Sadece birkaç saatlik uçuş mesafesinde milyonlarca insana ulaşabilen çok özel bir coğrafi konumdayız. Bu büyük avantaj Türkiye’yi Orta Koridor’da da son derece önemli bir yere taşıyor. Geleceği doğru okuyan lojistik firmaları bu sıralar büyük bir yatırım atağı içinde. Yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımları sektörün geleceğini adeta yeniden şekillendiriyor…
Türkiye 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat hacmine ulaşırken, 1 Ocak 2026 itibarıyla vergilendirme aşamasına geçen AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Türk ihracatçısı için karbon emisyonlarını dijital ve denetlenebilir biçimde yönetmeyi küresel rekabetin ön şartı haline getiriyor.
Avrupa Birliği’nin yeni sanayi stratejisi kapsamında öne çıkan “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesi, Türk sanayisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu gelişmenin özellikle ihracat odaklı sektörler için yeni fırsatlar yaratacağını ve Türkiye–Avrupa sanayi entegrasyonunu daha da güçlendireceğini belirtti.
2025 son çeyreğinden itibaren düşüş trendine giren ve ‘Dijital Altın’ olarak nitelendirilen Bitcoin, 126 bin dolardan 63 bin dolara kadar geriledi. Bu düşüşün daha ne kadar süreceği merak konusu. Piyasada yüzde 100 boğa veya ayı garantisinin olmadığını belirten uzmanlar, 2026'da kötümser senaryoda 40 bin dolara kadar geri çekilmeyi, iyimser senaryoda ise 200 bin dolara kadar yükselişi olası görüyorlar.
Turkcell, 2025 yılına ilişkin operasyonel ve finansal sonuçlar ile 2026 yılının stratejik hedeflerini açıkladı. Yıl boyunca önemli yatırımlara imza attıklarını söyleyen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, “Turkcell olarak ’daha fazla bit, daha az watt’ yaklaşımı doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarında ölçeğimizi büyütmeye devam ettik. Rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerimizin toplam aktif kapasitesi 87 MW seviyesine ulaştı. 2026’da da enerji verimliliği odağımızı koruyarak yenilenebilir enerji kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz” dedi.
Barış zamanında konfor sunan altyapılar, kriz anında birer bağımlılık zincirine dönüşebilir ve bağımlılık kriz gelene kadar görünmezdir… NATO eski Genel Sekreteri Stoltenberg’in bu uyarısı, bugün veri egemenliği tartışmalarının tam merkezinde. Egemen devlet artık ‘egemen veri’ ile tanımlanıyor. Stratejik bir beka meselesi haline gelen bu konuda yerli teknoloji kullanmak da artık yeterli değil…