yüksek seyredeceğini öngörebiliriz.

Ali Arif AKTÜRK / Enerji Uzmanı

"Çiftçi dizeldeki fiyat artışından etkilenecek"

Ukrayna'nın Rusya'daki 20'ye yakın rafineriyi vurması, Rusya'nın ürün ihracatına kısıtlamalar getirmesi, Rusya'da tarım sezonunun özellikle tarladaki buğdayın biçilmesi için dizele olan talep, Nijerya'daki rafineride bakım onarım çalışmaları, Hindistan'daki rafinerilerin ürün ihracatındaki kısıtlar, son dönemde başta dizel ve jet yakıtı olmak üzere rafineri ürünlerinde ciddi sıkıntılar yarattı. Spread'ler, rafineri marjları çok arttı. Bu da tabii ister istemez pompadaki fiyatları etkiliyor. Kamuoyunun artık akaryakıt ürünlerinin de kendi içinde bir dengesi olduğunu anlaması gerekiyor. Özellikle dizelde fiyatlar, crack spread ve rafineri marjlarının çok artması nedeniyle yükselecek. Türkiye'de de tarımda dizel kullanımı var. Özellikle ağustos ayında mahsul toplanmaya başlanacak. Çiftçi de ister istemez bu artıştan etkilenecek. Kış dönemi de bazı sıkıntıları beraberinde getirecek. Petrol, akaryakıt ürünlerine, doğalgaz sıkıntısı da eklenecek. Eylülden itibaren Avrupa ülkeleri yeraltı depolarına gaz atmaya başlayacak. Bu taleple birlikte gaz fiyatları da ister istemez artacak. Bunları hep birlikte değerlendirdiğimizde, bu yıl Türkiye'nin cari açığının 70-75 milyar doları aşacağı aşikar.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.